Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > İnanç Dünyamız > İslamiyet > Dini Bilgiler
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


"Bayrakları Bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa Vatandır."

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Büyük Hanefi Fıkhı
Konudaki Cevap Sayısı
672
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
36098


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15-Aralık-2009, 01:51   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Büyük Hanefi Fıkhı

Fetavay-i Hindiyye Taharet FETEVAY-I HINDIYYE

Önsöz.
Giris.
KÎTÂBU’T -TAHARET.
(Temizlik Kitabi)
1- ABDEST.
1- Abdestîn Farzlari
1- Yüzü Yikamak.
Yüzün Hududu.
2- Elleri Yikamak.
3- Ayaklari Yikamak.
4- Basi Meshetmek.
2- Abdestin Sünnetleri
1- Besmele Çekmek.
2- Önce Bileklere Kadar Elleri Yikamak.
Eller Nasil Yikanir
3- Agzi Yikamak.
4- Burnu Yikamak.
5- Misvak.
6- Parmaklarin Aralarini Ovmak (Hilallemek)
7- Sakali Hilallemek.
8- Yikanmasi Gereken Uzuvlari Üçer Defa Yikamak:
9- Basin Tamamini Bir Defa Defa Meshetmek.
10- Kulaklari Meshetmek.
11- Niyet
12- Tertibe Riayet Etmek.
13- Müvâlât
Abdestin Müstehaplari
1- Abdest Alirken Uzuvlari Yikamaya Sagdan Baslamak.
2- Abdest Alirken Enseyi Meslietmek.
Abbestin Âdabi
Abdestîn Çesitleri :
1- Farz Olan Abdest:
2- Vacib Olan Abdest:
3- Mendub Olan Abdest:
Abdestin Mekruhlari
Abdesti Bozan Seyler
1- Sebîleynden Idrar Diski Yel Vedi Niezi Meni Kurt Ve Tasciklar
II- Sebileyden (Ön Ve Arkadan) Baska Bir Yerden Çikipta Etrafa Dagilan Kan Irin San Su Ve Hastaliktan Dolayi Çikan Su.
III- Kusmak.
IV- Uyku.
Uyuklama Hâli :
V- Bayginlik Delirmek Aklin Gitmesi Ve Sarhosluk.
VI- Kahkaha Ile Gülmek.
Kahkaha Teyemmümü Bozar mi?.
VII- Mübâseret
Erkegin Kadina Kadinin Erkege Dokunmasi Abdesti Bozar mi?.
Abdest Alirken Sübheye Düsmek.
2- GUSÜL.
Guslün Farzlari
Tirnak Arasindaki Hamurun Durumu :
Kadinlarin Örülü Saçlarinin Durumu:
Göbege Su Ulastirmak:
Guslün Sünnetleri
Guslü Icab Ettiren Haller
1- Meninin Difk Ile (Atilarak) Dokunma Sebebi Ile Girme Olmaksizin Sehvetle Birine Bakmaktan Dolayi Veya Ihti-Lâmla Veyahut Da Istimna Ile (Elle Meni Çikarmak Sureti Ile) Çikmasi
Ihtilâm Olan Kimsenin Durumu :
Bayilan Kimsenin Durumu :
2- îlâc (Girmek)
Guslün Çesitleri
Farz olan gusüller ;
Sünnet Olan Gusüller :
Müstehab Olan Gusül :
Mendub Olan Gusüller :
Gusülle Ilgili Bazi Meseleler:
3- SULAR VE HÜKÜMLERI
Kendisi Ile Abdest Caîz Olan Sular
1- Akarsular:
Içine Pislik Atilan Suyun Durumu :
Hava- Sagir = Küçük Havuzun Durumu :
Akar Suyun Vasiflarindan Birinin Bozulmasi :
2- Durgun Sular :
Küçük Havuzun Ölçüsü :
Ark Ve Su Olugu.
3- Kuyu Sulari :
Kuyuya Koyun ve Deve Kigisi Düsmesi :
Kuyuya Bir Canli Düserse :
Kaynayan Kuyunun Suyunu Bosaltmak:
Tavuk Kedi Güvercin ve Benzerlerinin Kuyuya Düsmesi :
Kuyudan çikarilmasi müstehab olan sularin miktari:
Kendisi Ile Abdest Almanin Caiz Olmadigi Sular
Ma-I Müstamel (Kullanilmis Su)
Bu Konu Ile Ilgili Diger Bazi Meseleler
4- TEYEMMÜM..
Teyemmüm Hakkinda Bilinmesi Zorunlu Olan Isler
Teyemmümde Ellerî Iki Defa Vurmak.
Teyemmüm Edilen Azalarin Tamamini Meshetmek.
Kendisi Île Teyemmüm Yapilan Temiz Toprakla Ilgili Meseleler
Toz Ile Teyemmüm Nasil Yapilir:
Topragin Bir Baska Seyle Karisik Halde Bulunmasi:
Teyemmüm Ederken Üç Parmakla Meshetmek.
Suyu Kullanmaya Gücü Yetmeme Teyemmümün Sebeplerindendir
Mil Nasil Bir Uzunluk Ölçüsüdür :
Teyemmümün Sihhati Için Talep De Gereklidir
Teyemmümü Bozan Seyler
Teyemmümle Ilgili Çesitli Meseleler
Teyemmümün Yapilisi :
5- MESTLER ÜZERINE MESHETMEK..
Meshin Caiz Olmasi Için Gereken Seyler :
Meshin Yapilacagi Yer:
Mesh Nasil Yapilir :
Hangi Halde Mestler Üzerine Meshedîlir :
Meshin Müddeti :
Mestlerin Delik Yirtik Veya Sökük Olmasi:
Meshi Bozan Seyler :
Sargilar Üzerime Meshetmek :
6- KADINLARA MAHSUS BAZI HALLER..
Hayiz.
Hayzin Müddeti :
Nifas.
Istihâze.
Hayiz Nifas Ve-Istihâze Hakkindaki Hükümler :
Hayiz Ve Nifas Hakkinda Müsterek Olan Sekiz Hüküm:
1- Namaz.
2- Oruç Tutmak.
3- Mescide Girmek.
4- Ka’beyi Tavaf
5- Kur’an Okumak.
6- Kur’an’a Dokunmak.
7- Cima.
8- Kan Kesilince Gusul
Hayza Mahsus Hükümler :
Istihâza Kani :
Özürlü Ile Ilgili Bazi Hükümler :
7- NECASET VE HÜKÜMLERI
Necasetleri (Pislikleri) Temizlemek.
1- Yikamak:
2- Silmek:
3- Ovalamak:
4 - Sürtmek:
5- Kurumak :
6- Yakmak:
7- Bir Seyim Mahiyetini Degistirerek Temizlemek:
Temizleme Ile Ilgili Diger Bazi Mes´eleler :
Görünen Necaset (Pislikler)
1- Necaset-iGalîza :
2- Necaset-i Hafîfe (Hafif Pislikler)
Bu Konu Ile Ilgili Diger Bazi Meseleler :
Istincâ.
Istinca Çesitleri
Tuvalete Girilecegi Zaman :
Heladan Çikildigi Zaman.


FETEVAY-I HINDIYYE
(Fetâvâyi Alemgiriyye)


Sunar...


Islâm fikih tarihinde Fetâvâyî Hîndîyye ismi ile meshur olan bu eser gerek muhtevasi ve gerekse hazirlanisi bakimindan esine ender rastlanan bir saheserdir.

Eser hakkindaki açiklayici bilgi kitabin ön sözünde verilmis¤tir.

Fetâvâyi Hindiyye´nin elinizdeki bu tercümesi aslina tamamen sadik kalnarak Emekli Müftü Mustafa Efe tarafindan yapilmis ve Ankara Merkez Vaizi Ismail Karakaya tarafindan tamamen göz¤den geçirilerek yayina hazirlanmistir.

Bu muhtesem eser 16 ciltde tamamlanacaktir.

Eserde geçen istilahlarin açiklamalari kitablarin ve sahislarin tanitilmasi mevzulara göre umumî fihrist gibi hususlar son ciltte verilecektir.

Akçag böyle serefli bir hizmeti yapmakla gurur duymakta¤dir.

Gayret bizden tevfikse sadece Allahu Teâlâ´dandir.[1]



Önsöz


Bu kiymetli kitap hüküm verme durumunda olan kâdîler ve hâkimler fetva verme makaminda olan müftîler ilim ögren¤mek isteyen talebeler ve bütün insanlar için kolay istifâde edile¤bilecek bir me´haz kaynak kitap olarak hazirlanmistir.

Bu kiymetli eserin meydana getirilmesine bütün bilgilerin bir araya toplanip bir kitap halini almasina insanlarin bir emsalini görmedigi ve bu gibi hizmet sahasinda bir benzeri bulunmayan Hindistan´in büyük sultani yüce halîfe Muhammed Evrengzîb Âlemgir sebep olmustur. Her seyden haberdar bulunan lütfü ve keremi bol olan Allahu Teâlâ´nm rahmeti onun üzerine olsun.

Süphesiz ki o bütün ser´î hükümlerin âlimler arasinda yayil¤masini arzu ediyordu. Ve o insanlarin amellerinin Ebû Hami? (R.AJ´nin mezhebi dahilinde müftâbih (kendisi ile fetva verilen) oian kavle uygun düsmesini istiyordu.

Âlemgii" Sah zamanindaki kitaplarin ekserisinin zayif riva¤yetlerle dolu oldugunu ve bunlara hilâfiyât (üzerinde görüs ayrili¤gi bulunan mes´eîelerj m da karismis bulundugunu görmüs ve bu kitaplardan istifâde etmenin pek zor oldugunu anlamisti. Bu durum ise ilmî mes´eleleri zaöt-u rabt altina alma imkâninin azalmasi¤na sebep oluyordu. Bu bosluktan istifâde eden bazi liyakatsiz kim¤seler yanlis ve hatali seyleri dogru imis gibi ortaya atiyorlardi.

Âiemgir Sah fer´i mes´elelerin hepsinin mu´teber brr kitapta toplanmasini ve bu kitaptan her isteyen kimsenin kolayca iste¤digini alabilmesinin aradigini bulabilmesinin temin edilmesini ar¤zu etti.

Hindistan´in yüksek bilginlerinden en meshurlarim bir ara¤ya top´ayarak bu kitabi telif etmelerini emretti. Bu âlimlere bas¤kan olarak da Mevle´l-Hümâm Seyh Nizâm´i tensib etti. Ve bu âlimler toplulugu büyük bir gayretle ise basladilar. Niyyetleri te¤mizdi ve Cenâb-i Hakk´a güvenleri tamdi.

Âlemgir Sah kütüphanesinde mahfuz bulunan genis lafsî-las olan veya tahsüatsiz bulunan bu konu ile ilgili bütün kitaplari okudular. Ve hükümdarin bu kitap hakkindaki arzusunun yerine gelmesine gayret ettiler. Cenab- Hak bu çalisma ve gay¤retlerinin sonucu olarak eserin vech-i mahsus üzere tamamlanma¤sini onlara nasip eyledi. Böylece de kendisinden baska hiç bir fikhî kitaba ihtiyaç hissettirmeyen ve bütün mes´elelerî için¤de toplayan bu nadide kitap meydana geldi.

Bu kitap hakikatleri en son noktasina kadar tamamen açik¤layan fer´î mes´elelerin en dogrusunu içinde toplayan bir ki¤taptir.

Bu kitabin meydana getirilmesi ile ilim talep edenlerin fikhî mes´elelerde dogruyu ögrenmek isteyenlerin takip edecekleri yol müracaat edecek^ri kaynak da ortaya çikmis oldu. Fikhî bilgiler âlimler için bu kitapla açiklik kazandi.

Alimler bu kitabin adini Âlemgir Sah´a nisbet olsun diye Fetevâ-î Âlemgîrîyye koydular.

Bu büyük hayrin bu muhtesem eserin meydana gelmesine sebepoldugu için AUahu Teâlâ onu en yüce makamlarla mükâ¤fatlandirsin. Sebep oldugu bu hayir sayesinde fikih Ilminden talep edilen büyük menfâatlerin tamami hâsil olmustur.

Kendilerine verilen vazifeyi yerine getirerek bu eserin mey¤dana gelmesini te´min eden bu âlimler toplulugundan her bir mü¤ellife AUahu Teâlâ bol bol rahmet eylemistir. Insaallah.

Nakledildigine göre bu kitabin maliyeti yaklasik olarak— 200000 gümüs ruble´ye balig olmustur.

AÜah-u Teâlâ o sultam Cennet´inde diledigi her seye eristir¤sin.

Peygamberlerin Efendisi Hz. Muhammed (S.A.V.)´in yüzüsuyu hürmetine bizi bu sonuca ulastiran AUahu Teâîa´ya hamdolsun.

Selâmin tamami salâtm en üstünü Peygamber C3.A.V.) Efen¤dimizin ve âl-i ashabinin üzerine olsun/ Âmîn...

Günahlarinin bagislanmasini dileyen Abddurahman el - Hanefî el - Berâvî[2]



Giris


Her türlü hamd tek basina ser´î hükümleri koyan Allah-u Teâlâ´ya mahsustur.

Allah-u Teâlâ haram ve helâl bilgilerim kaldirma hakkini kim¤seye vermemistir.

Allah-u Tâlâ ilmin ve Üim günesinin serdigini âlimler top¤lulugu için yumusatti. îlmi âlimlerin emrine amade kildi.

Bu sayede alimler ilim günesinden rivayet aylarini aydinlatti¤lar; insanlari cahilligin genel belasindan korudular ve fetvâ´mn dogru yolunda gitmeleri için onlara rehberlik ettiler.

Salât ve selâm zaman ve gönderilme yönünden Peygamberlik makaminin musallasi ( namezgâhi) mekân ve rütbe cihetinden de¤lâlet meydaninin mücellâsi yollarin bütün bagli kapilarini açan peygamberlerin ve var olan her seyin var olma sebebi olan Pey¤gamberimiz Efendimiz Hz Muhammed Mustafâ (SJV.V.) üzerine olsun.

O ki Allah-u Teâlâ´nin inkarcilara karsi hüccet olarak gönder¤digi muazzam Peygamberdir.

O ki bütün peygamberler içinde Rabbimizin nübüvvet kapi¤sini kendi ile mühürîedigi en büyüt en son Peygamberdir.

Salât ve selâm... O´nun kerametli âl´inin ve serefli ashabinin cümlesinin üzerine de olsun...

Gerçekten fikih ilmi hidâyetle delâletin (dogrulukla sapikli¤gin) arasini hakkiyle ayiran ve belirten tek ilimdir.

Fikih ilmi amellerin deger ve kiymetlerini belirtmek için en dogru terazidir.

Fikih ilmi derin denizler gibidir ve derinliginin sonu yoktur-

Fikih ilmi yüce daglardan meydana gelmis bir sira daglar sil¤silesi gibidir ki bu daglarin küçüklerinin zirvesine bile gözler eris¤mez.

Fikih sahasinda gerçekten tasnif edilmis olan kitablar elden ele dolasmakta te´lif edilmis bulunan sâhifeler su gibi içilmekte-dir. Lâkin bu ilimde hastaya tam sifa vereni yoktur. Âlimlerden bir kismi mes´elelerin yansini ele almislar çogu da delillerinde görüs ayriligi bulunan rivayetlere yönelmislerdir.

Hakikati arayan kimselerse karanlik bir gecede susuz bir yerde çok susayan kimseler ile çok karanlik bir gecede devesini kaybede kimseler gibi hakikâti arayip bulmakta ve ona sarilmak¤ta nice güçlüklerle karsi karsiya geldiler.

Bu yol o kadar zahmetli bir hâle gelmisti ki takvaya en yakin olani bulmak ve almak için gayret sarfeden kimsenin çektigi zahmetten dolayi gönlü daraldi.

Hatta sünnetin aydinligindan çok kimsenin gözleri görmez oldu. Ve kisiler bidatlerin ve bozuk inançlarin kötü yollarina dog¤ru yürümeye meylettiler.

Artik dogru egriden ayirdedilemez oMu; hakli kim haksiz kim bilinemez hâle geldi. Sanki Tîh çölünün vadisinde uzakligina dolasmaya basladilar. (Yani bir çikmazin içine girdiler.) Istekle¤rine göre delil bulamadilar. Ahmagin akibetine ugradilar.

Allah u Teâlâ yigit ve ulu hükümdarin saltanatinin sabahini aydinlatarak ve o sultana devlet ve ikbâl vererek o insanlara da lütufta bu´undu.

O sultan ki ulu bir kisidir; kavminin efendisidir. O çok cö¤merttir. Savaslarda arslan kesilir. O zor günlerin kahramanidir. O halktan vergi toplarken adaletten ayrilmayan bir yigittir.

O daima Allah korkusu tasir; haramdan son derece kaçinir ve ibâdete gösterdigi ihtimamdan dolayi ekseriyetle oruçludur-

O mü´minlerin kumandani müslümanlarm baskani gazile¤rin önderi mücâhidlerin serdâri Ebû´l-Muzaffer gazi padisah Muhyiddin Muhammed Evrengzib Bahâdir Alemgîr´dir. Allah-u Teâlâ saltanatini daim eylesin; Hesab gününde ehl-i iyâline se¤vinçle dönenlerden eylesin; O gün ökçesinin üzerinde kinanmis ve kovulmus olarak dönenlerden olmaktan uzak eylesin.

Gerçekten o büyük sultan kâmil bir sekilde ve gösteristen uzak bir kitap te´lif edilmesini âlimlerden talep etti.

Istiyordu ki o kitap tertib itibariyle fikhi kitaplarin en gü¤zeli olsun; uzun ve usandirici olmaktan uzak bulunsun; sahih ve muazzam rivayetleri içinde toplasin; dirayete dayanan isabetli kavillerin büyüklerini içine alsin; rivayetlerin kuvvetlisini zayi¤fini saglamligini çürügünü birbirlerinden seçip açiklasin; bu ki¤tabin bir yapragi diger bîr yapragina benzemesin (yâni içinde tek¤rar bulunmasin)...

Ölüden diriyi yaratan ve indinde hak ile batilin daima belli bulundugu Yüce Rabbimizin yardimi sayesinde çok büyük ve zor bir is gibi gözüken bu emri yerine getirmek zor olmadi.

Hükümdar fikih ilminde çok genis bilgisi olan alimleri bir araya topladi.

Ayrica fikihla ilgili inci mesâbesindeki bütün bilgileri karisik bir sekilde de olsa ihtiva eden kitaplari da bir araya ge¤tirdi.

Ve alimleri mes´elelerin delillerini biümak onlarin çesitli yönlerini arastirmak bunlari birbirlerinden ayirmak ve bir kitap ite´lif etmek üzere bu kitaplarin üzerine sevketti.

Yeni te´lif edilecek kitap öyle bir kitap olmali idi ki; zahir rivayetleri üzerinde ittifak edilen ve akilli kimselerin vermis ol-iduklari fetvalari içine almaliydi. Bu kitapta alimlerin kabul ettigi nâdirattan olan ve fakat âlimlerin kabul etmis bulundugu kaviller de toplanmali idi. Taki bu sayede amelde itiyat zayi olmasin ve patalardan kaçinabilsin...

Alimler hemen madenlerinden cevherleri çikarmaya gizlilik¤ler arasindan fikhi incelikleri açiklamaya basladilar; inci ve mer¤canlarini toplamaya kus ve ceylanlarini avlamaya koyuldular.

Ve tortusundan sirasini ayirdilar. Kitabin hududunu ta´yin edip önünü arkasini basini sonunu belli ettiler. Dagilmis gümüs tanelerini dizdiler. Bu kitabin tertibinde Hidâye´nin tertibini örnek aldilar. Açiklik ve kisalikta da Nihâye´nin metodunu benimsediler. Rivayet ve zevâid kitaplarinda bulunan tekrarlan terk eylediler.

Bir mes´elenin açikliga kavusmasi veya bir mes´elenin baska bir mes´eleyi içine almasi hâli hâriç olmak üzere lüzumsuz delil ve sâhidlerden kaçindilar.

Ekseriyetle zâhirü´r-rivâye üzerinde durdular.

Dirayetlere ve nevâdir´e pek az iltifat ettiler. Buna da ancak bir mes´elenin cevabini zahirü´r-rivâyade bulamadiklari zaman bas vurdular. Veyahutta nevâdir´den olan bir kavil «müftâbih olan budur = kendisi ile fetva verilen budur» seklinde isaretlen¤mis olunca nevâdir´e iltifat ettiler-

Bu kaynaklarda bulduklari muteber olan her bir kavli riva¤yet ederken kendi ibareleri ile naklettiler.

Vecihlerinde bir zaruret olmadikça ibareleri bozmadilar.

Bir mes´ele hakkinda muhtelif cevaplar ve hükümler bulduk* lan zaman bunlar arasinda müftâbih olan kavli seçtiler ve onu isaret edip aldilar.

Fakat bu cevaplarin hiç birinde de delilin ve burhanin kuv¤vetine bir alamet bulamadiklari zaman bu cevap ve hükümlerin hepsini de kitaba kaydedip yazdilar.

Dogruya ve isabetliye muvaffak eden ancak Allah-u Teâla´dir. [3]

Her türlü hamd âlemlerin Rabbi olan Allah´a mahsustur. Salât ve selâm da «Peygamberlerin en büyügü olan Efendimiz Hz. Muhammed (SJV.V.) e ve O´nun âl´inin ve ashabinin cümlesi¤nin üzerine olsun... [4]



KÎTÂBU’T -TAHARET


(Temizlik Kitabi)


1- ABDEST


1- Abdestîn Farzlari


Allah-u Teâlâ Kur´an-i Kerhn´mde:

«Ey Iman edenler namaz kilmak istediginiz zaman yüzlerini¤zi yikayiniz ve dirseklerinizle beraber etlerinizi de yikayiniz. Bas¤larinizi mesnediniz. Ve topuklarla birlikte ayaklarinizi da yikayi¤niz.» buyurmustur.[5]

Bu âyet-i kerîmeden de anlasildigi gibi abdestin dört farzi vardir: [6]



1- Yüzü Yikamak


Gasl isâle demektir. îsâle ise yikanan uzvun üzerinden suyu akitmak demektir. Mesh ise dokunmak demektir. Hidâye´de de böyle ta´rif edilmistir- Tahâvî Serhinde: «Abdestte suyu akit¤mak sarttir.» denilmistir. Zâhiru´r-rivaye´de su damlamazsa abdest caiz olmaz.

Ebû Yûsuf (R-A.)´a göre suyun damlamasi sart degildir.

Kar konusuna gelince : Kar ile abdest alindigi zaman eger sulu olur ve ondanbi? -iki veya daha fazla su damlarsa onunla alinan abdest icmâen caiz olur.

Eger söylenenin aksi olursa yani kardan hiç su damlamazsa bu durumda Imâmi A´zam Ebû Hantfe (RA) ve Imâm Muham-med (R.A.)in kavillerine göre abdest caiz olmaz. Imâm Ebû Yû¤suf CR.A.) göre ise caiz olur. Zehiyre´de de böyledir.

Sahih olan ise; Imâm-i A´zam ve Imâm Muhammed (R.A.) in kavilleridir. Muzmarât´ta da böyledir-[7]



Yüzün Hududu


Zâhirü´r-rivâye´de ve Bedâi´de yüzün haddi zikredilmemis-tir. Mugnî´de ise : «Yüz saçin bittigi yerden sakal ve çene altina kulaklarin köklerine kadar olan yerdir.» denilmistir. Hidâye Serhi Aynî´de de böyledir.

Basin ön kisminin saçi dökülmüsse suyu oraya kadar ulastirmak gerekmez. Esahh olan budur. Hülâsa´da da böyledir. Zâhidî´de de sahih olarak zikredilen bu kavildir.

Saçi yüzüne inmis olan kimsenin o saçi yikamasi vâcibdir. Hidâye serhi Aynî´de de böyledir

Gözlerin içine suyu iletmek vacib de degildir sünnet de degildir.

Suyun gözlerin kenarina ve göz kapaklarinin uçlarina varma¤si için; gözü kapatip açmak mükellefiyeti de yoktur. Zâhiriyye´de de böyledir.

Fâkih Ahmed bin Ibrahim´den gelen bir rivayete göre yüzü¤nü yikayan kimse gözlerini siddetle kaparsa abdesti caiz olmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Göz pinarlarina suyu iletmek ise vacibtir. Hulâsa´da da böyledir.

Agridan dolayi gözü çapaklanmis olan kimsenin gözle¤rini kapattigi zaman gözlerinin disinda kalan çapagin altina su¤yun ulasmasi vaciptir- Içte kalan çapagin altina ulasmasi ise va¤cib degildir. Zahidi de de böyledir.

Dudaga gelince: Dudaklar yumuldugu zaman disarida kalan kisimlari yüzün hududu içine girer. Bu durumda görünme¤yen kisimlari ise agza tabidir. Sahih olan budur. Hulâsa´da da böy¤ledir.

Sakal baslangici ile kulak yumusagi arasinda kalan beyaz yerin abdest alirkeyikanmasi ise her halükârda vacibtir. Ta-hâvî´de kitabinda böyle demis ve bunu sahih görmüstür. Alimleri¤mizin ekserisi de bu görüstedir. Zehiyre´de de böyledir.

Biyigin ve kaslarin killari ile çenedeki sakal yikanir. Kil¤larin dibine suyu iletmek ise yacîb degildir. Ancak killar az oldu¤gu zaman suyu altlarina ulastirmak yani diplerim yikamak gere¤kir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Nisab´da : «Abdest alan kimsenin biyiginin uzun olmasindan dolayi su altlarina ulasmazsa bu kimsenin aldigi abdest caiz olur.» denilmistir. Fetvâ´ida bunun üzeredir-

Ancak gusül bunun aksinedir ve suyu o killarin altina ulas¤tirmak gereklidir. Muzmarât´ta da böyledir-

Ebû Hanîfe (R.A.)´ye göre sakalin dörtte birini meshet-mek farzdir. Vikaye Serhi´nde de böyledir.

Imâm-i A´zam Ebû Hanîfe ve Imâm Muhammed (R.A)´den rivayet edildigine göre gerçekten sakalin üzerine suyun ugratil¤masi vacibtir. En sahih olan kavil de budur. Tebyîn´de de bu ka¤vil sahih görülmüstür Zâhidî´de de böyledir.

Çeneden sarkmakta olan killari yikamak vâcib degildir. Mu¤hiyt´te de böyledir.

Çenedeki killar yikandiktan sonra tiras edilse çenenin yeni¤den yikanmasi gerekmez.

Kas ve biyigin tiras edilmesi halinde de durum böyledir. Basa meshettikten sonra tiras olmakla ve abdest aldiktan son¤ra tirnak kesmekle abdest bozulmaz veya bunlarin tekrar rneshe-dilmesi yahut yikanmasi gerekmek. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böy¤ledir. [8]



2- Elleri Yikamak


Imamlarimizin üçüne Cyanî Imâmi A´zam Imâm Ebâ Yûsuf ve !:;Jm Muizaninmed)´e göre de dirseîdere kadar yikamak

eli yikamaya dahildir ve farzdir- Muhiyt´te de böyledir.

Ei ve ayaklarda normalden fazla olarak bulunan parmak ve sair seylerin hepsini yikamak da farzdir. SIrâcü´l-Vehhâc´da da böyledir.

Bir kimsenin bir oniuzunda iki kol yaratilmis bulunursa tam ve asil olan kolu yikamak farzdir. Fazla olan diger kolun da farz mahallinin hizasinda olan kismini yikamak farzdir; bu liizada olmayan kismini yikamak ise farz degildir . Fesül-Kadîr´de de böyledir. Bil´akis bu hizada olmayan kismin yikanmasi mendüp-tur. Babrar-Raik´da böyledir.

Mâverâü´n-nehr alimlerinin fetvalarinda : «Abdesf azalarin¤da eger igne ucu kadar kuru bir yer kalsa veya tirnaginin altina kuru yahut bas çamur girip yapismis olsa —abdesti— caiz olmaz Ve eger eline hamur veya kina buiassa abdesti caiz olun» iba¤resi vardir.

Debbûsî´den sorulmus :

Bir kimsenin eline hamur buiassa ve bu hamur da kurusa o kimse de bu durumda abdest almis olsa durumu ne olur?

Bebbûsî bu suale cevaben :

Hamur az oldugu zaman abdesti caizdir demistir. Zâhi dî´de de böyledir.

Abdest azalaruidaki tirnaklarin altinda hamur bulunursa suyu bu hamurun altina ulastirmak vaciptir. Hulâsa´da ve mu´te-ber kitaplarin ekserisinde de böyledir.

Seyh tmâmü´z-Zâhid Ebû Nasri´s-Safâ Serhinde: «Gerçekten tirnak parmak ucunu örtecek kadar uzun olursa bu durumda onun altina suyun ulastirilmasi vacibtir eger tirnak kisa ise vacib de¤gildir.» demistir. Muhiyt´te de böyledir.

Tirnaklar parmak uçlarindan disari çikacak kadar uzamis olursa bir kavle göre o fazlaligi yikamak vaciptir Fetül-Kadîr´de de böyledir.

Camiü´s - Sagir´de nakledildigine göre : Ebu´l - Kâsim´dan :

— Tirnaklarinin altinda kir bulunan veya çamurla ugrasan; parmaklarina kina yakan hurma toplayan boya boyayan kadinlarin

— abdest bakimindan — halleri nedir? diye soruldu. O soruya ce¤vaben :

— Bu gibi hallerden kolaylikla kaçinmaya güçleri yetmedigi zaman bunlarin hepsinin de abdesti caiz olur. Bunlar durum iti¤bariyle birbirlerine müsavidirler demistir. Fetva da bu gibilerinin

— köylü sehirli ayirmaksizm — abdestlerinin caiz oldugu üzerine¤dir. Zeliiyre´de de böyledir-

Zâhidî Câmiü´s-Sagîr´den naklederek : «Tirnaklari hamur olan ekmekçi de böyledir.» demistir.

Sirâcü´l - Vehhâc´da Veciz´den nakledildigine göre : Boya top¤lanir ve bu da kurursa abdeste ve gusle mani´ olur.

Mecmûu´n - Nevâzil´de :

«Parmaklarinda yüzük bulunan bir kimse abdest alirken eger yüzük bol ise onu yemiden oynatmasi sünnet olur. Lâkin o yüzük dar ise altina suyun ulasabilmesi için yüzügü yerinden oy¤natmak farzdir.» denilmektedir. Hulâsa´da da böyledir. Bu riva-yet-i zahiredir. Muhiyt´te de böyledir. [9]



3- Ayaklari Yikamak


Incikleri yikamak bizim imamlarimizin üçüne göre de ayak¤lari yikamaya dahildir. Incik ayagm üst tarafinda bacakla ayagin bitistigi yerde bulunan tümsek kemiklerdir. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimsenin eli ayagi kesilmis olur ve dirseginden veyâi inciginden biri kakmamis bulunursa; bu uzuvlari yikamak — göre¤vi — o kimsenin üzerinden sakit olur. (düser.)

Fakat incik veya dirseginden bir kismi baki kalmis olsa o ka¤lan kismi yikamak farz olur. Bahrü-r Raik´te de böyledir. Keza ke¤sik olan bir yer de yikanir Muhiyt´te de böyledir.

Yetime´de bildirildigine göre : Hancedî´den ayaginin kop¤tugundan haberi olmayan kötürümün abdest alirken ayaginin du¤rumunun ne olacagi sorularak : «O kimseye ayaklarini yikamak vacib olur mu» denilmis; O da «evet yikamasi vacib olur.» demis¤tir. Tatarhânîye´de de böyledir.

Bir kimse ayaklarim yagladiktan sonra abdest alsa ve ayaklarina su dökse fakat su o yagli yeri ileri geçip deriye isleme¤se abdesti caiz olur. Zehiyre´de de böyledir.

Mecmûu´ri - Nevâzü´de: «Bir kimsenin ayaginda yarik olsa da o yariga don yagi koymus bulunsa; o kimse ayagim yikadigi za¤man su o yangin altina geçmezse bakilir; eger suyun o yangin al¤tina geçmesi zarar verirse abdesti caiz olur. Ve eger zarar vermez¤se abdest caiz olmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Bu k´mse eger o yangi diktirirse her halinde abdest caizdir. Hûlâsa´da da böyledir.

Semsü´l - Eirame Halvânî söyle demistir : «Bir adamin bir uz¤vunda yanik oldugu zaman onu yikamaktan aciz olursa o kimse¤den o uzvunu yikamasinin farziyeti düser. O uzvunun üzerine su dökmesi lâzimdir. Sayet su dökmekten de âciz olursa meshetmesi kâfidir. Meshetmekten de âciz olursa o kimseden meshetmek de sakit olur. Sadece o yangin etrafini yikar yank olan yeri oldugu gibi birakir.» Zehiyre´de de böyledir.

Bir kimsenin bir yarasi bulunsa ve o yaranin derisi kalkmis olsa fakat yaranin etrafi deri üe bitisik bulunsa bu durumda da yaranin bir tarafindan irin çiksa ve deri yikaninca kalkmis olan derinin altma su ulasmasa o kimsenin abdesti caiz olur. Çünkü derinin alti açikta degildir ve bu durumda onun yikanmasi farz olmaz. Fetâvâyi Kâdiham´da da böyledir.

Bir kimse abdest alirken azalarinin bazisinda çiban veya benzeri bir yara oldugu zaman eger o yaranin üzerinde ince deri bulunursa o derinin üzerine su akitir. Abdest aldiktan sonra o de¤riyi kopanrsa kopardigi derinin altini yikamasinin lâzim olup ol¤mayacagi hususunda su durumlar vardir :

Eger yara iyi olduktan sonra iç aci duymadan kopanhrsa o yeri yikamak lazim gelir.

Fakat yara iyi olmadan elem duyarak kabugu soyulmussa ve yaradan bir sey çikip akmissa o kimsenin abdesti bozulur.

Bu durumda yaradan bir sey çikmazsa o yeri yikamak lâzim gelmez.

En dogru olan da her iki halde de bir sey lazim olmamasidir.

Fevâid´de Kâdî Imâm Ruknü´I- Islâm Aliyyü´s - Sagdi söy¤le demistir: «Bir kimse bazi abdest azalarinda sinek veya pire pisligi oldugu halde abdest aîsa su bunlarin altina geçmese bile abdest caizdir. Çünkü onlardan kaçinmak mümkün degildir.

Bir kimsenin abdest azalarinda balik derisi veya çignenmis ekmek kurusu bulunsa da o kimse bu hâli üe abdest alsa; eger su bunlarin altina geçmezse abdest caiz olmaz- Çünkü bunlardan ka¤çinmak mümkündür.» Muhiyt´te de böyledir.

Abdest alirken bir azanin yasligi ile diger azayi islatan kimsenin abdesti caiz olmaz.

Fakat; bu yasliktan su damlamakta ise bu sekiMeki gusül caiz olur. Hûlâsa´da da böyledir.

Kendisine yagmur isabet eden veya bir nehre düsen kin> senin bu durumda bütün vücuduna su isabet ederse abdesti de guslü de caiz olur. Bu durumda o kimsenin sadece agzina ve bur¤nuna su vermesi kâfi gelir. Sirâciyye´de de böyledir. [10]



4- Basi Meshetmek


Basi meshetmekte farz olan nâsiye miktandir. Hidayede de böyledir.

Nasiye miktari ise muhtar olan kavle göre basm dörtte biri¤dir. Muhtar Serhi stiyâr´da da böyledir.

Meshederken esah olan kavle göre üç parmak kullanmak vacibtir. Kifiâye´de de böyledir.

Zâhirü´r - rivâye´ye göre bir veya iki parmakla meshedilmis olsa bu caiz olmaz. Tahtâvî Serhin´de de böyledir.

Sayet aralan açik olarak sehâdet parmagi ve bas parmakla meshedümis olsa bu iki parmak arasinda avuç içinden de bir kisira basa degmis olsa bu durumda mesh caiz olur. Çünkü bu durumda üç parmak basa degmis gibi olur. Muhiyt´te ve Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Bir kimse basini sadece parmak uçlari ile meshetmis olsa bu durumda eger parmak arindan su damliyorsa bu mesh caiz olur. Sayet su damlamiyorsa caiz olmaz. Zehiyrc´de de böyledir.

