Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > Türk Tarihi , Türk Dünyası , Türk Edebiyatı ve Kültürü > Türk Devletleri & Türk Dünyasi > Kırım Türkleri
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Kırım Türkleri kimlerdir ?
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
151


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16-Şubat-2011, 18:44   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.482
Konuları: 6051
İstatistikleri Seviye: 67 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 2509 / 2509
Güç: 3827 / 13913
Deneyim: 92%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 174084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Standart Kırım Türkleri kimlerdir ?











Kırım vatan yolunda millet yolunda istiklal ve hürriyet yolunda kendilerini meşale yapan insanların bağrında yattığı mukaddes ve mübarek bir ana kucağıdır.

Vatan - millet - meclis
Kırım bir karasevdadır yüreklerde..
Kırım bir ülküdür gönüllerde..



Kırım acıyla gözyaşıyla kanla karılan bir vatan parçasıdır. Kırım 18 Mayıs 1944’de Türklüğü “kırıma” uğratanlara topyekün sürgüne gönderenlere karşı mücadelenin azmin ve gelecekteki zaferin ayak sesleridir. Kırım vatan yolunda millet yolunda istiklal ve hürriyet yolunda kendilerini meşale yapan insanların bağrında yattığı mukaddes ve mübarek bir ana kucağıdır. Kırım acılarını yüreklerinde saklayan gözyaşlarıyla vatan topraklarını yeniden sulayan bir milletin dirilişinin ayağa kalkışının yarım asırlık uykusundan gerçek sahiplerinin ayak sesleriyle uyanıyor. “Vatan millet meclis” diye bağıran onbinler Kırım Türkü için bayrak kadar kutsal bayrak kadar aziz bu üç kelimenin etrafından bütünleşmiş. Sürgünün acısı insanların iliklerine kadar işlemiş. Türkülerle dillenmiş şiirlerle ninnilerle nesilden nesile aktarılmış. İşte Kırım Türk’ünü ayakta tutan yaşama azmi veren zaferin şavkını gösteren yine bu üç kelime: Vatan Millet Meclis.. Sürgün’de geçen 55 yıl. Vatansız geçen 55 yıl. “Vatansızlığın acısını vatansız kalmayan bilemez” diyor bir Kırımlı kardeşimiz. 55 yıldır süren bu insanlık dramı hâlâ bitmedi. Hâlâ sürgünde yüzbinler var. İmkansızlıklar yüzünden vatanına dönemeyen sürgünlükleri bitmeyen yüzbinler var. Yarım asırlık bu çilenin yıldönümünde yine yolumuz yeşiladaya düşüyor. Yol arkadaşlarım Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şube Başkanı Celal İçten yine aynı derneğin Çatalca Şube Başkanı Turgut Otçu ve Türkiye’de okuyan Kırımlı öğrencilerden Leyla İsmailkızı... Uçağımızın yarısı çiçek dolu... Türkiye’den Kırım’a çiçek taşıyan Abdurrahman beye soruyorum “Kırım’da herkes çiçek oraya çiçek götürmeye gerek var mı?”. Soruma Turgut Otçu cevap veriyor; “Kırım’da çiçeğe çok önem veriliyor. Doğum gününde düğünde nişanda her zaman çiçek götürülüyor” Kırımlı soydaşlarımızın nezaketini inceliğini anlatmaya gerek yok. Onlar çok zor şartlar altında da olsalar iyi ve kötü günlerde hep birlikteler. Uçağımız Akmescit Havaalanı’na indiğinde bizi karşılayanlar Akmescit’e doğru yürüyüşe geçen soydaşlarımızın çadırlarını ziyaret edelim” diyorlar. Yol kenarlarında kurulmuş çadırların üzerlerine Kırım Türkleri’nin Tarak Tamgalı Gök Bayrağı asılmış. Akşamın dondurucu soğuğuna rağmen çadırlarda binlerce insan var. Türkiye’den misafirlerin geldiğini öğrenen soydaşlarımız çadırlardan birer birer çıkıyor. İçlerinde 10 gündür 12 gündür yollarda olanlar var. Akşamları çadır kuruyorlar gündüzleri yürüşüye devam...
