Hamd

âlemlerin rabbi Allah’ındır. Allah’ım

hamd senindir; ey gökleri ve yeri yaratan; ululuk ve ikram sahibi; rablerin Rabbi; her tapılanın Tanrısı; her yaratılanın yaratıcısı ve her şeyin varisi. Hiçbir şey O’nun gibi değildir; hiçbir şeyin bilgisi O’na gizli kalmaz; O her şeyi kuşatmış

her şey üzerinde gözeticidir.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Teksin

benzerin yok; birsin

eşin yok.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Cömertsin

cömertlik sana yakışır; ulusun

ululanmak senin hakkın; büyüksün

büyüklenmek sana ait.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yücesin; yüceden de yücesin. Cezalandırman pek şiddetlidir.
Sensin Allah; Rahman’sın

rahîmsin; ilim ve hikmet sahibisin.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. İşitensin

görensin; kadîmsin

her şeyden haberin var.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. En kerim kerimsin; en sürekli süreklisin.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Herkesten önce ilksin; her sayıdan sonra sonsun.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Yüceliğinle birlikte yakınsın; yakınlığınla birlikte yücesin.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Zarifsin

güzelsin; ululuk

büyüklük ve övgü sahibisin.
Sensin Allah; senden başka ilah yok. Nesneleri

aslı esası olmaksızın yarattın; şekillendirdiklerini örneksiz şekillendirdin; var ettiklerini birinin işine bakarak var etmedin.
Sensin ki

her şey için bir ölçü koydun; her şeyi kolaylaştırdın ve her şeyi belli bir düzene soktun.
Sensin ki

yaratmanda kimse sana yardım etmedi; işinde kimseye danışmadın; ne gözlemcin

ne benzerin olmamıştır.
Sensin ki

irade ettin

irade ettiğin kesinleşti; yargıladın

yargın adalet üzere oldu; hükmettin

hükmün tam yerini buldu.
Sensin ki

hiçbir mekân seni içine alamaz; saltanatın karşısında hiçbir sultan dayanamaz ve hiçbir kanıt ve açıklama seni susturamaz.
Sensin ki

her şeyin sayısını bilirsin; her şey için bir son öngörmüşsün ve her şeyi belli bir ölçüyle yaratmışsın.
Sensin ki

benliğin tahayyüllere sığamaz; düşünceler niteliğini derk edemez ve gözler bulunduğun yeri göremez.
Sensin ki

sınırlandırılmazsın ki

sınırlı olasın; temessül etmemişsin ki

bulunasın; ve doğurmamışsın ki

doğrulmuş olasın.
Sensin ki

karşıtın yok ki

sana karşı gelsin; dengin yok ki

sana üst olmaya yeltensin ve benzerin yok ki

seninle yarışmaya kalkışsın.
Sensin başlayan

icat eden

oluşturan

yepyeni bir şey ortaya çıkaran ve yaptığını güzel yapan.
Münezzehsin sen! Şanın ne kadar yüce; yerin ne kadar yüksek ve hakkı batıldan ayırışın ne kadar net!
Münezzehsin sen! Ne kadar da lütfu bol bir latifsin; ne kadar da merhametli bir şefkatlisin ve ne kadar da bilgili bir hikmet sahibisin!
Münezzehsin sen! Ne de güçlü bir meliksin; ne de eli açık bir cömertsin ve ne de makamı yüksek bir makam sahibisin. Güzellik

büyüklük

ululuk ve övgü sahibisin sen.
Münezzehsin sen! Elini iyiliğe açmışsın; hidayet senin katından bilinmiştir. Seni din için de

dünya için de arayan bulur.
Münezzehsin sen! İlminde geçen herkes sana boyun eğmiş; Arşının altında olan her şey büyüklüğünün karşısında küçüklüğünü itiraf etmiş ve tüm yaratıkların sana teslim olmuştur.
Münezzehsin sen! Sezilmez

duyulmaz

dokunulmazsın. Kimse sana hile yapamaz; seni azarlayıp kovamaz; seninle çekişemez; seninle yarışamaz; seninle tartışamaz; seni aldatamaz.
Münezzehsin sen! Yolun düz