Basindaçok usun saçi bulunan bir kimse üç parmagi ile meshettigi zaman eger su mesh altinda basin bulundugu kisma isabet ederse bu mesh caiz olur. Fakat meshettigi kismin altinda— bas degil de — alin veya boyun bulunursa bu durumda mesh caiz olmaz.

Bir kimse kadinlarin yaptigi bibi saçini iki yanda bag]a-mis olsa yani iki zülfü bulunsa ve o zülüflerin üzerine meshetmis olsa bu durumda din alimlerimizin bazilari ; «O zülüflerini sali¤vermezse msshi caizdir.» (demislerdir. Çünkü bu durumda altinda basinin bulundugu saçi üzerine meshetmistir.

Bu hususta umumun görüsü ise; zülüflerin salinmasi veya salinmamasi halinde de meshin caiz olmayacagi seklindedir. Mu-hiyt´te de böyledir.

Bir kimsenin sadece kulaklarini meshetmesL basini mes-hetmesi yerine naib olmaz. Yani kulaklari meshetmek basi mes-hetmenin yerini tutmaz. Sirâciyye´de de böyledir.

Bir kimsenin avuç içinde bulunan yaslikla basini meshet-mesi caizdir. Çünkü kaptan alman su ile kollan yikadiktan sonra avuçta kalan yaslik müsavidir. Sahih olan da budur.

Fakat bir kimsenin basini meshettikten sonra mestlerini veya mestlerini meshettikten sonra — avucunda kalan islaklikla basi¤ni meshelmesi yukaridaki hükmün hilafina caiz degildir. Hü-i as a´da da böyledir.

Bir kimsenin azalarin birinden aldigi yaslikla o uzuv ister yikanmis olsun ister meshetmis bulunsun— basini meshefc-mesi caiz degildir. Zehiyre´de de böyledir-

Basini karla meshetmis olan herhangi bir kimsenin bu mes-hi mutlaka caizdir. Kardan suyun damlamasi ile damlamamasi arasinda bir fark yoktur. Fetâvâyi Bürhânî´de de böyledir.

Bir kimse yüzü ile birlikte basini da yikamis olsa bu du¤rumda bas meshedi-mis sayilir ve bu caizdir; fakat böyle yapmak mekruhtur. Çünkü bu hâl emrolunana muhaliftir. Muhiyt´te de böy¤ledir.

Bir kimse. basinm bir kismini tras ettirmis olsa da tiras et-is oldugu yere mesnetçe bu caizdir. Cevheretü´n-^eyyire´de de leyledir.

Huccet´de : «Kisi basinin önüne mesUetrt:emis olsa yani basinin arkasina veya sag tarafina yahut sol tarafiyim "veyahut da or¤tasina (tepesine) mesh etmis bulunsa bu caizdir. TataHiânlye´de

de böyledir

Tsk´ka veya. sarik üzerine mesetmek caiz ^Südir. Kadmm bas Örtüsüne meshetrassi de keza cais deSlldv .;at kadin bas örtüsüne mesh eUifi zaman; su saçina damlarsa meyhi caiz olur. Hulâsa´da da I dr. Fakat bu durumda da sn-yan renklenir...incesi´ -Timdir. Zab^iîyye´de de böyle -?.r. Ancak e£dsi olan bas örtüsünü*; altini meshetm^ktir. Fetâv$:.s :vVIîhân´da da bövlediv .Saçi boyamis oHn bir kimse bu boy>irux ÜA.:-j3ie

hettigi zamaa yaslik boya Ue karisirsa bu dururpJa b;* meshe-dildigi su mâ-i mutlak \ Ikmünden çskar ve yapilan r^- s caiz ol¤maz. Hulâsa´da da t£*lodir. En iyisini büe^ Allah-u T^f^´îhr [11]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:52   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

2- Abdestin Sünnetleri


Mütûn´da abdestin 13 sünneti oldugu zikredilmistir : [12]



1- Besmele Çekmek


Dalgin olmayan kimseye besmele çekmek hiç bir kayda bagli o1 aaksizin mutlaka sünnettir ve bu kimsenin besmele´yi ab¤destin masinda çekmesi muteberdir.

Hatta bir kimse basta besmele çekmeyi unutsa da bazi uzuv¤larini yikadiktan sonra bunu hatirlamis olsa ve hatirlayinca da bes¤mele´yi çekse bu yemek ve emsalinin hilâfina sünnet yerine kaim olmaz. Tebyîn´de de böyledir.

Bir kimse abdestin evvelinde besmele çekmeyi unutmus olursa abdestinin besmelesiz olmamasi için hatirladigi yerde bes¤mele çeker. Sirâcül- Vehhâc´da da böyledir.

Besmele istincâdan önce de sonra da çekilir. Sahih olan bu¤dur. Hidâye´de de böyledir.

Çiplak bulunulan halde ve pis bir mahalde besmele çekil¤mez. Fesü´l - Kadîr´de de böyledir.

Tahâvî ve Üstâd Allâme Mevlânâ Fahrü´d-dîn Mâtemurgî selefin besmele çekerken söyle dedigini naklettiler :

«Bismillahil - azîm ve´l - hamdü lillahi âlâ dîni´l - islam.» Habbâzi-ye´de de Peygamber (SA.VJ Efendimizden böyle rivayet olunmus¤tur. Mi´racü´d - Dirâye´de de böyledir.

Bir kimse abdestin evvelinde «Iâ ilahe illallah» veya «el-hamdü lillah» veyahut da «eshedü enlâ ilahe illallah» demis olsa bu besmele çekme yerine kâim olur. Kinye´de de böyledir. [13]



2- Önce Bileklere Kadar Elleri Yikamak


«Elleri yikamak farzdir. Fakat önce yikamak yani bura¤daki tertibsünnettir.» denilmistir. Fesü´l - Kadîr´de Mi´râc´da ve Habbazîyye´de bu görüs ihtiyar edilmistir. Bu hususta Imflm Muhammed´in el-Asl´daki kavli esas alinmistir Bahrür-Raik´ta da böyledir. [14]



Eller Nasil Yikanir


Eger su kabi küçükse su kabi sol ele alinarak sag elin üzerine dökülür. Bu üç defa tekrarlanir. Sonra da su kabi ayni sekilde sag ele alinarak sol elin üzerine dökülür.

Fakat su kabi eger küp gibi büyük olur ve yaninda da küçük bir kab bulunursa yine yukarida söyledigimiz gibi yapilir.

Fakat su kabi büyük olur ve yaninda da küçük bir kap bulun¤mazsa sol elini parmaklarini bitistirip avucunu çukurlastirarak su kabina daldirir aldigi suyu sag elinin içine döker. Temizlenene kadar parmaklarini birbirleri ile iyice ovarak elini yikar. Sonra sag elini su kabina sokar ve sol elini yikar. Muzmarât´ta da böyle¤dir.

Tarif edilen bu sekil o kimsenin elinde pislik bulunmamasi halindedir. Eger elinde pislik bulunursa baska çareler arar. Hülâ-sa´da da böyledir.

O Ellerin istincâ´dan önce mi sonra mi yikanacagi hususunda gerçekten ihtilâf edilnrstir. Fakat esahh olan bir defa istincâ´dan önce ve bir defa da istincâdan sonra olmak üzere elleri iki defa yikamaktir- Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir. [15]



3- Agzi Yikamak[16]

4- Burnu Yikamak


Sünnet olan önce agzi üç defa yikamak sonra da burna üç defa su çekmektir.

Ayrica bunlarin her birisi için her defa suyu yenilemek de sünnettir. Serahsî´nin Muhryt´inde de böyledir.

Mazmaza´nin (yani agza su vermenin) siniri suyun agzin tamamini kaplamasidir.

îstinsâk´in (yani burna su vermenin) sinin ise suyun genize ulasmasidir. Hulâsa´da da böyledir.

Mazmaza ve Istinsak´i terketmek gerçekten gunaht.tr ki her ikisi de sünnet-i rnüekkededir. Ve onu terkettnck sfi^âitl sünneti terketmek gibi .fegikîir; günahi gerektirir. ZesvMdin terke¤dilmis olmasi ise3 kötülügü gerektirme Sfrâeül - Völîhâa da hu böyledir.

Bir kimse bir .defada ovucum alstü;: fmîuadugu suyu maza esnasmda. üç defada kullanirsa yani bh: avuç î&yim bîr fc-. mim agzina alir; sonra onu çi^a-rir; sonra avucim-da kalan suyun bir kismim daha alir ve onu da ksrir ve ser arkada suyun kalarv kismini alip çikararak bir avuç suyu üçe´«rsk onunla üç âsm agzini yikamis olursa fer

Fakat hu. isi burnunda yapma? ^tinsâkta su. kuîlamIrAiis - z&sû» geri döner M´-iz^ bîr durum yoktur.

Bîî´ kkosania a%Ticucii aldigi suyun bîr ki£3& ile :yaptiktan . nnra kaian kismi ile de istlnsâî m&za yapaiacak degildir. [17]



5- Misvak


Misvagin aci agaçtan olmasi uygundur. Çünkü bu î>gaç ag¤zin kokusunu temizler disleri kuvvetlendirir ve mideye de saglam¤lik kazandirir.

Misvagin kalinligi küçük parmak kalinliginda uzunlugu ise bir karis uzunlugunda olmalidir.

Disleri.parmakla yikamak misvak yerini tutmaz. A&cak mis- vak bulunmazsa sag elia bir parmagi we disleri temizlemek misvak yerine kaim olur. Muhiyt ve ZahIriyye´de de bo

Kadm için sakiz çignemek misvak yerini tutar. Babrft´r – îiâlk ta da böyledir.

Misvak nasil tutulmali : Misvak sag elle tutulm^chr. Mis¤vakin ön kismi bas parmak alta ve seh&dei pancagh. "r´e g cek sekilde tutulur. Bu -esnada orta panrrâ ve ya parmagi da sehadet parmagi gibi mis\\i&Jn üsKftv;fc- tî çük parmak ise bas parmak gibi misvakin altinda bulunur. Misvaki bu sekilde tutmak menduptur. Nebrü´I Fâik ta da böyle¤dir

Misvak ne zaman kullanilmali : Misvak kullanmanin vakti mazmaza zamanidir. Nihâye´de de böyledir-

Misvak nasil kullanilmali: Misvak kialianmaya önce sag ta¤raftari baslanilmalidir. Dislerin boylari istikametinde altlari da üstleri de misvaklanmalidir. Sonra disler enleri istikametinde ide misvaklanmalidirlar C&vheretü´nNeyytre´de de böyledir.

Misvah´ni agzmdaki hareketinden dolayi kusacagnidan korkan kimse misvak kullanmayi törk eder.

Yatarken misvak kullanmak da mekruh´Uur SIrâcül -hâc´da da böyledir. [18]



6- Parmaklarin Aralarini Ovmak (Hilallemek)


Ovmak su damlamakta olan parmaklari diger parmakl&nn arasina girdirmekle olur. Böyle yapmak ise ittifakla sünnet-i müek-kededir. Nehrü´l Fâik´te de böyledir.

Bu hüküm suyun parmaklarin arasira ulasmasi haline göredir. Fakat eger parmaklarin arasi diger parmaklarin giremiyecegi kadar bitisik olursa buralara suyu ulastirmak vacib olur. Teb-yîn´de de böyledir.

Ellerini suyun içine sokmus olan kimse için su durgUB iu bile olsa parmak aralarini hilallemek zarureti yoktur.

Evlâ olan ellerde tesbîk (yani parmaklari birbirleri arasina girdirmek) tir. Ayaklarda ise sol elin küçük parmagi ile sag aya- baslanir ve bu is sol ayagin ku-[19]



7- Sakali Hilallemek


böyledir Ve Kâdîhân bu kavli almistir. Zâhidî´de de böyledir Meb-sût´ta «Esahh olan da budup> denilmistir. Miraci´d - Dirâye´de de böyledir.

Sakalin hiIaUenme sekli : Parmaklar sakalin içine sokula¤rak alt taraftan üste dogru sakal hîlâUenir. Bu Semsül - EImme-´I - Kerderi´den naklolunmus. Muzmaratrta da böyledir. [20]



8- Yikanmasi Gereken Uzuvlari Üçer Defa Yikamak:


Yikanmasi farz olan eller yüz ve ayaklar gibi azalan üçer defa yikamak sünnettir. Muhiyt´te de böyledir.

Bu uzuvlardan birini yikmaya baslayinca ilk yikama farzdir. Zahiriye´ de de böyledir. Sahih kavle göre diger iki yikayis ise sün-net-i müekkede´dir. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

Yikamanin tamam oldugu nasil anlasilir : Abdest alirken yikanmakta olan uzva su ulasir ve ondan damla damla dökülüp akarsa bu durumda yikama tamam olmus olur- Hulâsa´da da böy-dir.

Fetâvâyi Huccet´de : «En uygun olan abdestte yikanmasi farz olan her uzvun her tarafina her bir yikayista suyu ulastirmaktir.» denilmistir.

Birinci defadaki yikamada bazi yerler kuru kalmis olsa da ikinci yikamada bunlardan bir kismi giderilse fakat yine bir ki¤sim kuru yer kalmis bulunsa; üçüncü yikamada ise her yer islan* mis olsa bu durumda azalar üç defa yikanmis olmaz» denilmistir. Muzmarat´ta da böyledir.

Abdest azalarini birer defa yikamakla yetinmek nedir : Bir kimse bir ihtiyaçtan dolayi veya soguk oldugu için veyahut da suyun azligi sebebi ile abdest azalarini birer defa yikamakla yetin-se bu mekruh degildir ve o kimse günahkâr olmaz. Fakat sayilan sebeplerde hiç biri yokken abdest azalarim birer defa yikamakla yetinmek günahtir. Mi´râcü´d - Dbâye´de de böyledir.

Abdest azalarini üç defadan fazla yikamak nedir : Kalbin mutmain olmasi Veya süpheden kurtulmak veyahut da ikinci bir abdest almak niyyeti ile abdest uzuvlarini üçten fazla yikamakta bir beis yoktur. Bu husus NIhâye´de ve Sirâeül-Yehhâc´da da böy¤ledir. [21]



9- Basin Tamamini Bir Defa Defa Meshetmek


Mütünde de böyledir.

Basin tamami nasil meshedilir : Kisi iki avcunu ve parmak¤larim basinin ön kismindan basliyarak arka kismina kadar basin tamamini kaphyacak bîr sekilde çekerek mesheder. Sonra da iki parmagi ile iki kulagini mesheder. Böyle yapinca su müsta´mel (kullanilmis su) olmaz. Bu husus Tebyîn´de de böyledir.

Basin tamamini kaplama meshetmeyi devamli olarak ve özürsüz bir sekilde terketmek günah olur. Gunye´de de böyledir. [22]



10- Kulaklari Meshetmek


Abdest alan kimse basini meshettigi su ile kulaklarinin ön ve arka tarafini da mesheder- Tahâvî Serhinde de böyledir.

Fakat basin meshinden sonra elde bulunan islaklikla degil de baska taze bir su ile kulaklari meshetmek daha güzel olur. Bah-rü´r - Râik´ta da böyledir.

Bir kimse kulaklarinin Ön tarafini yüzünü yikarken arka taraflarini da basi ile beraber meshetse böyle yapmasi caiz olur. Fakat en faziletli ve üstün olani bir önceki —- paragrafta söylemis oldugumuz — sekildir Tahâvî Serhi´nde de böyledir.

Kulaklar nasil meshedilir : Kulaklarin dis tarafi iki bas parmagin iç tarafi ile; iç taraflari ise sehâdet parmaklarinin iç ta¤raflari ile meshedilir. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir. [23]



11- Niyet


Abdest alacak olan kimse kendisinden hadesin kalkmasina ve ibadetlerden herhangi birinin abdestsiz sahih olmadigina niyyet etmesi gerekir. Tebyîn´de de böyledir.

Niyyet nasil yapilir : «Allah-u Teâlâ´ya yakinlasmak maksa¤di ile namaz kilmak için abdest almaya niyyet ettim.» diyerek niy¤yet edilebilir. Veya «Hadesin kalkmasi için.. » «temizlik için»... «namaz kilmak Için...» «niyyet ettim» denir. Sirâeü´l-Vehhâc´da da böyledir.

Ne zaman niyyet edilmelidir : Niyyetin vakti yüzün yikan digi zamandir.

´Niyyetin mahalli ise kalbdir. Niyyeti dil ile söylemek isç müstehaptir. CevJieretü´n - Neyylre´de de böyledir. [24]



12- Tertibe Riayet Etmek


Tertib : Abdesti âyet-i kerimedeki siraya riayet ederek al¤mak yani önce elleri sonra yüzü yikamak; sonra da basi mesnet inek ve en sonda da ayaklari yikamaktir. Tebyîn´de de böyledir.

Kudûrî niyyeti tertibi ve basin tamamini — kaplama — mes-hetmeyi abdestîn müstehablarindan saymistir.

Hidâye Muhiyt Tuhfe Izah ve Vâfâ Sahibleri ise bunlari sün¤netten saymislardir. Esahh olan da budur. Mi´racü´d - Dirâye´de de böyledir. [25]



13- Müvâlât


Müvâlât: Ortalama bir zamanda yikanilmis bulunan bir uz¤vun yasligi kurumadan önce diger bir uzvu yikamak demektir.

Bu hususta siddetli sicagin siddetli sogugun ve rüzgârin ku¤rutmus olmasi mu´teber degildir. Abdest alan kimsenin normal hal¤de bulunmasina itibar olunur. Cevheretü´n - Neyyîre´de de böyle¤dir.

Abdest azalarindan birini yikadiktan sonra ara verip daha sonra diger abdest azasini ´yikamak — eger bu durumu mesru kilan abdest alan kimsenin suyunun bitmesi veya benzeri bir hal olmasi gibi— bir Özür yoksa mekruhtur.

Böyle bir özür olmasi halinde abdest alirken iki uzvu yikama esnasinda ara vermekte bir beis yoktur. Yani özürden dolayi bir uzvunu yikadiktan sonra ara verip daha sonra da öbür uzvunu yi¤kamasinda herhangi bir mes´uliyet yoktur. Ve bu kavil sahihtir. Gusül ve teyemmümde de bu kavil geçerlidir. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir. [26]



Abdestin Müstehaplari


Mütûn´da abdestin iki niüstehâbi olduga zikredilmistir : [27]



1- Abdest Alirken Uzuvlari Yikamaya Sagdan Baslamak.


Sag eli sol elden sag ayagi sol ayaktan Önce yikamak nius-tehâbhr. Sahih olan kavle göre böyle yapmak fazilettir.

Abdest azalarindan çift bulunan her asanin sagini solundan önce yikamak müstehabtir.

Hatta abdest alan kimsenin elinin biri olmasa veya bir elinde herhangi bir illet bulunsa bu durumda iki eli ile iki kulagini nieshetmek mümkün olmayacagindan önce sag kulagim sonra da soi kulagini mesheder- Cevkeretü´n - Neyyire´de de böyledir. [28]



2- Abdest Alirken Enseyi Meslietmek.


En¤se ellerin arkasi ile meshedilir. Bogazi meshetmek ise bid´attir. Bahrü´r - Raik´te de böyledir. [29]



Abbestin Âdabi


Alimlerimize göre abdestin edepleri ve bunlarla ilgili diger ba¤zi sünnetler de vardir. Söyle ki :

1- Ayaklari yikarken su kabi sag elle tutulur. Sag ayagin Ön tarafindan baslanilarak su dökülür ve sol el ile ovalanir. Bu se¤kilde üç defa yikanir. Sonra su sol ayagin Önünden dökülerek o da yukaridaki sekilde ovularak üç defa yikanir. Sünnet olan budur. Muhiyt´te de böyledir.

2- Elleri ve ayaklan yikamaya parmak uçlarindan bas¤lamak da sünnettir. Fesül - Kadîr´de de böyledir. Keza Muhiyt´te de böyledir.

3- Basi meshederken ön tarafindan baslamak sünnet¤tir. Bu husus Zâhidî´de de böyledir.

4- Mazmaza ve istinsakta da tertib (bunlari sira ile yap¤mak) sünnettir. Hulâsa´da da böyledir.

5- Mazmaza ve istinsakta mübalaga da sünnettir. Yani agza ve burna suyu bol bol vermelidir- Kâfî´de de Tahâvî Serhi´nde de böyledir.

Yalniz abdest alan kimse oruçlu oldugu zaman mübalaga etmek sünnet degildir. Tatarhânîye´de de böyledir.

Mazmazada mübalaga suyu agizda gargara etmekle olur. Kâfi´de de böyledir.

îstinsakta mübalaga ise suyu — aci duyacak kadar — bur¤nun üst tarafina .— genize— siddetle çekmekle olur. Ta ki su yu¤kariya kadar çikmis olsun Muhiyt´te de böyledir.

6- Abdest alirken suyu israf etmemek ve onu pek az bir miktarda kullanmamak da edebdendir. Hülâsa´da da böyledir. Bir kimse nehir basinda ahdest aliyor olsa ve hatta kendisi nehrin {yani akarsunun) sahibi bulunsa bile abdest alirken israf etme¤mesi gerekir.

Hatta su temizlenmek veya abdest alinmak için vakfedü-misse bu sudan fazla almak veya israf etmek —hilafsiz olarak— haram olur. Bahrü´r - Râik´te de böyledir.

7- Abdest azalarini yikarken konusmamali ve her uzvu yikarken. (Eshedü enlâ ilahe Ülellahu vahdehû lâ serîkeleh ve eshedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlühû) demelidir. Muiuyt´te de böyledir.

Fakat abdest alirken zarurete binâen konusmak edebsizlik sayilmaz. Bahrü´r - Raik´te de böyledir.

8- Abdest alan kimsenin abdestle ilgili isleri bizzat kendi¤sinin yapmasi

9- Abdest bittikten sonra. (Sübbâneke AUahümme ve bi hamdik. Eshedü enlâ ilahe illâ ente. Estegfirüke ve etûbü ileyk- Ve eshedü enlâ ilahe iîlellahü ve eshedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû) demesi

10- Istinca yerlerini sildigi bezle abdest uzuvlarini silme-mesi

11- Istinca dan sonra abdest almak için kibleye karsi otur¤masi

12- Abdest aldiktan sonra veya abdest esnasinda

(AUahümme´calnî mine´t - tevvâbîne vec´alnî minel mütetahhi-rîn) demesi

13- Kerâhat vakti degilse iki rek´at namaz kilmasi

14- Abdest aldiktan sonra —mutâkib namaz için— su kabi¤ni doldurmasi Muhiyt´te de böyledir.

15- Abdestten artan sudan ayakta oîdugu halde ve kibleye dönerek biraz içmesi

16- Abdesti topraktan yapilmis bir kapla almasi

17- Abdest alirken damlalarin elbisesine dökülmesinden ve siçramasindan sakinmasi Zahîdî´de de böyledir.

18- Abdest alirken ellerini çirpmamasi Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir.

19- Mazmaza ve istinsaki sag eli ile yapip sol eli ile sümkür-mesi gibi yukarida saydigimiz hususlarin hepsi de abdestin âdâ-bindandir-

20- Ebu´l - Leys´in Hazânetü´l - Fikhi´nda ayrica Halef bin Eyyub´tan naklen söyle denilmistir. Kis günü abdest almakta olan bir kimsenin abdest uzuvlarini Önce bir su ile yaglar gibi islatma¤si sonra da üzerine su dökmesi uygun olur. Çünkü kisin abdest azalarinda yarilmalar olabilir. Bedâi´de de böyledir.

21- Abdest azalarini ovalamak

22- Küçük parmaklan kulaklarin deliklerine sokmak

23- Abdesti vaktinden Önce almak

24- Suyu çarpmadan yüzüne yaymak ve

25- Abdest alirken yüksekçe bir yerde oturmak gibi yukari¤da saydigimiz hususlar da abdestin âdâbindandir. Tebyîn´de de böyledir.

Ayrica su sayacagimiz hususlar da abdestin âdâbindandir :

26- Su kabinin kulpunu üç defa yikamak

27- Abdest alirken pek acele etmeyip uzuvlari yavas yavas yikamak:

28- Bir uzvu yikarken ovalarken parmak aralarini hilâller¤ken hassas davranmak

29- Yüz ve eller yikanirken bunlarin tarif edilen hadleri ge¤çilir ki kalb mutmain olsun. Mi´râcü´d - Dirâyelde de böyledir.

30- Yüzü yikamaya üst kismindan baslanir. Nehrül-Fâik´te de böyledir.

31- Abdest temiz yerde alinir. Çünkü abdest suyuna saygi göstermek gerekir. Bu husus Nehrü´l - Fâifc´te de böyledir ve bu ki¤taba da Muzmarât´tan nakledilmistir.

32- Küçük kabla bu kabdan su dökülerek abdest almiyorsa kab sol tarafa konur. Ve eger büyük kabla abdest almiyor ve bu kabtan su avuçla almiyorsa bu kab sag tarafa konur-

33- Kalben niyyet edilirken bu niyyet dil ile de ifade ediTJT:

34- Her aza yikanirken «Bismillah» denir.

35- Mazmaza vaktinde Aflahümme e´nî ´alâ tilâveti! - Kur´âni ve zikrifce ve sükrike ve hüsnü ibâdetilce) denir.

36- îstinsak zamaninda : Allahümme rihnî râihatel-cenneti ve lâ tünhnî râihate´n-nârJder.

37- Yüz yikamrken :´Allahümme beyyid vechî yevme tebyaddu vücûhün ve tesved-dü vücuh) der.

38- Sag kokr .i yikarken : (Allahümme a´tmî kitabî bi yemimi ve hâsibnî hisâben yesîrâ) der.

39- Sol kolunu yikarken : (Allahümme lâ ta´tmî kitabi bi simalî ve lâ min verâi zahrî) der.

40- Basina meshederken : (AÜâhümme ezillenî tahte zilli arsike yevme lâ zille 91la zillearseke) der.

41- Kulaklarini meshederken :

(Allâhümme´c´alnî min el tezine yestemi´ûnel - kavle feyette-biûne ahsenehû) der.

42- Ensesini meshederken :(Allahümme´tik rafcabetî mine´n - nâr) der.

43- Sag ayagini yikarken : (Allahümme sebbit kademeyye ales - sirati yevme tezüîlü´l iü)- der.

44- Sol ayagini yikarken ise :Alîahümniecalnî zenbi magfûranve sagyi meskûrun ve ticâreti lejn tebûr.) der.

Ve her azasini yikadiktan sonra da Peygamber (S.A.V.) Efen¤dimizin üzerine salavct-i serife okur.

Abdest suyunu bir müd´den noksan eylemez. (Noksanlasmis^ sa suyu ikmâl eder.) Tebyîn´de de böyledir-[30]



Abdestîn Çesitleri :


Üç çesit abdest vardir : [31]



1- Farz Olan Abdest:


Namaz kilacak olan kimsenin abdesti yoksa almasi gereken abdest gibi. [32]



2- Vacib Olan Abdest:


Kabe´yi tavaf için alinan abdest.

Bir kimse sayet Ka´be´yi abdestsiz tavaf etmisse vacibi terk etmis olur ve fakat yapmis oldugu tavaf caiz olur. [33]



3- Mendub Olan Abdest:


Uyku için alman abdest devamli abdestli bulunmak için alinan abdest giybetten ve siir söyledikten sonra alman abdest abdest üstüne alinan abdest kahkaha ile gül¤dükten sonra alinan abdest ölü yikamak için alinan abdest gibi... Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [34]



Abdestin Mekruhlari


1- Suyu yüze siddetle çarpmak

2- Mazmaza ve istinsaki sol elle yapmak

3- Özürsüz olarak sag elle sümkürmek. Ebûl - l netu 1 - Fikhinda da böyledir.)

4- Bir su ile üç defa meshetmek

5- Mescid´de kendisine yer ta´yin etmekte oldugu gibi ab¤dest almak için de bir kap tayin ederek o kabdan baskasina abdest aldirmamak da mekruhlardandir. Vecizul Kerderî´de de böyledir

Abdesten sonra mendil ile silinmekte bir sakinca yoktur. Teb¤yîn´de de böyledir. [35]



Abdesti Bozan Seyler


1- Sebîleynden[36] Idrar Diski Yel Vedi[37] Niezi[38] Meni[39] Kurt Ve Tasciklar


Diski az olsun çok olsun abdest almayi gerektirir.

Sidik ve arka taraftan yel çikmasi da abdesti bozar. Muhiyt´te de böyledir.

Erkegin zekerinden kadmm da fercinden çikan yel ise sa¤hih olan kavle göre abdesti bozmaz.

Ancak müfeddat (ferci ile dübürü birlesmis) olan kadinin bu durumda abdest almasi müstehab olur. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

Kadinda açilmis olan bir yaradan yel çikmis olsa pis ko¤kulu gegirmenin abdesti bozmadigi gibi bu yel de abdesti boz¤maz. Kinye´de de böyledir- Sidik zekerin kamisina inmis olsa abdesti bozmaz. Fakat o zekerin kilifina çikmis olursa abdest bozulur Zehiyre´de de böy¤ledir. Sahih olan ida budur. Bu husus Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Kadmm idrari fercinin iç tarafina çiksa fakat disina çikmamis olsa yine abdesti bozulur.

O Zekeri kesilmis olan bir kimseden idrara benzer bir sey çikmis olsa eger o kimsenin istedigi zaman onu tutmaya veya iste¤digi zaman onu birakmaya gücü yeterse bu durumda o sey idrar¤dir ve abdesti bozar. Fakat istedigi halde tutmaya gücü yetmezse o sey çikmadikça o kimsenin ahdesti bozulmaz. Fetâvâyî Kâdîhân´ da da böyledir.

Bir hünsanm erkek oldugu fetvalarla açiga çikarsa o kim¤sede bulunan ferç yara menzittndedir. Ondan bir sey çikmadikça o kimsenin abdesti bozulmaz. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir. Bu husus Fetâvâyi Kâdihân´da Zehiyre´de Serahsî´nin Muhiyt´inde ve mu´teber kitaplarin çogunda böyledir. Alimlerin çogu da o kimse¤nin abdest almasinin gerektigi görüsündedir. Tebyîn´de de böyle¤dir îtimat olunan ise önceki görüstür- Nehrü´I-Fâik´te de böyle¤dir.

Bir erkegin zekerinde yara bulunsa ve bu yaranin iki basi olsa bunlarin birinden çikan idrarin çiktigi yerden çiksa ve diger çikan ise o yoldan çikmasa; birincisi ihlil (zeker deligi) yerinde¤dir. Bu delikte idrar zahir oldugu zaman disari akmasa bile abdest bozulur. Diger delikten ise bir sey çikmadikça abdest bozv

Bir kimse idrarin çikmasindan korksa da zekerinin deli¤gine pamuk tikasa idrar pamugun üzerine çikmadikça r??.rr.uk ol¤madigi takdirde çikacak olsaydi bile o kimsenin abder"i bozulmaz ve pamugu koymus olmasinda da bir beis yoktur. Fetâvâyi Kâdî han d a da böyledir.

Bir kimsenin dübürü çiktigi zaman onu eli veya bir bez parçasi ile yerine girdirse abdesti bozulur. Çünkü eline necaset¤ten bir sey bulasmistir.

Seyhu 1-imâm Semsü´l-eimmetü´l-Halvânî :«Dübünün çikmasi ile abdest bozulur.» demistir. Zehiyrede de böyledir.

Sehvetsiz çikan vedi´ ve meni´nin bozdugu gibi mezî de ab¤desti bozar. Agir bir yük tasimak veya yüksek bir yerden düsmek sebebi ile çikan mezi de abdest almayi gerektirir. Muhiyt´te de böyledir.

Erkegin menisi kalindir beyazdir; kokusu çiçek kilifinin kokusu gibidir. Ve kadin iç/n onda zevk vardir. Meninin çikmasi ile zekerin gücü kirilir.

Kadinin menisi Ise ince ve sandir.

Mezi incedir beyaza yakindir. Kisi sehvetle ailesi ile oynasti¤gi zaman çikmaya baslar- Mezinin kadindaki karsiligi kazidir.

Vedi ise; koyu kivamli idrardir. Idrardan ve cima´ gusülün-den sonra gelir. Tebyin´de de böyledir.

Bir kimsenin arkasindan kurt çikmis olmasi hadestir. (yani o kimsenin abdesti bozulur.)

Kadinin veya erkegin önünden çikan küçük tasciklar da kurt gibi abdesti bozarlar. Fetâvâyî Kâdîhân´da da böyledir.

Yagmur damlasi idrar deligine girse ve sonra da çikmis olsa abdesti bozmaz. Bu durum orucu da bozmaz. Zahiriyye´de de böyledir.

E ir kimse idrar deligine yag akitmis olsa da yag da ora¤dan çik nis ve akmis bulunsa o kimsenin abdestini iade etmesi lâzimdi/. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Alt taraftan içeri girip geri çikan her sey içerdeki yas¤liktan uzak olamiyacagi ve ondan ayrilamiyacagi için bu seyin bir ucu el;nde bulunup tamamen girmemis olsa bile abdesti bozar. Vecizül-Kerderî´de de böyledir. [40]



II- Sebileyden (Ön Ve Arkadan) Baska Bir Yerden Çikipta Etrafa Dagilan Kan Irin San Su Ve Hastaliktan Dolayi Çikan Su.


Seyelânm haddi yaranin basina yükselip etrafa da¤gilmaktir. Serahsî´ntn Muhiyt´inde de böyledir. Esahh olan da bu¤dur- Nehrül-Fâik´te de böyledir.

Kan yaranin üstüne yükseldigi zaman yaranin basin¤dan daha fazla bir yeri kaplamis olsa bile— abdesti bozmaz- 1A-hiriyye´de de böyledir. Fetva da bu gibi mes´elelerin abdesti boz¤madigi seklindedir. Muhiyt´te de böyledir.

Kan irin sari su yara suyu nufte göbek meme göz ve kulaktan dertten dolayi çikan su. en sahih kavle göre; bun¤larin hepsi müsavidirler. Yani abdesti bozarlar. Zâhidî´de de böy¤ledir.

Bir kimse kulagina yag damlatmis olsa da o yag dima¤ginda bir müddet durduktan sonra kulagindan veya burnundan tekrar disari aksa o kimsenin abdesti bozulmaz.

Imâm Ebu Yûsuf (R.A.) bu hususta: «Eger agzindan çikar¤sa abdesti bozulur. Çünkü b mideye varmadan çikmaz. Mide ise necaset mahallidir. Ve bu sey istifra hükmünde sayilir.» dem´s-tir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Buruna akitilan ilaç agizdan çiksada ve bu da agiz doîu-su miktarda olsa abdesti bozar. Fakat bu üaç kulaktan çikarsa abdesti bozmaz. Sirâcül-Vehhâc´da da böyledir.

Bir kimsenin yikanirken kulagina sn kaçmis olsa ve bu su bir müddet bekledikten sonra burnundan geri çiksa o kimse¤nin abdesti bozulmaz. Muhiyt´te de böyledir- Nisab´da da: «Esahh olan bu kavildir.» demistir Tatarfaâniye´de de böyledir.

Fakat bu durumdan çikan irin olursa o takdirde abdest bo¤zulur. Muzmarat´ta da böyledir.

Kisinin kulagindan irin veya sari su çiktigi zaman baki¤lir eger bu sey kulak agrimadan çikmissa abdest bozulmaz. Fakat eger agriyarak çikarsa abdest bozulur. Çünkü agri ile birlikte çik¤tigi zaman bunun bir yaradan çikmis oldugu açiktir. Fetâvâ-i Semsül-Eimme Halvânî´de de böyledir. Ayrica Muhiyt ZahSre Tebyîn ve Sirâcü´l-Vehhâcda da böyledir.

