![]() |
Forum |
Portal |
İlim Yuvası |
Video/Klip |
Kurallar |
Performanslar
|
Ödüller |
Gazeteler |
Facebook Sayfamız
|
Futbol Tahmin Oyunu |
Alexa |
Bize Yazın
|
|
|||||||
| Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi | |||
![]() |
|
|
|
| ||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Biçimsiz Taş Altında İsimsiz Cellatlar
— Ama unutma! Cellâtların mezar taşlarında dahi isimleri olmaz. Kararlı mısın? — Olsun Cellât Arapçada Umûmiyetle Hırvat dönmeleri veya çingenelerden seçilen cellâtlar BALIKHÂNE KASRI 16. yy da bostancı ocağına bağlı bir de cellât ocağı kuruldu. İlk kurulduğu zamanlar cellât ocağında 5 cellât mevcut iken —Bostancıbaşı! Götürün şu mendeburu Balıkhâne Kasrı’na. Pâdişâhın gür sesiyle söylediği bu cümle [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ECEL ŞERBETİ Bostancıbaşı Üç gün boyunca bu zindanın soğuk odalarında âkıbetini bekleyen mahkûmun CELLÂT ÇEŞMESİ Dünyadan son nasîbi olan buz gibi şerbeti içen mahkûm KERÂMET KAVUKTA Sultan 2. Mahmut’un sadrazamı Mehmet Emin Rauf Paşa da Balıkhâne Kasrı’na kapatılanlardan. Hâlet Efendi’nin hışmına uğrayıp 1818 de 3 gün bu kasrın karanlık odasında ecel teri döktükten sonra —Kallâvî kavuğun böylesine yakıştığı bu başa nasıl kıyılır? Rauf Paşa zâten affedilecekti. Lâkin padişah bunu lâtif bir sebebe bağlayarak iltifatta bulunmuştu. Böylece Rauf Paşa BOSTANCI FIRINI Balıkhâne Kasrı’na kapatılan son devlet adamı ise 1822 de azledilen Sadrazam Hacı Salih Paşa idi. Îdamdan güç belâ kurtulmuştu. Sarayda böyle kötü bir şöhrete sahip Balıkhâne Kasrı Mahkûmlar için “Balıkhâne” korkunç bir kelime idi. “Götürün Balıkhâneye” sözü Balıkhâne Kasrı ve Bostancı Fırınından başka Fatih’ten beri birçok mahkûmun son nefeslerini verdiği bir diğer mekân da Yedikule Zindanları. Ve îdamların infâz edildiği Zindan Kulesi. Bizanslı mahkûmlardan Osmanlılara kadar birçok zavallının ölüm çığlıklarının duvarlarına sindiği bu korkunç kule ![]() Siyâsî suçluların kellesi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ÎDÂM ŞEKİLLERİ Yeniçerilerin kellesi Hânedân mensuplarının ise aslâ kanı akıtılmaz Cellâtlar Îdâm edilecek şahıs KAPI ARASI Devlet adamlarının Sarayın en mühim kapısı Bâbusselâm Kapının adı Bâbusselâmdı. Ve ancak bu kapıdan geçtikten sonra selâmete eriyorlardı devlet adamları. Padişah selâmlanarak girildiği için Bâbusselâm ismini alan ve Orta kapı olarak da bilinen bu kapının sağlı sollu dehlizleri Bâbusselâm’ın sağ tarafında kulenin altında BOSTANCIBAŞI Saray bahçelerinin CELLÂTLAR Îdâmına hükmedilecek şahıs CELLÂT KARA ALİ Osmanlı târihindeki en meşhur ve en korkunç cellâtlardan biri Kara Ali’dir. Sultan İbrahim’in de cellâdı olan Kara Ali "Eyyüp Basrî Evliyâ Çelebi Cellât Kara Ali Sadrazam Sofu Mehmet Paşa’nın emriyle Sultan İbrahim’i boğmak üzere CELLÂTLARDAN GERİYE KALAN Pâyitaht dışında îdam