BÜYÜK YÜRÜYÜŞ
İlkbahar mevsimine göre çok soğuk bir gece. Kırım’ın en uzak noktasından merkeze doğru yürüyen onbinler günlerdir yollarda. 300 kilometrelik yoldan yürüyen soydaşlarımızın sayısı devamlı katılımlarla artmış. Yağmur soğuk demeden davam eden bu vatan yürüyüşüne genç yaşlı kadın bala-çağa (Çoluk-çocuk) herkes katılmış. Ateş yakarak ısınmaya çalışan soydaşlarımız bezginlik ifadesi yok. Hepsinde mücadele azmi ve kararlılık var. Çadırlarda pişen aştan tatdıktan sonra bizi çok yoğun bir çalışma temposu bekliyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren büyük yürüyüşe katılacağız. İsmi gibi soğuk Moskova Oteli’ne gelip yerleşiyoruz. Sabahın erken saatlerinde gök gürler gibi Kırım’ı inleten seslerle uyanıyoruz. Büyük yürüyüş başlamış. Akmescit’e doğru gelen bütün yollarda Kırımlı soydaşlarımız var. Yürüyüşlere katılmak için apar topar otelden çıkıyoruz. Yalta yolundan gelen mahşeri kalabalığa katılıyoruz. Binlerce insan ellerinde bayraklar “Vatan Millet Meclis Güreş (mücadele) Allah’u Ekber” sesleriyle Kırım’ı inletiyor. Yürüyüşte kimler yok ki; 80 yaşında bastonuna dayanarak gövdesini sürümeye çalışan ihtiyarlar küçük çocuklar kadınlar vs. Kısacası bir milletin yürüyüşü.. 80 yaşında yoluna devam eden dedenin arkasından bir müddet yürüyorum. “Allahım bana güç ver. Millet yürüyüşünde beni yolda koma..”diye dua ettiğini duyuyorum. Hemen yanı başında koltuk değnekleriyle yürüyüşe katılan bir kadın görüyorum. Allahım bu ne güzel bir manzaradır. Bu ne güzel bir vatan aşkıdır millet aşkıdır dava aşkıdır. Aklıma milli mücedele yıllarında Kastamonu’dan Anadolu içlerine mermi taşıyan silah taşıyan örtüsünü çocuğuna değil taşıdığı mermiye örten bu zorlu yolculuk sırasında donarak şehit olan Şerife Bacılar Halime Kaptanlar geliyor... Tıpkı milli mücadelede olduğu gibi Kırım Türkleri’nin mücadelesinin de mutlaka zaferle sonuçlanacağına inancımız bir kez daha tazeleniyor. Bu mahşeri kalabalığın bu çileli insanların yürüşüyünü gözleriniz dolmadan seyretmeniz imkansız. Yürüyüş korteji devam ederken evinden fırlayan yaşlı bir nine önde bayrak tutan gence sarılarak gözyaşı döküyor. Yürüyüşe çocukları ve torunlarıyla katılan 70 yaşındaki Abdurrahman Hanoğlu Muştak 12 günde 260 kilometre yürüdüğünü söylüyor ve ilave ediyor; “Millet için yürüyen adama Allah yardımcı oluyor.” Özbekistan’ın Andican şehrinden Kırım’a 7 çocuğuyla beraber yürüyerek geldiğini ifade eden Abdurrahman Hanoğlu “Ben kendimi bin kilometre yürümeye hazırlamıştım. Bu yol bana az geldi” diyerek de kararlılığını gösteriyor. Abdurrahman dedenin 12 yaşındaki torunu Nail de bu yürüyüşü baştan sona sürdürenlerden.. Nail’e niçin bu yürüyüşe katıldığını sorduğumda vatanında yaşamak isteyen küçük Nail aslında fazla bir şey istemiyor; “Anavatanında insanca yaşamak”. İnsan hakları kuruluşları acaba dünyada ezilen horlanan diye düşünmeden de geçemiyorum.
Kırım Türkleri kendi vatanlarında her hakkı güreşle (mücadeleyle) alıyor. Mücadele bayrağını daima zirvede tutuyorlar..Sürgünden 55 yıl sonra tarihin derinliklerinde kara bir sayfa olarak kalacak olan 18 Mayıs’ı telin etmek için. Heyecan dorukta. Yüzlerce kilometre yolu yürüyerek Akmescit’teki meydana giriyorlar. Bu mahşeri kalabalık miting alanındakilerin gözyaşlarıyla karşılanıyor.