emrin doğru ve sen ihtiyaçlar için başvurulan yegane dirisin.
Münezzehsin sen! Sözün hikmet

yargın son karar ve iraden kesindir.
Münezzehsin sen! Dilediğini kimse geri döndüremez; kelimelerini kimse değiştiremez.
Münezzehsin sen! Ey

ayetleri akılları durduran

gökleri meydana getiren

canları yaratan.
Hamd senindir; sürekliliğinle sürecek bir hamd.
Hamd senindir; nimetinle devam edecek bir hamd.
Hamd senindir; ihsanına paralellik arz edecek bir hamd.
Hamd senindir; hoşnutluğunu artıracak bir hamd.
Hamd senindir; bir hamd ki

her hamd edenin hamdiyle birlikte olsun ve hiçbir şükredenin şükrü ona ulaşmasın. Bir hamd ki

başkasına değil

yalnızca sana yaraşsın; onunla başkasına değil

yalnızca sana yaklaşılsın. Bir hamd ki

ilki (önceki nimetleri) sürdürsün; sonu (sonraki nimetleri) kalıcı kılsın. Bir hamd ki

gün geçtikçe kat kat artsın

durmadan çoğalsın. Bir hamd ki

koruyucu melekler onu sayamasın; yazıcı meleklerin kaydettiğinden çok çok fazla olsun. Bir hamd ki

yüce Arşına ve yüksek Kürsüne denk olsun. Bir hamd ki

sevabı katında tam olsun; mükâfatı her mükâfatı kapsasın. Bir hamd ki

dışı içiyle tutsun; içi samimiyet dolu olsun. Bir hamd ki

daha önce kimse öyle bir hamd etmemiş olsun; değerini senden başkası bilmesin. Bir hamd ki

sayısını çoğaltmaya çalışana yardımcı

hakkıyla yerine getirmek isteyene destekçi olsun. Bir hamd ki

yarattığın tüm hamdleri bir araya toplasın; daha sonra yaratacaklarını bir ipe dizsin. Bir hamd ki

sözüne ondan daha yakın bir hamd olmasın; onunla hamd edenden daha iyi hamd edici bulunmasın. Bir hamd ki

kereminle bolluğa sebep olsun

ihsanını kat kat artırsın. Bir hamd ki

büyüklüğüne

cömertliğine yakışsın; izzet ve celaline uygun olsun.
Rabbim

soylular soylusu

seçkinler seçkini

değerliler değerlisi

mukarreb kulun Muhammed’e ve Muhammed’in âline salatlarının en üstünüyle salat eyle; bereketlerinin en kâmiliyle ona bereket ver; rahmetlerinin en yararlısıyla ona rahmet et.
Rabbim

Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki

durmadan artsın; artışı ondan çok olan bir salat olmasın. Ona salat eyle; bir salat ki

sürekli büyüsün; ondan daha çok büyüyen bir salat olmasın. Ve

ona salat eyle; hoşnut olacak bir salat ki

onun üstünde bir salat olmasın.
Rabbim

Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki

onu hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ona salat eyle; bir salat ki seni hoşnut etsin; hoşnutluğunu artırsın. Ve ona salat eyle; bir salat ki

onun (Muhammed) için ondan başkasına razı olmaz

ondan (Muhammed) başkasını da ona ehil görmezsin.
Rabbim

Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki

hoşnutluğundan öteye geçsin; varlığın devam ettikçe ardı arkası kesilmesin; kelimelerinin bitmediği gibi asla bitmesin.
Rabbim

Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki; meleklerinin

nebilerinin

resullerinin ve itaat edenlerinin salatlarını derleyip toplasın; cinlerden ve insanlardan davetine icabet eden kullarının salatlarını kapsasın; yarattığın tüm yaratık türlerinin salatlarını bir araya getirsin.
Rabbim

ona ve âline salat eyle; bir salat ki

geçmiş gelecek tüm salatları kuşatsın. Ona ve âline salat eyle; senin ve herkesin beğeneceği bir salat ki

onunla birlikte diğer salatlar meydana getiresin; onu kaç katına katladıkça o salatları da öyle yapasın; günler geçtikçe onları senden başka kimsenin sayamayacağı bir şekilde kat kat artırasın.
Rabbim

