Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > İnanç Dünyamız > İslamiyet > Dini Bilgiler
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


"Bayrakları Bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa Vatandır."

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Büyük Hanefi Fıkhı
Konudaki Cevap Sayısı
672
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
36286


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15-Aralık-2009, 02:01   #21 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Iktidânin Sihhatine Manî Olan Ve Olmayan Hâller


Bir kimseyi iktidâdan imâma uymaktan) su üç sey men eder:

1. Yük tasiyan hayvanlarin ve arabalarin geçtigi umûma afit yol.

Tahâvî´de de böyledir.

Imâm ile muktedî iinâma uyan kimse) arasinda yol bu¤lunur ve eger bu yol dar olur ve araba veya yüklü hayvan geçemezse bu yol ik´tidâya imâma uymaya´ mani olmaz. Ancak bu yol ge¤nis olur da arabalar ve yüklü hayvanlar geçebilirse bu yol iktidâya mani olur. Fetâvâyi Kâdihân´da ve Huîâsa´da da böyledir.

Bu hüküm yola bitisik saflar olmadigi zamandir. Fakat saflar yola bitismis kavusmus) oldugu zaman bu yol imâ¤ma uymaya mani degildir. Yolun üzerinde namaz kilan bir ki¤si bulunmus olsa onunla ittisal bitisik olma hali) sabit olmaz. Ittisal üç kisi ile bil-ittifak sabit olur. iki kisi de ise görüs ayriligi vardir. Imâni Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre iki kisi ile ittisal sabit olur; Imâm Muhammed (R.A.) e göre ise sabit olmaz.

Imam yolda durmus cemaat de yolun uzunlamasina imâ¤min arkasinda saf tutmus olsa; imâmla arkasindakiîerin arasinda yoldan araba geçecek kadar mesafe bulunmazsa namazlari caiz olur.

Keza sona varincaya kadar birinci safla ikinci&i saf arasinda araba geçecek kadar mesafe bulunmasa namazlari caiz olur. Fetâ¤vâyi.Kâdihân´da da böyledir.

-üide imâma iktidâden men eden hâl ise iki saf miktarin¤da olan bosluktur.

Bayram namazlarinda ise bu iki saf miktarindaki veya daha fazla miktandaki bosluk ik ti daya mani degildir.

Cenaze namazlarinda ise mesâyih arasinda ihtilaf vardir. Nevâ-ziî´de cenaze namazi kilman yer mescid gibi kabul edilmistir. Huîâsa´da da böyledir.

2. Kendisinden geçmek ancak kayik gibi bir vaista ile mümkün olan nehir C = Irmak´ da imâma iktidâya manidir.

Tehâvi Serhi´nde de böyledir.

Sayet imâmla muktedirim arasinda içinden gemi veya mo¤tor geçen bir nehir varsa bu nehir imâma iktidaya mani olur. Eger nehir küçük olurda ondan kayik geçmezse bu nehir imâma ikti¤daya mani olmaz. Muhtar olan görüs buldur. Huîâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Cevâhürü´l-EhÜlatiy´de de böyledir.

Eger nehir üzerinde köprü bulunur ve onun üzerinde de imâma varana kadar saf bulunursa bu durumda nehrin arkasinda kalan kimselerin imâma uymasina mâni bir hal kalmamis olur.

Üç kisinin bir saf olusturacagi hususunda icmâ´ vardir. Tek kisinin saf olmayacagina da icmâ´ vardir. Iki kisi hakkinda ise ih¤tilaf vardir.

Eger imâmla muktedinin arasinda su vakuru veya havuz bulu¤nur ve bunlarin içinde de bulanan suyun bir tarafina birakilan ner caset diger tarafini dapis´endirirsebu su veya havuz iktidaya ma¤ni olmaz. Fakat eger bir tarafina birakilan pislik diger tarafim pis¤lendi rmiyorsa iktidaya mani olur. Muhiyt´te de böyledir.

3. Kadinlardan meydana gelmis olan tam bir saf da imâma Ik-t´daya mânidir.

Tâhâvî Serhi´nde de böyledir.

Imâmin arkasinda kadinlardan tam bir saf bulunursa on¤larin arkasinda bulunan erkek saflarin tamaminin namazlari fesada gider Muhiyt´te de böyledir.

A Mescidde fevkânenm ( = mahfilin) üstünde ve altinda er¤kek cemaat namaz kiliyor olsa da önlerinde ya kadinlar veya bir yol bulunsa bu erkek cemaatin namazlari caiz oîmaz.

Bu kadinlar üç´tane Iseler zâhirü´r rivâyede kadinlardan itibaren geriye dogru erkeklerden üç safta bulunanlarin hepsi¤nin namazlari fasid olur. Daha geride kalanlarin namazlari sa¤hihtir caizdir. Fakat eger kadinlar tam bir saf iseler bunlarin arkasinda bulunan bütün erkek saflarinin namazlari fasid olur.

Fovkânede bulunan erkeklerin tam alt hizalarinda kadinlar varsa fcvkânede bulunanlarin namazlari caizdir. Fetâvâyi Kâdihân-tla da böyledir.

Seyh Zâhid Ebû´l - Hasen er - Rüstagfinî´nin Fevâid´inde «Bir mescidde bulunan fevkâne´de kadinlar imâma uyarak namaz küsalar fevkânenin altinda da erkekler saf tutup namaz kilsalar bunlarin namazlari fasid olmaz.» denilmistir.

Bir imâm erkeklere ve kadinlara namaz kildirmakta olsa da kadinlarin saffi erkeklerin sarfinin hizasinda bulunsa sadece kadinlarin saffmm yaninda bulunan bir erkegin namazi fasada gider. Ve bu adam kadinlarla erkeklerin arasinda bir sütre veya bir duvar gibi olur. Görmüyormusun ki kadinlarla erkeklerin ara¤sinda semerin gerisi kadar bir sütre bulunsa bu sütre sayesinde hiç bir erkegin namazifasid olmaz.

Kadinlarla erkeklerin arasinda bir arsin yüsekliginde bir duvar bulunsa bu bir sütre sayilir. Sayet bu duvar bir arsindan noksan ise ondan sütre olmaz.

Eger kadinlar bu auvarm üzerinde iseler bu durumda da o duvar sütre degildir. Fakat duvarin yüksekligi bir adam boyu ise o duvar yerde olan erkekler için sütredir; duvarin üzerinde o-´ lan erkeler için ise sütre degildir. Muhiyt´te de böyledir.

Muktedi ile imâm arasinda bir duvar var ise iktida sahih olmaz. Ancak bu durumda iktidâdin sahih olmamasi için duvarin büyük olmasi ve muktedi imâma varmak isteyince o duvarin mani olmasi gerekir. îmânim halinin o adamca bilinip veya bilinmemesi arasinda da bir fark yoktur. Zehiyre´de de böyledir.

Eger duvar küçük olur veya duvar büyük oldugu halde on¤da bir deîik bir pencere bulunur ve bunlar niuktedinin imâma ulas¤masina manî olmazsa imama iktida sahih olur.

Keza duvardaki delik küçük olur imâma varmaya müsait bu¤lunmaz ancak bu delik imâmin hali ile onu dinleme görme hususun¤da süphe birakmazsa iktida sahih olur.

Duvar küçük olur ve imâma varmaya mani bulunur; lâkin imâ¤min hali muktedilere gizli kalmaz ise yine iktida sahih olur. Sahih olan kavil de budur. Muhiyt´te de böyledir.

«Duvarda örtülmüs kapi varsa iktida sahih oimaz.» denil¤mistir. Çünkü o vusule manidir. «Bu durumda iktida sahih olur.» diyenlerde vardir. Çünkü o kapi vüsûl için konulmustur ve onun kapali olmasi ile açik olmasi arasinda bir fark yoktur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Mescid çok büyük olsa bile içindeki fasila ifctidâya mani degildir. Yani bir mescid içersinde imamla muktedi arasinda ne kadar bos yer bulunursa bulunsun iktida sahih olur. Vecizü´î - Ker-derî´de de böyledir.

Imâni mihrabda iken muktedi mescid içinde ne kadar uzakta bulunursa bulunsun iktisadi caizdir. Tahavî Serhi´nde de böyledir.

Bir kimsenin mescide bitisik olan evinin üzerinden imâ¤ma uymasi imâmin hâli ona süpheli ( = meshûl) olmasa bile caiz olmaz. Hulâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Yalniz bu kimse mescidin duvarinin basinda olursa iktidasi caiz olur. Serahsi´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kimse eger mescid ile evinin arasindaki duvarin üze¤rinde durur imâmin hali hususunda da bir süphesi bulunmazsa kimsenin iktidasi sahih olur.

Mescide bitisik sekilerden imâma iktida seki camin´in disinda bulunsa bile saflarin imâma ulasmasi sartiyla caizdir. Hulâsa´da da böyledir.

= Aralarinda umuma ait yol olmadikça câmi´e komsu olanin kendi evinden imâma uymasi caizdir. Arada umuma ait yol bu¤lunsa bile eger o yolu saflar kapatmissa bu durumda yine evden camiin imâmma uymak caiz olur. Tatarhanîyye´de de böyledir.

Bir kimse mescidin damindan imâma uymus olsa; eger mescidin dama açilan bir kapisi varsa ve imâmin halinden de bir süpheye düsülmüyorsa o kimsenin iktidasi sahih olur. Eger imâmin hali süpheli bulunursa o kimsenin iktidasi sahih olmaz. Fetâvâyî KâdIhan´da da böyledir.

Mescidin dama açilan kapisi olmadigi halde damdaki kim¤se imâmin haline tam vakif oluyor ve bir süphesi bulunmuyorsa o kimsenin imâma iktida etmesi caiz olur. Keza bu sekilde mina¤reden iktida da caiz olur. Hulâsa´da da böyledir. [38]



Imâmin Ve Imâma Uyan Kimselerin Yerleri


tmâm ile birlikte bir erkek veya akli eren bir çocuk bu. lundugu zaman — bu kisi — imâmi sag tarafina durur. Muhtar olail da budur.

Bu kimse imâmdan geriye durmaz. Zâhirü´r - rivâye de bu¤dur. Muhiyt´te de böyledir.

Bu kimsenin ^imâmin arkasina durmus olmasi da caizdir. Fakat o kimse kötü bir sey yapmis olur. Serahsî´nm Muhiyt´inde de böyledir.

Bu kimsenin imâmin arkasina durmus olsa da caizdir. Imâm Mu h amme d IRA.) nassan bir kerahat zikretmem istir. Âlim¤ler bu hususta görüs ayriligina düsmüslerdir. Bazilari: «Bu durum mekruhtur» demislerdir. Sahih oîan da budur. Bedâi´de de böyle¤dir.

Imâma uyan iki kisi oldugu zaman onun arka tarafinda dururlar. Bunlardan birisi çocuk olsa bile hüküm aynidir.

Imâma uyanlar bir kadinla bir erkekten ibret olursa; er¤kek imâmin sagina durur kadin ise imâmin arkasinda durur.

Imâma uyanlar iki erkekle bir kadin olursa; erkekler imâmin arkasina kadin da erkeklerin arkasina durur.

Imamla birlikte namaz kilanlar iki erkek olsa da imâm onlarin arasina durmus bulunsa bu durumda namazlari caiz olur.

Iki adam saharda namaz kilarken biri digerinin sag tara¤fina durur; üçüncü bir adam gelince namaza baslamadan önce imâ¤ma uymus olan kimseyi geriye çeker.

Seyhü´l - Imâm Ebû Bekir Turhal´in: «Imâma uymus olan kim¤senin üçüncü sahsin geriye çekmesi ile namazi bozulmaz. Üçüncü kisi o kimseyi isterse tekbirden önce çeksin isterse sonra çeksin

hüküm degismez.» dedigi rivayet olunmustur. MiihiyVte de böyledir. Fetâvâyi ltâbiyye´de de böyledir. Sahih olan da budur. Tatarhâniy-ye´de de böyledir.

Sahrada bir yerde iki kisiden birisi digerine imâm olsa üçüncü bir sahis da gelip bunlarin namazlarina ^ihil olsa ve bu sahis imâmla imâma Önce uymus oîan kimsenin arasindaki mesa¤fede ve fakat önceki sahistan daha ileride dursa bu durumda na¤maz bozulmaz.

Bu kimse ayaklan imâmdan geride oldugu halde imâmin sec¤de ettigi yerden daha ileriye secde -etmis olsa yine ö namazi bozul¤maz. Muhiyt´te de böyledir.

Erkekler çocuklar hünsâlar kadinlar mürahiklar yasi dokuzdan yukari olan kiz çocuklar namaz için toplanmis olsalar; imâmin tam arkasina erkekler sonra erkek çocuklar sonra hün-sâlar sonra kadinlar ve daha sonra da kiz çocuklar dururlar. Ta-hâvî Serhi´nde de böyledir.

Kadinlarin cemaate gelmeleri mekruhtur. Ancak yasli ka¤dinlar sabah aksam ve yatsi namazina gelebilirler. Bu güne göre fetva ise fesadin zuhura çikmis olmasindan dolayi kadinlarin bütün namazlara gelmeleri mekruhtur. Muhtar olan da budur. Tebyin´dc de böyledir.

Cemaate münasip olan namaza kalktiklari zaman sikisa¤rak aralarinda hiç bir açiklik birakmadan saflarinda omuzlari bir hizada dümdüz durmaktir. Bunu imâmin emretmesinde de bir beis yoktur. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

Imâma layik olan da cemaatin tam orta hizasinda dur¤maktir. Imâm eger ortanin saginda veya solunda durursa sün¤nete muhalefetten dolayi günahkâr olur. Tebyîn´de de böyledir.

Namaz kilarken imâmin tam arkasina en faziletli bir kimsenin durmasi da münasip olan hususlardandir. Tahâvî Serhi´n-dc de böyledeir.

Cemaatle namaz kilarken birinci safda durmak ikinci saf da -durmaktan; ikinci safda durmak da üçüncü safda durmak¤tan daha efdaldir.

Birinci safda açiklik bulunursa orasi ikinci safda bulu-nanJarca kapatiüir ve açiklik ikinci safda kalir. Kunye´de de böy¤ledir.

Imâma uyan kimseler için en faziletli yerler imâma en yakin olan yerlerdir.

Sayet yerler imâma uzaklik bakimindan müsavi iseler bu durumda imâmin sag tarafi daha efdaldir. Ahsen (=en güzel) oian da budur. Muhiytte de böyledir.

Kadinla erkegin bir hizada bulunmasi erkegin namazim ifsad eder.

Bunun için asagidaki sartîar vardir :

1- Bir hizada bulunan kadinin cima´ya elverisli ve istah çekici kimselerden olmasi gerekir. Bu hususta yasa itibar edilmez. Sahih olan da budur. Tebyîn´de de böyledir.

Namaz kilan erkegin yaninda fakat ayrohizada istah çekmiyen bir sabiye kiz çocugu bulunsa ve bu kiz çocugunun namaza da a k-liyetiyor olsa o erkegin namazi bozulmaz. KâfI´de de böyledir.

2- Namazin ruku´Iu ve secdeli bir namaz olmasi gerekir. Bu namazi imâ ile kiliyor oisalar bile kadinin yanindaki erkegin namazi bozulur.

3- Edâ ve namaza baslama bakimindan namazin erkekle kadin arasinda müsterek olmasi gerekir. Bu sözümüzle tahrîme namaza iftitah tekbiri ile baslama cihetinde müsterek olmayi

ve tahrîmelerini imâmin fcahrîmesi üzerine bina etmelerini kasdediyoruz.

Eda yönünden ortaklikla da takdîren ve tahkîken imâmin eda ettigi namazi eda etmelerini kasdediyoruz.

Burada müdrîk´in t=bastan itibaren imâma uymus olan kim¤senin) tahrîmesi imâmin tahrîmesi ile edasi da imâmin edasi ile beraber olursa tahrîken tahrîme ve tahkîken eda olur. Lâhik´-in tahrîmesi de hakikaten imâmin tahrîmesi ile beraberdir. Imâ¤min eda ettigi bölümü lahik´in kaza etmesi "ise takdiridir. Mes-muk´un (simama sonradan uyan kimsenin) tahrîmesi yalniz ba¤sina namaz kilan kimsenin (.= münferidin) tahrimesi gibidir. Bukimsenin noksanlarini kaza ederken kadinla erkegin bir hizada bulunmalari erkegin namazini ifsad eylemez. Tebyîn´de de böy¤ledir.

4- Kadinla erkegin bir hizada bulunmalarinin erkegin na¤mazini bozmasi için ikisinin de bir yerde bulunmaÜan gerekir. Hat¤ta erkek sekide olsa da kadin da yerde bulunsa eger seki bir adam boyu yüksekte ise erkegin namazi bozulmaz.

5- Bu durumda erkegin namazinin bozulmasi için aralarin¤da bir engelin bir perdenin bulunmamasi lazimdir. Meselâ : Ka¤dinla erkek bir yerde bulunsalar da bu yer (veya seki) de arala¤rinda bir direk bulunsa bu durumda da erkegin namazi fasid ol¤maz.

Bu engelin en asagisi yüksekligi bir semerin arkasi (yakla¤sik bir arsin) kadar kalinligi da parmak kalinligi kadar olmalidir. Açiklik da hail (mani) yerine geçer. Aradaki açikligin en asagi de¤recesi de araya bir erkegin durabilecegi kadardir. Tebyîn´de de böyledir.

6- Kadinla erkegin bir hizada namaz kilmasindan dolayi erkegin namazinin bozulmasi için kadinin kildigi namazin sahih olmasi da gerekir. Sayet kadin deli olursa onunla ayni hizada bulunmasi erkegin namazini ifsad etmez. Kâfi´de de böyledir.

7- Kadinla erkegin ayni hizada bulunmasinin erkegin na¤mazini bozmasi için imâmin namaza baslamadan önce sonra degil kadinlara da niyyet etmesi gerekir. Niyyetin sahih olmasi için niyyet esnasinda kadinlarin hazir olmalari sart degildir.

8- Kadinla ayni hizada bulunmaktan dolayi erkegin namazi¤nin bozulmasi için ayni hizada bulunmanin tam bir rükün müd-detince devam etmesi de gerekir. Hatta bir kadin bir safta tek¤bir almis olsa ikinci bir safta da rükû´ yapsa ve üçüncü bir saf¤ta da secde etse buralarda saginda solunda ve arkasinda na¤maz kilanlarin hepsinin namazlari da bozulur.

9- Kadinla ayni hizada namaz kilmaktan dolayi erkegin na¤mazinin bozulmasi için kadinla erkegin yönlerinin ayni olmasi gerekir. Sayet yönleri degisik olursa erkegin namazi bozulmaz. Namaz kilan bu kimselerin yönlerinin degisik olmasi ancak Kâ´-be´nin içinde namaz kilindigi zaman düsünülebilir. Veya bu hâl çok karönhk bir gecede her biri kendi taharrisinin kible isti kametini arastirmasinin) neticesine göre namaz kilarken vuku bulabilir.

10- Ayni hizada bulunmakta mu´teber olan ölçü bacak ve topuklardir. Sahili olan da budur. Tebyîh´de de böyledir.

11- Bir kadin ancak üç erkegin namazini ifsad eder. Bun¤lar : Sagindaki solundaki ve arkasindaki erkeklerdir. Bir kadin bunlardan daha fazla erkegin namazini ifsad etmez. Tebyîn´de de böyledir. Fetva da bunun üzerinedir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

12- Bu durumda iki kadin dört erkegin namazini fesada verir: Birisi sag taraflarinda olan digeri sol taraflarinda bulu¤nan. Ikisi de arkalarinda bulunanlardir.

13- Eger üç kadin olursa sag taraflarindan üçer sol taraf¤larindan üçer; arkalarindan da son safa kadar kendi hizalarinda bulunan kimselerin hepsinin namazlarini ifsad ederler. Bu cevap açiktir. Tebyîn´de de böyledir.

14- Hunsâ-i müskilin ayni hizada bulunmasindan dolayi erkegin namazi bozulmaz. Tatarhâniyye´nin Imamin ve Ona Uyan¤larin Yerleri BÖliimü´nde de böyledir. [39]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:01   #22 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Imâma Tabi Olunacak Ve Olunmayacak Yerler


Bir kimse imâma tesehhüd´de yetistigi zaman imâm muktedî tesehhüdü (=et-Tahiyyat´i) okumayi bitirmeden ayaga kalkarsa veya namazin sonunda muktedî et Tahiyyât´i okumayi bitirmeden imâm selam verirse bu durumda muhtar olan görüs muktedînin imâma uymamasi ve tesehhüdü tamamlamasi d ir

Fakat bu durumda muktedînin tesehhüdü tamamlama¤masi da caizdir.

Imâm muktedî tesehhüdü tamamlamadan önce konus¤mus olsa bu durumda muktedî —imâmin selam verdigi zamanda oldugu gibi tesehhüdünü tamamlar.

Muktedî tesehhüdünü bitirmeden önce imâm kasden ab-destini bozmus olsa/bu durumda muktedînin namazi bozulmus olur. Hulâsa´da da böyledir.

Birinci ka´dede imâm tesehhüdünü okuyup üçüncü rek´-ate kalkmis bulunsa arkasinda bulunanlardan bazilari da teseh¤hüdü okumayi unutmus ve ayaga kalkmis olsalar dönüp yeniden tesehhüdü okurlar ve imâma bundan sonra tabi olurlar. Üçüncü rek´ate yetisemiyeceklerinden korksalar biîe böyle yaparlar. Ki-. fâye´de de böyledir.

Muktedî tesehhüdden sonra veya salavâtlardan önce o-kunan dualari okumadan imâm selam verecek olsa bu durumda muktedî o dualari okumayi terk eder ve imâmla birlikte se¤lam verir.

Muktedî tesbihlerini üçer defa söylemeden önce imâm basim rükû´dan veya secdeden kaldirmis olsa bu durumlarda muktedî imâma tabi olur. Fetâvâyi Kadîhân´da da böyledir.

Muktedî imâmdan Önce basini rükûdan veya secdeden kaldirmis olsa geri döner. Ve bu iki rükû´ veya iki secde olmus olmaz. Hulâsa´da da böyledir.

îmâm secdeyi fazla uzatmis oldugundan muktedî ba¤sini kaldirsa ve ikinci secde zanni ile de imâmla birlikte tekrar secde etse; birinci secdeye niyyet etmis olsa da olmasa da yap¤tigi bu secde birinci secdeden olur. Keza bu durumda ikinci sec¤deye niyyet etse de imâma tâbi olsa bu secdesi de ikinci secdeden olur. Bu secde de imâma istirak etmesi caiz olur. Tebyîn´de de böyledir.

Muktedî´ninimam alnim yere koymadan basini ikinci secdeden kaldirmasi caiz olmaz. Bu muktedî´nin o secdeyi yeniden yapmasi gerekir. Eger o secdeyi iade edip yeniden yapmaz ise namaz bozulmus olur. Fetâvâyî KâdIhan´da da böyledir.

Muktedî birinci secdeyi uzatsa da; imâm ikinci sec¤deyi yapsa muktedî basmi kaldirsa ve imâmi birinci secdede zan¤nederek ikinci defa secdeye varsa bu secdesi ikinci secdeden olur. Ikinci defa secdeye varirken birinci secdeye niyyet etmis ol¤sa bile bu hüküm degismez. Çünkü bu durumda niyyet yerine isabet ermemis olmaktadir. O kimsenin fiiline ve imâmin fiiline i´tibâr olunmaz Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Su bes seyi imâm terk ederse muktedî de imâma tabi olur ve bu bes seyi terk eder :

1- Bayram tekbirleri

2- Birinci oturus

3 - Tilâvet Secdesi

4- Sehiv Secdesi

5 - Kunut.

îmâm kunutu bir rüknün fevt olmasindan korktugu zaman terkedebilir. Eger böyle bir korkusu olmazsa kunut eder ve son ra rükû´a varir. Hulâsa´da da böyledir.

1- îmâmin namazda fazla secde yapmasi

2- Bayram tekbirlerini sahâbîlerin kavillerinde bulunan miktardan daha fazla getirmesi.

3- Cenaze namazinda bes defa tekbir almasi

4- Unutarak fazla rek´ate kalkmasi. Kerderî´nin Vecîzi´nde de böyledir.

Imâm sayet fazla rek´ati secde ile kayitlamamis olursa geri dönüp selam verir. Bü durumda muktedî de imâmla birlikte selam verir. Fakat eger imâm besinci yani fazla rek´ati secde ile kayitlamis olursa muktedî kendi basina selam verir.

îmâm son oturusta oturmayip fazla rek´ate kalkarsa muktedî tesehhüdü okur ve selam verir. Fakat imâm kalktigi fazla rek´atm secdesini yaparsa hepsinin de namazi bozulur. Hulâsa´da da böyledir.

Su dokuz seyi imâm terketse bile muktedî bunlan yapar:

1- Imâm tahrîmede (=iftitâh tekbirinde) ellerini kaldir¤mayi terkederse

2- Imâm senâ´yi (=Sübhâneke´yi okumayi) terkederse; bu durumda imâm ister Fâtihâ´da olsun ister zamm-i sûre´de ol¤sun muktedî sübhânekeyi okur. Imâm Muhammed (R.A.) ikinci

sikka muhaliftir

3- îmâm rükû´ tekbirini terkederse

4- Imâm secdelerin tekbirlerini terkederse

5- Imâm rükû´ ve secdelerin tekbirini terk ederse

6- îmâm «semi´allahü Iimen hamideh» demeyi terk ederse

7- îmâm et-Tahiyyatü´yü okumayi terk ederse

8- îmâm selam vermeyi terk ederse

9- îmâm tesrik tekbirlerini terk ederse

muktedî bunlarin hepsini de yapar; yani bunlari terk etmekte imâma uymaz . Vecîzü´ft-Kerderî´de de böyledir.

Muktedî imâmdan önce secde etmis olsa da imâm da ona yetismis bulunsa bu caiz olur. Fakat böyie yapmak muktedî için mekruh olur. Muhiyt´te de böyledir. [40]



Mesûk :


Mesbûk : Imâma birinci rek´atte yetisemeyen kimsedir. Mesbûk hakkinda pek çok hükümler vardir. Eahrü´r-Râik´ta da böyledir.

Mesbûk imâma açiktan okunan rek´atte yetisirse sena´-yi {= sübhâneke´yi) okumaz. Hulâsa´da da böyledir. Sahih olan da budur. Tecnîs´de de böyledir. Esahh olan kavil de budur. Vecî-zül-Kerderî´de de böyledir. Bu hükümde mesbûk´un imâma yakin olmasi iîe uzak bulunmasi veya imâmin kiraatini isitmemesi mü¤savidir. Hulâsa´da da bbyledir.

Ancak bu durumda mesbûk yetisemedigi rek´ati kilmaya kalktigi zaman sübhaneke´yi okur ve kiraat için eûzü-besmele´yi çeker. Fetâvâyi Kâdîhân´da Hulâsa´da ve Zâhiriyye´de de böyle¤dir.

Mesbûk imâma gizli okunan rekatte yetismis olursa se-nâ´yi t= sübhaneke´yi) okur.

îmâma uyan kimse imâm okumaya baslayinca susar sübha¤neke´yi okumaz. Sahih olan budur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Imâma rükûda veya secdelerde yetisen kimse taharri eder yani arastirir. Eger senayi okuyunca rükû´a veya secdeye ye¤tisecegine kanâat getirirse sübhaneke´yi ayakta okur. Bu kanâate varmazsa senayi okumayi terk eder ve imâma tâbi olur.

Mesbûk imâma rükû´da veya secdede yetisemezse bunla¤ri yapmaz.

îmâma oturus esnasinda yetisen bir kimse sübhaneke´¤yi okumaz hemen tekbîr alir sonra da egilerek oturur. Bahrti´r-Râik´ta da böyledir.

Mesbûk yetisebildigi rek´atleri imâmla birlikte kilar; son¤ra da yetisemedigi rek´atleri —tek basina— kaza eder. Serahsî´nin Mumyt´inde de böyledir.

«Mesbûk önce yetisemedigi rek´atleri kaza etmeye bas¤larsa namazi fasid olur.» denilmistir. Sahih olan da budur. Zâhi¤riyye´de de böyledir.

Camii Fetavâ´da : «Önce yetisemedigi rek´atleri kaza etme¤si müteahhirîn´den bazilarina göre caizdir. Fetva da bunun üzeri¤nedir.» denilmistir. Sözün açigi ise bu halin namazi bozdugudur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Mesbûk —bazi yerler müstesna tesehhüdden sonra ve selamdan önce kalkmaz.

Su hallerde mesbûk tesehhüdden sonra ve selamdan ön¤ce kalkabilir :

Meshetmis olan mesbûk mesh müddetinin çikmasindan korktugu zaman

Özür sahibi bir mesbûk vaktin çikmasindan korktugu /aman

Mesbûk cum´ada- ikindi vaktinin girmesinden korktugu zaman

Bayram namazlarinda Ögîe vaktinin girmesinden kork¤tugu zaman

Sabah namazinda günesin dogmasindan korktugu za¤man

Kendisine hades sebkat edeceginden yâni abdestinin bo¤zulacagindan korktugu zaman imâmin namazi bitirmesini ve sehiv secdesini beklemez. Fakat vaktin çikmasi iîe namaz bozulmaya-caksa mesbûk imâma tabi olur.

Mesbûk imâmin selam vermesini bekledigi takdirde in¤sanlarin önünden geçmesinden korkarsa yine tesehhüdden sonra kalkabilir. Vecîzüll-Kerderî´de de böyledir.

Saydigimiz bu hallerin disinda da mesbûk tesehhüd mik¤tari oturduktan sonra kalkmis olsa bu durumda da namazi caiz olur ve fakat bu namaz kerâhat-i tahrîmiyye ile mekruh olur. Fesü´î-Kadîr´de de böyledir.

Mesbûkun tesehhüd miktari oturmadan kalkmasi caiz ol¤maz. Mesbûk namazdaki noksanlarini tamamladiktan sonra imâm henüz sedam vermemisse mesbûk selamda imâma tabî olur. Ba¤zdan´: «Bu durumda mesbûk´un namazi fasid olur.» demislerse de; bazilari da: «...fasid olmaz.» demislerdir. Fetva da «fasid ol¤mamasi» üzerinedir. Hulâsa´da da böyledir.

Mesbûk imâmi bekler; imâm iki tarafina selam verme¤den yetisemedigi rek´atleri kaza etmek için kalkmaz. Bahrür-Râik´ta da böyledir.

Mesbûk imâm devaminda nafile bir namaz olan bir na¤mazi kildirmakta ise imâm ayaga kalkana kadar bekler. Veya bu namazin devaminda nafile bir namaz yoksa mesbûk imâm mihrab-dan dönene kadar veya yerinden ayrilana kadar veyahut da bir miktar vakit geçene kadar bekler. Ki sayet sehiv secdesi varsa imâmla birlikte onu yapsin. Timurtâsî´de de böyledir.

Bazi rek´atlere yetisemeyen veya imâma son tesehhüdde yetismis bulunan mesbûk tesehhüdü tamamlayinca ondan sonra¤ki dualarla mesgul olmaz.

Mesbûk bundan sonra ne yapar ne söyler? Bu hususta Îbnü´s-Sücâ´ söyle demistir: «Mesbûk bu durumda tesehhüdü tlekrar eder yaafi tekrar tekrar «eshedü enlâ iiîâhe illallah» der.» demistir. Muhtar olanda budur. Giyâsiyye´de de böyledir.

Bu durumda sahih olan mesbûk´un imâm selam verin¤ceye kadar tesehhüdde teressül etmesi yanî yavas yavas harfle¤rinin mahreçlerine medlerine riayet ederek onu ©kumasidir. Ve-dzü´l Kerderî´de Fetâvâyi Kâdîhân´da Hulâsa´da ve Fesül-Kadîr-de de boyladir.

Mesbûk unutarak imâmla birlikte veya imâmdan önce selam vermis olursa sehiv secdesi yapmaz.

Fakat eger bu seklîde imâmdan sonra selam verirse sehiv secdesi yapar. Yani ona sehiv secdesi lazim olur. Zahîriyye´de de böyledir. Muhtar olan da budur. Cevahirü´l-Ahlâtî´de de böyledir.

Eger mesbûk imamla biriikte selam vermenin kendisine îâzim oldugu zanni ile onunla beraber selam vermis olursa bu sclam kasden verilmis bir selam oldugundan dolayi masbûkun na¤mazini ifsat eder. Zahireyye´de de böyledir.

Mesbûk olan bir kimse unutarak imâmla birlikte selam verir ve namazim bozuldu zanni ile —tekrar— tekbir alip nama¤zina devam ederse o mesbûk namazdan çikmis olur. Münferîd (=yalniz basma namaz kilan kimSe) bunun hilafinadir. Münferîd süpheye düstügü zaman tekbir alir ve niyyet eyliyerek namazina devam eder. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Mesbûk kazaya kalan rek´atleri kilarken önce kirâaatîi olan rek´atleri kaza eder.

Hatta mesbûk aksam namazinin son bir rek´atine yetismis olsa yetisemedigi iki rek´ati kilarken oturmakla onlarin ara¤larini ayirir. Bu sekilde aksam namazindaüç defa oturmus dur. Ve yetisemedigi için kaza ettigi her rek´atte Fatihayi ve zamm-i sureyi okur. Bu rek´atierden birinde kiraati terk etmis olsa namazi bozulur.

Mesbûk dört rek´atli namazlarda son bir rek´ate yetis¤mis olsa imâmdan sonra kildigi ilk rek´atte FâtÜiâ ve zamm-i sû¤re koumasi gerekir. Sonra .oturur ve tesehhüdü okur. Sonra kalkar ve bu rek´atte de Fâtihâ ve zammi sûre okur. Bundan sonraki rek´¤atte ise muhayyerdir. Dilerse kiraatte bulunur; dilerse bulunmaz. Efdal olan ise kiraat etmesidir. Hulâsa´da da böyledir.

Mesbûk dört rek´atli namazlarda iki rek´ate yetismis olursa yalniz kildigi ifei rek´ati kiraatle kilar. Sayet bunlarin birinde kiraati terk ederse namazi fasid olur.

Hatta imâm ilk iki rek´atin kiraatini son iki rek´atte okur¤ken mesbûk kendisine yetismis ve uymus olsa bu durumda bile yetisemedigi iki rek´ati kilmaya kalkinca yine kiraat eder. Eger kiraati terk edecek olursa namazi fasid olur. Vecîzü´I-Kerderî´de de böyledir.

Mesbûk yetisemedigi rek´atleri kilarken Münferîd gibidir.

Ancak su dört hususta mesbûk münferîd ( = namazi tek basi-rui kilan kimse´ gibi degildir :

1- Bu durumda ne mesbûk baska bir imâma´ uyabilir; ne de mesbûk´a uyulabiJir. Bunlar caiz degildir.

Mesbûk diger bir mesbûk´a uymus oldugunda okusa da oku-znasa da uyan mesbûk´un namazi fasid olur; imâm olanin namazi¤na ise bir sey olmaz. Bahrür-RâiVla da böyledir.

Ayni halde olan iki mesbûk´tan birisi yetisenieyip kazaya biraktigi miktarin kaç rek´at oldugunu unutmus olsa da diger mes-bûka uymadan onun yaptigim yapsa namazi sahih olur. Hulâsa´-da da böyledir.

Mesbûk secde eden imâma sehiv secdesi yapiyor zanni ile o secdede tâbi olsa sonradan da onun sehiv secdesi olmadigi¤ni anlasa bu husustaki iki rivayetten meshur olani bu mesbûkun r\mnsmniT% bozulmus oldugudur. Çünkü münferid yerinde iken iktidâ etmis olmaktadir. Fakîh Ebûll-Leys ise : «Bu zamanda bu halden dolayi namaz bozulmaz.» demistir.

Fakat mesbûk bu durumda o secdenin sehiv secdesi oldu¤gunu anlamazsa namazi fesada gitmez. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Muhtar olan da budur ve fetva da buna göre verilir. Ka¤bul edilmis o´an da budur. Guyasiyye´de de böyledir.

Imâm besinci rek´ate kalkmis mesbûk da bu halde imâ¤ma uymus olsa eger imâm dördüncü rek´atin basmda oturmus ise mesbûkun namazi fesada gitmistir; eger imâni oturmamissa imâm besinci rek´ati secde ile kayitlamadikça mesbûkun namazi fesada gitmez. Bu durumda imâm besinci rek´ati secde ile kayitlayinca hepsinin namazi da fesada gider. .Fetevâyi Kâdîhân´da da böyle¤dir.

2- Mesbûk kilmakta oldugu namazi kesmek niyyeti ile yeni¤den tekbir alsa katiyyetle —önceki namazi bozmus ve yeni bir namaza baslamis olur. Münferîd ise böyle degildir.

3- Mesbûk kilmadigi rek´atleri kilmak için ayaga kalkmis olsa imâmin da üzerinde o namaza baslamadan önce sehiv secdesi bulunsa da ondan dolayi secde etse; mesbûk kildigi rek´ati secde ile kayitlamadan önce döner ve ijnâmla birîikte o secdeleri yapar. Eger dönmez ise namazinin sonunda o sehiv secdelerini yapmasi lâzim gelir. Münferîd ise bunun hilafina baskasinin sehvinden dolayi secde etmez.

4- Mesbûkun tesrik tekbirlerini getirecegi hususunda itti¤fak vardir. Imâm Ebû Hanîfe (R.AJ ´ye göre münferîd bu tekbir¤leri getirmez. Fesü´I-Kadîr´de de böyledir.

Mesbûk sehiv secdelerinde imâma tabi olur; selam da tabi olmaz. Tesrik tekbffcrüerinde ve telbiyede de tabi olmaz.

Mesbûk selamda ve telbiyede imâma tabi olursa yani bu hal¤lerde ona uyarsa namazi bozulur. Eger tekbirde mesbûk oldu¤gunu bildigi bir imâma tabi olursa namazi bozulmaz. Semsül-Eim-nre Serâhsî bu görüse meyletmistir. Burada tekbirden murat tes¤rik tekbirleridir. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

Imâm tilavet secdesini hatirlar ve onu kaza etmek için dönerse eger mesbûk rekatinü secde ile kayitlamamissa öylece birakir ve imâma tabolarak tilavet secdesini yapar.

Mesbûk sonra kazasina devam etmek için kalkar. Eger dönüp imâmla birlikte o secdeyi yapmazsa mesbûkun namazi fesada gi¤der.

Ve eger mesbûk rek´atini secde ile kayitladiktan sonra imâ¤ma tabi olursa bir rivayete göre namazi fasid olur; diger bir riva¤yete göre ise imâma tabi olmazsa namazi fasid olur. Asi isimli ki-tabda ise : «Namazi fasid olur.» rivayeti vardir. Bu husus Fesül-Kadîr´de Bedâi´de Tatarhânivye´de Tahâvî´de Muzmarât´ta Se-rahsî´nih Mebsût Serhi´nde Sirâcü´l-Vehhâc´da ve Hiüâsa´da da böyledir.

Imâm tilavet secdesini iade etmemis olsa mesbûkun na¤mazi sahihtir. Bu durumda mesbûk için lâzim olan namazinin ka¤zaya kalan kismini tamamlamaktir. Tatarhânivye´de de böyledir.

Imâm secdemi sulbiyeyi (=namazin unutmus bulun¤dugu secdesini) hatirlasa ve onu yapmak için dönse mesbûk. da ona tabi olur. Mesbûk bu durumda imâma tabi olmazsa namazi bozulur.

Eger mesbûk rek´atini secde ile kayitlamis olursa bütün ri-vâyetlsrde namazi bozulur; dönsün veya dönmesin fark etmez.

Bu hususta asîolan : Mesbûk infirâd ( = tek basina olma) ye¤rimle imâma uymus veya iktfdâ ( = imâma uyma) yerinde infîrad eylemisse namazi bozulur. [41]



Lâhik :


Lâhik : Önce imâma uyup sonra uyku abdestinin bozul¤masi ve izdiham gibi sebeplerle namazinin bir kismini kilmayip da sonra yine imâma iltihâk eden kimse demektir.

Bu kimse zayi ettigi namazi kilarken sanki imâmin arkasin¤da imis gibi okumadan kilar. Sehvetse de sehiv secdesi yapmaz. Vecizül-Kerderî´de de böyledir

îmâm sehvinden dolayi secde yapsa lâhik mesbûkun hüâfma üzerinde olani kaza etmeden imâma tabi olmaz. Hulâsa´-da da böyledir.

Lâhik abdestini tazeledikten sonra geri dönse ona layik olan evvela namazinin kazaya kalan kismi ile mesgul olmasidir. Bu esnada kiraat etmez ve fakat kiraat edecek kadar durur. Rü¤kû´ ye secdelerde de imâmin durdugu kadar durur. Ancak imâm¤dan daha fazla veya daha noksan durmus olmasi da zarar vermez. Tahâvî .SerM´nde de böyledir

Bir kimse (lâhik imâmla birlikte tekbir aldiktan sonra imâm bir rek´at kilana kadar uyusa fakat sonra uyansa o lâhik artik birinci rek´ati kilar. Her ne kadar imâm ikinci rek´ati kili¤yor ise de. Zehiyre´de de böyledir.

Lâhik imâmla kilmadigini kaza ile mesgul olmasa da ön¤ce imâma tabi ve sonra da imâm selam vermeden Önce kaza¤ya kaüanlarla mesgul olsa bize göre namazi caizdir. Tahâvî Ser-hVnde de böyledir.

Lâhik olan misafir imâmla birlikte kilamadigini kilar¤ken ikâmetle niyyet etse veya abdesti bozulsa da kendi sehrine girmis olsa o kimse misafir namazini tamamlar. Imâm Züfer (R. A.) t buna muhaliftir. Ve bu hal imâm namazini bitirdikten sonra olmussa bu kaide geçerlidir. Fakat bu halin meydana geldigi si¤rada imâm daha namazini bitirmemisse o kimse bu namazi ittifakla dört rek´at kilar Musaffa´da da böyledir.

Imâm dört rek´alit bir namazin ilk oturulusunu unuta¤rak terk ettigi zaman arkasindaki lâhik uyumus olur ve uyanir veya abdesti bozulur ve sonra da gidip abdest alip geri dönerse bu sirada imâmda bir rek´ati sebkat etmisse t=ileri geçmisse) bize göre lâhik oturulacak yerde oturmaz. Imâm Züfer (R.A.) ise buna muhaliftir. Mesbûk da bu hükmün hilafmadir. Hulâsa´-da da böyledir.