Gerginliğin sürmesi Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin ve Ukrayna yönetiminin şovenist Ruslar’dan oluşan eski Komünist Parti’nin yeniden hayata dönerek yönetimdeki ağırlığını hissettirmesi Kırımlı soydaşlarımızın işlerini iyice zorlaştırmış. Miting alanındaki soydaşlarımızın attıkları sloganların çoğunun komünistler aleyhine olması bu gerçeği açık bir şekilde gösteriyor. Mahşeri kalabalığın toplandığı meydandaki dev Lenin heykelinin kaidesine “Cellat” kelimesi yağlıboya ile yazılıyor. Kırım Türklerinin karizmatik lideri Milli Meclis Başkanı ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Cemiloğlu 50 bin kişilik kalabalığa yaptığı konuşmada komünistleri yılların değiştiremediğini Kırım Türklerinin durumlarının her geçen gün ağırlaştığını ifade ederek “Ruslar eski şuçlarını kabul etmiyorlar ve hala Kırım Türklerinin sürgün emrini veren Stalin’in portrelerini taşıyorlar” diyor. Cemiloğlu Kırım ve Ukrayna tarihinde böyle bir mitingin ve yürüyüşün olmadığına dikkat çekerken bu birliğin meselelerin çözümüne büyük katkı sağlayacağını da belirtiyor. İsmail Gaspıralıların Numan Çelebi Cihanların devamı Mustafa Cemiloğlu’nun konuşması büyük bir dikkatle dinleniyor. Meydanda çıt çıkmıyor. Cemiloğlu “Haklarımızın iadesi için büyük adımlar atılmadı. Tam tersine bazı kazanılmış haklarımıza karşı saldırılar yapılıyor. İktidara komünistlerin gelmesi halkımıza büyük zarar getirdi. Komünist rejimden büyük kötülük gören bizler bu rejime bir daha asla yol vermeyeceğiz. Huzurun bozulmaması çatışmaların çıkmaması kan dökülmemesi için uğraşıyoruz. Çatışmaların çıkması Ukrayna’nın bağımsızlığını demokrasiyi istemeyen güçlerin işine yarar”. Cemiloğlu’nun bu tarihi konuşmasında çok önemli bir noktaya daha dikkat çekildi. Cemiloğlu mitingden bir gün önce Ukrayna Devlet Başkanı Leonit Kuçma ile yaptığı görüşmede şimdiye kadar tanınmayan Kırım Tatar Milli Meclisi’nin resmen tanınması manasını taşıyan bir karar alındığını söyledi. Bu karara göre Ukrayna’da Kırım Türklerinin temsil edileceği bir konsey kuruluyor ve bu konseyin başkanı Mustafa Cemiloğlu üyeleri ise Kırım Tatar Milli Meclisi’nin milletvekilleri oluyor. Kırım Türkleri’nin bu matem ve hak arama mitingine ilk defa bir Kırım Başbakanı da katılıyor. Başbakan Sergey Kunitsin Cumhurbaşkanı Leonit Kuçma’nın hazırlattığı kararnameyi okuyor. Kunitsin Kırım Türklerinin çok büyük problemleri olduğunu bunların çözümü için elinden gelen çabayı göstereceğine de söz veriyor. Ama Kırım Anayasası’nın garip bir özelliği var. Parlamento Başkanı’nın yani Komünist Parti’nin Kırım Özerk Cumhuriyeti Başkanı Leonid Graç’ın Başbakan’dan daha büyük yetkilere sahip olması. İşte Kırım’daki bu iki başlılık Ukrayna’ya bağlı olan Cumhuriyette Ruslar’ın çoğunlukta olması yeşiladayı yeniden “Türklüğün Kırım’ı” yapan isimsiz kahramanların adıdır. Kırım silkinişinin resmidir. Bu hazin öykünün kahramanı topyekûn bir millettir. Kırım “Yolumuz üzerindeki kazanlarda pişirilen yemeklerle de midelerini ısıtmaya çalışıyorlar. Soydaşlarımızın yüzlerinde yılgınlık “Vatanımızda yaşamak istiyoruz. Ana dilimizde mekteplerimiz olsun istiyoruz. İnsanca yaşamak istiyoruz” diyor. Sürgünde doğan vatanlarında bile yaşama hakkı olmayan Türk insanının sesine ne zaman kulak verecek Kırımlı soydaşlarımız yine yollarda.. Ama bu defa haklarını almak Kırım Türklerinin haklarına ve isteklerine duyarlılığını artırmış. Ama yeşiladada problemleri çıkmaza sürükleyen etkenlerden.
hikayelerle otomobilimizle yola devam ediyoruz. Çünkü

DÜŞMANLARI SEVİNDİRMEYELİM
Mitinge gelen onbinler Türkiye’den gelen bir sesi Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şube Başkanı Celal İçten’i can kulağıyla dinliyorlar. Celal İçten “Bizim en büyük silahımız birlik ve beraberlik. Gelin bu birliğimizi ve beraberliğimizi hiç bozmayalım. Düşmanlarımızı kıvandırmayalım. Aranıza sızan provokatörleri barındırmayın.”
Mitingde abide insanlarla karşılaşıyorsunuz. İsminin Ahdem Değirmenci olduğunu öğrendiğim 70 yaşındaki bir ihtiyar delikanlıyla konuşmaya başlıyorum; “Kırım’a ne zaman döndünüz?”
“-1968 yılında.. 2 yıl hapse koydular. Lenin kasabasında ev aldım polis evimi yıktı. Eşim bu zorluklara dayanamayarak benden ayrıldı. Şimdi Bahçesaray’da yaşıyorum. ‘Bana sen ihtiyarsın yollarda ölürsün. Sen yürüyüşe katılma ‘ dediler. Ben de ‘Eğer yolda ölürsem bir çukur kazın gömün siz yolunuza devam edin’ dedim. Allah bütün Türkiye’deki insanların sağlığını versin. Günlerce süren yolculuk sırasında bizi yollardaki Türkiye’nin yaptığı camiler kurtardı. Yağmur yağdığında biz bu camilere dolduk”. Yoksulluğun çilenin altında ezilen fakat asaletinden ve cesaretinden hiçbir şey kaybetmeyen asil insanları tanıdıkça Kırım’ın geleceğine güvenle bakmamanız imkansız.
