Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > Türk Tarihi , Türk Dünyası , Türk Edebiyatı ve Kültürü > Türk Tarihi ve Osmanlı İmparatorluğu > Genel Türk Tarihi
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Çanakkale İçinde Vurdular, Beni!..
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
172


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24-Mart-2011, 00:04   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Teğmen
 
Sabiha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Mart-2011
Bulunduğu yer: Almanya
Üye No : 5868
Mesajlar: 434
Konuları: 423
İstatistikleri Seviye: 19 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 45 / 458
Güç: 144 / 1635
Deneyim: 34%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 16576
İtibar Derecesi : Sabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond reputeSabiha has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Standart Çanakkale İçinde Vurdular, Beni!..

Kara zırhlılar Çanakkale Boğazının billur sularını kirletiyordu. Kiminin adı Queen Elizabeth kiminin Sufren kiminin Bouvet kiminin Gauliose kiminin Charlemagne kiminin Irresistible idi. Gönderlerinde ayrı milletlerin bayrakları dalgalanıyordu. Ama hepsi aynı maksatla Çanakkale Boğazına girmiş "Hasta Adam" dedikleri Osmanlı Devletini tarihten silmek için gelmişlerdi.

İngiltere Deniz Bakanı Churchill şöyle diyordu:
"Çanakkale mutlaka geçilecektir. İşte o zaman bu harekât için harcanan emeklerin değeri daha iyi anlaşılacaktır. Çanakkale'de umumî savaşın [Birinci Dünya Savaşının] kaderi değişecektir."

İngiliz Donanması Kurmay Başkanı Amiral Sır Roger Keyes de ay m kanaatte idi:
"İngiliz denizciliği bu büyük imtihanı verecektir. Çanakkale Boğazını geçeceğiz!"

Bir başka İngiliz devlet adamı hayal kurmada çok daha ileri gidiyor ve Marmara Denizine girecekleri günü zevkle düşünüyordu:
"Savaş gemilerimizin birinde bulunmayı ne kadar isterdim! Churchill'e inanıyorum:

Çanakkale Boğazı geçilecektir. İngiliz donanmasını Osmanlı Sultanının İstanbul'daki sarayı önünde daha şimdiden demirlemiş görüyorum!"

Fransızlar da hayal kurmada İngilizlerden hiç de aşağı kalmıyorlardı. Hedefi İstanbul olan müttefik donanmasının Fransız filosuna kumanda edecek olan Amiral Guepratte donanma

Çanakkale'ye gönderilmeden önce Fransız Genelkurmayına şöyle diyordu:
"Müttefiklerin Çanakkale'yi geçeceğinden eminim. Bu aynı zamanda Fransa ve İngiltere'nin prestiji meselesidir. Başkumandanlıktan istirham ediyorum: Marmara Denizine girmenin ilk şerefi Fransız filosuna bırakılmalıdır."

Öte yandan Çanakkale Müstahkem Mevki Kumandanı Miralay Cevat Bey'e (Orgeneral Cevat Çobanlı) "Osmanlı Devletinin savaşa katıldığı" duyurulmuştu. Subaylarını toplayıp Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emirnamesini okudu. Sonra tek tek yüzlerine baktı.

"Arkadaşlar!.." diye konuştu "Bu mühim harbin düğüm noktası Çanakkale'dir.

Düşmanlarımız muazzam donanmalarını bize karşı gönderiyorlar. Biz onların toplarına iman dolu sinelerimizi siper edeceğiz; Çanakkale'yi geçirtmeyeceğiz!"

Hepsinin yüzünde inanmışlığın ışığı vardı.
Devam etti:

"Osmanlı Donanması üstüne düşeni yapacaktır Barbaros'ların Turgut Reis'lerin evlâtları olduğumuzu ispat edeceğiz'

Son olarak Enver Paşa'nın emrinin bitiş cümlesini tekrar okudu:
"Ya şanlı kahramanca bir ölüm yahut zafer ve istiklâl!"

Yiğit subaylar sağ ellerini imanla çarpan yüreklerinin üstüne koyup bir ağızdan karşılık verdiler:

"Öleceğiz ama Çanakkale'yi geçirtmeyeceğiz!"

