Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > Türk Tarihi , Türk Dünyası , Türk Edebiyatı ve Kültürü > Türk Tarihi ve Osmanlı İmparatorluğu > Genel Türk Tarihi
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Türk Ülküsü
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
97


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-Aralık-2011, 16:39   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Teğmen
 
tayfun26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Kasım-2010
Bulunduğu yer: TÜRKİYE
Üye No : 4117
Mesajlar: 1.622
Konuları: 1273
İstatistikleri Seviye: 34 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 248 / 826
Güç: 540 / 3585
Deneyim: 7%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 38050
İtibar Derecesi : tayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond reputetayfun26 has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Bayrak Türk Ülküsü

Dünya bir çarpışma alanıdır. Yaratıcı kuvvet dünyayı bir çarpışma düzeni içinde yaratmış
yaratılanlar çarpışma düzeni içinde yaşayıp bugüne erişmişlerdir.
Bunun neden niçin böyle olduğu hakkındaki yüksek felsefi düşünceleri bir yana bırakıp gerçeği
olduğu gibi kabul edersek çarpışmaya hazır bulunmanın en hayati prensip olduğu sonucuna
kendiliğinden varırız.
İnsanlar arasındaki çarpışma birleşip düzene girmiş topluluklar arasında oluyor. Bu topluluklara
millet diyoruz. Milletler binlerce yıldan beri var. Amansız boğuşmalarda bazıları ortadan kalkmış
bazıları sonradan kurulmuş fakat milletler her zaman var olmuş her zaman birbiriyle savaşmıştır.
Savaşmak yaşamak için gereklidir. Çünkü milli çıkarların çatıştığı davaları bitirmek için savaştan
başka çare bulunamamıştır. Milletleri savaşa hazır bulunduran iki vasıta vardır. Biri maddidir
buna "teknik" diyoruz. Biri ruhidir "ülkü" adını veriyoruz.
Uzun tarih göstermiştir ki eşit maddi kuvvetler arasındaki çarpışmayı ruhi yönden üstün olan
kazanır. Ruhi kuvvet teknik kuvveti yaratabilir. Ruhi kuvvetten yoksunluk ise maddi güç ne kadar
büyük olursa olsun bozgun demektir.
Ruhi kuvvet nedir?
Milli üstünlük inancı büyümek isteği yani milli ülküdür. Milli ülküler toplulukların yaratıcı
kuvvetidir. Bütün yaratıcı güçler gibi de aykırılıkları yok etmek özelliğine maliktir. Türk yaratıcı
gücü yani Türk ülküsü yüzyıllardan beri prensip haline gelmiş uğrunda çarpışılmış birkaç kere
gerçekleşmiş bir düşüncedir. Ona hayal diyenler hayal içinde gevşeyip tembelleşmiş olanlardır.
Dedikleri gibi hayal olsaydı hiç gerçekleşir miydi? Bununla beraber yirminci yüzyıl bir mucizeler zamanı olmuş olmaz sanılanlar mümkün kılınmıştır.
Bu bakımdan da Türk ülküsünün gerçekleşmesini ummak insanlar için haktır.Türk ülküsü Türk
büyüklüğü ve Türk kudreti isteği ve inancıdır. İnancın ne büyük ruhi amil olduğunu anlatmaya
lüzum yok. İmanla ümitsiz hastalar bile iyileşiyor
Bir ülkünün çerçevesinde toplanmak ve onun için ölümü bile göze alarak savaşmak ne güzel şeydir!
İnsanlar ancak ülkü ile hayvanlardan ayrılabiliyorlar. Milli bir ülkü olmadıktan sonra insanın
hayvandan ne farkı kalır? Hayvan ölümden ve ızdıraptan kaçar kuvvetliden korkar.
Ölümden korkmayan ızdıraptan kaçmayan kuvvetli ile savaşı göze alan yaratık ancak ülkücü
insandır.
Bir zamanlar dinler insanları hayvan olmaktan kurtarmak için çalıştı onlara Tanrı'dan öğütler
verdi. Bugünkü ülküler tamamıyla millidir. Dini inancı da içine almış olan milli ülkü insanları
sürükleyen güçlendiren ve asilleştiren bu duygu ve düşüncedir.