Imâm Muhammed CR.A.) el-Asl´da: «Bir yaradan az bir miktarda çikmis olan kan silinir ve sonra yine çikarsa; ve tek¤rar silinip bu halde terkedüince yine akacak olursa abdesti bozar. Ama akmazsa abdesti bozmaz. Ve yine bu kanin üzerine kül ve¤ya toprak akitilsa fakat kan yine çikmis olsa; tekrar toprak veya külle kapatilsa sonra bu is yine tekrarlansa bu durumlarda abdest bozulur. Zehiyre´de de böyledir.

Bir kimsenin basindan kulak ve burnun temizleme yerleri¤ne kan inse abdesti bozulur. Muhiyt´ta da böyledir.

Bir kimsenin agzindan kan çikarsa kan ile tükrük arasin¤daki çokluga i´tibar edilir :

Sayet kan ile tükrügün miktari esit olursa abdest bozulur. Ayrica bu hususta renge de itibar olunur : Ve eger renk Virmi-zi ise abdest bozulur. San ise abdest bozulmaz. Tebyân´de de böyledir.

Abdest alan bir kimse bir seyi isirsa da onda kan esen görse veya misvak kullanirken misvakta kan eseri bulsa kanin at¤tigi bilinmedikçe bu kimsenin abdesti bozulmaz. Zâhiriyyede de böyledir.

Bir kimsenin gözünde yara olsa da bu yaradan çikan kan gözün diger bir tarafina varsa o kimsenin abdesti bozulmaz. Çünkü o kan yikanmasi farz olan bir yere varmamistir. Kifâye´de de böy¤ledir.

Sikmak sureti ile yaradan çikan kan eger aciyarak çikarsa abdesti bozar. Vecîz-iü Kerderfde do böyledir. Dogru olan da bu¤dur. Ginye´de de böyledir. En uygun olan da budur ve Halebi´nin Münye Serhi´nde de böyledir.

Bir kabarcik patlasa da ondan su san su veya bir baska sey çiksa; eger bu çikan sey yaranin basindan akarsa abdesti bozar. Fakat akmazsa abdesti bozmaz- Bu durum kabarcigin kendiligin¤den patlamasi ve içindekinin kendiliginden çikmasi hâlinde böyle¤dir.

Fakat bir kimsenin bu kabarcigi sikmasi neticesinde içindeki çikmis olursa bu hâl abdesti bozmaz. Çünkü çikan o sey çiktigi yerin disina tasici degildir. Hidâye´de de böyledir.

Bir kimse sümkürdügü zaman burnundan mercimek tanesi kadar pihtilasmis kan parçasi çiksa o kimsenin abdesti bozulmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Gene denilen böcek bir kimsenin her hangi bir uzvunu emer de karnini kan ile doldurursa bakilir bu böcek eger küçük ise sivri sinek ve sinekte bozulmadigi gibi bu böcegin emmesi ile de abdest bozulmaz. Fakat eger gene denilen böcek büyük ise ab-dest bozulur.

Yine sülük bir kimsenin her hangi bir uzvunu emer de kar¤nim doldurursa o kimsenin abdesti bozulur. Serahsî´nin Muhiyt´in-de de böyledir.

Gözde olan bir hastalik yara mesabesindedir; ondan çikip akan seyler de abdesti bozar. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

«Bir kimsenin gözlerinde agri olsa ve bu agri sebebi ile göz¤lerinden devamli su aksa o akintinin sari su olma ihtimali bulun¤dugu için o kimse her namaz için abdest almakla emrolunur.» de¤nilmistir. Tebyîn´de de böyledir.

Bir yaranin basindan kurt çikmis olsa bu abdesti bozmaz. Muhiyt´te de böyledir. [41]



III- Kusmak.


Bir kimse agiz dolusu aci su yemek veya su kusarsa abdes¤ti bozulur. Zahiriyye´de de böyledir-

Agiz dolusu kusmanin hududu : Sahih kavle göre kusuntuyu zorlanmadan ve mesakkat çekmeden agizda tutamamaktir. Mu¤hiyt´te de böyledir.

Su içmis olan bir kimse o suyu oldugu gibi hiç karisma¤dan safî olarak kussa yine abdesti bozulur. Sirâcül Vehhâc´-da da böyle nakledilmistir.

Bir kimse agiz dolusu balgam kusmus olsa abdesti bozul¤maz. Balgam karindan çikmissa Imâm-i A´zam ve Imâm Muhain-med´e göre yine abdest bozulmaz. Fakat bu durumda Imâm Ebû Yûsuf´a göre abdest bozulur. Bu hüküm bir kimsenin sirf balgam kusmasi halindedir.

Fakat bir kimse yemek ve diger seylerle karisik olarak balgam kusarsa ve bu durumda da yemek agiz dolusu olursa o kimsenin ab¤desti bozulur. Bu miktara ulasmazsa abdesti bozulmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kimse kan kusar ve bu kan da akici olarak bastan in¤mis bulunursa^ o kimsenin abdesti bozulur. Bu hususta ittifak var¤dir.

Fakat eger kusulan kan pihtilasmis kan ise yine ittifakla abdest bozulmaz.

Kusulan kan karindan çikan kan ise ve bu kan pihtilasmissa yine ittifakla abdest bozulmaz.

Fakat bu kan agiz dolusu olursa abdest bozulur. Ayrica bu miktar olmasa bile akici kan ise abdest bozu¤lur. Ebû Hanîfe (R.A0 nin1 kavlide bunun üzerinedir. Münye Ser-hi´nde de böyledir. Muhtar olan CFakihlerin seçmis bulundugu) da budur. Tebyîn´de de böyledir. Bunu bütün alimlerimiz sahih gör¤müslerdir. Bedâi´de de böyledir.

Bir kimse azar azar kusmus olsa eger kustugu seylerin top¤lami agiz dolusu miktarina ulasirsa bu durumda Imâm Muham-med tR.A.) : «Eger bu kusmalarin sebebi ayni ise o kimsenin abdesti bozulur sebep ayni degilse abdest bozulmaz.» demistir. Sahih olan da budur. Muzmarat´ta da böyledir.

Kusma sebebinin ayni olup olmadigi söyle anlasilir : Bir kimse heyecan ve gaseyan haline gelip kusar ve sakinlesmeden Önce yine kusarsa bu kusmalarda sebep birdir aynidir. Fakat kusar sonra sakinlesir ve sonra tekrar kusarsa bu kusmalarda ida sebep ayridir. Kâft´de de böyledir.

Insan vücudundan çikan her sey pis midir?

Insan bedeninden çikan her hangi bir sey hades Cabdesti bo¤zucu) degilse pis degildir. Az olan kusuntu akip dagilmayan kan gibi... Tebyîn´de de böyledir. Sahih olan da budur. Kâft´de de böy¤ledir. [42]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:54   #3 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

IV- Uyku.


Namaz içinde veya namaz disinda yatarak uyumanin ab¤desti bozdugu hususunda fukahâ arasinda bir görüs ayriligi yoktur.

Sol uylugunun üzerine oturup da ayaklarini sag taraftan çikararak uzanan ve bu sekilde uyuyan kimsenin abdesti de bozu¤lur. Bedâi´de de böyledir.

Yüzükoyun basi üstüne yatan kimsenin de abdesti bozulur. Bahrii´iRâik´ta da böyledir.

Oturarak uyuyan kimsenin durumu ; Ökçeleri üzerine oturarak uyuyan kimsenin abdesti bozulmaz. Sahih olan budur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir-

Bir seye dayanarak uyuyan kimsenin hâli :

Alindigi zaman düsecegi bir seye dayanarak uyuyan bir kimse¤nin maka´cli yere bitisik degilsebil - icma´ abdesti bozulur. Eger yer bitisikse bu durumda sahih olan abdestin bozulmama-sidir. Tebyîn´de de böyledir.

Ayakta uyuyan kimselerin oturarak uyuyan kimselerin eyer veya semer üzerinde oturarak uyuyan kimselerin rükû halin¤de veya secde esnasinda uyuyan kimselerin ~bu halleri namaz içinde veya namaz disinda meydana gelmis bulunsa abdestleri bozulmaz.

Ancak secdelerin sünnet üzre olmasi sarttir (Yani karnin uy¤luklarindan ayri kollan da yanlarindan uzak olmalidir.) Eger sec¤deler sünnet olan seklin disinda olur ve o kimse bu sekilde uyur¤sa abdesti bozulur. Bahrü´r«Râik´ta da boyledir-

Zahirü´r - rivaye´de uykunun galebesi ile kasden uyumak arasinda bir fark yoktur.

Fakat Ebû Yûsuf´a göre kasden uyundugu zaman abdest bo¤zulur. Bu hususta sahih olan ise zahirü´r - rivâye´nin beyanidir. Mu-hiyt´te de böyledir.

Hasta olan kimsenin uykusu :Hasta olan kimsenin uyumasinin abdestini bozup bozmayaca¤gi hakkinda ihtilâf vardir :Hasta eger namazini yatarak kilarken uyumus olursa o has¤tanin abdesti bozulur. Sahih olan da budur. Muhiyt´te Tebyîn´de Bahrü´r - Râik´te de böyledir. Fetva da bunun üzerinedir. Nehrü´l-Fâik´ta da böyledir.

Oturarak uyumak :Bir tarafina egilerek oturdugu yerde uyuyan kimsenin mak´a-di çogu kere yerden ayrilir. Fakat Semsü´l - eimme Halvânî : «O durum gerçekten hades (abdesti bozucu) degildir.» demistir. Zâ-hirul-mezheb de budur. Fetâvâ-i Kâdîhân´da dâ böyledir.

Oturdugu yerde uyumakta olan bir kimse yüzü üstüne ve¤ya yani üstüne düsmüs olsa düsmeden veya düsecegi sirada uyanir¤sa veya uyuyarak düser fakat düstügü anda uyanirsa o kimsenin abdesti bozulmaz.

Fakat o kimse düstükten sonra da bir müddet uyur ve sonra uyanirsa o kimsenin abdesti bozulur. Tebyî´nde de böyledir ;

Bagdas kurarak oturmus olan bir kimse bu durumda uyursa abdesti bozulmaz keza müteverrik. Hulâsa´da da böyledir.

Hayvana binmis olan kimsenin uykusu :Bir kimsenin bindigi hayvan çiplak olur ve bu hayvanda yokus yukari çikmakta veya düz bir yolda gitmekte olursa o kimse uyu¤mus olsa bile abdesti bozulmaz-

Fakat hayvan inis inmekte iken üzerinde uyuyan kimsenin ab-desti bozulur. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse üzerinde palan olan bir hayvanin üstünde uyur¤sa o kimsenin abdesti bozulmaz.

Tandir basinda uyuyan kimse :

Bir kimse tandirin basinda uyur ve ayaklarini da tandira uza¤tirsa o kimsenin abdesti bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [43]



Uyuklama Hâli :


Bir kimsenin 3´atarak uyuklamasi ya agir bir uyuklamadir veya hafif uyuklamadir.

Uyuklama agir bir uyuklama ise hadestir; yani abdesti bo¤zar. Eger hafif bir uyuklama ise hades degildir abdesti bozmaz.

Uyuklamanin hafifi ile agin arasindaki fark sudur : Uyuk-layan bir kimse eger yaninda söylenenleri isitiyorsa hafif bir se¤kilde fakat yaninda söylenenlerin hiç birini isitmiyorsa agir bir sekilde uyukluyor demektir. Muhiyt´te böyledir. Bu husus Semaili -eimme´nin fetvasinda da anlatilmistir. Zehiyre´de de böyledir. [44]



V- Bayginlik Delirmek Aklin Gitmesi Ve Sarhosluk


Bayginligin azi da çogu da abdesti bozar.

Delilik aklin gitmesi ve sarhosluk da abdesti bozar.

Bu hususta sarhoslugun haddi bazi âlimlere göre kisinin kendi kansini bilmeme halidir. Bu Sadr´üs - Sehid´in ihtiyari (se¤çip begendigi) dir.

Bu hususta sahih olan ise Semsü´l - Eimme Halvânî´den nakle¤dilen su kavildir : Sarhoslugun hududu bir kimsenin yürümesine sallanma halinin gelmesidir. Zehiyre´de ide böyledir-[45]



VI- Kahkaha Ile Gülmek


Kahkahanin haddi bir kimsenin gülmesinden dolayi mey¤dana gelen sesi hem kendisinin ve hem de yamndakilerin duyma-sidir.

Dihk (gülme)´m haddi ise sesi kenidisinin duymasi ve fakat yamndakilerin duymamasidir.

Tebessüm ise sessiz gülmek gülümsemektir. Ne tebessüm eden kimse ve ne de yanindakiler bil sey duyabilirler. Zehiyre´de de böyledir.

Kahkaha namazm haricinde abdesti bozmaz.

Dihk namazin içinde olursa namazi bozar; abdesti bozmaz £ Tebessüm ise namazi da abdesti de bozmaz.

Bir kimse tilâvet secdesinde veya cenaze namazinda kah¤kaha ile gülse bu kimsenin tilavet secdesi ve cenaze namazi bozu¤lursa da abdesti bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Sabinin (çocugun) kahkahasi namazini bozar fakat abdes-tini bozmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Namazda uyumakta olan bir kimse uyudugu halde kahkaha ile gülmüs olsa namazi da abdesti de bozulmaz. Sahih olan da budur. Tebyîn´dede böyledir.

Namaz kildigi zannolunan kimse kahkaha ile gülerse esah olan kavle göre o kimsenin abdesti bozulur. Zahiriyye´de de böy¤ledir.

Bir özürden dolayi îmâ ile namaz kilmakta olan bir kimse veya bir hayvana binili oldugu halde farz veya nafile namazlardan birini imâ ile kilmakta olan bir kimse kahkaha ile gülerse abdesti bozulur- Fesü´l - Kadîr´de de böyledir. [46]



Kahkaha Teyemmümü Bozar mi?


Kahkaha abdesti bozdugu gibi teyemmümü de. bozar. Gus-lün abdestini bozmaz. Fakat «kahkaha dört a´zanm taharetini bo¤zar denilmistir. Buna göre gusleden kimsenin namazda kahkaha üe gülmesi namazini batil eder. Ve yeniden abdest almadan namaz kilmasi caiz olmaz. Muhiyt´ta da böyledir. Sahîh olan da budur. Ta-tarhâniyye´de de böyledir. [47]



VII- Mübâseret


Çiplak ve yaygin bir halde tenasül uzuvlarinin birbirine do¤kunmasi karinin ve kocanin abdestini bozar. Imâm-i A´zam Ebû Hanife ile Imâm Ebfy Yûsuf istihsanen bu görüstedirler. Imâm hammed ise : «Bu halde abdest yoktur. — Yani yemden abdest al¤mak gerekmez.» demistir. Bu bir kiyastir. Muluyt´te de böyledir. Nisâb´da da böyledir ve sahih olan da budur. Fetva da bur-ni üze¤rinedir.

Tenasül uzuvlarinin birbirine dokunmasindaki hüküm Tatarhâ-niyye´de de böyledir-Erkegin aletinin intisari halinde kadinin abdesti bozulmaz. Kin-ye´de de böyledir. [48]



Erkegin Kadina Kadinin Erkege Dokunmasi Abdesti Bozar mi?


Erkegin kadina kadinin erkege dokunmasi abdesti bozmaz. Muhiyt´te ide böyledir.

Mezhebimize göre kisinin kendi zekerine veya baskasinin zekerine dokunmasi da abdesi bozmaz. Zâd´da da böyledir.

Bir kadinla baska bir kadin veya bir erkekle genç çocuk arasindaki mübaseret (tenasül uzuvlarini birbirine dokundurmak) Seyhayn´e göre abdesti bozar kinye´de de böyledir tki erkek ara- smda da böyledir. Mi´râcü´d - Dirâye´de de böyledir. [49]



Abdest Alirken Sübheye Düsmek


el - Asl´da beyan edildigine göre: Bir kimse abdest alirken bazi azalarini yikayip yikamadigi hususunda süpheye düsse eger bu süphe o kimsenin ilk süphesi ise sadece süphe ettigi yeri yikar. Fakat bu kimsede bu sekildeki süpheler çok vak´i oluyorsa o süp¤heye iltifat edilmez.

Abdest aldiktan sonra vaki´ olan bu gibi süphelere de iltifat edilmez.

Abdestinin bozulup bozulmadigi hususunda süpheye düsen kimse abdestsiz olmus olsa bile abdestli sayilir.

O Fakat abdest alip almadigi hususunda süpheye düsen kim¤se abdestsizdir. Bu durumda taharri ile (abdestli olup olmadigini arastirip bir neticeye varmaya çalismakla) amel olunamaz. Hulâsa´-da ida böyledir. [50]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:55   #4 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

2- GUSÜL


Guslün Farzlari


Guslün üç farzi vardir :

1- Mazmaza (= agza su vermek)

2- Istinsak (= burna su vermek)

3- Bütün bedeni yikamak. Yani Mütûn´da zikredildigi üzere bütün bedeni bir defa yikamaktir-

Mazmaza ve istinsak ise Hulâsa´dan naklen abdest konu¤sunda anlatilmis oldugu gibidir.

Cünüp olan bir kimsenin su içmesinin zarari yoktur. Su içer¤ken agzinin tamamina su isabet etmis olursa bu mazmaza yerine de geçer.

Disi oyuk olan ve bu oyukta yemek artigi kalmis bulunan kimselerin; dislerinin arasinda yiyecek parçasi kalmis olan kimse¤lerin gusülleri esahh olan kavle göre tamamdir. Zâhîdî´de de böyle¤dir.

Ihtiyata uygun olan ise oyuk yerlerden yemek artigim çikartip suyu oraya kadar ulastirmaktir. Fesü´l - Kadîr´de de böyledir.

Burunda bulunan kuru kir ise guslün tamamina mâni´dir. Zâhidî´de de böyledir. [51]



Tirnak Arasindaki Hamurun Durumu :


Tirnak arasinda bulunan hamur gusltin tamam olmasina mâni´dir. Fakat bu durumdaki kir gusle mâni´ degildir. Bu hususta köylü ve sehirli birbirlerine müsavidir.

Tirnakta bulunan toprak ve çamur da gusüle mâni´ degildir.

Hurma toplayan kimselerle boyacilarin tirnaklarina bulas¤mis olan sey guslün tamam olmasina mânî´dir.

«Ancak bunlarin hepsi zaruret ve temizlenmelerinde zor¤luk oldugu zaman ve zaruret yerlerinde bulundugu takdirde caizdir. Ve ser´î kaidelerden müstesnadir.» demistir. Zâhiriyye´de de böyle¤dir.

Bir kimsenin bedenine balik pulu veya çignenmis ekmek ya¤pismis olur ve bunlar da bedende kurumus bulunursa; yikandiklari zaman bunlarin altina su ulasmazsa o kimsenin guslü caiz olmaz.

Fakat bedeninde sinek veya pire pisligi bulunan kimsenin guslü caiz olur. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimsenin vücudunda bir yara bulunsa ve bu yaranin ka¤bugu kabarmis olsa fakat etraflari henüz deriye bitisik bulunsa ve bu sebeblev altina su ulasmazsa bunda bir beis yoktur. Sonra¤dan kabuk yerinden kopanlirsa tekrar yikanmasi gerekmez. Zâhi-riyye´de de böyledir.

Gusül esnasinda suyu gözlerin içine ulastirmak farz degil¤dir. Serahsî´ninMuhiyt´inde de böyledir. [52]



Kadinlarin Örülü Saçlarinin Durumu:


Gusül esnasinda sayet su kadinin saçinin dibine ulasiyor¤sa örülü saçini çözmesi lazim degildir. Yani kadinin gusül esnasin¤da suyu zülüflerinin arasma ulastirmasi gerekli degildir. Hidâye´de de böyledir.

Sayet kadinin saçi çözülmüs olursa onlara suyu ulastirmak vacib olur.

Erkegin de sakallarinin arasim yikamasi vacibdir. Nitekim sakallarinin diblerini yikamakta vacibtir.

Erkegin saçlari örgülü olsa bile aralarini yikamasi vacibdir. Serahsi nin Muhiyt´inde de böyledir-Kadin basina kokulu bir sey yapistirmis olsa da bu sebeple su saçlarinin dibine ulasmasa; suyun saçlarin dibine erismesi için o seyi izale etmek yani ortadan kaldirmak kadina vacib olur. Sirâcül -Vehbâc´da da böyledir.

Gusül esnasinda kadmm küpesini ve dar olan yüzügünü oy¤natmasi vacibdir.

Sayet küpesi yoksa yine küpe deligine suyun ulasmasi guslü. caiz olmasi için sarttir. Eger su girmezse kadmm buraya suyu ken¤disinin ulastirmasi gerekir. Fakat kadin —su kolay girsin diye — küpe (deligine çöp ve benzeri seyleri sokmakla mükellef olmaz- Bah-rü´r - Râik´te de böyledir. [53]



Göbege Su Ulastirmak:


Gusül esnasinda suyu göbegin içine ulastirmak vacibdir. Bunu temin edebilmek için de bir kimsenin göbek deligine parmagi¤ni sokmasi uygun olur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Cünüplükten çikmak için gusletmekte olan bir kimse suyu zekerinin kilifi içine ulastirmasa da guslü caizdir. Muhiyt´te de böy¤ledir. Vâkiatu´n - Nâf´î´de de : «Muhtar olan budur.»´ denilmistir. Ta-tarliâniyye´de de böyledir.

Suyun kilifa girdirilmesi ise müstehabtir. Fesül Kadîr´de de böyledir.

Cünüblük halinde veya hayiz ve nifas hallerinde kadinin fercinin disini yikamasi vacibtir; abdestte ise sünnettir. Serahsî´nin Muhiyt´inde deböyledir.

Fetâvâ-i Giyasiyye´de : «Kadin guslederken parmagini fer-cine girdirmez.» denilmistir. Muhtar olan da budur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir kimse yaglanmis olsa da yaglandigi yerin üstüne su dök-. se su altina ulasmasa bile o kimsenin guslü caiz olur. Vikaye Ser-hi´nde de böyledir. [54]



Guslün Sünnetleri


Guslün sünnetleri sunlardir:

1- Bileklerle beraber elleri üç defa yikamak-

2- Avret mahallini yikamak.

3- Bedende pislik varsa onlari temizlemek.

4- Namaz için alman abdest gibi abdest almak. Fakat ayakla¤ri yikamayi guslün sonuna birakmak. Mültekat´ta da böyledir.

5- Gusül´de önce avret mahallini yikamak da sünnettir. Bu hususta avret mahallinde necasetin olup olmamasi müsavidir. Ha-des olsa da olmasa da diger azalari yikamadan önce abdest almakta sünnettir. Semnî´de de böyledir.

Haseüi´in rivayetine göre gusleden kimse basim meshetmez. Fa¤kat sahih olan basin meshedilmesidir. ZâhIdîde ve Kâdîhân´da da böyledir.

6- Suyu basina ve vücudunun diger yerlerine dökerek üç defa yikamak. Zâhidî´de de böyledir.

Sahih olan kavle göre birinci yikayis farz diger iki yikayis ise sünnettir. Sirâcti´I - Vehhâc´da da böyledir.

7 - Suyun dökülüs surasi söyledir : Guslederken önce üç defa sag omuza sonra üç-defa sol omuza daha sonra da üç defa basa ve diger yerlere su dökülür. Mi´râcü´d - Dirâye´de de böyledir. Esahh olan da budur. Zâhidî´de de böyledir-

8- Gusleden kimse daha sonra yikandigi yerden aynin ve ayaklarim yikar. Muhiyt´te de böyledir. Ayaklarini sonra yikamak suyun ayak altinda birikip kaldigi zaman yapilir.

Fakat gusleden kimse bir tahta veya tas üzerinde yikaniyorsa yani dokundugu su ayaklarinin altinda toplanmiyorsa ayaklarini yi¤kamayi sonraya birakmasi gerekmez. Cevheretün - Neyyire´de de böyledir.

Simdi de bazi alimlerimizin zikretmis oldugu gusüîle ilgili sün¤net ve edebleri siralayalim :

9- Gusle kalb ile niyyet ederek baslamak ve dil ile de «Cü-nüblügün giderilmesine...» veya «Cünüblük Için gusletmeye...» niy¤yet ettim.» demek de sünnettir.

10- Sonra da ellerini yikarken Allahu Tefilâ*nin achni anar (Besmele çeker.)

11- Gusleden kimse bundan sonra istinca yapar. Cevheret´ün- Neyyire´de de böyledir.

12- Guslederken suyu normal bir miktarda kullanmak faz¤la veya noksan harcamamak da sünnettir.

13 - Guslederken kible cihetine dönmek de sünnettir.

14- Yikanirken bütün uzuvlarini iyice ovalamakta guslün sünnetîerindendir.

15- Guslederken kimsenin görmeyecegi bir yerde yikanmak da sünnettir.

16- Guslederken hiç bir sey konusmamak müstehabtir.

17- Guslettikten sonra bir havlu ile kurulanmak da müste¤habtir. Münye´de de böyledir. [55]



Guslü Icab Ettiren Haller


Guslü icab ettiren hallerin birincisi cünüblüktür. Cünüblük su iki sebebten biri ile sabit olur : [56]



1- Meninin Difk Ile (Atilarak) Dokunma Sebebi Ile Girme Olmaksizin Sehvetle Birine Bakmaktan Dolayi Veya Ihti-Lâmla Veyahut Da Istimna Ile (Elle Meni Çikarmak Sureti Ile) Çikma¤si


Bu durumda meninin uykuda veya uyanikken kadindan veya erkekten çikmasi arasinda cenabet olma bakimindan— bir fark yoktur. Serahsî´nin Muhiyt´mde de Hidâye´de de böyledir.

Meninin çikisindaki sehvete itibar meninin yerinden ayrilis zamanmadir. Meninin zekerin deliginden çiktigi vakte itibar edil¤mez. Tebyîn´de de böyledir. [57]



Ihtilâm Olan Kimsenin Durumu :


Bir kimse ihtilâm o´dugu veya bir kadina bakmasindan do¤layi menisinin sehvetle yerinden ayrildigi zaman sehveti sakinle-sinceye kadar zekerini tutsa da sonra o kimseden meni aksa Imâm-i A´zam ve Imâm Muhammed´e göre o kimseye gusül lazim olur. Imâm Ebû Yûsuf´a göre ise lazim olmaz. Hülâsa´da da böy¤ledir-

Kendisine gusül icab etmis olan bir kimse uyumadan ve bevletmeden önce yikanmis olsa ve sonra da namaz kilsa bundan sonra da meninin arta kalan kismi çikmis bulunsa bu durumda Imâm-i A´zam Ebû Hanîfe ve Imâm Muhammed´e göre o kimsenin tekrar yikanmasi gerekir. Imâm Ebû Yûsuf a göre ise tekrar yikan¤masi gerekmez.

Fakat her üç imamimiza göre de kilmis bulundugu namazi tekrar kilmasi (iade etmesi) gerekmez. Zehiyre´de de böyledir.

Sayet bevlettikten veya biraz uyuduktan veyahut da bir mik¤tar yürüdükten sonra o meni çikmis olursa bu durumda o kimse¤nin tekrar gusletmesinin gerekmedigi hususunda imâm-arimizin it¤tifaki vardir. Tebyîn´de de böyledir.

îhtilâm olan bir kimsenin menisi yerinden ayrilir ve fakat zeker deliginin basinda görünmezse o kimsenin gusletmesi gerek¤mez. Fâtâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Bir kimsenin bevlettiginde menisi çikarsa bu durumda eger zekeri yaygin ise o kimseye gusül lâzim gelir; degilse abdest lazim ge!ir. Hülâsa´da da böyledir.

Kocasi ile cima ettikten sonra yikanan bir kadindan yikan¤diktan sonra kocasinin menisi çiksa; o kadina gusül degil abdest lâzim gelir.

Uyandigi zaman yataginda veya uylugunda yaslik bulan bir kimse ihtilâm oldugunu da hatirlamakta olsa; eger o yasligin meni veya mezi olduguna kanaat getirir veya meni mi mezi mi ol¤dugunda süpheye düserse o kimse üzerine gusül lazim olur. Fakat o yasligin vedi olduguna kanaat getirirse kendisine gusül gerek¤mez.

Eger yasligi görür fakat ihtilâm oldugunu hatirlamaz ve yasligin da vedi oldugu kanaatine varirsa yine o kimseye gusül gerekmez.

Fakat bu yasligin meni oldugu kanaatine varirsa gusletmesi icabeder.

Eger o kimse yasligin mezi olduguna inanirsa yine gusletmesi icab etmez.

Sayet bu yasligin meni veya mezi oldugu hususunda süpheye düserse; Imâm Ebû Yûsuf´a göre ihtilâm olduguna kanaat getirme¤dikçe gusletmesi lazim olmaz. îmâm-i A´zam Ebû Hanîfe ile Imâm Muhammed´e göre ise bu durumda gusletmesi gerekir. Bu kavilleri Seyhu´l-Islâm nakletmistir.

Kâdî Imâm Ebû Ali en-Nesefî söyle demistir : -«Hisara Imâm Muhammed´den Nevâdir´de onun söyle dedigini nakletti: Bir adam uyandigi vakit zekerinin deliginde yaslik bulsa ve ihtilâm ol¤dugunu da hatirlamasa; eger zekeri uyumadan önce yaygin idiyse o kimsenin gusletmesi gerekmez. Fakat o yasligin meni olduguna kanaat getirirse o zaman gusleder. Fakat o kimsenin zekeri uyumadan önce sakin idiyse o senin üzerine gusül lâzim olur.

Senisu 1-Eimme Halvânî : «Bumes´ele çok zaman vuku´ bulur. Fakat insanlar bundan habersizdirler. Bu meseleleri hifzetmek (akü da bulundurmak) gerekir.» demistir. Muhiyt´te de böyledir.

stilâm oldugunu hatirlayan ve inzal lezzetini duyan bir kimse bir yaslik görmese o kimsenin gusletmesi lazim gelmez. Zâ-hârü´r-rivâve´de hüküm kadin için de böyledir.

Kadinin üzerine guslün farz olmasi için menisinin fercinin disma çikmis ohnasi sarttir. Fetva da bunun üzerinedir. MI´râcü´d Dlrfiye´do "de böyledir.

Oturdugu yerde veya ayakta veya yürüdügü halde uyuyan kimse uyandiktan sonra bir yaslik bulsa; yatarak uyuyan kimse hakkindaki hükme tabi´dir. Muhiyt´te de böyledir. [58]



Bayilan Kimsenin Durumu :


Bayilmis olan bir kimse ayildigi zaman uylugunda veya el¤bisesinde mezi bulsa o kimsenin gusletmesi lazim gelmez. Sarhos da böyledir. Bu haller uyku gibi degildir- Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse uyandiktan sonra ihtüâm oldugunu hatirlasa fakat bir yaslik görmese bir müddet bekledikten sonra mezi çik¤sa o kimseye gusül lazim gelmez.

Gece ihtilam olan ve fakat uyaninca yaslik görmeyen bir kimseden abdest alarak sabah namazim kildiktan sonra meni in¤se o kimseye gusül lazim olur. ZehIyre´de de böyledir. Ancak bu kimse kilmis oldugu sabah namazini iade eylemez (tekrar kilmaz.)

Namaz kilarken uyuyup ihtilam olan bîr kimseden meni namazi tamamlaninca}^ kadar inmese de namaz bittikten sonra in¤se bu kimse gusleder; fakat namazini iade etmez. Fesül - Kadîr´de de böyledir. [59]



2- îlâc (Girmek)


tki yoldan (fere ve dübür) birine zekerin hasefesi girdigi zaman bu isi yapana (faile) de yaptirana (mef´ûle) de gusül farz olur.

Bu durumda inzal vaki´ olmasi ile olmamasi arasinda bir fark yoktur. Bu bizim imamlarimizin takip ettigi yoldur. Muhiyt´te de böyledir. Sahih olan da budur. Fetâvâyl Kâdîhânda da böyledir.

Hasefesi kesik olan bir kimsenin zekerinin geri kalan ye¤rinden hasefe miktari girdigi zaman gusletmesi gerekir. Sirâcül -Vehhâc´da da böyledir Hayvan ölü ve cima´ olunmayan küçük çocuga yapilan mü-camaatta inzâi vuku´ bulmazsa gusül gerekmez. Muhiyt´te de böy¤ledir.

Kiz veya dul olan bir kadina fercinin haricinden cima yapüV sa da meni kadinin rahmine (döl yatagina) ulassa o kadina gusül lazim olmaz. Çünkü bu durumda ne hasefe girmistir ve ne de inzâV vuku´ bulmustur.

Ancak bu durumda kadin hamile kalmis olursa gusletmesi ge¤rekir. Çünkü hamilelik inzalin vuku´ bulmus oldugunu gösterir. Fe-tâvâyi Kâdîhânda da böyledir.

Bir kadin bu sekilde hamile kalmis olursa gusletmesi ge¤rektigi gibi o mücamaati yaptigi vakitten itibaren kilmis oldugu namazlari ida iade eder. Mültekat´ta da böyledir.

Bir kadin : «Cinni benimle mücamaattâ bulunuyor; ben de kocamla yaptigim cima´nui tadini buluyorum.» demis olsa bile o kadina gusül gerekmez. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

On yasindaki bir çocuk baliga bir kadina cima etse kadina gusletmek lazim olur; çocuga ise lazim olmaz.

Fakat itiyaten ve alismasi için. o çocuga da gusletmesi .emredilir. Nitekim bu sebeblerle o yastaki çocuga namaz da emredilir.

Eger erkek buluga ermis bulunur kiz da henüz bâliga ol¤mamis olursa erkegin gusletmesi lazim olur; kadinin ise Sazim ol¤maz.

Husyelerle cima yapilsa faile de mef´ûle de gusûl gerekir. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse zekerine bir bez sararak (ferce) girdirmis olsa fakat bu durumda da inzal vaki olmasa; âlimlerin bazilari: «O kim¤seye gusül gerekir» demisler; bazilari ise : «...Gerekmez» demis¤lerdir.

Esahh olan : Eger sarilan bez ince olur da kisi fercin sicakli¤gim ve tadini hissederse gusletmesi üzerine vacib olur. Fakat bun¤lari hissetmezse gusletmesi gerekmez.

Ihtiyata uygun olan her iki halde de o kimsenin gusletmesi-dir.

Hünsâ-i müsküle (erkeklik ve kadinlik aletlerinin her ikisi de bulunan veya her ikisi ide bulunmayan ve erkek mi kadin mi ol¤dugu bilinmeyen kisi) zekerini bir kadinin Önüne veya arkasina girdirse kendisinin gusletmesi gerekmez.

Hünsâ´nm ferci hakkinda da durum aynidir.

Eger bir erkek hünsâ-i müskilin fercine zekerini ihlâl etse o erkegin gusletmesi gerekmez.

Tabiîdir ki bu söylediklerimizin tamami inzal vaki´ olmadigi vakittedir. Yoksa inzal vaki´ olursa bu inzal sebebi ile o kimsenin gusletmesi gerekir. Sirâcü´l - Vehh&c´da da böyledir.

Hayiz ve nifas halleri gusHin sebeplerindendir.

Hayiz ve nifas kam fercin haricine çiktigi vakit kadina gus¤letmesinin vacib oldugudur. Zahirîyye´de de böyledir. [60]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:55   #5 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Guslün Çesitleri


Guslün dokuz nev´i vardir. Bunlardan üçü farz olan gusül; bi¤ri vacib olan gusül dördü sünnet olan gusül ve biri de müstehab olan gusüldür. [61]



Farz olan gusüller ;


1- Cünüblükten dolayi gusletmek

2- Hayiz´dan dolayi gusletmek

3- Nifas´dan dolayi gusletmektir.

Vacib olan gusül ise Ölünün gasledilmesidir. Serahsî´nin Muhiyt´înde de böyledir.

Cünüp olan kâfir sonradan müslüman olursa onun da gusletmesi de vacibtir. Zahirü´r-Rivâye de böyledir.

Yalniz hayiz kani kesilmis bulunan kâfire bir kadin müslüman olsa onun gusletmesi vacib olmaz.

Sabiyye (kiz) hayz hali ile buluga ermisse hayzi kesildikten sonra gusleder.