Müttefik Donanması Çanakkale Boğazına girdi. 19 Şubat 1915 Perşembe günü 12 savaş gemisiyle saldırdılar. Aralıksız sekiz saat bomba yağdırdılar ama siperlerimizden gereken karşılığı gördüler. İlk hamlede umduklarını bulamamış olmanın kırgınlığıyla Müttefik

Donanmaları Komutanı İngiliz Amirali Karden Churchill'e şu mesajı çekti:
"Bu iş umduğumuzdan daha zor olacağa benzer; ama Müttefik Donanması üzerine düşeni eksiksiz yerine getirecektir."

25 Şubat günü taarruzu tekrarladılar. Bataryalarımızı gülle yağmuruna tuttular fakat yine umdukları neticeyi alamadılar.

15 Mart'ı 16 Mart'a bağlayan Salı gecesiydi. Sabaha birkaç saat vardı. Miralay Cevat Bey torpil kumandanı Nazmi Kaptan'ı çağırdı:

"Oğlum Nazmi vazife almaya hazır mısın?"
Nazmi Kaptan kumandanı önünde esas duruşta bekliyordu:

"Öylesine hazırım ki kumandanım hayatımda savaşmaya hiç bu kadar hazır olmamıştım; ne zamandır çağırmanızı bekliyordum!"

Miralay düşünceli görünüyordu:
"Sana vazife vereceğim. Kabul edip etmemekte serbestsin. Çünkü bu vazife tek kişinin bıçakla bir orduya saldırmasına benziyor; çok tehlikeli!"

Nazmi Kaptan hiç istifini bozmadan cevap verdi:
"İcabında evvelallah bıçaksız da bir orduya karşı çıkarız kumandanım!.. Rütbelerin en yükseği olan şahadet rütbesini kazanmaktan kaçan namerttir!"


Koca Cevat Bey'in gözleri neredeyse yaşarıyordu.
"Berhudar ol evlâdım!.." dedi "Şimdi vazifenin mahiyetine geçebiliriz."

Odanın ortasındaki uzun masaya yaklaşü. Bir işaretle Nazmi Kaptan'ı yanına çağırdı. Masanın üstündeki haritaya birlikte eğildiler. Cevat Bey savaş alanını Nazmi Kaptan'a göstererek

"Burasını mayınlayacaksın." dedi "Nusret mayın gemisini kullanacaksınız. Nusret'in süvarisi Yüzbaşı Hakkı Bey'e de talimat verilmiştir. Allah muininiz olsun!"

Nazmi Kaptan selâm verip çıktı. Doğruca Nusret gemisine gitti. Bataryalardan sabah ezanı geliyordu. Cephe şu an savaş alanından çok camilerle donanmış bir İslâm şehrini andırıyordu.

Nazmi Kaptan içinden
"Yenilmeyiz." dedi "Bu ezanı kimse susturamaz!"

Belki de Mehmet Akif Nazmi Kaptan'm bu sözlerini hatırlayacak ve yıllar sonra yazdığı

İstiklâl Marşımıza şu mısraları koyacaktı:

Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

Nazmi Kaptan Nusret mayın gemisine çıktı. Gemi süvarisi Yüzbaşı Hakkı Bey gelmesini bekliyordu. Selâmlaşıp kucaklaştılar. Böylesine büyük bir vazifeye lâyık bulundukları için birbirlerini tebrik ettiler. Hareket gününü ve saatini kararlaştırdılar.

Nihayet hareket günü geldi. Her şey hazırdı. Geceyi iple çektiler. Ve karanlıkla birlikte
Yüzbaşı Hakkı Bey'in emri çınladı:

"Vira bismillah!.."

Nusret mayın gemisi Çanakkale Boğazının sakın sularında hedefine ulaştı: Yıldızsız gecenin koyu yorganı altında uzanan denize bütün mayınlarım döktü. Düşmanın ruhu bile duymamıştı.