Bugünkü kaba maddecilik arasında Türk ülküsü sararmış biraz küllenmiş gibi görünüyor.
Maddecilik hastalığı geçtiği zaman o yine parlayacaktır. Onun için Türk ülküsüne sarılmaya
mecburuz. Bütün Doğu milletlerini yendiği halde yalnız Türklerle başa çakamayan Batı'nın içine
sinmiş düşmanlığı ve hıncı karşısında bizim silahımız Türk ülküsüdür
Arab'ı Acem'i Hind'i Çin'i yenilirken tek başına Avrupa'ya dalan ve yüzyıllarca tek başına bütün
Avrupa milletlerine karşı Tanrının adının savunan Asya arslanları zaman zaman gaflet uykusuna
dalmışlar fakat sonra sıçrayıp şahlanmışlardır.
Bu seferki dalgınlık biraz tehlikeli gibi görünüyor. Çünkü içinde yabancıya hayranlık unsuru var.
Tehlikeler nereden gelirse gelsin ne kadar büyük olursa olsun tek çare ve tek ilacı "Türk
ülküsüdür".
Bir şair:
Bu toprak için
Bu bayrak için
Ölelim..
Fakat bilelim.
Diyor. Güzel bir düşünce. Türk ülküsünün yoluna girdiğimiz gün bu şiiri biraz değiştirerek
söyleyeceğiz:
Bu toprak için
Bu bayrak için
Ölelim.
Ne düşünelim ne de bilelim!
ATSIZ:10 Kasım 1955

KIZILELMA
Bir milletin yürütücü kuvvetine “ülkü” denir. Toplumlardaki ki KIZILELMA
Bir milletin yürütücü kuvvetine “ülkü” denir. Toplumlardaki kişileri birbirine bağlayan nesne
sadece kök birliği çıkar ve ihtiyaç değil bunlarla birlikte ve aynı zamanda ülküdür.
Ülküsüz topluluk yerinde sayan ülkülü topluluk yürüyen bir yığındır. Sözlük anlamı “and” ve “uzak
hedef” demek olan “ülkü” topluluğu aynı yolda yürüten bir kuvvettir ki bu uğurda insanlar
birbirlerine karşı içten sözleşmiş gibidirler.
Ülkü ilkönce insanların gönüllerinde gönüllerinin derinliğinde şuuraltında hayallerinde doğar ve
kendini önce destanlarda gösterir. Sonra şuura geçer büyük kılavuzlar tarafından açıklanır. Daha
sonra da büyük kahramanlar onu gerçekleştirmek için büyük hamleler yapar. Bu hamle sırasında
da ülkülü millet kahramanlar ardından gönül isteği ile koşar. Bütün bu uğraşmalar arasında da
millet yürür; önce manen sonra maddeten ilerler olgunlaşır erginleşir.
Türk destanlarından çıkan anlama göre Türklerin ülküsü fetihler sonunda büyük ve üstün bir
devlet kurarak bu devletin içinde bolluğa ve mutluluğa kavuşmaktır. Aşağı yukarı her millet aynı
şekildeki milli gayelerin ardındadır. Milletlerin çapına kaabiliyetine göre milli ülkülerin
ayrıntılarında farklar olmakla beraber ana çizgiler bakımından hepsi birbirine benzer: Büyümek
ve rahatlığa kavuşmak!
Türkler kendi ülkülerine niçin “kızılelma” demiştir bunun sebebini bilmiyoruz. Yalnız bu addaki
saflık ve tabiilik Türk ülküsünün çok eski olduğunu göstermek bakımından manalıdır. Kızılelma adı
ülkünün aydınlardan önce halk arasında doğduğunu gösterse gerektir.
Kızılelma ülküsü Osmanlıların parlak çağlarında iyice belirip şekillenmiş ve konak konak Türk
büyüklüğünün yükseklik fikrinin ilahi bir gayenin timsali haline gelmiştir. Bu büyük düşünce
olmasaydı XI. Yüzyılda Anadolu‟ya gelen ençok bir milyon Türk Bizans‟ın Asya ve Avrupa‟daki
topraklarında rastladıkları diğer Türklerin birkaç tümenlik hrıstiyanlaşmış döküntülerinin yardımı
ile de olsa bu dünya çapında devleti kurup dört kıta “dördüncüsü Okyanusya‟dır” üzerindeki
teşkilat ve medeniyet şaheserini yaratamazdı.