Su alti seyin kazasinda Mesbûk Lâhik´a Muhal-ftir:

1- Kadinlarin erkeklerle ayni hizada olmasinda

2- Kirâatde

3- Sehiv secdelerinde

4- Ka´de-i ûüâda birinci oturusta) imâm bu oturusu terk ettigi zaman

5- Selam verirken imâmin dihk ile gülmesinde

6- imâm ikamete niyyet edince mesbûk rek´atini secde i´e kayitladigi zaman.

Zahirivye´de de böyledir.

Dört rek´atli bir namazda birinci rek´ate yetisememis o-lan bir kimse kalan üç rek´atte de uyumus olsa ve sonra uyansa´ uyumus oldugu halde geçen rek´aüeri kirâatsiz olarak kilar. Son¤ra imâma mütâbaaten (=tâbi olarak* pturur ve kalkip yetise-memis oldugu ilk rek´ati kiraat ederek kilar; sonra da oturup ´ namazini tamamlar.

Bu kimse iki rek´atte uyusa da bir rek´atte imâma yeti¤sip yetisemedigi hususunda süphe etse süphe ettigi o rek´ati na¤mazin arkasinda kilar. Hulâsa´da da böyledir. [42]



Imamet Ve Cemaat Konusu Ile Ilgili Bazi Meseleler


Imâmla cemaat arasinda namazin kaç rek´at kilindigi hususunda ihtilaf edilse ve cemaat: «Üç rek´at kildirdin.» dese; Imâm´da : «Dört rek´at kildirdim. dese; îmâm´m kanaati çok kuvvetli ise cemaatin sözüne uyarak namazi iade etmez. Ancak bu hususta yakîni yoksa cemaatin sözüne uyup namazi yeniden kilar. ( = kildirir.)

Bu hususta cemaat arasinda görüs ayriligi çiksa ve bir kismi : «üç rek´at...» bir kismida «...dört rek´at kildi.» deseler bu durumda imâm hangi tarafta ise tarafini tuttugu adam bir kisi bile olsa imâmin sözü alinir. Muhiyt´te de böyledir.

Bu durumda imâmla beraber bir kisi bile olmadigi vakit imâm da cemaat de namazi iade ederler. Cemaat yine imâma uyar ve bu iktidal&n sahih olur. Muhiyt´te de böyledir.

Cemaatten birisi: «imâm üç rek´at kildirdi.» baska biri¤si de : «...dört rek´at kildirdi.» dese imâm da cemaat de bu hu¤susta süphe içinde bulunsalar bu durumda imâma da cemaate de yapacak bir sey- yoktur. Hulâsa´da da böyledir.

Bu durumda noksan oldugu inanci ile imâmin o namazi iade eylemesi yani yeniden kilmasi (=kildirmâsi) niüstehap olur.

Irr-âm üç rek´at kildirdigi kanaatinde ûlsa da cemaatten bir kimse de tam kildirdigi kanaatinde bulunsa bu durumda imâ¤min cemaatle namazi yeniden kilmasi.gerekirken tamam kilindi¤gi kanaatinde olan kimsenin bu namazi iade etmesi gerekmez. Muhiyt´te de böyledir.

Cemaatten biri namazin noksan kilindigi kanaatinde ol¤sa da imâm ve cemaat bu hususta süpheye düsseler; vakit varsa ihtiyaten bu namazi iade ederler. Yeniden kilmasalar da üzerleri¤ne bir sey lâzim gelmez. Ancak cemaatten iki kisi namazin nok¤san kilindigina kanaat getirirler ve bunu böyle haber verirlerse imâm ve cemaat bu namazi yemden kilarlar. Hulâsa´da da böy¤ledir.

Imâm cemaatle namazi kilip gittigi zaman cemaatten ba-zuari : «...bu ög"e namazi...» bazilari da : «...ikindi namazi...» der¤lerse eger bu namaz ögle vaktinde kilinmissa Ögledir; ikindi vaktinde kihnmissa ikindidir. Eger hangi vakit oldugu belli degil¤se her iki taifenin namazlari da caizdir. Zahîriyye´de de böyledir. [43]



6- NAMAZDA IKEN HADES VÂKI OLMASI (=ABDESTIN BOZULMASI)


Bir kimsenin namazda abdesti bozulursa yeniden abdest a ir ve Önceki kildigi kisim üzerine kalan kismi bina eder. (= ka¤lan kismi kilar.1 Kenz´de de böyledir.

Bina t=namazin kalan kismim tamamlama) hususunda erkekle kadin müsavidir. Muhiyt´te de böyledir.

Namazda iken abdesti bozulma adeti olmayan kimse na¤mazini yeniden (ve bastan) kilar. Hidâye´de ve Kâfi´de de böyle¤dir.

Namaz esnasinda abdest bozulunca isti´nâf (=namazi bastan baslayip yeniden kilmak) daha efdaldir.

îsti´nafin efdal olusu bazi alimlere göre herkes hakkindadir. Bazilari ise: «Kat´iyyetie yalniz basina namaz kilan kimseler için isti´nâf daha efdaldir.» demislerdir.

Fakat imâm ve muktedî eger yeni bir cemaat bulabilirler ise isti´naf etmeleri (=bastan baslayip yeniden kilmalari) daha ef¤daldir.

Eger cemaat bulamazlarsa önceki cemaatin sevabini ko¤rumus olmak için bina etmeleri t=namazin kalan kismini tamam-lamalari daha efdaldir ve üstündür. Fetvalarda sahih görülen ka¤vil de budur. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir. [44]



Binanin ( = Namazin Kalan Kismim Tamamlamanin) Sartlari


1- Binanin caiz olmasi için liades´in abdest afmayi gerektir¤mesi; bu halin nadirâttan olmamasi semavî olmasi; kulun bu ha-derte ve bu hadesin meydana gelis sebebinde kend´ isteginin bu-hvnmaniasi sarttir. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

Bir kimsenin namaz içinde abdesti idrarla gâitle (=bü-yük abdestle) yellenmekle veya burun kanamasi ile bozuldugu vakit eger bunlar kasden olmussa namazi fesada gitmistir. Bu na¤mazda bina yapilamaz. (Yanî abdest yenilenip namazin kalan kis¤mi tamamlanamaz.)

Eger bu kimse abdesti kasden bozmamis oldugu halde ab-destin bozulma sekli guslü de gerektiriyorsa Csehvetle meninin çikmasi gibi) o kimse yine namazi bina edemez.

Abdeslin bozulma sekli guslü degil de sadece abdesti icab et¤tirdigi halde bu bozulma insânin kendi iradesi ile olursa yine namaz bina edilemez. Buna Imâm Ebû Yûsuf (R.A. muhalefet etmistir. Hulâsa´da da böyledir.

Bir kimse kendi kasti olmaksizin kendisine agiz dolusu kusuntu galebe çalarsa o kimse konusmadan abdestini tazeler ve namazini bina eder. Kendi istegi ile kusarsa namazim bina ede¤mez. Muhiyt´te de böyledir.

Namaz kilan bir kimseye kendi fiilinin haricinde hades vaki1 os!a (yani abdesti bozulsa); basma bir findik degmesi ve¤ya baska birisinin attigi tas veya benzeri . bir seyin degip basini yarmasi veyahut da birisinin yarasina dokunup kanatmasi gibi) — Jmâm-i A´zam (R.A.) ve Imâm Muhammed (R.A.)´e göre o kim¤senin namazini bina etmesi caiz olmaz. Tahâvî Serhinde de böy¤ledir.

Bir kimse namaz kilarken damdan tugla veya tahta düs¤se ve bu kimsenin basi yarilsa; eger bunlarin düsmesi damdan birisinin geçmesi sebebi ile olursa o kimse abdest alip namazina devam eder. (Yâni bina eder.) Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) bu gö¤rüse muhaliftir. Fakat bu seyler bir kimsenin geçmesi sebebi ile düsmemisse âlimlerimizden bir kismi: «Bu kimse yine namazini hi´âfsiz olarak bina eder.» demisler; bir kismi ise: «Muhay¤yerdir dilerse bina eder; dilerse bastan kilar.» demislerdir. Sahih olan .da budur.

Bir kimse bir agacin altinda bulunmus oldugunda agaç¤tan bir meyve düserek bu sahista bir yara açsa hüküm yine böy¤ledir. ´.

Namaz kilan kimsenin ayagina veya secde ederken alni¤na diken batsa ve bunda kendisinin bir kasti olmadigi halde- di¤ken batan yerden kanç çiksa bu durumda namazini bina eylemez.

BIr kimseyi esek ansi soksa ve bundan dolayi o kimseden kan çiksa hüküm yine böyledir.

(Bir kimse hapsirmis olsa da bu sebeple abdesti bozu!sa veya öksürse de öksürügün siddeti ile kendisinden yel çikmis olsa bu durumda yine namazini bina etmez.» denilmistir. Sahih olan da budur. Zahîriyye´de de böyledir.

Bir kadinin taharet bezi onu yerinden oynatmasi sebebi ile düsmüs ve kendi istegi olmadan bu bez islanmis olsa âlimleri¤mizin hepsinin kavillerine göre bu kadm namazim bina eâer. Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre bu kadin bezi yerinden oynatmasi sebebiyle namazim bina eder. Diger imamlara göre bu durumda namaz bina edilmez. Tebyîn´de de böyledir.

Eger bir kimsenin çibanindan kan akarsa o kimse ab¤dest alir kani yikar ve namazini bina eder.

Bir kimse kani akana kadar çibanini sikmis olsa veya .diz kapaginda çiban olsa da secde ederken dizlerine çöktügü için bu çiban parçalanip açilsa; bu hâl kasden abdest bozma yerinde ol¤dugu için o kimse kildigi namazinin üzerine kalan rek´atleri bi¤na edemez. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse namaz kilarken bayildigi veya cinnet getirdigi delirdigi veyahut da kahkaha ile güldügü ve yine namaz içinde bu hallerden kurtuldugu zaman abdest alir ve namazina kaidigj yerden devam eder.

Kczâ namazda uyuyup ihtilâm olan kimsenin; namazim guslettikten sonrabina etmemesi müstahsen görülmüstür.

Bir kimse namaz içinde kadinin fercine baktigi va¤kit inzal vaki olursa gusledip namazim bina edemez.

Veya namaz kilan bir kimsenin elbisesine dirhem miktarin¤dan fazla sidik saçilsa o kimse hemen dönüp onu yikar. Bu du¤rumda zâhirü´r-rivaye´ye göre namaz bina olunamaz. Tahâvî Ser¤hi´nde de böyledir.

2- Binanin caiz olmasinin sartlarindan biri der namaz da abdesti bozulan kimsenin hemen dönüp hiç beklemeden abdest almaya g´.tmesidir.

Hatta namaz kilan bir kimse abdestsiz bir rükün eda etse v>j-ya oldugu yerde bir rükün eda. edecek miktarda beklese o kim¤senin namazi bozulur.

Namaz içinde abdesti bozulan kimse abdest a!maya giderken Kur´ân okumus olsa namazi bozulur; fakat abdest aldiktan sonar geri dönerken Kur´ân okusa namazi bozulmaz. Bunun aksini söy-liyenler de vardir. Yanî bunlar: «Abdest almaya giderken Kur´ân okusa namazi bozulmaz da gelirken okursa bozulur.» demisler¤dir. Sahih olan ise herîki durumda da bu kimsenin namazinin bozulacagidir.

Abdest almaya giderken tesbih ve tehlîî etmek (^sübhâna1-lah ve Iâüâhe illallah demek) esahh olan kavle göre binaya manî degildir. Tebyîn´de de böyledir.

Bir imâmin rükû´ esnasinda abdesti bozulmus olsa ve bu durumda basini kaldirip «semi´allahü limen hamiden» dese; veya secdede abdesti bozulunca basini kaldirirken «Allahü Ekber» ´dese; eger namaz kilan kimse bunlari söylemekle. rüknün edasi¤ni kasdediyorsa onun namazi tamamen bozulur. Bunlari söyle¤mekle rüknün edasini kasdetmemesl halinde ise bu hususta Ebii Hanîfe CR.A.) ´den iki rivayet vardir. Kâfî´de de böyledir.

Imâmin secdede abdesti bozulur ve «Allahü Ekber» di¤yerek basim secdeden kaldmrsa namazi bozulur. Fakat tekbir getirmeden dogrulursa namazi tamamen bozulmaz; kendi yerine birisini imâm olarak geçirir. Vecîzü´l-Kerderî´de de böyledir.

Bir kimse namazda uyusa ve uyurken abdesti bozulsa ve o kimse abdesti bozulur bozulmaz uyansa ve uyaninca hemen abdest alsa namazini bina eder.

Uyaninca bir müddet bekleyip hemen abdest almaya gitmeyen kimsenin namazi tamamen bozulur. Mi´râcü´d-Dirâye´de de böy-ledeir.

3- Binanin caiz olmasinin sartlarindan biri de abdesi bo¤zulunca namaza mani bir harekette bulunmamaktir.

Çünkü namaz kilan kimsenin sayet abdesti bozulmamis ol¤saydi namaza mani olan bu islerin hiç birini yapamazdi.

Veya namazda abdesti bozulan kimsenin yapacagi is yapil¤masi zarurî olan islerden olmalidir.

Namaz içinde abdesti bozulan bir kimse konustugu veya ab¤desti kasden bozdugu veya kahkaha Üe güldügü veya yiyip içtigi veyahut da bunlara benzer seyler yaptigi zaman o kimsenin na¤mazini bina etmesi caiz olmaz.

Keza namaz içinde aklî muvâzenesini kaybeden veya üzerine bayginlik gelen veya cünüp olan bir kimsenin bu durumlarda na¤mazini bina etmesi caiz olmaz.

Keza namaz içinde bir kadinin fercine bakmasindan dolayi menisi gelen kimsenin de namazini bina etmesi caiz olmaz. Tehâ-vî Serhi´nde de böyledir.

Namaz içinde abdesti bozulan kimse muhtaç oldugu su¤yu isteyerek veya kuyudan su çekerek abdest alir ve namazini bi¤na eder

Istincâ ederken avret mahalli açilan bir kimsenin namazini bina etmesi batil olur. Fakat bu kimse istincâsim elbisesinin al¤tindan gizlice yaparsa namazini bina edebilir Bedâi´de de böyle¤dir.

Namaz kilan kimsenin abdesti bozuldugu zaman hemen abdest almaya gider. Bu esnada abdest alan kimse avret mahalli¤ni açar veya avret yeri o kimsenin kasdi olmadan açilirsa bu durum hakkinda Ebû Ali en-Nesefi: «Bu kimse eger örtünme. imkani bulamamissa namazi tamamen bozulmaz.» demistir. Ni-hâye´de de böyledir.

Bacaklarim abdest için açan kadinin namazi batil oku-. Sahili olan da budur.

Namaz içinde abdesti bozulan kimse abdest aldigi za¤man abdest azalarini üçer defa yikayarak basini kaplama meshe-derek niazmaza istüisak ve diger sünnetlerini yerli yerinde yaparak abdestini alir. Sahih olanda budur.

Fakat bu kimse abdest azalarini dörder defa yikarsa na¤mazi yeni bastan kilar. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Namazda iken abdesti bozulan bir kimseye su uzakta ve¤ya su kuyusu yakinda bulunursa bu kimse muhayyerdir; zahmeti en az olanini seçer; dilerse suya gider dilerse kuyudan su çeke¤rek abdestîni tazeler. Kuyudan su çektigi zaman namazini bina etmez; yeniden kilar. Sahih olan budur. Muzmarât´ta da boyîeçlir. Muhtar olan da budur.

Namaz kilarken abdesti bozulan bir kimse evinde su var iken onunla abdest almayip abdest almak için havuza gider ve bu durumda evi de havuzdan yakin olursa; eger aralarindaki mesa¤fe iki saf miktari ise namaz —tamamen bozulmus olmaz. Fa¤kat havuz ile ev arasindaki uzaklik farki iki safdan- fazla ise bu kimsenin namazi tamamen bozulur; onun üzerine namazin kalan kismim bina edemez.

Bu kimsenin evinde su olsa da abdestini havuzdan almak bu kimsenin âdeti olsa veya bu kimse evde su oldugunu unutarak havuza gitse ve orada abdestini alsa namazini bina eder. Hulâsa´-da da böyledir.

Namazda abdesti bozulan kimse havuzun basinda yer ol¤dugu halde oradan daha ileriye geçtiginde eger bu geçis yerin dar olmasi gibi bir sebepten dolayi olmussa namazini bina eder; aksi takdirde bina edemez. Vecîzü´l-Kerden´de de böyledir.

Namazda abdesti bozulan kimse abdestini aldiktan son¤ra basina mesh .etmedigini hatirlayarak gidip basini meshetse bu durumda namazim bina etmesi caiz olur. Fakat Önce hatirîaya-maz da namaza durduktan sonra hatirlarsa gidip basini mesheder ve namazim yeniden kilar. Hulâsa´da böyledir.

Bir kimse elbisesini unutmus olsa da dönse ve eibisesi-ni giyse namazi yeniden kilar. Tatarhânlyye´de de böyledir.

Bir kimsenin mescitte abdesti bozuüsa ve disari çikip içinde su olan bir kaptan abdestini alsa ve o kabi da namaz kil¤digi´ yere götürse eger kabi bir eliyle götürmüsse namazini bina eder. Muhiyt*te de böyledir.

Namazda iken abdesti bozulan kimse abdest almak için evine gelse de kapiyi kilitli bulsa onu açip abdestini alir. Çikin¤ca da´hirsiz korkusundan dolayi kapiyi kitlerse namazim bina et¤mesi caiz olur; böyle bir korku yoksa bina etmesi caiz olmaz. Tstarhâniyye´de de böyledir.

Namazda abdesti bozulan kimse abdest alacagi kabi dol¤durur ve onu tek eliyle tasirsa namazini bina eyler. îki e´iyle ta¤sirsa bina etmesi caiz olmaz. Cevheretü´n-Neyyitre´de de böyledir.

Namaz kilan kimseye namazin cevazina mani bir pislik isabet ederse onu yikar. Sayet o pislik hariçten isabet etmisse o kimse namazi bina eylemez. Buna Imâni Ebû Yûsuf (R.A.) mu¤haliftir. Pislik -eger kendisinden isabet etmisse o kimse namazim bina eder. Tebyîn´de de böyledir.

Elbisesine pislik bulasan kimse o saat onu çikarip baska bir elbiseyi giyme imkânina sahipse o kimsenin öyle yapip na¤mazini bina etmesi caiz olur.

Eger o saat çikarip baska elbiseyi giyme imkâni olmaz ve o pis elbise ile bir rükün eda ederse bil-iemâ namazi bozulur. Eger namazdan bir cüz eda etmeden öylece bir müddet beklemis olsa bile namazi bozulmaz. O saat çikarma mümkün oldugu ve baska bir elbisesi de bulundugu halde çikarmamis ve bu durumda na¤mazdan da bir cüz kilmamissa bu hal hakkinda arkada siarimizin ihtilâfi vardir. Ebû Hanîfe (R.A.) ile Ebû Yûsuf (R.AJ: «Bu kim¤senin namazi bozulur.» demislerdir. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimsenin namazda abdesti bozulmus olsa hemen dö¤ner abdest alir. Bu abdestini kasden bozarsa bu kimsenin nama¤zi bina etmesi caiz olmaz. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir.

4- Binanin caüz olmasinin sartlarindan biri de iük abdesti-. nin bozulmasi üzerine alacagi ikinci abdestinin bozulmasini gerek¤tiren bir halin bulunmamasidir. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

Mestlerinin üzerine meshetmis olan bir kimsenin namaz içinde abdesti bozulsa da abdest almak için gitse ve abdest a[ir-ken mesh müddeti bitse namazini yeniden kilar. Sahih olan da budur.

Teyemmümle namaz kilmakta olan bir kimsenin abdesti na¤maz içinde bozulsa abdest almaya gidince de su bulsa bu kimse de namazini bina edemez. Özürlü kadin da böyledir; yani özürlü kadin namaz kilarken abdesti bozulsa da abdest almaya gidince özrü bitse bu kadin da namazini bina eyîiyemez. SeraJisî´nin Mu-hiyt´inde de böyledir.

Sargisinin üzerine meshetmis ol anin yarasi iyilesir veya yarasi kanayanin namazinin vakti çikarsa bunlar da namazlarini yukaridaki gibi bina edemezler. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Binnm caiz olmasinin sartlarindan biri de imâma iktida etmis olan kimse namazda abdesti bozuldugu vakit abdestini ye¤niler ve imâm namazini bitirmeden ve arallannda iktidaya mani bir hâl olsa bile imâma dönmesidir.

Eger imâm namazi bitirmisse bu kimse kendi basina nama¤zini bina eder; imâma dönmez. Bu durumda imâma dönerse nama¤zinin bozulup bozulmayacagi hususunda ihtilâf vardir. Eger imâm¤la aralarinda bir mani yoksa dönmeksizin oldugu yerden imâma uyar. Bahrû´r - Râik´ta da böyledir.

Namazi yalniz basina kilan kimse abdest aldiktan sonra namazi tamamlama hususunda evi ile namaz kildigi yer arasinda muhayyerdir; fakat namaz kildigi yere dönmesi efdâldir. Kâfî´de de böyledir.

îmâm da yalniz kilan gibidir. Yerine geçirdigi imâm na¤mazi bitirmemisse dönüp ona uyar; bitirmisse kendi basina na¤mazini bina eder. Vikaye Serhi´nde de böyledir.

5- Binanin caiz olmasinin sartlarindan biri de abdesti bo¤zulan kimse sahibi tertfb ise abdesti bozulduktan sonra üze¤rinde bulunan kaza namazini hatirlamamasidir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

6 - Binanin ceÜz olmasinin sartlarindan biri de namaz kil¤dirmakta olan imâmin abdesti bozulursa kendi yerine (imamliga) ehil olmayan bîrini geçirmemesidir.

Bu imâm sayet yerine bir kadini veya bir çocugu geçirmis o-lursa namazini yeni bastan kilar. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir. Bi¤na eyliyemez. [45]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:02   #23 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Istihlâf


Istihlâf : Namaz içinde her hangi bir sebepten dolayi imâ¤min kendi yerine baska birini geçirmesi demektir.

Namazin binasinin eaiz oldugu her yerde imâmin da ye¤rine bir baskasini geçirmesi caizdir.

Namazin binasinin sahih olmadigi yerlerde ise istihlâf yoktur.

Baslangiçta imâm olmaya elverisli olan her sahsin imâ¤min abdesti bozulunca onun yerine geçip imâm olmasi da elve¤rislidir.

Baslangiçta imameteelverisli olmayan kimsenin imâmin ha-desi halinde onun yerine geçmesi de dogru olmaz. Muhryt´te de. böyledir.

Istühlâfin Sekli:

Namazda abdesti bozulan imâm burnunun kanadigi zannini vermek için elini burnunun üzerine koyarak ve egilerek geriyo çekilir; arkasindaki saftan birini öne geçirir. Ve bu isi konusa¤rak degil de isaretle yapar. Sahrada saflari geçmeden; camide ise daha disari çikmadan imâmin yerine bir baskasini geçirme hak¤ki vardir. Tebyîn´de de böyleedir.

imâmin abdesti bozuldugu zaman yerine saflari birbi¤rine muttasil oldugu halde mescidin disindan birini geçirmesi sa¤hih olmaz. Ebû Hanîfe (R.A.) ve Ebû Yûsuf (R.A.)un görüslerine göre bu durumda cemaatin namazi bozulur imâmin namazinin bozulup bozulmayacagi hususunda ise iki rivayet vardir. Esahh olan onun da namazinin bozulacagidir. Fetâvâyi Kâdîhan´da da böyledir.

îmâm için evla olan mesbûku yerine geçirmemesidir. Sayet imâm mesbûku yerine geçirmek isterse münasip olan onun kabul etmemesidir. Kabul etmis olursa bu da caizdir. Za-hîriyye´de de böyledir.

Imâm mesbûku öne geçirirse mesbûk da imâmin birak¤tigi yerden baslar. Selâm verme vaktine gelince mesbûk bir mü4riki öne geçirir. Müdrik cemaatle birlikte selâm verir.

Namazi tamam oldugu zaman imâm kahkaha ile güler kas-den abdestini bozar konusur veya mescidden çikarsa hem ken¤disinin hem de cemaatin namazi tamamen bozulur. Birinci imâma gelince eger o namazim kilip bitirmis ise onun namazi bozulmaz sayet bitirmemis ise onun da namazi bozulur. Sahih olan da bu¤dur. Hidâye´de de böyledir.

Imâmin abdesti namaz içinde rükûda bozulmussa yeri¤ne geçirdigi imâma parmagini dizinin üstüne koyarak isaret eder.

Eger namazi secdede bozulmus ise parmagini alnina koyarak isa¤ret yapar. Eger okurken bozulmus ise parmagini agzina kor.

Sayet geride bir rek´ati kalmissa bir parmagi ile; iki rek´at kalmissa iki parmagi ile isaret" eder.

Tilavet secdesi için parmagini alnina ve agzina koyarak isâ-rette bulunur. Sehiv secdesi için ise parmagim kalbinin üzerine koyar. Zahîrüyye´de de böyledir.

îmâm bu isaretleri yerine geçirdigi adam durumu bil-catyorsa yapar; sayet durumu bilen birisi ise bu isaretleri yapma¤sina hacet kalmaz. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir kimse dört rek´atli bir namazda bir imâma uysa imâmin da abdesti bozulsa ve yerine bu kimseyi geçirse; eger bu sahis imâmin kaç rek´at kildigini ve geride kaç rek´at kaldigini bilmezse bu kimse bu durumda dört rek´at namaz kilar ve ihti¤yaten her rek´atte de oturur. Fetâvâyi Kâdîhan´m Mesbûk Bölü¤münde de böyledir.

Namaz içinde abdesti bozulan imâm yerine bir lâhiki ge¤çirmis olsa; lâhik cemaate isaret ederek noksanini tamamlar ve sonra cemaatle namaza devam eder. Sayet böyle yapmaz ve kendi üzerinde bulunani tehir edip imâmin biraktigi yerden devam ederse; selam verme yerine kadar varir ve burada yerine baska birini geçirir; bu yeöi imâm da cemaatle selam verir. Bu bize gö¤re caizdir. Muzmarât´ta da böyîedeir.

Namazda abdesti bozulan imâm mescidden çikmadikça veya yerine baska birini getirip de o kimse imâm makaminda ce-caate imâm olmaya niyyet etmedikçe veya cemaat bir baskasini imâmin yerine geçirmedikçe imamlik hakkina sahiptir. Hatta bu hallerden biri bulunmasa da. abdesti bozulan imâm mescidin bir tarafinda abdest alsa ve cemaatte onu beklemis olsa imâmin yeri¤ne dönüp onlarla beraber namazini tamamlamasi caiz olur.

Eger yerine bir imâm geçirmez cemaatte bu isi yapmaz ve imâm mescidden çikarsa cemaatin namazi fesada gider. îmâm ise abdestini alip namazim bina eder; çünkü imâm kendi nefsinde rnünferîd (tek basina namaz kilan) gibidir. Mumyt´te de böyledir.

Sayet bir kimse kendiliginden abdesti bozulan imâmin yerine geçer ve imâm mescidden çikmadan Önce imâmin yerine durursa bu da caiz olur. Fakat o sahis mihraba varmadan imâm mescidden çikarsa o sahsin da cemaatin ´de namazi bozulur; ön¤ceki imâmin namazi ise bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyle¤dir.

Imâmin ardinda tek bir sahis oldugu zaman imâmin ab¤desti bozulmus olsa imâm tayin etse de etmese de o sahsin imam olacagi açiktir.

Abdesti bozulan imâm bir sahsi cemaat de baska bir sahsi ileri geçirse asil olan imâmin ileri geçirdigi sahistir. Ancak cemaat imâmin öne geçirdigi sahistan daha önce kendilerinin öne geçirmis olduklari imâma uymuslarsa bu durumda imâm ce¤maatin Öne geçirdigi imamdir.

Eger cemaatten ayri ayri topluluklar ayri ayri birer imâ- mi öne geçirmislerse bu durumda sayica çok olan toplulugun ile¤ri geçirdigi imâma itibar olunur. Topluluklar sayica müsavi ise¤ler hepsinin de namazlari bozulur.

Öne iki kisi geçecek olsa hak daha önce imâmin yerine varanindir. Bu iki kisi imâmin yerine ayni anda varir ve cemaatin bir kismi birine diger kismi da-öbürüne iktida ederlerse cemaat-. ten daha çogunun uymus oldugu tarafin namazi sahih olur; az olan tarafin ise namazi fasid olur. Cemaat sayica müsavi oldugu takdirde tercih mümkün olmadigindan her iki tarafin namazlari da sahih olmaz. Tebyîn´de de böyledir.

Abdesti bozulan bir imâm son safta bulunan bir sahsi ye¤rine geçirse ve sonra mescidden çiksa; eger imâmin yerine geçir¤digi kimse o esnada imamete niyyet ederse; imâm olmus olur. Bu durumda önceki imâmin durdugu yerle yeni imâmin arasinda olanlarla sag ve sol tarafinda bulunanlarin namazlari bozulur. Fa¤kat bu kimse önceki imâmm makamina varinca imamete niyyet eder ve bu sahis mihraba varmadan önceki imâm mescidden çik¤mis olursa hepsinin de namazi bozuümus olur.

Bu durumda imâmin yerine geçen sahsin ve cemaatin naniazlaiinin caiz olmasinin sarti imâmin yerine geçen sahsin imâm mescidden çikmadan önce mihraba varip imâmin yerine clurmasidir. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

Abdesti bozulan imâm yerine birini geçirdiginde o sah¤sin da abdesti bozulur ve o da yerine bir baskasini geçirirse bu durum hakkinda Fudalî : «Önceki imâm mescidden çikmamis ve üçüncü imâm da imâmin yerine varmamissa bu caiz olur. Durum sanki o sahis kendi nefsini öne-geçirmis veya önGeki imâm onu öne geçirmis gibi olur; böyle olmaz ise caizâ olmaz.» demistir. Hulâsa* da da böyledir.

Bir imâmin namazda abdesti bozulsa ve yaninda da hiç kimse bulunmasa bu durumda bir adam gelip cemaat olana ka¤dar o imâm mescidden çikmaz. Ve sonra çikar. Ikinci adam ar¤kadaslarimiza göre birincinin halifesi C= yerine geçirdigi kimse) olur. Zahiriyye´de de böyledir.

Bir imâm namazda kiraatten (= Kur´ân okumaktan) aciz kaldigi zaman yerine birini geçirir. Bu namaz caiz olacak kadar okuyamadigi veya utanmak veyahut korku ariz oldugu zaman olur; unutmaktan dolayi böyle yapilmaz. Fakat imâm namaz caiz ola¤cak kadar okumussa yerine hiç kimseyi geçirmez; rükû´a varir ve namazina devam eder. Sayet bu durumda yerine baskasini geçir¤mis olursa namaz fasid olur. Çünkü böyle yapmaya ihtiyaç yok-U*i\ Tebyîn´de de böyledir.

îmâm okumayi unuttugu zaman yerine birini geçirmesi asla caiz olmaz. Bunda icmâ´ vardir. Aynî´de de böyledir.

Bir misafir diger bir misafire uydugunda imâm olan mi¤safirin abdesti bozulur ve yerine bir mukimi imâm olarak geçirir¤se arkasindaki misafir namazini dörde tamamlamaz; iki rek´atte sslam verir. Sayet yerine misafir olan birini geçirir ve bu sahis da ikâmete niyyet ederse arkasindaki cemaat içinde bulunan misafir¤ler namazlarini tamamlamazlar. Serâhsî´nin Miüuyt´inin MüsafI-rin Namazi BÖlümü´nde de böyledir. [46]



Bu Konu Ile Ilgili Bazi Meseleler :


Abdestim bozuldu zanni ile mescidçlen çikan bir kimse sonra abdestinin bozulmadigini anlasa namazini kilmaya yeniden bastan baslar. Bu sahis mescidden çikmamissa namazini bi¤na eder (Geride kalanini kilar.) Hidâye´de de böyledir.

Yukaridaki durum-bir kimsenin namaza abdestsiz basla-digmi veya mesh müddetinin bittigini sanmasmm veya teyemmümlü iken serabi görüp de su zannetmesinin veya tertib sahibi ise ögle namazinda iken sabah namazini kilmadigini sanmasinin veya elbisesinde bir kirmizilik görüp de onu pislik zannetmesinin hilâfinadir; bu hallerde hakikati anlayip geri dönse namazi bozulur; bina caiz olmaz.

Ev namazgah ve cenaze namazi kilman yerler de mes-cid hükmündedir. Sahradaki saflar da mescid hükmündedir.

Bir kimse imamlik için öne geçmis olsaf eger önünde sütre yoksa arkasindaki saflarin mesafesine itibar olunur. Eger önünde sütre varsa hudut sütredir. T&byîn´de de böyledir.

Bir kimse yalniz basina namaz kiliyorsa secde yeri mes-citldc oldugu gibidir. Sagi solu ve arkasi da böyledir. Yani bu me¤safeler kadar olan mesafe mescid hükmündedir. Muhiyt´te de böyledir.

Kadinin musallada namazgâhda) abdesti bozulsa na¤mazi fasid olur. Çünkü musallanin mescid hükmünde olmasi sa¤dece erkekler hakkindadir. (Yani kadin burada namazini bina edemez.) Tebyîn´de de böyledir.

Namaz kilan bir kimse abdestinin bozulacagindan kor¤kup namaz kildigi yerden ayrilsa ve sonra da abdesti bozulsa o kimsenin namazim bina etmesi hakki yoktur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. [47]



Namazi Bozan Bazi Haller :


1- Sabah namazini kilarken günesin dogmasi

2- Cum´a namazini kilarken Ükndi vaktinin girmesi

3- Yara iyilestigi için sarginin düsmesi

4- Özürlü bir kimsenin namaz içinde— özrünün sona er¤mesi

5- Ümmîniii imâmin yerine geçmesi

6- Imâ ile namaz kilanin rükû´ ve secdelere gücü yetmesi

7- Mestleri üzerine meshetmis olarak namaz kilmakta olan bir kimsenin namaz içinde mesh müddetinin bitmesi

8- Teyemmümle namaz kilmakta olan kimsenin namaz esmisinda su bulmasi

9- Ayaktaki mestlerin amel-i yesirle (kolaylikla çikmasi

10- Üromî´nin bîr sûreyi düsünerek okuyabilmesi

11- Ümmî´nin namaz içinde dinleyerek Kur´ân ezberle¤mesi gibi hallerde namaz bozulur.

Teyemmümle namaz kilmakta iken su bulan bir kimse onu kullanmaya gücü yetmezse veya onu kullanmaya imkân bula¤mazsa namazi bozulmaz

Bir kimsenin mestleri genis oldugu için zahmetsiz çikar¤sa abdesti bozulur. Fakat mestler zor bir fiil ile çikarsa namazi tamamdir.

Ümmî Kur´ân okuyan bir kimseden fazla mesgul ol¤madan Kur´ân okumayi hakikaten ögrenirse namazi tamamdir. Bu hüküm ümmînin namazi münferiden kildigi veya imâm oldu¤gu zaman geçerlidir. Böyle okursa ümmînin imameti caiz olabilir.

Fakat ümmî güzel Kur´ân okuyan bir kimsenin arkasinda na¤maz kildigi zaman —Kur´ân ögrenirse— umuma göre namazi fa-sid olur. Ebû´I - Leys ise o ümmînin namazinin bozulmadigi görü¤sünü seçmistir: Tebyîn´de de böyledir. Sahih olan da budur. Zahl-rîyye´de de böyledir.

12- Çiplak bir halde namaz kilan kimse temiz ve kendisi ile namaz kilmak aciz olacak kadar elbise bulursa namazi bozulur.

13- Pis bir elbise ile namaz kilmakta olan bir kimse o ne¤caseti temizleyecek bir imkân bulur veya bu imkâni bulamaz fakat elbisesinin dörtte biri veya daha fazlasi temiz olur ve bununla ör¤tünmesi mümkün oldugu halde o sahis bunlari yapmazsa namazi bozulur.

14- Teyemmümlü olarak namaz kilmakta olan bir kimse na¤maz esnasinda su bulur ve kullanmaya da gücü yeterse namazi bozulur.

15- Sahib-i tertib olan bir kimse namaz kilarken geçirmis oldugu bir namazi hatirlarsa namazi bozulur.

16- Abdestli bir kimse teyemmümiü bir imamin arkasinda namaz kilarken suyu görürse veya bu kimse imâmin sahib-i tertip oldugunu ve onun da bir fâitesi (= kazaya kalmis namazi) bu¤lundugunu hatirlarsa sadece o muktedîniii namazi bozulur; bâlil olur. Tebyîn´de de böyledir.

Bu durumlarda nainaz batil oldugu zaman bu namaz na¤fileye çevrilmis olmaz. Yalniz su üç yerde bti namazlar nafileye çevrilmis olur´

Tertip-sahibinin «--namaz esnasinda™ kilau^viigi bir na-mazi hatirlamasi hailinde

Sabah namazini kilarken günesin dogmasi halmd´e/

Cum´ayi -kilarken ikindi vaktinin girmesi halinde Cevheretü´n - NeyyâreMe de böyledir.

Pis elbise Ile namaz k»J arken onu temizleyecek bir sey bu¤lan kimsenin namazi bozulur.

Bir kisfse keza namazi kilarken tulü´. zevfcl gurup gibi kerahat vakti girerse o namaz bozulur

Bir cariye bas örtüsüz namaz kilarken azad edilir ve : anda basmi Örtmezse namazi bozi$m\

Bu mes´e!elerden herhangi biri namaz kilan bir kimseye —tesehhüd miktari oturduktan sonra veya sehiv secdesi yaparken bile ariz olursa o kimsenin namazi bâtil olur. Eger bu Ir-imâm ise arkasindaki cemaatin namazlari da batil ölür.

Namazdan selâmla çikmis olan bir kimsenin üzerinde i eecdesi bulunsa ve bu esnada mezkûr hallerden -birisi anz tâz: bu kimse eger sehvinden dolayi secde ederse namazi batil old^ sehiv secdesi yapmazsa namSzi batil olmaz

Cemaatten olan bir kimse tesehhüd miktari oturdukta sonra imâmdan Önce selam verip namazdan çikmis sonradan da bu sahsa saydigimiz haÜerden birisi ariz olsa sadece bu sahsin namazi batil olur. Cemaatin —ve imâmin namazina bir sey ol-

Keza imâm sehiv için secde ettigi zaman cemaatten olanlar .sehiv secdesi yapmasalar; imâma da bu hallerden birisi ariz olsa bu durumda imâmin namazi bozulur; cemaatin namazi ise bozul¤maz. Tebyîn´de de böyledir. [48]



7- NAMAZI BOZAN SEYLER VE NAMAZIN MEKRUHLARI :


Namazi Bozan Sözler :


Namazda unutarak kasden hatâen veya bilerek a/ veya çok konusan kimsenin namazi bozulur

Muktedînin namazin islâhi için oturacagi yerde kalkan imâ¤ma : «Otur» kalkacagi yerde oturan imâma da : «Kalk» demesi veya namazin islâhi için olmayan insanlarin sözlerinden herhangi biri iüe konusmasa bize göre namazi bozar. Ve bu namazlarin yeni bastan kilinmasi gerekir. Muhiyt´te de böyledir

Bu hâl (konusma) son oturusta tesehhüd miktari otur¤madan Önce olursa namazi bozar. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyle¤dir.

Konusmakla namaz; konusmanin duyulacak kadar olmasi ile bozulur. Konusma baskalari tarafindan duyulmasa fakat sade¤ce konusan tarafindan duyulsa yine namazi ifsad eder bozar. Mu-Jiiyt´t´e de böyledir.

Sayet bir kimsenin konustugu kendisi tarafindan bi¤le duyulmazsa harfler sihhatli olsa bile o kimsenin namazi bo¤zulmaz. Zahidi´de de böyledir.

«Namazda uyur halde de olsa konusunca na¤maz bozulur. Muhtar olan da budur.» denilmistir. Muhiyt´te de böy¤ledir.

Namaz kilan kimse baskasina selam verirse namaz bozu¤lur.

Bu kimse namaz bitti zanni ile selam verse yine namazi bo¤zulur.

Bu kimse namazda oldugunu unutarak selâm vermis olsa yi¤ne namazi bozulur.

Namaz kilan kimse bir adamin verdigi selama selamla muka¤bele etmis olsa yine namaz bozulur. Ebûl - Mekârim Serhi´nde de de böyledir.

Bir mesbûk imâmla birlikte selam verilir zanni ile» seSam verirse namazi bozulur. Bu selam kasden verilmis oldugu için- de namazim bina eylîyemez. Hulâsa´da da böyledir.

Mesbûk imâmla birlikte selam vermisse bakilir eger üzer rinde kalan rek´atleri hatirladigi halde selam vermisse bu mes-bûkun namazi bozulur. Fakat eger üzerinde kalan rek´atleri unu¤tarak selam vermisse bu mesbûkun namazi bozulmaz. Çünkü unu¤tarak selam vermek sahibini namazin hürmetinden Çikarmaz. Ta-havî Serhi´nde de böyledir.

Yatsi namazini kilan kimse .teravih zanni ile Üd rek´aj tamamlaninca selam verse; veya bîr kimse cum´a namazi zanni ile ögle namazinin ikinci rek´atinde selam verse; veya mukim olan bir kimse misafir oldugu zanni ile iki rek´ati tamamlayinca selam ver¤se namazi bozulur; yeniden kilmasi gerekir.

Bir kimse dördüncü rek´at zanni ile ikinci rek´atte selam vermis olsa bu kimse namazina devam eder. Sonunda da sehvi için secde eder. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir.

Selami unutmak eger selam namazin aslinda vaki´ ise na¤mazin bozulmasini gerektirir; ve eger selam namazin vasfinda va¤ki ise fesadini gerektirmez.

