1 Kasım 1948 : Milli Eğitim Bakanlığı

15 Şubat 1949'dan itibaren okullarda isteyenlerin din dersi takip edebileceklerine karar verdi.
27 Aralık 1949 tarihinde Türkiye ve ABD hükümetleri arasında “Eğitim Komisyonu” kurulmuş dört Türk
dört Amerikalıdan oluşan komisyon
ülkemizdeki eğitim kurumlarında yabancı dilde eğitim verilmesi kararını almıştır.(
Bu kısmı altta özel olarak detaylandıracağım)
1 Şubat 1949 : İlkokullarda ihtiyari olarak din dersi okutulmasına karar verildi.
30 Mart 1949 : Bayar

Balıkesir'de yaptığı konuşmada: "Laiklik

vicdan hürriyetine dayanan Cumhuriyet Rejiminin teminatı olarak programımızdadır." dedi.
3 Nisan 1949 : Bayar

Bursa'da konuştu: "Evet

biz Müslüman’ız ve Müslüman olarak kalacağız. Şunu ehemmiyetle ve ısrarla tekrarlamak isterim ki

laiklik prensibi

buna asla engel değildir. Bilakis vicdanlara hükmedilmesine müsaade etmeyen bir prensiptir. Bugün bizi

inandığımız gibi ibadetten alıkoyan hiçbir kimse yoktur ve hiçbir zamanda olmayacaktır."
24 Nisan 1949 : Bayar

Ankara'da laiklikle ilgili konuşma yaptı.
4 Haziran 1949 : Ankara'da İlahiyat Fakültesi kurulmasına dair kanun kabul edildi.
Yukarıda detayladıracağımı belirttiğim kısma yeniden dönelim ve derlemelerimize devam edelim.
26 Şubat 1946 Kahire Anlaşmasından hareketle Türkiye'de 27 Aralık 1949 Anlaşması gereğince bir komisyon kurulmuştur.
Bunun adı :«
Türkiye'de Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu» (
Fulbright)dur.
Bu Komisyon

«
T.C.Hükümeti tarafından sağlanacak paralarla finanse edilecek eğitim programının idaresini kolaylaştırmak için ihdas ve tesis edilmiş bir teşekkül olarak Türkiye Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri Hükümetleri tarafından» tanınmıştır.
Bu anlaşmanın5. maddesine göre
«
Komisyonun 4'ü T. C. vatandaşı ve 4'ü Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olmak üzere 8 kişiden oluşmaktadır.»
Bunlara ek olarak ABD

Türkiye'deki diplomatik heyetinin başı komisyonun başkanıdır.Ve alınan

alınacak olan kararlarda oy hakkına sahiptir.Komisyon karar ve davranışlarında ABD Dışişleri Bakanına karşı sorumludur.Komisyon

tıpkı Amerikan askerî üstlerinde olduğu gibi :
«
Türk Hükümetinin himayesinde
her türlü Türk denetiminin dışında
Türk Eğitimi hakkında araştırma yapması
bilgi toplaması
gerekli Amerikan memurlarını uzman ve araştırmacı olarak okul
üniversite ve Bakanlıklara yerleştirmesi ve benzeri faaliyetlerini kolaylaştırmak amacını sağlamak için getirilmiştir.»
Türk Hükümetine bu komisyonun çalışmalarını kontrol ve denetleme hakkı dahi verilmemiştir.
Türk vatandaşı olarak komisyona atanan 4 üyenin Amerika Hariciyesince kabul edilir kişiler olması doğaldır. Ulusal eğitimde

eğitim plânlamasından öğretmen yetiştirilmesine ve programların geliştirilmesine kadar yabancıların karışması

akıl alacak işlerden değildir.
Bu yüzden bugün

örneğin okul programlarımız toplum ve ülkenin gerçek ihtiyaçlarından ve ulusal çıkarlara uygunluktan alabildiğine uzaklaşmıştır. 1962 yılında Amerikalı uzmanlarla geliştirilen

1968 yılında aynı uzmanlarla bir sefer daha gözden geçirilen"
İlkokul Müfredat Programı"nı bir örnek olarak ele alalım.
Eski programdan Bağımsızlık
Devletçilik Lâiklik
Devrimcilik
Fransız devrimi
Reform hareketleri
Halkın aydınlatılması
Ulusal ekonomi
Devletin vatandaşlara karşı görevleri... gibi konular çıkarılmış
yeni programa
Unesco
Nato günü
Demokrasi
Dinsel bayramlar... gibi konular eklenmiştir.
Amerika ile ilgili konular genişletilmiştir.
Böylece Türktoplumunun muhtaç olduğu

uyanık

üretici

bağımsızlıktan yana

devrimci insan yetiştirme amacı yerine
Amerikaya bağlı
toplum ve ülke çıkarlarının pekfarkında olmayan
geleneklere bağlı ve genel olarak tüketici insanlar yetiştirilmesi amacına yönelinmiştir. Türkiye'nin «
tüketim toplumu» haline getirilmesi

ABD'nin ticaret

ekonomi ve politika çıkarları için çok elverşlidir.
Buna

Amerika kaynaklı filmler

foto romanlar

vur-kır edebiyatı da eklendiğinde

tasarlanan ve uygulanan plânın ciddiliği daha iyi ortaya çıkar.
Türkiye'nin bütünikokullarında uygulanan ve süttozu

yağ

peynir

un gibi maddelerle desteklenen Beslenme projesinin yıkıcı etkileri daha fazladır.
Beş milyondan fazla ilkokul öğrencisi

