Yurdumuzu ve ulusumuzu kurtarıp bilimin ve teknolojinin son gereklerine göre çağdaş bir devlet kurarak lâik cumhuriyeti yönetim biçimi olarak getiren Büyük ATATÜRK ´ün beden olarak aramızdan ayrılışının 72. Yıldönümündeyiz. Kendimizi eleştirip sorgulayarak

tutumumuzu gözden geçirip yargılayarak gerçekçi sonuçları tartışmalıyız. Neler yapmalıydık

neler yapmamalıydık? Atatürk´e yaraşır oluşumlar gerçekleştirdik mi? O´nun önerilerini ve özlemlerini yaşama geçirebildik mi? Varlık nedenimiz ilkelerini koruyup güçlendirdik mi? Bunlara ve benzer sorulara doyurucu yanıtlar verebileceğimiz kanısında değilim.AB´ye girmek için yaranma ödünleriyle ABD´ni arkamızda bulmak için dayatmalarına katlanmak

aykırı ve sakıncalı önerileriyle isteklerine

öne sürdükleri koşullara tepkisiz kalmak siyasal iktidarın karakterine uysa da ulusalcı bir anlayışla bağdaşması olanaksızdır. Özellikle 1950´den sonraki olaylara eğilirsek sorumluluğumuz

kusurumuz

suçluluğumuz daha belirginleşir. Ezanın ve Anayasa dilinin Arapçaya dönüştürülmesi

köy enstitüleriyle halkevlerinin kapatılması

başta Başbakanlar siyaset adamlarının köktendinci akımlara ödünle destek vermesi

ekonomik yönden dışa bağımlılığı getiren borçların artması

partizanlık

aşiret ağalığıyla tarikat şeyhliğini koruyan feodal yapının sürmesi bu çağdışılıkların getirdiği sayısız sakıncaların yaşanmasına neden olmuştur.
Kötülükler giderek büyümüş

cumhuriyetin erdem olduğunu kavrayacak olgunluğa erişemeyenlerle birleşen karşıtları Türk Devrimi´yle kaynağı Atatürk İlkelerini kötüleyerek

takiyyelerle

yükümlülüklerini yerine getiremeyen beceriksiz

sözde devlet adamlarının aymazlıklarıyla yönetimi ele geçirmişlerdir. Varlıklarını sürdürüp amaçlarına ulaşmak için de Ulusal Kurtuluş Savaşı yenilgisiyle Lozan´ın yitiklerini unutamayan batılıların elverişli aracı olarak onların buyruklarını yerine getirmeyi görev bilmişlerdir.
Batılıların korumasına girerek hem onların dediklerini

hem kendi özlemlerini gerçekleştirmeye koyulmuşlardır. Bu olumsuzlukları tepkisizlik

suskunluk ve donuklukla izleyenler de destekçi durumuna düşmüşlerdir.
Atatürk�ün başında bulunduğu 15 yılı da kapsayan 27 yılı kötüleyerek işbaşına gelenler

Atatürk�ü Koruma Yasası çıkarmak zorunda kalmışlar

günümüz iktidarı da Atatürk�ün fotoğraflarını isteksiz yeni Türk Lirasına koydurmuştur.Devrim Yasaları uygulanmamakta

başta öğretim birliği olmak üzere laik cumhuriyeti çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracak her atılımdan dönülmektedir.Devletin tekliği

ülkenin tümlüğü

ulusun birliği tehlikededir.
Cumhuriyeti yozlaştırıp niteliklerinden uzaklaştırmak için her tür girişime rastlanmakta

ulus-devlet yapısından

ulusallıktan

ulus oluşumundan

yurttaşlıktan vazgeçilmesi

alt- üst kimlik karmaşasıyla ulusun çoğunluğu içindekiler azınlık yapılmaya

azınlıklar da kışkırtılmaya çalışılmaktadır.Evrensel ilkeleri ulusallaştırarak dinci baskıcı kişisel yönetimin yerine halk yönetimini

eşitlikçi yurttaşlar düzeni cumhuriyeti getiren

kendini sürekli yenileyen Türkiye�mize özgü düşün dizgesi olan Atatürkçülüğün tam bağımsızlık