onun tertemiz Ehl-i Beytine de (ayrıca) salat eyle. Onlar ki

işin (insanları doğru yola hidayet etmek) için onları seçtin; onları ilminin bekçileri

dinin koruyucuları

yeryüzündeki halifelerin ve kullarının üzerindeki hüccetlerin kıldın. İradenle onları pislik ve kirden tam anlamıyla temizledin. Onları

sana ileten vesile

cennetine götüren yol kıldın.
Rabbim

Muhammed ve âline salat eyle; bir salat ki

onlar hakkındaki bağışlarını ve onurlandırmanı artırsın; onlara olan ihsan ve nimetlerini tamamlasın; senden edinilecek kâr ve yararlardan nasiplerini bol etsin.
Rabbim

ona (Muhammed) ve onlara (Ehl-i Beytine) salat eyle; bir salat ki

başlangıcının süresi

süresinin sonu

sonunun bitimi olmasın.
Rabbim

Arşının ve onun altındakilerin ağırlığıca

göklerinin ve onların üstündekilerin tuttuğuca

yerlerinin ve onların altındakilerin sayısıca onlara salat eyle; bir salat ki

onları sana daha bir yakınlaştırsın; senin ve onların hoşnutluğuna vesile olsun ve benzeri salatlar hep devam etsin.
Allah’ım

sen her zamanda dinini

kulların için hakkın bayrağı ve şehirlerde hidayet ışığı olarak diktiğin bir imamla güçlendirmişsin. Onun ipini kendi ipine bağlamış; onu hoşnutluğuna ulaşma vesilesi kılmış; ona itaati farz etmiş; ona karşı gelmekten sakındırmış; onun emirlerini yerine getirmeyi

yasaklarına uymayı

ondan öne geçmemeyi

ondan geri kalmamayı emretmişsin. O

sığınanların koruyucusu

inananların sığınağı

tutunanların sağlam kulpu ve âlemlerin güzelliğidir.
Allah’ım

velin olan o imamı

kendisine verdiğin nimetlerin şükrünü yerine getirmeye muvaffak et. Bizi de aynı şeye muvaffak eyle. Ona

kendi katından yardımcı bir güç ver. Ona kolay bir fetih nasip et. En güçlü desteğinle ona yardım et. Gücünü artır; pazısını kuvvetlendir; onu sürekli gözet; koruman altında bulundur; meleklerinin yardımıyla onu başarıya ulaştır; her zaman galip olan ordunu ona yardıma sevket; onunla Kitabını

sınırlarını

yasalarını ve Resulünün -salavatın ona ve âline olsun Allah’ım- sünnetlerini ayakta tut; dininin zalimlerce öldürülen nişanelerini dirilt; yolundaki zulüm paslarını

zorlukları gider; yolundan ayrılanları ortadan kaldır; dosdoğru yolunda eğrilik meydana getirmek isteyenleri mahv-u nabud eyle. Onu dostlarına karşı yumuşat; düşmanlarına karşı elini açık et; şefkatini

merhametini ve sevgisini halimize şamil eyle; bizi sözünü dinleyip itaat edenlerden

hoşnutluğunu kazanmaya çalışanlardan

yardımına koşanlardan

onu savunanlardan

bununla sana ve Resulüne -salavatın ona ve âline olsun Allah’ım- yakınlaşmak isteyenlerden kıl.
Allah’ım

onların makamlarını itiraf eden

takip ettikleri yolu takip eden

izlerinde yürüyen

kulplarından yapışan

velayetlerine sarılan

imametlerini kabul eden

emirlerine teslim olan

var güçleriyle onlara itaat etmeye çalışan

(ferec) günlerini bekleyen ve gözlerini onlara diken dostlarına da

büyüyüp artan

bereket dolu salatlarla sabah akşam salat eyle. Ve selam eyle onlara ve ruhlarına. Onların işlerini takva üzere bir araya topla; durumlarını düzelt; tövbelerini kabul buyur. Hiç kuşkusuz

sen

pek merhametlisin

tövbeleri kabul edensin ve bağışlayanların en iyisisin. Bizi de rahmetinle esenlik yurdunda onlarla birlikte kıl