Erkek de ihtilâm sebebile buluga erince esahh olan kavle göre gusletmesi vacib olur. Zahidî´de de böyledir. Ihtiyata uygun oian bu durumlarin hepsinde de guslün vacib olusudur. [62]



Sünnet Olan Gusüller :


1- Cum´a günü yapilan gusül

2- Bayram günü yapilan gusül

3- Arefe günü yapilan gusül

4- ihram zamani yapilan gusül. [63]



Müstehab Olan Gusül :


Cünüp olmadigi halde müslüman olan kâfirin gusletmesi müstehabtir. Serahsî´nin Muliiyt´inde de böyledir.

Sahih olan kavle göre cum´a günü namaz için gusül yap¤mak da müstehabtir. Hidâye´de de böyledir.

Hatta bir kimse sabahtan sonra gusletmis olsa da sonra ab-desti bozulmus bulunsa; dolayisiyle cum´a namazini abdest alarak kilmis olsa ve cumadan sonra gusletse; bu durumda sünnet yeri¤ne getirilmis olmaz.

Sayet cum´a günü bayram olsa ve kisi de ayni gün cima etmis bu´unsa; sonra da hepsine birden bir gusül yapsa; bu kimse¤nin guslü hepsinin yerine geçer ve dolayisryîe sünneti de yerine getirmis olur. Zahidî´de de böyledir.

Kâfî´de zikredildigine göre : Bir adam sabahtan önce gus¤letmis olsa ve onunla cum´a namazi kilsa; Ebû Yûsuf a göre gus¤letmis olmanin faziletine kavusmus olur. Ebû Hasen´e göre ise bu fazilete erismis olmaz. Fesül - Kadirde de böyledir. [64]



Mendub Olan Gusüller :


Bazi âlimlerimize göre asagidaki durumlarda gusletmek men-dubtur :

1- Mekke´ye girmek için gusletmek.

2- Müzdelife´de vakfe için gusletmek

3- Medîne-i Münevvere´ye girmek için gusletmek

4- Mecnunun cinnetten kurtulunca gusletmesi

5- Bulug yasina eristigi zaman çocugun gusletmesi. Teb-yîn´de de böyledir. [65]



Gusülle Ilgili Bazi Meseleler:


Guslü Tehir Etmek :

Cünüp olan kimse hemen yikanmaz da gusletmeyi namaz vaktine kadar .tehir ederse günahkâr olmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Seyh Sirâcüd-dîn el-Hindî söyle nakletmektedir: îcma´ya göre abdesti olmayanin üzerine abdest almak; cenabet hayizh ve nifash olanlar üzerine de gusletmek; namazdan veya bunlar bulunmayinca yapilmasi helâl olmayan bir seyi yapmadan önce vacib ol¤maz.» Bahrü´r - Râik´te de böyledir.

1- Namaz kilmak

2- Tilâvet secdesi yapmak

3- Kur´ân-i Kerîme el sürmek

ve bunlara benzer seylerdir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Zahirü´r-Rivâye´de söyle zikrolunmustur : «Gusletmek için bir sa´ (yaklasik olarak 4.240 kg.) su abdest için de bir müd (yaklasik olarak 1.60 kg.) su kifayet eder.»

Âlimlerimizden bazilari: Abdest alinmayip sadece gusüedil-digi zaman bir sa´ su kâfidir. Fakat gusulle abdest bir arada yapi¤lacaksa gusül için bir sa´ abdest için de bir müd su kullanilir.» de¤mislerdir.

Âlimlerimizin çogu ise : «Bir sâ´ hem abdest hem de gusül için kâfidir.» demislerdir. Esahh olan da budur.

Fakat tabiîdir ki bu miktar kifayet miktarinin en asagi dere¤cesidir ve kat´î takdir degildir. Yani bu miktardan azi kafi geliise asiri olmamak sarti ile suyu azaltir ve eger bu miktar yetmez ise israf etmeksizin suyu çogaltir. Serahsî´nin Muhtyt´inde de böyledir.

Bir kimse bir müd´den az su ile abdestini güzelce alabiliyorsa bu da caizdir- Tahâvî´de de böyledir.

Abdest için bir müd takdir edilmis olmasi kisinin istincaya muhtaç olmadigi zamandadir. Eger istinca´ya muhtaç ise bir ntl (yaklasik 625 gr.) su ile istinca eder. Bir müd üe de abdest ahr.

Sayet bir kimsenin ayaginda mesti bulunur ve istinca´ya muh¤taç olmaz ise ritl su abdest almasina kâfî gelir.

Fakat bunlarin hiç birisi —insanlarin tabiatlari farBi oldu¤gundan— mecburî olan hükümler degildir. Mebsût Serhinde de böyledir.

Kari ve kocanin guslederken ayni kapta yikanmalannida bir beis yoktur. Muhiytfte de böyledir.

Ayrica cünüp kisinin abdestlenmeden önce uyumasinda ve ailesi ile cima´ etmesinde de bir beis yoktur. Fakat abdestlenIrse daha güzel bir is yapmis olur.

Cünüp bir kimse gusletmeden bir sey yemek ve içmek is¤terse ellerini Ve agzini yikamasi uygun olur. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir. [66]



3- SULAR VE HÜKÜMLERI


1- Kendisi ile abdest caiz olan sular

2- Kendisi ile abdest caiz olmayan sular olmak üzere iki bölüm vardir. [67]



Kendisi Ile Abdest Caîz Olan Sular


Kendisi ile abdest almanin caiz oldugu sular da üç nevidir :

1- Akar sular

2- Durgun sular

3- Kuyu sulari. [68]



1- Akarsular:


Saman çöpünü götürecek kadar akici olan sulara akar su denir. Kenz ve Hülâsa´da da böyledir.

Bu ölçü anlasilmasinda güçlük olmayan bir haddir. Vikaye Ser-hi´nde de böyledir.

Esahh olan kavil ise : «Akar su insanlarin kendisini akici olarak kabul ettikleri sudur :Tebyîn´de ye NisaVda da böyledir.

Fetvaya göre akar su ile : Pislikten dolayi kokusu rengi veya tadi degismemis olan sudur Muzinarat´ta da böyledir. [69]



Içine Pislik Atilan Suyun Durumu :


Akici bir suyun içine cîfe gibi sarap gibi bir sey atildigi zaman onun rengini kokusunu veya tadini degistirmezse su pislen¤mis olmaz. Münyetü´l – Musallfde [70] de böyledir.

Nehre düsen köpek lesinin üzerinden akan su üzerinden akmayandan (yani o lese degip geçen su degmeden geçen sudan) az ise o nehrin alt tarafindan abdest alinir. Durum bunun aksi ise abdest alinmaz. Âlimlerimizden Ebû Ca´fer : «Hocam bu görüs üze¤re idi.» demistir. Vikaye Serahi´nde de Muhiyt´te de böyledir. Hidâ-ye Sahibi Tecnîs´de ide bunu dogrulamistir. Bahrü´r - Râik´te de böyledir.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre bu üç vasrfdan biri degis¤medikçe akar su ile abdest almakta bir beis yoktur. Serh-i Vikaye´-de de Nisab´da da böyledir. Fetva da bunun üzerinedir. Muzmarat´-ta da böyledir.

Suyun altindaki cîfe suyun safligindan degil de azligindan görünmekte ve cîfe suyun aktigi arkm ortasinda bulunmakta ise bu durumda suyun ekserisi o cifeye dokunuyor sayilir.

Eger cîfe görünmüyor veya ancak arkin yansindan azmi kap¤liyorsa suyun ekserisi o cîfeye dokunmuyor demektir. Muhiyt´te de-böyledir.

Bir damin üzerinde necaset bulunsa da üzerine yagan yag¤mur evin olugundan aksa; bu durumda eger necaset olugun yanin-ida ve suyun tamami veya ekserisi veyahut da yansi o necasete do¤kunarak akiyorsa iste o su pistir. Durum bunun aksi ise akan su temizdir.

Eger necaset damin üzerinde olugun basinda degil de ay-t n âyn yerlerde daginik bir vaziyette bulunuyorsa; oradan akan su

pis degildir. Bu su da akar su hükmündedir. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir.

Bazi âlimlerimiz ise fetvâlannda : «Bu su yagmur devamli ya¤giyorsa akar su hükmünde olur. Ve bu su damdaki pisliklere deg-. dikten sonra elbiseye siçramis olsa suyun üç vasiftan birisi degisememis oldukça elbise pis olmaz.» demislerdir.

Yagmur kendisinde pislik bulunan bir tavana isabet eder ve bu tavanda damlamakta olur ve bu damlalar da elbiseye dokunursa; sahih olan kavle göre yagmur kesilmedigi müddetçe tavandan damliyan bu su temizdir. Muhiyt´te de böyledir.

Tebiye´de : «Mütegayyir degilse yani suyun bir vasfi degisme misse temizdir.» denilmistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Fakat yagmur kesilmis oldugu halde tavandan su damlarsa is¤te bu su necistir pistir. Muhiytte de böyledir. Nevâztl´de de: «Mü-teahhirin de böyle demislerdir. Sahih olan da budur.» denilmistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir nehrin veya bir kaynagin suyu üzerinde bulunan bir pisligi tasiyip götürüyor olsa ve fakat bu suyun rengi kokusu veya tadi degismemis bulunsa; bir kimsenin o pisligin yanindan avuçlayip almasi caizdir ve bu su temizdir.

Bir nehrin suyu üst tarafindan kesilmis olsa ida o nehir hakkindaki akicilik hükmü degismez. Fetâvâyî Kâdîhan´da da böy¤ledir.

Misafirin yaninda genis bir oluk Cboru) ve ihtiyacina yete¤cek kadar da su dolu bir kabi ]?ülundugu halde kalbi suyun yet-miyecegine kanaat getirirse; Seyh Ebû´l-Hasen´den rivayet edildi¤gine göre bu durumda o misafir (yolcu) arkadaslarindan birine kabindaki suyu olugun bir tarafindan döküp akitmasini söyler ve bu su ile abdest alir. Olugun diger tarafina da temiz bir kap koyarak akan suyu o kabta toplar. Toplanan bu su hem temizdir ye hem de temizleyicidir. Sahih olan da budur. Zehiyre"de de böyledir. [71]



Hava- Sagir = Küçük Havuzun Durumu :


Küçük havuzdan (az bir su birikintisinden) bir kaç kisinin abdest almasi su sekilde mümkün olabilir:

Bir kimse bu su birikintisinin yanma bir ark (su yolu kazar) ve suyu oraya akitarak abdestini alir. Böylece baska bir yere akmis olan bu su orada da toplanmis olur ve bir baska adam da suyun yeniden toplanmis bulundugu yerin yanina baska bir su yolu ka¤zip o suyu akitarak abdestini alir. Bir baska sahis da ayni usulle suyu bir baska yere akitarak abdestini alir.

Kazilan yerlerin arasi yakin olmus olsa bile bu kisilerin hepsi¤nin de almis olduklan abdestleri caiz olur.

Hatta çukur iki tane olur ve su birinden çikarda digerine akar¤sa bu durumda bile bu iki çukur arasinda abdest alinir. Muhiyt´tde böyledir.

Bir çok kimsenin bir akar suyun (nehrin arkm) kenarina dizilerek oturup abdest almalari halinde abdestleri caiz olur- Sahih olan da budur. Münyetü´l - Musallî´de de böyledir.

Su bir küçük havuzun bir tarafindan girip diger tarafindan çikiyorsa o havuzun her tarafindan abdest almak caizdir. Bu du¤rumda olan bir havuzda 4x4 veya daha fazla olma gibi sartlar aranmaz. Fetva da bunun üzerinedir. Serh-i VIkâye´de Zâhidî´de ve Mirâcü´d - Dirâye´de de böyledir.

Suyu pislenmis olan bir küçük havuza bir taraftan temiz su girer ve havuzun pis suyu diger taraftan çikarsa bu durum hak¤kinda Fâkih Ebû Ca´fer: «Bu gibi havuzlarin temizligine hükmedi¤lir.» demistir. Bu Sadrü´s-Sehîd´in de görüsüdür. Muliiyt ve Nevâ-zU´de de böyledir. Bizde onu aldik TatarhânSyye´de de böyledir.

Bir küçük havuza su girer fakat çikmaz ise insanlarin o havuzdan avuçlari ile alip disari dökmeleri halinde o havuzun suyu temizdir. Zahiriyye´de de böyledir.

Avuçlarla su alinirken havuzun suyunun sakin durmamasi esastir. Zâhidî´de de böyledir.

Hamamin havuzunun suyu içine pislik düstügü bilinme¤dikçe temizdir.

Bir adam üzerinde pislik bulunan elini hamamin havuzuna sokarsa bu durumda eger su sakinse ve kurnadan bu havuza su dökülüyorsa veya insanlar da avuçlari veyahut da taslari ile su al¤miyorlarsa o havuzun suyu pislenmistir.

Fakat eger insanlar o havuzdan taslan ile su aliyorlarsa; mus¤luktan su akmiyor bile olsa veya bu durumun aksi vaki´ olsa yani mus´uktan su aksa da insanlar tas veya avuçlari ile havuzdan su almiyor olsalar çogunlugun görüsü o havuzun pislenmis oldugudur.

Sayet insanlar; o havuzdan su aliyor ve musluktan da ha¤vuza su akiyorsa; yine çogunlugun görüsüne göre havuzun suyu pisienmemistir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir- Fetva da bunun üzerinedir. Muhiytte de böyledir. [72]



Akar Suyun Vasiflarindan Birinin Bozulmasi :


Akar suyun vasiflarindan birisi bozulup degistikten sonrabu degisiklik temiz bir su vasitasi He giderilmedikçe degismis olan o suyun temizligine degil pisligne hükmedilir. Mufaiyt´te de böyledir. [73]



2- Durgun Sular :


Kendisi ile abdest almanin caiz oldugu sularin ikincisi´de dur¤gun sulardir.

Durgun su çok oldugu zaman akar su mesabesindedir. Bu durumdaki bir suya pislik girer ve fakat bundan dolayi o suyun; rengi tadi ve kokusu degismis olmazsa bu suypis olmus sayilmaz. Ulemâ bu hususta ittifak etmislerdir. Mesâyihin hepsi de bunu ka¤bul etmistir. Muhiyt´te de böyledir.

Durgun bir su içinde necasetin göründügü yerin pislenmis oldugunda ittifak vardir. Bu durumda necaset isabet eden yer bir küçük havuz genisliginde birakilir ve sonra necaset görün¤meyen yerden abdest alinir. Irak Mesâyihi bu görüstedir. Buhârâ Mesâyihi ise : «Necasetin vuku buldugu 3rerden de abdest alinir.» demislerdir. Hulâsa´da da böyledir. Esahh olan da budur. SSrâcü´l -Vehhâc´da da böyledir´[74]



Küçük Havuzun Ölçüsü :


Küçük havuzun ölçüsü 4x4 = 16 arsin murabba (kare) dir. (Bu da bu günkü ölçülerle yaklasik olarak 65 metre karedir.) Kifâye´de de böyledir.

Imâm Ebû Yûsuf CR.A.)´a göre büyük çukur akar su gib´dir. Vasiflarinda bir degisiklik olmadikça pislenmez. Fesü´l - Kâdîr´de de böyledir.

Çokla azm arasini ayirici (fark); Bir su kullanildigi taraf¤tan necaseti diger bir tarafa ulastiriyorsa bu su az sudur; aksi hal vâki ise o suya da çök su denilir.

Ebû Süleyman el - Cûzcânî : «Eger bu suyun sasi 10 x 10 = 100 arsin (kare) olursa iste bu su necaseti bir taraftan diger .tarafa uîastinci sayilmaz.» demistir. Mesâyih´in Umumîsi de bunu almis¤lardir.Muhiyt´te de böyledir.

Avuçlandigi zaman dibi açilmayan suya derin su denilir. Sahih olan da budur. Hidâye´de de böyledir.

Zira´ (arsin) da mu´teber olan ise bez ölçenlerin kullandigi arsindir. (Ki buna zira´i kirbasi denir. Ve yaklasik olarak 882 san¤timdir) Zâhireyye´de de böyledir. Fetva da bunun üzerinedir- Hi-dâye´de de böyledir.

Bu arsina Zîrâ´i âmme de denir ki 6 kabza (=24 parmak = yaklasik 882 santimetre) miktarina bir ölçüdür Tebyîn´de ide böy¤ledir.

Eger havuz yuvarlaksa 48 arsin kareye i´tibar olunur. Hu-Iâsa´da da böyledir. Ihtiyata uygun olan da budur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Necaseti (pis oldugu) bilinmedigi müddetçe kokmakta olan havz-i kebîr´de (büyük havuz´da) abdest almak caizdir. Fetâvâyi Kâdîhânda da böyledir.

Yazin içinde su olmayan ve bu durumda iken insanlarin ve hayvanlarin kirlettikleri bir büyük havuza; kisin su dolsa ve bu suyun üzeri de buz tuitsa; eger o su pis bir yerden gelip dolmus ise yani pislik suyun havuza girdigi yerde bulunur ve su bu pislige temas ederek girerse bu havuzdaki su da buz da miktarca çok olsa bile pistir.

Sayet su.bu havuzun temiz bir yerinden akarak yine temiz bir yerine birikir ve bu temiz suyun alam 100 arsin kare (yaklasik 8$ metre kare) olana kadar bu sekilde temiz olarak ve temiz yere ak¤maya devam ederse bu durum da bu havuzdaki su da buz da te¤mizdir. Fesü´l-Kadîr´de de böyledir.

Bir kimse kamislikta veya ekinleri bir birlerine bitisik sulu

(bataklik) bir yerde abdest alsa; eger suyun alani 100 arsin kare veya daha fazla— ise o kimsenin abdesti caizdir. Kamislarin birbirine degmesi aralarindan suyun akmasina ve diger taraftaki suya ulasmasina mani´ degildir.

Bir kimsenin suyunun yüzü tamamen yosun tutmus bir ha¤vuzda abdest almasi; eger bu yosunlar suyun sallanmasi ile salla¤niyorsa caizdir. Hulâsa´da da böyledir.

Bir kimse suyu buz tutmus bir havuzda abdest almis olsa; eger suyu sallayinca inceliginden dolayi üzerindeki buz kinliyorsa o kimsenin abdesti caiz olur.

Fakat sayet buz suyun üzerinde parça parça bir halde bulunu¤yor ve agir olmalarindan dolayi suyu sallamakla da sallanmiyorlar¤sa o havuzda abdest almak caiz degildir.

Fakat buzun miktari az olur ve suyu sallamakla buzlar da sal¤lanirsa bu durumda da bu havuzdan abdest almak caiz olur. Mü-hiyt´te de böyledir.

Bir kimse bir büyük havuz (havz-i kebîr) donmussa üze¤rindeki buzdan bir delik açarak abdestini alir. Fakat bu durumda su buza bitisikse abdesti caiz olmaz; bitisik degilse caiz olur Fet-hü´l - Kadîr´de de böyledir.

Sayet su açilan delikten yukari çikar ve buzun üzerine yayilin sa bu durumda su; avuçlandigi zaman alttaki buz açümiyorsa bu¤rada alman abdest caiz olur. Aksi takdirde caiz olmaz.

Su açilan deligin içinde bir tasda durdugu gibi durmakta ise bu durumda o delikten abdest almak caiz olmaz. Ancak delik 100 arsin kare genisliginde olursa oradan abdest almak caiz olur. Fe¤tâvâyi Kâdhân´da da böyledir.[75]



Ark Ve Su Olugu


Su olugu ve ark da havuz gibidir.

Bir olugun veya arkin suyu dondugu vakit eger su buzdan ayri ise her ne kadar az da olsa o su ile abdest almak caiz olur.

Fakat buz ve su birbirinden ayri degilde bitisikse abdest almak caiz olmaz. Muhtar olan da budur. Hulâsa´da da böyledir.

Bir havuzun görünen yüzü 100 arsin kareden az ve fakat alt kismi 100 arsin kareden fazla bulunur ve havuzun üst kisminda da necaset olursa o havuzun üst kisminin pis olduguna hükmolu-nur.

Fakat sonra bu havuzun suyu azala azala alani 100 arsin kare olan kesime kadar düsse; esahh olan burada abdest almanin ve gusletmenin caiz oldugudur. Muhiyt´te de böyledir.

Havuz 100 arsin kareden az fakat derin o^a ve içine de ne¤caset düsse; sonra su yayilsa da alani 100 arsin kareye varsa bu durumda bile o havuz necistir.

Fakat havuz 100 arsin kare iken içerisine necaset düsmüs ve sonra suyunun noksanlasmasi ile sasi 100 arsin kareden azal¤mis olsa bu durumda havuz temizdir. Hulâsada da böyledir.

Bir havuza «pistir» hükmü verildikten sonra suyu yere çe¤kilip havuzun alti kurumus olsa o havuzun temizligine hüküm ve¤rilir.

Mezkur havuza ikinci defa su dolmus olsa esahh olan kavle göre pis´igi geri dönmez; yani artik havuzdaki su ve havuz temiz¤dir. Sirâcül-Vehhâc´da da böyledir. Bu kavlin aksi görüste olan¤larda vardir. [76]



3- Kuyu Sulari :


Kendisi ile teharetin caiz oldugu sularin üçüncüsü de kuyu su-lari´dir. Simdi kuyularla ilgili hükümlere geçelim.

1- Kendisine temizlenmesi vacib olacak miktarda bir neca¤set düsmüs olan kuyunun içindeki su temizlenirse; kuyunun da te¤mizlenmis olacaginda selefin ittifaki vardir. Hidâyetle de böyledir. [77]



Kuyuya Koyun ve Deve Kigisi Düsmesi :


Bîr kuyuya koyun veya deve kigisi düstügü zaman bunla-? rin miktari çok olmadikça kuyuyu ifsâd etmez. C kirlendirmez) Fetâvâyi Kâdîhan da da böyledir.

Imâmi Azam Ebû Hanife Hazretleri bu hususta : «Bunlar kuyuya bakan kimseye çok görünüyorsa çok; az görünüyorsa az¤dir.» buyurmustur. Itimat bunun üzerinedir. Tebyîn´de de böyledir.

Bir de her çekilen kovada kigi bulunursa bu çoktur. Aksi halde azdir. Yani her kovada bir veya daha fazla kigi çikiyorsa bu çok; "arada sirada bir çikiyorsa bu da az demektir. Sahih olan da budur. Imâni Serahsî´nin Mebsût Serhi´nde de böyledir- Nihâye´de de böyledir.

Câmi´i - Sagîr´de : Kigi´nin bütün olmasi ile daginik olma¤si arasinda fark yoktur. Sahih olan budur. Yas ile kurusu arasinda da fark yoktur.» denilmistir. Hulâsa´da da böyledir.

At katir esek ve sigir tersi ile deve koyun ve keçi kigdan arasinda bir fark yoktur. Hidâye´de de böyledir.

Sehir kuyulari ile yaban kuyulari arasinda da bir fark yok¤tur. Tebyîn´de de böyledir. Sahih olan dsFbudur. Çünkü hepsinde de zaruret vardir.

Hamamlar ve kervansaraylar da böyledir. Muluyt´te de böyle¤dir. [78]



Kuyuya Bir Canli Düserse :


Bir kuyuya; koyun köpek veya insan düser ve ölürse veya hayvan kuyuda siser veya parçalanip dagüirsa; hayvan büyük olsun küçük olsun kuyunun suyu tamamen bosaltilir. Hidâye´de de boyledir.

Hayvanin tüylerinin dökülmesi de parçalanip dagilmasi gibidir. Yani bu durumda da kuyunun suyu tamamen bosaltilir- Sirâcul -Vehhâc´da da böyledir.

Bir kuyuya koyun veya benzeri bir hayvan düstükten sonra canli olarak çikarilsa; sahih olan kavle göre düsen hayvan bizzat pis degilse vücudunda da pislik yoksa ve agzi da suya degmemisse o kuyu pislenmemistri

Sayet hayvanin agzi suya girmisse o hayvanin artigina iti¤bar olunur : Hayvan eger artigi temiz olan hayvanlardan ise o ku¤yunun suyu temizdir. Ve eger o hayvan artigi pis olan hayvanlar¤dan ise kuyunun suyu .pislenmis olur.

Bu durumda eger hayvan artigi süpheli olan hayvanlardan ise kuyunun suyu yine tamamen bosaltilir.

Hayvan artigi mekruh olan hayvanlardan ise bu kuyunun suyu da mekruh olmus olur. Bu durumda müstehâb olan kuyunun suyunu tamamen bosaltmaktir.

Sayet kuyuya düsen hayvan domuz gibi bizatihi pis bir hayvan ise agzi suya girmemis olsa bile su tamamen pislenmistir. Sahih olan kavle göre köpek biaynihî pis degildir; agzi suya girmedikçe su ifsâd olmaz. Tebyîn´de de böyledir.

Eti yenmeyen vahsî hayvanlar ve kuslarda böyledir. Kuyu¤dan sag olarak çikarilirlar ve agizlari da suya degmemis o´ursa ku¤yudaki suyu pislendirmezler. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Kafirin ölüsü yikanmis olsa da olmasa da pistir. Zahiriy-ye´de de böyledir.

Ölü bir müslüman eger yikanmadan önce bir kuyuya düs¤müs olursa suyu ifsâd eder; fakat yikandiktan sonra düsmüs olur¤sa suyu ifsâd etmez. Tatarhâniyye´de detoyledir.

Düsük bebek ses çikarttiktan sonra ölmüsse; hükmü bü¤yüklerle ilgili hüküm gibidir. Bu bebek de yikandiktan sonra kuyu¤ya düsmüsse suyu ifsâd etmez.

Fak t eger ses çikarmamissa yikanmis olsa bile kuyunun su¤yunu âd eder.

Kuyuya bir sehid düsmüs olursa; su ne kadar az olursa ol¤sun ifsâd olmaz.

Fakat sayet kuyuya sehidden kan akarsa o zaman suyu ifsâd eder. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [79]



Kaynayan Kuyunun Suyunu Bosaltmak:


Bir kuyunun tamamini bosaltmak vâcib olur da suyun fazlaca kayniyor olmasindan dolayi bu mümkün olmazsa; o kuyudan 200 kova su çikarilir. Tebyîn´de de böyledir. En kolay olan da budur. Ihtiyâr´da da böyledir.

Bu durumda en sahih olan ise : Kuyuda ne kadar su oldugu hususunda iki kisinin görüsünü alarak o kadar suyu çikarmaktir. Fikihta en uygun olan da budur. Kâfî´de Serh-i Mebsûd´da ve Teb¤yîn´de de böyledir. [80]



Tavuk Kedi Güvercin ve Benzerlerinin Kuyuya Düsmesi :


Tavuk kedi güvercin ve benzeri hayvanlar kuyuya düsüp Öl¤müs olsalar bunlar sisip dagilmamislarsa kuyudan 40 veya 50 kova su çikarilir. Serahsfnin Muhiyt´inde de böyledir. En zahir olan da budur. Hidâye´de ide böyledir-

Fare ve serçe kuyuya düsüp öldügü zaman sisip dagilma¤dan Önce çikarilirsa; kuyudan 20 ilâ 30 kova (20 kovadan 30 kovaya kadar) su çikarilir. Muhiyt´te de böyledir.

Fakat fareyi çikarmadan önce çikarilmis olan suya itibar edil¤mez. Tebyîn´de de böyledir.

Farenin kuyuda ölmesi ile disarida öldükten sonra kuyuya düsmüs.olmasi arasindabir fark yoktur. Bu hüküm diger hayvanlar için de böyledir. Bahrü´r - Râik´te de böyledir.

Farenin kuyrugu kopartilarak kuyuya atilmis olsa kuyu¤daki suyun tamami bosaltilir.

-Kuyuya «Yunda Kusu» denilen kusun düsmesi farenin düs¤mesi menzilesindedir.

Yaban güvercininin düsmesi.ise kedinin düsmesi gibidir. Bu durumda kuyudan 40 ilâ 50 kova su bosaltilir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Büyüklük itibariyle fare ile tavuk arasinda olanlar fare menzilindedirler.

Tavuk ile koyun arasinda olanlar ise tavuk menzilindedirler. Zahirü´r - Rivâye´de böyledir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Görüldügü gibi daima küçügün hükmü büyügün hükmü gibidir. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

Kuyu temizlenmis olunca; bu iste kullanilan kova urgan. makara ile kuyunun etrafi ve suyu çeken kimsenin elleri de temiz¤lenmis olur. Serahsi´nin Muhryt´mde de böyledir.

Bir kuyuya pis bir odun veya pis bir bez. parçasi düsmüs ve kuyuda kaybolmus bulmusa; kuyuya tâbi´ olarak odun da bez parçasi da temiz olmus olur. Zâhiriyye´de ide böyledir.

Kendisinden yirmi kova su çekilmesi vaeib olan bir kuyu¤dan ilk olarak çikarilan bir kova su temiz bir kuyuya dökülmüs olsa bu ikinci kuyudan 20 kova su bosaltilir.

Bu durumda aslolan ikinci kuyu birinci kuyu sebebi ile temiz¤lenir.

Sayet bu kuyuya ikinci kova da dökülmüs olsa bu kuyudan 13 kova su bosaltilir. Eger onuncu kova dökülürse Ebu Hafs´in ri¤vayetine göre bu kuyudan 11 kova su bosaltilir. Esahh olan da bu-´dur. Bedâü´de de böyledir.

Bir kuyuda bulunan fare çikarilip ikinci bir kuyuya birakil¤sa ve bununla birlikte ikinci kuyuya birinci kuyudan 20 kovada su dökülmüs olsa; ikinci kuyunun temizlenmesi için fareyi çikarttik¤tan sonra. 20 kova da su bosaltmak gerekir.

Yirmiser kova su çikarilmasi icabeden iki kuyudan birinin 20 kova suyu digerine dökülmüs olsa ikinci kuyudan da yirmi ko¤va su bosaltilir. Daha fazla degil...

Iki kuyudan birinden 20 ikincisinden 40 kova su bosaltmak lâzim geldiginde bu kuyulardan birinin suyu digerine dökülmüs olsa; kendisine su dökülen kuyudan 40 kova su bosaltmak lâzim gelir.

Bu durumda da aslolan kendisinden bosaltilmasi gereken ve kendisine bosaltilandan bosaltilmasi gerekene bakmaktir. Ikisininde hükümde bir olmasi halinde durum esittir. Birisinden digerine nisbetîe çok çekilmesine hükmedilmisse bu durumda da az olan çok olanin hükmüne dahildir.

Buna göre üç kuyunun her birinden yirmiser kova su çekmek icab etse de ilk ikisinin yirmiser kova suyu üçüncü kuyuya dökül¤müs olsa bu üçüncü kuyudan 40 kova su çekmek icab eder. Bedâî´ de de böyledir.

Iki kuyunun birinden 20 digerinden 10 kova su üçüncü bir kuyuya dökülmüs olsa bu kuyudan 30 kova su bosaltilir- Serahsî´-nin Muhiyt´inde de böyledir.

Birinden 20 ikincisinden 40 kova su çekilmesi gereken iki kuyudan çekilen suyun tamami temiz olan üçüncü bir kuyuya dö¤külmüs olsa o kuyudan 40 kova su bosaltilir.

Eger 40 kova su çekilmesi gereken kuyudan 20 kova çekil¤mesi gereken kuyuya 1 kova su dökülmüs olsa o kuyudan da 40 ko¤va su bosaltmak gerekir. Bedâi´de de böyledir.

Nevâdir´de içinde bir farenin Ölmüs bulundugu bir miktar su bir kuyuya akitilsa Imâm Muhammed (R.A.)´e göre kuyuya akitilan sudan fazlasi ile birlikte 20 kova da su çikarilir. Esahh olan da budur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Fetvalarda : «Içinde fare ölmüs olan suyun bir damlasi bile bir kuyuya dökülmüs1 olsa o kuyudan 20 kova su bosaltilir.» denilmis¤tir. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

Eger fare o su içinde dagilmis bulunursa; bu suyun bir damlasinin dökülmesinden dolayi kuyunun tamami bosaltilir. Ha-zânâtu Müftîn´de de böyledir.

Pis olan bir kuyunun yaninda bulunan su kuyusu; tadi ren¤gi ve kokusu degismedikçe temiz sayilir. Zahiriyye´de de böyledir. Aralarindaki mesafe iki arsinla takdir ve tahdid edilemez.

Fakat bu iki kuyunun arasinda on arsmhk bir mesafe bile bu¤lunsa; eger su kuyusunda hela çukurunun eseri bulunursa o kuyu¤nun suyu pistir.

Ama eger bu iki kuyu arasinda tek bir arsinhk mesafe oldugu halde su kuyusunda pislik eseri bulunmazsa; o su kuyusu da kuyu¤da bulunan su da temizdir- Muhiyt´te de böyledir. Sahih olaninda bu kavil oldugu Serahsî´nin Muhiyt´inde —ayrica— kaydedilmis¤tir.

Bir kuyuda ne zaman düstügü belli olmayan fare veya ben¤zeri bir hayvan bulunmus olsa eger o hayvan sismemisse; o kuyu¤nun suyundan alinmis olan abdestle kilman bir gün ve bir gecenin namazi iade edilir.

Ayrica o suyun dokunmus oldugu her sey yikanip temizlenir.

Fakat eger o hayvan sismis ve dagilmis ise üç gün ve üç gecelik namaz iade edilir. (Yeniden kilinir) Bu kavil Imâmi A´-zam (R.A.) ´m kavlidir. Diger iki imamimiza göre ise ne zaman düs¤tügü bilinene kadar namazlarin iade edilmesi gerekmez. Hidâye´de de böyledir.

Sayet bu hayvanin düstügü vakit bilinirse abdest ve nama¤zin o vakitten itibaren iade edileceginde icma vardir.

O su ile yogrulmus hamurun ekmegi eger ölen fare da¤gilmis ise üç günlük ekmegi; dagilmamissa bir günlük ekmegi yenmez. Bu görüsü Imâmi A´zam (R.A.) kabul etmistir. Muhiyt´te de böyledir. [81]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:56   #6 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Kuyudan çikarilmasi müstehab olan sularin miktari:


Bir kuyuya fare düsmüs olursa 20 kova su çikarmak müs-tehabtir.

Kedi ve basi bos tavuk düsmüs olursa 40 kova su çikarmak müstehab olur. Çünkü bu hayvanlarin artiklari mekruhtur. Ve ku¤yuya düsen bu hayvanlarin agizlarinin suya degmis olmasi galib olan ihtimaldir.

Fakat suyun bu hayvanlarin agzina dokunmamis olduguna gerçekten kanaat etmis olsak; o kuyunun suyundan hiç bir miktar¤da su çikarmak lazim gelmez.

Kuyuya düsen tavuk basibos bir tavuk degilse yine kuyu¤dan hiç su çikarilmaz. Bu söylediklerimizin hepsi Zâhirü´r - Rivâ-ye´dir.

Kuyudan su bosaltmanin müstehab oldugu her yerde çeki¤len su 20 kovadan az olmamalidir. Bu hususa Ibrahim´in rivayet ettigine göre Imâm Muhammed (R.A.) Nevâdir´de isaret etmistir. Muhiyfte de böyledir.

Suyu mekruh olan bir kuyudan 10 kova su çekmek müste-habtir. Hulâsa Nihâye ve FesüI - Kadîmde de böyledir. Bu husu-^ su çesitli fetvalardan Bedâi´de böyle nakletmistir.

Kuyuya bîr koyun düsse de sag olarak çikarilmis olsa kal¤bin sakinlesmesi için o kuyudan 20 kova su çikartilir. Bu is tenûz-lik için yapilmis degildir. Hatta hiç su çikarilmamis olsa bile o ku¤yunun suyundan abdest almak caizdir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [82]



Kendisi Ile Abdest Almanin Caiz Olmadigi Sular


Karpuz hiyar acur ve gül suyu ile sirke gibi akici olan seylerin içilenleri ile de içilmeyenleri ile de abdest almak caiz ol¤maz. Fetâvâyi Kâdîhân´ida da böyledir.