Ama az sonra taarruza geçtiklerinde her şeyi anlayacaklar Türklerin bu işi nasıl yaptıklarına bir türlü akıl erdiremeyeceklerdi. O gece küçücük Nusret gemisi koskoca zırhlılara meydan okuyor ve şüphesiz Allah'ın yardımıyla düşmana görünmeden işini başarıyordu; sanki "Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık; artık görmezler." mealindeki Yasin Suresi ayetinin müjdesi bir kere daha tahak*kuk ediyordu.

Geliyorlardı. Renkleri bayrakları dilleri isimleri ayrı insanların doldurduğu zırhlılar Çanakkale Boğazını geçmek ve İstanbul'a ulaşmak için geliyorlardı.

Akif'in dediği gibi:

Çehreler başka; lisanlar deriler rengârenk.
Sade bir hadise var ortada; vahşetler denk!
Kimi Hindu kimi yamyam kimi bilmem ne belâ...
Hani tauna da züldür bu rezil istilâ...

Geliyorlardı. Bütün gücü kuvveti askeri ve tekniği ile koca bir Avrupa üstümüze geliyordu.
Çıkartma yapmaya kalkıştılar olmadı. Bombalar yağdırdılar siperlerimizi susturmak için susmadı. Nihayet bütün kuvvetleriyle 18 Mart 1915 sabahı Çullandılar.

Aynen karşılık gördüler. Bataryalarımız şiddetle ateşe mukabele etmeye başladılar. Çanakkale sırtları Cehennem'e döndü. Gökten ateş yağıyor göğe ateş fişkırıyordu.

Fransız zırhlılarından bazıları isabet edip yaralan mıştı. Bu küçük başarı bile askerlerimizin maneviyatını yükseltti. Herkes aynı şeyi söylüyordu:

"Çanakkale'yi geçirtmeyeceğiz!"

Düşman donanmasındaki amiraller ise hâlâ eski hayalin peşindeydiler:
"Çanakkale'yi mutlaka geçeceğiz!"

Burada iki din iki dünya görüşü kısacası iki ayn dünya çarpışıyordu.

Mevzilerden bir çığlık yükseldi:
"Vurdum!"

Topçu çavuşu Mehmet'in sesiydi. Ustaca nişan aldığı Gauliose zırhlısı isabet almış ve yana yatmıştı. Ardından Sufren de isabet aldı. Öğleden sonra ise Fransız Donanması perişan olmuş bulunuyordu; ve yerlerini İngiliz zırhlıları alıyordu.

Ne var ki isabetli topçularımızın ateşi ve Nusret mayın gemisinin mayınları önünde onlar da fazla dayanamayacaklar çoğu yaralanıp savaş dışı kalacaktı.

Gözetleme yerinden manzarayı seyreden
Müstahkem Mevki Kumandanı Miralay Cevat Bey (Paşa) gördüklerine âdeta inanamayacak

"Allahüekber! Bu gördüklerim topçumun mahareti değil olsa olsa evliya kerametidir." diyecekti.

Ve ingiltere Deniz Bakanı Churchill "Müttefik donanmasının Çanakkale'de mahvolduğu" haberini aldığı zaman başını ellerinin arasına alıp büyük bir üzüntüyle şunları söyleyecekti:
"Bu korkunç gerçeğe inanmak istemiyorum: Türk savunması karşısında Müttefik Donanması mağlûp oldu.

Tek kelimeyle felâket!.."

"Çanakkale'yi mutlaka geçeceğiz!" diyen İngiliz Amirali Roger Keyes'in durumu Churchill'inkinden farklı değildi.

"Yazık imtihanı veremedik inkârı imkânsız bir mağlûbiyete uğradık. Bunu ileride tarih yazacaktır." diyordu.

Çanakkale'de bir destan daha yazmış dilimizle ve fiilimizle "Çanakkale geçilmez!" diye haykırmış-Ihk (18 Mart 1915).
Zaferden bir gün sonraydı.

Müstahkem Mevki Kumandanı Miralay Cevat Bey yanında subayları olduğu hâlde cepheyi geziyordu.

Bir ara sırtını top arabasına dayamış dalgın dalgın denize doğru bakan bir asker fark etti; arkadaşlarının zafer sevincine katılmaması dikkatini çekmişti.