ey merhametlilerin en merhametlisi.
Allah’ım

bu

Arefe günüdür. Şerefli

değerli ve büyük bir gündür. Bu günde rahmetini yaymış

affını yaygınlaştırmış

bağışını çoğaltmış ve onunla kullarına lütufta bulunmuşsun.
Allah’ım

ben ise

senin o (naçiz) kulunum ki

daha yaratmadan önce ve de yarattıktan sonra ona nimet verdin; onu dinine ilettiğin

hakkını ödemeye muvaffak ettiğin

(sağlam) ipinle koruduğun

hizbine (grubuna) aldığın

dostlarını sevmeye

düşmanlarına düşman kesilmeye hidayet ettiğin kimselerden kıldın. Daha sonra ona emrettin

emrini tutmadı; sakındırdın

sakınmadı; karşı gelmemesini öğütledin

karşı geldi. Ancak bunları

sana inat ederek ve sana karşı büyüklük taslayarak yapmadı. Tutkusu onu bu işlere sürükledi; düşmanın ve düşmanı (olan şeytan) da bu hususta ona yardımcı oldu. Yasaklarını irtikâp ederken tehdit ve korkutmalarını bildiği halde

affını ümit edip bağışlamana güveniyordu. Oysa kendisine verdiğin nimetlerle o işleri yapmamaya en çok layık olan kullarındandı.
Şimdiyse; hor

hakir

zelil

alçak ve azabından korkan biri olarak karşında durmuş

taşıdığım büyük günahları

işlediğim koca hataları itiraf ederek affına sığınıyor

rahmetini umuyorum. Kimsenin

beni senden koruyamayacağını

hakkımda verdiğin karara engel olamayacağını biliyorum.
O halde

suçlulara döndüğün rahmetinle bana dön; ellerini sana doğru uzatanlara verdiğin affını bana ver ve sana ümidi olanlardan esirgemediğin mağfiretini benden esirgeme. Bu günde benim için bir nasip ayır ki

onunla hoşnutluğundan bir pay elde edeyim.
Beni bu günde

sana kulluk sunan kullarının elde ettikleri şeylerden mahrum etme. Gerçi ben

onların sundukları iyi işleri sunmuş değilim ama

tevhidini sunmuş; zıddın

benzerin

ortağın olmaktan seni tenzih etmişim; emrettiğin kapılardan sana gelmiş

öyle bir vesileyle yakınlığını aramışım ki

kimse onun dışında başka bir vesileyle sana yaklaşamaz. Daha sonra bunu; tövbeyle sana dönüşüm

yüceliğin karşısında alçalıp küçülmem

hakkında iyi şeyler düşünmem ve katındakine güvenmem izlemiş; sana olan ümidim de -ki sana ümidi olup da ümidi boşa çıkan az olur- arkadan bunları desteklemiştir. Ve ben

böbürlenenlerin böbürlendiği gibi böbürlenerek

itaatleriyle övünenlerin övündüğü gibi övünerek

şefaat edenlerin şefaat edeceklerine güvenerek değil; hor

hakir

muhtaç

fakir

korkan

sığınak arayan biri olarak rahmetini dileniyorum. Bununla birlikte ben

azdan da az

alçaktan da alçak

zerre gibi veya zerreden de aşağıyım.
Şimdi

ey kötü işler yapanları hemen cezalandırmayan; şımarık zenginlere hadlerini bildirmekte acele etmeyen; ey lütfuyla sürçenleri affeden

fazlıyla suçlulara mühlet veren (yüce Allah)! Ben de sürçmüş

hata etmiş

kötü işler yapmışım ve suçumu itiraf etmekteyim. Sana karşı cüretkâr davranmış

bilerek karşı gelmişim; kullarından gizletmeye çalıştığım kötülükleri senin gözünün önünde irtikâp etmişim. Kullarından korkmuş

senden yana kendimi güvencede hissetmişim. Kahrından çekinmemiş

şiddet göstereceğinden korkmamışım. Aslında

kendime karşı cinayet işlemiş

kendi belama düşmüşüm. Utanmam yok; uzun sürecek bir zilletle karşı karşıyayım.
(Allah’ım