Tuz suyu ile abdest alinmaz. Hulâsa da da böyledir-

Incelikleri gidip katilastiklan zaman sabun ve çögen sulari ile abdest alinmaz. Ancak incelikleri bakî kalir ve letafetleri bulu¤nursa bunlarla abdest almak caizdir.

Üzüm çubugundan akan su ile de abdest alinmaz. Muhiyt ve Kâdîhân´da da böyledir. Evceh olan da buldur. Bahrü´r - Râik ve Nehru 1 - Fâik´ta da böyledir. Ehvat olan da budur. Münyetü´l - Mu-salli Serhi´nde de böyledir.

Sonbaharda içine agaçlarin yapraklari dökülerek vasifla¤rindan her üçü de bozulmus olan sudan abdest almak bütün âlim¤lerimize göre caizdir. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir.

Eger ince olur ve suyu galib bulunursa; za´feran gül ve bo¤ya sulari ile abdest almak caizdir.

Fakat eger kirmiziligi galib olur ve kendi özelliklerini koruyu¤cu bulunurlarsa bunlarla abdest almak caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdî¤hân´da da böyledir.

Bir suyun içine boya veya mazi atildigi zaman eger onunla yazi yazilinca kagit üzerine nakis yaparsa (iz birakirsa) o su ile ahdest almak caiz olmaz. Aksi halde caiz olur. Bahrii´r - Râik bu hususu Tecmîs´dan nakletmistir.

Çamur toprak kireç alçi sebebi ile veya uzun süre bekle¤mekten dolayi bozulmus olan mutlak su ile abdest almak caiz olur. Bedâi´de de böyledir.

Suyu ga^ib olup ince oldugu zaman her ne kadar toprak karismis olsa da sel suyu ile abdest almak caizdir. Sel suyunun aci veya tatli olmasi arasinda da bir fark yoktur.

Fakat eger çamur gibi kati bir kivama uiasrmssa sel suyu ile abdest almak caiz olmaz.

Islanmasi için içine nohut fasulye birakilmis olan su ta¤dini ve rengini degistirmis olsa bile inceligi kaybolmadikça onunla abdest almak caiz olur.

Fakat sayet o suyun içinde nohut veya fasulye pismis olur ve bunlarin kokusu suya sinmis bulunursa o su ile abdest almak caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Temizligi fazlalassin diye içinde sabun ve çögen kaynatilan su ile abdest alinmis olunursa; bu abdestin caiz oldugunda ittifak vardir.

Ancak bu sekilde ´kaynatmakla su katilasmis olursa abdest caiz olmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Su içine ekmek islatilmis olursa suyun inceliginin baki kal¤masi halinde onunla abdest almak caiz olur.

Fakat su bu sebeple kalmlasip katilasmis olursa abdest caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdîhajn´da da böyledir.

Mutlak suya temiz ve akici olan seylerden sirke süt üzüm suyu (hosaf) ve benzeri gibiler karistigi zaman bu yeni karisma «su» ismi verilemiyorsa onunla abdest almak caiz olmaz.

Bu durumlarda yeni karisimin rengine de bakilir : Eger kari¤san seyin rengi suyun rengine muhalifse —süt boya za´feran ve benzeri seyler gibi— bu durumda rengin çokluguna itibar edilir.

Fakat eger karisan seyin rengi degisik olmaz da tadinda bir degisiklik bulunursa — bej´az olan üzümün suyu ve sirkesi gibi — bu durumda da yeni karisimin tadina itibar edilir.

Sayet suya karisan seylerin bu iki özelliklerinde de suya göre bir degisiklik olmazsa bu durumda da cüzlerine itibar edilir.

Cüzlerinin esit olmasi hali ise ZahirüV-Rivâye´de zikrolun-mamisür. Ancak «Bu durumda yeni karisimin hükmü maglub oîan suyun hükmü gibidir.» demislerdir. Bedâi´de de böyledir.

Ebû Hanife (R.A.) : «Hurma suyu ile abdest alinir. Hurma suyu ile abdest aldiktan sonra ayrica temiz bir toprakla teyem¤müm etmeye lüzum yoktur.» demistir. CâmSu´s-Sagîr´de Serh-i Ta-hâvî´de ve ekseri metinlerde de böyledir.

Kitâbüs - Salât´ta da : «Hurma suyu ile abdest alinir. Fakat bununla birlikte teyemmüm de edilmis olursa bu bana daha sevim¤li gelir.» seklinde de bir kavli vardir.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.:

«—Abdest almak için baska bir su bulunmasa bile hurma suyu ile abdest alinmaz. Bu durumda temiz bir toprakla teyemmüm edilir.» demistir.

Imâm Muhammed (R.A) ise : «Ihtiyaten bu ikisinn arasi cem´edilir; yanî bu durumda bir kimse hem hurma suyu ile abdest alir ve ayni zamanda hem de temiz bir toprakla teyemmüm eder. Bu ikisi arasinda bir sira yoktur; hangisi evvel veya sonra yapilmis olursa olsun caizdir.» demistir. Serh-i Tahâvî´de de böyledir.

Esed bin Necm Nuh bin Ebî Meryem ve Hasen Ebû Hanî-fe Hazretlerinden gerçekten Ebû Yûsuf (R.AJ´un kavline benzer bir kavil de zikretmisler ve bu kavle sonradan döndügünü bildir¤mislerdir. Sahih olan da Ebû Hanîfe (R.AJ ´nin bu son kavil ve ayni sekildeki— Bbû Yûsuf (R.A.)´un kavlidir. Serh-i Câmiü´s-Sahîh´de de böyledir Fetva da Ebû Yûsuf (R.A.) ´un kavli üzerine¤dir. Kenz´in serhi olan Aynî´de de böyledir-

Yukarida söyledigimiz hususlarin tamami hurma suyunun tatli oldugu veya eksimis bulundugu durumlardadir.

Fa3;al hurma suyu kaynatilip kivaminin koyulastigi ve kö-piirdügü zaman onunla abdest almak —ittifakla— caiz degildir. Çünkü böyle yapildigi zaman o içki olmus olur. Yanî yukaridaki hükümler çig oldugu zamanla ilgilidir Serh-i Tahâvî´de de böyledir. Fakat eger hurma suyu. az bir miktar piserse bu durumda ister tatli ister aci ve isterse âz müskir olsun— onunla abdest almak caiz olur. Esahh olari da budur. Mîifid ve Mezîd´den naklen Hidâye Serhi Aynî´de .de böyledir

Mtifîd ve Mezîd´d-j «Bii suyui´i içine hurmalar alilir ve su mtlanir; iakat bu durumda yine ona su ismi verilirse ve inede olursa o su ile abdest almanin caiz oldugu hususunda arkadaslarimiz arasinda görüs ayriligi yoktur.» denilmistir. Emir Hâcc´in Mtin-yetü´l - Musallî Serhi´nde de böyledir.

Hurma suyunun gayrisi ile abdest almak caiz degildir. Hi-dâye´de de böyledir.

Ayrica hurma suyu pekmez gibi kati bir kivama gelmis olursa onunla abdest almak da caiz degildir. Kâfide de böyledir.

Hurma suyu ile gusletme konusunda âlimlerimiz arasinda görüs ayriligi vardir.

Ebû Hanîfe (RA.) indinde en sahih olan onunla gusletmenin caiz oldugudur. Serh-I Mebsût´ta Kâfî´de de Fetâvâyi itâbiyye´de de böyledir.

Müfîd´de ise : Esahh olan hurma suyu ile gusletmek caiz degildir. Çünkü cenâbetlik iki hadesin en agiridir. Cünüplükte olan zaruret abdestle olan zaruretten -daha asagidir; bu durumda onun üzerine kiyas edilemez. Tebyîn ve Câmiü´s - Sagîr´de de böyledir. Esahh olan da budur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Hurma suyu ile abdest alirken ve guslederken niyyet etmek sart kilinmistir. Nitekim temiz bîr toprakla teyemmüm ederken de niyyet sarttir. Zâhiriyye´de de böyledir.

Mâ-i mutlak (temiz su) ´m bulundugu yerde hurma suyu ile

abdest almak caiz degildir.

Bir kimse hurma suyu ile abdest aldiktan sonra temiz bir su bulursa o abdesti bozulur. Münyetül - Musallî Serhi´nde de böyledir.

Bir kimsenin kullanmaya gücü yettigi mekruh bir su var¤ken hurma suyu ile abdest almasi da caiz olmaz.

Sayet meskûk (temiz mi pis mi oldugu hususunda süphe edilen) su hurma suyu ve temiz toprak bir arada bulunsalar; bu durumda Ebû Hanîfe (RA) ´ye göre yalniz hurma suyu ile abdest alinir; Ebû Yûsuf (R.A-1 ´a göre süpheli su ile abdest alinir ve aka¤binde teyemmüm de edilir hurma suyu ile abdest alinmaz; Imâm Muhammed (R.AJ ´e göre ise bu üçünün de arasi cem´ edilir. Yanihem her iki su ile ayn ayri abdest alinir ve hem de teyemmüm edilir. Bunlardan birini terketmis olsa abdesti caiz olmaz. Bunlari takdim - te´hir (öne almak sona birakmak) caizdir ve müsavidir. [83]



Ma-I Müstamel (Kullanilmis Su)


Kullanilmis suyun temizleyici olmadiginda ittifak vardir. Kullanilmis su ile abdest almak caiz olmaz.

Kullanilmis suyun temiz olup olmadiginda ise ihtilâf var¤dir. Imâm Muhammed (R.A.) : «O temizdir.» demis ve bu kavli Ebû Hanife (R.A)´den rivayet etmistir. Fetva da bunun üzerine¤dir. Aluhiyt´te de böyledir.

Kendisi ile hades giderilmis olan veya Allah´a yakinlik kasti ile kullanilmis bulunan su sahih olan kavle göre bir uzvun hadesini giderici gibi mâ-i müsta´meldir- Hîdây^´de de böyledir. Hades bü¤yük olsun küçük olsun müsavidir. Kenz´in Serhi olan Aynî´de .de böyledir.

Bir adam kollarini yikarken baska birisi ellerini altina tut¤sa da o su ile bir yerini yikasa caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Abdesti olmayan cünüp bulunan veya hayizh olan bir kim¤se su almak için temiz olan elini bir su kabina soksa zaruretten dolayi o su müsta´mel olmaz. Tebyîn´de de böyledir.

Ibrigini suya düsüren ve onu çikartmak maksadi ile ellerini dirseklerine kadar suya sokan kimsenin ellerini sokmus bulundu¤gu bu su da müsta´mel su olmaz.

Bir kimse elini veya ayagim serinlemek maksadi ile bir su kabina sokmus olsa bu su —yukaridakilerin hilâfina müsta´mel su sayilir. Çünkü burada bir zaruret yoktur. Hulâsa´da da böyledir.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.Î ´tan gelen ma´rûf bir rivayette su¤yun müsta´mel sayilmasi için uzvun tamaminin suya girmesi sart kilinmistir. Muhiyt´te de böyledir.

Bir veya iki parmagi sokmakla su müstamel sayilmaz; fakat avucun girmesi ile su müsta´mel olur. Zahirriyye´de de böyledir.

Cünüp olan bir kimse kovayi almak için kuyuya dalsa Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre adam hâli üzeredir (yani cünüptür) ve su da hali üzeredir (yani temizdir.)

Imâm Muhammed (R.A.) e göre ise ikisi de temiz sayilir. Imâm-i A´zam (R.A.1 ´a göre ise her ikisi de pistir.

Fetva ise Imâm Muhammed´den gelen kavle göredir. Çünkü adam sudan ayrilmadan önce o suya müsta´mel su hükmü verilme¤mistir. Rivayetlerin en muvafik olani da budur Hidâye ve Tefeyîn de de böyledir.

Bir adam namaz kilmak maksadi ile gusletmek için bir kuyuya dalmis olsa görüs birligi ile suyu ifsad eder. Nihâye´-de de böyledir.

Hayizli bir kadin eger kanin kesilmesinden sonra kuyuya düsmüs ve azalarinda da pislik yoksa bu durumda kadinin düsme¤si cünübün düsmesi gibidir.

Ve eger kadin kuyuya kan kesilmeden Önce düsmüsse bu du¤rumda o kadimn düsmesi temiz bir erkegin düsmesi gibidir. Çünkü bu durumda o kadin kuyuya düsüp çikmasi sebebi ile hayiz halin¤den çikmis ve temizlenmis degildir. Hulâsa ve Fetâvâyî Kâdîhân´da

de böyledir.

Abdest azalarinin haricinde uyluk veya yan gibi bir yer bu¤su ile yikanmis olsa esahh olan kavle göre —abdest azalarinin hila¤fina olarak o su müsta´mel olmaz. Hülâsada da böyledir.

Bir kimse abdestli iken tiras olmak için basini yikamis ol¤sa o su müsta´mel olmaz. Zâhiriyye´de de böyledir.

Abdestli olan bir kimse çamur hamur veya terini gidermek için abdest atea veya serinlemek için yikansa su müsta´mel olmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Q Abdestli olmayan bir kimse serinlemek maksadi ile veya ögrenmek ögretmek için abdest almis olsa bu su Imâm-i A´zam (R.A.) ve Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre müsta´mel olur. Imâm Muhammed tR.A.) ´e göre ise müstamel olmaz. Hulâsa´da da böy¤ledir. Hisâmî´nîn Camîü´s - Sagîr´inde : «Sabinin abdest almasi ile eger o sabî (çocuk) aldi erer çagda ise su müsta´mel olur. Fa¤kat çocuk akli erecek çagda degilse su müstagmel olmaz.» denil¤mistir. Muzmarat´ta da böyledir.

Bir kimsenin yemek yemek için veya yemekten sonra elini yikamasi ile su müsta´mel olur. Fakat bunu bir sünneti yerine ge¤tirmek kasdi ile yapmissa su müstamel olur degilse olmaz. Serah-sînln Muhiyt´inde de böyledir.

Kadin saçma baskalarinin saçini eklemis olsa sonra da o uladigi saçi yikasa su müsta´mel olmaz. Fakat eger kendi saçini yikarsa su müsta´mel olur Sîrâcül - Vehhâc´da ve Zâhiriyye´de de böyledir

Ölü bir insanin basinin yikandigi su müsta´mel olur. Se-rahsî´nln Muhiyt´inde de böyledir.

Cünüp bir kimse yikanirken bedeninden su kabina su siç-rasa bu hâl suyu ifsâd etmez.

Fakat cünüp kimsenin bedeninden akmakta olan su akarak su kabina girmis olsa suyu ifsâd eder.

0 Yine bu su b"r hamamin havuzuna az olarak dökülmüs .olsa havuzun suyuna galebe eîyemedikçe Imâm Muhammed (R.A.) ´e gö¤re havuzdaki suyu ifsad etmez. Hulâsa´da da böyledir.

Ölünün yikanmis oldugu su Imâm Muhammed (R.A.) ´e göre

esas itibariyle necistir. Çünkü ölü genellikle pislikten hali degildir-Zâhiriyye´de de böyledir.

Bir adam sirke veya gül suyu ile abdest almis olsa bütün âlimlere göre bu sey müsta´mel olmaz. Tatarhâniye´de de böyledir.

Kullanilmis su Cniâ-i müsta´mel) bir kuyuya döküldügü za¤man eger kuyunun suyundan az olursa onu ifsad eylemez.

Fakat bu su kuyunun suyuna galebe eylerse o zaman kuyunun suyunu ifsad eder. Sahih olan da budur. Serahsî´nîn Muhiyt´inde de. böyledir. [84]



Bu Konu Ile Ilgili Diger Bazi Meseleler


Bir hayvanin artiginin hükmü ne ise terinin hükmü- de odur. Hulâsa´da da böyledir.

Esegin ve katirin teri ve salyalari az miktardaki suya düs¤tükleri zaman onu ifsad ederler. (Kullanilmaz hale getirirler.) Bun¤larin ter ve salyalarinin miktari az olsa da hüküm yine degismez. Muhiyt´te de böyledir.

Fakat bunlar elbiseye degmis olsalar miktarlari ne kadar çok olursa olsun namazin cevazina mani olamazlar. Zahirü´r - Rivâ-ye´de de böyledir. Hazânetü´l-Müftîn´de de böyledir.Insanin artigi temizdir.

Bu hükme cünüp hayizli nifasli olanlarla kâfirler de dahildir.

Ancak içki içenin artigi ile agzi kaniyan kimsenin artigi fev-rî olarak (hemen içki içerlerken veya henüz agizlari kanamakta iken) gerçekten pistir.

Fakat bu kimseler tekrartekrar tükürürlerse sahih olan agiz¤larinin temizlenmesi oldugudur. Sirâcü´l-Vehhâc´da da böyledir.

Yabanci erkegin artigim bir kadinin içmesinin mekruh o-ldu-gu gibi yabanci kadinin artigini içmek de mekruhtur. Bu mekruh olus artigm temiz olmayisindan degil bilakis istilzaz (nefse lezzetli tatli gelmesi) korkusundandir. Nekrü´l - Faik´ta da böyledir.

At´m artigi bü´icmâ temizdir Esahh olan da budur. Zâ-hidî´de de böyledir.

Eti yenen hayvanlarin ve kuslarin artigi temizdir. Ancak ba¤sibos tavuklarin pislik yiyen sigir ve develerin artigi mekruhtur.

Tavuk gagasi ayaklarinin altina erisemiyecek sekilde hapsedil¤mis olarsa onun artigi mekruh olmaz. Ancak gagasi ayaklarinin al¤tina erisen tavuk muhallat (gezici basibos tavuk) durumundadir. Serahsî´nin Muhiyfinde de böyledir.

Ister suda ister karada yasasin akici kani olmayan hayvan¤larin artiklari temizdir. Tebyîn´de de böyledir.

Yilan fare ve kedi gibi evlerde bulunabilen hayvanlarin ar¤tiklari kerâhat-i tenzîhiyye ile mekruhtur. Hulâsa´da da böy-edir.

Kedi bir insanin avucunu yaladigi zaman o kimsenin ehni yikamadan namaz kilmasi veya kedinin artigini yemesi mekruhtur-Tebyîn´de de böyledir.

Kedinin artigini yemek ancak zenginler için mekruhtur. Çünkü onlarin kedinin artigi olan seyin aynisini almaya güçleri ye¤ter.

Kedinin artigini yemek zaruretinden dolayi fakirler için mek¤ruh degildir. Sîrâcü´l-Vehhâc´da da böyledir.

Bir kedi eger fareyi yer yemez bir kabdaki suidan içerse o su pis olur. Fakat eger bir veya iki saat durur da sonra içerse sahih olan kavle göre o su pis olmaz. Zâhirriyye´de de böyledir.Vahsi kuslarin artiklari mekruhtur.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) söyle demistir : «Bir kus hapsedildigi zaman sahibi onun gagasinda pislik olmadigini biliyorsa o kusun artigi mekruh olmaz.» Bu rivayet âlimlerce müstahsen görülmüs¤tür. Hidâye´de de böyledir.

Bu durumda eti yenmiyen kuslarin da artiklari temizdir. Fa¤kat güzel olan onlarin artiklarinin mekruh oldugu kavlidir. Mebsût Serhi´nde de böyledir.

Temiz suyun bulundugu bir yerde mekruh olan suyu kulla¤narak abdest almak mekruh olur. Temiz su olmadigi zaman ise mek¤ruh olmaz. Ihtiyar´da da böyledir.

Köpegin domuzun ve yirtici hayvanlarin artiklari pistir. Kenz´de de böyledir.

Disina su sizdiran bir kabin disini bir köpek yalamis olsa bu kabin içinde bulunan su temizdir. Hulâsa´da da böyledir.

Bir kabi köpek yaTamis olursa o kap üç defa yikanarak te¤mizlenir. Hidâye´de böyledir.

Katirin ve esegin artigi meshuktur. (süphelidir.) Sahih olan bunlarin temiz oldugudur. Süphe ise temizleyici olup olmadiklari husûsundadir. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir. Cumhur da bu görüs üzeredir. Kâfî´de de böyledir.

Katir ve esek artiklarindan baska su bulunmasa o su ile ab-dest alinir; ayrica bu abdestle birlikte teyemmüm de yapi!ir. Abdest ve teyemmüm arasinda bir sira gözetmek gerekmez hangisi evvel ol¤sa caizdir. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir. Bu durumda sadece ab¤destle veya sadece teyemmümle yetinmek kâfî degildir. Hazânetül -Müftîn´de de böyledir.

Bize göre abdesti ve guslü önce yapmak efdâldir- Bahrü´r-Râik´-ta da böyledir.

Esek artigi ile alinan abdestle niyyet hususunda görüs ay-rihgi vardir. Ihtiyata uygun olan niyyet etmektir. Fesül - Kadîr´de de böyledir.

Esek artigi temiz bir suya karismis olsa; artik bu temiz su¤dan fazla olmadikça onunla abdest almak caiz olur. Nitekim mâ-i müsta´melde de durum böyledir ve mâ-i müsta´mel temiz suya ga¤lebe çalmadikça o su ile abdest almak caiz olur. Serahsî´nin Muiuyt´-inde de böyledir.

Yarasanin bevli ve tersi suyu ve elbiseyi pislendirmez. Fetâ-vâyi Kâdîhân´dâ da böyledir.

Sivrisinek sinek ari akrep ve benzerleri gibi akici kani ol¤mayan seylerin suda ölmeleri o suyu pislendirmez.

Balik kurbaga ve yengeç gibi suda yasayan hayvanlarin su içinde Ölmeleri o suyu pislendirmez.

Baliktan baska suyun disinda yasiyanlar suda ölseler suyu if-sâd ederler denilmistii. Fakat sahih olan bu durumda suyun ifsâd edilmemis oldugudur.

Kara ve su kurbagasi hüküm bakimindan esittirler. Hidâye´-de de böyledir. Ebûl - Kasim es - Saf fer : «Biz bu kavli aliriz» de¤mistir. Muzmarat´ta da böyledir.

Sahih rivayete göre bunlarin suyun içinde ölmeleri ile disinda ölüp sonradan suyun içine atilmalari arasinda bîr fark yoktur. Teb-yîn´de de böyledir Bunlarin su içinde sisip dagilmalari halinde de hüküm aynidir. Fakat bu durumda o suyu içmek mekruhtur. Çünkü su o sisip parçalanan seyin eczasindan (cüzlerinden — parçalarindan) hali degildir. Ve bu cüzler de yenilmesi caiz olan seylerden degildir. Se¤rahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Suda yasayan ve fakat dogumu ve yatma yeri su olmayan hayvanlar içinde Öldükleri suyu ifsâd ederler. HÜdâye´de de boyle-dir.

Kendisine pislik bulasmis bir agaç veya kurumus koyun güb¤resi yansa ve kül olsa bu kül de az miktardaki bir suya düsse Imâm Muhammed (R.A.) ´a göre suyu ifsâd etmez. Fetva da bunun üzerine¤dir. Muzmarat´ta da böyâledir.

Ölmüs hayvanin kili ve kemigi temizdir.

Yine ölmüs hayvanin siniri ve tirnagi devenin tabani koyun ve keçinin çatal tirnagi sigir ve geyigin boynuzu ve yünü devenin tü¤yü ve kusun kanadi disi gagasi ve pençesi temizdir.

Ölmüs olan insanin kili ve kemigi de temizidir. Sahih olan da budur. Ihtiyarda da böyledir.

Bu hükme göre killarin temiz olabilmesi için tras edilmis veya kesilmis olmasi lazimdir. Fakat yolunmak sureti ile koparilmis bu¤lunan killar pistir-

Yani ölü bir- hayvanin yünü kili ve tüyü yolunarak alinirsa pis; kesilir veya tiras edilirse temizdir. Sîrâcül - Vehhâc´da da böyledir.

Ölmüs hayvanin memesinde olan agiz (dogum yapan hayva¤nin ilk sütü) ve süt çikmis yumurtanin kabugu annesinden düsen kuzu veya oglak —eger islak olursa— Ebû Hanîfe (RJU ´ye göre te¤mizdir. Serâhsi´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Su dokundugu halde bozulmayan misk göbegi sahih kavle göre temizdir. Esahh olan ise her halinde temiz olusudur. Tebyîn´de de böyledir.

Domuza gelince onun bütün eczasi (parçalan cüzleri) ne? cistir. Ihtiyâr´da da böyledir.

Kuyuya üzerinde et ve yag bulunan bir kemik düsmüs olsa o kuyu pislenmis olur.

Fakat üzerinde et ve yag bulunmazsa kuyu pislenmis olmaz. Mfrâcü´d - Dirâye´de de böyledir.

Insaii´derisi veya derinin kabugu bir kuyuya düsse; eger ayak yariklarindan dagilan sey gibi az olursa suyu ifsad etmez. Ve eger tirnak miktari veya daha fazla olursa suyu ifsad eder Tirn k ise suyu ifsad etmez. Huîâsa´da da böyledir. asan derisi dibaglanmaz-suretiyle dibagla-nir. Dibaglanan deri gerçekten temiz olur. Dibaglanmis deride na¤maz kilmak veya ondan yapilmis bir kabla abdest almak caiz olur. Zâhîdî´de de böyledir.

Hakîkî dibagdan sonra deriye su dokunmus olursa deri tek¤rar pis olmus olmaz.

Fakat hükmî olan dibagdan sonra su dokunursa zahir olan de¤rinin tekrar pis olmasidir. Muzmarât´ta da böyledir.

Dibagla temiz olan deri deri hayvanin kesilmesi ile de temiz olur.

Sahih kavle göre kesilen bir hayvanin kani hariç bütün eczasi (parçalan) temiz olur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Içinden küçük bir kapla su almak maksadi ile evin bir köse¤sine konmus bulunan küpten; onda pislik oldugu bilinmedikçe ab¤dest almak ve su içmek caizdir.

Kediden kaçmakta olan bir fare su kabina dokunsa Sem-sü´I Eimme Halvânî: «Kedi eger o fareyi yaraîamissa topraktan ve¤ya tahtadan olan kap pislenmistir; yaralamamissa pislenmemistir.» demistir. Tahâvî Serhi´nde de böyledir.

Fakat bu durumda kap her hâl ü kârda pislenir. Çünkü fare ge¤nellikle kediyi görünce bevleder. Muhiyt´te de böyledir. Muhtar olan kavil de budur. Hulâsa´da da böyledir-

Bir kimsenin içinde p;slik bulunma korkusu olan bir havuz¤dan pislik bulunduguna kalbi tam kanâat getirmedikçe abdest almasi caiz olur. Onun temiz olup olmadigim baskasindan sormasi gerekmez.

Bir kimse pis zannettigi bir havuzdan abdest almis olsa da sonradan o havuzun temiz oldugu ortaya çiksa o kimsenin abdesti caiz olur. Hulâsa´da da böyledir

0 Bir kimse vahsî hayvanlarin ugradiklarini gördügü bir ku¤yudan su içtiklerini zanneder ve bu zanni zann-i galip olursa o ku¤yunun suyu pislenmis sayilir. Fakat bu vahsi hayvanlarin o kuka¤dan su içtiklerine dair galip zanni bulunmazsa o kuyu temizdir. Mübtegî´den naklen Bahrü´r - Râik ta da böyledir.

Fetâvfl-Hâbe´de: «Sahrada az bir su bulunsa ondan abdest caiz olur.» denilmistir.

Sahrada az miktarda su bulan kimsenin sayet eli pis ise ve ya- I nmda da o suyu alacak bir kap yoksa o kimse mendilini o suya ba- | tinr elinin üzerine sikar eline su akarsa eli temizlenmis olur

Suyu bulan kimse o suyun kenarinda suya bir köpegin girmis ´ olduguna dair bir alamet bulur ve bu alamet de suya yakin olursa ve köpegin sudan içmeye gücünün yettigi anlasilirsa o sudan abdest almaz. Eger böyle degilse abdest almasi caiz olur Tatarhâniyye´de de böyledir.

Çocuklar veya köylüler ellerini kovanin veya kovanm urga¤ninin üzerine koymus olsalar; kova urgan ve kuyu temizdir. ZâhIriy-ye´de de böyledir. Bu hüküm onlarin ellerinde necaset bulunmadigi¤na tam kanaat getirilmesi halindedir. Fesül Kâdîr´de de böyledir.

Çocuk elini veya ayagini bir çömlege (kaba) girdirdigi za¤man eger onun elinin temiz oldugu yakinen biliniyorsa o kapta bu¤lunan su ile abdest almak caizdir.

Fakat elinin temiz olup olmadigi kesin olarak bilinmiyorsa müs tehab olan — varsa — baska su ile abdest almaktir- O su ile de ab¤dest almis olsa caizdir. Muhiyt te de böyledir.

Bir adam ayaklarini yikadiktan sonra hamamin içinde dÖ-külü bulunan suya dalmis olsa eger hamamda cünüp kimselerin oldugunu bilmiyorsa her ne kadar ayaklarini tekrar yikamasa da ab-desti veya gusîü caizdir.

Fakat eger hamamda cünüp kimselerin oldugunu biliyorsa ayaklarini muhakkak yikar.

Imâm Muhammed (R.AJ se göre ise ayaklarim yikamaya lü¤zum yoktur. Zahir olan da budur. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse azalarim bir havlu ile silse ve bu havlu islansa; yasligin fazlaligindan azalarindan elbiseligine çokça su damlalari dökülse o kimsenin o elbise ile kildigi namaz caizdir. Çünkü Imâm Muhammed (R.A.) e göre mâ-i müsta´mel temizdir. Muhtar olan da budur.

Diger iki imamimiza göre o adam temiz degilse bile burada ne-câsetin mekan zaruretinden dolayi düsmüs olduguna i´tibâr olunur Bedâfde de böyledir.

Mâ-i müstatmeli içmek mekruhtur. Hulüsa´da da böyledir.

Câmiu´l - Cevâmi´de : «îçine necaset düstügü için pislenmis mis olan az bir suyun vasiflan da bozulmussa o sudan hiç bir ci¤hetle fajrdalamîmaz idrar gibi... O suyun hayvanlara içirilmesine ise cevaz vardir- O su ile çamur da karilir fakat o çamur mescitte kullanilmaz.» denilmistir. TatarhânIyye´de de böyledir.

Akar suya idrar yapmak (akitmak isemek) mekruhtur. Hu-lâsa´da da böyledir.

Ayni sekilde durgun suya idrar yapmak da mekruhtur. Muhtar olan kavil de budur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Içinde sikilmis üzüm sirasi gibi bir sey bulunan havuza id¤rar düsmüs olsa eger o havuz 10 x 10 = 100 arsin kare genisliginde ise idrar o havuzu ifsad etmez.

Fakat eger yüz Ölçümü bu miktardan az olursa idrar suda oldugu gibi o havuzu ifsâd eder. Hulasa´da da böyledir. [85]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:56   #7 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

4- TEYEMMÜM


Teyemmüm Hakkinda Bilinmesi Zorunlu Olan Isler


Teyemmüm baklanda bilinmesi zaruri olan seylerin birincil si niyyettir.

Niyyetin yapilis sekli : Maksud olan temizlik olmayinca sa¤hih olmayan bir ibadete niyyet etmektir. Temizlige veya namazin mubah olmasina niyyet etmek namazi irade (namaz kilmayi isteme) nin yerine geçer.

Teyemmüm ederken abdest için mi gusül için mi oldugunu belirtmeye gerek yoktur.

Hatta cünüp bir kimse abdesti irade ederek teyemmüm etmis olsa caizdir ve cünüplükten teyemmüm etmis sayilir. Tebyîn´de de. böyledir. Nisab´da da böyledir- Fetva da bunun üzerinedir. Tatarhâ¤niyye´de de böyledir.

Cenaze namazi kilmak niyyeti ile veya tilâvet secdesi yap¤mak niyeti ile teyemmüm etmis olan bir kimsenin bu´ teyemmüm ile farz namazlari da kilmasi hilafsiz caizdir. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse ezberinden veya yüzünden Kur an okumak kabirleri ziyaret etmek ölü defnetmek ezan veya kamet okumak mesfetâVâyî hindîyye

cide girmek veya çikmak (mescide girdikten sonra abdesti bozul¤mus olan kimse için) veya Kur´an´a el sürmek gibi seylerden birine niyyet ederek teyemmüm yapmis olsa o teyemmümle namaz da ki¤lar. Fakat âmrae-i ulemâ «caiz olmaz» demislerdir. Fetâvâyi Kâdî-hân´da da böyledir.

Sükür secdesi için teyemmüm etmis olan bir kimse Ebû Ha-nife (R.A.)ve Ebû Yûsuf (R.A.) ´un kavillerine göre teyemmüm ile farz namazlari kilamaz. Imâm Muhammed (R.AJ)´e göre ise kilabi¤lir. Çünkü Imâm Muhammed (ILA.) ´a göre muhakkak ki secde Allah´a yakinlik demektir- Zehiyre*de de böyledir.

Selâm vermek veya verilen selâmi almak nîyyeti ile teyem¤müm etmis olan kisinin o teyemmümle namaz kilmasi caiz olmaz. Fetâvâyî Kâdihân´da da böyledir.

Niyyetio teyemmümle namaz kilmak olmayan ve baskasina ögretmek maksadi ile teyemmüm etmis olan bir kimsenin teyemmü¤mü imamlarimizin üçüne göre de caiz olmaz. Hulâsa´da da böyledir. Bu kavil Zâhirü´r^Rivâyedir. Kâdîhân´da da böyledir.

Kâfir olan bir kimse sadece rnüslüman olmak niyeti ile te¤yemmüm etse ve müslüman olsa Imâm-i A´zam (R.A.) ve Imâm Mu¤hammed (R.A.) a göre o teyemmümle namaz kilmasi caiz olmaz. Hu¤lâsa´da da böyledir.

Hasta olan bir kimseye bir baska kimse teyemmüm ettir¤mis olsa; nîyyet etmek teyemmüm ettirenin degil hastanin vazife¤sidir. Kunye´de de böyledir [86]



Teyemmümde Ellerî Iki Defa Vurmak


Teyemmüm edecek kimse ellerini temiz topraga vurduktan sonra önce yüzünü mesheder. Ikinci vurustan sonra da ellerini — dirsekleri ile birlikte — mesheder. Hidâye´de de böyledir-

Teyemmümde dirsekler de meshedüir. Fetevâ-i Kâdihân´da da böyledir.

Hilye´de : «Sahih olan rivayete göre teyemmüm esnasinda yüz meshediîirken derinin ve sakal killarinin dis tarafi meshedilir.» denilmistir. Mî´râcü´d - Dirâye´de de Fesül - Kadîr´de de böyledir

Teyemmüm ederken zîâr´m (kulakla sakal ucunun arasinda kalan beyaz yer) da meshedümesi sarttir. Fakat insanlarin çogu bu husustan gafildirler. Zâhîdî´de de böyledir.

Teyemmümde avuçlar da mesholunur mu Sahih olan kavle göre avuçlar mesholunmaz. Çünkü onlar topraga vurulmustur ve bu kâfidir. Muzmarât´ta da böyledir.

Teyemmüm eden kimsenin bir darb ile (ellerini topraga bir defa vurarak) hem yüzünü ve hem de ellerini ve kollarini bu bir darb ile meshetmesi caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir.

Bir adam ellerinden biri ile yüzünü digeri ile de kollarini meshetmis olsa yüzünün ve önce meshetmis bulundugu kolunun meshi caiz olur. Fakat ikinci kolu için tekrar darb etmesi ve meshi yenilemesi gerekir. Sirâcül - Vefchâc´da da böyledir.

Bir kimse teyemmüm etmeyi irade ederek toprakta yuvar-lansa ve eller Üe de vücudunu ovalasa; eger toprak yüzüne kollari¤na ve avuçlarina isabet etmisse teyemmümü caiz olur- Sayet toprak buralarina isabet etmemisse teyemmümü caiz olmaz. Hulâsa´da da böyledir.

EHeri bileklerinden kesik olan bir kimse; teyemmüm esna¤sinda kollarini mesheder.

Kollarinin bir kismi kesik olan kimse ise kalan yerlerini mes¤heder.