Orta Asya çöllerine ve Urallar’a sürülen Kırımlı soydaşlarımız bu soykırımı andıran yolculukta nüfuslarının yarısını kaybettiler. Vatana dönmeye başlamaları ancak Sovyetler Birliği’nin dağılma döneminde gerçekleşti. Halen sürgünde Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde 250 bin civarında Kırım Türk’ü yaşıyor. Maddi imkansızlıkları sebebiyle vatanlarına dönemeyen bu soydaşlarımızın da kalplerinde Kırım’a dönüş fikri yatıyor.
Türkçe ses bayrağımızdır
Türk Dünyası’nın her köşesinde olduğu gibi Kırım’da da güzel Türkçemiz ile hiçbir sıkıntı çekmeden anlaşabiliyorsunuz.

Kırım’ın yeniden doğuşuna şahit oluyoruz. Yeşiladanın dört bir tarafından akın akın gelen Kırımlı Türkler Akmescit sokaklarını doldururken
Rusların bu görkemli manzara karşısında telaşa kapıldıklarını evlerinden çıkmadıklarını görüyoruz. Bazıları ürkek ve meraklı bakışlarla evlerinin camlarından bazıları da televizyonlarından bu yeniden doğuşu seyrediyorlar. Kırım’da büyük olayların meydana gelmesinden korkan yönetim işyerlerinin birçoğunun kapalı tutulduğu da gözlerden kaçmıyordu. Asker ve polisler miting alanından ve yürüyüş kortejinden uzak durmaya gayret gösterdiler. Miting alanındaki görevli polisler ise ellerinde plastik bardaklar termosdan çay içerek ısınmaya çalışan soydaşlarımızı görüyorum. Mücadele çadırlarında kadın erkek yaşlı genç herkese rastlamak mümkün. Ailecek çadırda kalan insanları kucağında çocuğuyla vatan kavgasına katılanları görünce sevinç ve burukluğu bir arada yaşıyorum. Bu mukaddes vatan davasında kendini Türk hisseden herkese görev düşüyor. Bunları düşünürken çadır kaleleri ziyarete efsanevi önder Mustafa Cemiloğlu geliyor. Çadırda kalanları tek tek ziyaret edip hâl-hatır soruyor. Çadır Türk kültüründe önemli bir yer işgal ediyor. Türkistan’da yurt adını verdiğimiz çadırlar Kırım’da mücadelenin sembolü... Onun için bu çadırlara ben “Çadır Kaleler” demeyi daha uygun görüyorum.
TİKA GÖREV BAŞINDA
Kırım’da adeta Türkiye’nin başkonsolosluğu gibi çalışan Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı’nın Akmescit’teki bürosuna gidiyoruz. TİKA’nın Kırım Program Koordinatörü Mustafa Kerimoğlu çalışmaları hakkında bilgi veriyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kırımlı soydaşlarımız için vaad ettiği bin konut projesindeki gelişmeleri anlatan Kerimoğlu 263 evin satın alınarak Kırımlı soydaşlarımıza verildiğini söylüyor. Bu güzel haberlerle içimiz ferahlıyor. Daha sonra Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin yaptırdığı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’ne gidiyoruz. 3 katlı 60 yataklı hastane gerçekten çok güzel yapılmış. Hastaneye Derneğin Genel Başkanı Ahmet İhsan Kırımlı’nın adı verilmiş. İnşaatı tamamlanmak üzere olan hastane yakında törenle hizmete girecek. Kırım’da çok fazla görülen çocuk hastalıkları bu hastane sayesinde bir ölçüde tedavi edilebilecek. Kırım’ı dolaştığınızda her karışında bir faaliyet bir yapılanma bir yeniden doğumun yaşandığını görüyorsunuz. Bahçesaray’da Kırım’ın Yeniden Doğuşu Vakfı isimli bir vakıf kurulmuş. Bu vakfın başında Lütfü Osman isimli genç buranın kısa süre sonra müze olarak açılacağı müjdesini veriyor ve ekliyor; “İnşaallah bu binanın açılışında da hep birlikte oluruz” Bu defa yol güzergâhımızı Eski Kırım’a çeviriyoruz. Tarihi bir şehir olan Eski Kırım’da önemli tarihi eserler var. Dümdüz bir arazide yolumuza devam ederken kara bulutlar arasından güneş bir çıkıp bir kayboluyor. Güneş adeta bize yol gösteriyor. Manzara bir harika.. Eski Kırım’da ilk uğradığımız Milli Mektep.. Soydaşlarımız işe milli mekteplerden başlamışlar. Şimdiye kadar 6 tane milli mektep açılmış. Büyük Onlar’da Gaspıralı İsmail Beğ Karasupazar Eski Kırım Bulganak Kolay ve Almatarkan milli mektepleri faaliyet gösteriyor. Milli ruhun anadilinin öğretildiği bu milli mektepler bana göre Kırım’ın meclisten sonraki en önemli kuruluşları.. Çünkü Kırım’ın geleceği olan çocuklar burada yetişiyor. Eski Kırım Milli Mektebi’nin girişinde büyük bir yazı karşılıyor bizi “Ana baba toprağımız” ve altında Kırım haritası var. İsmail Gaspıralı Numan Çelebi Cihan gibi Kırım tarihinin köşe taşlarının resimleri de hemen mektebin girişine asılmış. Okulda bizi Müdür Ayşe Çobanova ve organizatör Gülsüm Aliyeva karşılıyor. Okulun bütün inşaat işlerini öğretmenler ve halk yapmış. 470 öğrencisi ve 28 Öğretmeni bulunan okulda bir süprizle karşılaşıyoruz. Birinci sınıf öğrenclerinin ikinci sınıfa geçmelerinden dolayı düzenlenen bayramları var. Bayrama bizler de katılıyoruz. Gülsüm Aliyeva bayramın açılışı ile ilgili olarak yaptığı konuşmada “Biz bilgi kapısını açtık” diyor. Bayramın kutlandığı yer okulun yemekhanesi duvarda süslü bir yazıyla “Aş tatlı olsun” yazılı.. İşte pırıl pırıl bir Türkçe.. “Türkçe ses bayrağımızdır” diyen şairimizin haklılığını bu manzara en güzel şekilde anlatıyor. Türk Dünyası’nın her köşesinde Türkçe ile hiçbir sıkıntı çekmeden anlaşabiliyorsunuz. Güzel çocuklarımız birbirinden güzel oyunlar oynuyorlar değilim. Keşke bize de bu yaşlarda milli oyunlarımız öğretilseydi diye..
