Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > Türk Tarihi , Türk Dünyası , Türk Edebiyatı ve Kültürü > Türk Tarihi ve Osmanlı İmparatorluğu > Osmanlı İmparatorluğu
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Osmanlı’larda eğitim ve öğretim
Konudaki Cevap Sayısı
2
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
135


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-Mayıs-2011, 00:45   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
Gakkos23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Kasım-2009
Bulunduğu yer: Elazığ-Malatya
Üye No : 1674
Mesajlar: 2.657
Konuları: 1002
İstatistikleri Seviye: 41 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 301 / 1003
Güç: 885 / 7320
Deneyim: 15%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 125203
İtibar Derecesi : Gakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Bayrak Osmanlı’larda eğitim ve öğretim

OSMANLI’LARDA EĞİTİM VE ÖĞRETİM
İslâm ülkelerindeki ilmî hayatin gelişmesinde XI. asrin müstesna bir yeri vardır. Zira bu asırdan itibâren sistemli bir egitim ve ögretim mahalli olarak medreseler halkın kültürel ve dinî anlayış bakımından yetişip gelişmesinde faal bir rol oynamaya başladılar. Osmanlılar döneminde ise medreseler hem programhem de mimarî sahada büyük bir yenilik ve ilerleme kayd ettiler. Bu bakımdan Osmanli şehirlerinin fizikî gelişmesinde de medreselerin önemli bir yeri oldugu söylenebilir.
Osmanlılar medrese egitimi ve dolayısıyla ilim ve bu sahanın adamlarına değer verdiklerinden bunların tahsil ve egitim konusunda karsılaşabilecekleri her türlü sıkıntıyı ortadan kaldırmaya çalışmışlardı. Bu devlette ilim ve mensuplarına itibar edilip saygı gösterildiği için Iran Turan Horasan Dağıstan Hindistan Buhara Haleb Sam Mısır ve Karaman gibi birçok İslâm ülkesinden bilginler Istanbul'a akın etmisti. Bu akın sebebiyle devletin merkezi olan Istanbul yavaş yavaş İslâm dünyasının ilim merkezi haline gelir.
Osmanlılar medreselerdeki egitim ve ögretim faaliyetlerini vakiflar vasitasiyla devam ettirdiler. Fatih Sultan Mehmed'in Istanbul'u feth eder etmez "Sahn-i Seman" medreselerini tesis ettirmesi ve bunların giderlerini sağlamak için vakıf kurmasından sonra devlet merkezi oldugu gibi ilim merkezi haline de gelen İstanbul’da basta hükümdarlar olmak üzere sultanlar vezirler ilim adamları bazı saray mensupları ve maddî durumu iyi olan halk tarafindan pek çok medrese insa olunmuştu. Yalnız Mimar Sinan’ın bas mimarlığı sırasında İstanbul’da insa edilen medreselerin sayısı 6'si Süleymaniye medreseleri olmak üzere 55'i bulmaktadır. XVII. asrin son çeyreği başında ise İstanbul’daki medrese sayısının 126'ya ulaştığı görülmektedir. Fetihten XIX. asra kadar İstanbul’da insa edilen medrese sayısı 500'ü aşmaktadır. Ancak bunların büyük bir kısmı yangın ve deprem gibi tabiî afetlere maruz kalarak yıkılıp yok olmuş veya terk edilmiştir.
Orta ve yüksek ögretimi gerçekleştiren Osmanli medreselerinin ilki Orhan Gazi tarafindan 731 (1330) tarihinde İznik’te açılmıştı. Orhan Gazi bu medrese için vakiflar kurmuştu. Geliri medrese müderris ve talebeye tahsis edilen vakıf köyler her türlü "Tekâlif-i Örfiyye"den (Örfî vergiler) muaf idiler. Nitekim Orhan Gazi'den çok daha sonraki tarihlere uzanan 27 Cemayizelevvel 1136 (23 Subat 1724) tarihli bir "arz" (arşiv belgesi) İznik’e bağlı Kozluca Köyü'nün adi geçen medreseye vakfedildiğini göstermektedir.