Yanına gitti. Görür görmez tanıdı: Çanakkale savaşları boyunca aslanlar gibi döğüşen topçu Mehmet'ti. Hemen hemen boşa mermi harcamazdı. Arkadaşları onun için "Attığı her mermiyi melekler götürüp düşman gemisinde patlatıyor!" derlerdi.

Gözleri sargılıydı. Belli ki birçoğunu şehit eden düşman topları Mehmet'i de gözünden vurmuştu. Kan yanaklarına süzülüp çenesinden yere damlıyor fakat yüzünde acının izleri görünmüyordu. Sakindi. Ve sanki baktığı yeri görüyordu.

Cevat Bey kahraman askerinin hatırını sordu:
"Yaralı mısın Mehmet?.. Niye kendini tedavi ettirmiyorsun?"

Mehmet Çavuş kumandanının sesini tanımasıyla ayağa fırladı esas duruş vaziyetine geçip selâm verdi.

"Bu yaradan herhalde ölmem kumandanım... 'Sıhhiyeler ağır yaralı kardeşlerime zor yetişebiliyor zaten; başlarına bir de ben çıkmayayım!' dedim."

"Görebiliyor musun bari?.."

Pırıl pırıl gülümsedi. Tebessümünde zaferin şafağı atıyordu.

"Hayır kumandanım " dedi "göremiyorum -
Ama ne ehemmiyeti var? Bu gözler dün göreceğim gördü. Kahrolasıca gâvurun ardına bakmadan kaçtığını gördüm ya gayri bundan sonra hiç görmesem de gam yemem!"


Cevat Bey'in gözleri yaşardı; Mehmet Çavuş'a sarıldı:
"Mehmet' im!.. Senin gibi kahramanlar sayesinde bu muhteşem zaferi kazandık."

Artık Mehmet Çavuş da ağlıyor ama gözlerinden yaş yerine kan akıyordu:
"Haksızlık etmeyin kumandanım... Ben ne yaptım sanki?.. Sadece gösterilen hedefe gülle yağdırdım. Asıl büyük işi sizler yaptınız; bize zaferi gösterdiniz. Allah razı olsun!"

Mehmet Çavuş artık göremeyecekti. Ama kendisinin de söylediği gibi zaten göreceğini görmüştü. Gam yemiyordu.

Çanakkale destanı böyle yazıldı işte; "Çanakkale geçilmez!"
mührü utanmazların suratına böyle çakıldı.
__________________

Öğrenme ilkesi;
insanın temiz karakterini ortaya çıkarmak
insanlara yeni yaşam vermek ve
nihai iyiye ve doğruya ulaşmak demektir.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
Sabiha isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 30-Mart-2011, 19:42   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
susurluklu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Kasım-2009
Bulunduğu yer: ANGARA/SUSURLUKLU
Üye No : 1763
Mesajlar: 8.143
Konuları: 3351
İstatistikleri Seviye: 60 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 2018 / 2242
Güç: 2714 / 10811
Deneyim: 81%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 155016
İtibar Derecesi : susurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond reputesusurluklu has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Çanakkale İçinde Vurdular, Beni!..

emeklerinize saglık tşk ederimm
__________________
Muhterem milletime vasiyet ederim ki başına geçireceği insanların kanındaki cevher-i asliyi tayin etmekten bir an fariğ kalmasınlar ATATÜRK.
Yani başına geçireceği insanların hangi kandan olduklarına bakıp Türk kanı taşımayanları başına getirmesinler.

Yaptigim Tüm Paylasimlar alintidir...yarısı benim amaaaaaaaaa::)))

Sizden Ricam Lütfen Bu Emek İçin 5 Saniyelik Teşekkürü Çok Görmeyin.






Acil durumlarda Msn Dostlar

susurluklu_1907_1907@hotmail.com


ALLAHIM; TÜRKÇE konuşulan TÜRK’e yurtluk etmiş olan yerleri kıyamete kadar TÜRK’ün hükmü altında bırak !

Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
susurluklu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler: , , ,


Etiketler
beni, çanakkale, içinde, vurdular, İçinde


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2