ABD'nin üretim artığı bayat gıda maddeleriyle beslenirken

çok sayıda zehirlenme olaylarıyla karşılaşılmıştır.
Eğitim ve kültür etkilerinin derinliği de hesaba katılırsa

bu projelerin yarattığı manevi zehirlenmenin

görülen maddi zehirlenmelerden çok daha feci olduğu anlaşılır.
«Beslenme maddelerimizi bile bize ABD veriyor!» kanısının sürekli olarak beş milyondan fazla körpe Öğrenciye kazandırılması

ulusal kimliğin bozulmasına yol açar.
Bütün bu etkilemelerin genel amacı

ABD'nin ekonomi ve politika alanındaki çıkarcı girişimlerine kitlelerin kafasında uygun bir ortam hazırlamaktır ve Türk eğitimindeki ABD projeleri bunu fazlasıyla gerçekleştirmektedir. Böyle bir afetle savaşan öğretmenlere karşı

çoğunluğu karacahil olan halk kışkırtılmakta ve sık sık «
Amerika gitsin de Rusya mı gelsin?» sorusu ortaya atılmaktadır.
Halbuki Türkiye öğretmenleri

ulusal bağımsızlığı vazgeçilmez bir ilke olarak benimsemişlerdir.
Ayrıca öğretmenler

eğitim ve kültürde içe kapanıklığı da savunmuyorlar. Elbet dış ilişkiler yoluyla

yardımlaşma ve etkileşme kaçınılmaz derecede gerekli ve faydalıdır.
Ancak

bunların tek yanlı olmaktan çok

karşılıklı olması ve baskı biçiminedönüşmesinin mutlaka önlenmesi gerekmektedir. Alman ve Belçika uzmanlarının

özellikle mesleki teknik öğretimin kurulmasındaki etkileri de Türk eğitimine zararlı olmuştur.
Özellikle Türk tarımının ihtiyaçlarıyla ilgisi sağlanmadan

.alabildiğine işbölümüne dayalı ve Türkiye ihtiyaçlarından hayli yukarı düzeyde kurulan ve bir «
politeknik» nitelikten yoksun olan mesleki teknik öğretim kurumları

buralardan yetişen «
kalifiye» işçi ve teknikerlerin yurt dışına

özellikle sistemin alındığı
Almanya ve Belçika'ya işçi olarak gitmesine yol açmıştır.
Bir teknik okul öğrencisinin yıllık gideri 23.000.— TL. dır. Sanat Enstitüsünü bitirenlerin bugün % 62'si yurt dışında işçi olarak çalışmaktadır.
İçerde kalanların da çoğu polislik

garsonluk

otel kâtipliği ve ilkokul öğretmenliği gibi işlere dağılmışlardır. Büyük şehirlerdeki tamirhanelerde bile sanat enstitüsü mezunlarına çok seyrek olarak rastlanmaktadır. Halbuki bunlar teknik alanlarda çalıştırılmak üzere yetiştirilmişlerdi. Bu yüzden bugün toplum

bu okullara öğrenci vermemektedir.
Tamamı için bakınız...
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
****************
Peki :«
Türkiye'de Birleşik Devletler Eğitim Komisyonu» (
Fulbright) hala devam ediyor mu?
İşte yanıtı.
Fulbright Bursları:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
************
Ayrıca bakınız...
ATATÜRK DEVRİ TÜRK EĞİTİMİ-III
(Prof.Dr.Mustafa ERGÜN)
"Mister Con Dövi'nin muhabir-i mahsusumuza beyanatı"

Tanin gaz.

21.8.1924. " Profesör Con Dövi ve maarif teşkilâtımız".
...........
Dârülfünun'da 1925 yılı için 13 yabancı profesör

üç tane de teknisyen istihdam edilmesi düşünülüyordu. Fransa

İsviçre ve Belçika'dan getirtilecek bu uzmanlar için davet girişimlerini Bakanlık yapacaktı. Gerçekten de

özellikle Fen Fakültesi için Fransa'dan birçok profesör ve öğretmenler getirtilmiş

bunlar Enstitülerde çalışmışlardır.
...........
John Dewey:
"Mister Con Dövi'nin muhabir-i mahsusumuza beyanatı"

Tanin gaz.

21.8.1924.
"Profesör Con Dövi ve maarif teşkilâtımız". Vatan gaz.

27.8.1924.
"Amerikalı Profesör Con Dövi(John Dewey) fikirlerini izah ediyor"

Tanin gaz.

16.8.1924. 27.8.1924.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
****************
Köy Öğretmeni Yetiştirme çabaları
Mustafa Necati Bey'in
J.Dewey'nin önerilerine göre açtığı

ancak tarım çalışmaları ve diğer uygulamalı dersler

öğretmen ve araç-gereç yokluğundan dolayı güçlendirilemediği için başarısız olan Kayseri-Zencidere Köy Öğretmen Okulu 1932 yılında

Denizli Köy Öğretmen Okulu da 1933 yılında kapatıldı.
Atatürk Döneminden Günümüze Cumhuriyetin Eğitim Felsefesi Ve Uygulamaları Sempozyumu
Gazi Eğitim Fakültesi
16-17 Mart 2006
ANKARA