Çocukların okudukları türkülerle duygulanıyoruz:
Bahçesaray Eski Kırım
Akbardaklar açan Kırım
Her köyünde var bir Irım
Vatanımsın güzel Kırım.
Türküler Türk’ü en güzel anlatan türküler. Türkülerin büyük çoğunluğu vatan aşkı millet aşkını konu alıyor. Türkülerle ruhumuz hareketleniyor. Türkülerle çoşuyoruz.
“Bu vatan güzel bu diyar güzel Ukrayna’dan takviye kuvvetler getirmiş. 6 bin asker ve polisin görev yaptığı 18 Mayıs günü özellikle Kırım Türklerinden seçildi. Her iki tarafın da dikkat ve hassasiyetiyle önemli bir olayın çıkması önlenmiş oldu. Miting sonrasında Kırım Bakanlar Kurulu’nun önünde 30 tane mücadele çadırı kuruldu. Kırım Türklerinin hakları resmen kabul edilinceye kadar bu çadırlarda geceli gündüzlü protestoların sürmesi kararlaştırıldı. Gecenin geç saatinde mücadele çadırlarını ziyarete gidiyoruz. Hava yine çok soğuk çalışkan ve dinamik bir idealist insan var. Lütfü Osman çalışmaları hakkında bilgi veriyor. Türk Dünyası’nın en büyük fikir adamı ve gazetecisi İsmail Gaspıralı’nın Bahçesaray’da ev ve matbaa olarak kullandığı binanın satın alındığını türküler söylüyorlar. Bu etkileyici manzara karşısında biraz da hayıflanmıyor

Bu vatan bizimdir” mısralarıyla çok şeyler anlatılıyor. Türkün duygusu aşkı
Deniz parçalanmaz
Sabaha karşı uyku tutmamıştı. Çocukluğumuzda bize Kırım’ı sevdiren Cengiz Dağcı’nın yıllar önce okuduğum “Korkunç Yıllar” isimli kitabını tekrar okumaya başladım.
türkülerle dile geliyor...

Sabaha karşı uyku tutmamıştı. Çocukluğumuzda bize Kırım’ı sevdiren Cengiz Dağcı’nın yıllar önce okuduğum “Korkunç Yıllar” isimli kitabını tekrar okumaya başladım.
Ruhuma ilaç gibi gelen şu satırlarda oldukça heyecanlanmıştım: “Bahçesaray’dan Kaşgar’a varana kadar binlerce minaremiz göklere uzanıyor. Bize Tatar diyorlar. Türkmen diyorlar. Kazak diyorlar. Özbek diyorlar Azer diyorlar Karakalpak Uygur Kabardin Başkırt Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan! Deniz parçalanmaz. Biz Türk-Tatarız. Bunu senin kalbinin bildiği gibi her Başkırt her Kırgız her Kazak’ın Kırgız’ın da kalbi bilir. Kalbinin hisleriyle hareket et. Dünyanın boş hırslarına kapılma..” İşte yeniden yeniden okuduğum başa dönüp tekrar okuduğum bu satırları her Türk’ün kafasına nakış nakış işlemesi lazım. “Deniz bölünemez”. Türklük denizini bölmeye çalışanlara en güzel cevabı yine bu mübarek topraklarda doğan insanlar İsmail Gaspıralı’lar Cengiz Dağcı’lar Numan Çelebi Cihan’lar ve Mustafa Cemiloğulları vermiştir. İşte bizi Kırım’a bağlayan bizi Taşkent’te Semerkant’a Buhara’ya Kerkük’e ve bütün Türk coğrafyasına bağlayan ruh... Kitaba dalmış gitmişim.. Otel odamın kapısı tıklanınca kendime geldim. İstanbul Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Celal Beğ bugün milli mektepleri dolaşmaya devam edeceğimizi söylüyordu. Bu defa Canköy’e doğru hareket ediyoruz. Kırım’ın Yeniden Doğuşu Vakfı Başkanı Lütfü Osman mektepler hakkında bilgi vermeye devam ediyor; “Burada çok kabiliyetli öğrenciler var. Ama maddi imkanları yok haritaları yok laboratuar malzemeleri yok ders kitapları defterleri yok. Ama hepsinde okuma azmi çalışma azmi var. Lütfü bey çocukların futbola da çok meraklı olduğunu belirtiyor. Sizde de futbolla çok ilgilenen var. Sizin kulüpleriniz buradaki okullara birer takım forma ve top gönderseler burada Türkiye’deki kulüplerimizin formalarını gururla taşırız. Onların gönüllü altyapısı oluruz. Hem de Türkiye’deki kulüplerimiz