İlk dönem Osmanli ilim hayati hakkında bilgi veren D'Ohsson'a göre Osmanli Devleti'ndeki ilmî faaliyetler daha Osman Gazi döneminde başlamıştı. O bu konuda su bilgileri vermektedir: "Osman Gazi Sögüt'te yeni imparatorluğun temelini atarken hazine ve silah ile beraber ilmî ve kültürel faaliyetlere karşı da gayet müteşebbis idi. İlmî yönden ilerlemeyi ve en azından eski medreseleri oldukları gibi muhafaza etmeyi arzu ederdi. Veliahdı ve oğlu Orhan Gazi İznik’te imparatorluk camiini yükseltirken orada bir de bir asri mütecaviz bir zaman boyunca Osmanli medreselerinin en yükseği olarak bakılacak olan bir medrese yaptırdı. Yeni kurulmus (731/1330) ve kendi ismi ile adlandırılmış olan bu medresenin idaresi İslâm âlemindeki diğer bütün medreseler gibi müderris titri altında Şeyh Davud-i Kayseri’ye verildi."
İznik bir ilim merkezi olarak önemini XV. yüzyılda da korumuş ve bu yüzden şehre "âlimler yuvası" unvanı verilmişti. İznik Medresesinin yetiştirdiği ünlü âlimlerden biri de Osmanlıların ilk Şeyhülislâmı Molla Fenarî'dir. Osmanlıların ilk bir buçuk asır içinde yaptırmış oldukları medreselerin derece ve sınıf itibariyle en mühimleri İznik Bursa ve Edirne'de idi. Devletin kurulusu esnasında İznik Medresesi beyliğin birinci sınıf medresesi idi. Bu medresede yapılan egitim ve görülen ögretimin derecesi hakkında kesin bir bilgiye sahip olmamakla beraber müderrisliğine (Ögretim Üyeligi'ne) tayin edilmiş olan şahıslar bunların hayatları ve eserleri dolayısıyla ilmî kapasiteleri tedkik edilecek olursa bu medresenin oldukça yüksek seviyede bir egitim ve ögretim kurumu oldugu düşünüle bilir. Gerçekten Kahire'de ihtisasını yapıp memleketine dönen ve orada birçok talebe yetiştiren Davud-i Kayseri (öl. H. 751/M. 1350)'nin şöhretini duyan Orhan Gazi onu Kayseri'den getirterek İznik’te yaptırdığı medreseye müderris olarak tayin eder. İznik medresesinin ilk müderrisi olan Davud-i Kayserî Muhyiddin Arabî'nin üvey oğlu Sadreddin Konevî'nin halifelerinden tefsir sahibi ve Muhyiddin Arabî'nin "Fusûsu'l-Hikem" adli eserini şerh eden Kemaleddin Abdurrezzak el-Kâsî (öl. 1329)'nin halifesi olup yüksek tahsilini Mısır’da yapmıştı. Davud'un halefleri olan Taceddin el-Kürdî ve Alaeddin el-Esved de devrin büyük bilginleri arasında sayılıyorlardı. Bu nokta göz önünde tutulursa İznik Orhaniye medresesini yüksek seviyeli egitim ve ögretim veren bir müessese olarak kabul etmek gerekir.
Bursa’nın fethinden sonra orada da medreseler kurulur. Bundan dolayı İznik ikinci dereceye inerek Bursa'daki Sultan Medresesi birinci dereceyi alır. Orhan Gazi'den sonra oğlu Murad (Murad Hüdâvendigâr) Bursa Çekirge'de eski Kaplıca civarında bir cami medrese ve imaret yaptırarak bu konuda babasından aşağı olmadığını göstermişti.