edilen isyancıların kesik başlarının İstanbul'a getirilip saray kapısı önünde yere atılması Abdülmecid Hân’ın sarayda cellât bulundurulması geleneğine son vermesiyle ![]() İSİMSİZ MEZARLAR Hayatta iken bile çok meşhur bir-ikisi hâriç “Hükmü sultân olmazsa Cellâtlar birer saray görevlisi Mezarlarının da şu an yok olmaya mahkûm edildiği gibi. Dünyada bir örneği daha bulunmayan Eyüp’teki Cellât Mezarlığı Alelâde bir taş zannedilen CELLÂT HİKÂYELERİ Osmanlı târihinde cellâtlarla ilgili trajikomik hâdiseler de vardır. İşte bunlardan ikisi: İPŞİR PAŞA Sultan 4. Mehmet dönemi. 1655 yılında Kara Murat Paşa Evvelâ cellâtların kemendine teslîm olan İpşir Paşa boğulduktan sonra sıra şeyhülislâma gelmişti. Lâkin Molla Mahmut Efendi bir türlü teslîm olmuyor —Sen bir din adamısın Efendi! Kadere rıza göster Mahmut Efendi de: —Ben telkîne geldiydim. Îdâmıma mucip ne? Dediyse de cellâtları inandıramadı. “Pâdişah fermânıdır” deyip kemendi boynuna geçirdiler. Nihâyet seslere koşan muhâfızlar Kan-ter içinde mücâdele eden ve ölümlerden dönen Mahmut Efendi —Fesuphânâllâh! Ne muzır adammış bu İpşir Paşa. Böyle heriflerin dirisinden de ölüsünden de uzak durmalı ki muzırrâtı dokunmaya. NEF’Î İkinci hikâyemiz de Nef’î ile alâkalı. Mâlum; Sadrazam Bayram Paşa aleyhinde yazdığı şiirlerle îdâmına hükmedilir. Öncesinde yazdığı hiciv kitabı “Sihâm-ı Kazâ’yı” Sultan 4. Murat’a takdîm etmek için saraya gittiğinde —Be uğursuz adam! Al kitabını uzaklaş buradan. Ki kazâ oklarından ( Sihâm-ı Kazâ’dan ) emîn olalım. Hüküm verilmiş —Efendim Ağa —Yürü bre nâbekâr! Diyecek kadar cesurdur Nef’î. Sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürülen şâirin cesedi denize atılır. Ölümünden sonra kendisi için söylenen beyit meşhurdur: “Gökten nazîre indi Sihâm-ı Kazâ’sına Nef'i diliyle uğradı Hakk’ın belâsına” Eser CELLÂT MEZADI Son hikâyemiz de Târihçi Peçevî İbrâhim Efendi’den: Îdam edilen şahsın cesedi ve üzerindeki kıymetli eşya Sultan Üçüncü Murat’ın Kapı ağası Gazanfer Ağa Peçevî İbrâhim Efendi Civan Bey le İbrahim Efendi denize nâzır otururken Belki de Civan Bey saatin elmaslarını almadan atsaydı MAHMUT SAMİ ŞİMŞEK
__________________
__________________________________: Kırık Link Taşıyan Herkese 500 + Rep:45: Ortalık Ulubatlı Hasanla Dolu Ama Bayrak Dikecek Yiğit Yok...
|
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||
Yüzbaşı![]() Üyelik tarihi: Şubat-2009
Üye No : 12
Mesajlar: 2.215
Konuları: 889
![]() ![]() ![]() ![]() ]Aktiflik: 187 / 935
İtibar Puanı : 38162
İtibar Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Emeginize saglik cok güzel bilgi..!
__________________
|
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Etiketler: altinda, bicimsiz, cellatlar, isimsiz, tas |
| Etiketler |
| altında, biçimsiz, cellatlar, taş, İsimsiz |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|