) Mahlukatından seçtiğin

kendin için ayırdığın

yaratıklarından beğendiğin

işin için uygun bulduğun kimsenin (Muhammed Mustafa’nın) hakkına ve ona itaati sana itaat

ona muhalefeti sana muhalefet

onu sevmeyi seni sevmek

ona düşmanlık etmeyi sana düşmanlık etmek olarak kabul ettiğin kimsenin (Hz. Ali’nin) hakkına

bu günde beni

günahlardan sıyrılarak sana sığınan

tövbe ederek mağfiretini dileyen kimseyi bürüdüğün rahmetinle bürü; sana itaat edenlerin

katında kurb ve menzilet sahibi olanların işlerini idare ettiğin gibi benim de işlerimi idare et; ahdine vefa edip uğrunda zorluklara katlanan

hoşnutluğunu elde etmek için çalışıp çabalayan kimseye yettiğin gibi bana da yet.
Huzurunda ihmalkâr davrandığım

sınırlarını aşıp hükümlerini çiğnediğim için beni hesaba çekme. Yanındaki hayrı benden esirgeyip nimetinin bana ulaşmasında seni ortak etmeyen (zengin) kimsenin yavaş yavaş helake doğru ilerlediği gibi beni yavaş yavaş helake doğru götürme.
Gafillerin uykusundan

israfkârların uyuklamasından ve kendi haline terkedilenlerin esneyip durmasından beni uyandır. Kalbimi

tevazu ile sana itaat edenlerin

içtenlikle sana kulluk sunanların yaptığı şeylere yönelt; ihmalkârların düştüğü durumdan kurtar. Beni

senden uzaklaştıracak

senden alacağım payla arama girecek ve katında aradığım şeyden alıkoyacak şeylerden koru. Sana götüren hayırların yolunu

emrettiğin yönden hayırlarda yarışmayı ve istediğin gibi hayırlara düşkün olmayı benim için kolaylaştır.
Azap vaadini hafife alanlarla birlikte beni helak etme. Gazabını talep edenlerle birlikte beni yok etme. Yollarından sapanlarla birlikte beni mahvetme. Saptırıcı fitnelerden

eğlendirici belalardan beni kurtar ve aniden yakalayıvermek üzere bana mühlet verme. Benimle beni saptıracak düşmanın

helak edecek tutkunun ve benliğimi bürüyecek hüsranın arasına gir. Gazabından sonra kendisinden razı olmayacağın kimseden yüz çevirdiğin gibi benden yüz çevirme. Sana olan ümidimi boşa çıkarıp da rahmetin hakkında ümitsizliğe düşürme beni. Sevginden kaynaklanan yükümlülüklerden gücümü aşanı bana yükleyip de zor durumda bırakma beni.
Kendisinden hayır umulmayan

kendisine ihtiyaç duyulmayan ve bir daha dönüşü (tövbesi) olmayan kimse gibi beni elinden salıverme. Gözünden düşen

benliğini horluk bürüyen kimse gibi beni atma. Elimden tutarak alçalanların düştüğü duruma düşmekten

yoldan sapanların duçar olduğu korkuya duçar olmaktan

aldananların sürçtüğü yerlerde sürçmekten ve helak olanların düştüğü vartaya düşmekten koru beni. Köle ve cariyelerinin (kullarının) çeşitli sınıflarını müptela ettiğin şeylere karşı bağışıklık kazandır bana. Özen gösterdiğin

nimet verdiğin

hoşnut olduğun

övgüyle yaşattığın ve mutlu olarak öldürdüğün kimselerin ulaştığı yerlere ulaştır beni.
İyilikleri yok edecek

bereketleri götürecek amellerden uzaklaştır beni. Çirkin kötülüklerden ve rüsvay edici günahlardan sakınmayı kalbime ilham eyle. Beni

ancak senin yardımınla elde edebileceğim şeyle uğraştırarak hoşnutluğunu kazanabileceğim şeylerden alıkoyma. Katındakinden mahrum eden

sana kavuşturacak vesileyi aramaya engel olan ve sana yakınlaşmayı unutturan alçak dünyanın sevgisini kalbimden sök at. Gece ve gündüz seninle baş başa kalıp râz-u niyaz etmeyi benim için süsle (bu işin güzelliğini benim için aşikâr eyle). Bana