Bir kimse namazdaunutarak bir adama selam vermeyi kasdetse ve «es-selam» der demez namazda oldugunu hatiriasa o kimsenin selam vermesi gerçekten münasip olmaz; bu kimse he-men susar. Fakat yine de Bu kimsenin namazi bozulur. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse selam niyyeti ile namazda müsafaha etse (= el siksa) namazi bozulur. Çünkü o manen konusmaktadir. Bir kim-katriv karsifok vereme?. Ancak

Her iki ?Uucu duaya kui´-i üTuw ´zsohböyiedu"

\Uu kirrisv:. bu iie. söylemis oIsi aP Ki-´-rki göre o km^ kui na

küan kilise ai-^sa dü pesi sira «ol flos´. bo^uhnaz. ;!uüu.. k»´!biiiden´demesi daha Îiîi fViaktu". Hulâss´da da böy

us ona demesi.olur

am;îzda aksiraii. «elhamdülillah» demezse namazdan sonra ii sahihtir.

Namaz kilan kimse.r.;iktedî ise imâma uymus-t.aaks:i-´digînda gizli o.l-uak Jciii olarak da «elhamdülillahdeme/. AiirnJerin kaviller: lITnufrtösî´de de böyledir.

Namaz kilan iki kisito;: bu-; aksirsa da namazin hanem¤den bir kimse de «y^riiansüke; bu duaya namaz kilanla-t´îrt ikisi do´-âiîiin» we-e:er ;jkiiran sahsin namazi Kus: digcdniuki bozu^:rtaz. kendisi için duâ etine-

kisiden birisi namaz disinda

namni´ kiîan digr.- sahis danbozulmaz. Çünkü bu .-´:ucumda

kendi jiofsine dua degildir» denilmistir. Sirâcü´I-

Müktedî´nin imâm tutulur tutulmaz hemen o dakikada onu açmasi mekruhtur. Çünkü imâmin hatirlamasi ve okumaya devam etmesi mümkündür..Bu durumda ise muktedî ihtiyaç ol¤madan imâmin arkasinda okumus olur. Serahsî´nin Mühiyt´inde de böyledir.

Imâmin kendisini baskasinin açmasina meydan vermesi uygun degildir. Çünkü bu hâl iurkasihdakinin Kur´ân okumasina yol açmak olur ki bu da mekruhtur. Eger imâm kifayet miktari okumussa hemen rükû´a varmalidir veya baska âyete intikai etme¤lidir. Kâfî´de de böyledir

Bir âyeti tekrar tekrar okumaya veya susup durmaya ilcâ denir. Nihâye´de de böyledir.

Namazda olmayan bir kimse imâma karsi kipirdamis ve ona yol açmis ise imâm da düsünüp hatirlamissa eger imâm onun yol açisi tamam olmadan okumasina devam ederse namazi bozulmaz. Fakat o kimsenin okuyusuna uyarsa imâmin namazi bozulur. Çünkü—burada— hatirlamak açisa izafe edilir. Mürâhikm yol açisi da baligin yol açisi gibidir. Namaz disinda olan kimseyi imâma uyan birisi dinlemis olsa ve bu muktedî dinJledigi seyle imâma yol açsa bu durumda hep¤sinin namazi da bâtil olur. Çünkü telkin disaridan gelmistir. Bah-rüRâik´ta da böyledir.

Namaz kilan kimseye kötü bir haber verilse de o da : «in-nâ liUahi ve innâ ileyhi râci´ûn» dese veya sevinçli bir haber ve¤rilse de : «elhadü lillah» dese; bu kimse eger bunlarla haberi ge¤tirene cevap vermeyi kasdederse namazi bozulur; fakat cevap vermek kasdi ile degil de namazda oldugunu bildirmek kasdi ile bunlari söylemisse namaz bozulmaz. Bunda icmâ´ vardir. Serah-dfrtin Mühiyt´inde de böyledir.

Namaz kilmakta olan bir kimseye hayreti mucip bir ha¤ber verilse ve o da : «Sübhânallahi velhamdülillahi ve lâ ilahe il-lallahü´ vellahü ekber.» dese eger bununla haberi getirene cevap vermeyi kasdetmemisse namazi bozulmaz. Bu herkese göre böyle¤dir. Fakat bununla haberi getirene cevap vermeyi kasdetmisse. Imâm Ebû Hanîfe (R.A.) ve tniâm Muhammed (R.A.) ´e göre namazi bozulur. «Bu durumda namazi bozulmaz! çünkü —söyledigi

insan kelâmi degildir.» diyenler de olmustur Nisab´da : «Fetvbuna göredir.» denilmistir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Namaz kilan bir kimse hilâli görse ve : «Rabbî ve Rabbü-keHâh» dese Imâmi A´zam Ebû Hanîfe (R.A.) ve Imâm Muham¤med (R.A.)´e göre namazi bozulur.

Âlimlerimize göre hummadan veya benzeri bir hastaliktan Allah´a siginmak maksadi ile namazda Kur´ân okuyan kimse¤nin namazi bozulur. Zahîriyye´de de böyledir.

Namaz kilan hasta ayaga kalkarken veya egilirken : «Bis¤millah» dese kendisine isabet eden mesakket agri veya acidan dolayi böyle demisse namazi bozulmaz. Fetva da bunun üzerine¤dir. Muzmarât´ta da böyledir.

Sadrü´s - Sehîd´in Câmiü´s - Sagîri´nde : «Bir kimse (in¤nâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn´ u cevap kasdi ile söylerse herke¤sin yaninda namazi bozulur.» denilmistir.

Namaz kilan kimse baskalarina cevap kasdi olmadan «Al-îahümme salli aiâ Muhammed» veya «Allahû Ekber» dese bil-ic-mâ´ namazi bozulmaz. Fakat bunlari cevap kasdiyle söylemis olur¤sa bazilari : «Bu durumda herkese göre bu kimsenin namazi bo¤zulur.» demislerdir. Zahir olan kavil de budur.

Namaz kilan bir kimse birine cevap vermeyi kasdetme-

Bir kimse âyetini okusa da namaz kilan kimse Peygamber (S.A.VJ Efendimiz´e se-lavât getirse namazi bozulmaz.

Keza bir kimse seytandan bahsetse de namaz kilan kimse : «Allah ona lanet etsin» dese namazi bozulmaz.

Bir kimse : «Yüksek sesle fatiha okuyun mühim çok mühim seyler içi´n.» dese mesbûk da okusa namazi bozulur. Fetva da bu kavle göre verilmistir. Hulâsa´da da böyledir.

N;u~az ju-lan bir ini´ns^ öh sairin kass iîe okumus o´lsa namazi yeleri s:;r okuyorum kasdi Ita namaz:

Cinde de boy.i-..:nsa - ; nu dili ´ie söyîem.:? bo?:uîrorîZ ?:vo´. îyünak -Miisallfde de i--öyi3tîir.

Fetvalarda : rims´? nzr hu be v;tva bir ineseîe düs:- ruh olur» deiîîimîstir girkde r. si´cerevru:´ absniVolime ise nam-ayA bomiuv Fak;-1. iH;"jh degilse a kimsenin rtamiA Knr;iaVur. Serâhd´nfo Mubiyt´kide böyi

Kcslii ilaii bir kim^ insanlarda-!hâl f= imhjolan bir seyederek-namaz içiucir- AÜaI eâlâ´j-a dup edrire. namazi k gibi gibi Allah´im filan .kariu;- r;zsk oîarak ban Buyur AHahim- Buyur buyur.. Emrine amadeyim. Senin or¤tagin yoktur. Buyur... Hamd ve ni´met ancak Senin içindir. Mülk de Senindir. Senin ortagin yoktur.) dese namazi bozulur. Hulâsa´ da da böyledir

Bir kimse tesriyk günlerinde (Kurban bayraminin arefe-sinden itibaren dört gün) namazin içinde «Allahu Ekber» demis olsa namazi bozulmaz. Fetâvâyl Kâdîhân´da da böyledir.

Bir kimse namaz içinde isteyerek ezan okusa Ebû Hanî-fe´ye (R.A.> göre namazi bozulur. Muhiytte de böyledir.

Namaz kilan kimse ezani isittigi zaman müezzine cevap vermeyi isteyerek onun söyledigini´ tekrarlarsa namazi bozulur; bu niyyetle söylemezse namazi bozulmaz. Müezzinin söyledigi ezan lafizlarini tekrarlarken hiç bir niyyeti bulunmazsa yine bozulur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Namazda seytan vesvese verse de Gücü yetme yalniz ve yalniz pek yüksek ve çok büyük olan Al¤lah iledir.) dese eger bunu âhiretle ilgili bir is için yapmissa na¤mazi bozulmaz; sayet dünya ile ilgili bir is için yapmissa namazi bozulur. Tunurtâsî´de de böyledir.

Bir kimse namazin sonunda tesehhüdü unutarak selam verir ve sonra da bunu hatirlar ve tesehhüd okumakla mesgul olur /fakat bunu tamamlamadan selam verirse îmâm Ebû Yûsuf (R.A.)-´a göre namazi bozulur. Çünkü bu kimse tesehhüde dönüsü sebebi ile birinci oturusu terketmis olur ve bu durumda tesehhüdü tamam lamadan önce selam verirse namazi bozulur. Imâm Muhammed (R. A.) ´e göre ise bu kimsenin namazi bozulmaz. Çünkü kimsenin bi¤rinci oturusu tesehhüde dönmesi üe tamamen terkedilmis olmaz. Ancak tesehhüdden okudugu miktari terkedilmis olur; veya; hiç terkedilmis olmaz. Çünkü tesehhüdün okunacagi yer oturulan zamandir. Onun terkine zaruret yoktur. Fetvada bunun üzerine¤dir.

Hakkinda bir rivayet bulunmayan su mes´ele de âlimlerin ihtilâf ettigi mes´eîelerdendir :

Bir kimse namazda Fatihayi ve zanim-i sûreyi okumayi unut¤tugu zaman bunu riikû´da hatirlasa ve onlari okumak için ayaga kalksa ve sonra da dogrulduguna pisman olsa ve hemen akabin-´de secdeye varsa rükû´ tamamen veya hiç terketmis olmaz. Çünkü o rükû´u kiraat için terk etmistir. Kiraatte . bulunmadigi vakit snaki o kiraat yokmus gibii olur. Fetâvâyl Kâdîrhân´da da böyle¤dir.

Bir kimse namaz içinde inîese âh dese veya aglasa ag-Iarken de sesini yükseltse ve bu sesden harfler meydana gelse; eger bu aglama cennet veya cehennemin anilmasindan ve onlari hatirlamis olmasindan dolayi olmussa o kimsenin namazi tamam¤dir. Fakat bu kimse bir agridan veya bir musibetten dolayi agUf • mis olursa namazi bozulur. Âh-u enîni günâhinin çoklugundan dolayi ise yine namazi bozulmaz.

Namaz kilan kimse sessizce aglasa ve gözlerinden yas ak¤sa namazi bozulmaz.

Enîn : Âh! Âh!. demektir. Teevvüh ise : Eyvah!... Ey¤vah-... demektir. TatarhânIyye´de de böyledir.

Bir kimse namazda «âh!. «âh!..» dese bü-icmâ namazi bozulur. Fakat bu «âh!» çekmesi duyulmazsa namazi bozulmaz. ancak mekruh olur. Çünkü bu bir söz degildir. Muhiyt´te de böy-Üedir.

Namaz kilan kimse sec.de yerinde bulunan topraga üfür¤müs oîsa eger üfürürken sesi duyulmaz ise namazi bozulmaz. (Ne¤fes alip verme gibi...) Fakat bu durumda kasden üfürmek mek¤ruhtur.

Bu üfürme hece harfleri seklinde duyulursa bu hal konusma mevkiinde oldugundan üfüren kimsenin namazi bozulur. Hulâsa´ da da böyledir.

Namaz kilan kimse «hoo veya hâst» diyerek yanina gelen hayvanlari sürse veya «host» diyerek köpegi kovsa namazi bozu-itur fakat hece harfleri olmayan bir sesle kovarsa namazi bozul¤maz.

Keza bir kimse hece harfleri ile kedi çagirsa namazi bozu¤lur. Hece harfleri olmayarak çagirirsa namazi bozulmaz. Keza ke¤diyi hece harfleri olan bir sesle kovarsa yine namazi bozulur. Ze-hiyre´de de böyledir.de

Namaz kiiu´i >

Çünkü oksi:ro.1ü.nce

Sahi iütidür.

Bâzi alimler Bakarak okunan k böyle okuyan kimsenin ntrniszi

Bazilari ise "Fâtihâ imdegilse bozulmaz.»´ d´-;rriîsierdir Vibym´de âr

N´tc.ii.-: kisan kin^ Maiü bulunsa cia. o. ve bakan sah)s iç bir hrroin görijs ay-nîmi <.jiniac´on— o khiîserün :

Is i U bina bakip bir sev.oti- de-liitrnistir. Tatarhâuîyi´O´dö

da namaz jalan o- ve´anlar.a (R. A.}1a-göre bov´e vaptijViseiiii?." namazi bu görüsü kabvl curusievdir.

Imâm-Muhaimned ^RA.j´e göre is; mi;-i0juif t^rm" lur. Sahih alan ise bil-icma. bu kimsenin nainazmin hnvsidir. Bu hususta okudugunu an lava- iîe anlamayan ar;´fark yoktur. TebySn´de de böyledir.

Namaz kilan kimi. e olsy. bü okudugu seyle-

ma

kesir olur.

Tek iif YRpii.uA ;si-!´ ise -iki elle yapilmis olsalar bi¤le anicl-i kailidir. Gömlek çikamia pantolonun-dügmelerini çöz-eik:. bahiri´´. k;.´ar:;Ai takkesini giyme veya onu çikarma gibi isler bu ciiiisiccîeiKIir.--

Mükerrer (= tekrarlanmis) olmayan ve bir elle yapilma makaminda olan islerin hepsi iki elle yapilsa bilamel-i ka-lîl (= amel-i yesîr) sayilir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

2) Amel-i kesîr üe amel-i yesîr ( = amel-i kalîl) arasindaki fark namaz kilanin re´yüie görüsüne) birakilmistir. Namaz kilan kimse sayet yaptigi -isi çok görürse o is ameli kesirdir ve eger yaptigi isi az görürse o da amel-i kaîîldir. Bu kavil Ebû Ha-nîfe (R.A.) nin kavillerine çok yakindir.

3´ Namaz kilan kimseye uzaktap. bakan birisi onun yaptigi isleri görünce onun namaz kilmamakta oldugunda süphe etmezse is> amel-i kesirdir. (= çok isdir.) Ve bu is namazi bozucudur. Fakat eger süphe ederse yani o kimsenin namazda olup olmadigi¤ni farkedemezse o is amel-i kalîl (= az is amel-i yesîr = kolay is) dir ve bu is namazi bozmaz. Esahh olan da budur. Tebyîn´de de böyledir.En güzel olan kavil de budur. Serahsî´nin Muhiyt´inde böyledir. Âmmenin ihtiyari da budur. Fetâvâyi Kâdîhân´da ve Hu-Iâsa´da de böyledir.

Namaz kilan kimse kilicini kinina koysa veya onu kinin¤dan çikarsa namazi bozulmaz.

Keza namaz kilan kimse pestemalinm etegini omuzuna atsa veya bir eli ile tasiyabilecegi bir seyi yüklense veya bir çocugu sir¤tina alip tasisâ veya elbisesini omuzuna alip tasisa namazi bozul¤maz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Bir kimse tasimasi zor oîan bir seyi namazda zora¤ki tasisa namazi bozulur. Zahîiiyye´de de böyledir.

Namaz kilan bir kimse ister kasden olsun ister unutarak olsun bir sey yer veya içerse namazi bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Dislerinin arasinda yiyecek parçalan kalmis olan bir kim¤se namaz esnasinda bunlari çignese ve yutsa eger bunlar nohut¤tan küçükse o kimsenin namazi bozulmaz; fakat mekruh olur. Sa¤yet bu sey nohut kadar —veya ondan büyük ise bu kimsenin na¤mazi bozulur. SIrâcül - Vehhâc´da da böyledir. Bu Tebyîn´de Ta-hâvî Serhi´nde de böyledir. Bekâlî de : «Bu esahhtir.» demistir. Bürcendiy"de de böyledir

Namaz kilan kimse dislerinin arasindaki kani yutsa —bu kan tükrügüne galebe etse bile — namazi bozulmaz. Shâcü´l-Veh¤hâc´da da böyledir.

Nisab´da : «Bir kimse namaza baslamadan önce yiyip iç¤se sonra da namaz kilmaya baslasa; agzinda yemek artiklari veya su artigi kalsa ve onlari namazda yese ve içse namazi bozul¤maz. Fetva da bunun üzerinedir.» denilmistir.

Keza bir kimse disleri arasinda kalmis olan seyi namaz esna¤sinda yutsa —eger bu sey nohut kadarsa— Imâm Ebû Hanîfe (R. A.) ve Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre bu kimsenin namazi bozulmaz. Miizmai´ât´ta da böyledir.

Namaz kilan kimse dislerinin arasindan çikan kani yutsa bu kan agiz dolusu olmadikça namazi bozulmaz. Fetâvâyi Kâdî¤hân´da ve Hulâsa´da da böyledir.

Bir kimse disardan susam alsa da onu yutsa namazi bo¤zulur. Sahih oîan da budur.

Tatli bir sey yiyen bir kimse sonra namaza durdugunda ag¤zinda kalmis olan tadi yutsa namazi bozulmaz.

Namaz kilan kimse agzina fâniz (= bir nevî seker peynir sekeri ham seker) veya seker alsa da yutmasa fakat tadi mîdesi-ie inse namazi bozulun Hulâsa´da da böyledir. .Muhtar olan bu¤dur. Zahîriyye´de de böyledir.

Namazda sakiz çignemek sakiz çok olursa namazi bo-zar. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Namaz kilan kimse çok miktarda fevfele çignedigi zaman ondan bir sey kopup ayrilmasa bile o amel-i kesîr oldugu için o kimsenin namazi bozulur.

Eger ondan bir sey kopup ayrilir ve bogazina girerse az da ol¤sa yine o kimsenin namazi bozulur. Fakat o çignenmedigi zaman feükrügünc girmekle o kimsenin namazi bozulmaz.

Namaz esnasinda agzina yagmur dolu veya kar parçasi düsen kimse onu yutarsa namazi bozulur. Sirâcü´l - Vehhâc´da da

böyledir.

Namaz kilan kimse lambanin fitilini kaldirmis olsa na¤mazi bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.."

.kat. vürü.;.

Bu ´iüüv: kiMcy3 arkasini doudüâu zc-jn^i naynazi bozu-

içinde b.: miiâari yuriir-

bir detada

af yürür bivaz durur ve son-

zi bozulmaz. Fetâvâyi Kâdfliân´

Etleri k«ldinnak namazi bozmaz.

Fakat ayaklan uzatarak him an (= esegi) sürmek namazi bo-. zar. Bu is binili iken bir ayakla yapilirsa namazi bozmaz. Huîâsa´

ds da böyledir.

ivuutda iken havyari c-rindnüi olarak hir ayagi syllamak bu di inimde iki ayagim sal-mayapruak iki elle pnyakmak gibidir. Ba´;fi bozulmaz.» dtayguiî: Olan da bu¤dur.

Namazda Iken gögsünü kibleden çeviren kimsenin nama¤zi bozulur. Fakat kibleden gögsünü degil de yüzünü çevirmis olan kimsenin-namazi bozulmaz. Zahidî´de de böyledir. Bu bir an dö¤nüldügü zasmndn*.

Namazda Iken hayvana binmek namazi bozar. Çünkü bu ancak iki elle yapilir. Fakat namazda iken hayvandan inen kim¤senin namazi bozulmaz. Fetâvâyi Kâdfliân´da da böyledir.

Bir kimse namaz kilan bir sahsi yerinden kaldirip sonra tekrar yerine koydugunda eger yönünü kibleden döndürmemiç-se o sahsin namazi bozulmaz. Fakat o sahsi yerinden alir hayvan üzerine korsa namazi bozulur. SirâcüH - Vehhâc´da da böyledir.

Namaz kilan kimse özürsüz olarak imâmin önüne geçmis olursa namazi bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Fadlî´nin Fetâvâsi´nda : «Sahrada namaz kilan kimse secde yeri kadar (ayagi ile secde ettigi yerin mesafesi kadar) geri- lerse namazi bozulmaz. Bu durumda secde miktanna arkasinda saginda ve solunda bulunan yerlere i´tibâr olunur. Kible tarafinda oldugu gibi diger taraflarda da bu kadar mesafe mescid hükmün¤dedir. Namaz kilan kimse iste bu kadar yerlerden çikmaz ise o kimse mescidden çikmamis demektir. Bu hususta çizgiye itibar edilmez. Hatta bir kimse etrafina çizgi çekmis olsa ve o çizgiden çikmasa fakat bizim dedigimiz kadar olan mesafeden ayrilmis ol¤sa o kimsenin namazi bozulur.» denilmistir. Muhiyt´te de böyledir.

Safta açik bir yer olsa namaz kilan kimse hemen oraya girer Yaninda namaz kilan kimse yerini genisletene kadar ilerler¤se namazi bozulur. Hizânetü´l - Fetâvâ´da da böyledir.

Bir kimse evinde aksam namazi kilarken baska biri gelip ona uysa; imâm unutarak üçüncü rek´atte oturmadan dördüncü rek´ate kalksa muktedî de ona uysa bu durumda her ikisinin de namazlari bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Namaz içinde akrep ve yilan öldürmek namazi bozmaz. Bir vurmakla bir kaç defa vurmak arasinda bir fark yoktur. Ez-her ( = en açik) olan kavil de budur.

Nevâzil´de : «Bu hâl muktedî için olursa ayakkabisini alir ve ona dogru yürür Imâmdan ileri geçmis olsa bile namazi bozul¤maz. Hulâsa´da da böyledir.

Bu meslede yilanlarin her çesidi müsavidir. Sahih olan da budur.» denilmistir. Hidâye´de de böyledir.

Namaz içinde akrebin ve yilanin Öldürülmesinin namazi bozmamasi onlarin namaz kilanin Önünden geçmesi ve kendisine eziyet etmelerinden korkmasi halindedir. Fakat böyle bir korku yoksa —namaz içinde— onlari öldürmek mekruh olur. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse namaz içinde üç tasi arka arkaya atarsa veya üç biti arka arkaya öldürürse veya üç kili arka arkaya koparirsa veya sürme çekerse namazi bozudur Zahîriyye´de de böyledir.

Huccet´de : «Âlimlerden bazilari : Namaz kilan kimse ta¤si kolunu açip uzatarak; gücünün yettigi kadar havaya dogru atar¤sa tek bir tas atmis olsa bile namazi bozulur.» demislerdir denil¤mistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Hasen´in : «Hayvan üzerinde namaz kilan kimse hayvan yürüsün diye ona vurursa namazi bozulur.» dedigi nakledilmistir.

Bazilari da : «Bir defa veya iki defa vurursa namazi bozulmaz; faJcat üç defayi bir rek´atte vurursa namazi bozulur.» demislerdir. Burada vurmaktan murad arka arkaya vurmaktir. Muhiyt´te de böyledir.

Namaz kilan kimse baska bir sahsa bir eliyle veya kamçi ile vurursa namazi bozulur. Münyetü´I - MusafiTde de böyledir.

Namaz kilan kimse bir kusa tas atsa namazi bozulmaz fakat mekruh olur. Hulâsa´da da böyledir.

Namaz´ kilan kimse genis olan mestini ayagindan çikar¤mis o.Isa namazi bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Namaz kilan kimse üç kelime kadar yazi yazarsa namazi bozulur. Fakat daha az yazarsa namazi bozulmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Namaz kilan kimse havaya veya elbisesine bir sey yazsa fakat ondan bir sey anlasilmasa bu yazi çok bile olsa yazan kim¤senin namazi bozulmaz. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

Namaz kilan bir kimse açik bir kapiyi kapamis olsa na¤mazi bozulmaz. Fakat bu kimse kapali bir kapiyi açarsa namazi bozulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Sabî çocuk namaz kilan kadinin memesini emer ve me- meden de süt çikarsa kadinin namazi bozulur; süt çikmazsa kadi¤nin namazi bozulmaz Çünkü süt çiktigi zaman kadin süt emzir-mis hükmünde olur; süt çikmazsa bu hükümde olmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Çocuk namaz kilan kadini üç defa emerse süt çikmasa bile kadinin namazi bozulur. Hulâsa´da da böyledir

Namaz kilmakta olan bir kadinin iki uylugu arasina koca¤si cima´ eylese yaslik gelmese bile kadinin namazi bozulur.

Namaz kilan kadini kocasi sehvetle veya sehvetsiz olarak öp¤müs olsa; veya kadim sehvetle tutsa yine kadinin namazi bozulur.

Fakat bir kadin namaz kilan erkegi öpmüs olsa ve bu durum¤da erkekte istah olmasa erkegin namazi bozulmaz

Namaz kilaii bir erkek talâk-i ric´i ile bosamis bulundugu ka¤risinin fercine sehvetle baksa kadina müracaat etmis olur fakat namazi bozulmaz Muhtar olan da budur. Hulâsa´da da böyledir.

Bir kimse namazda eline siseyi alip basini veya sakalini yaglasa veya basina gül suyu dökse bu kimsenin namazi bozulur. Fakat elindeki yagi basina ve sakalina sürerse bu durumda nama¤zi bozulmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Bir kimse namaz esnasinda sakalini tararsa namazi bo¤zulur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Namaz kilan kimse bir rükünde üç defa bir yerini kasir¤sa namazi bozulur. Bu hüküm her defasinda elini kaldirdigi za¤mandir. Fakat her defada elini kaldirmasada elini bir defa kaldi¤rinca tekrar tekrar kasirsa namazi bozulmaz. Hulâsa´da da böy¤ledir..

Namaz kilan kimsenin önünden geçilse namazi bozulmaz fakat önünden geçen kimse günahkâr olur.

Geçilmesi mekruh olan yer hakkindaki kavillerin en sahih ola¤ni kisinin namaz kildigi yerde ayagindan itibaren secde ettigi ye¤re kadar olan mesafedir. Tebiyn´de de böyledir.

Âlimlerimiz: «Bir kimse namaz kildigi zaman secde ye¤rin kadar o!an mesafenin Önünden geçeni görmezse bu geçis mekruh olmat.» demislerdir. Sahih olan da budur. Hulâsa´da da böy¤ledir. Esahh olan da budur. Bedâi´de de böyledir. Ve dokuya en yakin olan da budur. Bu sahraya ait bir hükümdür.

Bir kimse mescidde namaz kildiginda önünden geçen sahisla kendi arasinda insan gibi bir hâil duvar direk gibi bir mani bulu¤nusa Önünden geçÜirnis olmasinda; bir kerahat yoktur.

Fakat arada bir. hail olmaz ve mescid de küçük olursa nere¤den geçerse geçsin mekruhtur. Bu hususta büyük mescid sahra gibidir. Kâfi´de de böyledir.

Namaz kdan kimsenin önünden ayni hizda iki kisi geç¤mis olsa kerahat namaz kilana yakin olanadir. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir.

Namaz kilan bir kimsenin Önünden geçme mecburiyetinde olan bir binicinin.günahkar olmamasinin çaresi sudur: O -binici hayvanin Öbür tarafina geçerek hayvanini sütre yapar. Nihâye´de . de böyledir.

Namaz kilan kimsenin Önünden iki kisi geçecek olsa on¤lardan biri namaz kilanin önünde durur öteki geçer. Sonra da digeri ayni seyi yapar. Böylece ikisi de geçmis olur. Guirye´de de

böyledir.

Sahrada namaz kilan kimsenin önüne bir arsindan uzun parmak kalinliginda bir sütre dikmesi uygun olur. Sütreyi secde edecegi yerin az ilerisine ve sag kasinin hizasina diker; sol. kasi¤nin hizasina da dikebilir. Fakat sag kasinin hizasina dikmesi daha efdaldir. Tebiyin´de de böyledir.

Namaz kilan kimsenin önüne agaç bir sütre koymasinda bir sakinca olursa o zaman bunu koymaz. Kâfi de de böyledir. Bir topluluk bu kavli sahih görmüstür. Hulâsa´da da: «Bu esahhtir.» denilmistir. Gimye´de de: «Muhtar olan budur.» -denilmistir.

Namaz kilan kimse önüne sütre koyacaksa onu uzunla¤masina koyar enine koymaz. Tebylin´de de böyledir.

Bir kimse yaninda" böyle sütre olacak bir agaci olmadigi veya dikecek baska bir sey bulamadigi veya Önüne koyacak. bir sey olmadigi zaman önüne bir çizgi çizer mi çizmez mi?... Bu hu¤susta âlimlerimizin bir kismi:: «Çizmez.» demislerdir. Bu kavil Imâm Muhammed (RA)´den rivayet edilmistir. Bazi âlimlerimiz de: «Çizilir.» demislerdir. Bu kavil de îmâm Muhammed CRJU´-

deji rivayet edilmistir.

Sütre yerine çizgi çekilir diyenler çizginin nasil olabileceginde de görüs ayriligina düsmüslerdir.. Bazilari: «Uzunlamasina çizilir» demisler; bazilari da: «Mihrab gibi çizilir.» demislerdir. Muhiyt´-te de böyledir.

Namaz kilman yer yola karsi degil ve gelip geçme kor¤kusu yoksa sütreyi yapmayip terk etmede bir beis yoktur. Tebyin´-de de böyledir.

î-mâmin sütresi cemaat için ide sütre olarak kâfidir.

Namaz kulan kimse — eger önünde sütre yoksa — önünden geçecek olani isaretle veya «sübhânellah» diyerek uyarir. Bu h&k erkeklere aittir. Kadinlar ise el vururlar. El vurmanin sekli: Sag el ile sol el üzerine vurmaktir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Bu durumda isaretüe tesbihi bir arada cem etmek (ya¤ni hem isaret etmek hem de «sübhanellah» demek) mekruhtur. Isaret kasla gözle veya baska uzuvlarla yapilir. KAfi´de de böyledir.

Namazda rükû´ ye secdeleri uzatmak zahirü´r - rivâyeye göre namazi bozmaz.

Keza namazda fazla secde rükû´ yapmak da namazi boz¤maz.

Fakat bir kimse namaz bitmeden tam bir rek´at fazla kilarsa namazi bozulur.

îmâm fazla olarak rükû´u ve secdedintn de birini yapsa ve celse (—oturma) için basini kaldirdigi zaman biri gelip bu imâma uysa da rükû ve iki secde yapsa imâmin namazi fazla rek´at kildigi için bozulur. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse ögle namazini kilarken tekbir alsa da ikindi veya nafileye niyyet etse namazi bozulur. Çünkü bir kimsenin içinde bulundugu namazdan baska bir namaza niyyet etse nafile olur; ikindiye niyyet etse ikindi olur.

Bir kimse; tertib sahibi veya kazasinin çoklugu sebebi iSe sa-hib-i tertiblikten düsmüs veya vakit dar ise zaruretten dolayi kil¤digi namazdan çikar.

Keza bir kimse nafile kilarken tekbîr alip farz kilar. Veya cum´a kilarken tekbir alir ögleyi kilar veya zikrettigimiz yerlerde bunlarin tersini yaparak içinde bulundugu namazdan çikar Teb-yln´de de böyledir.

Bir kimse ögle namazindan bir rek´ati kilmis olsa da ay¤ni namaza yeniden baslamak niyyeti ile tekbir alsa kildigi bir rek-´at. bozulmaz; yani o kimse o bir rek´ati kilmis sayilir. Hatta ka¤lan rek´atleri kilarken kilmis bulundugu o rek´at itibariyle son oturusa oturmamis olsa namazi bozulur. Bahrü´r - Râik´ta da böy¤ledir.

Bu hüküm niyyeti kalbi ile yaptigi zaman geçerlidir. Yoksa dili ile: «Niyyet ettim Ögle´namazim kilmaya derse kilmis bulunduga o ilk rek´at batil olur. Kâfi´de de böyledir.

Bir kimse yalniz basina namaz kilarken birisi gelip ona uysa o da uyan kimseden dolayi Ikinci bir tekbir alsa bin kimse birinci tekbiri üzeredir. Yani o ana kadar kildigi namaz namaz oflarak sayilir. Ve imâm olan kimse buna göre hareket eder:

Sonradan uyan kadinsa imâmin önce kilmis bulundugu Jo» sim sayilmaz. Nihâye*de de böyledir.

Bir kimse ögJe namazina baslamis olsa da sonradan imâ¤ma uymak niyyeti ile tekbir alsa Önce kilmis oldugu kisim ba¤til olur.

Sayet bir kimse> ögle namazim evde kilsa da sonra cemaatle — ayni namazi yeniden — kilsa Önce kilmis oldugu namaz batil olmaz Kâfî´de de böyledir.

Bir kimse ögle namazini dört rek´at kilsa selam verince unutarak bir secdeyi yapmadigim hatirlasa sonra da kalkip yeni bastan dört rek´at daha kilsa ve salam verse — bu — namazi bo¤zulur. Çünkü ikinci defa ögleye niyyet faydasidir; bostur. Bu du¤rumda bir rek´at kildigi zaman farz namaza farz namaz bitme¤den Önce nafileyi katmis olur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Bir kimse aksam namazindan iki rek´at kildiktan sonra tesehhüd miktari otursa ve namaz bitti sanarak selam verse sonra kalkip tekbir alarak aksam namazinin sünnetine niyyet etse sün¤net için secde etsin veya etmesin aksam namazi bozulmus olur. Çünkü farz tamam olmadan farzdan nafileye dönüs mümkün olur. Fakat selam verdigi zaman aksam namazini tamamlamadigini hatirlar ve bu durumda da namazinin da bozuldugunu sanirsa ar¤tik kalkip ikinci defa aksam namazi niyyeti ile üç rek´at kilar.

Bir kimse aksam namazina baslar bir rek´at kilar ve iftitâh tekbirini almadigini zannederek tekbir alir ve üç rek´at ki¤larsa namazi caiz olur.

Sayet iki rek´at kilar ve iftitâh tekbirini almadigini sanarak tekbir alir ve üç rek´at kilarsa caiz olmaz.

Rezzîn isimli kitabta: «Bu kaide o kimsenin tekbir alip bir rek´at kildiktan sonra oturmamasi halinde böyledir. Çünkü o. ka´de-i ahîreyi terketmis olmakta ve farz tamam olmadan nafileye dönmüs bulunmaktadir.» denilmistir. Huîâsa´da da böyledir. [49]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:04   #24 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Namazda Mekruh Olan Ve Mekruh Olmayan Seyler


Namaz kilan kimsenin elbisesi sakali ve bedeni ile oyna¤masi veya secdeye giderken elbisesini korumak maksadi ile Ön¤den veya arkadan çekip kaldirmasi mekruhtur. Mi´râcü´d - Dirâ-ye´de de böyledir.

Namaz kilan kimsenin rüku´a varinca sirtina yapisma¤masi için elbisesini sarkitmasinda bir beis yoktur.

Namaz kilan kimsenin namaz bittikten sonra altindaki top¤raklari veya otlari silmesinde bir beis yoktur.

Namaz esnasinda kendisini mesgul edip — namazina — zarar verme ihtimali olunca secde edecegi yeri namazdan Önce silme¤sinde de bir beis yoktur. Zarari yoksa namazin ortasinda bunlari silmek mekruhtur. Tesehhüdden ve selamdan önce silmek ise mek¤ruh degildir. Fetâvâyî Kâdihân´da da böyledir. Ancak bu durumda silmeyi terketmek daha efladir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyle¤dir.

Namaz kilan kimsenin alninin terini silmesinde bir beis yoktur. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir

Namaz kilan kimsenin kendisine fayda veren bir ameli is¤lemesinde bii- sakinca yoktur. Peygamber (SA.VJ Efendimiz na¤maz esnasinda alnindaki teri silerdi; secdeden dogrulurken de el¤bisesini sagma soluna silker sarkitirdi.

Namaz kilan kimsenin kendisine faydali olmayan bir seyi yap¤masi ise mekruhtur. Sahih olan da budur. Hulâsa´da ve NShâye´de de böyledir.

Namaz kilan kimsenin burnundan akan seyi silmesi onu yere damlatmaktan daha evladir. Gunye´de de böyledir

Namaz kilan kimsenin okudugu âyetleri ve tesbihleri parmaklan ile saymasi mekruhtur. Bu Imâm Ebû Yûsuf a göredir. Imâm Muhammed´e göre ise bu sekilde saymak mekruh degildir. Bu konudaki ihtilaf farz namazlardadir. Nafile namazlarda ise bu sekilde sayarak bil-icmâ´ caizdir. «Bu hususta nafile¤lerde de ihtilaf vardir.» denilmistir. Farzlarda ise bu sekilde say¤mak bil-Icmâ caiz almaz. Fakat bu hususta hepsinde de — yani´ farzlarda da nâfileüer de de ihtilaf vardir; zahir olan budur. Teb-yîn´de de böyledir.

Âlimlerimiz : «Eger namaz kilan kimse sayma ihtiyaci his¤sederse sözle söyliyerek degilde isaret ederek sayar. Zaruret var ise söyliyerek de sayabilir.» demislerdir. Nîhâye´de de böyledir. «Parmaklarin ueu ile saymak mekruh olmaz.» da demislerdir. Fetâ¤vâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Namaz disinda tesbihleri saymak konusunda da ihtilaf var¤dir. Müstesfâ´da : «Namaz haricinde tesbihleri saymak mekruh de¤gildir. Sahih olan budur.» denilmistir. Tebyiii´de de böyledir.

Sureleri saymak —namaz amelinden olmadigi için— mek¤ruhtur. Hîdâye´de de böyledir.

Namaz kilan kimsenin secde yerinde bulunan çakillari dön¤dürüp düzeltmesi mekruhtur. Ancak bu çakillarin üzerine secde et¤me imkâni yoksa onlan.bir defada veya iki defada düzeltmek mek¤ruh olmaz. Zâhirür - rivâyede ise : «Bir defada düzeltilir» denilmis¤tir. Münye´de de böyledir. Fakat onu düzeltmemek daha sevilen bir haldir. Hulâsa´da da böyledir.

Namazda parmaklan birbirine geçirmek ve çitlatmak da mekrûhdur. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir.

Parmaklan çiüatmak insanlarin çoguna göre namaz hari¤cinde de mekruhtur. Zâhîdî´de de böyledir.

Çözülmesin diye saçin tamamini toplayip bir seyle basin üzerine baglamakda mekruhtur. Tefeyîn´de de böyledir.

Âlimler saçin baglanis sekli pususunda ihtilafa düstüler; bazilari : «Saçi basin ortasinda toplayip sonra baglamak.» bazila¤ri da : «Saçi kadmlann yaptigi gibi basin iki tarafina toplamak.» bazilari ise : «Saçi toplayip basm arka tarafina iple veya kordela gibi bir bez parçasi ile yapistirir gibi baglamak...» demislerdir. Fa¤kat hangi sekilde olursa olsun erkeklerin saçlanm baglamalari mekruhtur. Gâyetü´I - Beyân´dan naklen Bahrü´r - Râik´ta da böy¤ledir.

Namazda elini bögrüne koymak da mekruhtur. Fetâvây! Kâdîhân´da da böyledir.

Namaz disinda da böyle elini bögrüne koymak mekruhtur. ZAhUlI´de de böyledir.

Namazda bas kibleden dönecek sekilde saga sola dönmek sallanmak mekruhtur. Fakat basi çevirmeksizin göz ucuyla bak¤makta bir beis yoktur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Namazda bakislarini semaya dikmek mekruhtur. Tebyîn´-de de böyledir.

Tesehhüdde veya iki secde arasinda kalçalarini yere koyup oturmak mekruhtur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir. Keza bu du¤rumda kalçalari yere koyup dizleri dikmek de mekruhtur. Sahih olan da budur. Hidâye´de de böyledir Esahh olan da-budur. Kâfö´de ve Mebsût´dan naklen Nihâye´de de böyledir.

Buradaki mekruh olan oturus sekli : «Ayak parmaklarinin ucu¤na oturmak...» «ökçelerin üzerine oturmak...» dizleri göksüne. toplayarak oturmak...» «elleri yere dayiyarak oturmak...´» «köpek oturusuna benzer bir sekilde oturmak...» gibi oturus sekilleridir. Ve bunlarin hepsi de mekruhtur. Zâhidî´de de böyledir.

Namazda el ile selam almak mekruhtur.

Namazda özürsüz olarak bagdas kurup oturmak da mekruh¤tur. Tebyîn´de de böyledir.

Namazda secde ederken kollari yere sermek; rükû´a egilir¤ken ve rükû´dan dogrulurkeh ellerini kaldirmak; elbisesinin bir ucu¤nu basina veya omuzuna atip diger tarafini salivermek de mek¤ruhtur. Münye´de de böyledir.

Namaz içinde kollarini giymeden elbiseyi omuzuna atmak mekruhtur Tebyîn´de de böyledir. Bu durumda elbisenin altinda gömlek bulunmasi ile bulunmamasi müsavidir. Nihâye´de de böyle¤dir.

Hulâsa ve Nisâb´da : «Namaz kilan kimse elbiseyi yirtik veya sökük yerinden giyse ve ellerini yakasina sokmasa bu durumun mekruh olup olmadigi hususunda müteahhirûn ihtilaf etmis¤lerdir. Muhtar olan kavil ise bu durumun mekruh olmamasidir.» denilmistir. Muzmarât´ta da böyledir.

«Kaftan içinde namaz kilacak olan kimsenin ellerini kaf¤tanin yakasina girdirmesi ve düsmesin diye kaftani bir kusakla bag¤lamasi uygun olur.» demislerdir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Namaz haricinde elbiseyi omuza atmak hususunda. âlimler ihtilafa düsmüzlerdir. D&râye´de de bu gibi ihtilaflar zikredilmistir. Kunye´nin Kerâhat Babi´nda da bunun mekruh olmadigi tashih edil¤mistir. BahrttV - Râik´ta da böyledir.

Basina giyecek bir sey buldugu zaman bir kimsenin erinip veya tenbelEk edip bunu giymeden basi açik namaz kilmasi mek¤ruhtur. Fakat bunu gönül alçakligindan veya husu´dan dolayi ya¤parsa mekruh olmaz. Aksine bu daha güzeldir. Zehiyre´de de böy¤ledir.

Yaninda gömlegi bulundugu hal!de bir kimsenin sadece don ile namaz kilmasi mekruhtur. Hulâsa´da da böyledir.