Yıldırım Bayezid Hisar dışında bir cami ve medrese yaptırmakla Bursa’nın bir ilim ve irfan merkezi haline gelmesini ve şehrin hisar dışına tasması ile genişlemesini sağladı. Çelebi Sultan Mehmed'in Bursa'da kurdugu medrese diğerlerine nazaran ayrı bir hususiyete sahiptir. "Sultaniye Medresesi" denilen bu tahsil kurumunda ilk müderris Mehmed Sah Efendi (öl. 839/1435)'dir. Molla Semseddin Fenarî'nin oğlu olan bu zatin ilk dersinde öğrencilerden başka Bursa’nın belli başlı âlimleri de hazır bulunmuş yeni müderris Mehmed Sah Efendi de medreselerde okutulan ilimlere dair sorulan suallere cevap vermişti. Sultaniye müderrislerinin böyle umumî sekilde ders vermeleri bir gelenek haline gelmiştir. Bilhassa Bursa Sultan iyesi kurulduktan sonra İznik medresesi ikinci dereceye düşmüştü. Buna karşılık bir ilim merkezi olarak Bursa ilk sıraya yükselmişti. Bu durum Sultan II. Murad'in Edirne'de Üç Şerefeli Camii yanındaki Saatli medresesini kurana kadar devam eder. Edirne devlet merkezi olduktan sonra II. Murad zamanında 841 (1437) yılında başlanarak bazı arizalar sebebiyle 851 (1447) senesinde tamamlanan Üç Şerefeli Camii yanındaki medrese ile Dâru'l-Hadis o tarihte Osmanli ülkesindeki medreselerin üstünde yer aldı. Böylece Bursa'daki Sultaniye Medresesi gerek egitim ve ögretim gerekse tahsisatı bakımından ikinci dereceye düştü. Üç Şerefeli medrese müderrisine o tarihe kadar hiç bir medrese ögretim üyesine verilmeyen yüz akça yevmiye verildi. Hâlbuki bundan önce İznik medresesi müderrisinin yevmiyesi otuz Bursa'daki Sultan Medresesi müderrisinin ise günde (yevmiye) elli akça idi.
Görüldüğü gibi Bursa’nın fethinden hemen sonra orada da çeşitli medreseler kuruldu. Şuurlu ve ne yaptığını bilen bir politika sonucu sınırları yavaş yavaş genişleyen Osmanli Devleti'nde pek çok devlet ricali mektep medrese imaret ve cami gibi farklı sahalara hizmet veren kurumları açmakta adeta birbirleri ile yarışıyorlardı. Örnek olması bakımından sadece Istanbul'un 1453 yılındaki fethinden sonra Fatih'in yaptıklarını vermek istiyoruz. Buna göre otuz yıllık hükümdarlığı döneminde basta Istanbul Bursa ve Edirne olmak üzere devletin çeşitli şehirlerinde 85'i kubbeli olarak 300 kadar câmi 57 medrese 59 hamam 29 bedesten çeşitli saraylar hisar kale sur ve köprüler yaptırdığı görülmektedir. Bunların çoğunun zamanla yıkıldığına da işaret etmek gerekir.
764 (1363) tarihinde Edirne'nin fethinden sonra Rumeli'deki fetihlerin daha sağlıklı ve basarîli olabilmesi için devlet merkezi buraya nakledilir. Edirne'nin devlet merkezi olması burada da medreselerin hızla açılıp çoğalmasına sebep olur. Zira biraz önce de görüldüğü gibi herkesten önce devletin başında bulunanlar bulundukları yerlerde egitim kurumu açmayı bir gelenek haline getirmişlerdi. Böyle bir anlayıştan dolayıdır ki hemen her zaman devlet merkezinin bulunduğu yer ilmî faaliyetlerin en çok yoğunlaştığı merkez oluyordu. Nitekim Istanbul'un fethi ve devletin merkezi haline gelmesinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafindan yaptırılan "Sahn-i Semân" medreseleri ön plana geçtiler. Fatih Kanunnâmesinde "Sahn-i Semân" diye meşhur olan medreselere vakfiyesinde "Medâris-i Semâniye" denilmektedir.