beni azabından korkmaya yaklaştıracak

yasaklarını irtikâp etmekten alıkoyacak ve büyük günahların esaretinden kurtaracak bir koruyucu güç ver.
Sana karşı gelme pisliğinden temizle beni; suçlar pasını gider benden; afiyet gömleğini eğnime giydir; bağışıklık ridasını üzerime çek; bol nimetlerinle beni bürü ve lütuf ve fazlını benim için aşikâr eyle. İşlerimi yoluna koyarak

yönümü doğrultarak bana yardımcı ol. Beni iyi niyetli olmaya

beğenilen sözler söylemeye ve güzel işler yapmaya muvaffak eyle.
Senin güç ve kudretin olmaksızın hiçbir şey yapamayacağımdan beni kendi güç ve kudretimle baş başa bırakma. Huzuruna çıkmak için diriltileceğim gün beni utandırma; dostlarının önünde beni rüsvay etme. Seni anmayı unutturma bana; şükrünü giderme benden; yanlma zamanlarında

nimetlerine cahil olanlar gafletteyken

şükründen ayırma beni; verdiğin nimetlere karşı seni övmeyi

yaptığın iyilikleri itiraf etmeyi ilham et bana.
Sana yalvarıp yakarmamı

yalvarıp yakaranların yakarmasından ve sana hamd etmemi

hamd edenlerin hamdinden üstün kıl. Sana ihtiyaç duyduğum zamanlarda beni yardımsız bırakma. (İyi olduğunu zannederek) Sana sunduğum amellerim sebebiyle beni helak etme. Sana inat edenleri

alınlarına vurarak geri çevirdiğin gibi beni geri çevirme. Çünkü ben

(onların aksine) sana teslim olmuş; elinde aleyhime kanıtlar olduğunu bildiğim halde lütufta bulunmaya daha layık

ihsan etmeye daha alışık

takva ve mağfiret ehli

affetmeye cezalandırmaktan daha layık ve (suçları) örtmeye (onları) açmaktan daha yakın olduğunu da biliyorum.
Şu halde

bana; istediğimi elde edebileceğim

sevdiğime kavuşabileceğim

hoşlanmadığını yapmayacağım ve sakındırdığına yaklaşmayacağım tertemiz bir hayat ver. Ölümümü

nuru önünde ve sağında giden kimsenin ölümü gibi kıl. Senin önünde zelil

yaratıklarının yanında aziz kıl beni. Seninle baş başa kaldığım zaman beni alçalt; kullarının arasında yücelt. Beni

bana muhtaç olmayan kimseye muhtaç etme; sana muhtaçlığımı arttır. Beni

düşmanlarımı sevindirecek duruma düşmekten

belaya duçar olmaktan

zillet ve zahmetten koru. Benden bildiğin kötülükleri

hilmi olmasaydı yakalamaya gücü yeten

teennisi olmasaydı hemen cezalandırabilecek durumda olan biri gibi

rahmetinle ört.
Bir kavme bir fitne veya bir kötülük dilediğin zaman

beni sana sığındığım için

ondan kurtar. Beni sahibi olduğun dünyada rüsvay etmediğin gibi

maliki olduğun ahirette de o duruma düşürme. Nimetlerinin evvellerini de

sonlarını da; yararlarının eskilerini de

yenilerini de bir arada bana ver. Yüreğimin taşlaşmasına sebep olacak bir mühlet verme bana. Güzelliğimi götürecek bir musibet indirme bana. Kadrimi küçültecek bir hakirliğe düşürme beni. Değerimin bilinmemesine sebep olacak bir eksiklik verme bana. Ümitsizliğe düşürecek

yüreğimi hoplatacak bir şekilde korkutma beni.
Azap vaadinden korkmamı

mühlet vermen ve korkutmandan sakınmamı ve ayetlerini tilavet ederken titrememi sağla. Gecemi sana ibadet etmek için beni uyandırmakla