Milletlere milli inanç ve güvenç veren ülkünün ne büyük bir kuvvet olduğunu anlamak için bugünkü
olaylara bakmak yeter:
60 milyonluk bir millet olmalarına rağmen dağınık teşkilatsız ve geri olan Araplar milli ülküleri
olan Arap Birliği düşüncesi sayesinde toparlanma yoluna girmişlerdir. Ülkülerinden aldıkları güçle
Filistin işinde İngiltere ve Amerika‟ya kafa tutmaktadırlar. Ülkü sahibi millet oldukları için de
dünyada itibarları ve değerleri artmıştır. Bizim için çok büyük isret ve ders olan şu olay Arapların
itibarını göstermesi bakımından manalıdır: Birleşmiş Milletler teşkilatının 11 üyeli Güvenlik
Konseyi‟nin beşi “Amerika İngiltere Fransa Rusya ve Çin” daimi altısı geçicidir. 1945 yılında bu
altı üyelik için seçim yapıldı. 900 yıllık büyük bir geçmişi ve tarihi olan askeri devlet olarak nam
kazanmış bulunan Türkiye bu seçimde ancak bir tek oy alarak Konsey‟e giremediği halde İngiliz
işgalinden henüz kurtulamamış olan ordusuz donanmasız Mısır 45 oy alarak bu üyeliğe seçildi.
Demek ki o zamanki Birleşmiş Milletler teşkilatına dahil bulunan 50 devletten 45‟i Mısır‟ı bizden
daha itibarlı ve üstün görmüştü.
1946‟da geçici üyelik için yapılan seçimde de Türkiye‟ye kimse oy vermediği halde Suriye 45 oy
aldı. Bir iki yıllık bir devlet olan o zamanki üç milyon nüfuslu Suriye‟nin Türkiye`ye tercih edilmesinin sebebi açıktır: Suriye bir ülkünün ardındadır. Yani prensip sahibidir. Bundan dolayı da
düşmanlarının bile saygısını kazanmıştır.
Yahudiler de ülkü sahibi olmanın ikinci bir ibret verici örneğidir. Korkaklığı atasözü haline gelen
bu millet bugün bir milli ülkünün ardında herhangi bir millet kadar cesaretle çarpışıyor. Milli
kahramanlar ve bu milli kahramanlar idama mahkum edildikleri ve bağışlanma dileğinde
bulunurlarsa ölümden kurtulacakları halde İngiltere‟den af dilemeyerek milletlerine şeref vermek
suretiyle ölüyorlar. Bu milli ülkü sayesinde Filistin‟deki yarım milyon yahudi (O zaman Filistin‟de
yarım milyon Yahudi vardı) yalnız Araplarla değil koca İngiltere ile savaşı göze alıyor Amerika‟ya
meydan okuyor. Milli ülküye yapışmak sayesinde Yahudiler o kadar kuvvetlenmişledir ki bugün
İngiltere imparatorluğu onlara karşı bir şey yapamıyor. Tabaasında bir tek kişinin hapse atılmasını
savaş sebebi saban İngiltere bugün İngiliz askerlerinin öldürülmesine İngiliz subaylarının
kaçırılıp dayak atılarak horlanmasına masum İngiliz çavuşlarının Yahudiler tarafından canice
asılmasına ses çıkaramıyor.
Bütün bunların en önemli sebebi Arapların ve Yahudilerin olağanüstü kuvvetli olmasıdır. Bu kuvvet
maddi değil manevidir Yani ülkü kuvvetidir.
Kızılelma ülküsüne “tehlikeli maceracılık” diyenler bugünkü Araplar ile Yahudilere bakıp
düşünmelidirler. Hele Yahudiler 2000 yıl önce kaybettikleri vatanlarını yeniden ele geçirmek ve
yalnız kitaplarda kalmış olan İbrani dilini diriltip bir konuşma dili haline getirmek uğrundaki
çalışmaları ile dünyaya örnek olmuşlardır.