Fatih külliyesi kurulunca sekiz büyük medreseye "sahn" adi verilmişti. Bu tabiri her ne kadar ilk tomar Arapça vakfiyede bulamıyorsak da Fatih'in tashihinden ve külliye müderrislerinin tetkikinden geçen meşhur kanunnâmede bu tabiri görüyoruz. O halde bu tabir Fatih'ten günümüze kadar gelmektedir. Fatih külliyesi büyük medreselerinden her birini mâna itibariyle birer fakülte sayabiliriz. Vakfiyelerinde buralara aklî ve naklî ilimlerde mütehassıs müderrislerin (profesör) tayin olunacağı açıkça belirtildiğine göre buralarda tip fıkıh (İslâm hukuku) hey'et (astronomi) ve ilâhiyat okutuluyordu. Bu büyük medreselerin odalarında birer yüksek ilim talebesi (danismend) oturuyordu. Bunlar seviyesi yüksek dersleri okuyunca branşlarına göre daha sonra hekim (doktor) fakih fen adamı maliye ve devlet memuru oluyorlardı. Bu sahn medreselerine musila-i sahn olan Tetimmeler de adeta bugünkü lise tahsilini bitirerek geldiklerine göre Semaniye Medreselerine alem olan sahn tabiri yüksek bir tahsil derecesini gösteriyordu.
Osmanli medreselerindeki egitim ve ögretim usulü diğer İslâm devletlerinde olduğu gibi bir metot takip etmis olup medreselerin sayıları arttıkça bunlar da derece ve sınıflarına göre bir düzene tabi tutulmuşlardı. Bunun içindir ki ilk defa Sultan II. Murad daha sonra da Fâtih Sultan Mehmed tarafindan medreselerin bir sınıflandırılmaya tabi tutulduğu görülür. Fatih medreselerinin (Sahn-i Semân) yapılması Osmanli ülkesindeki medrese teşkilâtı için bir yenilik sayılmaktadır. Onun için kısa ve özet bir sekilde de olsa bu medreselerden bahsetmek istiyoruz.
Fatih'in kanunnâmesinde "Sahn-i Semân" diye adlandirilan medreselere "Semâniye medreseleri" de denilmektedir. Fatih Sultan Mehmed Istanbul'u feth ettikten sonra İmparator Jüstinyen'in esi Teodora tarafindan yaptırılan Havariyûn kilisesi yerine câmi yaptirir. Daha sonra câminin dogu ve bati kısmına "Sahn-i Semân" denilen sekiz medrese yapti ki bunlar yüksek tahsil içindi. Bunların arkalarında da "Tetimme" adi verilen ve sahn medreselerine ögrenci yetiştiren sekiz medrese daha yaptirir. Vakfiyedeki bilgi ve Âli'nin kaydina göre burasi Istanbul'un ortasina denk geldigi için buraya sahn denmistir. Tarihî rivayetlere göre bu medresenin programini Vezir Mahmud Pasa ile matematik ve astronomi âlimi Ali Kusçu tertip etmislerdir. Dördü câmiin dogu kisminda dördü de bati tarafinda bulunan bu medreselerden her birinin ondokuz odasi vardi. Sekiz müderristen her birinin birer odasi ve elli akça yevmiyesi vardi. Ayrica beser akça yevmiye ile bir oda ekmek ve çorba verilmek üzere sekiz medreseden her birine birer "muid" (asistan) verildi. Her medresenin onbes odasina ikiser akça yevmiye (burs kredi) imâretten ekmek ve çorba (yemek) verilmek üzere birer "danismend" konuldu. Geri kalan iki oda da kapicilarla ferras denilen temizlik isçilerine tahsis olundu.
Sahn medreselerinin arka taraflarinda yüksek tahsile yani Sahn-i Semân medreselerine danismend yetistirmek üzere "Tetimme" veya "Musila-i Sahn' ismiyle sahn medreselerinden küçük olarak sekiz medrese daha insa edilmisti. Bu medrese derece itibariyle orta tahsil seviyesinde idi.