yalnızlığımı senin için teheccüd etmekle

tenhalığımı sana ünsiyet

ihtiyaçlarımı sana açmak

ateşten kurtuluşumu dilemek ve azabından sana sığınmakla mâmur kıl.
Bir süreye (ölüm vaktine) kadar taşkınlığımda bocalayıp durmama

gaflet içerisinde sapıklığımı sürdürüp gitmeme müsaade etme. Beni

öğüt kabul edenler için öğüt

ibret alanlar için ibret ve bakanlar için fitne kılma. (Hilelerine karşı) Kendilerine hile yaptığın kimseler arasında bana hile yapma. Beni başkasıyla değiştirme; ismimde bir değişiklik yapma; bedenimi değişime uğratma. Beni

halkın gözünde gülünç bir duruma düşürme; kendin için alay konusu edinme; hoşnutluğundan başkasına uymaz ve senin için öç almaktan başka bir şey için zorluklara katlanmaz kıl.
Affının serinliğini

rahmetinin

merhametinin

katından olan rahatlığın ve nimetlerle dolu cennetinin tatlılığını bana hissettir. Bol lütfunla tüm zamanımı senin sevdiğin şeye ayırmanın ve var gücümle beni sana yaklaştıracak şeyler için çalışmanın tadını tattır bana; ve bana

armağanlarından birini armağan et.
Ticaretimi kârlı

dönüşümü zararsız kıl. Makamından korkut beni. Seninle görüşmeye müştak kıl beni. Küçük büyük

açık gizli hiçbir günah bırakmayacak halis bir tövbeyle bana dön (tövbemi kabul ederek tüm günahlarımı bağışla).
Mü’minlere karşı kin beslemeyi gönlümden sök at. Sana karşı mütevazı olanlara kalbimi şefkatli kıl. İyilere nasılsan bana da öyle ol. Takvalıların süsüyle süsle beni. Gelecekler arasında benim için doğru bir dil (güzel bir ad)

sonlar arasında büyüyüp gelişen bir anı bırak ve beni ilklerle aynı sahada buluştur.
Bol nimetlerini benim için tamamla. En değerli nimetlerini bana aşikâr eyle. Elimi yararlarınla doldur. En değerli bağışlarını bana doğru sevket. Seçkin kulların için süslediğin cennetlerinde beni temiz dostlarına komşu eyle. Dostların için hazırlanmış olan yüksek yerlerde kıymetli armağanlarınla beni bürü. Kendi katında benim için

güvenle sığınabileceğim bir sığınak

yerleşebileceğim ve gözümün aydınlanmasına sebep olacak bir mekân ver.
Büyük suçlarıma kıyasla bana muamele etme. Her türlü şek ve şüpheyi benden gider. Hak yolda her rahmetten bir kapı aç yüzüme. Bağışlarından olan payımı bol

ihsan ve fazlından olan nasibimi çok eyle.
Kalbimi katındakine güvenir kıl. Çabamı senin için olana ayır. Halis kullarına yaptırdığın şeyleri bana yaptır. Akıllar gaflette olduğu zaman kalbime sana itaat etmenin sevgisini içir.
Zenginlik ve afifliği

refah ve sağlığı

rahatlık ve bolluğu

güven ve afiyeti benim için bir araya topla. İyi işlerimi

onlara karışmış olan günahlar sebebiyle boşa çıkarma. Yalnız kaldığım zamanları deneme dürtüleriyle harap etme. Âlemlerden kimseye ağız açtırmayarak yüzümün suyunu koru. Fasıkların yanında olanı istememe engel ol.
Beni

zalimlerin destekçisi

Kitabını yok etmek üzere onların yardımcısı kılma. Bilmediğim bir yönden koruyucu bir kuşatmayla kuşat beni.
Tövbe

rahmet

şefkat ve bol rızkının kapılarını benim için aç. Çünkü ben

sana yönelenlerdenim. Benim hakkımda nimet vermeni tamamla. Hiç kuşku yok

sen

nimet verenlerin en iyisisin.
Ömrümün geri kalanını rızanı kazanmak için hac ve umrede geçirmemi kararlaştır

ey âlemlerin Rabbi.Allah

Muhammed’e ve onun tertemiz âline salat eylesin. Ve

ebediyete kadar selam olsun ona (Muhammed’e) ve onlara (âline).
alintidir