İŞGALLE KAZANILAN OKUL
Sohbete devam ederken Çatalça Kırım Derneği Başkanı Turgut Otçu yol kenarındaki tarlalarda yemyeşil arpa başaklarını görünce hemen arabayı durdurtuyor. Bir evlat şefkatiyle okşadığı başaklardan bir tanesini koparıyor. Turgut bey ziraatçi bu işlerden çok iyi anlıyor. Kırım’da ziraatin en iyi şekilde yapılabilmesi için kafasında planlar kuruyor. Bu defa Maiskaya Köyü okuluna gidiyoruz. Burada da bizi Neriman Reşit isimli öğretmen karşılıyor. Bu okulun daha önce Ruslara ait bir çocuk yuvası olduğunu burayı basıp aldıklarını ifade ediyorlar. Okulu öğretime açabilmek için günlerce çalıştıklarını söyleyen öğretmenler yaptıkları hizmetin büyüklüğünün farkındalar. Onlar bir yıldır hiç maaş almamışlar ama bir gün bile okullarını aksatmamışlar. Hatice öğretmen okul hakkında bilgi verirken yoksulluk ve direniş günlük hayatın bir parçası gibi.. Akşam Kırım televizyonunda soydaşlarımız için ayrılan 2 saatlik program aklıma geliyor. Programda”Balalıkta (Çocuklukta) baht görmedim örselendim yad elinde” diye başlayan mısraları hatırladım. Yad ellerinden dönüş yapılmış ama mücadele bitmemiş. Yine programda “Yine yol yine hareket. Yola çıkanların Allah yolu açıla..” deniyordu. Bizde bu dava insanlarının yolunun mutlaka açılacağını düşünüyorum. Seksen yaşındaki bitay (nene)’nin “Etimden tırnağımdan artırdığım vatan için feda olsun yurdun için ölsen de kalsan da birlikte ol” cümlesi kulağımda yankılanıyor. Dehşetli sürgün yıllarıyla ilgili hazırlanan bu televizyon programı çok etkileyici bir müzikle devam ediyor. Kırım Türkçesi Türkiye Türkçesi’ne çok yakın programı baştan sona dinliyor ve anlıyorum. Dalıp Kırım’da kahve o. Daha gezilecek çok yerimiz var diye izin isteyip kalkıyoruz. Yol üzerinde kiraz satan yaşlı köylü kadınlar var. Kıpkırmızı ve etli kirazlardan almak için otomobilimizi durduruyoruz. Bir kilo kiraz 7 grivina.. Grivina Ukrayna milli parası.. Dört grivina bir dolar ediyor. Kirazlarımızı yıkayıp yolumuza devam ediyoruz. Şoförümüz Mehmet Emin “Biz sürgünlükten döndükten sonra sanki sevincinden tabiat da canlandı. Kirazlar daha kırmızı üzümler daha da tatlı oldu” diyor. Bu değişimi; vatan toprağının gerçek sahiplerini bağrına basması olarak yorumluyor. Yolumuz üzerinde Ali Baba lokantası var. Kırım’da Türk lokantaları temizlik açısından Rus ve Ukrain lokantaları ile kıyaslanamayacak derecede temiz..
NURLU ADA
Yolumuzu bu defa Alma-Tarkan milli mektebine düşürüyoruz. Alma-Tarkan milli mektebinin girişinde yine her milli mektepte olduğu gibi İsmail Gaspıralı Numan Çelebi Cihan’ın resimleri var. Kırım Milli Meclis Başkanı ve Ukrayna milletvekili efsanevi lider Mustafa Cemiloğlu’nun resmi de Kırım’ın bu büyük dava adamlarının resimleri yanında yerini almış. Cemiloğlu gerçek manada bir kahraman ve dava adamı. Her Kırımlı onu yüreğinde bir başka seviyor. Kırım davası Mustafa Cemiloğlu ile bütünleşmiş Cemiloğlu da Kırım davasıyla bayraklaşmış... Okulun hemen girişinde öğrencilerin yaptığı resimler ve süslü yazılar yer alıyor. “Kırım benim vatanım” “Nurlu ada” gibi yazılar dikkatimi çekiyor. Alma-Tarkan milli mektebinin 315 öğrencisi var. 20 öğretmeni ve 6 tane de görevlisi var. Leniyar Abdurrahmankızı’nın müdürlüğünü yaptığı okul düzenli ve çalışkan öğrencilere sahip. Sınıfları tek tek dolaşıyoruz. Öğrenciler Türkiye’deki kardeşleriyle mektuplaşmak istiyorlar.