Fetâvâyi Itabiyye´de : «Bornos (denilen uzun bir elbise) ile namaz kilmak mekruhtur. Bunun harbte giyilmesinde kerahet yok¤tur.» denilmistir. Tatarhâniyye´de ide böyledir.

Bîr kimsenin elbisesinin kollarini dirseklerine kadar siva¤yip kollan açik namaz kilmasi mekruhtur. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir.

Namazda sama mekruhtur. Sama : Vücudu bastan ayaga kadarelleri bile bir taraftan çikaramiyacak sekilde bütünü ile bir giyecege sarmak demektir. Tebyîn´de de böyledir.

Bir kimsenn namazi -sag omuzunu açik birakip bir ucunu sag koltugun altindan sol omuzunun üzerine atarak giyms bulundugu bir elbise ile kilmasi da mekruhtur. Fetâvâyi KâdShta´-

da da böyledir.

Namazda i´ticâr da mekruhtur. I´ticâr : Sarigi basin etra¤fina sarip basin ortasini açik birakmaktir. Tebyîn´de de böyledir.

Imâm Velyâlîcî : «Bu hâl namaz içinde oldugu gibi namaz disinda da mekruhtur.» demistir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Yenisi ve güzeli varken eski ve kötü elbise ile namaz kilmak mekruhtur. Mi´râcü´d - Dirâye´de de böyledir.

Namazda telessüm de mekruhtur. Telessüm : Namaz için¤de agzi ve burnu kapatmaktir.

Namazda esnemek mekruhtur. Bir kimseye esneme hali galebe ederse namaz kilan kimse gücünün yettigi kadar yutmaya ve onu defetmeye çalisir. Fakat esneme hali daha fazla galebe ederse na¤maz kilan kimse elini veya yenini agzinin üzerine kor. Tebyîn´dede böyledir. Esnerken agzini kapatmamak mekruhtur. Hizânetül-Fikh´da da böyledir. Namaz kilan kimse esnedigi zaman agzina eli¤nin disini kor. Muhtârütü´l - Nevâzil´den naklen Bahrü´r - Râik´ta ida böyledir.

Bir kimse namazda iken esnedigi vakit kiyamda sag eliyle onun disinda ise sol elinin içi ile agzim kapatir. ZâhidI´de de böyle¤dir.

Namazda gözleri yummak mekruhtur.

Büyük veya küçük abdest darligi var iken namaza girmek mek¤ruhtur. Bu durum namaz kilan kimseyi fazlaca rahatsiz ederse o kimse namazi keser. Yellenmekle ilgili hüküm de böyledir. Bîr kim¤senin bu durumlarda da namaz kilmasi caiz olur; fakat bu günah¤tir. Sayet vakit dar olur da âbdest almakla mesgul olmak namaz vaktinin geçmesine sebep olacak bulunursa o kimse namazim bu halde kilar. Çünkü kerâha´tüe kilmak kaza etmekten evlâdir.

Namaz esnasinda bir kimsenin kendisini yelpaze ile veya elbisesinin yakasi bir seyle serinletmesi mekruhtur. —Çok olma¤masi halinde böyle yapmakla namaz bozulmaz. Tebyîn´de de böyledir.

Kasiden yapilmalari halinde namaz içinde Öksürmek ve bogaz temizlemek mekrûtur. Fakat bunlar —gayrete ragmen de-fedilemedikleri takdirde mekruh olmaz. Zâhddî´de de böyledir.

Namazda tükürmek mekruhtur.

Keza rükû´dave secdelerde tumânîneti terk etmek de mekruh¤tur. Tumânînet : Namaz kilan kimsenin belini tam dogrultmasi ve azalarinin sakin olmasi demektir. Muhiyt´te de böyledir.

= Keza kavme´yi terk etmek de mekruhtur. Kavme : îki secde arasinda azalar sakin olacak sekilde oturmaktir. îbni Emîrül -Hâcc´in Münyetü´l - Musallî Serhi´nde de böyledir.

Münferîd´in (= yalniz basma namaz kilan kimsenin)) ce¤maatin saflarinin arasindaonlarin oturma ve kalkmalarina mu¤halif bir sekilde namaza durmasi mekruhtur.

Keza muktedînin (= imâma uyarak namaz kilmakta olan kim¤senin) tek basina arkada namaz kilmasi da mekruhtur. Muham-med bin Sücâ ve.Hasan bin Ziyâd´m Ebû Hanife (R.A.)´den riva¤yet ettiklerine göre : Sayet saf arasinda bos yer yoksa muktedînin bu sekilde namaz kilmasi mekruh olmaz. Fakat bu durumda muk¤tedînin saftan birisini kendi yanma çekip onunla birlikte idurmasi daha güzeldir. Muhiyt´te de böyledir.

Muktedînin bu durumda çekecegi sahsin âlim olmasi uy¤gun olur. Tâ ki durumu anlasin ve namazi fasada vermesin. Hizâ-netü´l Fetâvâ´da da böyledir.

Hâvi´de : «Bir kimsenin arka tarafinda mezar oldugu hal¤de namaz kilmasi mekruh degildir. Çünkü bu durumda namaz kilan kimse ile kabir arasinda bir miktar mesafe vardir. Fakat bu durum¤da namazin mekruh olmamasi için sayet mezardaki namaz kilmak¤ta olsa idi namaz kilan kimse üe mezardakânin arasindan geçilebi¤lecek bir yerin oltmâsi gerekirdi.)) denilmistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir kimsenin önünde basi üzerinde saginda solunda veya elbisesinde resim varken namaz kilmasi mekruhtur.

Üzerinde namaz kilinan yaygida resim bulunmasi halinde iki ri¤vayet vardir; sahih oian suret üzerine secde edilmedikçe bunun mekruh olmamasidir. Bu resimlerin bakan kimsenin zahmetsiz ola¤rak görebilecegi kadar büyük olmasi halindedir. FetâvâyÜ Kâdîhân´ da da böyledir.

Resim bakan kimsenin dikkatle bakmayinca ve düsünme¤yince göremiyecegi kadar küçük olursa namaz mekruh olmaz.

Resmin basi kesilmis olursa onda bir beis yoktur. Basin kesilmesi o basin üzerinin iplikle Örülerek basin görülmez olmasi ile olur. Böylece bastan bir eser kalmamis olur. Sayet sadece bas ile beden arasi bir iplikle dikilip örülürse buna itibar edilmez. Çünkü kuslardan boynu böyle süslü olanlar vardir.

Mekruh olma bakimindan en siddetli hâl resmin ön tarafta ol¤masidir; sonra basin üzerinde sonra sagda sonra solda ve sonra da arkada olmasidir. Kâfi´de de böyledir.

Tehzîb´de : «Resim idayali bir yastikta bulunsa da o yastik namaz kilan kimsenin önünde olsa o kimsenin namazi mekruh olur. Ancak yastik yere atilmissa namaz mekruh olmaz.» denilmis¤tir. Tatarhântyye´de de böyledir.

Canli olmayanlarin resimleri mekruh degildir. Nihâye´de de böyledir.

Farz namazlarda bir rek´atte bir sûreyi tekrar okumak mekruhtur. Nafile namazlarda ise böyle yapmak mekruh degildir. Fetâvâyi Kâdâhân´da da böyledir.

Bir kimsenin yalniz basina nafile bir namaz kilarken bir âyeti tekrar tekrar okumasi mekruh olmaz. Fakat farz namaz kilan kimsenin ihtiyarî olarak bir âyeti tekrar tekrar okumasi mek¤ruhtur. Özür veya unutmak sebebi ile bir âyetin farz namazlarda da tekrar edilmesinde bir beis yoktur. Muhiyt´te de böyledir.

Cum´a namazinda içinde secde bulunan bir sûreyi okumak veya secde âyetinin okunulmasindan korkulan herhangi bir namaz¤da yine içinde secde âyeti bulunan bir sûreyi okumak mekruhtur. Hulâsa´d a da böyledir.

Namaz kilan kimsenin secdeye giderken ellerini dizlerin¤den önce yere koymasi secdeden kalkarken de dizlerini ellerinden önce kaldirmasi mekruhtur. Özür müstesnadir. Mümye´de de böyle¤dir.

Muktedî´nin imâmdan önce rükû´ ve secde yapmasi ve ba¤sini imâmdan önce kaldirmasi mekruhtur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Namaz kilan kimsenin

Açiktan besmele çekmesi ve açiktan âmin demesi;

Kiraati rükû´da .tamamlamasi;

Zikirlerin intikâlin tamamlanmasindan sonra olmasi;

Farz kilarken özürsüz olarak asaya (= bastona) dayanmasi; mekruhtur. Nafile namazlarda bu sekilde dayanmak mekruh olmaz. Zâhidi´de de böyledir.

Sirtinda sabi bir çocukla namaz kilmak caizdir fakat mek¤ruhtur. Sayet çocugu koruyacak kimse olmaz ve çocukda aglasa bu durumda mekruh olmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Namazda gömlek veya takke çikarmak veya bunlari giy¤mek mestleri çikarmak —amel-i yesîr ile olsa bile— mekruhtur. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimsenin namazda sangini basindan alip yere koymasi veya yerden kaldirip basina koymasi; namazi bozmaz fakat bunlar mekruhtur. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir.

Bir kimsenin sanginin büklümü üzerine secde etmesi mekruhtur. Zehiyre´de de böyledir.

Bü halin mekruh olmasi hacminin o kimsenin secdesine mani´ olmamasi sartina baglidir. Eger secdeye mani´ oluyorsa namaz asla caiz olmaz. Bürcendîye´de de böyledir.

Bir kimsenin yüzüne toprak degmesin diye yenini serip üzerine secde etmesi mekruhtur. Fakat bunu sangina ve elbisesine toprak degmesin diye yapmissa mekruh olmaz. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Yer (toprak) üzerinde namaz kilan bir kimse sicaklik dokunmasin diye serdigi bir bezin üzerine secde ederse bu mek¤ruh olmaz. Zahîriyye´de de böyledir.

Namaz kilan kimsenin secdede ayaklanni örtmesi mek¤ruhtur. Hulâsa´da da böyledir.

Yalniz basina nafile namaz kilmakta olan bir kimsenin rahmet âyeti okundugu zaman rahmet dilemesinde veya azâb âyeti okununca bundan Allah´a-— siginmasinda ve istigfarda bu¤lunmasinda bir beis yoktur. Farz namaz kilmakta olan bir kimse¤nin bunlari yapmasi ise mekruhtur. Fakat imâmin farz olsun nafile oîsun hiç bir namazda böyle yapmasi dogru olmaz. Münye´ de de böyledir.

Naniaz kilan kimsenin bir sagina bir soluna meyletmesi (.= egilmesi) mekruhtur. Zehiyre´de de böyledir.

Namazda özürsüz olarak ayaklar arasinda terâvuh mekruhtur. Terâvuh : Ayagin biri üzerine biraz çöküp dayanmak; biraz da digerine çöküp dayanmaktir. ~

Keza tek ayagin üzerine dayanarak namaz kilmak da mek¤ruhtur. Zahîriyye´de de böyledir.

Namaz esnasinda kalkarken ayagin birini ileri atmak mekruhtur. Tebyîn´de de böyledir.^

Namaz kilan kimsenin koku veya reyhan koklamasi mek¤ruhtur. Zehiyre´de de böyledir.

Namaz kilan bir kimsenin el ve ayak parmaklarini secde esnasinda ve diger hallerde kible istikametinden baska [tarafa çe¤virmesi mekruhtur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Imâm olan kimsenin tek basina ve tamamen nührab oyu¤gunun içine girmis olarak namaz kilmasi mekruhtur. Fakat imâm mihrabin disinda durur ve mihraba secde ederse bu mekruh ol¤maz. Tebyîn´de de böyledir.

Mescit imâmin arkasinda bulunan cemaate dar gelirse imâmin tek basina mihrabda namaz kilmasi mekruh olmaz. Fetâ-vâyî Burhâmyye´de de böyledir.

Namaz esnasinda imâmin .tek basina seki gibi yüksek bir yerde bulunmasi mekruhtur. Zahirü-´r - rivâye budur. Hîdâye´de de böyledir.

Bu durumda imâmin yaninda cemaatten bazi kimseler bu¤lunursa o zaman mekruh olmaz. Serahsî´nin MuhiytUnde de böy¤ledir.

Bu hususta sekinin yüksekliginin miktari bir adam boyu¤dur. Bundan asagisina itibar olunmaz. Sürenin yüksekligi göz önün¤de tutularak yüksekligin bir arsin oldugu da söylenmistir. îtimatl edilen de budur. Gâyetü´l - Beyfin´da : «Sahih olan budur.» denil¤mistir. Bahrü´r Râik´ta da böyledir.

Kâ´be´nin üzerinde namaz kilmak Kâ´be´ye olan ta´zimin terk edilmis olmasindan dolayi mekruhtur.

Bir kimsenin kendisi için mescidde özel yer ayirmasi mekruh¤tur. Tatarhânliyye´de de böyledir.

Bir kimsenin baska bir insanin yüzüne karsi namaz kit masi mekruh olur. Maden´de de böyledir.

Bir kimse baska bir insanin yüzüne karsi namaz kilsa ve bu sirada aralarinda sirti namaz kilana dönük bir baska sahis bu¤lunsa bu durumda namaz mekruh olmaz. Timurtâsî´de de böyledir.

Namaz kilan bir kimseye karsi durmak mekruhtur. Namaz kilan kimsenin ön safta veya son safta olmasi müsavidir. Münye´de de böyledir.

Yakinda olsa bile konusan bir kimsenin arkasinda namaz kilmak mekruh degildir. Ancak konusan kimseler seslerini yükselt¤tikleri zaman namaz kilan kimse okumasinda sasiracaksa bu du¤rumda —konusan kimsenin arkasinda namaz kilmak— mekruh olur. Hulâsa´da da böyledir.

Uyuyan kimselerin arasinda namaz kilmak mekruh olur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Içinde ates yanan tennûr´a veya ocaga karsi namaz kilmak mekruhtur.

Kandile veya lâmbaya karsi namaz kilmak ise mekruh degil¤dir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. Esahh olan da budur. Hi-zânetü´l - Fetâvâ´da da böyledir.

Ellerinde veya basi üzerinde Kur´ân oldugu veya asili bir kiliç veyahut da benzeri seyler bulundugu halde namaz kilmakta bir beis yoktur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Rükû´d a iken birisinin geldigini hisseden ve gelen kimseyi taniyan bir imâmin o sahis yetissin diye rükû´unu uzatmasi mek¤ruhtur. Imâm gelenin kim oldugunu tanimazsa ve uzatma miktari ancak bir veya iki tesbih miktari olursa bu sekildeki uzat¤ma mekruh olmaz. Muhtârü´l - Fetâvâ´da da böyledir.

Imâmin saflarin hizasinda durmasi mekruhtur. Bahrü´r Râik´ta da böyledir.

Bir kimsenin agzinda dirhem ve dinar (= para) bulundu¤gu halde namaz kilmasi bunlar o kimsenin okumasina mani ol¤masa bile mekruhtur.

Elinde bir mal tutarak namaz kilmak da mekruhtur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Önünde pislik bulundugu halde namaz kilmak mekruh-dur. Serahsî´iün Muhiyt´inde de böyledir.

Özürsüz olarak namaz içinde yürümek; bir adim atip dur¤mak sonra bir adim daha atip yine durmak mekruhtur. Bunlar bir özür sebebi ile yapilmis olursa mekruh olmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimsenin safin gerisinde tekbir alip sonra safa katil¤masi mekruhtur. Serâhsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Elleri rükû´da dizlerin üzerine ve secde de —özürsüz ola¤rak— yere koymamak mekruhtur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyle¤dir .

îmâma uymus olarak namaz kilmakta olan kimsenin Kur´-ân ^kumasi Imâm Ebû Hatifte (R.A.) ye Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a gc mekruhtur. Hidâye´de de böyledir.

Namaz kilan kimsenin

Basini asagi egmesi veya yukari kaldirmasi;

Ellerini kulaklarinin hizasindan yukari veya omuzlan hizasin¤dan asagi kaldirmasi;

Secdede karnini uyluklarina bitistirmesi ye

Imâm yokken kamet getirilmis olursa cemaatin ayaga kalkma¤si mekruhtur. Hizânetü´l -Fikh´ta da böyledir

Sünneti tamamlamada acele etmek mekruhtur. Münye´de de böyledir.

Huccet´de : «Namaz kilarken sinek sivri sinek kovmak mekruhtur. Zaruret hali müstesnadir. Bu durumun —sadece mek¤ruh olmasi bu isin ameM kalîl ile yapilmis olmasi sartina baglidir.» denilmistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Namazda özürsüz olarak yapilan her amel-i kalîl mek¤ruhtur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Bir kimsenin yayi oku ve sadagi (= ok koydugu kabi) boynunda takili oldugu halde namaz kilmasinda bir beis yoktur. Ancak bunlarin sallanmalari namaz kilan kimseyi mesgul eder ve oyalarsa bu durumda bunlarla namaz kilmak mekruh olur. Bunun¤la beraber böyle kilmis olan namaz caizdir Sirâcü´I - Vehhâc´da ida boy eldir.

Bir kimsenin gasbettigi yerde namaz kilmasi caizdir. An¤cak zulmetmis olmasindan dolayi o kimse azaba ugrar. Bir kul Al] ahu Teâlâ ile kendi arasindaki seyin sevabini kendisi ile bir bas¤ka kul arasindaki seyin de ikâbini (= cezasini) görür. Muhtârül-Fetâvâ´da da böyledir.

Bu sekilde kilman namazlar sartlari ve rükünleri tamam oldugu için caizdir.

Kerâhatle kilman" namazlar maal - kerâhe (~ mekruh olmakla beraber) caizdir. Hidâye´de de böj´ledir.

Bu namazlardaki mekruh olma hâli kerâhat-i tahrîmiyye (= harama yakin mekruh) ise namazin iadesi (= tekrar kilinma¤si) vacip olur; kerâhat-i tenzîhiyye t = helâla yakm kerâhat) ise na-roazm iadesi müstehap olur. Süphesiz ki kerâhati tahrîmiyye va¤cip rutbesindedir. Fesül Kadîr´de de böyledir. [50]



Namazin Mekruhlari Ile Ilgili Bazi Mes´eleler


Namaz kilan kimseyi ana-babasindan birisi çagirirsa na¤mazini bitirmeden ona cevap vermez. Ancak anne veya babasi yar¤dim isterlerse namaz kilan kimse namazini bozar. Çünkü zaruret-siz olarak namazi kesmek caiz degildir. Bu hususta yabancilar da ana - baba gibidir.

Bir kimse namaz kilarken baska bir kimsenin damdan düse¤ceginden veya ateste yanacagindan veyahut da suda bogulacagin¤dan korkar ve bu durumda olan kimse de namaz kilan kimseden yardim isterse namaz kilan kimsenin namazini bozmasi vacip olur.durumda namaz ister

farz olsun ister nafile olsun müsavidir. Çünkü bir dirhem degerin¤deki sey bir maldir.

Bir kadin namaz kilarken ocaktaki tenceresi tasarsa onu kurtarip düzeltmek için namazini keser.

Keza namaz kilmakta olan bir misafirin (yolcunun) hayvani giderse; namaz kilmakta olan bir çoban koyununu kurdun yiyece¤ginden veya namaz kilan kimse bir körün kuyuya düseceginden korkarsa bü kimseler bu sebeblerden dolayi namazlarini ke¤serler. SVâcül - Vehhâc´dâ da böyledir.

Namaz kilmakta olan bir kimseye bir zimmî (= Islâm beldesinde yasayan gayr-i müslim kimse) gelip : «Bana Islam´i ögret bildir; derse o kinise farz bile kiliyor olsa namazini bozar. Hulâsa´da da böyledir.

Tan yerinin agarmasindan sonra hayir olan zikrin disin¤da konusmak mekruhtur. Serahsî´nin Muluyt´inde de böyledir.

Husumet (düsmanlik) niyyeti ile namaz kilinmaz. Hiüâ-sa´da da böyledir. [51]



Mescidlerle Ilgili Bazi ´Meseleler


Mescidin kapisini kitlemek mekruhtur.

Bazilari: «Mescidin esyalarini korumak için kapisini kitlemek-te bir beis yoktur.» demislerdir. Sahih olan budur.

Mescidin üstünde (daminda) baska bir bina yoksa cima´ eylemek büyük ve küçük abdest bozmak mekruhtur.

Bayram ve cenaze namazi kilinan yerler hakkinda ihtilâf edil¤mistir. Esahh olan onlarin mescid hükmünde olmadiklaridir. Bun¤lar her ne kadar imâma uyma bakimindan mescid hükmünde ol¤salar bile bir mekân hükmünde olduklarindan genelde mescid hükmünde olmazlar. Te&yîn´de de böyledir.

Mescidin avlusu da mescid hükmündedir.

Bir kimse camiin avlusunda imâma uymus oldugunda saflar birbirine bitismemis ve "avlu dolmamis olsa bile o sahsm iktidasi sahih olur.

Imâm Muhammed (R.A ) buna isaret ederek : Bir kimsenin saflar birbirlerine bitismemis olsa bile cum´a (kilman yerin) ka¤pisindan iktidasi sahihtir.» demis ve «Saflar oraya kadar bitis¤mezse cami civarindaki dükkanlardan imâma iktidâ sahih ol¤maz.» buyurmustur.

Mescidin kapisinda bulunan sekiler mescidin avlusundan sa¤yildigi için buralarda da imâma iktidâ sahih olur. Fetâvâyi KAdî-hân´da da böyledir.

Mescidleri kireçle ve altin suyu üe süsleyip nakislamak da mekruh degildir. Tebyîn´de de böyledir.

Bu hüküm bir kimsenin mescidi kendi mali ile süsledigi halerdedir.

Fakat bir mütevelî mescidi vakif mali ile nakislarsa tazmin etmesi harcadigi seyi kendisinin ödemesi gerekir. Hidâye´de de böyledir.

Zâlim kimselerin mescidin malina olan tama´larindan (on¤lari çalismalarindan) korkuldugu zaman mescidin mallan toplanir. Kâfî´de de böyledir.

Yazilarin düsme dökülme ve tepelenip çignenme korkusu oldugundan mescidin mihrabina ve duvarlarina Kur´ân yazarak süslemek dogru idegildir.

Nesefî´nin Cem´inde : «Namazgahla ve sergide Allahû Teâlâ´-nin isimleri varsa onu sermek ve kullanmak mekruhtur.

Keza bir baska kimsenin bunu kullanacagindan korkarsa o se¤yi sahibinin mülkünden çikarmasi da mekruhtur. Vacip olan o se¤yi yüksek bir yere koymak ve üzerine de baska bir sey koymaktir.»

denilmistir.

Keza esmâ-i hüsna dan birini bir yaprak kagida yazip kapiya yapistirmak isme ihanetten dolayi mekruhtur. Kifâye´de de böyle¤dir.

Mescidde agiz yikamak ve abdest atmak mekruhtur. An¤cak abdest almaya ayrilmis bir yer varsa orada abdest almak mek¤ruh olmaz. Abdest alinan yerde namaz kilmak da mekruhtur Fetâ¤vâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Mescidin duvarina tükürülmez.

Mescidin Önündeki çakillarin arasina da tükürmek mekruhtur.

Mescidin hasirlarinin üstüne de. alfana da tükürmek mekruh¤tur.

Sümkürmek de böyledir.

Lüzum hisseden kimse bunlari mendiline alir. Sayet söyledigi¤miz yerlere sümkürmüs veya tükürmüsse onlari buralardan kaldi¤rir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Mecburiyet ve zaruret halerinde hasirin üzerine tükür¤mek altina tükürmekten daha ehvendir. Çünkü hasir hakikatte mescid degildir hasrin alti ise hakîkaten mesciddir. Sayet hasir yoksa tüküren kimse tükrügünü açikta birakmaz; topraga gömer. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Çamurda yürümüs olan kimsenin ayagini mescidin duva¤rina veya direklerine sürmesi mekruhtur. Hasirina sürmesinde bir beis yoktur. En iyisi böyle de yapmamaktir. Bu kimsenin ayagini mescidin toplanip biriktirilmis bulunan topragina sürmesinde bir beis yoktur. Eger toprak daginik ise bu topraga sürmesi mekruh¤tur. Muhtar olan budur. Bu kimsenin mescide konulmus bulunan oduna ayagim sürmesinde bir beis yoktur. Serahsînin Muhiyt´inide de böyledir.

Mescidin içine kuyu kazilmaz. Fakat Zemzem Kuyusu gibi daha. önceden bulunan kuyular müstesnadir.

Mescidin içine agaç dikilmesi mekruhtur. Çünkü agaç dikilince kiliseye benzer ve agaç namaz kilinacak yeri isgal eder. Ancak agaç dikmekte mescid için bir menfaat varsa yani yerde su sizintisi olur mescidin diregini durdurmak temelini saglamlastir¤mak için sizintiyi çeker düsüncesiyle agaç dikilirse bu durumda bir beis yoktur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Hasirlarini koymak için mescidin içinde bir ev yapmakta bir beis yoktur. Hulâsa´da da böyledir.

«Bir sehrin surlarinin (kale duvarlarinin) üzerine yapilan mescidde namaz kilinmaz.» demislerdir. Çünkü sûr ammenin hak¤kidir. Bu husustaki tafsilatli cevabin en uygun olani sudur : «Eger o sehir kahren (zoraki savasla) fesedilmis ve hükümdarin emri ile sürün üzerine mescid yapilmissa o mescidin içinde namaz kil¤mak caiz olur. Çünkü imam (= hükümdar komutan) yolu mescid eylemistir. Böyle yapmis olmasi da´ evlâdir.

Özürsüz olan bir kimsenin mescidi yol edinip gelip geç¤mesi caiz degildir. Özrü var ise böyle yapmasi caizdir.

Bir özründen dolayi mescidden gelip geçmesi caiz olan kimse¤nin her giris çikisinda degil günde bir defa tahiyyetül1 - mescid kilmasi caizdir.

Terzinin veya herhangi bir sey dikmekte olan bir kimsenin mescidin içinde dikis dikmesi mekruhtun Ancak o kimse mescid¤de oraya çocuklarin girmesine mani olmak veya orayi korumak için durmakta ise bu durumda —bir sey dikmesi mekruh olmaz.

Keza bir kâtip mescidde ücretle yazi yazarsa bu mekruhtur; yaziyi ücretsiz yazmasi ise mekruh degildir.

Bir muallimin çocuklara sicagin veya sogugun zarar vermeme¤si için mescide oturup çocuklara derslerini ögretmesi mekruh de¤gildir.

Muallim (ögretmen ögretici) ile ilgili mes´ele dikici ve kâ¤tiple ilgili mes´ele gibidir. Kâdî Iitiâm´in Nüsha´sinda ve ikrârül Uyûii´da da böyledir. Hulâsa´da da böyledir.

Bir evin içinde mescid bulunsa ve evin kapisi kitlenince ev halki mescide cemaat olsa bu mescid bu cemaatin mescididir. Bu cemaat diger insanlarin o mescidde namaz kilmalarini yasaklama¤dikça mescidde alisveris yapmanin ve cünüp olan kimsenin oraya girmesinin haram olmasi gibi mescidlerle ilgili hükümler bu mes¤cid için de aynen sabit olur.

Sayet evin kapisi kitlenince orada cemaat kalmaz fakat kapi açilinca orya cemaat gelirse bu durumdaki bir yer her ne kadar orada namaz kilmaktan insanlar men edilmiyorlarsa da mescid de¤gildir. FetâvâyI Kâdihân>la da böyledir.

Hiç bir kimse mescidin lâmbasini evine götüremez fakat evinin lâmbasini mescide götürebilir. Hulâsa´da da böyledir.

Mescidin lâmbasini mescidde gecenin üçde birine kadar yanik bir vaziyette birakmakta bir beis yoktur. Fakat bundan daha fazla yanik birakilamaz. Ancak vakfeyleyen kimse böyfe al¤masini sart kosmus veya lâmbanin daha fazla yanikdurmasi bu mescidde adet Ise lâmba yanik birakilir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Bir mescidi Allah rizasi için yaptirmis olan kimse o mes¤cidi isÜah eylemede imar ve tamir etmede ona hasir veya kamis sermede kandil asmada; o mescidde ezan okumada kamet getir- mede ve imamlik yapmada —eger ehil ise baskalarindan daha çok hak -sahibidir. Eger ehîlf degilse bu hususlarda onun re´yine (== görüsüne) bas vurulur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Bir Idmsenin namaz vakitleri disinda namaz kilmadan mescidde oturmasinda bir beis yoktur. Fakat bu sirada bir seyi telef ede:36 tazmin eder. (öder.´ Hulâsa´da da böyledir. [52]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:04   #25 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

8- VITIR NAMAZI


Imâmi ´zam Ebû Hanife (RA.)´den vitir namazi hakkin¤da üç rivayet vardir :

1- Bir rivayete göre vitir namazi farzdir.

2 - Bir rivayete göre vitir namazi müefcked sünnettir.

3- Bîr rivayete göre ise vitir namazi vacibtir. Bu kavil Imânvi A´zam (R.A.) ´m son kavlidir. Sahih olan da budur. Serah-sî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Vitir namazi eger yatsiya tabi bir sünnet olmus olsaydi bu namazi gecenin sonuna kadar te´hir etmek yatsiya tabi bir sünneti te´hir etmek gibi mekruh olurdu. Tebyln´de de böytedir.

Vitir namazini gücü yettigi halde ayakta degilde atti¤rarak kihnak caiz degildir.

Özürsüz olarak vitir namazini binekte knmak da caiz degil¤dir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Aradan çok müddet geçmis olsa bile bir kimsenin kas-den veya unutarak terketmis oldugu vitri kaza etmesi vaciptir. Vi¤tir niyyeti olmaksizin bu namazi kaza etmek caiz olmaz. Kitfâye´de de böyledir.

Vitir namazini kaza eden kimse kunutu da kaza eder. Muhiyt´te de böyledir.

Yatsmm sünnetini farza tabi olarak gecenin sonuna tehir etmek mekruhtur; fakat vitri gecenin sonuna tehir etmek müstehabtir. Tebyîn´de de böyledir.

Vitir üç rek´atitir ve bu üç refe´atin aralari selâmla kesil¤mez. Hidâye´de de böyledir.

Kunut sahih olmak üzere vacibtir. Cevheretü´n - Ney-ylre´de de böyledir.

Vitir kilmakta olan kimse üçüncü rek´atin kiraatini biti¤rince tekbir alir; ellerini kulaklari hizasina kaldirir ve rükû´a var¤madan senenin bütün günlerinde kunut; yapar.

Kunut´ta ayakta durma miktari «tze´s - semâü´nsekkat Sûre¤si» ni okuyana kadardir. Mumyt´te de böyledir.

Kunutta ellerin salinip sahnmayacagi hususunda ihtilâf ´ edilmistir. Muhtar olan kavil kunut esnasinda ellerin asagi salin¤madan kaldirilacagidir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Imâm olsun cemaat olsun; vitir kilmakta olan kimseler kunutu gizli okur. Muhtar olan kavil budur. Nlhâye´de de böyledir.

Yalniz basina vitir kilan kimse de kunutu gizli okur. Muhtar olan budur. Mecmau´l - Bahreyn´de de böyliedir.

Kunutta okunmasi mecburî olan bir duâ yoktur.

Yalniz kunut´ta «Allahüme inne neste´iynüke» duasini okumak evladir.

Kunut duasini güzel okuyamiyan kimse :

«Rabbena ât mâ fi´d-dünyâ haseneten ve fi´1-âhireti haseneten ve fcinâ azebe´n-nâr» âyetini okur Muhiyt´te de böyledir.

Veya bu kimse : «Allâhümme´gfirlenâ» der ve bunu üç defa tekrar eder. Ebû´I - Leys´in ihtiyari da budur. Slirâciyye´de de böy¤ledir.

Bir kimse kunutu unutmus olsa ve bunu .rükû´da hatir-lasa sahih olan o kimsenin rükû´da kunutu okumamasidir. Bu kimse tekrar kiyama da kalkmaz. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bu kimse sayet rükû´dan kiyama dönse ve kunutu okusa bu durumda rükû´u yenilemez ise namazi bozulmaz. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

Fakat bu kimse kunutu unuttugunu rükû´dan basini kaldirdigi zaman hatirlarsa bil-ittifak kunutu okumaya dönmez. Muzmarât´ta da böyledir.

Vitir kilmakta olan kimse eger Fâtiha´yi okur da süreyi terk ederse; bu kimse rükû´dan dogrulur; sûreyi okur; kunutu iade eder; rükû´ yapar ve sehivden dolayi da secde eder.

Keza sûreyi okur da Fatiha´yj terk ederse bu durumda da Fatiha´yi´okur sûreyi kunûtiu ve rükû´u da iade eder. Bu kimse sayet rükû´u iade etmemis olsa yine namazi caiz olur. Sirâ-cül - Vehhâc´da da. böyledir.

0 Vitir cemaatle kilinirken imâm kunut yapmadigini rü¤kû´da hatirlarsa kiyama dönmesi caiz olmaz. Bununla beraber sa¤yet imâm kiyama döner ve kunutu okursa rükû´u yenilemesi uy¤gun olmaz.

Bu durumda imâm rükû´u iade ederse cemaat önceki rü¤kû´da imâma tabi olmaz; ancak ikinci rükû´da tabi olur. Bunun aksini yapsalar bile namazlari bozulmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Vitir kilan kimse kunutta Peygamber (S.A.V.) Efendimiz-´e salat okumaz. Bu bizim âlimlerimizin ihtiyar ettigi kavildir. Zâhîriyye´de de böyledir.

Muktedî kunutta imâma tabi olur.

Muktedî kunutu bitirmeden imâm rükû´a varmis olsa bu du¤rumda da muktedî imâma tabi olur.

Imâm kunut yapmadan rükû´a varmis olsa bu durumda muktedî de kunuttan bir sey okumamis bulunsa muktedî eger yetisemeyip rükû´u kaybedekten korkarca o zaman rükû´a vahr. Eger bundan korkmazsa kunutu okur ve sonra rükû´a varir. Hu¤lâsa´da da böyledir.

Nâtifî Ecnâs´inda : «Bir kimse birinci rek´ati mi ikinci rek´ati mi yoksa üçüncü rek´ati mi kilmakta ol´dugu hususunda süpheye düserse bu durumda içinde bulundugu rek´atte kunut ya¤par sonra oturur. Daha sonra kalkip iki rek´at daha kalir. Bu iki rek´atin herbirinde de oturur ve ihtiyaten kunut yapar. Bir kavle göre de" bu kimse hiçbirisinde kunut yapmaz. Sahih olan önceki kavildir. Çünkü kunut vacibtir; vacible bid´at arasinda tereddüt yoktur. Bu kimse ihtiyaten kunut yapar» denilmistir. Serahst´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Mesbûk imâmla birlikte kunut yapar; imâmdan ayrildik¤tan sonra yapmaz. Münye´de de böyledir.

Imâmla birlikte kunut yapmis olan mesbûk namazin ka¤lan kismini kaza ederken ikinci defa kunut yapmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. Bütün âlimlerin kavilleri budur. Muzma-rât´ta da böyledir.

Vitirde üçüncü rek´atin rükû´unda imâma yetismis bulu¤nan bir mesbûk namazinin kalan kismini kaza ederken de kunut yapmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Vitirden baska hiçbir namazda kunut yoktur. Mütûn´da da böyledir.

Imâm vitirde rükû´dan dogrulduktan sonra kunut yapsa fakat muk-tedi bunu görmese bu durumda muktedî imâma tabi olur. Fetâvâyî Kâdîhân´da da böyledir.

Sayet imâm sabah namazinda kunut yaparsa arkasinda¤kiler susarlar. Hîdâye´de de böyledir. Bu durumda cemaat ayakta bekler. Sahih olan budur. Nihâye´de de böyledir. [53]



9- NAFILE NAMAZLAR


Sabah namazindan Önce ve Ögle aksam ve yatsi namazla¤rindan sonra ikiser rek´at sünnet vardir.

Ögle namazindan ve cura a namazindan önce ve cum´a na¤mazindan sonra da dörder rek´at sünnet vardir. Mütûn´da da böyle¤dir. Bize göre dörder rek´atli bu sünnetler birer selâmla kilinirlar. Bir kimse bu namazlari ikiser selâmla kilmis olsa kildigi bu na¤mazlar sünnetten sayilmaz.

Sünnetlerin kuvvet derecelerine göre siralanisi söyledir:

1- Sabah namazinin sünneti

2- Aksam namazinin sünneti

3- Ögleden sonraki sünnet

4- Yatsidan sonra kilinan sünnet

5- Ögleden önce kilman sünnet. Tebyin´de de böyledir.

Âlimlerimiz : «Fetva verme makaminda olan bir âlim fet¤vasinda diger sünnetleri insanlarin ihtiyaçlarindan dolayi terke-debilir; ancak sabah namazinin sünnetini terkedemez. NIhâye´da de böyledir.

Bir kimse gece zanni ile iki rek´at namaz kilmis olsa ve bu durumda sabah namazinin vaktinin girmis bulundugu açiga çiksa o kimsenin kildigi iki rek´at gece namazi olur.

Kâdî Alâüddin Mahmud Nesefî Muhtelefât Serhi´nde : «Bu me¤sele hakkinda rivayet yoktur.» demistir.

Müteahhirûn ise : «Bu namaz sabah namazinin sünneti yerine caiz oîur.» demislerdir.

Seyhü´l - tmâmü´l - Ecdft Semsü´l - Eimme Halvânî Kitâbü´s -Salât Serhi´nde : «Süphesiz o namazin sabah namazinin sünneti olmasi caizdir. Çünkü bu namaz eda vaktinde kilinmistir.» demistir. Muhiyt´te de böyledir.

Ayakta durmaya gücü yeten bir kimsenin sabah namazi¤nin sünnetini oturarak kilmasi caiz degildir. Bundan dolayi sabah namazinin sünneti vacibe- yakindir denilmistir. - Nâfi´den naklen Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir özür bulunmadigi halde sabah namazinin sünnetini bi¤nekte kilmak caiz degildir. SIrficül - Vehhâc´da da böyledir.

Sabah namazinin sünnetini kilarken Fatiha´dan sonra birinci rek´atte «Kul Yâ eyyühe´I-kâfirûn...» ve ikinci rek´atte de «Kitlhüve´Uahü ehad» sûrelerini okumak sünnettir.

Sabah namazinin sünnetinin fecrin dogmasindan önce eda¤si caiz olmaz. Fecrin dogup dogmadigi konusu süpheli olursa- yine sabahin sünnetinin kilinmasi caiz olmaz.

Böyle süpheli bir halde bu namazi kilan kimse fecrin dogu¤sundan sonra da iki rek´at namaz kilmis olsa bu sahsin son kildigi namaz sünnet namaz olmus olur. Çünkü farza daha yakindir.

Sabahin sünneti ile farzinin arasini baska bir namazla ayirma-malidir. Bu hususta sünnet olan farzla sünnetlerin arasini bitistir¤mektir.

Sabah namazinin sünnetinden baska sünnetler kaza edilmez¤ler. Sabah namazinin sünneti ise kilmamadigi zaman farz ile birlikte günesin dogmasindan sonra ögle vaktine kadar kaza edi¤lirler. Ögle vaktinin girmesinden sonra sakit olur. CKaza edilmekten düser) Serahsf nin Muhiyt´înde de böyledir. Sahih olan da budur. Bahru´r Râik´ta da böyledir.

Sabah namazinin sünneti farzin haricinde fevt olursa Imânvi A´zam (R.A.) ve Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre kaza edil¤mez. Imâm Muhammed (R.A.) ise.buna muhaliftir. Serahsî´nin Mu-

hiyt´inde de böyledir.

Ögleden önceki dört rek´at sünnete gelince yalniz basina bu dört rek´ati kilmadan imâma uyan kimse vakit oldugu müddet¤çe farzdan sonra bunu kaza eder. Bütün âh´rnIerin görüsü budur. Sahih olan da budur. Muhiyt´te de böyledir.

Hakâik te : «Bu durumda Imâmi A´zam (R.A.) ile Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ´a göre bu! kimse önce iki rek´ati kilar. Imâm Mu¤hammed (RA)´e göre ise önce dört rek´ati kilar. Fetva da bunun üzerinedir. Sirâcü´l - Vehjiac´da da böyledir.

«Sabah ve öglenin sünnetlerini terketmekte bir beis yoktur.» denildigi gibi «bunlari terk etmek haç bir halde caiz debidir.» de denilmistir. Dogru olan da budur

Sünnetleri bunlari hak görmiyerek terk eden kimse kâfir olur. Çünkü o kimseler sünnetleri hafif görerek terk etmistir.

Eger o kimse sünnetleri hak gördügü halde terk ederse gü¤nahkâr olur. Çünkü sünnetlerin terk edilmesi durumunda va´iyd vardir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Ögleden önce dört rek´at sünnet kilan kimse iki rek´aTm basinda oturmamis olsa bu namazi istihsânen caiz olur. Mu-hiyt´te de böyledir.

Ikindiden Önce dört yatsidan önce ve sonra dörder aksam dan sonra aki rek´at namaz kilmak mendûbtur. Kenz´de de böyle¤dir!

Imâm Muhammed (RAÎ ikindiden önce ve yatsidan son¤ra kilinan sünnetlerde iki rek´atle dört rek´at arasinda serbest kal¤mistir. Efdâl olan ise her ikisini de dörder rek´at kilmaktir. KâfT-de de böyledir. [54]



Kusluk Namazi :


Kusluk namazi mendub olan namazlardandir.

Kusluk namazinin azi iki rek´at; çogu ise on iki rek´attir. Vakti ise günesin yükselmesinden zeval vaktine kadardir. [55]



Tahiyyetü’l Mescid:


Tahiyyetü´l - mescid de mendub olan namazlardandir. Bu namaz da iki rek´attir. [56]



Abdest Aldiktan Sonra Kilinan Nama:


Abdest aldiktan sonra kilinan iki rek´at namaz da mendub-namazlardandir. [57]



Istihare Namazi:


Istihare namazi ida mendub olan namazlardandir. Ve iki rek´at olarak kilinir. [58]



Hacet Namazi:


Hacet namazi da mendub olan namazlardandir. Ve bu da iki rek´atti. [59]



Gece Namazi (=Teheccüt Namazi):


Gece namazi da mendub plan namazlardandir. Bahrü´r -Râik´ta da böyledir.