Sahn medresesi talebelerine danismend Tetimme talebesine de Suhte (galat olarak softa) deniyordu. Tetimmelerden her hücreye üç ögrenci konmustu. Bu odalardan her birisine ihtiyaçlarina sarf edilmek ve mum parasi olmak üzere 5'er akça tahsis edildigi gibi yemekleri de imâretten veriliyordu.
Bilindigi gibi egitim ve ögretim hiç bir devletin vazgeçemeyecegi bir mecburiyettir. Bununla beraber her devlet vatandasini kendi sartlari ihtiyaçlari ve ileriye dönük hedeflerini gözönünde bulundurarak yetistirmeye çalisir. Osmanli Devleti de vatandasini kendi durum ve sartlarina uygun bir sekilde yetistirmeye gayret etmistir. Bu gayenin tahakkuku için de egitim ve ögretim müesseseleri kurmustur. Devletin kurulusu ile baslayip yikilisina kadar çesitlenerek gelisen bu müesseseler devlet ve çogunlukla vakiflar vasitasiyla kuruluyorlardi. Bu müesseseleri klasik ve yeni diye iki gruba ayirabilecegimiz gibi örgün ve yaygin egitim müesseseleri diye de ayirmak mümkündür.
ÖRGÜN EGITIM MÜESSESELERI
Bu müesseseler belirli yas ve bilgi seviyesindeki insanlari yine belirli zaman ve disiplinlere göre yetistirmek üzere kurulmuş bulunan müesseselerdir. Bu kuruluslarin sivil ve askerî olmak üzere iki sahada sekillendiklerini görüyoruz. Bir bakima özel egitim ve ihtisas konusuna girdigi için askerî müesseseleri daha sonraya birakip sivil egitim kurumlarindan bahsetmek istiyoruz. Bu arada yaygin egitim müesseseleri diyebilecegimiz câmi ve tekke gibi kurumlardan bir önceki ciltte bahsedildigi için burada bunlara temas edilmeyecektir.
Kaynak: Osmanli tarihi
__________________
Gakkos23
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
Gakkos23 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-Mayıs-2011, 00:56   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
Maresal
 
Dinçer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Şubat-2009
Bulunduğu yer: Ankara-Duisburg
Üye No : 3
Mesajlar: 8.436
Konuları: 3897
İstatistikleri Seviye: 61 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1270 / 1815
Güç: 2812 / 14335
Deneyim: 51%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 39252
İtibar Derecesi : Dinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond reputeDinçer has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Osmanlı’larda eğitim ve öğretim

Bilgi ve paylasim icin tesekkür ederim Allah (c.c) razi olsun. AEO.
__________________




Linkler Kırıksa Lütfen Özel Mesaj İle Bildirin düzeltelim.
Forum Kurallarına Uymaya Özen Gösterin.
Paylaşımlara Teşekkür Ederek Destek Verelim. Teşekkür İçin Teşekkür Butonuna Tıklayınız.
Kendi Alanınızda Paylaşımlar Yaparak Sizde Katkı Yapabilirsiniz.
Tüm İsteklerimizi Forumda Konular İçinde Belirtelim Bunun İçin Özel Mesaj Atmayalım.




Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
Dinçer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-Mayıs-2011, 01:01   #3 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
Gakkos23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Kasım-2009
Bulunduğu yer: Elazığ-Malatya
Üye No : 1674
Mesajlar: 2.657
Konuları: 1002
İstatistikleri Seviye: 41 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 301 / 1003
Güç: 885 / 7320
Deneyim: 15%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 125203
İtibar Derecesi : Gakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond reputeGakkos23 has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Osmanlı’larda eğitim ve öğretim

Teşekkürler Erdinç bey sağol.Allah sizden de razı olsun.Aeo
__________________
Gakkos23
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
Gakkos23 isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler: , ,


Etiketler
egitim, eğitim, ogretim, osmanli’larda, osmanlı’larda, Öğretim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2