Rüstem Mehmet: “Bütün zamanlarda Türkiye deyince yüreklerimiz çırpınır” diyor. Evet herkeste Türkiye sevdası Türklük sevdası var. Bu sevdaya karşılık vermek bu sevdayı boynu bükük bırakmamak yaralanan Kırım Türkümüzün yaralarını sarmak hepimize başta Türkiye olmak üzere bütün Türklük âlemine düşüyor.
Türkiye sevdası
Kırım’ın yaralı tarihi birçok âbide insanın yetişmesini sağlamış. Dolaştığınız her bölgede kahramanlık ruhunu yaşatan mücadele insanlarıyla karşılaşıyorsunuz. İşte bu âbide şahsiyetlerden biri de Vecihe Kaşka. İlerlemiş yaşına zayıf bedenine rağmen Vecihe teyze daima vatan kavgasının en ön safında. Akmescit’e 40 kilometre mesefede Üç Göz Köyü’nde bahçeli tek katlı bir köy evinde yaşıyor. Evde çocukları torunları hepsi birarada. İçeri girer girmez çok fazla kalamıyacağımızı onun için hiçbir şey yapmamasını rica ediyoruz. Vecihe hanım Kırım’da söylenen bir deyimi hatırlatıyor; “Misafir konakbayın (evsahibinin) eşeğidir. “Otur dersiniz oturur kalk derseniz kalkar. Şimdi sizin ne zaman kalkacağınıza ben karar veririm” diyor. Bu samimi bu güzel tâbirden sonra birşey söylememiz mümkün değil. Vecihe teyze korkusuzluğuyla tanınıyor. Kırım’a ilk dönen soydaşlarımız milli meclisi 2 yıl boyunca Vecihe teyzenin evinde toplamışlar. Çocukları ve torunları sofrayı hazırlarken Vecihe Kaşka biz aç kalacağız. Yok öyle şey” diyor. Ev ev dolaşarak miting ve yürüyüş için hazırlık yapmışlar. Biz otururken bahçede yetiştirilen domates ve biberlerin lezzeti farklı. Odanın içerisinde bir “Bozkurt” bayrağı görüyoruz. Bayrağı sorduğumuzda” Bütün Türkler bir Bozkurt’tur” diyor. Evde bulunanlardan Mahmut İdris Bursa’da dayısının çocukları olduğunu ve onlarla görüşmek istediğini söylüyor. Kırım’da hangi eve giderseniz gidin mutlak Türkiye’de bir akrabası bir yakını vardır. Rusların 1783 yılında Kırım’ı işgaliyle birlikte akın akın Kırım’dan Türkiye’ye Romanya’ya ve birçok başka ülkelere göç yaşanmış. Ama en çok da Türkiye’ye.. Kırım Türkleri için Türkiye “Ak topraklar” veya “Karşı” . Vecihe Kaşka’nın 35 yaşındaki torunu İsmail ve 4 yaşındaki torunu Dilaver ellerinde Türk bayrağımız ve Kırım Türkleri’nin Tarak Tamgalı Gök bayrağıyla geliyorlar. Belli ki çocuklara milli ruh en üst seviyede kazandırılmış. Bu çiçek yüzlü çekik gözlü balalarımızın (çocuklarımızın) fotoğraflarını ayrı bir zevkle çekiyorum. Artık müsaade isteme zamanı geldi. Vecihe teyze bizi uğurlamaya çıktığında birşey dikkatimi çekiyor. Evinin duvarlarında kabartma şeklinde cami ve hilal çizilmiş. “Bunları siz mi yaptırdınız?” diye sorduğumda Vecihe teyze dertli “On yıl bu kabartmalardan dolayı inşaata izin vermediler. Ben de inat ettim hepimiz bu azimli ve kararlı kahramanları düşünüyoruz. Sessizliği Turgut Otçu bir Kırım türküsüyle bozuyor:
Karşıdan fener gelir
Aklıma neler gelir
Daha yaşım küçücüktür
Başıma neler gelir.
Karşıdan gördüm seni
Al güller sandım seni
Koklamaya kıymaz idim
Ellere verdim seni.
Su gelir gül dibinden
İçilmez köpüğünden
Dünya dolu dilber olsa
Vazgeçmem sevdiğimden
Turgut türküden hemen sonra açıklamasını da yapıyor. Bu bir vatan türküsüdür. Karşı diye kasdedilen Türkiye’dir. “Koklamaya kıymaz idim ellere verdim seni” mısrası da Kırım’ın elden çıkışını anlatıyor.