Peygamber (S.A.V.) Efendimiz; teheccüt namazini en az iki en çok sekiz rekat olarak kilardi. Fesü´l - Kadir´de de böyledir. [60]



Tesbih Namazi


Mutekit ta zikredildigine göre tesbih namazi söyle kilinir:

Tesbîh namazini kilacak olan kimse önce tekbir alir ve süb-haneke´yi okur.

Sonra 15 defa: «Sübhanellahi vel - hamdü ÜHahi ve Iâ Slahe illaUâhÜ vellahü ekber. der.

Sonra yukaridaki tesbihi 10 def a okur.

Sonra eûzü - besmeie çekip Fatiha ve sûreyi okur.

Sonra da rükû´da 10 defa; kiyamda 10 defa; birinci secdede de 10 defa; iki secde arasinda 10 defa ikinci secdede 10 defa okur. Ve bu namazi dört rek´atta tamamlar. (Böylece namazin tamamin¤da bu tesbihi 300 defa tekrarlamis olur.)

îbh-i Abbas (R.A.)´a:

— Bu namazda okunmasi gereken sûre var mi? diye sorulunca:

— Evet tesbîh namazi kilan kimse «elhakümü´t - tekâsür ve´l - asr kul yâ eyyükel - kafirûii ve kul hüvellâhü-ehad» sürelerini o-kur buyurmustur.

Muafla da: «Tesbih namazi ögleden önce kilinir.» demistir. Muz-marat´ta da böyledir.

Mutlak nafileleri her vakitte kalmak müstehabtir. Serh-sî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Nafile namazlari gündüz dört rek´atten fazla gece ise sekiz rek´atten fazla bir selamla kilmak mekruhtur. Efdal olan gecede de gündüzde de dört rek´attebîr selam vererek kilmaktir. Böylece tah-rîme (=iftitâh tekbiri) devam etmis mesakkat çogalmis ve fazilet artmis olur. Bundan dolayi dört rek´atti bir selâmla kilmayi nez-veden kimse bunu iki selâmla kilsa nezrini yerine getirmis olmaz. Sunun aksini yaparsa nezrini yerine getirmis olur. (adagindan kur¤tulur) Tebyin´de de böyledir.

Sünnet ve nafileleri evde kilmak efdaldir. Çünkü Peygam¤ber (S.A.V.Î Efendünöz:

«Farz namazlar müstesna bir kimsenin en efdâl namazi evin¤de kildigi namazdir.» buyurmustur.

Eger imâm nafileleri rnescidde kiliyorsa bunlari mesci¤din kapisinda kilmasi efdaldir.

Eger imân? farzi mescidin dis kisminda kiliyorsa nafileyi iç kisimda farzi mescidin iç kisminda kiliyorsa nafileyi dis kisimda kilmasi daha evladir.

Eger mescid bir ise t yani içi ayri disi ayri degilse) imâmin nafileyi direk arasinda kilmasi efdaldir.

Bir hâil (mani) olmadan saflarinin arasinda nafile kilmak mek¤ruhtur. En siddeti kerahat de — namaz kilmakta olan cemaatin arasina girerek safta nafile kilmaktir. Bunlarin tamami imâm na¤mazda oldugu vakittedir. Fakat bir kimse imâm namaza baslama¤dan cani nerede kilmak iseterse nafileyi orada kilar.

Farzlardan sonra kilinan sünnetlere gelince bir kimse bunlari tarzi kildigi yerde de kilabilir; evla olan ise bir âdim ileri gidip o-rada kilmaktir.

îmâmm farzdan sonraki nafileyi muhal (imkansiz) olmazsa farzi kildigi yerden geride kilmasi efdaldir. Kâfi´de de böyledir.

Halvâni: «Efdal olan teravih hariç bütün nafileleri evde kilmaktir." demistir

Âlimlerden birisi de: «Efdal olan nafileleri zaman zaman evde kiîmaktii\» demistir. SahiJi olan ise bu kavillerin hepsinin de bir oldugudur. Evde kilmak üstündür veya mescidde kilmak üstündür veya asagidir denilmez. Üstün olan namaz riyadan uzak oi«n ihlâs ve husûun tamamini içinde toplayan namazdir. Nihâye´de de böyle: dir.

Ögle namazindan önce kilinan dört^ rek´atin ve cum´a´dan önce ve sonra kilman dört rek´atin ilk oturuslarinda Peygamber (SAV.) Efendimize salavât getirilmez. (Allahümme salli AHahüm-me bârik okunmaz.) Bu namazlarda üçüncü rek´atte kalkinca da is-tiftâh edilmez. (Sübhâneke okunmaz ve eûzü çekilmez.* Diger dört rek´atli nafileler bunun hilafinadir. Zamdi´de de böyledir.

Bir kimse sabah namazinin iki rek´atini veya ögle nama¤zinin dört rek´atim kildiktan sonra alis verisle mesgul olsa veya bir sey yiyip içse o kimse bu namazlari yeniden kilar. Ancak bir lok¤macik yiyecek veya bir içim su bit sünnetleri iptal etmez. HuJâsa´da da böyledir

Bu durumda bir kimsenin farzi kildiktan sonra konusmus olmasi sünneti düsürür mü? sorusunda «Hayir düsürmez. Fakat sevabi konusmadan kilinmis olan namazin sevabindan az olur.» de¤nilmistir. Nîhâye´de de böyledir.

Nafilelerin her rek´atinde. Fatiha ve sûre okunur. Sayet bir rek´atinde veya iki rek´atinde kiraat terk edilmis olursa o rek´atler fesada gitmis olur. Muzmarât´ta da böyledir.

A Imâm Muhammed (R.A.)´e göre —bu durumda— vitrin hükmü de nafilenin hükmü gibidir. Fakat Ebû Hanîfe (R.A.) göre burada da kiyas ve istihsan vardir. îstihsanda ise bu namaz fesada gitmez. Kiyasda ise O´na göre de namaz fesada güder. Alinip kabul edilen kavil de Imâmi Azam (R.A.)´m kavlidir. Hulâsa´da da böy¤ledir.

Bir kimse nafile bir namaza abde&tsiz veya pis bir elbise ile baslasa namaza girmis olmaz. Baslama sahih olmayinca da bu¤nun kazasi lâzim gelmez. Muhiyt´te de böyledir.

Nafüîe bir namazi. ayakta kilmaya gücü yettigi halde oturarak kilmak mekruh degildir. Sahih olan budur. Mecma´u´I-Serhinde de böyledir.

Nafile bir namazi ayakta kilmakta olan kimse oturmak is¤terse îmâm-i Azam (R.A.) a göre —istihsanen— oturabilir. Muhiyt´ te de böyledir.

Nafileyi ayakta kilarken yorulan kimsenin bir bastona ve¤ya duvara dayanmasinda bir beis yoktur. Câmlu´s - SagSr SerM´nde de böyledir.

Nafile bir namazi özürsüz olarak îmâ ile kilmak caiz ol¤maz.

Nafile bir namazi kilmaya baslayip sonra da onu bozan bir kim¤se eger abdestinin bozulmasi veya konusmak gibi bir sebeple tah-rîmeden çikmis ise namazin kalan kismini bina eyleyemez; bu du¤rumda bina etmek sahih degildir. Fakat bu kimse okumayi terk etmek gibi bir sebeple tahrîmeden çikmamissa o kimse namazinin kalan kismini bina eder. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir kimse kiyama gücü yetmedigi için namazi- otura¤rak kiliyorsa o kimse serbesttir kiraat ederken isterse dizlerini dikerek oturur; isterse bagdas kurarak oturur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Muhtar olan bu durumda tesehhüd de oturuldugu gibi oturmaktir. Hidâye´de de böyledir.

Bir kimse nafileye oturdugu yerde baslar bir kismini öy¤lece kilar; sonra da ayaga kalkmayi ister ve kalkip bir kismini da öyle kilarsa bütün âlimlere göre böyle yapmak caiz olur. Mu-hiyt´te de böyledir.

Bir kimse üzerinde nafile bir namaz oldugu zanni ile bu namazi kilmaya baslasa da sonra üzerinde böyle bir namaz olmadi¤gi açiga çiksa; bu durumda baslamis bulundugu o namazi bozar¤sa bozdugu bu namazi kaza etmez. Zahidi´de de böyledir.

Arkadaslarimiz iki rek´attan fazla nafileye mutlak niyye-tin lâzim olmadigi hususunda ittifak etmislerdir. Dört rek´ate niy-yetin lüzumu konusunda ise ihtilaf vardir. HuÜâsa´da da böyledir.

Imâm Ebû Hanîfe (R.AJ ve Imâm Muhammed (RA>´e gö¤re dört rek´at niyyeti ile nafile namaz kilmaya baslayan kimse aslinda iki rek´at kilmaya baslamistir. Gunye´de de böyledir.

Dört. rek´at nafile namaz kilmakta olan bir kimse kas den iki rek´ati kildiktan sonra oturmasa namazi —istihsânen— fasid olmaz. Bu îmâm-i A´zam ve Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´un kavileri¤dir. Kiyasda ise bu kimsenin namazi fasid olur. Bu ise îmâni Mu-hammed (R.A.) ´in kavLüdir.

Bir kimse üç rek´at nafile kilsa da tkinci rek´atten sonra oturmamis bulunsa esahh olan kavle göre o kimsenin namazi ifsâd olmustur.

Bu kimse alti veya sekiz rek´at nafile namaz kilmis ve sadece bir defa oturmus olsa bu durumda da âlimlerimiz görüs ayriligina düsmüslerdir. Esahh olan istihsanen bu durumda —yukaridaki— görüsler gibidir.

Imâmü´l - Sifâr Asl´m bir nüshasinda : «Bu kimse eger otur-mamissa üçüncü rekate kalkincaya kadar Imâm Muhammed (R.A.) ´in kiyasi üzeredir; yani bu kimse döner ve oturur. Diger imam¤larimiza göre ise dönüp oturmaz onun sehiv secdesi yapmasi ge¤rekir- Hulâsa´da da böyledir.

Bu hüküm dört rek´at kilmaya niyyet edildigi zamandir. Eger dört rek´ate niyyet edilmez ve üçüncü rek´ate oturulmadan kalkil¤mis olursa bil-iernâ avdet edilip oturulur. Sayet dÖnülmezse na-inaz fesada gider. Bürcendî´de de böyledir.

Ögleden önce kilman dört rek´atin hükmü de Imâm Mu¤hammed (R.A.)´e göre nafilenin hükmü gibidir. Fakat Imâm Ebû Hanife IKA.) ye göre burada istihsanen kiyas vardir.

Istihsanda ise —bu durumda— namaz fesada gitmez. Kabul edilen kavil de budur. Muzmarât´ta da böyledir.

Bu kimse Önceki iki rek´atten birinde ve son rek´atlerin de bi¤rinde kiraat etmis bulunsa; veya sadece jlk iki rek´atin birinde ki¤raat etse. Imâmi A´zam ve Imâm Ebû Yûsuf (R.A.>´un kavillerine göre dört rek´at olarak kaza eder. Imâm Muhammed (R.A.)´e göre ise Önceki iki rek´ati kaza eder.

Imâm Muhammed (R.AJ ´e göre aslolan : Nafile kilan bir kim¤se eger önceki iki rek´atte veya bunlardan birinde kiraati terk eder¤se —fazla rek´atin secdesi ile kayitladigi zaman— tahrîme (= ifti-tâh tekbîri) ibtal olur ve namaz sahih olmaz.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre is© : îtkikî rek´atte kiraati terk etmek tahrîmenin bozulmasini gerektirmez. Çünkü okumak fazla bir rükündür. Kiraat olmadan namazin olabilecegi sebebi ile oku¤ma bilmeyenin ahrasm ve muktedî´nin okumadan namazlarinin ol¤dugu gibi... Fakat —okumamak— edanin fasadam yerektirir; bu ise terk etmenin üzerine ziyade yapmaz; böylece tahrîme de hatti olmaz. Bu durumda da ikinci sef´a ( = ikinci Iki rek´ate) baslamak sahih olur.

îmâm-i A´zam (R.A>´a göre de : Önceki iki rek´atte kiraati t£rk etmek tahrîmenin batil olmasini gerektirir. Çünkü kiraat hakkin¤da icmâ´i ümmet vardir. Ve bu durumda üzerine bina caiz olmaz. Ilk iki rek´atin birisinde kiraat etmek hususunda da ihtilâf edil¤mistir. Bu durumda da biz o-namazin ballanma (— bâtil oldugu¤na bozulduguna) hükmederiz. Kazasinin ve son iki rekâatin beka¤sinin lâzim oldugu hakkinda —ihtiyaten— hükmederi?.. Tebyîn´de de böyledir.

Nafilenin ilk iki rek´atinde bir imâma uymus olan bir kim¤se imâm son iki rek´ate girmeden önce konussa bu kimsenin ilk iki rek´atten baska rek´atleri kasa etmesi gerekmez. Bu Inaâmeyn*e göre böyledir.

kimse sayet imâm son iki rek´ate kalktigi zaman konusmus olsa imâm ise dört rek´atte de okumus bulunsa bu kimse dört rek´at kaza eder.

Böyle yapmak mekruh da olmaz. Serahsî´nin Muhiyî´lnde de böyledir.

Nafileyi oturarak kilan bir kimse rükû´-a gitmeyi isteyince ayaga kalkar ve rükû´a gider. Efdal olan da kalktigi zaman Kur´ân1 dan bir sey okur. Sayet dogruca kalkar bir sey okumadan rükû´a giderse bu da caiz olur. Fakat kiyamini tam yapmazsa caiz olmaz. Hulâsa´d a da böyledir.

Iki rek´at kaza kilan bir kimse dört rek´ate niyyet eylemis olsa da onu da bozmus bulunsa ister ilk oturustan önce isterse sonra bozmus olsun —durum degismez ve— namazi bozulmus olur.. Kenz´de de böyledir.

«Öglenin —son — sünneti de yukanda oldugu gibidir. Çün¤kü o da nafiledir. Bunu da ihtiyaten dört rek´at kilar.» denilmistir. Çünkü o bir namaz yerindedir. Hidâye´de de böyledir. Esahh olan da budur. Muzmarât´ta da böyledir.

Nisâb Sahibi ise —yukaridaki— hükmün esahh olduguna nass getirmistir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Nafile namaz kilmakta olan bir kimse üçüncü rek´ate kalk¤sa ve kalkinca da ikinci rek´atte oturmadigini hatirlasa kildigi na¤maz ögle namazinin sünneti olsa bile dönüp oturur.

Aliyyü´I - Bezdevî : «Bu kimse oturmaz.» demistir. Eger dört rek´ate niyyet eylememis ve oturmadan üçüncü rek´ate kalk-missa bu durumda o kimse bü-icma´ oturur; oturmazsa namazi bo¤zulur. Bürcendiy´de de böyledir.

Birinci oturusta oturmus olan kimse selâm verse veya ko¤nussa bir sey lazim gelmez.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) : «Bu kimsenin son iki rek´ati ka¤za etmesi gerekir.» demistir.

Bir kimse dört rek´at kilmaya niyyet etmis olsa da hiç bir sey okumasa veya sadece son iki rek´atin birisinde okumus bulunsa bu durumda o kimsenin ilk iki rek´ati kaza etmesi lazim gelir. Bu Imâm i A´zam ve Imâm Muhamnied (R.A.) ´in kavlidir. Imâm Yû¤suf (R.A.) ´a göre ise bu kimse dört rek´ati de kaza eder.

Fakat bu kimse imâma son iki rek´atte iktidâ etmis ve bu iki rek´ati imâmla birlikte kalmis ise bu kimse sadece ilk iki rek´ati kaza eder.

Nafile kilan kimse ön rek´atte veya son rek´atte ögle na¤mazinin farzini kilana uymus olsa sonra da konussa bu kimse dört rek´at kaza eder.

Nafile kilan bir kimse öglenin farzini kilmakta olan bir kimseye uysa sonra da kendisinin fcgleyi kilmadigini kesinlikle ha-tirlasa; bu sahis tekbîrini yeniler ve kendisine kaza lâzim gelmez.

Bir kimse Ögle namazini kilsa da : «Üzerimde hakki olan Allah için su odanin arkasinda bu namazi nafileolarak kilaca¤gim.» dese; sonra da ögle namazini kilmadigini »hatirlasa bu kimsenin uydugu kimse ile ögle namazinin farzi niyyeti ile bu namazi kilmasi caizdir. Ve bir sey kaza etmesi de gerekmez.

Bir kimse dört rek´at nafile kilsa sonra da besinci rek´ate kalkip bunda imâma uysa ve bu rek´ati de îfsâd etse bu muktedî alti rek´at kaza eder.

Sayet bu kimse iki rek´at kildiktan sonra imâma uymus olsa ve muktedî´nin burnu kanasa gidip abdest alir. Eger imâm o za¤mana kadar üçüncü rek´ati kilar da muktedî o vakit konusursa imâm da namazini allti rek´ate tamamlarsa bu durumda muktedî dört rek´at kaza eder Serahsi iiin Muhiyt´mde de böyledir. [61]


Nafile Namazlarla Ilgili Bazi Meseleler


Bir kimse sünnetleri kilmayi nezretmis olsa ve nezrettigi bu namazlari kusa kildigi bu namazlar sünnet namazlardir. Muhiyt Sâhibi´nin babasi Tâcü´d-dîn : «Bu kimse sünnet kilmis olmaz. Çün¤kü o kimse ona iltizam edip basladigi zaman o namaz baska bir namaz olur ve sünnetin yerine —nâib— olmaz. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Bir kimse : «Ben bir gün namaz kilacagim.» diye yemin et¤mis olsa bu kimsenin üzerine düsen iki rek´at namaz kilmaktir.

Bir kimse : «Abdestsiz iki rek´at namaz kilacagim.» diye yemin etse; —bu yemininden dolayi— o kimsenin hiç bir sey yap¤masi gerekmez. Sirâctyye´de de böyledir.

Bir kimse sayet : «Kiraatsiz namaz kilacagim.» diye yemin

etse imamlarimizin üçüne göre de bu kimse okuyarak namaz kilar.

Bir kimse : «Ben yarim veya bir rek´at namaz kilacagim»

diye yemin etse o kimsenin iki rek´at namaz kilmasi üâzim gelir.

Bu Ebû Yûsuf (R.A.)´un kavlidir. Muhtar olan da budur.

Bu kimse : «Üç rek´at kilacagim.» diye yemin etmis olsa

dört rek´at kilar.

Keza bir kimse ; «Yemin ederim ki ben Ögle namazini sekiz rek´at kilacagim.» demis olsa; Ögle namazini yine dört rek´at ki¤lar. Hulâsa´da da böyledir.

Iki rek´at namaz kilmayi nezretmis olan bir kimsenin bu namazi oturarak kilmasi caizdir. Fakat bu namazi hayvanin üzerin¤de kilmasi caiz degildir. SIrâciyye´de de böyledir.

Bir kimse «ayakta namaz kilacagim» diye nezretmis olsa bu namazi ayakta kilar; bir seye dayanarak kilmasi mekruhtur. Se-rahsînin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kimse : «Bu gün iki rek´at namaz kilacagim.» diye ye¤min etmis olsa Ve bu namazi o gün kilmasa —baska-bîr gün— kaza eder.

Bir kimse : «AUah için elbette bu gün iki rek´at namaz ki¤lacagim.» diye yemin etse ve o gün bu namazi kitmasa yemininin keffaretini verir; namazi kaza. etmesi gerekmez.

Bir kimse : «KâTie´de veya Mescidi Aksâ´da namaz kilaca¤gim.» diye nezretmis olsa ve bu namazi baska yerde kilsa caizdir. Im&m Züfer (RA> bu kavle muhaliftir.

Eger bu kimse : «Ayni namazlarini kilacagim.» diye nezretse bu kimse ay içinde bulunan bütün farzlari ve vitirleri kilar sün¤netleri kilmaz. Bu kimse vitir ve aksam namazlarini dört rek´at olarak kilar. Bahrü´r - Râtk´ta da böyledir.

Teravih bes tervîhadir. Her tervîha da iki selâmla dört rek´attir. SIrâciyye´de de böyledir.

Bize göre cemaatle bes tervîhadan fazla kilmak mekruhtur. Hulâsa´da

Teravihin vakti yatsi namazindan sonra baslar fecrin do¤gusuna kadar devam eder.

Teravihin vakti vitir namazindan önce ve sonradir. Hatta yat¤si namazi abdestsiz terâvîh ve vitir namazi da abdestli kihnsa ve bu durum anlasilsa bu durumda yatsi namazi ve teravih yeniden kilinir; vitir ise yeniden kilinmaz. Çünkü teravih namazi yatsi na¤mazina tabidir; fakat vitir tabi degildir. Bu Imâmi A zam (R.A.) ´a göredir.

Ashnda takdim (önce yatsi namazini arkasindan teravih na¤mazini sonra da vitir namazini kilmak) tertip için gereklidir.

Buna göre unutma özründen dolayi tertip sakit olur (düser) ve vitir namazi unutularak yatsi namazindan önce kiîinirsa bu durum terâvîhin hilâfina sahih olur. Görüldügü gibi terâvîhin vakti yatsiyi edadan sonradir. Terâvîh namazi yatsidan önce kiIinsa eda edilmis (kilinmis) sayilmaz. Imâmeyn´e göre vitir yatsinin sünne¤tidir. (TerâvUi gibi...) Terâvîhin vaktinin baslamasi yatsi namazin¤dan sonradir. Sayet.terâvîh namazi yatsidan önce kilinmis olsa bu¤nun iadesi (yeniden kilinmasi) gerekir. Bu unutularak ohnus olsa bile yine böyledir. Bu durumda vitrin iadesi hususunda görüs ay¤riligi var ise de terâvîhin ve diger sünnetlerin iadesinde vakit ol¤dugu müddetçe görüs ayriligi yoktur. Tebyîn´de de böyledir.

Iki tervîha arasinda bir tervîha miktari oturmak´ müste-habtir. Terviha : Biraz oturup istirahat etmek demektir. Sirâciy-ye´de de böyledir.

Bu oturma esnasinda cemaat serbesttlir; dileyen tesbih çeker dileyen sükût eder. Tervihada Mekke ehli yedi sart ile tavaf eder ve tavaf namazi kilar; Medîne´liler ise ayn ayri dörder rek´at namaz kilarlar. Tebyîn´de de böyledir.

Teravihte.bes selamla istirahat cumhur indinde mekruh¤tur. Kâfî´de de böyledir.

Bu görüs sahihtir. Hulâsa´da da böyledir. 0 Teravihte müstehap olan onu gecenin üçte birine veya ya¤risma kadar te´hir etmektir. Gece yansindan sonra kilinmasi husu¤sunda ise ihtilaf edilmistir. Esahh olan ise bunun mekruh olmadi¤gidir.

Teravih Peygamber (SA.V.) Efendimizin sünnetidir. «Te¤râvîh Hz Ömer´in (R.A.) sünnetidir.» diyenler de olmustur. Önceki kavil esahhtir. Cevâhîrü´l - Ahi ât î´de de böyledir.

Terâvîh kadin erkek herkes için sünnettir. ZâHctt´de de böyledir.

Terâvîh bizzat sünnettir. Âlimlerimizin ileri gelenleri böy¤le demislerdir.

Ebû Hanîfe (R.A.) den Hasan´in rivayet ettigi gibi: «müstehab-tir.» diyenler de olmustur. Fakat ilk kavil sahihtir. Terâvîhte ce¤maat kifaye üzere sünnettir. Tebyîn´de de böyledir. Bu kavil sahih¤tir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kimse teravihi evinde cemaatsiz olarak kusa veya ka¤dinlar yalniz baslarina evlerinde kilsalar bu teravih —caiz olur. MffiVâcü´d - Dirâye´de de böyledir.

Bir mescidin halkinin hepsi teravihte cemaati terk et¤seler bunlar kötü bir is yapmis ve günah islemis olurlar. Serahsî´ nin Mtihiyt´inde de böyledir.

Her hangi bir kimse teravihte cemaatten geri kalip evinde kilsa bu kimse gerçekten fazileti terk etmis olur; fakat gü¤nahkâr olmadigi gibi sünneti terketmis dahi olmaz. Ancak tera¤vihte cemaati terk eden kimse kendisine uyulan bir zat olur ve onun gelmesi ile cemaatin çogalmasi; gelmemesi ile de cemaatin azalmasi söz konusu olursa onun cemaati terk etmesi münasip ol¤maz. Sirâcü´l - Vehhâc´da da böyledir.

Teravih namazini evinde cemaatle kilan kimsenin durumu hakkinda âlimler arasinda ihtilaf vuku´ bulmustur. Sahih olan ev¤de cemaat aslinda bir fazilettir; mescidde cemaat de baska bir fazilettir. Evinde cemaatle —terâvîh kilan kimse gerçekten fazi¤lete nail olur; fakat bu durum ikinci fazileti terk etmek olur. Kâdi Imâm Ebû Alfyyü´n - Nesefi´de böyle söylemistir. Bu hususta sahih olan gerçekten teravihi mescidde cemaatle kilmanin daha ef-dâl oldugudur. Farz namazlarda da böyledir. Sayet âlim olan kim¤senin kiraati güzelse onun imamligi daha efdaldir. En güzeli kendisi okuyarak baska birine uymadan kilmaktir. Fetâvâyi Kâdî-hân´da da böyledir.

Imâm : «Bir mescidin imâmi okudugu Kur´an´in hareke¤lerine dikkat etmiyorsa.onun mescidini terk etmekte bir beis yok¤tur.» demistir.

Keza baska mescidin imaminin okumasi hafif ve sesi daha gü¤zelse kisinin mahallesinin mescidini terk edip o imâmin mes¤cidine gitmesinde dejbir sakinca yoktur.

Keza bir kimsenin mahallesinin mescidinde hatim yapilmadi¤gi açiga çikarsa o mescidi terk edip baska bir mescide gitmesinde de bir sakinca yoktur; kisinin bunu yapmaya hakki vardir. Muhiyt´te de böyledir.

Bir cemaatin teravihte sadece sesi güzel olani ileri ge¤çirmesi münasip degildir; münasip olan okuyusu dogru ve güzel olani öne geçirmektir. îmâm güzel sesle okudugu zaman insam mesgul eder ve husûden ibret almadan düsünmeden geri kor. Fe-tâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Vitir namazi sadece Ramazanda cemaatle kilinir. Bu hu¤susta müslümanîann icmâ´i vardir. Tebyîn´de de böyledir.

Vitir ramzanda cemaatle kilmak evde kilmaktan daha fa¤ziletlidir. Sahih olan görüs budur. Sirâcü´l- Vehhâc´da da böyledir. Bazilari da : «Vitri yalniz basina evde kilmak faziletlidir.» demislerdir. Bu da begenilen bir görüstür. Tebyîn´de de böyledir

Erkeklerin bir ücret ile bir kimseyi kiralayarak imâm edip evde terâvîh kilmalari mekruhtur. Çünkü imâm kiralamak fasiddir.

Imâmi icarlamanin fasid olmasi mütekaddimîn´in kavillerine göredir. Müteahhirîn ise imâm tutmayi ve benzerlerini caiz gör¤müslerdir. Bu zamanda kendisi ile fetva verilen kavil de bu son kavildir.

Bir mescidde bir gecede iki defa teravih namazi kilmak mekruhtur. Fetâvâyî Kâdîhân´da da böyledir.

Bir imâm bir gecede ayri ayri iki mescidde tam olarak te¤ravih namazi kildirsa ikinci kildirdigi terâvîh namazi caiz olmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir. Fetva da bunun üzerinedir. Muzmarât´ta da böyledir.

Muktedîmn (= imâma uyan kimsenin) ayri ayri iki mes¤cidde teravih namazi kilmasi caiz olur. Bu kimse ikinci mescidde vitir namazini kilamaz.

Teravihi cemaatle kilmis olanlarin canlari bir daha teravih kil¤mak isterse —cemaat olmadan— ayri ayri kilarlar Tatarhâniyye´de de böyledir.

Evinde yatsi namazini teravihi ve vitri kilmis olan bir kimse baska bir topluluga imâm olsa ve teravih için niyyet etse bu durumda imâmin kildigi teravih mekruh olur; cemaatinki ise mekruh olmaz.

Fakat bu kimse önce imamliga niyyet etmez riikû´a da sürû´ eylerse terâvîhde bu kimsenin de ona uyanlarin da namazlari mekruh olmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

En efdali teravihi bir camide bir imâmla kilmaktir. Eger iki imâmla kilacak olurlarsa müstehab olan her birinin bir tervîheyi tam kildirdiktan sonra ayrilmasidir. Bunlarin-bir selam¤dan sonra ayrilmis olmalari müstehap olmaz. Sahih olan kavle gö¤re bu böyledir. Iki imâmla terâvîh caiz oldugu zaman bu vecih üze¤re birinin farzi digerinin de teravihi kildirmasi da caiz olur. Hz. Ömer (R.A.) farzda imâm olurdu; vitri de o kildirdi. Übey (R.A.! de terâvîh namazinda imâm olurdu. Sîrâcü´l - Vehhâc´da da böyledir.

Terâvîhde ve diger nafilelerde akilli sabinin çocugun) imamligi bazilarina göre caiz ise de ekseriyete göre caiz degildir. Serahsfnin Muhiyt´inde de böyledit.

Terâvîh vaktinde kihnamayip geçirildigi zaman yalniz da ccmaasle de kaza ediîmez. Sahih olan kavi! budur. Fetâvâyi KâcU-hâVda da böyledir.

Geçmis gecede teravihin bir sefinin fesada gittigi hatir¤larsa bunu terâvîh niyyeti ile kaza etmek mekruh olur.

Vitir kilindiktan sonra teravinden iki rek´at kilinma-digi hatirlansa bu durum hakkinda FadI bin Miihammed : «Onu ce-maatie kilamazlar» demistir. Sadrü´s- Sehid ise : «Bunu cemaatle kilmak caizdir.» demistir. Sirâcü´î- Vehhâc´da da böyledir.

fmâm tervîhada selam verdigi zaman cemaatin bir kismi : «üç rek´at kilindi.» bir kismi da : «iki rek´at kilindi.» dese bu du¤rumda imâm kendi reyi ile amel eder.

Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´un kavline göre : imâmin bu husus¤ta kesin bir bilgisi yoksa kendisine göre dogru olanlarin sözlerini kabul eder. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Terâvîhde selamlarin sayisinda tereddüde düsüldügü za¤man bunun yeniden kilinip kilmmayacagi kilinirsa cemaatle mi yoksa yalniz mi kilinacagi hususunda âlimlerimiz ihtilafa düsmüs¤lerdir; sahih olan görüs ise münferîd olarak kilinacagidir. Muhiyt´ tc de böyledir.

Yatsi namazini yalniz kilmis olan kimse teravihi cemaatle kilabilir.

Farzi cemaatle kasden kilmamis olan kimseler teravihi de cemaatle kilamazlar. Teravihin bir kismini imâmla kilan veya imâma daha önce yetismiyen veya teravihi baskasi ile kilan kimseler vitri imâmla kilabilirler. Sahih olan görüs de budur. Gunye´de de böyledir.

Bir kimse bir Lervîhayi veya iki tervîhayi imâmla birlik¤te kilamadigi zaman eger onlarla mesgui olunca vitri cemaatle kilaiiiiyacaksa bu durumda önce vitri cemaatle kilar sonra da ye¤tisemediklerini kaza eder. Üstâd Zâhirü´d-dîn Seyini1!"imâm bunun¤la fetva verirdi.

Bir kimse imâm namaz küarken ona yetisse fakat onun farz mi terâvîh mi kildigini bilemese ve : «Eger yatsinin farzi ise imâma uydum; terâvîh ise ona uymadim.» desebu iktida (= uyma) sahih olmaz. Imâmin kildigi yatsinin farzi olsa da teravih olsa da bu hüküm degismez.

Fakat : «Eger yatsida ise imâma uydum. Eger terâvîhde ise imame uydum.» dese bu durumda imâm yatsida olsa da; ierâvîhdc olsa da iktida sahih olur. Huiâsa´da da böyledir

Bir kimse farzi vitri nafileyi (teravihi´ kilmis olan birine uyarak nama/ kilmis olsa esahh olan. kavle göre bu kimsenin böy¤le bir imâma iktidasi sahih olmaz. Çünkü bu hâl seklin-amelim.-muhaliftir.

Ilk iki rek´ati kilan bir kimseye ikinci iki rek´ati kilan kim¤senin uymus olmasi sahihtir caizdir. Ögle namazinin iki rek´atini kilon kimseye daha önce dört rek´atiiii de´ kilmis olan bir kimsenin uydugu gibi... Serahsî´niii Muhiyt´inde de böyledir.

Yatsi namazinin son sünnetini kilmamis olan bir kimsenin teravih kilan kimseye yatsinin sünneti niyyeti ile iktida etmesi caiz¤dir.

Her iki rek´at basinda terâvîh için niyyet elmiye ihtiyaç yoktur. Esahh olan budur. Çünkü teravihin tamami bir namaz men-zilesindedir. Ihtiyat olarak her iki rek´atm basinda niyyet edilir. Fe¤tâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Teravih namazini imâmla kilan bir kimsenin her se-fide niyyet ini yenik memesi halinde de nn mazi caiz olur. Sirâciyye´de de böyledir.

Bir kimsenin yatsi namazinda son selami vermeden terâ-vîh namazini yatsi namazinin üzerine bina etmesi sahih olmaz. Sa¤hih olan kavil budur ve böyle yapmak mekruh olur.

Teravihi yatsi namazinin son sünneti üzerine bina etmek de sahih degildir ve böyle yapmak caiz olmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Sünnet olan teravihi bir defa hatimle kilmaktir. Bu ce¤maatin tenbelligi ve üsenmesi sebebi ile terk edilmez. Kâfi´de de böyledir.

Cemaaie agir geldigi bilinince tesehhüdden sonraki dualar bunun "hilafinadir; terkedilebilirîer. Ancak uygun olan salavâtlan okumaktir. Nihâye´de de böyledir.

TeVâvîhte iki hatim fazilettir; en efdali ise üç defa hatmet¤mektir. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

Teravihte efdal olan selâmlar arasinda müsavi sekilde okumaktir. Buna muhalif davranüniasmda da bir beis yoktur. Fa¤kat ikinci rek´atte okunanin birinci rek´aite okunandan uzun ol¤masi müstehab degildir. Bu diger namazlarda da müstehap degil¤dir. Birinci rek´atta ikinci rek´atten daha uzun okumakta ise bir beis yoktur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Imâmi A´zam ve Imâm Yûsuf (R.A.)´a göre her iki rek´at¤te de müsavi okumak müsehabtir. Imâm Muhammed (R.AJ ´e göre ise birinci rek´atte ikinci rek´atten daha uzun okumak müstehabtir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Hasan´in rivayetine göre Ebû Hanîfe (R.A.) : «Terâvîh ki¤lan kimse her rek´atte on âyet veya buna denk miktarda Kur´an okur.» demistir. Bu kavil sahihtir. Tebyîn´de de böyledir.

Teravihte Kur´an´i sür´atli okumak mekruhtur. Rükünleri süratli yapmak da mekruhtur.

Her zaman yavas okumak en güzelidir. Fetâvâyi Kâdüiân´-da da böyledir.

Bu zamanda cemaatin gevsekliginden tenbeliiginden yor¤gunlugundan dolayi en efdali toplumun nefretini mucib olmayacak kadar okumaktir. Çünkü cemaati artirmak okumayi uzatmaktan daha üstündür. Serahsî´nin Muhiyt´inde de.böyledir.

Müteahhirûn zamanimizda üç kisa âyet veya bir uzun âyet okumakla fetva verdiler. Taki cemaate usanma hali gelip mescit¤ler cemaatsiz ve hareketsiz kalmasin. En güze! olan budur. Zâhidî -dc de böyledir.

Teravihte hatim yapmak isteyen imâmin hatimi ramaza¤nin yirmi yedisinde tamamlamasi uygun olur. Muhiyt´te de böyledir.

Imâmin acele edip de ramazanin yirmi birinde veya daha önce hatmetmesi mekruh olur.

Âlimlerden nakledildigine göre onlar. Kur´an´i besyüz kirk rü-kû´a ayirdilar vemushaflari böyle isaretlediler; ta ki hatim ramaza¤nin yirmi yedisinde tamam olsun.

Bu beldenin gayrinde Kur´anlan her on ayette bir isaret¤lediler ve her rek´atta onar âyet okudular; ta ki terâvîh´în her rek´-atinde sünnet miktari okunsun diye. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyle¤dir.

Sayet hatim ramazanin yirmi yedisinde veya yirmi birin¤de tamamlanirsa teravihin geride kalani terk edilmez. Çünkü —te¤râvîh— sünnettir. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

Teravihin geride kalanini terk etmek mekruhtur. Esahh olan budur. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

Terâvih´te okurken yamlnidigi zaman hemen o sûre veya o âyet terk edilir; ilerisi okunur. Müstehab olan o geride kalani okumak sonra ilerisine devam etmektir. Tertip böylece saglanmis olur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Her hangi bir sefi.(-- çift rek´at) bozuldugu zaman o i:ek´ atlerde olcunan sayilmaz ve onlar eeniden okunur. Böylece hatim caiz elan rek´atlerdü tamamlanmis olur. Bazilari ise : «O rek´atler-de okunanlar da sayilir.» demislerdir. Cevheretü´n Neyyire´de de böyledir.

Bazi beldelerde insanlar dini islerdeki zaaflarindan ve gev¤sekliklerinden dolayi hatmi terk ediyorlar; bazilari da her rek´atte

«Kul huveUâhü ahad» okumayi ihtiyar ediyorlar; bazilari da Fil Sû¤resinden Kur´ân´m sonuna kadar olan sûreleri okuyorlar. Bu —hep dhlas okumaktan— daha güzeldir. Çünkü böyle yapmak rek´atlerin adedinde süpheye meydan birakmaz ve kalbi rek´atlerin sayilarim muhafaza ile mesgul etmez. Tecnîs´de de böyledir.

Bir özür olmadan oturarak îerâvîh kilmanin müstehap ol¤madiginda âlimler görüs birligi içindedirler.

Bunun caiz olup olmadigi hususunda ise âlimler ihtilâf içinde¤dirler. Bazilari: «caizdir.» demislerdir. Bu kavil sahihtir. Ancak bu durumda sevabi ayakta kilanin sevabinin yarisi kadardir.

Imâm özründen dolayi veya bir özrü olmadan oturarak kiliyor¤sa cemaat bu imâma ayakta iktidâ eder. Bazilari «sahih olan bu¤dur.» demislerdir. Ayakta duran kimsenin oturarak kilan kimseye uymasinin sahih oldugu halerde böyle yapmak herkesin yaninda sahih olur.

Bazilari ise : "Bu durumda cemaatin de oturarak kilmasi müstehabtir.» demislerdir. Bu kavil cemaatin sureten de imâma muhalefet etmesinden kemmak içindir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Fetâvâ´da : «Bir kimse bir selâmla dört rek´at kilmis olsa da iki reka´t basinda oturmasa namazi —istihsânen— bozulmaz.» denilmistir. Bu Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf (R.A.)´tan gelen bir riva¤yetin en açigidir.

Fadl bin Muhammed: «Bu durumda — teravih — bozulmadigi zaman kildigi dört rek´at iki rek´at yerine kâimdir. Bu sahih olan bir görüstür. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

Ebû Bekir el - îskâf´dan «Teravinde oturmadan üçüncü rek´ata kalkan kimsenin durumu » soruldu; O da: «Eger kiyamda iken hatirlarsa oturup selam vermesi münasip olur; sayet üçüncü rek´atin secdesinden sonra hatirlar ve bir rek´at daha kilarsa bir selâmla kifmis1 oldugu bu dört rek´at iki rek´at —yerine— olinv dedi.

Eger bu kimse ikinci rek´atte tesehhüd miktari oturmus-sa bu durumda ihtilaf vardir. Ekseriyetin kavline göre bu tesh-meyn (iki selamli dört rek´at> olarak caiz olur. Bu görüs sahihtir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Birkimse teravihi on selamla ve her selami da üçer rek´¤at olarak kilsa ve iki rek´atin basinda da oturmamis olsa Ebû Hâ~ nîfe (R.A.) ´den gelen iki rivayetten birine ve Imâm Muhammed (R. A.) ´in kavline göre —ki bu kiyastir— bu kimse böyle kilmis bulun¤dugu teravihi kaza eder.

Istihsana gelince —bunda da Ebü Hanîfe (R-A.)´nin kavli var¤dir— bu sekilde kilinan teravih caiz olmaz. O kimsenin teravihi ka¤za etmesi lazim gelir. Ebû Hanîfe (R.A.´)ninbu kavli üzere bu kimse ister sehven ister kasden böyle kilmis olsun kendisine kaza etmekten baska bir sey lâzim gelmez; Imâm Ebû Yûsuf (RA.)´un kavline göre ise bu kimse sehven böyle yapmissa böyle eder; ya¤ni sadece kaza etmesi gerekir. Fakat bunu kasden yapmissa o kimse hem teravihi kaza eder; hem de fazla kildigi her bir rek´at içüi iki rek´at olmak üzere yirmi rek´at daha teravih kilmasi gerekir. Her iki imâmin sözüne göre de bu kimsenin teravihi caizdir. Eger sehven yapmissa bu kimsenin teravihten baska bir sey kaza etme¤si gerekmez; fakat bunu kasden yapmissa —ayrica yirmi rek´at daha kaza eder. Fetâvâyi KâdîhâiTda da böyledir.

Bir kimse bir selamla alti sekiz veya on rek´at kilmis olsa ve her iki rek´atte de oturmus bulunsa ekseriyetin kavline göre her iki rek´at bir selamla kilinmis olarak caiz olur. Sahih olan da budur. Fetâvâyi Kâdîhâb´da da böyledir.

Bir kimse teravihin tamamini bir selamla kilmis olsa eger her iki rek´atte oturmussa bu terâvîh bütün âlimlerimize göre ca¤izdir. Fakat bu kimse eger her iki rek´atte oturmayip sonunda. oturmussa bu —istihsânda— sahih olan kavle göre bir selam ola¤rak (— iki rek´at olarak) caiz olur. Sirâcü´I - Vehhâc´da da böyledir.

tmâm ayaga kalktigi zaman teravihte muktedînin oturup kalmasi mekruhtur.