Kollan dirsekten yukaridan kesilmis olanlara mesh gerekmez. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir adamin elleri çolak olsa kollarim yere yüzünü de duva¤ra sürer. Bu caizdir. Namazini asla birakmaz. Zehîyre isimli kitabin besinci faslinda Teyemmüm Bölümünde de böyledir.

Bir adam Iki elini teyemmüm niyyeti ile yere vursa ve fakat henüz mesh etmeden önce abdesti bozulsa o darb ile yapilacak mesh caiz degildir. Nitekim abdest alirken bazi azalarini yikadik¤tan sonra abdesti bozulan kimsenin diirumu da böyledir. Seyyid Ebû Sücca´da böyle söylemistir.

Kâdî el - tsbîc&bl´de: «Biletine su dolduran adamin abdesti bo¤zulmus olunca o suyu kullanmasinin caiz oldugu gibi bu da caiz olur.» demistir.

Hulâsa´da da : «Esahh oto dogrusu o topragi kullanmamak¤tir.» denilmistir. Semsül - Eimrae de bunu ihtiyar etmistir. Fesü´l -Kadirde de böyledir-[87]



Teyemmüm Edilen Azalarin Tamamini Meshetmek


Teyemmümde istî´ab (yüz ve kollarin tamamini - kaplama - mesh etmek) de» Zâhtrü´r - rivâye´de vacibtir. Muhiyt4 Serahsî´de de böyledir. Muhtar olanda budur. Muzmarâfta da böyledir.

Hatta bir kimse kâslarmm alti ile gözlerinin üstünde ka¤lan yeri mesh etmemis olsa teyemmümü caiz olmaz. Serahsî´ntn Muhiyt´ITide de böyledir.

Teyemmüm eden kimsenin yüksük ve bileziklerini çikart¤masi gerekir. Hulâsa´da da böyledir.

Teyemmüm eden kimsenin burun delikleri arasindaki perdeyi de meshelmesd lâzimdir.

Ve eger toz parmak aralarina girmemis ise oralari hilaîleme-si de vacibtir. Tebyîn´de de böyledir. [88]



Kendisi Île Teyemmüm Yapilan Temiz Toprakla Ilgili Meseleler


Teyemmüm. yer cinsinden olan temiz seylerle yapilir. Teb¤yîn´de de böyledir.

Yaninca kül olan odun ot ve benzerleri gibi seylerle ates¤le yumusatilip eritilebilen demir bakir tunç cam altun gümüs ve benzerleri gibi seyler yer cinsinden degildirler. Özellik itibariyle bunlara benzemeyenler yer cinsindendirler. Bedâi´de de böyledir.

Su sayacagimiz seylerle teyemmüm yapilir : Toprak kum suyun disinda topraktan olusan tuz kireç alçi sürme zirnik (yal¤dizli bir maden) asi kibrit fir£zer (kiymetli bir maden) akîk el¤mas zümrüt zeberced. Bahrü´r - Râik´te de böyledir.

Yakut ve mercanla da teyemmüm yapilir. Tebyîn´de de böyledir.

Kiremitle de teyemmüm yapilir. Sahih olan da budur. Bahrü´r - Râik´te de böyledir. Zâhirü´r - rivâye de budur. Tebyîn´¤de de böyledir.

Toprak cinsinden olan testi ile teyemmüm yapilir. Ancak; testinin üzeri toprak cinsinden olmayan bir seyle boyanmissa onunla teyemmüm yapilmaz. Hazânetü´I - Fetâvâ´da da böyledir.

Üzerinde toz bulunan tasla teyemmüm yapilir.

Yikanmis üzerinde toz bulunmayan taslada teyemmüm yapilir.

Kaypak tas ufanmis olsun veya olmasin onunla da teyem¤müm yapilir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Kirmizi balçikla beyaz balçikla ve siyah balçikla da teyem¤müm yapilir. Bedâi´de de böyledir.

San çamurla da teyemmüm yapilir. Hulâsa´da böyledir.

Yesil balçikla da teyemmüm yapilir. Taitarhâniyye´de de böyle¤dir.

Nemlenmis yerle ve yas çamurla da teyemmüm yapilir. Be¤dâi´de de böyledir.

Baska seyden yapilan degilde madeni olan (topraktan çi¤karilmis bulunan) kalayla da teyemmüm yapilir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Tuz´a Gelince :

Sudan meydana gelmis tuz ile teyemmüm etmek ittifakla caiz olmaz.

Tuz eger dagdan/topraktan meydana gelmisse bu durumda onunla teyemmüm yapilir diyenler de vardir; yapilmaz diyenler de vardir. Bu iki kavil de sahihtir. Fakat fetva onunla teyemmümün caiz oldugu üzeredir. Bahrü´r - Râik´te de böyledir.

Yanmis o!an bir yerin topragi ile teyemmüm etmek caiz¤dir. Esahh olan da budur. Zahîriyye´de de böyledir.

Uf anmis veya uf anmamis inci (lü´lü1) ile teyemm.´ ^n ya¤pilmis olsa bu caiz olmaz

Altin veya gümüsle teyemmüm yapilmis olsa bunlar egor eritilmis iseler teyemmüm caiz olmaz Fakat eger eritilmemis ol¤salar yani topraktan çikarildi klan halde durmakta olsalar on¤larla teyemmüm caiz olur.

Altin ve gümüs toprak´a karisik oldugu zaman toprak faz¤la ise teyemmüm caizdir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyle´dir.

Kül anber kâfur ve misk ile de teyemmüm caiz olmaz. 0 Donmus su (buz) ile de teyemmüm yapilmaz.

Topraga gücü yetenin toz ile teyemmüm etmesi ise caiz¤dir. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir. Ve bu sahindir. [89]



Toz Ile Teyemmüm Nasil Yapilir:


Toz ile teyemmüm yapilirken eller elbiseye veya üzerinde toz olan temiz keçeye yastiga veya bunlara benziyen herhangi bir seye vurulur. Bu vurusla ellere toz isabet ettigi zaman teyem¤müm edilir.

Hatta bir kimse elbisesini toz yükselene kadar çirpar ve el¤lerini havada olan toza kaldirarak ellerine isabet eden toz ile de teyemmüm edebilir! Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimsenin yüzüne ve kollarina toz isadet etmis olsa teyemmüm niyyeti ile onunla meshederse bu caiz olur; mesh etmez ise teyemmümü caiz olmaz Zahîriyye´de de böyledir.

Bir kimse ellerini bugday arpa ve benzeri seylerin üzeri¤ne koymus olsa ve bu sebeble ellerine toz bulassa bu tozun eseri görünmekte ise onunla teyemmüm etmesi caiz olur. Sirâcü´I-Veh-hâc´da da böyledir.

Fakat eger ellerinde toz eseri görünmezse teyemmümü caiz ol¤maz. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir. [90]



Topragin Bir Baska Seyle Karisik Halde Bulunmasi:


Toprak kendi cinsinden olmayan bir seyle karistigi zaman» bu karisimda çok olana itibar edilir. Zahîriyye´de de böyledir.

Misafir (yolcu) bir kimse çamurlu bir yerde bulunmus ol¤sa da orada su ve temiz toprak bulumasa; elbisesinde ve egerinde de teyemmüm yapacak toz bulunmasa bu durumda e´b i sesine veya bedenine çamur bulastirir ve kurdugu zaman onunla teyem¤müm eder.

Fakat bu durumda vakit geçme korkusu olmadan teyemmüm etmek dogru olmaz. Böyle yaptigi takdirde zaruret olmadigi hat de yüzüne çamur bulastirmis olur.

Ancak yine de böyle teyemmüm etmis olmasi tmâm-i A´zam (R.A.) ve Imâm Muhammed´e (R.A.) göre caizdir. Çünkü ça¤mur toprak cinsindendif.

Çamurun içinde olan su müstehliktir (helak edicidir.) Bedii* de de böyledir.

Sayet çamur su ile karistiginda su daha çok ise onunla te¤yemmüm caiz olmaz. Serahsî´nin Mumyt´inde de böyledir.

Pis olan bir elbisenin tozu ile yapilan teyemmüm caiz ol¤maz. Ancak bu elbise kuruduktan sonra —üzerinde— toprak vaki´ olursa bu durumda teyemmüm caiz olur. NIhâye´de de böyledir.

Bir yere pislik isabet etse ve sonra o yer kurumus olsa da orada pislik eseri de kalmasa; yine o yerde teyemmüm etmek caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [91]



Teyemmüm Ederken Üç Parmakla Meshetmek


Teyemmüm esnasinda azalari meshederken üç parmaktan daha az parmakla meshetmek caiz degildir. Nitekim abdest alirken de basa veya mestler üzerine mesh ederken üç parmaktan daha noksan parmak kullanarak meshetmek de caiz degildir. Tebyîn´de de böyledir. [92]



Suyu Kullanmaya Gücü Yetmeme Teyemmümün Sebeplerindendir


Sudan bit mil uzakta bulunan kimsenin teyemmüm yap¤masi caiz olur. Muhtar olan budur. Bu mesafenin sehir disinda bu¤lunmasi ile sehir içinde bulunmasi arasinda bir fark yoktur. Sahih olan da budur. Teyemmüm edecek kimsenin mukîm veya misa¤fir (yolciO olma halleri de müsavidir. Tebyîn´de de böyledir.

Herhangi bir sehirde susuzluktan dolayi teyemmüm etmek caiz olmaz.

Gündüz halkinin çogu içinde bulunan köyde sehir gibi¤dir. Sülemî´nin burada teyemmüm´ün caiz olacagini söyledigi nak¤ledilmistir. Fakat sahih olan ise bu köyde de teyemmümün caiz ol¤madigidir.

Buradaki görüs ayriligi o muhitte suyu arayip sorma halinden sonradir. Suyu arayip sormadan teyemmümün caiz olmadigi husu¤sunda âlimlerimizin hepsi ittifak etmislerdir. Sirâcül - Vehhâc´da böyledir. [93]



Mil Nasil Bir Uzunluk Ölçüsüdür :


Mil fersahin üçte biridir. Yâni 4000 arsindir.

Her arsinin uzunlugu 24 parmak ve her parmagin uzunlugu da birinin karni digerinin sirtina bitisik alti arpanin mesafesidir. Bu hususta sözlerin en isabetlisi budur- ve Tebyîn´de de böyledir.

1 mil =.3.032 metredir. (Yaklasik olarak)

Bundan daha az olan bir mesafeye ancak vaktin dar ol¤dugu ve namaz vaktinin geçme ihtimalinin bulundugu zaman itibar edilir.

Teyemmüm vahsi hayvan veya düsman korkusundan do¤layi da yapilabilir. Bu durumda kendi cam veya mali dolayisiyla korkmus olmasi müsavidir

Inâye´de : «Yilan ve ates korkusu sebebi ile de teyemmüm yapilir.» denilmistir. Tebyîn´de de böyledir.

Suyun yaninda hirsiz veya kendisine eza verecek zalim bir kimse bulundugu zaman da bir kimse teyemmüm yapabilir. Kunye´de de böyledir.

Netf´de de : «Esyalari kaybetme veya borçlu oldugu sahsin alacagini istemesi korkusundan teyemmüm yapilir.» denilmistir. Zahidi ve Kifâye´de de böyledir.

Bir kadin suyun yaninda bulunan fasik bir kim¤senin kendisine tasallut edeceginden korkarsa teyemmüm eder. Bahrü´r - Râik´ta ve NehrüH - Fâik´ta da böyledir.

Kendisinin veya arkadan gelip kendisine kavusacak olan> kafilede bulunanlarin veyahut da bir hayvanin av köpeginin bek-; çi köpeginin susuz kalacagindan korkan bir kimse —yaninda bu- \ lunan su ile abdest almayi veya gusletmeyi terkederek teyemmüm eder.

Yanindaki suya çorba pisirmek için degil de hamur yogurmak için muhtaç olan kimse de o su yaninda bulunmasina ragmen teyemmüm eder.

Sehir haricinde bulunan cünüp bir kimse su ile yikandigi zaman Öleceginden veya hasta olacagindan korkarsa teyemmüm etmesi caiz olur.

Imâmi A´zam Ebû Hanife´ye göre bu kimse sehirde olsa bi¤le teyemmüm etmesi yine caiz olur. Fakat diger iki imamimiza gö¤re caiz olmaz.

Buradaki görüs ayriligi o sehirde hamam bulunmadigi zaman¤dir. Eger hamam varsa o kimsenin teyemmüm etmesinin caiz olma¤digi hususunda imamlarimizin ittifaki vardir.

Bir kimsenin hamamin suyunun çok sicak olmasindan do¤layi onunla gusletmeye gücü yetmezse o kisinin teyemmüm etmesi caiz olur. Gusletmeye gücü yeterse teyemmümü caiz olmaz. Sirâcül -Vehhâc´da da böyledir.

Abdesti olmayan bir kimse abdest ahnea suyun veya ha¤vanin soguk olmasindan dolayi öleceginden veya hasta olacagindan korkarsa bu kisi teyemmüm eder. Kâfî´de de böyledir. EsrârVla da bu kavil ihtiyar edilmistir.

Fakat esahh olan bu durumda teyemmümün caiz olmayisidir ve bu husustada ittifak vardir Nehrü - Fâik´ta da böyledir. Ve sahih olan o kimse için teyemmüm etmenin mubah olmayisidir. Hulâsa ve Fetavâyi Kâtîiîiân´da da böyledir.

Hasta olein bir kimse abdest veya gusül için su bul¤mus olsa; fakat suyu kullanmasi hâlinde hastaliginin siddetlenme¤sinden veya hastaliginin iyilesmesinin gecikmesinden korksa bu irimse teyemmüm eder.

Hareket sebdbi ile damar ve kann agrilarindan sikayetçi olan kimse ile kabarcik ve emsali bir hastaligi olan kimsenin suyu kullanmasi arasinda bir fark yoktur. Bunlar teyemmüm eder.

Bir kimsenin bizzat kendisinin suyu kullanmaya gücü yet¤mez ve kendisine abdest aldiracak birisi de bulunmazsa bu kimse de teyemmüm eder.

Fakat sayet bir hizmeittçdsi l?utunur veya suyu dökmek üzere bir ücretli tutar veya yardim istedigi zaman kendisine yardim edecek birisi olursa zâhir-i mezheb üzere o kimsenin teyemmüm et¤mesi caiz olmaz. Çünkü o kimse suyu .kullanmaya gücü yetecek bir durumdadir. Fesü´l - Kadîr´de de böyledir.

O Yukarida bahsettigimiz korkular; ya delillerine bakilarak vuku bulacagina dair zann-i galip hasil olmakla veya tecrübe ile veyahut da fasikhgi açikça belli olmayan müslümn hazik (bilgili) bir doktorun haber vermesi ile bilinebilir veya sabit olabilir. Ibrâ-hîm Halebî´nin Münyetüî - Musallî Serhi´nde de böyledir.

Eger bir kimsenin vücudunda kabarcik veya yara bulunur¤sa bu durumda abdestsizin veya cünübün yarasinin çokluk mikta¤rina itibar edilir.

Cünüb kimsede itibar o kimsenin vücudunun ekserisinin yara¤li olmasinadir.

Abdestsiz kimsede ise abdest azalarinin ekserisinin yarali ol¤masina itibar edilir.

Eger bedenin veya abdest azalarinin çogu saglam ve sihhatli ve ancak azi yarali ise saglam olan yerler yikanir; yarali olan yerler ise meshediür. Hem yikanip hem de teyemmüm edilemez. Ya¤ni bunun ikisi bir arada yapilamaz.

Bedenin yansinan saglam ve yansinin da yarali oümasi ha¤linde mesayih arasinda ihtilaf vardir. Fakat esahh olan bu durum¤da su kullanmayip teyemmüm etmektir. Hul&sa´da ve Muluyt´te de böyledir.

Cem´ii´l - Ulûm´da : «Sivrisinek veya siddetli yagmur *e siddetli sicak korkusundan da teyemmüm edilir.» denilmistir. ZâSri-dt ve Kifâye´de de böyledir.

Kuyunun basinda bulunan bir yolcu (misafir) eger yanin¤da kovasi yoksa teyemmüm eder.

Kovasi olan fakat yaninda ipi bulunmayan yolcu da te¤yemmüm eder. Ancak «bu kisinin teyemmüm edebilmesi yaninda (ip yerine geçecek bir bez parçasi) bulunmamasi sartina baglidir; yaninda böyle bir sey bulunursa teyemmüm edemez.» demislerdir.

Sayet yolcunun arkadasinin yaninda bir kovasi olsa ve o kendisine : «Ben su içene kadar bekle kovayi sana vereyim.» de¤mis olsa müstehâb olan yolcunun arkadasinin kovasini vermesini beklemesidir.

Fakat beklemeyip teyemmüm etmis olsa bu da caizdir. Fetâva-yî Kâdîhân´da da böyledir.

Kendisinde buzu delecek alet bulunan bir kimse altinda su bulunan buz tutmus bîr nehrin yaninda teyemmüm yapmaz. Bu hususta teyemmüm edebilir diyenler de olmustur.

Buz veya kar´m yaninda bulunan bir kimsenin onlan erite¤cek bir aleti var ise teyemmüm yapmasi caiz olmaz. Bu durumda teyemmüm edebilir diyenlerde olmustur; fakat dogrusu teyemmüm yapmasinin caiz olmadigidir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Dâr-i harb´de esir olan bir kimseyi kâfir abdest almaktan namaz kilmaktan teyemmüm etmekten men ettigi zaman o kimse îmâ ile namazini kilar. Kurtulduktan sonra da bu namazlarini iade eder.

Bir adam; diger bir kimseye ; «Eger abdest alirsan seni hapsederim veya öldürürüm» derse bu kimse abdest almaz; teyem¤müm ile namazini kilar ve sonra yine bu namazi iade eder. Fetâvâyî Kâdîhân´da da böyledir.

Zindanda mahpus olan bir kimse su yoksa teyemmüm îe namazini kilar ve kurtulunca bu namazlari abdestle iade eder.

Çünkü bu durumlarda suyu bulmaktan aciz kalmak gerçekten \ kullarin (ölümle hapisle tehdid edenlerin veya hapsedenlerin) iste-I gi ile tahakkuk ediyor. Ve kullarin istegi Allahu Teâlâ´nm hakkim : iskât etmiye (düsürmeye) müessir degildir.

Bir kimse yolculukta hapsedilmis olsa teyemmüm eder ve namazini kilar. Sonradan da bu namazlari iade etmez. Çünkü bu¤rada hakiki acizlik durumuna yolculuk özrü de inzimam etmistir (eklenmistir katilmistir.) Ve galip olan ihtimâl de yolculuk esna¤sinda .suyun bulunmayisidir. Bu durumda ise suyun yoklugu her ci¤hetten tahakkuk etmis olmaktadir. Serahsnin Muhiyt´mde de böy¤ledir.

Aslolan nefsine veya malina bir zarar dokunmamasi halin¤de bir kimsenin imkan Ölçüsünde suyu kullanmasinin vacib olusu¤dur.

Suyun mislinin degerinden fazlasi zarardir. Mislinin dege" rinden fazla bir ücretle —abdest için— su satin almasi gerekmez. Bahrü´r - Râik´te de böyledir. [94]



Teyemmümün Sihhati Için Talep De Gereklidir


Bir yolcu (misafir) o civarda suyun bulundugunu ga:

lip bîr zann ile zannederse bir ok atimi —400 arsin kadar--su-vu sorup aramasi kendisine vacib olur.

Sayet kendisine haber veren bulunmaz ve orada su bulu¤nabilecegine kendisinin de galip zanni olmazsa; su aramasi o kim¤se üzerine vacib olmaz. Kâfi´de de böyledir.

O civarda— suyun bulunup bulunmayacagi konusunda süpheye düserse o kimsenin suyu aramasi müstehâb olur.

Fakat böyle bir süpheye düsmezse teyemmüm eder. Efdal olani su aramayi terk etmemesidir. Sîrârüîl - Vehhâc´da da böy¤ledir.

Bir gulve 400 arsindir. Zâhîriyye´de de böyledir.

Bir adamin su aramak için baska birini göndermis olma¤si bizzat kendisinin aramasi gibi kafî gelir.

Bir adam suyu arayip sormadan teyemmüm edip namaz kildiktan sonra arayip sorsa ve fakat bulamazsa; bu durumda» Iuaâ-m-i A´zam (R.A.) ve Imâm Muhammed (RÂ.) ´e göre o kimsenin namazim iade etmesi gerekir. Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre ise iade etmesi gerekmez. Sirâcü´l-VehKâcda da böyledir.

Bir kimse soracak kimse bulamadigindan ve kendisinin de bilmediginden dolayi çojk yakininda bulunan bir suyun yaninda teyemmüm edip namaz kilmis olsa bu caizdir.

Fakat eger soracak kimse oldugu halde sormadan teyem¤müm eder ve namaz kilarsa; namaz kildiktan sonra da bir kimseye sorar ve o da suyun yakin oldugunu haber verirse kilmis bulundu¤gu namaz caiz olmaz. Tipki bir kimsenin (yolcunun) ma´mûr bir yere inip de su aramadan teyemmüm etmesinin caiz olmadigi gi¤bi...

Fakat bir kimse suyu gördügü halde kendisine haber verilmez o da teyemmüm edip namaz kildiktan sonra suyun yakinli¤gi haber verilirse o kimsenin namazi caizdir. Çünkü o kimse üzeri¤ne düseni (arayip sorma) yapmistir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Arkadasinin yaninda su bulunan ve istedigi zaman kendisi¤ne verebilecegini zanneden bir kimse arkadasindan su istemeden teyemmüm yapmis olsa bu teyemmümü caiz olmaz.

Fakat istedigi halde arkadasi yaninda olan suyu vermezse» o kimsenin teyemmümü caiz olur.

Fakat bu kimse arkadasinin suyu verip vermiyeceginde tereddüd eder istemeden teyemmüm ile namaz kilar ve sonra is¤teyince arkadasi da verirse; o kimse kilinmis bulundugu namazini iade eder. ´itâbfnin Ziyâdât Serlii´nde de böyledir. Kâfi´de de böy¤ledir.

Fakat o kimse sayet suyu teyemmüme baslamadan Önce vermez de namaz bittikten sonra verirse o kimsenin kilmis bulun¤dugu namazini iade etmesi gerekmez.

Fakat eger o adam suyun degeri kadar para vermeden su¤yu vermek istemez ve su isteyen kimsenin de parasi olmazsa teyem¤müm eder. Fakat parasi varsa suyu alir ve teyemmüm etmez.

Ancak su sahibi gabn-i fahis degerinin iki misli bedelden asagiya satmaz o suyu olmayarak teyemmüm eder. Kâfi´de de böy¤ledir.

Bu durumda suyun kiymeti takdir edilirken oraya en ya¤kin olan yerin suyunun kiymetine i´tibar olunur. Fetavâyi KâdI-hân´datf ^ böyledir.

Teyemmüm ile namaz kilmakta olan bir kimse namaz es¤nasinda arkadasinin suyunu görse eger o arkadasinin suyu kendi¤sine verecegine dair görüsü kuvvetli ise namazini bozar.

Fakat arkadasinin suyu verip vermiyecegi hususunda tereddüd ederse namazina devam eder. Ve namazini bitirince suyu ister. Sayet arkadasi suyu verirse abdest alip namazini iade eder. Eger vermezse namazini tamamlar.

Fakat önce suyu vermekten kaçinir ve sonra da verirse o kim¤senin teyemmümü de namazi da bozulmaz. Serahsî´nin Muhiyt´in-de de böyledir. [95]



Teyemmümü Bozan Seyler


Abdesti bozan her sey teyemmümü de bozar. Hidâye´de de böyledir.

Bir kimsenin ihtiyacindan fazla olan suyu kullanmaya gücünün yetmesi hali de teyemmümü bozar. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Cünüp olan bir kimse yikansa da vücudunun tamamini is¤latmadan suyu bitse ve baska su da olmasa; o kimse kuru kalan yer için yeniden teyemmüm eder. Abdesti bozulan kimse de abdest için teyemmüm eder.

Hem abdest almaya hem de gusletmeye yetecek kadar su bulan bir kimse teyemmüm edemez. Bu suyu abdest ve gusül için harcar.

Fakat su ancak ikisinden birine yetebilecek kadarsa o suyu hangisine yetiyorsa onda kullanir. Digeri için de teyemmüm eder.

Ancak —hangisine yetecegi tayin edilmeksizin— birine yete¤cek kadar suyu olan kimse o suyu kuru kalan yer4e kullanir; ko¤desi içinse teyemmümü iade eder. Bu kavil Imâm Muhammed (R. A.)´in kavlidir. Imâm Ebû Yusuf (RA)´a göre teyemmümü iade eylemez.

Sayet o suyu abdest için kullanmis olsa bu da caizdir. Ittifak¤la cünüplügü için teyemmüm yapar.

kimsenin eger abdest için yetemmümü yoksa bu su mevcut degilken de kuru bir yerini yikamadan önce teyemmüm etmis olsa Imâm Muhammed

Fakat eger o su hiç birisine yetmiyecek kadarsa teyemmümle¤ri yerinde kalir.

Cünüp olan bir kimse bedeninde kuru yer varken teyem¤müm etmeden önce abdest bozmus olsa ikisine bir niyyet ederek bir teyemmüm yapar.

Sayet hem abdest hem de gusul için teyemmüm ettikten son¤ra bunlardan birisine yetecek kadar su bulmus olsa; suyu cünüp-I iikten gusletmek için kuru yerlerine kullanir. Abdest içinse yap¤tigi teyemmümü yeniler. Bu Imâm Muhammed (R.A.) ´e göredir. Vikaye Serhi´nde ed böyledir.

Bir kimsenin sirtinda kuru yer kalmis Olsa ve abdest aza¤larindan birini de unutmus bulunsa; bulabildigi su tla ancak bun¤lardan birine yetecek kadar olsa; bu kimse o suyu diledigi yere har¤car. Fakat abdest azasina harcamasi daha sevimlidir. Itâbî´nin Zl-yâdât Serhi´nde de böyledir.

Abdesti olmayan bir misafirin (yolcunun) elbisesinde neca¤set bulunsa ve yaninda da ancak bunlarin birine yetecek kadar su¤yu mevcut olsa; o su ile pisligi yikamasi abdest için de teyemmüm

etmesi gerekir.

Sayet önce teyemmüm edip sonra pisligi yikamis olsa teyem¤mümü iade eder. Çünkü o önceki durumda abdest almaya gücü ye¤ter bir halde idi. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

O kimsenin mevcut su ile abdest almasi ve namazi pis el¤bise ile kilmasi da caizdir. Fakat o kimse böyle yapmakla günah¤kâr olur. Fetâvâyii Kâdîhân´da da böyledir.

Teyemmüm yapma hakkina sahip olan bir hastanin iyiles¤tigi zaman teyemmümü bozulur.

Bir misafir (yolcu) su olmadigi için teyemmüm yapsa; son¤ra da kendisine teyemmüm etmeyi mubah kilacak olan bir hastali¤ga yakalansa mukim oldugu zaman o teyemmümle kildigi namaz Caiz olmaz. Yeniden teyemmüm etmesi gerekir. Çünkü ruhsat se-beblerinin ayri olmasindan dolayi birinci ruhsatin sebebi ikinci ruh¤satin sebebine maniî olacagindan birinci ruhsat sanki yokmus gibi olur. Fusûlü´l - Imâdiyye´de Temizlik Kitabinin Hastalarla ilgili Hü-´ kümler bölümünde de böyledir.

Teyemmümlü bir kimsenin uyuyarak bir suyun yanindan geçmis olmasi bütün âlimlerimize göre teyemmümünü bozmaz. Zâ-hidî´de de böyledir.

Bir kimsenin düsman veya yirtici hayvan korkusundan do-layi Tanina vamiya bir suya ugramasi üe teyemmümü bozul¤maz. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

Yaninda ipi ve kovasi olmadigi halde bir kuyuya rastiayan

cegi kadar bir suya ugrayan bir maz.

Bu hususta esas olan : Var olusu teyemmüme manî´ olan her seyin var olusunun teyemmümü bozmasidir. Tabidir ki var olusu teyemmüme mani olmayan su ise teyemmümü bozmaz. Be-dâi´de de böyledir.

Teyemmümlü oldugu halde bir suya ugrayan ve .teyemmüm¤lü oldugunu da unutan bir kisinin teyemmümü bozulur. Hazane-itül - Müftîn´de de böyledir.

Elinde bir kisiye keyetecek kadar sn bulunan baska bir ki¤si teyemmümlü bulunan bir kaç adama :

«îste su... Onunla hanginiz isterseniz abdest aliniz...» der¤se teyemmümlü bulunanlarin hepsinin teyemmümü bozulur.

Fakat su sahibi :

«îste sizin için su...» demis olsa teyemmümlü bulunan bu kimseler o suyu almis bulunsalar bile hiç birinin teyemmümü bozulmazaz.

Fakat bunlar kendi aralarindan birine abdest almak için izin vermis olsalar o kimsenin teyemmümü bozulur. Bu îmâmeyn-in kavlidir; fakat kiyas Imâni-i AVam (R.A.) ´m kavli üzerinedir ki o kimsenin de teyemmümü bozulmaz. Sahih olan hepsinin teyem¤mümünün bozulmasidir Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

Çölde yolculuk yapan bir kimse küp veya benzeri bir se ye konulmus suya rastlarsa o kimsenin teyemmümü bozulmaz. O kimse o sudan abdset de alamaz.

Fakat su çok ve çoklugu da içmek ve abdest almak için ora¤ya konmus olduguna delalet ediyorsa o zaman yolcunun teyem¤mümü bozulmus olur ve o su ile de abdest alir. Fetâvâyi Kâdüian´-da da böyledir.

Müteyemmim (teyemmüm etmis olan) bir kimse yolculuk esnasinda ancak farz olan a´zalarmi birer defa yikayabilecek mik¤tarda bir su bulsa öyleki bu su sünnet üzere abdest alinacak olunca kâfî gelmiyecek miktarda olsa muhtar olan kavle göre bu mü~ teyemmim yolcunun teyemmümü bozulur. Hülâsa da da böyledir.

Teyemmümdü bulunan bir kimse irtidad etse (Islâmdan ! çiksa) teyemmümü bozulmus olur. Hatta tekrar .Müslüman olsa ve o teyemmümle namaz kusa bize göre kildigi bu namaz caiz olut. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [96]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Melez25 (20-Mayıs-2010)
Alt 15-Aralık-2009, 01:56   #8 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Teyemmümle Ilgili Çesitli Meseleler


Teyemmümün yedi sünneti vardir. Bunlar da :

1- îki elini toprak üstüne koymak

2- Elleri topragin üstünde ileri - geri sürtmek

3- Elleri silkmek

4- Parmaklarin arasim açmak

5 - Teyemmümün basinda «besmele» çekmek

6 - Tertibe riayet etmek

7- Ve bütün bunlari arka arkaya yapmak araya bir fasila vermemektir. Nehrü´l-Fâik´ta da böyledir. [97]



Teyemmümün Yapilisi :


Teyemmüm yapacak olan kimse iki elini topraga vurduktan sonra ileri iter ve geri çeker. Sonra ellerini kaldirir ve topraklar dagilana kadar silker.

îki eli ile yüzünde hiç bir bos yer kalmayincaya kadar yüzünü mesheder.

Daha sonra ise ellerini önceki gibi yere vurup dirsekleri ile beraber kollarim mesheder. Tebyîtt´de de böyledir.

Âlimlerimiz «Parmak uçlarindan dirsege varincaya kadar sol elinin dört parmagi ile sag elinin dis tarafini meshettikteri son¤ra sol elinin içi ile dirsekten itibaren sag elinin iç tarafini bilege varincaya kadar ve sor elinin bas parmaginin içini sag elinin bas parmaginin disina sürerek sag eliyle de ayni seyi yapar; en lâyik olani da budur.» demislerdir. Bedâi´de de böyledir.

Bir kimsenin vakit girmeden önce teyemmüm etmesi bi¤ze göre caizdir.

Fakat suyu bulacagina zann-i galibi olanlar ve suyu bulacagini ümid ettigi yerle kendisi arasinda bir milden daha az bir mesafe bulunanlar için vaktin sonuna kadar teyemmümü tehir etmek müstehabtir. Mi´racü´d - Dîrâye´de de böyledir.

el-Hucnedî : «Vaktin caiz olabilecegi son zamanina kadar te´hir edilir;» demistir. Baskalari ise : «Caiz olan son vakte kadar te´hir etmek müstehab´tir.» demislerdir. Sahih olan da budur. Sirâ-cü´l - Vehhâc´da da böyledir.

Fakat suyun varligina ümidi olmayan kimse te´hir et¤meyip teyemmüm eder. Namazini da müstehâb olan —ilk— vakit¤te kilar. Bedâi´de ve Tahâvî Serfal´nde ve Kâfi´de de böyledir.

Yolculuk esnasinda bir cünüp hayizdan temizlenmesi ge¤reken bir kadin ve bir de cenaze bulunsa; ancak bunlarin birisine yetecek kadar da su olsa bu su hangisine ait ise onun kullanmasi evlâdir.

Sayet bu suya hepsi de ortaksa o su hiçbirisine harcanmaz ve bunlarin her birine teyemmüm mubah olur. Bu durum her ne-kadar mubah ise de o suyu cünüp olan kimsenin kullanmasi daha evlâdir. Fetvâyi Kâdihân´da da böyledir. Sahîh olan da budur. Za-hîniyye´de de böyledir.

Hatta hayizlinm yerinde abdesti olmayan bir kimse bu¤lunsa su yine cünübe sarfedilir. Hulâsa´da da böyledir.

Su baba ile ogulun arasinda olursa babanin suyu kullan¤masi evlâdir. Fdtâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Cünüb iken yaninda abdeste yetecek kadar suyu bulunan bir kimse teyemmüm eder. O sü ile abdest almasi icab etmez.

Fakat bu kadar suyu olan bir kimse cünüp olur ve bununla birlikte abdest almayi gerektiren bir hades vaki´ olursa o kimse¤nin abdest almasi gerekir.

Abdesti olmayan bir kimsenin yaninda bulunan ve abdest aza¤larindan bir kismini yikayacak kadar —birazcik— suyu olan bir kimse o su ile bir yerini yikamaz teyemmüm eder. Vikaye Serhi´n-de de böyledir.

Seferi (yolcu) bir kimse yükü arasinda su bulundugunu bilmese veya suyun varligini unutsa ve teyemmüm ederek namaz kilsa kildigi bu namaz Imâmi A´zam (R.A.) ve Imâm Muhammed (R.A.)´e göre caiz olur. Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre ise caiz olmaz.

Buradaki görüs ayriligi suyu bizzat kendisinin koymus bu¤lunmasina ve bir baskasina yüküne su koymasini emretmis olma¤sina göredir. Emretmis olmamasina ragmen koymus bulundugu¤nu bilmesi de aynidir.

Fakat suyu kendisi koymamis veya bilgisinin disinda kon-mussa namazini iade etmiyecegi hususunda ittifak vardir. Bu du¤rumda suyu namazin içinde veya namazdan sonra hatrlamasi da müsavidir. Hidâye´de de böyledir.

Seferi bir kimse çadirini içinde su bulunan fakat üzere örtülmüs olan bir kuyunun basina kurarak su oldugunu bilmeden veya bir nehrin kenarinda bulundugu halde sudan haberi olmadan teyemmüm edip namaz kilsa; namazi Imâmi A´zam (R.A.) ile Imâm Muhammed (R.A.) ´e göre caiz olur. Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre ise caiz olmaz. Muhlyt´te de böyledir.

Bir kimse suyunun olup olmadigi konusunda— tered¤düt etse veya suyunun bitmis oldugunu zannetse ve bu durumda teyemmüm edip namaz kildiktan sonra suyunu bulsa; o kimsenin namazini iade edeceginde ittifak vardir. Sirâcü´l-Vehhâc´da da böyledir.

Su bir adamin sirtinda veya boynunda takili —bulunan bir kapta— olsa veyahut da yanina konulmus bulunsa da o kimse bu suyu unutarak teyemmüm etmis olsa; bu kimsenin teyemmü¤münün; caiz olmadiginda ittifak vardir.