YÜREĞİMİZ YARALI
Akşam Kırım’ın ünlü müzisyenlerinden Rüstem Mehmet’in evine gidiyoruz. O da köyde yaşıyor. Rüstem beğ ve eşi Gülizar hanım bizim için tam Kırım’ın milli yemeklerinden oluşan bir sofra hazırlamışlar. Ama önce Rüstem Mehmet bize biraz çalıp söyleyeceği türküler hakkında bilgi veriyor. “Eyvah dostlar yaralandı vatan türkümüz” adını taşıyan türküyü okumadan önce “Bizim tarihimiz yaralı yüreğimiz yaralı Kırım yaralı. Onun için size çok neşeli türküler çalamıyacağım” diyor. Önce “Bulutlar bulutlar yaylaya gidiniz annemi görseniz selam ediniz” türküsünü dinliyoruz. Çobanzadeye ait olan bu güzel mısraların müziğini İlyas Bağış yapmış. Türkülerin büyük çocuğunluğunda Türkiye özlemi var.
Bahar gelse açsa güller kırmızısını koklarım.
Esse sabah salkın (serin) yeller sana selam yollarım
Unutmasan sen beni hiç unutmam ben seni
Aramızdan deryalar geçse eşitirim sesini
Pek sağındım (Özledim) şu Kırım’ı
Altın başlı buğdayını
Sabahları şırıldağan
Sığırcığın turgayı
Rüstem Mehmet türküden hemen sonra “Bütün zamanlarda Türkiye değince yüreklerimiz çırpınır” diyor. Evet herkeste Türkiye sevdası Türklük sevdası var. Bu sevdaya karşılık vermek bu sevdayı boynu bükük bırakmamak yaralanan Kırım Türkümüzün yaralarını sarmak hepimize
Haydi göreve!..
Kırım’daki gençlerin kendi formalarını taşıdıklarını bilirler. Bir sevgi köprüsü oluşur” diyor. Futboldan pek anlamam ama Lütfü beye hak vermemek elde değil. Büyük kulüplerimiz için bir takım forma ne ki.. Altı milli mektebe altı kulüp düşüyor... kullanılmadığı için Kırım Türklerinin okulu işgal ederek zorla alıp milli mektep haline dönüştürdüklerini söylüyor. Diğer öğretmenler de yavaş yavaşa etrafımıza toplanıyorlar. Hatice Ablakimkızı ve Selimiye Ömerova da gururla çocuklarımız öğretimde Rus çocuklarından geri kalmasınlar diye “Kolaylıkla hiçbir şey olmadı. Hep mücadele ile oldu. Gelecekte de kolay olmayacak. Ama biz zorluklara karşı direnmesini öğrendik. Mutlaka hedefimize ulaşacağız” diyor. Mücadele “Bizim vatanımızda Ruslar doyacak köyün Kırımlı yiğitleri geliyor. “Vecihe teyzeyi türmeye (hapse) kapamışlar” diye duyduk onun için geldik diye şaka yapıyorlar. Hemen cevap geliyor tabii; “ Ben kimse yokken korkmadım. Artık arkamızda koca bir millet var. Şimdi mi korkacağız” Evde hazırlanan sıcak çörekleri yiyoruz sökmedim. Sonunda ben kazandım” diyor. Otomobilimizde bir müddet sessizlik hakim oluyor. Anlıyorum başta Türkiye olmak üzere bütün Türklük âlemine düşüyor...

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Kırım Türkleri kimlerdir hakkinda aciklamalar Kırım Türkleri kimlerdir konusunda bilgiler. Anahtar Kelimeler:Kırım Türkleri kırım türklerinin sürgünü kırım türkleri kimlerdir kırım türkleri tarihi
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 16-Şubat-2011, 18:55   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
Korgeneral
 
şanlıgençTürk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2010
Bulunduğu yer: SUSURLUK
Üye No : 3213
Mesajlar: 3.181
Konuları: 2130
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 537 / 1074
Güç: 1060 / 5755
Deneyim: 96%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 186009
İtibar Derecesi : şanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond reputeşanlıgençTürk has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Kırım Türkleri kimlerdir ?

teşekkurler emeğine sağlık
__________________
____¶¶¶¶¶¶¶¶
__¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
_¶¶¶¶¶¶¶____¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶______¶
¶¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶_______________¶¶¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶_____________¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶___________¶¶¶¶¶¶¶____¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶¶______¶__¶¶¶¶¶¶¶______¶
_¶¶¶¶¶¶¶¶___¶¶¶__¶¶¶¶¶¶¶
__¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶___¶¶¶¶¶¶
_____¶¶¶¶¶¶¶____¶¶¶¶¶¶
_____¶¶¶¶¶¶¶____¶¶¶¶¶¶
__¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶___¶¶¶¶¶¶
_¶¶¶¶¶¶¶___¶¶¶__¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶______¶__¶¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶_________¶¶¶¶¶¶¶¶______¶
¶¶¶¶¶¶___________¶¶¶¶¶¶¶¶____¶¶¶
¶¶¶¶¶¶_____________¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶________________¶¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶
¶¶¶¶¶¶¶¶______¶
_¶¶¶¶¶¶¶¶____¶¶¶
__¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
_____¶¶¶¶¶¶¶
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
şanlıgençTürk isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler: , ,


Etiketler
bilgi, genel, kimlerdir, kirim, kırım, tarihi, turkleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2