Keza uykusu galebe etmis olan bir kimsenin cemaatle birlik¤te namaz kilmasi mekruhtur; bu kimse uyanana kadar cemaatten ayrilir. Çünkü uykulu iken namaz kilmak namazi hafife almaktir; gaflettir; tedbiri terk etmektir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Bir kimse imâmla birlikte namaza baslasa ve imâm otu¤runca da uyusa bu arada imâm selam verip iki rek´at daha kilsa ve otursa o kimse de —bu sirada— uyansa eger imâmin selâm vermis oldugunu bilirse bu sahis da selâm verir. Sonra imâma uyar; ona tesehhüddc muvafakat eder. Imâm selâm verince de alel acele iki rek´atini kilar ve imâma uyarak üçüncü iki rek´ate dahil olur. Hu-lâsa´da da böyledir. [62]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:05   #26 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

10- FARZ NAMAZA YETISME


0 Bir kimse sabah namazinin veya aksam namazinin bir rek´atini kilsa da kamet yapilsa bu kimse namazini keser ve imâma uyar.

Keza ikinci rek´ati secde ile kayitlamamis olan kimse de na¤mazini keser ve imâma uyar. Fakat ikinci rek´ati secde ile kayitla¤mis ise namazini kesmez. Bu namazi bitirince de imâma uymaz. Çünkü sabah namazindan sonra nafile kilmak mekruhtur. Bu kim¤senin kildigi namaz aksam namazi olsa da bu sahis tamamladik¤tan sonra yine imâma uymaz. Çünkü üç rek´atli´ nafile namaz yok¤tur. Veya bu kimse bu durumda imâma uyarsa namazi dört rek´¤at kilar fakat bu da imâma muhalefet olur. Bunlarin hepsi de bid´-attir..

Fakat bir kimse aksam namazinda nafile olarak imâma uya¤cak olursa o namazi dört rek´ate tamamlar. Çünkü sünnete uymak imâma uymaktan daha evlâdir. Kâfî´de de böyledir. Sünnete de¤gil de imâma uymak kötülüktür. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyle¤dir.

O Aksam namazinda nafile olarak imâma uymus olan kimse :mâmla birlikte selâm vermis olsa namaz bozulur. Ve bu namazi dört rek´at olarak kaza eder. Çünkü o —sünneti terk edip— imâma uymus olmaktadir. Semnî´de de böyledir.

# Aksam namazini kilmakta olan bir imâma nafile kilacak olan bir kimse uymus olsa bu dununda imâm üçüncü rek´atte oku¤maz da muktedî okursa —bu muktedirim— namazi caiz olur; imâ¤ma uyarak okumamis olsa da yine namazi caiz olur. Bu SeyhuL-Imâm Üstad Hâni´den naklolunmustur;

9 Imâni üçüncü rek´at zanm ile dördüncü rek´ate kalkmis olsa muktedî de ona uysa bu durumda muktedî´nin namazi fâsid olur.- Imâmin üçüncü rek´atte oturmus olmasi veya oturmamis bu¤lunmasi fark etmez. Muhtar olan görüs budur. Imâmeyn´e gÖreimâinin namazi nafile olmus olsa bile durum aynidir. Fakat bu namaz farz bir namaz olursa sonradan bu namaz nafileye dönmüs olur. Bu durumda imâm iki tahrîme ile iki namaz kilmis olur. Muktedî ise bu durumda hades özrü olmaksizin iki imâm ile bir tek namaz kilmis oiur. Aksi taktirde bu namaz caiz olmaz.

Bir kimse sayet nafile bir namaza baslamis olur da sonra da kamet yapilirsa bu birinci rek´ati secde ile kayitlasin veya kayitla¤masin muhtar olan kavle göre bu kimse namazim kesmez.

Keza bu durumdaki bir kimse nezretmis î=adamis) bulun¤dugu veya kazaya kalmis bir namaza baslamissa namazini kesmez. Hulâsa´da da böyledir.

0 Bir kimse Ögle namazindan bir rek´at kilinca kamet edil¤mis olsa; bîr rek´at daha kilar ve sonra imâma uyar. Bu kimse eger o bir rek´ati secde ile kayitîamamissa namazini keser ve imâmla bir¤likte kilar. Sahih olan budur. Hidâye´de de böyledir.

0 Imâmla namaza baslamak için kamet yapilsa müezzinin ayrica kamet yapmasi gerekmez. Fakat müezzin yeniden kamete baslarsa namazin bir rek´atini secde ile kayitlamamis olan kimse

namazini iki rek´ate tamamlar. Bu hususta arkadaslarimiz arasinda

I bir görüs ayriligi yoktur. Nihâye´de de böyledir.

Bir kimse evde namaz kilarken mescidde kamet yapilsa veya bir mescidde namaz kilarken baska bir mescidde kamet yapil-1 sa bu durumda yani baska bir yerden kamet yapilinca bu kimse namazini asla kesmez.

Bir kimse ögle namazindan üç rek´at kilmis olsa — ve bu esnada kamet yapilsa —bu namazini tamamlar ve sonra nafile ola¤rak imâma uyar. Fakat üçüncü rek´atte bulundugu halde onu secde rlte kayitlamamis olan kimse serbesttir; isterse selâm vermek için Oturur; isterse ayakta tekbir alip niyyet eder ve imâmin kildir¤makta oldugu namaza baslar. Bu durumda ayakta selâm vermez. Tebyin´de de böyledir.

Bu durumda bulunan kimsenin serbest olmasi esahh olan görüstür. Mi´râcü´d - Dirâye´de de böyledir.

«Bu durumdaki kimse ayakta tek selâmla namazini ke¤ser.» diyenlerde olmustur. Bu ise esahhtir. Çünkü oturus tehâllüd

için sart kilinmistir. Bu durum ise namazi kesmektir; tehâllüd de¤gildir. Tehâllüd Ögle namazinda iki rek´at basinda olmaz ve bu durumda bir selâm kafî geîir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyle¤dir.

Yatsi namazinda da böyledir ikindi namazinda ise böyle degildir. îkindi namazim kilmis olan nafile olarak imâma uyamaz.

Imâmla birlikte ögle namazinin bir rek´atina yetisen bir kimse kalan namazini cemaatle kilamaz. Âlimlerin ekseriyetinin görüsü budur. Hepsinin görüsü de bu kimsenin cemaatin faziletine yetismis oldugudur. Bu kimse imâmla birlikte üç rek´ate yetismis-se namazi imâmla beraber kilmis oîur. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir.

0 Bir kimse nafile bir namaza baslamis olsa ve sonra da farz için kamet getirilse içinde bulundugu namazi çift rek´ate tamam¤lar; daha fazla kilmaz. Serahsî´nin Muluyt´inde de böyledir.

0 Bir kimse ögleden önceki veya cum´a´dan önceki sünneti kilarken kamet getirilse veya hutbeye basîansa iki rek´ati tamam¤layinca namazim keser. Bu kavil Imâm Ebü Yûsuf´tan rivayet olun¤mustur. «Bu namazi muhakkak tamamlar.» diyenler de olmustur. Hidâye´de de böyledir. Esahh olan da budur. Serahsî´nin Muhiyt´¤inde de böyledir.

0 Sabah namazinin sünnetini kilmamis olan kimse sabah namazinin farzinda imâma yetisse bu durumda eger bir rek´atini zayi edip diger rek´atine yetiseceginden korkarsa sünneti kilar; sonra farza baslar. Ve eger her iki rek´ate de yetisemiyeceginden korkarsa —sünneti lerk edip— imâma uyar ve farzi kilar. H&dâ-ye´de de böyledir.

0 Bu kimsenin ka´deye (= oturusa´ yetismemeyi umdugu za¤man ne yapacagi kitapta (Hidâye´de) zikredilmemislir. Fakat bu ki¤tapta geçen «her iki rek´ate de yetisemiyeceginden korkarsa» sözü o kimsenin —bu durumda— imâma uyacagina delalet ediyor.

0 Fakih Ebû Ca´fer söyle nakle tmistir : Imâm-i A´zam ve Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´un kavillerine göre bu kimse sabah nama¤zinin sünnetini kilar. Çünkü bu iki imâma göre tesehhüde.yetismek rek´ate yetismek gibidir. Kifâye´de de böyledir.

0 Bir kimse imâma rükû´da iken yetisir ve bu rükû´un da bi¤rinci rükû´mu ikinci rukûmu oldugunu bilmezse sünneti birakip imâma tabi olur. Hulâsa´da da böyledir.

0 Bir kimsenin girdigi mescidde ezan okunursa o kimsenin namaz kumadan o mescidden çikmasi mekruhtur.

Fakat bu kimse baska bir camiin imâmi veya müezzini olur da —gitmemesi halinde— cemaatinin dagilacagindan korkarsa namaz kilmadan— çikmasinda bir beis yoktur. Bu hüküm o sahsin bu mescidde namaz kilmamasi halinde böyledir.

Bu kimse eger bu mescidde bir defa namaz kilmissa yatsi ve ögle namazlarinda müezzin kamete baslamadikça bu sahsin —na¤maz kilmadan—■ çikmasinda bir sakinca yoktur. Müezzin kamete baslamissa; iki rek´at kilana kadar çikamaz. Bu durumda ikindi aksam ve sabah namazlarinda ise çikar. Fakat bu kimse beklerse onlarla birlikte namaz kilmamasi mekruhtur. Serahsî´nin Muhiyt´-inde de böyledir.

0 Imâma rükû´da yetisen kimse tekbîr alir ve fakat imâm rükû´dan basini kaldirana kadar beklerse o rek´ate yetisememis olur. Bîdâye´de de böyledir

0 Bu durumda imâmin rükû´da durmasi ile durmamasi mü¤savidir.

Keza bu kimse hiç beklemeden egiîse fakat kendisi rükû´ yap¤madan imâm basini kaldirsa yine o rek´ate yetismis sayilmaz.

Mahbûbî : «Bir kimse imâm rükû´da iken mescide girerse; ba¤zi âlimlerimize göre bu kimsenin tekbir alip rükû´a varmasi ve son¤ra yürüyerek safa karismasi uygun olur. Bu rükû´u zayi etmemek için yapilir.» demistir.

Bize göre namaz kilan bir kimse arka arkaya üç adim yürürse namazi batil olur. Yürüyüsü üç adimdan fazla olmazsa namazi mek¤ruh olur.

Alimlerin ekserisi ise «bu kimse namazda yürüme ihtiyaci his¤setmemek için tekbir almaz.» görüsündedirler.

Cellâbî Salat isimli kitabinda : «imâma rükû´da yetisen kimse tekbir alip. egilmeye baslar. Bu esnada imâm da dogruluyor ise o rek´ate yetismis sayilir.» demistir. Esahh olan o rek´&tin sayiIabll-mesi için çok az da olsa imâmla birlikte rükû´da bulunmaktir. Mi´ râcü´d Dh-âye´de de böyledir.

® îmâm rükû´a varmissa; sonradan imâma yetisen kimse de ayakta tekbirini almis imâm tam rükû´a varincaya kadar imâmla birlikte rükû´a egilmemis ve imâm rükû´a vardiktan sonra o kimse de rükû´a varmissa sübhesiz bu kimse o rek´ate yetismistir. Bu hu¤susta âlimlerimizin görüs birligi vardir.

Keza bu kimse imâma rükû´un kavmesinde yetismis ojursa o rek´ate yetismis sayilmayacaginda da âlimlerimizin ittifaki.vardir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

0 îmâma rükû´da yetisen kimse eger imâma rükû´da iken ye-tisemiyeceginden korkmazsa Iftitâh tekbirini ayakta kalir sübhâ-nekeyi ayakta okur ve bayram tekbirlerini ayatkta alir. Fakat ye-tisemiyeceginden korkarsa bu durumda sadece iftitâh tekbirini ayakta alir digerlerini ise rükû´da tamamlar. Kâft´de de böyledir.

0 îmâma rükû´da yetisen kimsenin iki tekbir almasi gerek¤mez. Bazi âlimlerimiz bu kavle muhaliftirler.

Bu kimse sayet o bir tekbirle rükû´ tekbirine niyyet etmis ol¤sa da iftitâh tekbirine niyyet etmemis bulunsa bu niyyetd bostur ve namazi caizdir. Fesül - Kadîr´de de böyledir.

0 Bir müktedî bütün rek´atlerde rükû´a ve secdelere imâm¤dan önce varmis olsa bu kimsenin kiraâtsiz olarak bir rek´at namaz kilmasi gerekir. Bu sekilde namazi tamam olur.

Bu kimse eger imâmla birlikte rükû* yapar da secdeyi ondan Önce yaparsa iki rek´at kaza etmesi gerekir.

Bu kimse eger rükû´u imâmdan önce yapar da secdeleri onun¤la beraber yaparsa kiraâtsiz olarak dört rek´at kaza etmesi lâzim gelir.

Bu kimse rükû´ ve secdeleri imâmdan sonra yaparsa namazi caiz olur. Bu kimse rükû´ ve secdelerin sonunda imâma yetismis olursa namazi caiz olur. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

0 Mescide giren bir kimsenin vakit müsait oldugu müddet¤çe nafile namaz kilmasinda bir beis yoktur. Vakit dar olursa na-

file namaz kilmayi birakir. «Bu sabah ve ögle namazlarinin hari¤cindedir.» denilmistir.

Bu kavil Semsü´l - Eimme Serahsî´nin Miihiyt Sâhibi´nin Kâ-dîhân m Umurtâsî´nin Mahbûbî´nin görüs ve ihtiyarlaridir. Kifâye ve Nihâye´de de böyledir. «Bu kavil umûmun görüsüdür.» denil¤mistir. Hldftye´de de böyledir. Sadrü´l - Islâm´in da ihtiyari budur.

En iyisi bütün hallerde onu terk etmemektir. Namazin cema¤atle kilinip kihnmamasi da müsavidir. Yalniz farzin vakti geçecek olursa nafile namaz terkedilir. Kifâye´de de böyledir. [63]



11- KAZAYA KALAN NAMAZLAR


O Farz olduktan sonra vakti geçen her namazi kaza etmek farzdir. Namazin vaktinin geçmesi ister sehven ister kasden ve is¤ter uyku sebebi ile olsun müsavidir.

9 Mecnun olan bir kimsenin cünûn halinde iken mecnun olmadan Önce geçirmis bulundugu namazlari kaza etmesi üzerine borç degildir. Bu kimse tecennün (- delilik) halinde geçirmis bu¤lundugu namazlari da akillaninca kaza etmez.

Mürtedin de (= Islâm´dan dönmüs olan kimsenin de) dinsizlik zamaninda zayi ettigi namazlari kaza etmesi gerekmez.

Dar-i harbte müslüman oldugu halele cehaleti (namazin farzi-yetini bilmemesi) sebebi ile namaz kilmayan kimsenin de üzerine bunlari kaza etmesi gerekmez.

Bayilan kimsenin de bayginlik halinde kilamadigi namazlari ka¤za etmesi gerekmez.

Imadan bile aciz olan hastanm o halde geçirdigi namazlari kaza etmesi gerekmez. Fakat bu sekildeki aczinin müddeti bir gün bir geceden ziyade olmasi gerekir.

Kazaya kalmis olan bir namaz zayi oldugu sifat üzere kaza edi¤lir. Zaruret ve özür hali müstesnadir.

Bir kimse seter ( — yolculuk´ halinde kazaya biraktigi nama¤zim hazer halinde kaza ederken dört rek´atli farzlari ikiser rek´at olarak kaza eder.

Mukîm iken kazaya biraktigi namazlari sefer halinde kaza et¤mek isteyen kimse de rek´atleri tam olarak kaza eder.

Farz namazlarin kazasi farz; vacip namazlarin kazasi va¤cip; sünnet namazlarin kazasi ise sünnettir.

Kaza için muayyen (= belirli) bir zaman yoktur. Ömrün vakitlerinde kaza kilinabilir. Ancak su üç vakit müstesnadir: 1 — Günesin dogma vakti 2 -— Zeval vakti 3 — Günesin batma vakti kaza namazlarinin bu üç vakitte kilinmasi caiz olmaz. Bahrü´r-Râik´ta da böyledir.

0 Bir kimse bir namaz kilsa arkasindan da irtidât etse (= Islâm´dan çiksa) sonra da henüz o namazin vakti çikmadan ye¤niden Islâm´a dönse bu kimse o namazi tekrar kilar. Kâfi´de de böyledir.

0 Bir erkek çocuk yatsi namazini kildiktan sonra uyusa ve ihtilâm olsa ve bu çocuk tan yeri agarmadan uyansa yatsi namazini yeniden kilar. Kiz çocugu böyle degildir.

Kiz çocugu tan yerinin agarmasindan Önce hayizla bülûgâ eris¤mis olursa bu kiza yatsi namazinin kazasi îazim gelmez. Çünkü ha¤yiz vacipIerin (= farzlarin) üzerine gelse onlari sakit eder. (düsü rür.) Bunlara mukârin (— yakin bitisik) oldugu zamanda da ma¤ni olmasi daha uygun olur.

«Eger kiz yas itibariyle bâliga olursa yatsi namazini kilmasi lazim gelir. Bu kiz sayet fecrin dogmasina kadar uyanmamis olur¤sa yatsrjiamazini kaza eder.» denilmistir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyeldir.

0 Geçmis namazlar cemaatle kaza edildikleri zaman eger bu namaz asikâr olarak okunan bir namazsa imâm açiktan okur.

Bir kimse kaza namazini yalniz basina kiîacaksa —açiktan okunacak namazda— gizli veya asikâr okumakta serbesttir. Fakat açiktan okumak daha efdâMir. Vaktinde kilindigi zaman oldugu gi¤bi...

Gizli okunarak kilinan namazlarin kazalan da gizli okunarak kilinir. Yalniz kilinsin imâmla kilinsin müsavidir. Zahîriyye´de de böyledir.

0 Vakit namazlari ile geçmis namazlar arasinda ve geçmis namazlarin birbirleri arasinda tertip (= sira gözetmek) haktir. Kâ-fî´âe de böyledir.

0 Kazayi kilmadan edayi kilmak caiz olmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

0 Farzlar ile vitir arasinda da böyle tertib vardir Vikaye Serhi´nde de böyledir.

0 Bir kimse vitir namazini kilmadigini bildigi halde sabah namazini kilmis olsa Ebû Hanîfe (R.A.) ´ye göre bu kimsenin nama¤zi fasid olur.

Bir kimse nafile bir namaz kilarken kazasini hatirlasa nafile¤si bozulmaz. Çünkü tertip —kiyâsin hilafina— farzda vaciptir. Bas¤ka namazlar —bu kaideye— katilmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

0 Fetâvâyi Itâbiyye´de : «Bir erkak çocuk bulûga erisince namazlarini vaktinde kilarsa sâhib-i tertîb olur.» Kizlar da böyle¤dir :

0 Fakat namaz amellerinin bazisinda bize göre tertip farz degildir. Miihiyt´te de böyledir.

0 Bir kimse namazin basinda imâma yetisse fakat imâmin arkasinda uyusa veya abdesti bozulsa sonra da uyansa veya abdest alsa bu kimse önce imâmin daha önce kildigini kilar ve sonra da imâma tabi olup onun kilmakta oldugunu kilor .

Bu kimse sayet bu durumda önce imâma tabi olup onun kil¤makta oldugunu kilar sonra da imâma uyamamis oldugu kismi —imâmin selâjm vermesinden sonra— kaza ederse> böyle yapmasi üç imamimiza göre de caizdir.

Bize göre cum´ada da böyledir : Bir kimse izdihamdan dolayi birinci rek´ati Imâmla birlikte kilamasa yani basta iktidâ etse de —izdihamdan dolayi— ayakta kalsa; ikinci rek´ati kilma imkani bulsa önce ikinci rek´ati imâmin selâmindan sonra da birinci rek´-ati kilarsa bu caiz olur. Tahâvî Serhi´nde de böyledir.

0 Tertip unutmakla ve unutma manasinda olan seylerle dü¤ser. Muzmarat´ta da böyledir.

Bir kimse abdestli oldugunu sanarak ögle namazini sonra abdest alip ikindi namazini kilsa sonra da ögle namazim abdestsiz kildigi açiga çiksa bu kimse sadece ögle namazini kaza eder. Çün¤kü o kimse ögle namazini unutmus olan kimse yerindedir.

Su mes´ele yukaridaki mes´elenin hilâfinad´ir: Bir kimse ab¤destli oldugu zanni ile arefe günü Arafatta Ögle namazini kilmis olsa sonra da abdestle ikindi namazini kilsa da durum meydana çiksa bu kimse ikisini de yeniden kilar. Çünkü Arafatta ikindi namazi cem´dir ve ögle namazina tabidir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de

böyledir.

Bir kimse sabah namazim kilmadigini hatirladigi halde ög¤le namazini kilmis olsa ögle namazi fasid olur. Sonra sabah nama¤zini kaza etse de ögle namazim hatirladigi halde ikindi namazini kilsa ikindi namazi caiz olur. Çünkü bu kimse ikindi namazini eda ederken ögle namazinin zayi olmadigini zannetmektedir. Ve o kimsenin bu zanm mu´teberdir. Tebyîn´de de böyledir.

9 Bir kimse ögle namazini kilarken sabah namazini kilip kilmadigi hususunda süpheye düsse ve namaz bittikten sonra kilma¤digini kesin olarak bilse bu durumda önce sabahi kaza sonra da ögleyi eda eder. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

# Bir kimse namaz kilmakta iken —kazaya kalmis— bir çok namazini hatirlasa FaMh Ebû Ca´fer´den naklen mezhep imamlari-miz : «Gerçekten o kimsenin namazi fasid olur.» demislerdir. Fakat hatirladigi an bu kimsenin namazi bozulmaz. Bu kimse o namazi iki rek´ate tamamlar ve bu namaz nafile sayilir. Bu durumda da geçmis namazlarin eski veya.yeni olmalari müsavidir. Muhiyt´te de böyledir.

0 Bir kimse cu´mayi kilarken sabah namazini kilmadigim hatirlamis oldugunda cum´ayi kesip sabahla mesgul olursa cum´a zayi olur. sabah namazi ise zayi olmaz.

Imâmi Azani ile Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre bu kimse cum´a namazini keser sabah namazini kilar; sonra da ögle namazi¤ni kilar.

Imâm Muhanuned (R.A.) ´e göre ise bu kimse cum´ayi tamam¤lar.

Sayet bu kimse hem sabahi küip hem de cum´aya yetisebile¤cek olursa bil-icmâ´ sabahla mesgul olur.

Bu kimse cum´ayi kesip sabahla mesgul olunca vakit fevt ola¤caksa Cgeçecekse) cuma´yi tamamlar ve sonra sabahi kilar. Sirâ-cii´I - Vehhâc´da da böyledir.

# Vaktin dar olmasi da tertibi ikât eder. (düsürür.) Bu du¤rumda bir kimse: geçmis namazi takdim etse (= öne alip kilsa´ caiz olur; fakat bu günahtir. Nehrü´I - Fâik´ta da böyledir.

• Vaktin dar olmasi : Kazayi kildiktan sonra edaya vaktin kalmamasi demektir.

Bir kimsenin üzerinde yatsinin kazasi olsa .da onunla ugrasa¤na kadar günes dogacak hale gelse fakat tesehhüd miktari otura¤cak kadar vakit kalmasa bu durumda sabah namazim kilar ve gü¤nesin yükselmesinden sonra da yatsiyi kaza eder. Tebyîn´de de böy¤ledir.

O Vakit namazi efdaliyyet vechi üzere eda edilemez ise bile tertibe riayet edilir. Meselâ : Vakit çok daralsa da vaktiyyeyi ( = vakit namazini) hafifletmeden okumasini kisaltmadan diger fiille¤rini noksanlastirmadan kilmaya imkan kalmamis olsa bu durumda da tertip gerekir ve bu kimse iktisada namazi caiz olacak kadar namazi kisaltir. Timurtâsî´de de böyledir.

0 Vaktin darligi hususunda namaza baslama zamanina itibar olunur.

Hatta bir kimse kaza namazini hazirladigi halde vaktiyyeye baslamis bulunsa ve kiraati vakit daralana kadar uzatsa bu kimse¤nin namazi caiz olmaz. Bu kimse bu vakit namazini keser ve kazaya kalmis namazim kilmaya baslar.

Sayet bu kimse kaza namazini unutarak vakit namazini kil¤maya baslamis olsa mes´ele hâlî üzeredir. Bu kimse kaza namazini vakit daraldiktan sonra hatirlasa namazi caiz olur; kesmesi lâzim gelmez. Tebyîn´de de böyledir.

f} Dar vakit hususunda isin aslina gerçege itibar edilir; zan-na itibar olunmaz. Hatta bir kimse vaktin dar oldu gunu zannede¤rek —yatsi namazini kilmadigim hatirladigi halde— sabah nama¤zini kilsa da vaktin genis oldugu ortaya çiksa bu kimsenin kildigi sabah namazi fasid olur. Bu sabah namazi batil olup bozulunca bakilir; eger vakit genisse her iki namaz da kilinir; vakit dar ise yalniz sabah namazi yeniden kilinir. Bunu ikinci defada da yapar. Yatsi üe mesgul olsa da sabahi iade edemeden günes dogsa caizdir; sabah namazi da sahihtir. Tebyîn´de de böyledir.

# Keza bir kimse kilmamis oldugu sabah namazini öglenin vaktinin sonunda hatirladigi zaman zannma göre her iki namazi kilmaya imkan olmasa da ögle namazim kilmaya baslasa ve kilsa; geride de vakit bulunsa baitar Ögle vaktinden geriye kalmis olan zamanda önce sabahi ve sonra da ögleyi kilma imkani varsa Önce kilmis bulundugu ögle namazi caiz olmaz. Bu durumda bu kimse¤nin önce sabah namazini kilmasi sonra da ögle namazini iade etmesi (tekrar kilmasi) lâzim gelir.

Keza ögle vaktinden geriye kalan zamanda sabahi kilip Ögle¤den de bir rek´at kilacak kadar vakit var ise yine yukaridaki gibi yapmasi lâzim gelir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

0 Eger terk olunan namazlar birden fazla ve vakit de bun-´ iardan bir kismi ile vaktiyyeyi (= vakit namazini) kilacak kadar ge¤nisse bir kimsenin o metruke lenden (= kazaya kalmis namazlar¤dan) kilabildigini kilmadikça vaktiyyeyi kilmasi caiz olmaz.

Hatta sabah vaktinde yatsi ile- vitiri kilmadigini hatirlayan bir kimsenin bes rek´at kilacak kadar bir vakti olsa Imâmi A´zam´in (R.AJ kavline göre bu kimse önce vitri kilar sonra da sabah na¤mazini kilar; kerahat vakti çiktiktan sonra da yatsiyi kaza eder.

Keza bir kimse ikindi vaktinde sabahi ve ögleyi kilmadigini hatirlar fakat sekiz rek´atten fazla kilmaya da vakit kalmazsa bu durumda o kimse önce ögleyi ve sonra da ikindiyi kilar.

Sayet alti rek´at kilacak vakit bulunursa bu durumda ise bu kimse önce sabahi sonra da ikindiyi kilar. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyeldir.

0 Ebû Hanife ve Ebû Yûsuf (R.AJ´a göre ikindinin son vak¤tine itibar olunur. Tebyîn´de de böyledir.

0 Semsü´l - Eimme Serahsî : «Günes batmadan önce eger Ög-le ve ikindiyi kilmaya imkan var ise —bu durumdaki kimse— ter¤tibe riayet eder. Eger iki vakit kilmaya imkan yoksa ikindiyi eda eder.

Eger günesin tegayyür etmesinden önce ögleyi kilma arkasin¤dan da ikindinin tamamini veya bir kismini —günesin batmasin¤dan önce— kilma imkani varsa bu durumda tertibe riayet gerekir. Ancak Hasan bin Ziyâd´m kavline göre günesin gurubundan sonra ikindi vakti yoktur. Nfsâye´de de böyledir.

0 Bu durumda ögle namazini kilacak kadar müstehap vakit kalmamis olursa tertib bil-icmâ´ düser. Tebyîn´de de böyledir.

0 Bir kimse üzerinde ögle namazinin kazasinin oldugunu bil¤meyerek ikindi namazini kilmaya vaktin evvelinde baslamis olsa ve bu namazi kerahat vakti girene kadar uzattiktan sonra ögle na-

mazini kilmadigini hatirlasa bu kimse kilmakta oldugu namaza devam eder. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

0 Bir kimsenin üzerinden vaktin darligi sebebi ile tertip düsmüs olduktan sonra vakit çiksa; sahih olan kavle göre bu kim¤se kilmakta oldugu namazi iade eylemez. Vakit namaz arasinda çikmis bile olsa durum böyledir Bu kimsenin kildigi vakit namazi bozulmaz. Sahih olan kavle göre —bu durumdaki kimse— kazayi kilmaz vaktiyyeyi eda eder. Zâhidî´de de böyledir.

0 Unutma hali devam ettigi müddetçe tertibin hükmü zahir olmaz. Hatirlaninca tertib lâzim gelir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

0 Geçmis namazlarin çok olmasi tertibi düsürür. Sahih olan görüs budur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

0 Geçmis (= kazaya kalmis) namazlarin çoklugunun hudu¤du ; —Altinci namazin da vaktinin çikmis olmasi sarti ile— alti va¤kit. Imâm Muhammed (R.A.) : «Altinci vaktin girmesine itibar olu¤nur.» demistir. Fakat sahih olan önceki kavildir. Hidâye´de de böyledir.

0 Bu hususta bunlar sonradan kilinmis olsa bile geçen va¤kitlerin alti vakit olmasina itibar olunur.

0 «Ayri ayri da olsa kazaya kalmis olan namazlarin alti va¤kit olmus olmasina itibar olunur.» denilmistir.

Bu ihtilafin faydasi : Duruma bakilir bir kimse bir gün ögle namazi bir gün ikindi namazi ve bir gün de aksam namazi olmak üzere üç vakit terk ettigi zaman bunlarin hangisinin evvel kazaya kaldigini da bilemezse birinci kavle göre bu kimseden tertib dü¤ser. Çünkü geçen bu namazlarin aralari çoktur.

Ikinci kavle göre ise bu kimseden tertip düsmez. Çünkü biz¤zat geçmis namazlarda itibar alti vakte erismeleridir. Böylece ög¤le ikindi ögle aksam ögle ikindi ögle olmak üzere yedi vakit na¤maz kilsa yerinde olur. Birinci kavil esahhtir. Tebyîn´de de böyledir. O genisliktir. Ikinci kavil hakkinda Seyhü´l - Imâm Ebû BefcIf Mu¤hammed bin Fazl : «En uygun olani budur.» demistir. Fetâvâyi Kâ¤dîhân´da da böyledir.

0 Geçmis namazlarin çok olmasi tertibi düsürür. Bir kimse bir ay namazi [erk etmis olsa; sonra bunlari otuz sabah otuz ögle seklinde devam edip bu bir aylik namazi kaza etmesi sahih olur. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

9 Geçmis namazlarinin çoklugundan dolayi tertib sahibi ol¤maktan çikmis olan bir kimse sonradan bu geçmis namazlarindan bir kismini kaza etmis ve geçmis namazlari alti vakitten az kal¤mis bulunsa esahh olan kavle göre bu durumda bu kimse yeniden sahib-i tertib olmus olmaz. Hulâsa´da da böyledir. Seyhü´l - Imâm Zahidi Ebû Hafsü´J -Kebir de : «Fetva buna göredir.» demistir.

Hatta bir kimse bir aylik namazim terk etmis olsa da bunlari kaza etse ve bunlardan yalniz b\r vakit kalmis olsa ve sonra da bu¤nu hatirladigi halde vaktiyyeyi kilmis olsa bu vakit namazi caiz olur. Muhiyt´te de böyledir.

Kazaya kalmis olan namazlar iki nev´Idir :

1- Fevâit-i Kadîme (~ Yeni kazaya kalmis namazlar.)

2- Fevâit-i Hadîse (= Eskiden kazaya kalmis namazlar.)

® Yeni kazaya kalmis olan namazlar ittifakla tertibi düsü¤rürler.

Eskiden kazaya kalmis namazlarin tertibi düsürüp düsürmeye¤cegi hususunda ise âlimlerimiz ihtilâf etmislerdir.

Bir kimse bir ay namazini terk ettikten sonra bir müddet namaz kilmis ve o bir aylik namazi kaza etmemis olsa; bu arada bir vakit namazi terk etmis olsa da o yeni namazi hatirladigi hal¤de vaktiyyeyi kilmis bulunsa bazilarina göre caiz olmaz «caiz olur.» da denilmistir. Fetva da bunun üzerinedir. Kâfi´de de böyle¤dir.

O Hatirladigi ve kilmaya gücü yettigi halde bir kimsenin ge¤çirmis oldugu namazi —kilmasi mümkün olan;—• vakitten sonraya birakmasi gerçekten mekruh olur. Asji dan kavil budur Çünkü hatirlama vakti hemen kaza kilmanin vaktidir. Namazi vaktinden geri birakmak ise hilafsiz mekruhtur. Muhiyt´te de böyledir.

A Asilda : «Bir kimse ögle namazini kilmadigim bilerek ikindi namazini kusa kildigi bü ikindi namazi fasiddir. Fakat vak¤tin sonu. ise bu namaz fasid olmak.

Farz bir namaz fasid olunca Imâma A´zam ve Imâm Ebû Yû¤suf (R.A.)´a göre namazin asli bâtil olmaz. Imâm Muhammed (R.A.i´e göre ise —bu namaz batil olur Mes´ele nia´ruftur. Sonra Ebû Hanîfe (R.A.)´ye göre ikindinin farziyyeti fesâd-i mevkuf C—tu¤tuklu bir fesâdî ile fâsid olur. Hatta alti veya daha fazla namaz kilsa da ögle namazini iade eylemese ikindi namazi caiz olarak ge¤ri döner. Iadesi gerekmez. îmâmeyn´e göre ise bu namaz fesâd-i bâtil ile fâsid olur. Bu durumda ona cevaz yoktur.

Bu hususta aslolan : Ebû Hanîfe CR.A.) ´ye göre geçmis namaz ile vakit namazi arasindaki tertibe riayet etmek geçmis namazin çoklugu sebebi ile düstügü gibi edanin çoklugu ile de düser. Mii-hiyt´te de böyledir.

9 Bir kimse bir vakit namazi unutsa da onun hangi namaz oldugunu bilemese; teharrî (= arastirma) yolu ile de bunu bile-mese bize göre o kimse bir gün ve bir geceki namazi iade eder. Zahîriyye´de de böyledir. Fakih de : «Biz bunu alip kabul ederiz.» demistir el - Yenâbi´den naklen Tatarhânîyye de de böyledir.

0 Keza bir kimse iki ayri günde iki namazi unutmus olsa ve bunlarin hangi namaz olduklarini da bilemese; bu kimse iki gün¤lük namazini yeniden kilar. Kiyas bunun üzerinedir. Yani. bir kim-se üç ayri günde üç namazi veya bes ayri günde bes namazi unut¤sa ve bunlarin hangi namaz oldugunu bilmese bu sahis üç günlük veya bes günlük namazi iade eder.

41 Bir kimse iktgünde bir gün ögleyi bir gün de ikindiyi terk etmis olsa ve hangisini evvel hangisini sonra terk etmis oldugunu bilemese arastirmasi sonucunda da b´ic re´yî olmasa tmâm-i A´zam (R.A.) ´a göre ihtiyat yolu ile tertibe riayet edilmesi için önce biri¤ni sonra da digerini degisik olarak iki def´a kilar ibadetlerde ih¤tiyat vaciptir.

Digerleri ise : «Biz bu kimseye böyle yapmasini emretmeyiz yalniz taharri etmesini (= arastirmasini* emrederiz. Çünkü aczin¤den dolayi o kimseden tertip düser. Dolayisi ile o kimsenin —bu namazlari— iki defa kilmasi lazim gelmez.» demislerdir. Serahst´-nin Muhiyt´mde de böyledir.

Ebû Hanîfe (R.A.) ´nin kavli üzere bir kimse Önce ög¤leye baslar sonra ikindiyi ve sonra yine ögleyi kilarsa bu efdal olur. Sayet Önce ikindiden baslayip sonra ögleyi tfe sonra yine ikindiyi kilarsa yukaridaki gibi bu da caiz olur.

Ikindi namazini kilan bir kimse secdenin birini terk etti¤gini hatirlar fakat bu secdenin ikindi namazinin mi önceki ögle na¤mazinin mi oldugunu kat´î olarak bilemezse; ikindiyi kilip tamamIar. Ikindinin secdesi olma ihtimaline binaen bir secde yapar. Son¤ra da ihtiyaten ögle namazini iade eder. Sayet iade etmezse bu kimseye bir sey lâzim gelmez. Miihiyt´te de böyledir. [64]



Bu Konu Ile Ilgili Muhtelif Mes´eleler


Yetîme´de : «Bir kimse ikindi kilmaya basladi onu kilar¤ken günes batti; sonra da birisi gelip bu adama iktida eyledi; bu durumda onun iktidasi sahih olur mu?» diye babama soruldu; ba¤bam da : «Evet sahih olur; eger imâm mukîm olmaz (= misafir olur) ve muktedî de misafir olursa.» buyurdu.» denilmistir. Tatar-hâniyye´de de böyledir.

Safiî mezhebinde olan bir kimse Hanefî mezhebine geçse Sâfiî iken geçirmis oldugu namazlari Hanefî oldugu zaman kaza et¤mek isterse bunlari Hanefî mezhebine göre kaza eder. Hulâsa´da da böyledir.

Bir adam teyemmümün bilege kadar yapilacagini vitrin ele bir rek´at olarak kilinacagini bilse (ve bir müddet de Öyle yap¤sa) ; sonra da teyemmümün dirsege kadar yapilacagini vitrin de üç rek´at olarak kilinacagini ögrense bu sekilde önce kilmis oldugu namazlari iade etmez.

Fakat bu kimse bunu bilgisizliginden ve hiç bir kimseye sorup ögrenmeden yapar sonra da sordugunda kendisinevitrin üç rek´at kilinmasi emredilirse bu durumda önce kilmis bulundugu vitirleri kaza eder. Zehiyre´de de böyledir.

Siyrfiyye´de : «Tertîb sahibi bir kadin bir vakti terk etse arkasindan da hayiz olsa ve temizlense geçirmis bulundugu o namazi catirladigi halde namaz kilsa £>u caiz olmaz. Tatarhâniyy*´ de de böyledir.

Harbî olan bir kimse küffâr diyarinda müslüman olsa fa¤kat oruç namaz nedir bilmese sonra da Islâm diyarina gelse veya ölmüs bulunsa üzerine orucun da namazin da kazasi lâzim gelmez. Kiyâsen de istihsanen de böyledir. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyle¤dir.

Dâr-i harbe giden bir kimseye ise geçirdigi namazlarin kazasi lâzim olur.

Hasan Imâm Ebû Hanîfe (R.A.) ´nin «Bu kimseye iki erkek ve¤ya bir erkek iki kadin namazin farz oldugunu haber vermemisse bu kimsenin dâr-i harbde kilmadigi namazlarin iadesi lâzim gelmez. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Itâbiyye´de Ebû Nasr´dan rivayeten : «Hiç bir vakit nama¤zini geçirmemis olan bir kimse ihtiyatli olmayi dileyerek ömrü¤nün bütün namazlarini kaza eden bir kimse eger bunu namazlann-daki noksanlik ve kerâhatten dolayi yapmissa yaptigi is güzel bir is olur. Bu sebeblerden dolayi yapmiyorsa bu sekilde ömrünün bütün namazlarini kaza etmemelidr. Sahih olan ise böyle yapma¤nin (ömrü boyunca kilmis bulundugu bütün namazlari kaza etme¤nin) caiz oldugudur. Bu kazalari sabah ve ikindi namazlarindan sonra kilmamalidir. Önceki insanlardan pek çogu fesada gitmis ol¤masi süphesi ile kaza etmislerdir.» denilmistir. Muzmarat´ta da böy¤ledir.

Böyle yapan bir kimse bütün rek´atlerde Fâtihâ ve Sûre okur. Zahiriyye´de de böyledir.

Fetâvâ´da : Bu sekilde kaza kilan kimse vitir nama¤zim da kaza eder. Üzerinde vitrin olmadigi hususunda kesin bilgisi olmadigi zaman bu kimse vitri üç rek´at kilar; kunut yapar ve te-sehhüd miktari oturduktan sonra kalkip bir rek´at daha kilar. Bu durumda kazaya kalmis vitri- varsa onu kilmis olur; yoksa kil¤digi bu namaz nafile olur. Ve bu kimsenin nafile bir namazda kunut duasi okumus olmasi hiç "bir zarar vermez.

Huccet´de : «Kazaya kalmis namazlari kilmak nafile namaz kilmaktan çok daha ehemmiyetli ve çok daha uygundur. Yalniz ma´rûf bilinen´ sünnetler bu hükümden müstesnadir. Kusluk namazi tesbîh namazi gibi sahîh haberlerle gelen namazlar ki bunlarin içinde sayilmis sûreler ve zikirler vardir— nafile niyyeti ile kilinir; baskalari ise kaza niyyeti ile kilinir. Muzmarat´ta da böyle¤dir.

Mültekit´ta : «Bir baba ogluna tutamadigi oruçlari ve ki-latfiadigi namazlari kendi namina kaza etmesi için emir verse bize göre bu caiz olmaz.» denilmistir. Tatarhân´yye´de de böyledir.

Bir kimse öldügü zaman üzerinde namaz olsa da.malinin üçte birinden her vakit için yarim sa´ bugday vitir için de yarim sa´ tutamadigi her günün orucu için de yarim sa´ bugday verilmesini vasiyyet etse; eger bu kimse mal birakmamis ise varisleri borçla

yarim sa´-bugday bulurlar ve bunu bir fakire verirler. Sonra o fakir bu bugdayi varislerden birine tasadduk eder. Sonra bu bugdayi tek¤rar fakire verirler. Böylece bu alma ve vermeye ölen kimsenin na¤mazinin —ve orucunun-^ tamami bitene kadar devam ederler. Hu-!âsa da da böyledir.

Fetâvâyî Hücce´de : «Bir kimse eger veresesine vasiyyet etmez ise bu durumda bazi vârislerinin teberrûlan caiz olur. Bu varis her namaz için yarim saî C = besyüz yirmi dirhem) bugdayi -myyer ederek verir. Bu kimsenin bu bugdayin-hepsini birden bir fakire vermesi caiz olur. Keffâret-i yemin savm ve zihar bunun hüafmadir. (Yani bunlarin hepsi bir defada verilmez.)