Su palanin (esek veya katirin semerinin) üzerinde asili o´mus olsa; eger bir kimse bu hayvana binmis - olarak gitmekte ve su da semerin arka tarafinda ise o kimsenin teyemmümü caiz olur. Fakat su ön tarafta ise o kimsenin teyemmümü caiz olmaz.

Fakat eger adam bu hayva.; sürerek götürmekte ise ve suda semerin arkasinda bulunuyorsa teyemmümü caiz olmaz; su seme¤rin Önünde bulunuyorsa teyemmümü caiz olur.

Fakat adam hayvani çekerek götüren biri ise bu kimsenin te¤yemmümü her halde caiz olur. Serâhsî´nin Muhiyf Hnde de böyledir.

Bir kimse hasta olsa ve abdest almaya da teyemmüm et¤meye de gücü yetmese ayrica yaninda da abdest aldiracak veya teyemmüm ettirecek kimsesi bulunmasa Iuiâmeyn´e göre o adam namaz kilmaz.

Imâm Fazl bin Muhammed : «Ben Kerkî´nin Câ-mfcU´s - Segîrlnde söyle yazili oldugunu gördüm : Elleri ve ayaklari kesilmis yüzü de yara olan bir adam abdestsiz ve teyemmümsüz namaz kilar ve iade etmez.» demistir. Esahh olan da budur. Zahî-riyye´de de böyledir.

Mahpus olup da su ve temiz toprak bulamayan kimse na¤maz kilamaz. Bu Imâm-i A´zam Ebû Hanîfe (R.A) ve Imâm Mu¤hammed (R.A.) ´in kavildir ve yerden veya duvardan bir sey çikar¤maya imkân olmadigi vakit içindir. Fakat bu kimsenin toprak çi¤karma imkani olursa teyemmüm eder ve namazini kilar. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Izâh´da : «Abdest aldigi zaman idrarini tutamiyan kimse teyemmüm edince idrarini tutabiliyorsa teyemmüm etmesi caiz¤dir.» denilmistir. Sirâcül´-Vehhâc´da da böyledir.

Çölde bulunan bir kimsenin yaninda agzi lehimlenmis bir ibrik içinde zemzem bulunsa o kimsenin teyemmüm etmesi caiz olmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Hazir olan bir cenazenin namazinin kendisi abdest alin¤caya kadar kilinacagindan korkan bir adamin cenazenin sahibi degilse teyemmüm etmesi caizdir. Fakat kendisi cenazenin sahibi ise teyemmüm etmesi caiz degildir. Sahih olan da budur.

Velî´nin cenaze namazini kildirmasini emrettigi kimse de te¤yemmüm edemez. Fakat bu hususta cenaze namazini kildirmaya kendisinden daha yetkili bir velî hazir olunca yetkisi az olan kim¤senin teyemmüm etmesi caiz olur. Çünkü yetkisi az olan kimse kendisinin cenaze namazim kilmak için beklenmemesinden korka-bilir.

Cenaze namazim kildirmak için bir baska kimseye izin vermis olan velî´nin de teyemmüm etmesi caiz olur. Behrü´r-Râik´ta da böyledir.

Bir adam teyemmümle bir cenaze namazi kildiktan son¤ra ikinci bir cenaze daha gelmis olsa; eger birinci cenaze ile ikinci cenaze arasinda bir abdest alacak kadar vakit yoksa o teyem¤mümle ikinci cenazenin namazini da kilar. Fakat vakit varsa ki¤lamaz; yeniden teyemmüm yapar. Muzmarât´ta da böyledir.

Vaktin çikmasindan korkmadikça bayram namazina bas¤lamadan önce imâmin teyemmüm etmesi caiz olmaz. Fakat vak¤tin çikmasindan korkuyorsa teyemmüm caiz olur.

Muttedî´de eger abdest alincaya kadar namazin kilinip bite¤ceginden korkmuyorsa teyemmüm etmesi caiz olmaz; fakat nama¤zin kilinacagindan korkuyorsa teyemmüm etmesi caiz olur.

Teyemmümle namaza baslamis olan bir kimsenin abdesti bozuîsa; bu kimsenin —tekrar— teyemmüm ©dip namaza devam edecegi hususunda hiç bir ihtilâf yoktur.

Fakat abdestle namaza baslamis olan bir kimsenin abdesti bozulmus olsa; bu kimse eger vaktin çikmasindan korkarsa bil-icinâ´ teyemmüm ederek namaza devam eder.

Fakat eger bu kimse vaktin çikmasindan korkmaz ve imâm namazi bitirmeden abdest alip ona yetisecegini ümid ederse; bu kimsenin teyemmüm etmesi bil-iemâ´ mubah olmaz. Sayet bunu iunid etmiyorsa o kimse teyemmüm edip namazina devam eder. Bu Imâm-i A´zam (R.A.)´a göredir. Diger imamlarimiz ise buna muhaliftir. Mhâye´de de böyledir.

Aslolan edâ edilmedigi zaman onun yerini tutabilecek bir seyin .olmamasi halinde teyemmüm etmek caizdir;

Fakat bir ibadetki onun halefi (yerini tutacak bir sey) var-i!ir onun için teyemmüm etmek caiz degildir. Cum´a namazi gibi Cevlieret´ün - Neyyire´de de böyledir.

Iki kimsenin ayni zamanda ve ayni yerde teyemmüm etmesi caizdir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir adamin ayni yerden tekrar tekrar teyemmüm etmesi de caizdir. Fetâvâyi Tatarhâniyye´de de böyledir.

Cühüp olan bir kimsenin teyemmümle cenaze ve bayram namazlarini kilmasi caiz olur. Zahîriyye´de de böyledir.

Bir kimse teyemmümlü olduguna kani oldukça abdes-tirvn bozuldugu süphesine düsünceye kadar teyemmüm üzeredir. Abdestsiz olduguna kani olunca da teyemroümlü olduguna ina¤nana kadar abdestsizdir. Hulâsa´da da böyledir.

Teyemmüm üstüne teyemmüm etmek sevab degildir Künyede de böyledir.

Misafir (yolcu) suyun olmadigini bilse bile cariyesi ile cima´ edebilir. Hulâsa´da da böyledir.

Teyemmümle namaz kilan bir kimseye bir hiristiyan «aî-dese o kimse namazim bozmaz. Çünkü nasranînin sözü sana su»yunftu Hüsraninin sözü istihza olabilir. Namaz ise süpheli olan bir seyden dolayi bozul¤maz. Namazi bitirdikten sonra o su istenir. Eger Nfesrânî suyu ve¤rirse o kimse teyemmümle kilmis oldugu o nama7j iade eder. Fetâ-vâyî Kâdîhân´da da böyledir. [98]



5- MESTLER ÜZERINE MESHETMEK


Mestler üzerine meshetmek bir ruhsattir. Bir kimse meshin caiz oldugunu görüp bildikten sonra azimet yolunu tercih etmis ol¤sa yani ayaklarim yikasa bu daha evla olur. Tebyîn´de de böyle¤dir. [99]



Meshin Caiz Olmasi Için Gereken Seyler :


Mestle yol yürümenin mümkün olmasi ve -onun topuk ke¤miklerini örtmesi meshin caiz olmasi için gereklidir.

Topuklarinin üst tarafini örtmesi sart degildir. Muhiyt´te de böyledir. Hatta bir adam ancak topugunu örtecek kadar olup fazla uzun olmayan bir mest´e meshetmls olsa bu caizdir.

Üstü ve alti deri ile kaplanmis olan çoraba meshedilir. Kâfi´de de böyledir.

Altina deri konularak nalin seklinde getirilmis olan çora da bunun üzerinedir. Nehrül-Fâik´ta da böyledir.

Bir yere dayanmaksizin ayakta dikine durabilen ve alti görünmeyen derisiz kalin çoraba da meshetmek caizdir. Fetva da bunun üzerinedir. Nehrü´l-Fâik´ta da böyledir

Bir adam ayaklari ve topuklari görünmeyen ancak bir veya iki parmak miktari görünen— bir fotin (ayakkabi) giyse onun üzerine meshetmesi caizdir. Bu ayakkabi koncu olmayan mest yerinedir. Fetâvâyi Kadîhân´da da böyledir.

Ham bez veya benzeri bir seyden yapilmis olan bir çizme giymis bulunan kimsenin bu çizmenin üzerine meshetmesi caiz ol¤maz.

Fakat sahtiyandan veya benzeri seylerden yapilmis olan çiz¤meler üzerine meshetmek caizdir.

Mestleri üzerine bezden veya benzeri bir seyden yapilmis çizme giyen bir kimsenin o çizmenin üzerine meshetmesi caiz ol¤maz. Fakat bu çizmeler çok ince olur da meshedilirken elin yasligi altindaki mestlere geçerse bu durumda meshetmek caiz olur.

Eger çizmeler sahtiyan (deri) ve benzeri seylerden yapilmis olur ve o kimse çizmelerini ayaklanrii yikamak sureti ile aldigi abdest bozulduktan fakat mestlerinin üzerine meshetmeden önce giymis veya ayni abdesti bozulduktan ve mestlerinin üzerine mesh ettikten sonra giymis ise o çizmelerin üzerine meshetmesi bil-ic-mâ caiz olmaz. Fakat eger abdesti bozulmadan önce giymis ise o çizmelerin üzerine meshetmesi bize göre caiz olur. Muînyt´te de böyledir.

Bir kimse mestlerinden birinin üzerine çizmelerinden bi¤rini giymis olsa mestin biri ile o tek çizmenin üzerine meshetme¤si caiz olur. Fetâvâyî Kâdîhân´da da böyledir.

Sahtiyan Ederi) den veya benzerinden iki kat olarak yapil¤mis bulunan mestin üzerine mesedilir. Kafî´de de böyledir.

Türklerin keçeden yaptiklar mestleri meshetmek caizdir. Çünkü onunla yola gitmek yürümek mümkündür. Bu hususta sa¤hih olan yol da budur. Serh-i Mebsû´t´ta da böyledir.

Çarik eger ayagi Örter ayagin üstü ve topuklar görünmez ise onun üzerine meshetmek caizdir. Ayaktan veya iki parmak miktannea bir yerin görünmesi daima müstesnadir ve meshe mani´ degildir.

Çarik söylenildigi sekilde olmaz fakat çarik giyen kimse aya¤gim deri ile örter ve dikerek o deriyi çarikla da bitistirirse yine çarigin üzerine meshetmek caiz olur.

Fakat bu deriyi dilemez de bir seyle baglarsa bu durum¤da meshetmek caiz olmaz. Hulâsâ´da da böyledir.

Demirden camdan ve odundan yapilmis olan mestlere meshetmek caiz degildir. Cevhertü´n - Neyyrre´de de böyledir. [100]



Meshin Yapilacagi Yer:


Her mestin üzerinde el parmaklarindan üç parmak kadar bir yerin meshedilmesi gerekir. Esahh olan da budur. Serahsi´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Mestin altini Ökçesini koncunu etrafini ve topuklarini meshetmek caiz olmaz. Tebyîn´de de böyledir.

Bir kimse ayaginin birinin üzerine iki parmak miktari digerine de bes ´parmak miktari meshetmis olsa bu caiz olmaz. Fesü´I - Kadîr´de de böyledir.

Ayaktan hâlî olan (içinde ayak bulunmayan) mestin üzere¤ne meshedilmis olmasina itibar edilmez.

Bir kimse genis olan mestinin bos kismina ayagmi iletse de o ayagin üzerine mesh etmis olsa bu caiz olur. Fakat ayak o yer¤den aynlirsa meshi iade eder. Sirâcül-Vehhâc´da da böyledir.

Bir kimsenin ayaklarinin birinde cerahat (yara) olsa da onu yikamaya ve meshetmeye gücü yetmese bu kimsenin diger ayagina meshetmesi caizdir.

Ayaginin birisi topugunun yukarisindan kesilmis olan kim¤senin de diger ayagim meshetmesi caizdir.

Sayet kesilmis olan ayaginda üç parmak miktari bir yer kal¤missa o kimsenin her iki ayagina da meshetmesi caizdir.

Fakat kesilen ayakta meshedüecek yer kalmasa da yikanacak yer kalmis olsa bu durumda her iki ayagmi da meshetmesi caiz olmaz´ (yani yikamasi gerekir) Muhiyt´te de böyledir.

Bir adamin mestleri üzerine giydigi çizme genis olsa da o kimse eiini çizmenin içine sokarak mestlerinin üzerine meshet-kc bu caiz olmaz. Kunye´de de böyledir. [101]



Mesh Nasil Yapilir :


Sahih olan kavle göre meshin üç parmak ile yapilmasi ge¤rekir.

Hatta bir kimse bir parmagi ile suyu tazlemeden üç yere birer defa (toplami üç defa) meshetmis olsa bu caiz olmaz.

Fakat bir parmagi ile her defasinda yeni su alarak ayri ayn yerlere üç defa meshetmis olsa yaptigi bu mesh caiz olur. Kâfî´de de böyledir.

Bir kimse sayet bas parmagi ile sehâdet parmaginin iyice açilmis hâli ile meshetmis olsa bu caiz olur. Fetâvâyi Kâ-dîhgn´da de böyledir.

Bir kimse üç parmagini mestinin üzerine koymus olsa fakat onlari sürterek çekmese meshi yine caizdir. Yalniz bu hal sünnete muhalif olur. Münyetül - Musa&fde de böyledir.

Bir kimse mestlerini parmaklarinin ucu ile meshettigi za¤man eger parmaklarindan su damlarsa meshi caiz olur; damla¤mazsa caiz olmaz. Zehiyre´de de böyledir.

Sayet meshedilmesi gereken yere su dökülmüs olur veya yagmur yagmis olmasindan veyahut da otlakta yürümekten dolayi mestler üç parmak miktari islanmis olursa bu haller mesh yerine caizdir. Sahih kavle göre çig de yagmur gibidir. Tebyîn´de de böy¤ledir.

Yikanan yerin islagi ile meshetmek caizdir. Bu islagin damlamasi ile damlamamasi esittir;

Fakat meshettikten sonra elde kalan islakla meshetmek caiz degildir. Muhiyt´te de böyledir.

Mesh sag elin parmaklarini sag ayaktaki mestin önüne; sol elin parmaklarini da sol ayaktaki mestin Önüne koyarak ve parmaklarin arasini da açik bir sekilde bulundurarak elleri to¤puklarin üzerine dogru» bacaga varincaya kadar çekmektir. Bu mes¤hin sünnet olan seklinin ta´rifidir.

Ancak bacaktan baslayip parmaklara kadar veya enine bir sekilde meshetmek de caizdir. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyle¤dir.

Bir kimse avuç içlerini mestlerinin üzerine kor ve sürte¤rek çekerse veya avuç içi ile birlikte parmaklarini da kor ve sür¤terek çekerse bu da güzeldir. En güzeü ise elin tamami ile mes-hetmektir.

Avucun dis tarafi ile meshetmek de caizdir. Ancak müs-lehab olan avucun iç tarafi ile meshetmektir. Hulâsa´da da böy¤ledir.

Zahirür´ - rivâye´de parmak izlerini açiga çikarmak sart degildir. Ancak parmak çizgilerini açiga çikarmak müstehabtir. Vîesh´te tekrar sünnet degildir. Tahâvî SerHi´nde de böyledir.

Mest´ler üzerine meshederken niyyet sari degildir. Sahih olan da budur. Fesül - Kadîr´de de böyledir.

Bir kimse tehâret niyyeti ile degil de sadece ögret¤mek niyyeti ile abdest alsa da mestlerinin üzerine meshetsebu ab¤esti abdest olarak caizdir ve sahihdir. Huîâsa´da da böyledir. [102]



Hangi Halde Mestler Üzerine Meshedîlir :


Meshih caiz olabilmesi için mestleri giymeden önce veya giydikten sonra alman abdest araya hades girmeden tamamlan¤mis olmalidir. Muhiyt´te de böyledir

Hatta bir kimse önce iki ayagini yikamis ve sonra da mestlerini giymis; fakat henüz abdestini tamamlamadan* hades vâki´ olsa (yani abdesti bozulsa) giymis bulundugu mestlerine mesh caiz olmaz. Kâfî´de de böyledir.

Bir kimse abdestsiz iken mestleri giyüi halde ve suya girerek yikansa ve ayaklarina su dolsa; sonra da diger azalarini viLayarak abdestini tamamlasa; bu sekilde almis oldugu abdest tamamlandiktan sonra bozulsa; bu kimsenin tekrar abdest alirken mestleri üzerine meshetmesi caiz olur. Tebyîn´de de böyledir.

Bir kimse esegin artigi olan su ile abdest alsa ve bu ab-´Ifcstle b; riskle teyemmüm de yaparak mestlerini giydikten sonra ah-desii bozulsa; esegin artigi ile abdestde alir teyemmüm de eder; mestleri üzerine de mesheder.

Abdesr. alirken tertibe ilî.yet etmek sünnettir. Buradaki durum tertibe îiiv-i (himi´den abdrM alinmasi halinde söz konusudur.

Bu kimsenin ikinci defa adbest aldigi su; sayet esegin artigi olan su degil de içinde hurma islatilmis su olsaydi mesh yapilmazdi. (Yani ayaklar yikanirdi.) Kâfî´de de böyledir.

Fetvalarda : «Esek artigi ile abdest alan bir kimse mest¤lerini giyse ve abdesti bozulana kadar da teyemmüm etmese; o kimse tekrar esek artigi olan su ile abdest alir mestlerine meshe-der ve sonra da teyemmüm ederek namazini kilar. Serahsî´nin Mu-hiyt´lnde <"e böyledir.

Teyemmümle mest giyen kimsenin abdesti bozulunca o mestlerieshetmesi caiz olmaz. Hizânetü´i - Müftîn´de de böyle¤dir.

Cünüp olan kimse ister mestlerini giymeden önce Isterse mestlerini giydikten sonra cünüp olmus olsun mestleri üzerine mesheyliyeraez.

Ancak bu kimse cünüplükten temizlenmek için teyemmüm eder abdestsizükten dolayi da abdest alirsa ve ayaklarini yikadiktan sonra da mestlerini giyerse; müddeti içinde her abdest almasi si¤rasinda o mestlerle mesh etmesi caiz olur Muzmarât´ta da böyle¤dir.

Cünüp olan bir kimse yikandiginda abdest azalarinin ba¤zi yerleri kuru kalarak oralara su ulasmamis ve o kuru yeri yika-madanda abdesti bozulmus olsa; bu durumda giyilmis bulunan mestlerin üzerine mesh yapilmaz. Tebyîn´de de böyledir. [103]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:57   #9 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Meshin Müddeti :


Mesh belli bir müddet için yapilmalidir.

Müddet mukîm (yolcu olmayan) için bir gün ve bir gece¤dir. Misafir (yolcu) içinse üç gün ve üç gecedir.

Yolculuk ister ibadet için olsun ister kabahat için olsun müsavidir. Sirâciyye´de de böyledir.

Müddetin baslangici: Mestleri giydikten sonra abdestin bozulmus oldugu zamandir.

Sabah vakit abdest alip mestlerini giymis olan bir kimsenin ikindi vaktinde abdesti bozulur ve tekrar abdest alip mestlerine meshederse o kimse için mesh müddeti eger kendisi seferi de¤gilse bir gün sonranin ikindi vafcinde abdestin bozuldugu-ana kadardir. Fakat eger misafirse dördüncü günün ikindi vaktine ka¤dardir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Mukim (yolcu olmayan) misafir olursa (yola çikarsa) mesh müddetini misafir gibi uzatir.

Mukimin mesh müddeti tamam oluktan sonra yolculuga çik¤masi gerekiyorsa; mestleri çikarir ayaklarini yikar ve tekrar mest¤lerini giyer. Muhiyt´te de böyledir.

Misafir mestlerini mesh müddeti tamam olmadan mukim olsa mestlerini çikarir ve ayaklarini yikar.

Sayet ikamet müddeti bitmeden mukim olursa mestlerini o müddete tamamlar. (O müddet tamamlanincaya kadar çikarmaz.) Hulâsa´da da böyledir.

Özürlü olan bir kimsenin abdest alip mestlerini giyerken Özürii bulunmazsa özürü olmayanlar gibi mesh müddeti içinde mestlerine mesheder.

Sayet bir kimsede abdest alirken veya meshin birini giyerken özür bulunursa onun için mesh müddeti içinde bulundugu vaktin dahilidir. Mesti üzerine meshetmesi yalniz o vaktin içinde caiz olur. o vaktin haricinde caiz olmaz. Bahrü´r - Raik´ta da- böyledir. [104]



Mestlerin Delik Yirtik Veya Sökük Olmasi:


Mestte ayak parmaginin küçügü ile üç parmak miktari yirtigin bulunmamasi gerekir. Sahih olan da budur. Hidaye´de de böyledir.

Esahh olan kavle göre üç parmak miktari yirtigin tama¤men görünmesi sarttir.

Yirtigin mestin iç yüzünde dis yüzünde veya ökçe tarafinda olmasi müsavidir. Muhiyt´te de böyledir.

Fakat yirtik mestin bogaz kisminda bulursa meshin caiz olmasina mani olamaz. Hulâsa´da da böyledir.

Yirtiklarda üç küçük parmak miktarina itibar edilmesi mestlerde parmaklarin haricinde olan yerin açilmasi halindedir.

Fakat bizzat parmaklarin bulundugu yer açildigi /aman imik-bei* olan hangisi olursa olsun üç parmagin açilmis olmasidir.

Hatta bas parmakla yarimdaki parmak açilmis alsa aslinda bu iki parmak küçük parmaklardan üç parmak miktarinda olma¤larina ragmen —bunlar iki parmak olduklari için— mesh caizdir.

Fakat yanlarindaki de açiîir ve açik parmak sayisi üçe çikmis bulu "îursa mesh caiz olmaz.

Parmaklan kesilmis olan kimselerde —mestin durumunu tesbit ederken— baskalarinin parmaklarina itibar edilir. Tebyîn´do de böyledir.

Yirtiklarin bir mestte Olmasi itibare alinir. Iki meMifeid yirtiklar bir araya toplanarak degerlendirilmezler.

Mestin bîrinde bir parmak digerinde de Iki parmak inik [ari yirtik bulunsa bu mestlerin üzerine meshetmek caizdir.

Fakat bir mestte mesttir "Önünde Ökçesinde ve yaninda bi rer parmak miktari yirtik bulunmus olsa bu mestin üzerine mesh etmek caiz olmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Dikis aralari gibi çok küçük yilliklar bu meselr\v da M! degildir. Onlara itibar edilmez.

Meshetmeye mani´ olan yirtik açihp alti görünen veya bi tisik olsa bile yürüyünce açilan ve ayagi gösteren yirtiktir.

Fakat her ne kadar yirtik uzun olsa da eger alti açihp görün müyorsa meshe mâni´ degildir.

Disi açilmis olan mestin iç kisminda dikilmis deri veyu bez astra bulunsa bu sekildeki yirtikda meshe mani´ degildir. Tebylin´de de böyledir.

Mest çorap veya çarik ayagin üst kisminda yarilmis (yir tilmis sökülmüs) olsa fakat dügmelerle üzeri baglaninca o yani- kapansa bu durumda o yarilmamis gibidir.

Eger ayagin üst kismindan bir sey açiga çikip görülürse Ih. durumda — yarilma da — mestin yirtilmasi gibidir. Zâhidi´dc do böyledir. [105]



Meshi Bozan Seyler :


Abdesti bozan her sey meshi de bozar.

Ayrica mestlerin ikisinin veya birisinin ayaktan çikmis olmasi da meshi bozar.

Mesh müddetinin sona ermesi de meshi bozan seylerdendir. Bu hüküm su bulundugu zaman geçerlidir. Fakat su bulunmazsa bu durumda mesh bozulmaz. Bilakis onunla namaz kilmak caiz olur. Hatta bir kimse namaz kilmakta iken mesh müddeti bitmis fakat su bulamamis olsa; o kimse namazina devam eder. Esahh olan da budur. Fakat bazi alimler: «Bu durumda o kimsenin na¤mazi bozulur.» demislerdir. Bu da eshebdir. Tebyin´de de böyledir.

Bir kimse abdestli iken mestini çikardigi zaman yeniden abdest almasi gerekmez. Bu kimsenin sadece ayaklarini yikamasi kâfî´dir. Abdestli oldugu halde mesh müddeti biten kimse de böyle yapar. Hidâye´de de böyledir.

Mestlerini çikardigi zaman ayaklarinin soguktan donaca¤gindan korkan bir kimse için her ne kadar mesh müddeti uzamis (geçmis) olsa da meshetmek caiz olur. Bu durum sargi üzerine meshetmek gibidir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Sahih olan kavle göre ayagin mestin koncuna çikmasi mestin —tamamen— çikmasi demektir. Hidâye´de de böyledir

Mest genis olsa da ayagi mestin içinde kaldirinca ökçe yerinden çiksa; fakat ayagi basinca ökçe yerine dönse bu durumda o mestin üzerine meshetmek caizdir.

Topal olan bir adam ayaklarinin disina basarak yürüyor ve gerçekten ökçesi ayakkabinin içindeki yerinden aynliyorsa bu kimsenin ayagi mestinin koncuna çikmadikça mesh etmesi mu¤bahtir. Fetâvâyi Kâdihan´da da böyledir.

Mestlerinin üzerine astarli mest giyen kisi bu giymis ol¤dugu seyi çikarinca diger mesti üzerine- tekrar mesh etmez:

Mestlerinin üzerine killi bir sey giyip de o seyin i killarini tras eden kisi ne mestlerinin üzeri soyulan — yani derisi kavlayan kisi de mestlerinin üzerine meshi yenilemez. Serahsî´nin Muhiyt-´in de de böyledir.

Bir kimse çizmelerinin üzerine meshettikten sonra onlari çikartmis olursa altta bulunan mestlerinin üzerini yeniden mes-heder. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse sayet çizmelerinden birini çikartmis olsa. onun altindan açiga çikan mestin üzerine mesheder. Ve diger çizmeye de meshi yeniler. Zahirü´r - rivâye´de böyledir. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir.

Mestlerini kâmil bir tehâretle (yani ayaklarini da yikaya¤rak abdest almis olarak) giymis olan bir kimsenin ayaginin birine sonradan su girmis ve giren bu su da topuguna kadar çikmis olsa hatta — bu sebebten — ayaginin tamami yikanmis bulunsa bu kimsenin diger ayagim da yikamasi gerekmez. (Bu görüs zayiftir. Sahih olan: Bu kimsenin meshi bozuldugu için-diger ayagini da yikamasidir.)

Ayaginin ekseri islanmis olan kisi için de durum aynidir. Esahh olan da budur. Zahiri y ye´de de böyledir.

Bir adami abdest alip sargisini baglayarak^Iju sargi üze¤rine meshetse veya ayaklarini yikayip mestlerini giys´e; sonra da abdesti bozulsa bu durumda abdest alarak sarginin ve mestlerinin üzerine mesheder.

Eger abdest bozulmadan yara iyi olursa yaranin yerini yikar ve mestlerine mesheder. Sayet o abdest bozulduktan sonra yara iyilesmis olursa; yeniden abdest alirken mestlerini de c^car-masi gerekir. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir. [106]



Sargilar Üzerime Meshetmek :


Sargilarüzerine meshetmek Imâm-i A´zam Ebû Hanfife (R. A.) ´ye göre farz degil vacibtir. Sahih olan da budur. Serâhsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Sargilar üzerine ancak altini yikamaya gücü yetmiyenler meshedebilir.

Sargilar üzerine yaraya su dokumasinin zarar vermesi veya sarginin çözülmemesi halinde meshedilebilir. Vikaye Serhi´nde db böyledir. .

Sarginin çözülmemesi bunun bir kimsenin sargiyi bizzat ken¤disinin baglayamayacagi yerde bulunmasi veyahutda baglayacak baska bir kimsenin olmamasi halidir. Fesüt - Kadtr´ de de böyledii".

Eger yarayi soguk su ile" yikamak zarar verir de sicak su ile yikamak zarar vermezse onu sicak su ile yikamak lâzim olur. Zahir olan da budur. Imâm-i A´zam Ebû Hanafe(RA.´ ise: «Zarar vermese bile yarayi yikamak terkedilebilir.» demistir. Diger iki Ima¤mimiza göre bu durumda yarayi yikamak terkedilmez. Itâbiyye: «Imâm-i A´zam (R.A.) da îmâmeyn´in bu görüsüne dönmüs¤tür.» demistir. Fetva da bu görüse göredir.-Vikaye Serhi´nde de böyledir.

Eger sargi bizzat yaranin bulundugu yerden daha fazla yer isgal ediyor yâni yaranin kapladigi yerden daha fazla genis bir alan sargi ile sarilmissa ve sarginin çözülmesi veya çözül¤dükten sonra yaranin meshedilmesi zarar veriyorsa hem yaranin üzerindeki ve hem de yarasiz yerin üzerindeki sargiya meshedülir.

Fakat eger yaranin üzerini meshetmek zarar verir de sarginin çözülmesi zarar vermezse; o zaman´ yaranin üzerinde bulunan sarginin üzerine meshedilîr .yaranin etrefmdaki saglam yerler ise yikanir. Yara da bizzat meshedUir.

Yara ile kirik çikik gibi haller müsavidir. Yani yaranin üzerindeki sargi hangi hükme tabii ise kirik ve çikiklarin üzerin¤deki sargilar da o hükme tabi´dirler. Fesül - Kadir´de de böy¤ledir.

Sarginin ekserisi üzerine meshetmek kâfidir. Fetva da buna göredir.

Sarginin yansinin veya yarisindan daha az bir kisminin üzerine mesh etmek caiz olmaz. Bu husus biMcmâ´ böyledir. Sirâcül -Vehhâc´da da böyledir.

Kan aldiran bir kimse yaranin üzerinde bulunan birinci sargiya meshetse de onun üzerinde bulunan sargiya meshetmese bu caizdir. Vikaye Serhi´nde de böyledir.

Ele baglanmis bulunan iki ayri sarginin arasinda sargisiz yer bulunsa iki sarginin arasindaki 6 yere ide meshetmek kâfi ge¤lir. Sahih olan da budur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Yara iyi olmadan üzerindeki sargi düsmüs olsa yarayi yikamak gerekmez ve mesh de bozulmus olmaz.

Ancak iyi oldugu zaman bir yaranin üzerindeki sargi düserse bu yaranin yikanmasi gerekir. Çünkü bu son durumda mesh de bozulmustur. Miihiyt´te de böyledir.

Abdest alan bir kimse yaranin üzerinde bulunan ilacin üzerine su sürer ve sonra da yaranin iyilesmesinden dolayi bu ilaç düsmüs olsa; o sahsin bu yaranin yerini yikamasi gerekir. Aksi tak¤tirde yani üaç düsniemisse yikamasi gerekmez. Muhiyt´te de böyledir.

Tirnagi kirilmis olan bir kimse kinlan tirnaginin üzerine ilaç koydugunda veya sakiz yapistirdiginda bunlarin kaldirilmasi zarar verirse kaldirmayip üzerlerine mesheder. Meshetmek de za¤rar verirse bu durumda onu da terkeder.

Uzuvlarinda yarik olan bir kimse gücü yeterse onlarin üzerine su dökerejc yikar; yetmezse bularin üzerini mesheder. Ona da gücü yetmezse terkeder ve yariklarin etrafim yikar. Tebyîn´de de böyledir.

Üzerine meshedihnis olan sargisi düsen ve bunu baska bir sargi ile degistirmis olan kimsenin yeniden — bu yeni sargi üze¤rine — meshetmesi en dogru davranistir. Zehiyre´de de böyledir.

Parmaginda bulunan bir çibandan dolayi onu bir ilacin içine sokmus olan bir kimsenin bu durumda; ilaç çibanin bulun¤dugu yerin daha ilerisine geçmis olursa bu kimse abdest alir ve o çibanin— üzerindeki ilacin— üzerini mesheder. Bu durumda ya¤pilan meshin caiz olmasi için meshin sargiyi geçmis olmasi gerekir.

Kan aldiran kimse hakkindaki hüküm de böyledir. Fetva da bunun üzerinedir.

Iki kolunda cebair (tahta sargilar) bulunan bir kimse meshetmek niyyeti ile bir kapdaki suya iki kolunu da daldirmis olsa; bu kimsenin meshi caiz olmadigi gibi kollarini soktugu suyu da ifsâd etmis olur.

Sarginin el parmaklarinda veya avuç içinde olmasi hali bu¤nun aksinedir. Yani bir kimse meshe niyyet ederek tahta ile sa¤rilmis olan ellerini bir kapta bulunan suya batirsa meshi caiz ol¤dugu gibi o su fasid olmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Kiriklarda kulanilan tahta sargilar ile yaralar için kulla¤nilan bez sargilarin üzerini meshetmek bularin altini yikamak gi¤bidir. Ancak yikamaya bedel degildir. Hatta sargi ayaklardan birinde olsa ve onun üzerine meshedilmis bulunulsa diger ayagin yikanmasi gerekir. Tebyin´de de böyledir.

Bu meshler bir vakitle kayitli degildir ve sargilarin ab-destli veya abdestsiz olarak sarilmis olanlari arasinda da bir fark yoktur. Büyük ve küçük hadesler de (icabettigi halde gusletmemis veya abdest almamis olmakta da) bir fark yoktur.

Meshedilirken niyyetin sart olmadigi hususu ittifakla nvayet olunmustur.

Sahih rivayetlere göre —her defasinda— bir kere meshetmek — yani meshi bir defada birkaç kere tekrarlamamak — kafidir. Muhiyt´te de böyledir.

Sargilarin üzerinde bulunan sargi katlan düsse alttan çik--mis olan sargiya yeniden meshetmek icab etmez Bahni´r - Râik´tda böyledir.

Bir kimsenin ayaginin birisini yikamasi ve diger ayagin¤da bulunan mestin üzerini meshetmesi; yani yikama islemi ifemes-hetme islemini bu sekilde bir araya getirmesi caiz olmaz. Kâfi´de de böyledir.

Ayaklarindan birinde yara olan ve bu yara üzerinde sargi bulunan bu adam abdest alirken sargili ayagina mesh diger aya¤gini ise yikar; sonra da üzerine mestini giymis olursa o mestin üzerine meshetmesi caiz olmaz.

Fakat sarginin üzerine mesheder ve iki mestini de giyerse o mestlerin üzerine meshetmek caiz olur. Serahsi´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Ayaklarinin birinde sivilce (kabarcik) bulunan bir kimse obdesi alip mestlerini giyindikten sonra abdesti bozulsa ve yeniden abdest alsa ve mesitlerinin üzerine mesh eylese; bu abdestle de na¤mazlar kilmis olsa mestlerini çikardigi zaman o sivilceyi (kabar¤cigi) patlayip yarilmis ve ondan kan akmis oldugunu görse ve si¤vilcenin de ne zaman varildigini bilmese; eger yaranin basi i ve bu sahis da mestlerini feGrin tulü´u (ortaligin aydinlanma} -imani giymis ve çikarisi da yatsi namazindan sonra vuku´ bulmussa sa-Dah namazini yeniden kilmaz diger namazlari ise yeniden kilar.

Ve eger bu yaranin basi kanla islaksa kilmis bulundugu namaz-.arin hiç birini iade eylemez. Muhiyt´te de böyledir.

Bir sargi ile sarilmis bulunan yaranin kam veya cerahati »arginin disina çikarsa abdest bozulur. Fakat böyle bir islaklik sarginin disina çikmazsa abdest bozulmaz.

0 Sayet sargi iki kat olur da islaklik bir kismina geçmis bulunursa bu durumda abdest bozulur.

Eldivenlere mesHetmek caiz degildir. Kâfi´de de böyledir.

Bir adam diger bir sahsa kendisinin mestlerine mesh eyle¤mesini emretse de o da meshetmis oka bu mesh caiz olur. Hulâsa´da da böyledir.

Mestler üzerine meshetmek hususunda kadinlar da erkek¤ler gibidir. Mestlere meshetmenin caiz olup olmamasinda her ikisi de esittir. Muhiytte de böyledir. [107]



6- KADINLARA MAHSUS BAZI HALLER


Hayiz


Dogum yolundan degil de rahimden gelen kandir. Ar¤kadan kan gelmis olsa o hayiz kani degildir. Fesü´l Kadîr´de de böyledir.