özgürlük

bilimsellik

akılcılık

barışçılık

ahlak

adalet

devrimcilik

yurtseverlik

insanlık

çalışkanlık

devingenlik olduğu unutulup yerine ılımlı İslam adı altında dinci biçimsel bir cumhuriyet

bir imam ya da şeyh devleti önerilmektedir.Siyasallaşan islamın

köktendinci terörün neden olduğu vahşetler belleklerdeki sıcaklığını korurken sonu kestirilmez kötülüklere adım atılmaktadır. 12 Eylül�de Atatürk�ün kurduğu Dil Kurumu ile Tarih Kurumu kimlik değişikliği yapılarak üyelerinin elinden alınmış

Rektörlerin sıkmabaşlılara selam vereceği söylenerek üniversitelere başlayan saldırı yargıyı da içine alarak Silahlı Kuvvetlere kadar uzanmıştır. Liberalleşme

globalleşme

küreselleşme ile güdülme

uyduluk

uşaklık

bağımlılık

soygun

tutsaklık düzeyinde savunulmakta

demokrasi ve insan hakları adına AB ile ABD�nin dayatmaları sineye çekilmektedir.
Özgürlükle hiç ilgisi olmayan sıkmabaş

peçe

çarşaf giyimi

türbe ve tekke alışkanlığı demokrasi kötüye kullanılarak yaygınlaştırılmaktadır. Köktendinciliğin

iktidarın kökü olan şeriatçılığın simgesi olduğundan savunulmakta ve direnilmektedir. Özetle

Cumhuriyetçilik

milliyetçilik

Halkçılık

devletçilik

laiklik

devrimcilik

Atatürk�ten ne kalmışsa hepsi atılmaya

geçersiz ve değersiz kılınmaya bağlı tutulmaktadır.
Aydın geçinenlerle

aydın sanılanların kimi de bu oluşumlara destek vermekte

kimileri de ilgisiz ve tepkisiz zavallı seyirci durumunda küçülmektedir.
Anayasa suçlusu iktidar

laik cumhuriyet karşıtlığını Anayasa değişiklikleriyle

cumhuriyeti niteliklerinden soyutlama girişimleriyle göstermektedir. Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapılanmaları bu yoldaki çabalarının sorumluluklarından kurtulmak içindir.
ATATÜRK�ÜMÜZ
Ülkemizi yayılmacı

emperyalist dış güçlerle işbirlikçi yönetimin kötülüklerinden kurtaran

müdafaa-i hukuk ruhu ve kuva-yı milliye ateşinin zafere ulaştırdığı Ulusal Kurtuluş Savaşı�yla her alanda tam bağımsızlığı

özgürlüğü

ulusal egemenliği ve aydınlanmayı amaçlayan

savaşların kartalı

barışın güvercini Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK tüm ulusal varlıklarımızın ve değerlerimizin simgesi

Türkiye aydınlanmasının kaynağı

Türkiyemizle özdeşleşerek kurumlaşan ilkeler anıtıdır. Ölüm-kalım savaşını kazanarak bize yurdu armağan eden

yoktan var ettiği ulusumuzu ümmet karanlığından çıkaran

aklın ve bilimin egemenliğini benimseyen laik Türkiye Cumhuriyetini kuran

ilkelerinin temelini oluşturduğu Türk Devrimi�yle sonsuza değin bağımsız yaşama gerekleriyle donatan üstün nitelikli evrensel bir kişidir. Askerlikten siyasete

eğitimden ekonomiye

sanattan spora her alanda gerçekleştirdiği atılımlarla çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkardığı toplumsal yapımızın mimarı

ahlakı

adaleti

eşitliği

devingenliği özetleyen önderimizdir. Demokrasiyi cumhuriyetle yaşama geçiren

tutsak uluslara örnek çabalarıyla dünyanın beğenisini toplayan en büyük Türk

en çağdaş milliyetçi

insanlık ülküsünün en içtenlikli ve en yürekli savunucusudur.
İnsanımızı kula kul olmaktan kurtarmış