Biz ise bir yandan “bir Türk dünyaya bedeldir” vecizesine inanmış görünürken bir yandan da
kendimizi baltalayıp inkar ettik. Büyüklükten korktuk. Küçüklüğü benimsedik ve milli ülkü ile delilik
diye alay ettik. Güvenlik Konseyindeki seçimler göstermiştir ki kimseden bir şey istememek
herkesle hoş geçinmek ittifaklar yapmak bir millete itibar sağlamıyor. Kızılelma ülküsünü bir
delilik sayacaksak büyüklükten değil yaşamaktan da vazgeçmeliyiz. “Tarihi görevini yapmış ve
artık ölmeye yüz tutmuş bir topluluk” olmayı kabul etmeliyiz. Eski Asurlular Hititler Romalılar
gibi haritadan silinmeye razı olmalıyız. Buna razı değilsek milli ülkünün peşine düşmeliyiz ve
demiryolu yapmakla birkaç fabrika kurmayı ülkü diye göstermek gafletinden çekinmeliyiz.
Ülküler için “maddi faydası nedir?” “uygulanabilir mi?” diye düşünmek doğru değildir. Hiçbir inanç
riyazi mantığa vurulmaz. Tanrı‟nın varlığı da riyazi metod ile isbat edilememiştir. Fakat yüz
milyonlarca insan ona inanmakta ve bu inançtan güç almaktadır. Ülküler de böyledir.
Kızılelma ülküsünün gerisinde savaşlar ve büyük sıkıntılar görüp de korkanlar bulunabilir. Kendi
rahatı ve keyfi kaçmasın diye insanlık davası (!) güdenler ülküyü inkar edenler her zaman her
yerde çıkabilir. Fakat bir milletin içinde büyük bir çoğunluk milli ülküye inandıktan sonra geri
kalanlar da ister istemez bu milli akıntıya uymaya mecburdurlar. Bizim için önemli olan dost kılıklı
yabancıların milli ülküyü güya milli çıkar adına baltalamasının önüne geçmektir.
Bir topluluktan ortak ülküyü kaldırın insanların hayvanlaştığını görürsünüz. Ortak düşüncesi
olmayan toplulukta herkes yalnız kendi çıkar ve zevkini düşünür. Böyle bir toplulukta fedakarlık
saygı nezaket kalmaz. Bencillik kabalık rüşvet iltimas ve namussuzluğun türküsü alır yürür.
Maddileşmiş bir insan vatan için ölür mü? Bencil bir insan muhtaçlara yardım eder mi? Milletine
inanmayan bir adam yabancı ile işbirliği yapmaz mı? Erdemi gülünç bulan birisi çalıp çırpmaz mı?
Kızılelma Türk milletinin manevi besinidir. Açlar yiyecek bulamadıkları zaman nasıl faydasız
zararlı hatta zehirli nesneleri yerlerse; Türk milleti de “Kızılelma” kendisine yasak edildiği için
marksizm ve kozmopolitizm gibi zararlı ve zehirli fikirlere el uzatıyor. Fakat artık bu devir kapanmıştır. Gittikçe uyanan milli şuur karşısında gaafiller ve hainler Türk
milletini daha çok aldatamayacaklardır. Kızılelmanın yolunu kapatamayacaklardır.
Ziya Gökalp‟ın mısraları düsturumuz olacaktır:
Demez taş kaya
Yürürüz yaya...
Türküz gideriz Kızılelmaya.
TURANSAM
__________________
BİR ÖLÜYÜ AÇIK HAVADA BIRAKIRSANIZ KOKAR SUYA ATARSANIZ ŞİŞER ONU SİZE GERİ VERİR .
ÖLDÜĞÜNÜZDE SİZİ KABUL EDEBİLECEK TEK YER TOPRAĞINIZIDIR.
BU NEDENLE TOPRAKLARINIZA ÇOK İYİ SAHİP ÇIKIN!!!’’

Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
tayfun26 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler:


Etiketler
türk, ulkusu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2