Hayiz kaninin kesilmesinden sonra yikanmak müstehabtir.

Bu konu çok önemli bir konudur. Hayiz kani ile ilgili mesele¤leri iyi bilmek lazimdir.

Hayiz kani dokuz yasindan itibaren baslar ve kan kesilme zamanina kadar devam eder. Bedâî´de de böyledir.

Ei-iyâs : «Bu zaman elli bes sene —yas— olarak takdir edilmistir.» demistir. Muhtar olan görüs de budur. Kavillerin en dogrusu ve güvenileni de budur. Fetva da bunun üzerinedir. Mi´râ-cU´d - Dirâye´dc de böyledir.

Zahir mezhebde elli bes yasindan sonra görülen kan ha¤yiz kam degildir. Fakat eger kan kuvvetli ise onun hayiz kani sa¤yilmasi ihtiyar edilmistir. Serhül - Mecmu´a´da da böyledir.

Kanin fereden disari çikmasi lâzimdir. Sayet kürsüf (ka-dinlann kullandigi pamuk veya bez) düsmüs olsa ve kan ondan damUimasa o kan hayiz kani sayilmaz. Muhiyt´te de böyledir. F : 9

Temiz bir kadin kürsüfunde kan görse o kürsüfü tutun¤dugu andan itibaren hayizli olduguna hükmedilir.

Hayizh olan kadin kürsüfünün üzerinde kan eseri bula¤mazsa kürsüfü tutundugu andan itibaren kanin kesilmis olduguna hükmedilir. Vikaye´de de böyledir.

Hayiz halinde kanin seyelân etmesi (akmasi) sart degildir. Hülâsa´da da böyledir.

Hayiz kani siyah kirmizi sari yesil bulanik ve toprak rengi olmak üzere alti renkte olabilir. Mihâye´de de böyledir.

Kürsüf üzerinde görülen renge ancak kaldirildigi zaman kanin taze ve kurumamis olmasi halinde itibar edilir. Muhiyt´te de böyledir.

Eger kadin bez üzerinde taze ve damlamakta olan halis bir beyazlik görmüs olsa ve bu da kurudugu zaman sarilassa onun hükmü beyaz hükmüdür.

Kadm; bu durumda bir kirmizilik veya sanlik görmüs olsa bunlar da kuruduklari zaman beyaz olsalar kadinin görmüs oldugu hale itibar edilir; degisiklige itibar edilmez. Tecnîs´de de böyledir. [108]



Hayzin Müddeti :


Hayzin en az müddeti üç gün üç gecedir. Zahirü´r - rivâye böyledir. Tebyîn´de de böyledir.

Hayzin en çok müddeti ise on gün on gecedir. Hülâsa´da da böyledir.

Hamile kadin hayiz olmaz.

Ancak hayiz müddetinde görülen kanlar hayiz kani sayilir.

Hayiz müddeti içinde bir gün kan görüp dokuz gün kan gör¤meyen veya iki gün kan görüp de daha sonraki günlerde temiz olan bir kadm için Imâm Muhammed (R.AJ´in Imâm-i A´zam (R.A.)´dan rivayet ettigi «Hayiz temizlikle baslamadigi gibi temizlikle de bit¤mez» kavline göre «hayizîidir» denilemez.

Ebû Yûsuf (R.A.) ´un rivayetine göre ise; «gerçekten temizlik iki kan arasinda on bes günden az olmamalidir.» Yani bir kadinin hayizli sayilmamasi için en az on bes gün kan görmemesi gerekir.

Müteahhirin (sonra gelen âlimler} bu rivayete göre fetva ver¤mislerdir. Çünkü bir sual karsisinda bu cevap müfti için çok ko¤laydir. Tebyîn´de ve Zâhldî´de de böyledir. Bu görüsü almak da kolaydir. Hidâye´de de böyledir. Sehîd Hüsâmeddin de bunun üze¤rinde karar kilmis ve bununla fetva vermistir.

tki kan arasi on günü geçmez ise temizlik (zamani) da kan (görüldügü zaman) da hayizîidir.

Bu durumda kanin ilk defa görülüyor olmasi ite adet olmus olmasi arasinda bir fark yoktur.

Sayet iki kan arasi on günü geçerse; bu durumda henüz iliç adet gören hakkinda bu halin on günü hayizdir. Adetli olan hak¤kinda ise hayz bildigi günler kadari hayzdir. Temizlik bildigi gün¤ler kadari ise temizliktir. Sîrâcüt - Vehhâc´da da böyledir.

Temizligin önü ve sonu kan oldugu zaman o temizlikde hayza dahildir. Tebyîn´de de böyledir.

Temizlik (kan görmeme hali) on bes gün veya daha fazla oldugu zaman fasilaya itibar olunur. Ve iki kandan biri veya her ikisi de hayiz sayilir. Muhiyt´te de böyledir.

Temizligin en az müddeti on bes gündür. Çogu içinse bir sinir yoktur. Ancak kanin devamli olmasi gibi adet nasbma ihtiyaç oldugu zaman o kadinin her aydan on gün hayizU oldugu takdir edilir. Ve bu kadm diger günlerde temiz sayilir. Hidâye´de de böy¤ledir. [109]



Nifas


Nifas : Dogumu takib eden kandir. Mutunda da böyledir.

Dogum yaptigi halde kan görmemis olan kadinin guslet¤mesi icab etmez. Bu görüs Ebû Yûusuf (R.A.).´un göiüsüdür. Imâm Muhammed (RjU´den de böyle rivayet olunmustur. Müfîd´de : «Sahih olan da budur.» denilmistir. Fakat o kadinin abdest alma¤si vacib olur. Çünkü çocukla beraber pislik de çikmistir. Tebyîn´-de de böyledir.

Imâm-i Azam (R.A.)´a göre ise o kadinin gusletmesi gerekir. Âlimlerin çogu da bu görüsü almislardir. Sadrü´s - Sehîd´de bu¤nunla fetva vermistir. Ebû Aliyyü´d - Dekkâk da : «Biz de bu görüsü aliriz.» demistir. Fetvalarda da «sahih olan budur.» denilmistir. Miihiyt Muzmarât ve Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

"Kadinin nüfesâ (nifasli) olmasi için çocugun yarisindan . daha fazla kisminin çikmasi gerekir.

Çocuk karinda parçalanmis ve ekserisi de çikmis bulun¤sa; eger düsügün tirnak parmak saç gibi uzuvlarindan bazilari belli oimussa kadin nüfesâ sayilir. Aksi takdirde kadin nüfesâ sa¤yilmaz. Tebyîn´de de böyledir.

Eger düsügün uzuvlarindan hiç birisi belli olmamis ve açiga çikmamissa o kadin için nüfesâlik yoktur. Eger o kadim ha-yizh saymak mümkün olursa kadin hayizh sayilir. Bu mümkün ol¤mazsa kadinin kani istihâza Çözür) kanidir.

Bir kadin düsükten önce veya sonra kan görür ve düsü¤gün yaratilisi da açik —uzuvlari belli— olursa kadinin önceki gör¤müs olcjugu kan hayiz kam degildir düsükten sonra kan gördügü için o kadin nüfesâ sayilir.

Fakat düsügün yaratilisi belli olmamissa önceki gördügü kan; eger kadini hayizh saymaya imkân varsa hayiz kanidir. Nshâye´de de böyledir.

Kadin göbegi cihetinden dogursa; ^rvicki marninda yara olsa da karni yarilarak çocuk oradan çikarilsa o akici yaranin sa¤hibi olan kadin nüfesâ degildir. Zâhtriyye ve Tebyîn´de de böyledir.

Yalniz çocugun göbekten çikmasini müteakib fercden kan çi¤karsa iste o zaman kadin nüfesâ olur. TebymMe de böyledir.

ikiz doguran kadin ük çocugu dogurdugu andan itibaren nüfesâ´dir. Kâfî´de de böyledir.

Ikizlikte sart iki çocuk arasindaki zamanin alti aydan az olma¤sidir. Üçiz olmasi halinde de üçüncü ile ikinci arasi da yine böy¤ledir. Fakat birinci ile üçüncünün arasi alti aydan fazladir.

Sahih olan ikizligin sarti yüklülügün bir olmasidir. Tebyîn´de de böyledir.

Nifasm en az müddeti kanin bir saatcik olsun bulunmasi¤dir. Son haddi ise kirk gündür. Fetva bunun üzerinedir. Sirâdy-ye´de de böyledir.

Eger kan ilk baslangiçta veya adetlilerde^ kirk günden fazia olursa —yukarida isaret edildigi gibi— bunun kirk gününün nifasli olduguna itibar edilir.

Iki kan arasinda temizlik (kansizlik hali) on bes günden fazla bile olsa Ebû Hanîfe tR.A.)´ye göre bu —zaman—da nifastir. Fet¤va da bunun üzerinedir.

Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre nifasta adet bir defa degisik seklini görmektir. Hulâsa´da da böyledir. [110]



Istihâze


Bir kadin hayiz ve nifas hallerinin en son haddinden faz¤la temizlik müddetinden az kan görmüs olsa; eger bu hal kadinin ilk hali veya adetli kadinin da adetinden sonra ise bu kan istihaze (hastalik özür) kanidir.

Bir kadin; hayzin en az müddetinden daha az bir süre kan görmüsse bu kan da istihaze kanidir.

Yasi büyük kadinlarla küçük sayilan kizlarin gördükleri kanlar da istihaze kamdir. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kadinin hamile iken veya dogum yapacagi vakit do¤gumdan önce görmüs bulundugu kanlar da istihaze kanidir. Hidâye ve Muhiyt´fe de böyledir. [111]



Hayiz Nifas Ve-Istihâze Hakkindaki Hükümler :


Bunlarin hiç birinde kan çikip görülmedikçe hüküm sabit olmaz. Âlimlerimizin-takip ettigi yol budur;; Ve âttnilefm ek¤serisi bu görüs üzerinedir. Fetva da buna göredir. Mwmyt´te de böy¤ledir. [112]



Hayiz Ve Nifas Hakkinda Müsterek Olan Sekiz Hüküm:


1- Namaz.


Hayiz ve nifas halinde namazin edasi da kazasi da düser. Kifâye´de de böyledir.

Kadin kani gördügü vakit o andan itibaren namazi terk eder. Fakîh «Biz bunu aliriz.» demistir. Nevâzîl´den naklen Tatar-hânilyye´de de böyledir. Sahih olan da budur. Tebyîn´de de böyledir.

Kadin hayizli oldugu veya nifase bulundugu zaman nama¤zin farzi düser. Ondan Önceki zamanda içinde namaz kilma imka¤ni oldugu halde kilmamis bulundugu vakitlerle ilgili namazlarin hükmü baki kalir. Zehayre´de de böyledir.

Bir kadin vaktin sonunda o vaktin namazini kilmaya baslamis da sonradan hayizli.olmussa —nafilenin hilâfina— son¤radan o namazi kaza eylemez. Hulâsa´da da böyledir.

Hayizli bir kadinin namaz vakitleri girdigi zaman abdest alip evinin bir kösesine oturarak tesbih çekmesi «lâ ilahe illallah» demesi müstehabtir. Bunu mümkün oldugu kadar yapmalidir. Çünkü temiz olsa idi namazi eda edecekti. Sirâciyye´de de böyledir.

Sugra isimli kitabta : «Hayizli bir kadin secde ayetim isit¤tigi zaman secde eylemez.» denilmektedir; Tatarhâniyye´de de böy¤ledir. [113]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 01:57   #10 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17194
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

2- Oruç Tutmak.


Hayiz ve nifaslinin oruç tutmasi haramdir. Bunlar bu oruçlari sonradan kaza ederler. Kifâye´de de böyledir.

Nafile bir oruca baslamis olan kadin oruçlu iken hayiz olursa ihtiyaten o orucu kaza eder. [114]



3- Mescide Girmek


Hayizli veya nifasli veyahut da cenabet olan kimseye is¤ter oturmak için olsun isterse ibadet etmek için olsun mescide girmek haramdir. MünyetS - Musallî´de de böyledir

Tefazîb isimli kitahta ; «Cemaat için hayizli mescide gi¤remez.» denilmistir.

Hüccet´de ise «Hayizh baska yerde buJamiyorsa su için mescide girebilir.» denilmistir. Hüküm de böyledir.

Hayizli bulunan veya cünüp olanin vahsî hayvanlardan ve¤ya hirsi dan veyahut da soguktan korktugu zaman mescidde dur¤masinda "bir beis yoktur. Bu durumla karsilasanlar için evlâ olan ise mescide tazim ederek teyemmüm etmektir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Mescidin üzeri de mescid hükmündedir. Cevheretü´n - Ney-yire´dede böyledir.

Sahih kavle göre cenaze ve bayram namazlarim kilmak için tanzim ecUîmis olan yerler ^-namazgahlar— mescid hükmün¤de degildir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Hayizli veya cenabet planin kabir ziyaret etmesinde bir beis (sakinca ve mesuliyet) yoktur; Sfeâeiyye´de de böyledir. [115]



4- Ka’beyi Tavaf


Hayizli ye nifasli olana distan da olsa Kabe´yi tavaf et¤mek haramdir. Kifâyede de böyledir.

Cünüp olan da Ka´be´yi distan bile olsa tavaf edemez. Bu da haramdir ve memnudur Tebyîn´de de böyledir.[116]



5- Kur’an Okumak


Hâize ve nüfesâ´ya. Kindan okumak da haramdir.

Hayizli nifasli ve cünüp olanlar Kur´an-i Kerîm´den bir âyet veya daha az miktarda da olsa —hiç bir sey-^- okuyamazlar. Sahüi kavle göre Kur´ân okumalarinin haram olmasinda bunlarin üçü de birbirlerine müsavidirler.

Ancak bunlar bir ayetten az olan bir miktari Kur´ân okuma kasti olmaksizin okuyabilirler. Meselâ : Sükretmeyi irade ederek «el-hamdü lillâh» demek veya yemege baslamak veya baska bir niyyetle «bismilüah» demek gibi... Bunlarda bir beis yoktur. Cev¤heretü´n -- Neyytre´de de böyledir.

Konusma esnasinda lisanda cereyan eden ve Kur´ân âyet¤lerinde bulunan «sümme nazara» «lem yelid» «ve lem yûled» gibi ilâhî lafizlari teleffuz etmek de yukaridaki hükme tabi´dir. Hiüâsa´-da da böyledir.

Okunmasi helâl olmayan bir seyi okumak için cünüp kim-se agzini yikamis olsa bile yine hüküm degismez. Seraksî´nih Mu-hiyfmde de böyledir. Sahih olan da budur. SirâcüT- Vehhâc´da da . böyledir.

Hayizli ve nifasli olanlarin Zebur Tevrat ve Incil´i okuma¤lari da mekruhtur. Tebyîn´de de böyledir.

Kur´ân ögretmekte olan kadinin hayizli oldugu Vakit iki kelimenin arasini keserek kelime kelime okutup ögretmesi lâzim¤dir. Uygun olan da budur. O kadinin Kur´ân*! heceleyerek okuma¤sinda ve okutmasinda kerahet yoktur. Muhiyt´te de böyledir.

Zahirü´r - rivâye´de kunut dualarini okumak da mekruh degildir. Tebyîn´de ve Tecnîs´de de böyledir.

Cünüp ve hayizh olanlarin dualari okumasi ezane cevap vermesi ve benzeri seyleri yapmasi da caizdir. Sirâdyye´de de böy-4 ledir. [117]



6- Kur’an’a Dokunmak


Hayizli nifash ve cünüp olanlarla abdesti olmayanlarin Kur´an´a dokunmalari da haramdir.

Ancak Kur´ân mesin veya benzeri bir seyden yapilmis bir kilifla kiîiflanmis bulunursa sayüan ´ kimseler bu durumda Kuran´a dokunabilirler. Sahih olan da budur. Fetva da bunun üze¤rinedir. Hidâye´de ve Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

Sahih olan kavle göre Mushaf´in kenarina ve beyaz olan «yazisiz olan — yerlerine de el sürmek memnû´dur. Tebyîn´de de böyledir

Kur´an´a dokunma hususunda taharet azalarinin disinda kalan uzuvlarla tahareti tamamlanmamis azalar arasinda görüs ay¤riligi vardir. Esahh olan her ikisinin de memnu olusudur. ZâbSdî-de de böyledir.

Bu durumda olan kimselerin giydikleri elbiselerle Kiitf-an´a dokunmalari da caiz degildir. Tefsir Fikih ve Hadîs kitaplari¤na dokunmalari da mekruhtur.

Kur´an´a sirtindaki elbisenin yakasi ile dokunmakta (onu tutmakta) bir beis yoktur. Tebyîn´de de böyledir.

Yine bu gibi kimselerin içinde tam bir ayet yazili olan tah¤ta para ve bunlardan baska seylere dokunmalari da caiz degildir. Hulâsa da da böyledir.

Sayet Kur´an farisice yazilmissa Iinam-i A´zam Bbû Ha-ntfe (R.A.)´ye göre ona da dolçunmak (el sürmek) mekruhtur. Sa¤hih kavle göre Imâmeyn´in görüsleri de böyledir. Hulâsada da böy¤ledir.

Âlimlerin umumuna göre Kur´an haricinde içinde Allah´¤in zikri geçen kitaplara dokunmanin mekruh oldugu görüsü de vardir. ^IIhâye´de de böyledir.

Cünüp hayizli ve nifosli olanlarin Kur´an´a bakmalari mekruh olmaz. Çevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

Cünüp veya hayizli olanlarin yazmakta olduklari satirla¤rin aralarina; Kur´an´dan bir âyeti yazmaian da mekruhtur. Fakat yazdiklari bu âyeti okumazlarsa mekruh olmaz.

Cünüp olan-kinise Kurani Kerim´i yazamaz. Ancak yazilan sa-hife yerde olursa Kur´an.´i yazabilir; fakat -—yazdigi seyin üzeri¤ne elini koyamaz. Âyetin.haricinde —kâgidin yani henüz âyet ya¤zilmamis olan bos kismina ise elini koyabilir.

Imâm Muhammed (R.A.) «Bu kimselerin Kur´an yazma¤malari bana göre en sevimli davranisitir. demistir. Buhara âlimleri de bu görüsü alip benimsemislerdir.

Sahih kavle göre sabi çocuklara abdestleri olmasa bile Kur´an´i vermekte bir beis (sakinca) yoktur. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir. [118]



7- Cima


Bu gibilere cima´da. haram (yasak -memnu´) dur.

Erkek için hayizli veya nifasü bulunan karisini öpmek onunla yatmak göbegi ile diz kapagi arasi hâriç bütün vücudundan faydalanmak serbesttir. Bu hüküm Imâni z A´zam Ebû Hanîfe (R. A) ve Imam Ebû Yûsuf (R.A.)´a göredir. Sirâcü´l-Vehhâc´da da böyledir. .

Bir kimse bu durumda haram oldugunu bilerek cima´ ederse o kimsenin tevbe.ve istigfar etmekten baska yapacagi bir sey yoktur. Bir dînar veya yarim dînar tasadduk etmesi müstehab olur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. [119]



8- Kan Kesilince Gusul


Hayizli veya nifaslinin kan kesilince gusletmesi vacibtir. Kifâye´de de böyledir.

Hayiz müddetinin en son haddi olan On gün geçtikten sonra ister ilk defa hayiz gören kadm olsun isterse adetli bulun¤sun yikanmadan Önce cima´ etmesi helâl olur. Yikanana kadar cima´ etmemek ise müstlehâbtir. Muhiyt´te de böyIedir.

On günden daha az bir sürede kan kesilirse yikanana ka¤dar veya üzerinden bir namaz vakti geçene kadar cima´ etmek caiz olmaz. Çünkü namaz ancak vaktin sonunda yikanacak kadar bir vakit bulanin üzerine farz olur. Zâhidî´de de böyledir.

Fakat kan vaktin evvelinde kesilir ve kesilme —kan gö¤rülmeme hâli— yakit geçene kadar devam ederse bu durumda bek¤lemek sart degildir. Nihâye´de de böyledir.

Bir kadinin hayiz kam adeti olandan daha az bir sürede kesilmis olsa o kadin için mukârenet (cima1! —adeti geçene ka¤dar yikanmis olsa bile— mekruh olur. Fakat o kadinin bu durum¤da ihtiyaten namaz kilmasi ve oruç tutmasi gerekir. Tebyîn´de de böyledir.

Kani on günden önce kesilen fakat gusletmek için su bula¤mayip teyemmüm eden bir kadina Ebû Hairife (R.A.) ve Ebû Yû¤suf (R.A.)´a göre namaz kilana kadar cima´ etmek helâl olmaz.

Su bulursa yikanana kadar Kur´an okumasi haram ve fakat cima´ etmek helâl olur. Zâhidî´de de böyledir el Cühandî : «Sahih olan budur.» demistir. Sîracül - Vehhâc´da da böyledin

Ne zaman ki ilk hayiz gören bir kadin on günden önce ve adetli olan bir kadm da adetinden daha kisa bir sürede temiz¤lenmis olsa; (yani kan kesilse) abdest ve guslünü namazin son vak¤tine kadar tehir eder. Fakat bu tehiri namazin kerâhat vaktine gir¤mesine sebep olabilecek kadar fazla olmamalidir. Zâhidî´de de böy¤ledir. [120]



Hayza Mahsus Hükümler :


Bu hususta bes hüküm vardir :

1- tddetin bitmesi

2- îs-tibrâ

3- Bulûg yönünden hüküm

4- Sünnet olan talakla bid´at olan talak´in arasini ayirmak (Kîfâye´de de böyledir.)

5- Oruçta tetâbu´u (arka arkaya olma halini) kesmemesinin yoklugu Tebyîn´ de ve Muzmarât´m Keffâret-i Zihar bahsin´de de böyledir. [121]



Istihâza Kani :


îstihâza kani devamli burun kanamasi gibidir. Namaz kil¤maya oruç tutmaya ve cima´ etmeye ma´ni´ degildir. Hfdâye´de de böyledir.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre adetin —basjka bir sekle— çevrilmesi bir defada olur. Fetva da bunun üzerinedir. Kafi´de de böyledir.

Bir kadin iki temizlik arasinda adeti olmayarak ya faz¤lalikla veya noksanlikla veya —normalini— ileri geçmekle veya ge¤ri kalmakla veyahut da her ikisi ile (yani hem ileri geçmekle hem de geri kalmakla) istihâza kani görür ve on günü ileri geçmezse hakîki olsun hükmî olsun yeni kan günlerine intikâl eder.

Sayet on günü ileri geçerse bilinen on gün hayiz kalan günler¤deki kan ise isitihâze kanidir. Bu durumda adet de degismis ol¤maz.

Mesele çok önemli oldugundan dolayi biraz daha açiklayalim: Meselâ bir kadmm adetine göre hayiz müddeti yedi gün olsa; bu böyle devam edip giderksn bu yedi gün sekiz güne çikar veya alti güne inerse veya o kadin adetinden bir gün önce hayz olur ve bir gün sonra da temizlenirse (yanî ayda 23 gün olan temiz günleri bir gün bastan bir gün de sonradan eksilerek 21 güne düserse) bu ka¤dinin hayz müddeti birinci hale göre 8 güne ikinci hale göre 6 gü¤ne ve üçüncü hale göre de 9 güne çevrilmis olur.

Nifas´ta da durum aynidir : Eger bir kadin kirk günü geç¤memek sartiyle adetinin disinda kan görse (Meselâ : Âdeti 20 gün iken 15 günde kan kesÜse veya kan 25 gün devam etse birinciye göre adeti 15 gün; ikinciye göre de adeti 25 gün olmus olur) Mu-hiyt´te de böyledir.

Kirk günden fazla kan görüldügü zaman âdeti kaç gün ise kadin ona döndürülür. Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre bunun kan ile veya temizlikle bilinmesi müsavidir. Sirâeü´I - Vehhâc´da da böyle¤dir.

Adeti beHi olan bir kadin kani devam ettigi veya hayz gün-lerinin sayisinin tamam olup ölmaidigi hususunda süpheye düstügü veyahut da hayz yerinde ve deveraninda tereddüt ettigi zamani aras¤tirir; hangi sey üzerine kanâat getirirse o durumda karar kilar. Fakat bir sey hususunda kanâati ve re´yî meydana gelmezse tayin üzere temiz veya hayizli olduguna hükmedilmez. Ancak ihtiyatla hareket edilir. Bu durumdaki kadin haylzhnm kaçindiklarindan kaçinir ve her namaz için yeni abdest alir. Tebyîn´de de böyledir.

Bu durumdaki kadin farz vacib ve sünnet-i müekkede olan na¤mazlari kilar nafileleri birakir kilmaz. Sahih olan kavle göre farz ve vacib miktari Kur´an okur. Farz namazlarin son iki rek´atin´de de Kur´an okur. Sahih olan budur. Bahrü´r - Râsk´ta da böyledir.

Bu durumda olan kadin eger bazi haller üzerinde süphe¤ye düser temizlikle hayzin girmesi arasinda tereddüt ederse her vakit namazini yeni abdestle kilar.

Ve eger bir kadin temiz mi oldugu hayizli mi bulundugu husu¤sunda tereddüt ederse her namaz için istihsânen gusleder; Nec-mü´d-Dîn en-Nesefi : «Gerçekten o kadin her namaz için gusle¤der.» demistir. Sahih olan da budur. Muhiyt´te ve Imâm Serahsfriin Mebsût Serhü´nde : «Esahh olan budur.» denilmistir.

Kani kesilmeyen yani yukaridaki gibi süphede bulunan kadin/ ramazan ayinda bir sey yemez. Ramazan ayi çikinca da hayizli günlerinde tutamadigi oruçlari kaza eder.

Bu durumdaki bir kadin (yani süphe içinde bulunan kadin) eger hayzinm gece basladigini bilirse o kadinin 20 günlük orucu kaza etmesi gerekir. Sayet hayzinm gündüz basladigini bilirse ih¤tiyaten 22 günlük orucunu kaza eder.

Ve eger gece mi gündüz mü basladigini bilemezse âlimlerimi¤zin çoguna göre 20 günlük orcunu kaza eder. Fakîh. Bbû Cafer : «Ihtiyaten 22 günlük orucunu kaza eder.) demistir.

Bu oruçlari dilerse hemen ramazandan sonra - dilerse daha sonra kaza eder. Bu ise adetinin devrinin her ay bir defa oldugunu bildigi zamandir. Eger bunu bilmez ve hayzinm baslangicinin da gece oldugunu bilirse ihtiyaten 25 günlük orucunu kaza eder. Ister¤se bu oruçlari arka arkaya isterse ayn ayri tutar. Sayet hayzinui baslamasînm gündüz vaktine rastladigim bilirse Ramazandan he¤men sonra ihtiyaten 32-günlük orucu kaza eder. Bu durumda Ra¤mazana bitisik olmadan ayri kaza ederse 38 günlük orucu kaza eder. Hayzinm basladigi vakti bilmez ve bitisik kaza ederse 32 gün¤lük oruç kaza eder. Ayri kaza ederse 38 günlük kaza eder. Bu ra¤mazan tam (yani 30 gün) oldugu zamandadir. Eger ramazan nok¤san ise iste o zaman 37 günlük kaza etmesi gerekir. Imâm Serah-sî´nin Mebsût´unda da böyledir.

Adetli kadin veladetten (dogumdan) sonra kan görüp adetini unuttugu zaman eger bu kan kirk günden fazla devam et¤mezse o kadin kirk gün sonra tam bir temizlikle temizlenir. Kil¤madigi namazlari iade etmez.

Eger kan kirk günden fazla devam eder veya kirk günü geç¤mez; fakat bu kirk günden sonraki temizlik (kan görmeme) süre¤si 15 günden daha az devani ederse kadinin durumunu arastirma¤si lâzim gelir : Eger kanâati ve re´yi nifas adeti olan adet üzere olursa bu böyle devam eder. Ve eger böyle bir re´y ve kanaati ol¤mazsa 40 günlük namazin tamamini kaza eder. Sayet kan o halde devam ediyorsa on gün bekler sonra o 40 günlük namazi ikinci defa kaza eyler. Muhiyt´te de böyledir.

Mahreçten (fercten) düsen seyin tam Ijilkat olup olma¤digi kestirilemez ve kan da —akmakta— devam ederse; bu sey eger kadinin adet günlerinin evvelinde düsmüs ise kadin bildigi adeti kadar namazim :terk eder. Çünkü o hayizlidir veya nifashdir. Sonra süphe sebebi ile guslederek nîfash veya temiz olma ihtima¤linden dolayi temizlikteki adetince namazini kilar.

Bu kadin hayizli geçen günlerinin kesin .sayisi kadar namazini terk eder. Çünkü ya nifasli veya hayizlidir. Sonra eger düsme vak¤tinden basliyarak 40 gün tamamlanmissa gusleder ve temiz oldu¤gunu bildigi günlerin sayisinca namazini kilar. Ancak 40 günü ta¤mam lamam issa temizlik günlerine dahil olan süphesi kadarim son¤ra bu adet üzerine devam eder. Bildigi kadarini da kilar. Ve eger adet günlerinden sonra düsmüs ise o kadin düsük yaptigi vakitten itibaren temizlikteki süphesinden dolayi adeti kadar namaz kiiar. Sonra kesinlikle bildigi hayiz adeti kadar namazini terk eder.

Hasili kelam süphe için hüküm-yoktur. Ihtiyatli hareket etmek icâb-eder. Fesül - Kadîr´de de böyledir. [122]



Özürlü Ile Ilgili Bazi Hükümler :


Baslangiçta Özrün sabit olmasinin sarti : Bu hâlin tam bir namaz vaktini devamli olarak kaplamasidir. Zahir olan da bu¤dur.

Vaktin tamamini kaplamayan inkita´ (kesilme) gibi sabit ol¤maz.

Hatta bir kadinin kani namaz vaktinin bir kisminda akmis kadin da abdest alip namaz kilmis olsa ve vakit çiksa ve ikinci na¤maz vakti girse ve kadinin kani da bu vakitte kesilmis olsa; —vak¤ti tam— kaplama —hâli—bulunmadigi için o namazi yeniden kil¤masi gerekir.

Fakat eger kanama ikinci namaz vaktinde de vakit çika¤na kadar kesilmemis ise bu durumda vakti tam kaplamis oldugun¤dan o kadin namazi iade eylemez.

Özrün devam etmekte olmasinin sarti : Bu özürlü hal üze¤rinden bir farz namaz vaktinin geçmesidir. Tâki mübtelâ oldugu özür o vaktin içinde bulunmamis olsun. Tebyîn´de de böyledir.

Müstehâze (özürlü kadin) veya yel bosalan devamli bur¤nu kanayan ishal olan veyahut da akici yara sahipleri her namaz vakti için abdest alirlar ve o abdestle farz ve nafile namazlarin¤dan diledikleri kadarini kilabilirler. BahrÜ´r - Raik´ta da böyledir.

Bir kimse eger kan akarak abdest alirda inkita´ (kanin kesilmesi) halinde namazini kimus ve kanin kesilmis olma hali de ikinci vakti kaplayarak sekilde devam etmis olursa o kimse kildigi namazi iade eder. Münye SerM´nde de böyledir.

Yukaridaki sekilde abdest alan kimsenin kani namaz için¤de kesilmis ve bu kesilme hali de yine yukaridaki gibi devam et¤mis olsa o kimse yine bu namazini iade eder Muzmarât´ta da böy¤ledir.

Bu sekilde alinmis bulunan abdest farz olan namazin vak-li çikinca batü olur bozulur. HIdâye´de de böyledir. Sahih olan da budur. Muhiyt´de «abdesti bozan seyler» bahsinde de böyledir.

Hatta özürlü bir kimse bayram namazi için abdest alsa; Imâm-i A´zam (R.A.) ve Imâm Miihammed (R.A.)´e göre o kimse bu abdestle ögle namazini da kilabilir. Sahih olan da budur. Çün¤kü bayram namazi kusluk namazi hükmündedir.

Özürlü bir kimse ögle namazi için vaktinde abdest almis olsa ikinci bir abdesti de yine ayni vakitte ikindi namazi için al¤mis olsa; Imâm-i A´zam (R.A.) ve Imâm Miihammed (R.A.)´e göre bu kimsenin bu abdestle ikindi namazini kilmasi caiz degildir. Hi-dâye´de de böyledir. Sahih olan da budur. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir.

Özürlünün abdesti abdest aldigi zaman kan akmakta ise veya vakîi. içinde abdest aldiktan sonra kan akmaya baslamissa ancak o zaman bozulur.

Hatta bir kadin kam kesik oldugu zaman abdest almis ve bu hali devam etmekte iken de vakit çikmis olsa; o kadin abdest üze¤redir. Ve o kadinin o abdestle kan akmadikça veya baska bir se¤kilde abdesti bozulmadikça namaz klimasi caizdir. Tebyîn´de de böyledir.

Özürlü bir kimse ihtiyaç olmaksizin vakit içinde abdest alsa ve sonra da kan aksa ihtiyaç olunca yeniden abdest almasi gerekir.

Kan akmanin disinda baska bir hades için abdest almis olan kimseden abdestten sonra kan akmis olsa o kimse yeniden ab¤dest alir. Kâfî´de de böyledir.

Bir kimsenin akici kabarciklari bulunsa da o adam abdest aldiktan sonra önceden akmiyan bir kabarcik aksa bu kimsenin abdesti bozulur. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir.

Yine; burnunun birinden kan akmakta olan kimse abdest aldiktan sonra diger burnundan kan aksa; bu kimsenin tekrar ab¤dest almasi gerekir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Özürlü bir kadin abdest ahp.. nafile bir namaza baslasa ve onun henüz bir rek´atim kilinca da vakit çiksa o namaz fâsid o!ur. Kadinin ihtiyaten o namazi kaza etmesi gerekir. Zahîriyye´de de

böyledir.

Bir adamin gücü akan kani baglamaya veya pamuklayip akintiyi durdurmaya yettigi veya adam oturdugu zaman kanin ak¤masi duruyorsa; o adamin bu kanin akmasini durdurmasi vacibtir.

Bu kimse kanin aksini bu sekilde dundurmakla özür sahibi ol¤maktan çikar.

Hayizli ise bunun aksinedir. O kani durdursa bile dahi yine hayizlidir. Bahrü´r - Râik´ta da yine bÖ3rledir.

Nifasli ve özürlü kadinlar pamuk koyduklari zaman kani durdurmus olsalar; yine nifasîi ve Özürlü olmaktan çikmis olmaz¤lar. Tecnîs´de de böyledir.

Bir adamin gözünden göz agrisi gibi bir hastalik sebebi ile yas akiyor olsa; o kimseye namaz için her vakit abdest almasi emredilir. Çünkü o yasin sadid (kanla karisik su) olma ihtimali vardir. Tebyîn´de de böyledir.

Bir adamin akici bir yarasi olsa da bu yaranin üzerini iyi¤ce sarip bezle bagladiktan sonra o beze veya elbisesine fazla mik¤tarda kan isabet etse; eger o kimse isabet eden bu kani bu vazi¤yette yikar fakat namazi bitirmeden bez ayni sekilde ikinci defa kirlenirse; o kimsenin o bezi yikamamasi ve yikamadan önce de namaz kilmasi caiz olur. Aksi takdirde caiz olmaz. Ihtiyar olunan görüs de budur. Muzmarâi´ta da böyledir. ´ ´

Bir kimsenin burnu kanasa veya yarisindan kan aksa bu durumda vaktin sonuna kadar bekler; eger kan kesilmezse abdest alir. ve vakit çikmadan evvel o kani da yikamadan önce namazim kilar. Zehiyre´de de böyledir. [123]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler: , ,


Etiketler
büyük, fıkhı, hanefi


Konuyu Toplam 20 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 20 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dört Mezhep Fıkhı--- KARAHAN Dini Bilgiler 318 19-Mayıs-2010 19:16
Hanefi Avci BEN SUAT H-I-i-J-K 0 12-Ekim-2009 11:43


Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2