Velvâliciyye´de : «Bir kimse bes vakit için bir fakire do¤kuz menn (= batman) baska bir fakire de bir menn vermis olsa; Fakîh´in ihtiyarina göre bu dört vakit için caiz olur; besinci vakit için caiz olmaz.» denilmistir.

Yetîme´de ; «Hz. Alî (R.AJ ´nin oglu Hz. Hasan (R.A.) "a : «Bir kimse ölüm hastaliginda iken namazi için fidye var midir?» diye soruldu. O : «Hayir yoktur buyurdu.» denilmistir.

Humeyr el - Veberî ve Ebû Yûsuf bin Muhammed´den :

«Bir pîr-i faniye (çok yasli bir ihtiyara) hayatta oldugu müddet¤çe oruçta oldugu gibi namaz için de fidye vermesi caiz olur mu?» diye sordular onlar da : «Hayir namaz için fidye yoktur.» dediler. Tatarhâriiyye´de c!e böyledir.

Semerkand ehlinin fetvalarinda : Bir kimse bes vakit na¤maz kilar birisinin ilk iki rek´atinde okumaz onunda hangi rek´at oldugunu bilemezse bu kinise ihtiyaten sabah ve aksam namazla¤rini iade eder.

Bu kimse«sayet tek bir rek´atte okumadigini hatirlar ancak hangisinde okumadigini kestiremezse sabahla vitri iade eder.» de¤nilmistir.

Bu kimse eger iki rek´atte okumadigini hatirlasa sabahi ak¤sami ve vitri iade eder.

Bu kimse eger dört rek´atte okumadigim hatirlarsa ögleyi ikindiyi ve yatsiyi yeniden kilar; vitri sabahi ve aksami kilmaz. Muhiyt´te de böyledir.

Namazi kasden terk eden kimse öldürülmez. Kâfi´de de böyledir. [65]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:05   #27 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

12- SEHiV SECDELERI


Sehiv secdeleri vaciptir Tebyîn´de de böyledir. Bu sahih¤tir. Hiilâsa´da da böyledir.

Sehiv secdelerinin vacip olmasi vaktin elverisli olmasi sartina baglidir. Meselâ : Bir kimse sabah namazi kilmakta iken sehiv sec¤desi yapmasi gerekse bu kimse birinci selâmdan önce günes doga¤na kadar sehiv secdesini yapamazsa sehiv secdeleri kendisinden sakit olur.

Keza kazaya kalmis olan bir namazi kilmakta olan kimse gü¤nes kizarana kadar secde etmemisse sehiv secdeleri üzerinden sakit olur.

Binaya mani olan hallerin tamami selamdan sonra sehiv sec¤delerini düsürür. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Gunye´de : «Bir kimse nafile bir namazi farz bir namazin üzerine bina etmis olsa da onda sehiv yapsa secde etmez.» denil¤mistir. Nehrü´i - Fâik´ta da böyledir.

Sehiv secdelerinin yeri selamdan sonradir. Fazla veya nok¤san elmasi müsavidir. Bize göre bir kimsenin selamdan önce selam vermis olmasi caizdir. îki selamla yapmak da caizdir. Bu sahihtir. Hidâye´de de böyledir.

Dogrusu ise bir selam vermektir. Cumhur bunun üzerine¤dir; Asil´da da buna isaret edilmistir. Kâfî´de de böyledir.

Sehiv secdesi yapacak olan kimse sagina selam verir. ZâHfolî´de de böyledir.

Sehiv secdelerinin yapilis sekli : Sehiv secdesi yapacak olan kimse sagma selam verdikten sonra tekbîr olarak secdeye ka¤panir. Secde esnasinda tesbîhatta bulunur; tekbir alip celse yapar (oturur) ve yine tekbîr alip ikinci secdeye varir; sonra tesehhüdü okur ve ikinci defa selam verir Muhiyt´te de böyledir.

Sehiv secdesi yapacak olan kimse selavatlari ve dualari sehiv için oturdugu zaman okur. Sahih olan budur. Bunlari birinci oturusta okur.» diyenler de olmustur. Tebyîn´de de böyledir.

Uygun olani ise her iki oturusta da bunlari okumaktir. . Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Farz namazlarda da nafile namazlarda da sehiv secdesinin hükmü aynidir Muhtyt´te de böyledir.

Fetâvâ´da : «Sehiv secdelerinden sonraki oturus rükün de¤gildir. Aslinda sehiv secdesinden sonra oturma namaz oturmakla son bulsun diye -emredilmistir. Hatta bir kimse sehiv secdesinden sonra oturmayi terk edip kalksa ve gitse yine o kimsenin namazi bozulmaz.» denilmistir. Halvânî de böyle demistir. Sirâcü´l - Veh-hâc´da da böyledir.

VelvâKciyye´de : «Aslinda namazda üç sey terkediJebilir : Farz vacip ve sünnet Namaz kilarken farzi terk etmis olan kimse onu kaza ile tedarik edebilme imkânina sahipse kaza eder; bu im¤kân yoksa namazi bozulmus olur.

Namaz kilan bir kimsenin sünneti terk etmesiyle namazi bo¤zulmaz. Çünkü onun kiyami erkani iledir; o da muhakkak bulunur; bu kimse sehiv secdesi yapsin diye icbar olunmaz.

Namaz kilarken vacibi terk eden kimseye gelince; eger bu kim¤se vacibi sehven terk etmisse sehiv secdelerini yapmaya cebredi¤lir; kasden terk etmis olursa böyle yapmaya cebrolumnaz. Tatar-hântyye´de de böyledir.

Bu sözün açik manasi sudur : Gerçekten namazda bir va¤cibi kasden terk eden kimseye sehiv secdesi icâb etmez; bu kimse¤nin namazdaki noksanindan dolayi namazin cebren iadesi lazim olur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir .

Sehiv secdesi ancak

Vacibin terki veya tehiri

Farzin tehiri veya takdimi (= Öne alinmasi) veya tekrari

Vacibin itagyiri ;degistirilmesi) gibi hallerde vacip olur.. Vacibin tagyiri gizli okunacak yerlerde açiktan okumak; açik¤tan okunacak yerlerde gizli okumak gibi hallerdir ve görüldügü gibi bu da bir nevi vacibi terktir. Kâfî´de de böyledir.

Birinci rek´atte eûzü´yü besmeleyi sübhâneke´yi ve inti¤kâller esnasinda alman tekbirleri terk eden kimseye sehiv secdesi gerekmez. Ancak bayram namazlarinin ikinci rek´atlerinin rükû´ tekbiri bu hükmün haricindedir. Bu durumda sehiv secdesi gerek¤mez.

Bayram namazlarinda olsun diger namazlarda olsun eleri kal¤dirmayi terk etmekden dolayi da sehiv secdesi gerekmez.

Önce sol tarafina sehven selam veren ve sehven kavme-yi (= iki secde arasinda oturmayi) terk eden ve rükû´dan secdeye egilen kimseye de sehiv secdesi gerekmez. Fetâvâyi Kâdîhân´da ise: «Bu gibi hallerde Imâm Ebû Hanîfe (R.A.) ve Imâm Muhammed (R.A.) e göre sehiv secdeleri lazim geîir.» denilmistir. Fesü´1-Ka-dîr de de böyledir. [66]



Namazin Vacipleri


Namazda Fâtihâ ve Sûre Okumak Vacibtir.

Ilk iki rek´atte veya bunlarin birinde Fâtihâ´yi okumayan kimsenin sehiv secdesi yapmasi lâzim gelir. Fakat buralarda Fâ-tüîâ´nin çogunu okur da azini unutursa sehiv seodesi yapmasi ge¤rekmez. Fakat yaridan fazlasini unutsa sehiv secdesi gerekir. Bu hükümlerde imâmla müktedî arasinda bir fark yoktur. Fetâvâyi Kâ¤dîhân´da da böyledir.

Namaz kilan kimse son iki rek´atte Fâtihâ okumayi terk ederse ve bu namaz farz bir namaz ise sehiv secdesi icab etmez. Ancak bu namaz nafile veya vitir ise bu kimsenin sehiv secdesi yapmasi vacip olur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Namaz kilan kimse ilk iki rek´atte Fâtihâ´yi tekrarlamis olursa sehiv secdesi yapmasi gerekir. Bu kimse Fâtihâ´yi sûreden sonra veya son iki rek´atte tekrar tekrar okursa bir sey lazim gel¤mez. Tebyîn´de de böyledir.

Fâtihâ´yi okuyup bir harfini okumayan kimse veya Fâtihâ´-nin çogunu okuyan kimse bunu unutarak sonra Fâtihâ´yi tekrar okusa bu kimse Fâtihâ´yi iki defa okumus menzilindedir. Zahîriy-ye´de de böyledir.

Bir kimse Fâtihâ´dan sonra iki âyet okusa ve sehven rü-kû´a varsa; sonra da durumu hatirlayip dönse ve üç âyete tamamla¤sa bu kimseye sehiv secdeleri lazim olur. Zahîriyye´de de böyledir.

Fatiha´yi zamm-i sûreden sonra okuyan kimsenin sehiv secdesi yapmasi lazim gelir. Tebyîn´de de böyledir.

Son rek´afclarde Fâtihâ´yi ve zamm-i sûreyi okumus olan kimselere sehiv secdesi icabetmez. Esahh olan budur.

Bir kimse Fâtihâ´yi rükû´da secdelerde veya. tesehhüd için oturdugu zaman okursa sehiv secdesi yapmasi lâzim gelir. Bu hü¤küm o Kimsenin önce Fâtihâ´ya baslayip sonra tesehhüdü oku¤dugu hallerdedir. Bu kimse eger Önce tesehhüdü okur sonra da Fâ¤tihâ´yi okursa sehiv secdesi gerekmez. Serahsî´nin Mumyt´inde de böyledir.

Bir kimse ikinci iki rek´atte Kur´ân´dan bir sey okumasa ve tesbihde de bulunmasa Imâm-i A´zam (R.A.) ´dan söyle buyurdu¤gu rivayet olunmustur : «Eger bu kimse kasden okumamis ise kö¤tülük yapmis olur. Fakat sehven okumamis ise sehiv secdesi yap¤masi lazim gelir.

tmâm Ebû Yûsuf (R.A.)´un rivayetine göre ise Imâm Ebû Ha-nife (R.A.) söyle buyurmustur : «Kiraati kasden terk edene bir günah yoktur; sehven -terk edenin de sehiv secdesi yapmasi gerek¤mez.» Bu kavle itimad olunur. FetâvâyI Kâdîhân´da da böyledir.

Bir kimse birinci veya ikinci rek´atte Fâtihâ´yi okumayi unutsa sûrenin bir kismini okuyunca da durumu hatirlasa derhal Fâtihâ´yi okumaya baslar; sonra da sûreyi okur. Fakîh Ebul - Leys: «Bu durumda sûreden tek bir harf okumus olsa bile sehiv secdesi lazim gelir.» demistir.

Keza bir kimse Fâtihâ´yi okumadigini süreyi okuduktan sonra hatirlasa veya rükû´da hatirlasa veya rükû´dan basini kaldirdiktan sonra hatirlasa bu kimse Fâtihâ´yi okur; sonra sûre´yi iade eder; namazin sonunda da sehvinden dolayi secde eder.

Hulâsa´da : «Bir kimse rükû´ yaptigi esnada sûre okumamis ol¤dugunu hatirladiginda basini kaldirip sûre okur ve rükû´u iade ey¤lerse; o kimsenin sehiv secdesi yapmasi lazim gelir.» denilmistir. Sahih olan kavil budur. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir kimse birinci rek´atte´bir sûre okusa ikinci rek´atte de ondan önce bulunan bir sûre okusa bu kimsenin sehiv secdesi yapmasi gerekmez. Muhiyt´te de böyledir.

VelvâHciyye´de : «Bir kimse namaz esnasinda secde âyet¤lerinden birini okusa ve bundan dolayi secde yapmayi unutsa; son¤radan da. bu durumu hatirlayip secde etse bu kimsenin sehiv sec¤desi yapmasi gerekir. Çünkü bu sahis vacip olan vash (secde âye¤tinin akabinde secde etmeyi? terk etmis olmaktadir. «Bu kimsenin sehiv secdesi yapmasi gerekmez.» diyenler de olmustur. Fakat bi¤rinci görüs esahhtir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bir kimse namazda bir sûre okumak istedigi zaman o sû¤rede yanilir ve okuyamaz ve bu sebeplede baska bir sûre okursa bu kimsenin sehiv secdesi yapmasi gerekmez. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Kiraati ilk iki rek´ate tayin (ve tahsis) etmek de namazin vaciblerindemdir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Mükerrer fiillerde tertibe riayet etmek de namazin vacib-1 erindendir.

Bir kimse sayet bir rek´atteki iki secdeden birini terk etmis bulunsa ve durumu namazin sonunda hatirlasa; o kimse hem o sec¤deyi hem de sehivden dolayi sehiv secdesi yapar. Bu durumda ter¤tibi terk etmis oldugu için namazin o secdeden Önceki bölümünü iade eylemez.

Ancak rükû´u kiraate takdim etmisse Ckiraattan önce rükû´ yapmissa) bu kimsenin sehiv yapmasi lazim gelir; fakat o rükû; sayilmaz ve bu kimsenin kiraatten sonra tekrar rükû´ etmesi gere¤kir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Ta1 clil-i erkan da namazin vaciplerin d endir.

Ta´dil-i erkân : Rükû´da ve secdelerde bütün uzuvlarin hareket¤lerinin durmasi ve sakinlesmesidir. Bunun terk edilmesi halinde sehiv secdesi gerekip gerekmiyecegi konusunda ihtilaf vardir.

Ta´dil-i erkânin vacip mi sünnet mi oldugu hususunda da ihti¤laf vardir. Vacip oldugunu kabul edenler terkinden dolayi sehiv secdesinin lâzim oldugunu söylemislerdir. Bedâ´ide de bu görüs sa-hihlenmistir. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Namazda ka´de-i u´lâ ( = birinci oturus) da vaciptir.

Bir kimse namazda birinci oturusu terk ederse o kimseye se¤hiv secdesi lazim gelir. Tebyîn´de de böyledir.

Tesehhüd de namazin vaciplerindendir.

Bir kimse birinci veya ikinci oturusta tesehhüdü terk ederse o kimsenin sehiv secdesi yapmasi vacip olur. Keza tesehhüdün bir kismini terk eden kimseye de sehiv secdesi vacip olur. Tebyîn´de de böyledir.

Tesehhüdün tamaminm veya bir kisminin terk edilmesi halinde sehiv secdesinin vacip olmasi hususunda namazin farz ol¤masi ile nafile olmasi arasinda bir fark yoktur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Namaz kilan kimse tesehhüdü birinci rek´atte ayakta okursa kendisine bir sey lâzim gelmez. Fakat tesehhüdü ikinci rek´atte ayakta okumasi halinde âlimler arasinda ihtilâf olmustur. Sahih olan bu durumda da sehiv secdesi lazim olmadigidir. Zahiiiy-ye´de de böyîedir.

Tesehhüdü ayakta okuyan kimse bunu Fâtihâ´dan önce okumus olsa üzerine sehiv secdesi lazim olmaz; Fâtihâ´dan sonra okursa sahiv secdesi lazim olur. Esahh olan görüs budur. Çünkü Fâtihâ´nm sonu sûrenin okunacagi yerdir. Bir kimse burada te¤sehhüdü okuyunca gerçekten vacibi tehir etmis olmaktadir. FâtÖhâ´-nm evveli ise sena mahallidir. Tebyîn´de de böyledir.

Namaz kilan kimse ikinci iki rek´atte tesehhüdü okursa kendisine sehiv secdesi lazim olmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de

böyledir.

Bir kimse tesehhüdü okuduktan sonra Fâtihâ´yi okumus olsa sehiv secdeleri gerekmez.

Fakat Fâtihâ´yi tesehhüdü okuyacagi yerde okuyan kimseye sehiv secdeleri vacip olur. Keza bu durumda önce Fâtihâ´yi sonra da tesehhüdü okursa üzerine sehiv secdesi lazim gelir.

Vâkiâtü´nNâtihyye´de Ebû Hanîfe (R.A.) den rivayet edi¤lerek söyle. denilmistir«Bir kimse tesehhüd mahallinde kiraate baslamis olsa sonra da tesehhüdü okusa sehiv secdesi lazim gelir.

Tesehhüdü okuduktan sonra Fâtihâ´yi okusa bu durumda sehiv secdesi gerekmez.

Bir kimse tesehhüdü ayakta veya rükû´da veya secdede okumus olsa sehiv secdesi lazim gelmez. Muhiyt´te de böyledir.

Bir kimse ilk oturusta tesehhüdü tekrar okumus olsa üze¤rine sehiv secdeleri lazim olur.

Keza bir kimse ilk oturusta tesehhütden sonra salavât-i serî-feleri de okumus olsa kendisine sehiv secdeleri vacip olur. Tebyîn-de de böyledir. Fetva da bunun üzerinedir

Salavâtlann ne kadarinin okunmasi halinde sehiv secde¤sinin gerekecegi hususunda ihtilaf edilmistir. Bazilari : «Allahümme salli´alâ Muhammed dese sehiv secdeleri vacip olur.» dediler. Ba¤zilari ise : «...ve îalâ âl-i Muhammed diyene kadar sevih secdeleri lazim olmaz.» dediler. Birinci kavil esahhtir.

Tesehhüdü son kâdede (= son oturusta) tekrar eden kimsenin sehiv secdesi yapmasi gerekmez. Tebyîn´de de böyledir.

Imâm Ebû Hanîfe (R.A.> ve Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´a gö¤re namaz kilan kimse selam verene kadar tesehhüd okumayi unut¤mus olsa; sonra da hatirlasa tesehhüdü iade eder ve sehiv secdele-îerini yapar. Muhiyt´te de böyledir.

Cemaate namaz kildirmakta olan imâm veya tek basma namaz kilan kimse oturacagi yerde kalakr; kalkacagi yerde oturur ayaga kalkmak istedigi zaman tam dogrulur veya tam dogrulmaya yakm bir hal alirsa iste bu durumda geri dönüp birinci oturus¤ta oturmaz. Bu Fetâvâyi Kâdîhân´da böyledir. Bu durumda bu kimseye sehiv secdeleri vacip olur. Bu kimse oturusa dönerse na¤mazi bozulur. Sahih olan budur. Tebyîn´de de böyledir.

Eger böyle olmazsa (yâni kiyama yakin bir sekilde kalk¤mis olmadan oturursa) sehiv secdeleri yapmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´¤da da böyledir.

Dogrulmus oima hususunda her insanin asagi kisminin yarisina itibâr olunur. Yar.i bir kisimm asagi yarisi düzelirse kiya¤ma yakin olmus olur. Aksi taktirde kiyama yakin olmus olmaz. Kâ-fî´de de böyledir

Bir rivayette ise namaz kilan kimse dizlerinin üzerine kalktigi zaman/geri oturursa sevih secdelerini yapar. Burada oiiin-ci oturusla Ikinci oturus müsavidir îtfrnad bu kavledir.

Bir kimse uyluklarini kaldirir fakat dizleri yerde olur onlari k^ldirmazsa bu durumda Ebû Yûsuf´tan (R.A.) gelen bir rivayete göre sevih secdeleri gerekmez. Fetâvâyi Kâdihan´da da böyledir

Keza bir kimse rükû´ yerine secde secde yerine rükû´ ya¤parsa veya bunlari tekrar yaparsa veya bir farzi ileri veya geri aîuv sa bu hallerin hepsinde de sehiv secdeleri lazim gelir;

KuJûrî´de: «Bir kimse kendisinden zikir yapmasi gereken na¤maz Bilerindenbirini terk ederse bu kimsenin sehiv secdesi yap¤masi gerekir.» denilmistir. Çünkü içinde zikir bulunan bir namaz fiilinin emredilmis olmasi bu fiilin yapilmasinin maksûd olduguna — bizzat — bir emaredir. Bu fiilin terk edilmis olmasi; sebebi ile namazda noksanlik — kuvvetlenmis — olur. Bu durumda da sehiv secdesi yapma mecburiyeti oluf*

Içinde zikir bulunan bir namaz fiilinin terki söz konusu degil¤se sehiv secdesi de söz konusu degildir. Sag eli sol elin üzerine koy¤mak gibi... Ve rükû´ ve secdelerin kavmeleri gibi...

Namaz kilan bir kimse oturup tesehhtid okuduktan sonrâ> üç rek´at mi yoksa dört rek´at mi kildigi hususunda süpheye düs¤tügünde bu süphe ile; selam verme zamanina kadar mesgul olur; son¤ra da dört rek´at kildigina kalbi kanaat getirirse namazim tamamlar ve sehiv secdeleriini yapar. Fakat bu süpheye bir tarafina selam verdikten sonra düserse sehiv sevdelerini yapmasi gerekmez.

Bir kimse namaz kildigi zaman abdestü bozulur ve abdest al¤maya gidince de yukaridaki giibî bir süpheye düser ve bu süpheden dolayi abdest almayi bir´müddet geriye birakirsa o kimsenin sehiv secdesi yapmasi lazim gelir.

Vitir namazinda Kunût okumak da namazin vâcip-lerindendir.

Bir kimse kunûVu terk ederse sehiv secdesi yapar.

Sehiv secdesinin terki" rükû´dan; basm kaldirilmasi ile tahak¤kuk eder.

Vitir namazinda taatten sonra KusButftan önce alinmasi gere¤ken tekbiri1 terk etmisbulunan kimse.sehiv secdesi yapar. Çünkü o tekbir bayram tekbirleri menzaîmdedir. TebyIrfde de böyledir.

Bayram Namazlarindaki ziyâde tekbirler de vacip¤tir.

Bedâi´de: «Bir kimse bu tekbirleri terk .ettigi veya noksan veya fazla yaptigi veyahut da yapilmasi gereken yerin haricindcyap-tigi zaman bu kimsenin sehiv secdesi´ yapmasi lazim gelir.» denil¤mistir. Bahrü´r- Râik´ta da böyledir.

Hasan´ui Imâmi Azam (R.A.) dan rivayet ettigine´ göre: Bu hususta noksan fazla çok az müsavidir. îmâm bayram namaz¤larinin birini bile unutmus olsa- sehiv secdesi yapar. Zehiyre´de de böyledir.

Kesfu 1 - fesrâr´da : «îmâm bayram tekbirlerinden birini — veya bir kaçini — unuttugu zaman rüku´a varmis olsa bile tek¤rar kiyama döner (dogrulur.) Mesbûk ise böyle degildir. Bu durum¤da mesbûk tekbirleri rükû´da getirir» denilmistir Bahrü´r - Râik´-ta da böyledir.

Bir kimse bayram namazinin ikinci rek´atinin rükû´ tek¤birini terk ederse sehiv secdesi yapmasi- gerekir. Çünkü bayram tekbirlerine tabî olarak bu tekbîr de vacibtir. Fakat birinci rek´atin rükû´ tekbiri böyle degildir. Çünkü bu tekbir bayram tekbirlerine mülhak (= katilmis) degÜdir. Tebyifcn´de de böyledir.

Cum´a bayram farz ve nafile namazlarin hepsinde sehiv. secdesi (ile ilgili hükümler) aynidir. Ancak âlimlerimiz : «Bayram ve cum´a namazlarinda sehiv secdesi yapilmaz; çünkü yapilmasi halinde insanlar arasina fitne düser.» demislerdir. Muhiyt´te de böyledir.

Bazi namazlarda cehren (=açiktan) bazi namazlarda da hafiyyen=gizlice) okumak vaciptir.

Bir kimse gizli okunacak yerde açiktan açiktan okunacak yerde gizli okursa o kimseye sehiv secdeleri vacip olur.

Açik veya gizli okumanin miktarinda ihtilaf edilmistir. «Her iki halde de kendisi ile namazin caiz oldugu miktarda okumaktir.» denilmistir. Esahh olan da budur. Bu hususta Fâtihâ ile baska sû¤re ve âyetler arasinda da bir fark.yoktur.

Yalniz basina namaz kilan kimsenin gizlide de açikta da sehiv secdesi gerekmez. Çünkü bunlar cemaatin özelliklerindendir. Tebyin´de de böyledir.

Namaz kilan kimse açiktan eûzü - besmele çekse veya â-mih dese sehiv secdesi yapmasi gerekmez. FetâvâyS Kâdihân´da da böyledir. [67]



Imâmin Yanilmasi


Imâmin yanilmasi kendisinin ve arkasinda bulunan cema¤atin sehiv secdesi yapmasini gerektirir. Muhiyt´te de.böyledir.

Imâma uyan kimse bu esnada kendisi bir hata yapsa bun¤dan dolayi sehiv secdesi yapmasi gerekmez.

Imâma uyan kimse imâmla birlikte sehiv secdelerini yapar. Hatta bu kimse imâma imâm yanildiktan sonra uyumus olsa büe yine onunla birlikte sehiv secdesi yapar; ona tabi olur.

Bu kimse sehiv secdelerinden birini yaptiktan sonra imâma uymus olsa imâma tabi olarak ikinci secdeyi de yapar; birinci sec¤deyi ise kaza etmez. Bu kimse sehiv secdesinin her ikisini de yap¤tiktan sonra imâma uymus olsa sonradan bu iki secdeyi de kaza etmez. Tebyin´de de böyledir.

Imâma uymus olan kimseye imâmla kildigi müddetçe se¤hiv secdesi gerekmez. Imâm sehiv secdesini terk etmis olsa bile imâma uyan kimsenin sehiv secdesi yapmasi gerekmez. Muhiyt´te de böylldir.

«Mesbûk (=imâma sonradan uyan kimse) sehiv secdele¤rinde imâma tabi olur; sonra da imâma yetismemis oidugu kismi kaza eder.

Lâhik imâmla birlikte kilarken sehiv secdelerini yapsa bu sayilmaz; sehiv secdelerini kindi namazindan sonra yapar.

Mesbûkun imâmin selam vermesinden sonra az bir müddet beklemesi uygun olur. Böylece imâmin üzerinde sehiv secdesi var ise kendisinin de onlari yapmasi caiz olur. Serahsi´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Mesbûk sayet imâma tabi olmayip imâmla birlikte sehiv secdelerini yapmazsa o secdeler üzerinden sakit olmaz fdüsmez.

Bu durumda mesbûk sehiv secdelerini namazinin sonunda ken¤disi yapar.

0 îmâm selam verince mesbûk hemen ayaga kalkar imâm da biraz sonra üzerinde sehiv secdeleri bulundugunu hatirlayip sec¤deye varir ve bu durumda da mesbûk rek´atini secde ile kayitlama¤mis bulunursa imâmin ardindan ona tabi olarak secdeye varir. Imâm selam verincede kalan namazini kilmaya kalkar. Bu arada kiyam kiraat rüku´ gibi fillerden yapmis olduklari hesaba katilmaz. Sonra namazinin kalan kismini kilmaya devam eder. tmâma tabi o´arak kildigi bölümü kaza etmez.

Sayet imâma tabi olup onunla birlikte sehiv secdelerini yap-mamissa namazi caiz olur; namazin sonunda sehiv secdelerini ya¤par. Bu müstahsendir.

Eger imâm sehiv secdelerini mesbûk rek´atini secde ile kayit¤ladiktan sonra yaparsa mesbûk dönüp imâmla birlikte o secdeleri yapamaz. Bu durumda dönüp imâmla birlikte sehiv secdelerini ya¤parsa namazi bozulur. Sirâcü´l-Vehhâc´da da böyledir.

Bir imâm korku namazinda sehiv secdesi yaparsa bu du¤rumda kendisine ikinci cemaat tabi olur. Birinci cemaat ise namaz¤larinin tamamlanmasindan sonra o sehiv secdelerini yaparlar. Bah-rü´r-!Râik´ta da böyledir.

Lâhik kendi yanilmasindan dolayi sehiv secdesi yapmaz.

Imâm yanilmis olsa da mesbûk onunla birlikte sehiv secdeleri¤ni yapmasa; mesbûkun kendisi de namazinin yetismemis oldugu kismim kaza ederken yanilsa bir defa sehiv secdelerini yapmasi ki¤fayet eder. Misafire uymus bulunan mukîmi bu durumdaki hali de-mes.bûk gibidir.

Bir imâm yanilsa sonra da abdesti bozulmus olsa ve yerine bir mesbûku geçirse; bu mesbûk namazi tamamlar. Yalniz selam vermesi için yerine bîr müdriki (imâma ilk rek´atten itibaren uymuç olan kimseyi) geçirir. Bu müdrik de selâm verir ve sehiv secdelerini yapar. Mesbûk da onunla birlikte o secdeleri yapar. Sayet hiç bir müdrik yoksa hepsi de ayaga kalkip yetisemedikleri reVatleri kaza ederler ve namazlarinin sonunda da sehiv secdelerini yaparlar. Se-rahsî´nîn Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kimse ögle namazini bes vakit kilsa da dördüncü rek´-atte tesehhüd miktari otursa; eger besinci rek´ati secde ile kayiüla^ mamisas durumu hatirlar hatirlamaz oturur ve selam verir. Bu ya¤nilmasindan dolayi da sehiv secdesi yapar.

Sayet besinci rek´ati secde ile kayitlamis ise oturup sellam vermez. Bilakis bir rekat daha kilarak o tek rek´ati de çiftler; otu¤rur; tesehhüdü ve dualari okur ve selam verir. Güzel olsun diye de sehiv secdelerini yapar. Hidâye´de de böyledir. Muhtar olan görüs budur. Kifâye´de de böyledir. Muhiyt´te ise : «Sonra tesehhüd yapar ve selam verir.» denilmistir

îlâve edilmis bulunan o iki rek´ait nafile sahih olan kav¤le göre ögle namazinin sünnetine sayilmaz. Cevheretü´n - Neyyire´de de böyledir.

«Ikindi namazinda rek´at ilave edilmez.» denilmistir. Bu hususta «... edilmez.» diyenlerin degil de «... edilir.» diyenlerin gö¤rüsü esahhtir. Tebyîn´de de böyledir itimat bunun üzerinedir. Çün¤kü ikindiden sonra dileyerek nafile kilmak mekruhtur. Kendi istegi ile kilinmayinca da mehrûh olmaz. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyle¤dir.

Bir kimse sabah namazinda oturduktan sonra üçüncü rek´ate kalkarsa ve onu da secde üe kayitlarsa dördüncü rek´ati ilâ¤ve eylemez. Tebyîn´de de böyledir.

Tecnîs´de : «Fetva Hisâm´in su rivayeti üzeredir : Ilave yapmada kerahat olmamasi bakimindan ikindi namazi iîe sabah na¤mazinin arasmda fark yoktur.» seklinde bir açiklama vardir Bafo-rü´r - Râik´ta da böyledir.

Fakat sabah namazinda tesehhüt miktari oturmamis olan sahis farz olan ka´deyi (~ oturusu) terk etmis olacagindan bu sah¤sin kildigi namaz mekruhtur. Çünkü sabah namazinda farzdan ön¤ce iki rek´at sünnetten baska nafile namaz kilmak mekruhtur.

Ikindinin dördüncü rek´afcmda oturmadan kalkma ise böyle degildir. Çünkü bu besinci rek´ate alltinci rek´ati ilave etmek caiz¤dir. Ve ikindi namazindan Önce nafile kilmak da mekruh degildir. Tebyîn´de de böyledir.

Ikindi namazinda dört rek´ati tamamladiktan sonra attir¤mayan kimse bu durumu besinci rek´atin secdesine varana kadar hatirlarsa hemen oturur. Muhiyt´te de böyledir.

Hulâsa´da : «Bu durumda tesehhüd yapar; selam verir ve sehiv için de secde eder» denilmistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Bîr kimse son oturusu yapmadan kalkar ve besinci rek´ati secde ile kayitlarsa bize göre o kimsenin Ögle namazi bozulur; Mu¤hiyt´te de böyledir.

Bu durumda Imâm Ebû Haisife (R.A.) ve Imâm Eîbu Yûsuf (RA.3 ´a göre bu sahsin namazi nafileye dönüsür. Ilave yapmasa bi-îe o kimsenin üzerine bir sey lazim gelmez. Hidâye´de de böyledir..

Namazin ne zaman fesada gidecegi hususunda Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) ile Imâm Muhammed (R.A.) görüs ayriliginda bulun¤muslardir. Imâm Ebû Yûsuf (R.A.) : «O kimse basini secdeye kor komaz namazi fasid olur.» demis : Imâm Muhammed (RA.Î ise : «Bu kimse basini secdeden kaldirmadikça namazi fesada gitmez.» demistir. Imâm Ebû Yûsuf (R.A.)´a göre secdenin farzi basi yere koymakla baslar. Imâm Muhammed (R.A.)´e göre ise secdenin farzi basi yere koymak ve kaldirmakla baslar. Muhiyt´te de böy¤ledir.

Fahrü´l - Islâm CâmHi´s - Sagir´de : «Fetvada muhtar olan Imâm Muhammed (R.A.)´m kavlidir.» demistir. Nfliâye´de de böyle¤dir.

Bu ihtilafin faydasi surada açiga çikmaktadir :

Bir kimsenin abdesti bozuldugu zaman Imâm Ebû Yûsuf (R. A.)´a göre o kimsenin namazinin islahi mümkün olmaz; Imâm Mu¤hammed (R.A.)´e göre ise namazinin islahi mümkün olur; bu kim¤se gidip abdest alir; oturur tesehhüdünü okur ve selam verir. Fet-hti´I - Kâdir´de de böyledir. Esahh olan kavle göre bu durumda sehiv secdesi yapmaz. Nihâye´de de böyledir.

Bir kimse üzerinde sehiv secdesi oldugu halde namazini kes¤mek niyyeti ile selam vermis olur ve bu durumda da sehvi için sec¤de ederse hala namazdadir; sehiv secdesi yapmazsa namazda degil¤dir. Bu Imâmi A´zam (R.A.) ile Imâm Züfer (R.A.)´e göre ise bu kimse sehvi için secde etmemisse namazdadir. Imâm Muhammed (R.A.)´e göre selamdan sonra bu sahsa bir kimse iktidâ etse ikti-dasi mutlaka sahihtir. Diger iki imâma göre de sahihtir.

Bir kimse sehvi için secde ettigi sirada gülse Imâm Muham¤met! (R.A.)´e göre abdesti bozulur. Diger imamlar buna muhaliftir¤ler. Bu kimsenin namazi ise bil-icmâ´ tamdir ve bu kimseden sehiv secdeleri düser. Sayet ikâmete niyyet ederse Imâm Muhammed´e (R.A.) göre farzi dört rek´ate dönüsür ve namazin sonunda da —se¤hiv için— secde eder.. Diger iki imâma göre ise namazi dörde dö¤nüsmez ve ondan sehiv secdeleri düser. îcabet eyledigi zaman bu kimsenin namazi batiî olur. Nihâye Serhi´nde de böyledir.

0 Bir kimse iki rek´at nafile namaz kilsa ve namazda yanilsa sehvi için secde eder. Sonra iki rek´at daha nafile kilmak istese bu namazi Önce kilmis bulundugu o namazin üzerine bina edemez. Hi-dâye´de de böyledir.

Bu kimse bina etmis olsa yine namazi sahih olur. Çünkü bu durumda tahrîme (= iftitah tekbiri almak) bakidir (devam et¤mektedir.) Muhtar olan görüse göre bu kimse sehiv secdelerini iade eder. Misafir de böyledir; ikamete niyyet etmis olsa sehiv secde¤lerini yaptiktan sonra kendisine dört rek´at kilmak lazim geför. Ve sehiv secdelerini iade eder. Tebyîn´de de böyledir.

Bir kimse yatsi namazini kilarken yanilip Tilâvet secdesi olan bir ayeti okusa ve bu secdeyi de yapmasa rek´atlerden birinin de secdesini yapmamis olsa sonra selam verse bu durumda mes¤ele su dört vecih üzerinedir.

Bu kimse bunlarin tamammi ya unutarak yapti veya kasden yapti.. Veya tilâvet secdesini unutarak rek´atin secdesini kasden yapti. Veyahut da bunun tersini yapti. Birinci durumda ise bîl-itti fak namazi bozulmaz. Çünkü bu selam sehiv selamidir.

Ikinci ve üçüncü vecihler de namazi ittifakla fesada verirler. Çünkü kasden selam vermek o kimseyi namazin hürmetinden di¤sari çikarir. Dördüncü vecih ise Zâhirü´r - rivâyeye göre namazi fa-sid olur. Muhiyt´te de böyledir.

Sehiv secdelerinde yanilmak sehiv icab etmez- Çünkü bu nihayeti olmayan bir istir. Tehzîb´de de böyledir.

Sehiv secdelerinde yanilmis bulunan kimse taharri (araslii-maJ ile amel eder. Eger namazinda defa´arca yamlmissa iki secde kâfi gelir. Hulâsa´da da böyledir.

Gece kilinan bir nafile namaza imâm olmus olan kimse kasden gidi okumus olsa günahkar ölür. Sehven böyle olursa sehiv secdesi yapar. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Yetîme´de : «Imâm vitirde ve teravinde açiktan okumayi terk etmis olsa sehiv secdeleri yapar.» denilmistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Sehvetmis bulunan bir imâmin —sonra da— abdes.ti bo¤zulmus olsa yerine bir baskasini geçirir. Imâmin yerine geçen kim¤se selâmdan sonra sehiv secdesini yapar. Imâmin yerine geçen kim¤se de sehvetmis oîsa önceki imâmin ve kendisinin sehivlerinden dolayi sehiv secdelerini bir defa yapmasi kâfi gelir. Nitekim ön¤ceki imâm iki dsfa sehvetmis olsaydi sehiv secdelerini bir defa ya¤pacakti.

Önceki imâm sehvetmemis fakat yerine geçirdigi kimse seh¤vetmis olsa bundan dolayi Önceki imâm_ da sehiv secdesi yapar.

Önceki imâm yerine bir baskasini geçirdikten sonra sehvetmis olsa bu sevhinden dolayi hiç bir sey gerekmez. Zehiyre´de de böy¤ledir.

Asil´da : «Bir kimse son oturusta tesehhüt miktari otur¤duktan fakat tesehhüdü okumadan önce selam vermis olsa teseh¤hüde döner onu okur ve sonra selâm verir. Sehvinden.dolayi da se¤hiv secdesi yapar.» denilmistir. Muhiyt´tte de böyledir. [68]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:05   #28 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Kaç Rek At Kilindigi Hakkinda Imâm Ile Muktedî Arasinda Çikan Ihtilaf Ve Süphe


Bir kimse üç rek´at mi dört rek´at mi kildigi hususunda süpheye düstügünde eger bu süphe o kimseye ilk defa ariz oluyor ise bu kimse namaza yeniden baslar. Siracü´l - Vehhâc´da da böyle¤dir.

Namaza yeniden baslamak önceki namazdan selam ver¤mek konusmak veya baska bir amelle çikmakla mümkün olur. Böy¤le bir sebeple Önceki namazdan çikmadikça yerli bir namaza basla¤mak tasavvur bile edilemez. Sadece selam vermekle namazdan çi¤kilmis olmaz. Namazdan ancak namazi ifsâd eden bir amelle çiki-labilir. Tebyin´de de böyledir.

Yukarida ki «ilk ariz oluyor ise» lâfzinin izahi hususumda da âl illilerimiz arasinda görüs ayriligi vardir. Bazilari sehvetmek o kimsenin Biç âdeti degil ve Ömründe ilk do: ehv-mis ise... demektir.» demistir-. Mubyit´te de böyledir.

Eger bu hususta si´çok. mit (ara:-. rir.) Ve re´yinin büyük olani. ;ihp dir

Ef.;imr ne: :´ inde de sevk-

zuhur etin£i.^ bv dunumda man kirisenldiv.y

vecih üzerine navi?.azm kaluvrmm bin;j eder.

Süphe iki rek´at mi bir rek´at mi seklinde isi. bu dur;/-! = namazin kalan kismi bir rek´at üzerine bina rdUir

Bu durumda az üzerine bina edilince her rokV.- b^mda o ;üu-lur. Çünkü bu oturulustarm farz olan oturusun yarinde —yapil¤makta— ojma ihtimaldir; vacip olan oturusun makaminda yapiln-r-olma´ihtimali vardir. Görüldügü gibi bu hüküm i:aiv veya vacS olan duruslarin terk edilmesini önlemek içkidir.

Bir kimse dört rek´atü bir namazda bu birinci i-ü.k-´at ra; ikinci rek´at mi diye süpheye düserse onu birinci reV´ai kabul ede;. sonra oturur. Sonra kalkip bir rek´at daha kilar oturur kalkip bir rek´at daha kilar ve oturur. Sonra yine kalkip bir1 rek´at daha kilar ve oturur. Bu dört otmaisun üçüncü ve dördüneü.kv´ Hrz. birinci ve ikinci otui^slar . vaciptir. Bahrü´r - Râik´îa d;> Ivüyledû .

Bir kimsi1. . lamdan öiv .la;.- ...ira fakat te-

sehhüdden sonra p; :eye 4usmii edilmez ve namazin cevazi.; ükmolunui

Bir kimse namazi kilip kilmadigi lise eger vakit varsa bu namazi iade eder.. Vakit çik: sekilde bir süpheye düsen kimsenin yapacagi hiç Muhiyt´te de.böyledir1. -

Bir kimse kiyamda oldugu halde sabah;.

rek´atte mi üçüncü rek´atte mi oldugu hususunda o rek´ali tamamlamaz; tesehhüd miktari oturup ayaj´: "•

rek´at daha kilar. Her rek´atte Fatiha ve sûreyi okur; oturup teseh¤hüdü okur ve sonra da sehvinden dolayi secde eder.

Mi1 kimse secdede iken birinci secdede mi ikinci´secdede mi oldi hususunda süpheye düsse yaptigi secdeye devam eder. Bi¤ri dede veya ikinci secdede olmasinin bîr farki yoktur; bunlar müsavidir.- Çünkü eger o birinci secde ise ona devam etmek lazim gelir; eger ikinci secde Ise tamamlanmasi lazim gelir. Ikinci sec¤deden basini kaldirdigi zaman tesehhüd miktari oturur; sonra kal¤kar bir rek´at daha kilar.