İslamiyetin bayraktarlığını yapan Türk Ulusu�na katkılarıyla Müslümanlığa büyük yararı dokunmuştur. Çanakkale

Sakarya ve Dumlupınar savaşlarıyla kutsal toprakların yabancıların eline geçmesini önlemiş

soy ve inanç ayrımı gözetmeksizin ulusun öğesi olan bireylerin tüm özgürlüklerini kullanmalarını sağlamıştır. Varlık nedenimiz

yaşam felsefemiz ilkeleriyle övüncümüz

kıvancımız

onurumuzdur. O�nun buyruklarını

önerilerini ve özlemlerini yerine getirmek bu topraklarda yaşayan herkesin insanlık ve yurttaşlık borcudur. �Ne mutlu Türk�üm diyene!� özdeyişinin engin anlamı

insancıl yaklaşımı

savaşarak ölen anzakların topraklarımızda gömülü olmaları nedeniyle evlatlarımız sayılmasına ilişkin güzel sözleri hepimizi gönendiren yüceliğinin kanıtlarından kimileridir. Yapısı

karakteri

anlayışı

yaşamı

ve eserleriyle hepimiz için tanımsız bir örnek olan ATATÜRK�ü önder ve öncü olduğu

etkisi ve katkısı bulunduğu olaylarla birlikte günümüzün sisli ortamında bir kez daha ayrıntılarıyla topluma sunan Sayın Osman OY�un yapıtını beğeniyle karşıladım. Şeyhülislamın ölüm fetvasına

Padişah-Halifenin idam fermanına aldırmadan ulusunun başına geçip tüm güçlükleri

isyanları ve ihanetleri göğüsleyerek dünyanın �İmkansız!� dediği Türk Mucizesi�ni başaran Mustafa Kemal

her yönüyle insanlığı renklendiren unutulması olanaksız kişilerden biridir. �Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Ulusu denir� sözüyle hiçbir ayrım gözetmeden tüm yurttaşları birleştirmesi

�Yurtta barış

dünyada barış� özdeyişiyle barışçılığının evrensel boyutlarını belirtmesi

�Yaşamda en gerçek yol gösterici bilimdir� vurgulamasıyla akla

bilgiye

çalışmaya

ahlak ve adalete gönderme yapması hepimizi derinden düşündürmeli

özellikle soy ve inanç ayrımıyla devletimizin tekliğine

ülkemizin tüm�lüğüne

ulusumuzun bir�liğine yönelik terör eylemli bölücülük ve yıkıcılık çılgınlıklarının köktendinci

laiklik karşıtı gericilik kalkışmalarıyla tırmandığı günümüzde ulusumuz için bir ışık olarak algılanmalıdır.
Beynimizi ışıklandıran

yüreğimizi sıcak tutan sevgisi ve saygısıyla içtenlikli bağlılığımız gerçek onurumuz

çocukları olmakla duyduğumuz haklı gurur özbenliğimizi dokuyan özgücümüzdür. Soylu yaşamı

ulusumuz için verdiği uğraşlarla öğrettiği dersler bin kez daha kucaklayıp her zaman birlikte olmamızı sağlamaktadır. Atatürk�ümüzü anıyor

arıyor ve özlüyoruz. AB dayatmaları

ABD baskıları

düşünce ve inanç sömürüsü

ayrılıkçı ve bölücü terör

insan hakları ve demokrasinin kötüye kullanılması

ılımlı İslam devleti çabalarıyla birer birer düşürülmeye çalışılan kaleleri ancak Atatürkçülükle koruyabiliriz. Atatürk�le birlikte olmak

Atatürk�te anlaşmak

Atatürk�te birleşmek

Atatürk�te büyümek

Atatürk�te çoğalmak

Atatürk�te güçlenmek ve Atatürk�le yücelmektir. Atatürk�ü anlamak

değerini bilmek

sevmek ve saymak için insan olmak

insaflı olmak

adam olmak yeter. Yinelemekle mutluyum: Türkiye Atatürk�tür

Atatürk Türkiye�dir. Ne mutlu Atatürk�ü olanlara ve Atatürkçü olanlara.
MÜCADELE