Bir kimse sabah namazinin secdelerini yaptigi sirada bi¤rinci rek´atte mi üçüncü rek´atte mi oldugu hususunda süpheye dü¤serse eger birinci secdede ise namazinin islahi mümkündür. Çünkü o eger iki rekat kilmis ise namazin tamami ile rek´at oldugu için namrjzrtamam olmus olur.

Sayet1 üçüncü rek´atte ise Imâm Muhammedi (R.AJ´e göre bir vecih ten namazi fesada gitmez. Çünkü o kimse birinci secdede ha¤tirladigi zaman; kalkar ve sanki hiç secde yapmamis gibi olur. Bu mesele besinci rek´atin secdesinde iken abdestin bozulmasinda ol¤dugu.gibidir.

Namaz kilan kimse eger ikinci secdede ise bu durumda nama¤zi fesada gider.

Bir k*mse sabah namazinda ikinci rek´at i mî }´oksa üçüncü rek´ati-mi kildigi hususunda süpheye düser ve arastirmasi da bir netice vermezse; bu durumda eger ayakta ise hemen oturur; sonra kalkip iki rek´at daha küar ve oturur. Eger oturuyor idiyse mesele kendi halîhcedir.´ Arastirir; eger taharrîsi ile ikinci rek´atta oldugu kanaatine varirsa namazina devam eder. Taharrisi üçüncü rek´atte oldugu kanaatini çikarirsa oturuslarini arastirir. Neticede iki rek´-. atin sonunda oturmadigini anlarsa namaz fasîd olur. Taharrisi bir netice vermezse yine namaz fâsid ölür.

Dört rek´atli bir namazda dördüncü rek´at rai besinci rek´at-mi oldugu hususunda süpheye düsmüs olan kimsenin durumu da yu¤karidaki jpj&idir.

Bir kimse üçüncü rek´atte mi besinci rek´atte mi oldugu hususunda süpheye düserse; sabah namazi hakkinda söylemis oldu¤gumuz gibi hareket eder : Kuûda avdet eder (oturusa döner); son¤ra bir rek´ait daha kilar; tesehhüd okur; sonra ayaga kalkar; bir rek´at daha kilar; oturur. Sehvi için de secde yapar.

Bir kimse vitir namazinda kiyamda (= ayakta) iken ikinci rek´atte mi yoksa üçüncü rek´atte mi oldugu hakkinda süpheye düs¤se kilmakta oldugu rek´ati tamamlayip kunût duasini okur ve otu¤rur. Sonra kalkip bir rek´at daha kilar ve o rek´atte de kunûtu okur. Muhtar olan görüs budur. Buraya kadar Hidâsa´nin ibaresi-dir.

Bu mes´elelerden gafil olmak uygun olmaz. Çünkü bunlar sehiv secdesi icabettiren halerdir. Bu sekiller ister taharri ile ol¤sun ister az üzerine bina etmekle olsun müsavidir. Fesii´I - Kadtr -den naklen Bahrü´r-Râik´tâ da böyledir.

Bir kimse namazi üç rek´at mi yoksa dört rek´at mi kildigi hususunda süpheye düsse ve uzun süre düsündükten sonra kesin olarak üç rek´at kilmis oldugunu anlayip bilse; bu durumda düsün¤mesi kendisim bir rükün eda edecek kadar geri birakmamis ise sehiv secdesi yapmasi gerekmez.

Fakat düsünmesi uzun sürer ve kendisini bir rek´atten veya bir secdeden geri koymus olursa veya rükû´da ve secdelerde böyle bir düsünme haline girer ve bu durum uzun sürer ve bu sebeple halin¤de bir degisiklik olursa istihsanen sehiv secdeleri yapmasi gerekir. Muhiyt´te de böyledir.

Namaz kilarken abdestinin olmadigini zanneden veya haki¤katen mestleri üzerine meshetmemis oldugu açiga çikan bir kimse için sonradan kesin olarak abdestinin bozulmadigina veya mestleri üzerine mesh ettigine kanaati hasil olmasi halinde süpheye mahal yoktur.

Ebû Bekir : «Eger bu kimse abdestinin olmadigini veya mest¤leri üzerine mesh etmedigini bildigi halde iken bir rükün eda etmis¤se artik o namazi yeni bastan kilar. Sayet durum böyle degilse na¤mazina devam eder.» demistir. Fetâvâyi Kâdihân´da da böyledir.

Bir rükün eda ettigini kesinlikle bilen fakat iftitah tekbiri¤ni alip almadigi;. abdesfcinin bozulup bozülmadigi; üzerine pislik bulasip bulasmadigi veya basina mesh edip etmedigi hususunda süpheye düsen kimse eger bu süphe ilk süphesi ise namazi yeni bastan kilar; böyle degilse namazina devam eder; abdest almasi ve¤ya elbisesini yikamasi gerekmez. Fesü´l- Kadir´de de böyledir.

Fetâvâyi îtâbiyye´de : «Bir kimse namaz kilmakta iken misafir mi yoksa mukîm mi oldugu hususunda süpheye düsse na¤mazi dört rek´at ktfar ve ihtiyaten ikinci rek´atte de oturur.» denil¤mistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Cemaate namaz kildirmakta olan bir kimse iki rek´atini kildiktan sonra ikinci secdede bir rek´at mi yoksa iki rek´at mi kildigi hususunda veya dört rek´at mi yoksa üç rek´at mi kildigi hu¤susunda süpheye düserse arkasindaki kimselere bir göz atarak on¤larin halini ögrenir. Eger onlar kalkarlarsa kendisi de kalkar; eger onlar otururlarsa kendiside oturur. Bu durumda onlara itimat ey¤lemesinde bir beis yoktur. Bu durumda sehiv secdeleri de gerekmez. Muhiyt´te de böyledir.

îmâni namazda süpheye düstügü zaman sözüne güvenilir iki kisinin sözünü alip kabul eder.

Yalniz basina veya cemaatle namaz kilan kimse selam ver¤dikten sonra güvenilir bir kimse kendisine : «Sen ögle namazini üç rek´at kildin.» dese; âlimlerimizin beyanina göre eger namaz kilan kimse dört rek´at kildigini —kesin— bilirse kendisine üç rek´at kildigini haber veren kimsenin haberine iltifat etmez deger ver¤mez. Muhiyt´te de böyledir.

Zahîriyye´de nakledildigine göre Imâm Muhammed bin Ha¤san (R.A.) : «Ben bir kisinin sözü ile de bütün halerde namazi ye¤niden kilarim.» demistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Namaz kilan kinise haber verenin dogru sözlü mü yoksa yalanci mi oldugu hususunda süpheye düserse Imâm Muhammed´e (R.A.) göre o sahis ihtiyaten namazini yeniden kilar. Bu kimse iki adil kisinin söz´eri hususunda da süpheye düsse yine namazim iade eder. Haber veren kimse güvenilir birisi degilse onun sözü kabul edilmez.

8 Bircemaate namaz kildiran imâm namazindan hemen son¤ra gittiginde cemaatin bir kismi: «Bu ögle namazidir.» bir kismi da : «Bu ikindi namazidir.» deseler; eger vakit ögle vakti ise kilman namaz ögle namazidir. Vakit ikindi vakti ise kilinan namaz ikindi nazmaidir. Çünkü burada vaktin muvafik oldugunu iddia eden için —vakit— apaçik bir sahittir.

Eger hangi vakitte olundugu biüinmezse her iki toplulugun sözü de caizdir. Kiyas da böyledir Mohiyt´te de böyledir. [69]



13- TILAVET SECDELERI


´ah-i Kerîm´de 14 yerde tilâvet secdesi vardir. Hidâye´de de böyledir.

Secde´ âyetleri sunlardir :

Süphe yok ki R&bbinfa katmdakiîer ona kulluk etmekden. asla kibirlenmezler onu i-^hih ve yabijz oiiâ secde ederler.

(´rfif Sûresi kyet : 206)

- Göklerde ve yerde kim varsa onlar da gölgeleri de sabah ak-sam ister isteme Allah´i secde eder. CRa´d Sûre.» âyet : 15)

— Göklerde olan yerde olan camlilar ve melekler kendilerine bîr yüksünme gelmeyerek AHah´a secde eder (ler).

INahi Sûresi âyet : 49)

— De kî : «Ona ister îman edin ister îman etmeyin. Çünkü bundan evvel ilim verilmis olanlar bile kendilerine karsi o tilâvet olununca çenelerinin üstüne (yüzü koyun) kapanarak secde ediyor¤lar.»

— Ve : «Rabbimizi tenzih ederiz. HaJkiykat Rabbimizin vadi kat´iyyen fi´Ie çikarilmistir» diyorlar ftsrâ Sûresi âyet : 103-107)

— Iste bunlar Allah´in kejndilerine nimetler verdikleri peygam¤berlerden Âdem´in zürriyetinden Nûh ile beraber tasidiklarimizdan Ibrahim ile Israil´in neslinden hidâyete erdirdigimiz ve seçdigimiz kimselerdendir. Onlar çok esirgeyeci (Allah´in) âyetlerini okudugu zaman aglayarak secdeye kapanirlardi.

(Meryem Sûresi âyet : 58)

— Görmedin mi göklerde olan herkes (hersey) ve yerde bulu¤nan herkes (hersey) günes ay yildizlar daglar agaçlar hayvanlar ve insanlarin bir çogu hakiykaten Allah´a secde ediyor. Bir çogunun üzerine de azâb hak ol mus dur. Allah fcimi (bedbahtlikla) hor kilarsa onu seâdete kavusduracak (hiçbir kuvvet) yokdur. Süphesiz ki Allah ne dilerse (onu) yapar. (Hacc Sûresi âyet: 18)

— Onlara : «Rahmana secde edin» denildigi zaman «Rahman da neymis? Senin bize emr edegefcfögine mi secde edecegiz?» dediler ve (bu secde emri) oillann (büsbütün îmandan) ürküb uzaklasmala¤rini artirdi. (Furkan Sûresi âyet : 60)

— « (Bunu) göklerdeki ve

CNTem] Sûresi âyet : 25)

— Biatim âyetlerimize ancak öyle kimseler rnian eder (ler) ki butlarla kendilerine ögüt verildigi zaman onlar büyüklük taslama¤yarak yüzü üstü secdeye kapanirlar ve Jtablerini ham ite tesbîh (ve tenzîh) ederler. (Secde Sûresi âyet : 15)

— Bunun üzerine o Rahibinden setr (ü himaye) edilmesini is-rükû´ iîe yere kapanib (Allah´a) döndü.

(Sacî Sûresi âyet: 24 ün son kismsî

Gece gündüz günes ay (hep) Ö´nun (Allah´in) ^y^tferinden

i\e aya -secde etmeyin´ ´btmlart y ´´~n Allah´

(buna karsi) MV.-´cnmek iserlerse Rabhv

onlar hiç usöîlbsak tzâtenVkeîi^ishii .-

edip dur. tFusssI^t S. :h´üt": 37-

dj. (pullara dcgii. sizi yaralan) -^llah^a secde edûi (O´i>9) (NecmSûresS âyet :

olu biv haaiie geldigi (nuuru tamamlandigi) samai) aya ki

(ey insanlar) hiç süphesiz o halden bu haâle bhieceksi-

— ...Secde ve (Rabbinin merhametine) yaklas.

(Aîak Sûresi âyet :

Âynî´de de böyledir.

Bu âyetlerde okuyana da dinleyene de secde etmek vacip olur. Dinleyen kimselerin Kur´ân dinlemeyi isteyip kasdetmelerl ile . istemeyip kasdetmemeleri de müsavîdir.-Hîdâye´de de böyledir.

Öir kimse seode âyetini içinden okumakla dudakla¤rini oynatmasindan dolayi secde iazmi olmaz.

Secde ancak sahih haillerle okunup bu harflerden ses meyda¤na yel ip hem okuyanin hem de kulagim agzina yaklastirdigi za¤manbaskasinin okuyanin sesini duymasi ile vacip olur. Kâdîhâîi´-da da böyledir.

Bir kimse secde âyetini okusa fakat sonundan bir keli-meyi okumasa secde etmez.

Sadece içinde secde bulunan kelimeyi okuyan kimse de secde etmez.

Secde ancak secde âyetinin ekserisinin secde harfleri ile okun¤masi halinde lazim olur.

Muhtasarü´l - Bahr´de ; «Bir kimse ve´scüd kelimesini oku¤yup sussa ve sonra da vakterib kelimesini okusa bu kimsenin sec¤de etmesi lazim olur.» denilmistir. Tebyîn´de de böyledir^

Bir kimse secde âyetini bir toplulukta her kelimesini bir baska sahis okudugunda dinlese bu durumda o kimsenin secde et¤mesi gerekmez. Çünkü bu kimse secde âyetini bir okuyucudan dinlememistir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Namazin edasi ve kazasi üzerine farz olan herkese tilâ¤vet secdesi yapmak vacip olur. Aksi takdirde vacip olmaz. Tilâvet secdesinin vacip olmasinda asloian budur. Hulâsada da böyledir.

Kur´ân okuyan kimse kâfir deli çocuk hayizli veya nifas-Ii veya hayiz nifasm son gününde bulunan kimselerden biri olur¤sa secde lazim olmaz. Dinleyiciler için de böyledir. Zâhîdî´de de böyledir.

Bu durumda dinleyen kimse akilli balig ve müslüman olur¤sa kendisine secde vacip olur. Çünkü secvde âyetini dinlemistir.

Abdesti olmayan veya cünüp olan bir kimse secde âyetini oku¤mus veya dinlemis olsa bunlarin secde yapmalari lazini gelir. Has¤ta da böyledir.

Secde âyetini kustan dinleyen kimseye secde lazim gelmez. Muhtar olan görüs budur.

Bir kimse uyuyan bir kimseden secde âyetini dinlemis olsa o kimsenin secde etmesi vacip olur. Sahih olan budur.

Bir kimse secde âyetini aksi sedadan dndemis olsa kendisine -secde vacip olmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Uyuyan bir kimseye uykusunda secde âyet; okudugu ha¤ber verilirse o kimsenin secde etmesi gerekir. Nisab´da : «Bu sahih¤tir.» denilmistir. Tatarhâniyye´de de böyledir.

Sarhos bir kimse secde âyetini okumus olsa kendisine de dinleyene de secde etmeleri lazim gelir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kadin namazda secde âyeti okusa da bu secdeyi na¤mazda yapmasa sonra da hayiz olsa bu kadindan secde sakit olur. Muhiyt´te de böyledir. (

Nafile namaz kilan bir kimse secde âyeti okusa ve secde etse sonra da* bu namazi bozulsa bu namazi kaza etmesi gerekir. Fakat secdenin iade edilmesi gerekmez.

Keza bir müslüman secde âyetim okusa ve secde etmeden —Allah korusun— dinden çiksa sonra da tekrar müslüman olsa o secdeyi yapmak o kimseye vacip olmaz. - Fetâvâyi Kâdîhân´cIa da böyledir.

Bir kimse secde âyeti tnûi meali) ni farsea okudugunda hem kendisine hem de dinleyene secde etmek vacip olur.

Dinleyen kimse anlasa da anlamasa da kendisine secde âyeti¤nin okudugu haber verilince secde etmesi gerekir.

Imameyn´e göre ise eger dinleyen kimse okunanin Kur´ân ol¤dugunu biliyorsa secde etmesi gerekir; bilmiyorsa secde etmesi ge¤rekmez. Hulâsa´da da böyledir. «Bil-icmâ´ secde lazim olur.» diyen¤ler de vardir.

Kur´ân arapça olarak okundugu zaman secde mutlaka la¤zim gelir. Fakat bilmeyen kimse arastirmasinda mazurdur.

Kur´ân okuyan kimse sagir olsa ve okudugunu isitmese yine c!e secde etmesi vacip olur. Hulâsa´da da böyledir.

Secde âyeti hece ile okununca secde etmek gerekmez. Si-râciyye´de de böyledir.

Imâm secde âyetini okudugu zaman kendisine de duysun veya duymasin cemaatine de tilâvet secdesi vacip olur. Namazda kiraatin açik olmasi ile gizli olmasi arasinda da bir fark yoktur. An¤cak imâmin giz´i okunan namazlarda secde âyetiokumamasi müs-tehap olur.

Bir imâni secde âyetini okuyunca cemaatinden olmayan bir kimse bunu dinlemis olsa o kimseye de tilâvet secdesi vacip olur.

Cevheretü´iî - Neyyire´de de böyledir. Sahih olan görüs budur. ye´de de böyledir.

Secde âyetim imamdan isiten kimse bu sirada imâma irsa imâmla birlikte secde eder..Bu kimse imâm secde ettikten oua uyarsa secr-e etmez. i?u imâma rek´atin sonunda yetîs-zamandir. Fakat baska bir rek´atte yetisirse tilâvet secdesini mazdn sonra yapar. KâjR´de de böyledir.

imâma uymus olan bir kimse secde âyetini okursa imâ¤min ve imama uyan diger.´kimselerin namazda´da namazdan sonra da secde etmeleri gerekmez Sfrâcül - Vehh&c´da da böyledir.

Namaz kilan bir kimse secde âyetini´namaz kiimay;--´ mr kimseden dinlemis olsa namazdan sonra secde eder. Bu s.. yi namazin içinde yapmasi caiz olmaz. Fakat namazin içinde y; -as-olsa namazi dâ bozulmaz. Tefeîb´de de böyledir. -

Fakat namaz kilan bir kimse namaz kilmamakta olan bir kimseden secde âdetini isitmeden Önce kendisi secde âyeti okumus ve sonra c sahsin okudugunu dinlemis olursa bu kimse —kendisi¤nin okumus olmasindan dolayi™ namaz içinde tilâvet secdesi ya¤par. Dinlediginden dolayi secde etmesi ise gerekmez. Zâhirü´r-ri-vâye de böyledir. Bu kimne Önce namaz kilmayan kimseden secde âyetini dinler sonra da Kendisi okursa bu durani hakkinda iki ri¤vayet vardtr. Sîrâc´da : «K. isinin bu durumda dinledigi secde âye¤tinden dolayi secde etmiyecegi kesindir.» denilmistir. Nahrül -Fâik´ta da böyledir.

0 Bir kimse eger secde âyet1 ni nainsz içinde okur ve okudu¤gu secde âyeti sürenin ortasinda olursa cVdal olan önce secdçyi yap¤mak ve sonra da kalkip sûrenin îsinainiiii okuyarak rükû´a varmak-(ir. Secdeyi böylece yapmasa ve fakat rükû´a giderken bu secde¤ye niyyet etsebu kiyâsen caiz olur. Biz de bunu kabul ederiz.

Sayet bu durumda ne secde yapar ne de rükü´a gider fakat sûreyi tamamladiktan sonra rükû´a giderken niyyett ederse/bu caiz olmaz. Yapmis bulundugu bu rükû´ 5fe secde de üzerinden sakit ol¤maz. Bunlari secde ile birlikte namazin içinde kaza etmesi gerekir. Hâher - zade nami ile maruf Seyhü´l - Imâm : «Bir kimse secde âyetinden sonra üç âyet okuyunca fevreh-kesip rükû´a giderse o rükû;-secde yerine geçmez.» demistir

Semsü´l - Eimme Halvânz de : «Üç âyetten fazla okumanussa secde için namazi kesmez.» demistir. Fetâvâyî Kâdîhân´da da böy¤ledir.

Secde âyeti eger sûrenin sonunda ise eftial olan onu oku¤yarak rükû´a varmaktir. Eger rükû´dan Önce secde yaparsa secde¤den kalkinca baska bir sûreden biraz okumasi gerekir. Kalkip bir sey okumadan rükû´a gitmis olsa bu da caiz olur. Namaz kilan kim¤se bu durumda rükû´ ve secde yapmaz baska bir yere geçip oradan okursa bu sebeble rükû´a gitmesi gerekmez. Namazda oldugu müd¤detçe tilâvet secdesini kaza etmesi gerekir.

Secde âyeti eger sûrenin sonuna dogru olur ve ondan sonra iki veya üç âyet bulunursa namaz kilan kimse serbesttir; dilerse rükû´a gider dilerse secde eder. Rükû´a girmeyi isterse sûreyi tamamlar ve rükû´ yapar. Sayet secde ederse sonra kalkip sureyi bitirir ve sonra rükû´a gider. Namaz kilan kimse bu durumda kalan âyetlere gerideki sûreden ilave yaparsa bu da efdal! olur. Muzmarât´ta da böyledir.

0 Bu kimse secde ettigi zaman arkasindan rükû´ edecekse ayaga kalkar. îki veya üç âyet okuduktan sonra rükû´ yaparsa bu müstehap olur. Münye Serhi´nde de böyledir.

0 Bir kimse namazda secde âyefci okumus olsa ve bu sebep¤ten de rükû´ yapmak istJ&se rükû´a giderken niyyet etmesi gerekir. Eger niyyet etmezse bu rükû´ seede yerine caiz olmaz. Niyyeti rü-kû´da ederse bu hususta âlimler arasinda görüs ayriligi olmustur. Bazilari : «Bu caiz olur.» bazilari ise : «Caiz olmaz.» demislerdir. Muzmarât´ta da böyledir.

En açik olan görüs ise bunun caiz olmamasidir. Serh.-t Ebi´I - Mekârim´de de böyledir.

Bedâi´de : «Bu durumda bir kimse rükû´dan basini kaldir¤diktan sonra niyyet etse bil-icmâ´ caiz olmaz.» denilmistir. Bahrli-r -Râik^a da böyledir.

Imâm olan kimse kiraatin arkasindan ´rükû´da niyyet et¤mis olsa fakat muktedî niyyet etmese imâm selam verdikten sonra muktedî secde eder /e ka´deyi (= oturmayi) iade eder; muktedî eger bunu terk ederse namazi bozulur. Gunye´de de böyledir.

Tilâvet secdesinin niyyet edilmemis olsa bile namaz sec¤desinin eda edilmis olmasi ile eda edilmis olacagi hususunda görüs birligi vardir. Hulâsa´da da böyledir.

Namaz kilan kimse tilâvet secdesini yerinde yapmayi unut-sa ve bunu rükû´da secdede veya ka´dede (— oturusta) hatirlasa hemen yere kapanip secde eder. Sonra da bulundugu yere döner îstihsanen bunu da iade eder. Fakat iade etmemis olsa da namazi caiz olur. Zâhiriyyeide de böyledir.

Imâm namazda secde âyetini okudugu zaman arkasindaki cemaat çpk olsa! imâm secde için tekbir alinca cemaatten bir kis¤mi imâm rükû´a vardi zanm ile rükû´a varsa; sonra imâm secdeden tekbir alarak dogrulsa; rükû´a varan cemaat ise onun rükû´dan dogruldugunu sanarak tekbir alip baslarini kaldirsalar—ve bundan fazla bir sey de yapmis olmasalar— namazlari fesada gitmez.

Namaz kilan kimse namaz kilmayan bir kimseden secde âyetini isitince okuyanla beraber secdeye varsa; eger bu durumda okuyan kimseye tabi olmayi kast ederse namazi fesada gider. Müs-tchap olan namazin haricinde okuyanla dirileyenin beraber secde yapmalaridir. Secde esnasinda dinleyen kimse okuyandan önce ba¤sim kaldirmaz. Hulâsa´da da böyledir.

Okuyanin öne geçip dinleyenlerin onun arkasinda saf tu¤tarak secde yapmalari. Tilâvet Secdesi´nin müstehaplanndandir.

Ebû Bekir : «Tilâvet secdesinde kadinin erkeklere imâm olmasi sahihtir.» demistir. Bahrü´r - Râikta da böyledir.

Secde âyetlerinin arka arkaya okunmasindan dolayi secde¤ler bir araya toplanmis olsa okuyanlarin da dinleyenlerin de bir defa secde yapmalari kâfidir.

Mükerrer secde âyetlerine bir tilâvet secdesinin kâfi gelmesi için ayni âyetin tekrar tekrar okunmasi ve okunan meclisin bir ol¤masi sarttir. Meclis degisik olsa da okunan âyet ayni âyet olsa veya meclis bir olsa da okunan secde âyeti ayri âyetler olsa bu durum¤larda bir secde kâfi gelmez. Muhiyt´te de böyledir.

Secde â}´etini okuyan kimsenin degil de dinleyen kimsenin meclisi degismis olsa bu kimsenin tilâvet secdelerini tekrar tekrar yapmasi gerekil´.

Dinleyenin degil de okuyanin meclisi degismis olursa bu du¤rumda ekseriyetin kavline göre dinleyenin degil de okuyanin ayri ayri secde etmesi lazim gelir. Biz de bu kavli kabul ediyoruz. Itâbiyye´de de böyledir.

Eger tek meclis uzar veya bir lokma ekmek yenilirse; bir yudum su içilirse; ayaga kalkilirsa; bir iki adam yürünürse; sultan evi gibi büyük bir evin bir kösesinden diger bir kösesine degistiri¤lirse; mescidin içinde yer degistirilirse; büyük bir camide bir köse¤den diger bir kösesine gidilirse tekerrür gerekmez.

Eger camiin veya hükümdar evi gibi büyük bir evin odalari¤nin birinden digerine gidilirse; eger gidilen bu yerden imâma iktidâ sahih olursa buralar bir mekân hükmündedir.

Geminin gitmesi mekanin birligini bozmaz Hayvanin gtmesi ise eger kisi namazda hayvana binmis bir vaziyette degilse gemiye muhaliftir. Fetâvâyi Kâdîhân´da da böyledir.

Tesbih tehlil veya kiraat ile mesgul olmak meclisin bir¤ligini kesip bozmus olmaz.

Bir kimse sayet secde âyetini okur sonra da hayvanina binip geri inerse bu hâl dahi meclisin birligi hükmüne mani olmaz.

Bir kimse secde âyetini okur secdesini yapar sonra da uzun¤ca Kur´ân-i Kerim okur ve o secde âyetini yeniden okursa ikinci bir secde yapmasi gerekmez.

Bir yerde secde âyetini okuyup sonra kalkarak hayvanina binen bir kimse bu âyeti bir de hayvaninda okursa kendisine bir secde lazim olur. Eger hareket edip gitmemisse inip secdesini yer- » de yapar. Fakat bu kimse oradan hareket ettikten sonra secde âye¤tini okursa iki defada secde etmesi gerekir.

Keza bir kimse binili iken secde âyeti okur ve sonra inerse; indigi yerden gitmeden bir de orada secde âyeti okursa yine bir secde etmesi kâfidir. Bu durumda secdesini yerde yapar. Cevhere-tü´n Neyyire´de de böyledir.

Meclisin degismesi hususunda zorlamaya itibar edilmez. Meselâ : Bir kimse baska bir kimseye : «Ikinci defa okuma.» der

fakat o kimse ayni mecliste secde âyetini tekrar okursa bir secde yapmasi kâfi gelir.

Bez dokuyan kiliç kusanan veya çift süren kimseler yaptiklari isi tekrar ederlerse secdeyi de tekrarlarlar. Kâfi´de de böyledir.

Agacin bir dalindan baska bir dalina geçen kimse de sec¤deyi tekrar edecektir. Sahih olan kavil budur Muzmarât´ta da böy¤ledir.

Yürüyerek Kur´ân okuyan kimse her secde âyeti için ayn ayri secde eder.

Keza suda yürüyen kimse de eger su nehir veya deniz gibi büyük bir su ise okudugu her secde âyeti için ayri ayri secde eder. Havuzda veya su çukurunda yüzen kimse de okudugu her secde âyeti için ayri ayri secde yapar.

Degirmen tasimn etrafinda dönen kimse de okudugu her sepde âyeti için ayri ayri secde yapar. Hulâsa´da da böyledir.

Çok is gören çok yemek yiyen yatarak uyuyan veya alis veris yapan kimseler de istihsânen secdeleri tekrar yapar. Çünkü bu ameller sebebi ile meclisler örfen degismis hükmünde olurlar. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Namazin içinde okunan secde âyetinin secdesi namazin di¤sinda yapilmaz. Sîrâciyye´de de böyledir.

Bir kimse namazda secde âyetini okur da secdeyi terk ederse günahkâr olur. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Bu hüküm secde etmeden namazi bozulmayan kimseler içindir. Secde etmeden namazi bozulmus olan kimse ise bu secde¤yi namazin disinda yapar. Fakat namazda secdeyi yaptiktan sonra namazi bozulmus olursa bu secdenin iade edilmesi lazim gelmez. Gunye´de de böyledir.

Namaz kilan kimse rükû´da veya secdede Kur´ân okumus olsa tilâvet secdesi lazim gelmez. «Bu durumda secde lazim gelir; ne var ki bu secde yapmis bulundugu secde ile veya rükû´ ile eda edil¤mis olur.» denilmistir Zahîriyye´de de böyledir.

Bir kimse secde âyetini okumus olsa da secde yapsa ve ayni yerde hemen namaza baslasa; namazda da ikinci defa secde âyetini okusa bu kimsenin üzerine ikinci secdeyi yapmak da vacip olur. Fakat ilk okudugu secde âyeti için secde etmemis olursa o kimse¤nin bir secde yapmasi kâfi gelir. Hatta son okudugu âyet için secde yapmamis olsa bile ilk okudugu âyet için yapmasi gereken secde zimmetten düser.

Bir kimse bir erk´atte secde âyetini okusa ve secde yapsa ayni rek´atte tekrar okusa o kimsenin ikinci defa etmesi gerekmez. Se¤rahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

A Namaz kilan kimse birinci rek´atte secde âyetini okusa ve secde yapsa ayni âyeti ikinci üçüncü rek´atlerde de tekrar okusa bu sahsin baska secde yapmasi lazim gelmez. Sahih kavil budur. Hulâ¤sa´da da böyledir.

Bir kimse secde âyetini namazda okusa ve secde yapsa; selam verdikten sonra bu âyeti bulundugu yerde tekrar okusa za-hirü´r - rivayede tekrar secde etmesi gerekir. Bazilari : «Bu kimse selamdan sonra konusur ve daha sonra secde âyetini okursa; bu sec¤deyi tekrar yapmasi gerekir.» demislerdir.

Bir kimse sayet secde âyetini namazda okur fakat secdeyi yap¤maz ve selam verdikten sonra da secde âyetini okursa bu kimseye bir secde kâfi gelir; önceki secde düser. Fetâvâyd Kâdîhân´da da böy¤ledir.

Birinci rek´atte secde âyetini okuyup sonra da abdesti bo¤zulan kimse gidip abdest alir. Gelir ve bir baskasindan da secde âye¤tini duyarsa bu kimsenin iki secde yapmasi lazim gelir. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kimse namazda secde âyetini okur veya baskasindan isitir de secde ettikten sonra da abdesti bozulursa gidip abdest alir. Namazini bina ederken bir secde âyeti daha duyarsa ikinci defa secde etmek bu sahsa vacip olur. Ve namazdan sonra bu secdeyi yapar.

Su mes´ele ise yukaridaki hükme muhaliftir : Bir kimsenin na¤mazda secde âyetini okuduktan sonra abdes´ti bozulur ve abdest alip namazim bina ederken o âyeti yine okursa üzerine iki defa secde yapmak vacip olmaz. Zahîriyye´de de böyledir.

Secde âyetini mubah bir vakitte okuyup mekruh vakitte secde etmek caiz olmaz.

Secde âj´eti mekruh vakitte okunursa tilâvet secdesinin de bu vakitte yapilmasi caiz olur.

Bir hayvana binmemis oldugu halde secde âyetini okuyan kim¤se korkudan dolayi hayvana binse hayvan üzerinde korku halinde secde yaparsa caiz olur; emniyet halinde ise hayvan üzerinde secde yapmasi caiz olmaz. Serahsî´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Tilâvet secdesinin sartlan tahrîme hariç namazin sart¤larinin aynidir.

Tilâvet secdesinin rüknü ise alni yere koymaktir veya bunun ye¤rine geçen rükû´u yapmaktir.

Hasta olan kimse tilâvet secdesini imâ ile yapar.

Yolcu olan kisi ise tilâvet secdesini hayvaninin üzerinde yapa¤bilir. Yerde yapilmasi gereken secdeyi hayvan üzerinde yapmak caiz olmaz. Fakat hayvan üzerinde yapilacak secdeyi yerde yapmak caiz olur.

Namazi bozan seyler tilâvet secdesini de bozar.

Kasden abdest bozmak konusmak gülmek gibi namazi bo¤zan seyler tilâvet secdesini de bozar ve böyle bozulmus c$an ti¤lâvet secdelerinin iade edilmeleri lazim gelir.

Gülmek namazin secdesinde olursa abdesti bozar; fakat tilâvet secdesinde olursa abdesti bozmaz.

Keza tilâvet secdesinde kadinla ayni hizada bulunmak bu secdeyi bozmaz.

Bir kimse tilâvet seccjesinde uyusa sahih olan kavle göre ab¤desti bozulmaz. Bahrü´r - Râik´ta da böyledir.

Tilâvet secdesinin sünneti baslama ve bitirme tekbirleridir. SerâhsS´nin Muhiyt´inde de böyledir.

Bir kimse tilâvet secdesi yapmak istedigi zaman tekbir alir; ellerini kalidirmadan secdeye varir. Sonra tekbir alip basini secdeden kaldirir. Bu secdede tesehhüd ve selam yoktur. Hidâye´de de böyledir.

Tilâvet secdelerinde üç defa «Sübhâne Rabbiye´I - alâ» de¤nir. Farz namazlarda oldugu gibi üç defadan fazla söylenebilir fa¤kat noksan söylenmez. Hidâsa´da da böyledir.

Sayet secdede farzlarda oldugu gibiaklina bir sey okumak gelmese yine de bu secde caiz olur. Hulâsa´da da böyledir.

Tilâvet secdesi yapan kimse tekbir alirken sesini yüksel¤tebilir.

Bir kimse tilâvet secdesi yapmak istedigi zaman ayaga kalkar sonra secde eder; secdeden basini kaldirinca da ayaga kalkar ve sonra oturur. Müstehap olan budur. Zahîriyye´de de böyledir.

Tilâvat secdesi yapmak isteyen kimse kalbi ile niyyet eder: dili ile de : «Allah rizâsi için tilâvet secdesi yapmaya niyyet ettim.» der. Sonra da tekbir alir. Sirâcül - Vehhâc´da da böyledir.

Giyasî´de : «Tilâvet secdesinin edasi fevrî degildir. (Ya¤ni secde âyeti okunur okunmaz hemen secde edilmesi lazim gel¤mez.) Tilâvet secdesi her ne zaman yapilirsa yapilsin kaza degil edâ olur.» denilmistir. Tatarhaniyye´de de böyledir

Ancak yukaridaki hüküm namaz disinda olan tilâvet sec¤deleri içindir. Namaz içinde ise fevrî olarak vaciptir. Kiraat uzun sürdügü için tilâvet secdesi gecikirse bu secde kaza edilir. Bunu kasden yapmak ise günahtir. Bahiü´i - Râik´ta da böyledir.

Kur´ân okuyan kimsenin yaninda cemaat bulundugu zaman eger secde etmek onlara zor gelmiyecek ve kalplerinde secde için bir haz varsa bu durumda münasip olan secde âyetinin açiktan okunmasidir.

Eger cemaat abdestsiz veya secde âyetini isitip de secde etmi-yecekîerse veya secde etmek onlara zor gelecekse; en uygunu Kur´¤ân okuyan kimsenin bu âyeti ´kendi içinden gizlice okumasidir. Bu ister namaz içinde olsun ister namaz disinda olsun müsavidir. Hulâsa´da da böyledir.

Bir süreyi okuyup da secde âyetini birakmak mekruhtur. Fakat bir kimse namaz disinda tek basma Kur´ân okurken secde âyetini okumazsa bu mekruh olmaz. Müstehap olan secde âyeti ile birlikte bir veya iki âyet okumaktir. Fakat bunlar okunmasa da za¤rar vermez. Hulâsa´da da böyledir. [70]



Sükür Secdesi


Ebû Hanife (R.A.) ´ye göre sükür secdesine itibar edilmez. Sükür secdesini yapana bir sevap yoktur; yapmamak daha evladir.

Ebû Yûsuf (R.A.) ile Imâm Muhamnied CR.A.) ise : «Sü¤kür secdesi bâr yakinlik vesiîedirir. Yapana sevap vardir.» demis¤ledir. Onlara göre bîr kimsenin ni´meti artar yenilenir veya açiga çikarsa; veya Allahu Teâlâ o kimseyi evlât veya mal ile riziklandi-rirsa; veya o kimse bir yitigini bulursa; veya bir musibetten kurtu¤lur hastasi veya hastaligi ryilesirse o kimsenin secde etmesi müstehap olur.

Sükür secdesi yapmak isteyen kimse yönünü kibleye döner tekbir alir ve secdeye varir. Secdede Allahu Teâlâ´ya hamd-ü sena¤da bulunur ve tesbih okur. Sonra tilâvet secdesinde oldugu gibi ikin¤ci defa basini kaldirarak secdeyi tamamlar. Sirâcü´l Vehhâc´da da böyledir.

Huccet´te : «Kullar sükür secdesinden men edilmemelidir. Çünkü onda Ailah´a kulluk ve hudû´ vardir.» denilmistir. Fetva da bunun üzerinedir. TatarhânIyye´de de böyledir.

Nafile namaz kilmanin mekruh oldugu vakitlerde sükür secdesi yapmak da mekruhtur. Baska zamanda ise sükür secdesi mekruh (degildir. Gunye´de de böyledir.

Sebepsiz yere secde yapmak yakinlik olmadigi gibi mek¤ruh 4a degildir. Fakat böyle bir secdeyi namazin sonunda yapmak mekruhtur. Çünkü cahiller o secdeyi sünnet veya vecip itikad ede¤bilirler. Namaza getirilip bitistirilen her mubah mekruhtur. ZâW-dî´de de böyledir. [71]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/176.

[2] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/177.

[3] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/178.

[4] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/178.

[5] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/179.

[6] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/179.

[7] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/180-181.

[8] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/182-183.

[9] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/183-185.

[10] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/187-194.

[11] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/195-201.

[12] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/201-202.

[13] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/203.

[14] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/204-210.

[15] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/211-220.

[16] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/220.

[17] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/221-227.

[18] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/227-228.

[19] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/229-234.

[20] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/234.

[21] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/235-236.

[22] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/237-241.

[23] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/241.

[24] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/241-243.

[25] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/243.

[26] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/244-246.

[27] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/246.

[28] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/247-252.

[29] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/253.

[30] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/254.

[31] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/254-268.

[32] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/254-268.

[33] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/269-274.

[34] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/275-286.

[35] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/287-289.

[36] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/290-292.

[37] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/293-301.

[38] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/302-305.

[39] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/306-310.

[40] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/311-313.

[41] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/314-319.

[42] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/319-321.

[43] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/321-322.

[44] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/323.

[45] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/323-330.

[46] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/330-334.

[47] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/334-335.

[48] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/335-337.

[49] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/338-359.

[50] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/360-371.

[51] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/371-372.

[52] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/372-376.

[53] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/377-380.

[54] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/381-383.

[55] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/383.

[56] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/383.

[57] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/383.

[58] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/384.

[59] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/384.

[60] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/384.

[61] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/384-391.

[62] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/391-402.

[63] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/403-408.

[64] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/409-418.

[65] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/418-420.

[66] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/421-423.

[67] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/423-430.

[68] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/430-435.

[69] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/435-440.

[70] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/441-455.

[71] Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye) Akçag Yayinlari: 1/456.
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15-Aralık-2009, 02:17   #29 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17230
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Fetavay-i Hindiyye Namaz 2.Bölüm

14- HASTALARIN NAMAZI
15- MISAFIRIN (= YOLCUNUN) NAMAZI
Seferle Degisen Hükümler :
Gemide Ve Hayvan Üzerinde Kilinan Namazlarla Ilgili Hükümler
Hayvan Üzerinde Kilinan Namaz :
Gemide Kilinan Namaz :
16- CUMA NAMAZI
Cuma Namazinin Vücubunun Sartlari :
Cuma´nint Edasinin Sartlari :
Vakit :
Allahu Teâla´yi Zikretmek :
Hutbenin Sünnetleri
17- BAYRAM NAMAZLARI
Tesrik Günlerinde Alinan Tekbirler
Tesrik Tekbirlerinin Sifati
Tesrik Tekbirlerinin Adedi Ve Mahiyeti :
Tesrik Tekbirlerinin Sartlari :
Tesrik Tekbirlerinin Vakti :
18- KÜSÛF NAMAZI
Husuf Namazi :
19- ISTISKA ( = YAĞMUR DUASI)
20- KORKU NAMAZI
Korku Namazi Nasil Kilinir :
21- CENAZELER..
Ölüme Hazirlanma.
Ölüyü Yikamak.
Ölünün Kefenlenmesi
Cenazenin Tasinmasi
Cenaze Namazi
Cenaze Namazi Nasil Kilinir
Kabir Defin Ve Ölünün Kabirden Baska Bir Yere Nakledilmesi
Bu Konu Ile Ilgili Bazi Meseleler :
Sehidlik Ve Sehidlerle Ilgili Hükümler
Sehidin Hükmü :
22- SECDELER..


14- HASTALARIN NAMAZI


Hasta olan bir kimse ayakta durmaya gücü yetmedigi za¤man —rükû´ ve secdelerini yaparak— namazini oturarak killar. HH-daye´de de böyledir.

«Gücü yetmeme» nin açiklanmasinda en sahih görüs: Ayakta durulunca bir zarara ugranmasi halidir. Fetva da bunun üzerinedir. Mi´râcü´d - Dirâye´de de böyledir.

Keza bir kimse hastaliginin artmasindan korktugu; iyiles¤mesinin gerileyecegi veya basinin döndügü zamanlarda da namazini oturarak kilar Tebyîn´de de böyledir.

Ayakta durma yüzümden agri veya aci duyan kimse de nar mazini oturarak kilabilir.

Ayakta durmaktan dolayi mesakket nev´inden bir seyle karsila¤san kimsenin —sirf bu yüzden— ayakta durmayi terk etmesi caiz olmaz. Kâfi*de de böyledir.

Bir kimse namazin tamaminda ayakta duramaz; fakat bir müddet ayakta durmaya gücü yeterse o kimseye gücü yettigi1 kadar ayakta durmasi emredilir.

Meselâ : Bir kimsenin ayakta tekbir almaya gücü yetse dex Kur-´ân okumak için ayakta durmaya gücü yetmese. veya kiyamin bir kismina gücü yetse; bu kimseye tekbiri ayakta almasi ve gücü yettigi kadar ayakta durmasi emredilir. Ve bu kimse