Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > İnanç Dünyamız > İslamiyet > Dini Bilgiler
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


"Bayrakları Bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa Vatandır."

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Büyük Hanefi Fıkhı
Konudaki Cevap Sayısı
672
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
37902


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22-Aralık-2009, 20:08   #131 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Hem Kaza Hem Keffareti Gerektiren Seyler


(Oruçlu olan kimse eger unutarak bir sey yer veya içer yahut cinsel Iliskide bulunursa orucu bozulmaz.) Imam Malik: «Bozulur» demistir ki kiyas da bunu gerektirir. Zira namazda olan kimse -unutarak da olsa- eger konusursa konusmak namazla bag¤dasmayan bir hareket oldugu için namazi bozulur. Bunun için oruç¤lu olan kimse de -unutarak da olsa- bir sey yedigi veya içtigi zaman yiyip Içmek oruca aykin oldugu için orucunun bozulmasi lâzim gelir. Bu ise; Kim ki oruçlu iken unutup bir sey yer veya içerse (sakin) oru¤cunu (bozmayip) tamamlasin. Çünkü Allah ona yedirmis içirmis-tir- ([12]) hadisine dayaniyoruz. Çünkü bu hadiste unutarak yiyip içmekle orucun bozulmadigi sabit olunca buna kiyasen unutarak cinsel iliskide bulunmakla da bozulmamasi lâzim gelir. Çünkü oruç ikisinden de sakinmaktir. Namaz ise oruç gibi degildir. Zira nama¤zin durumu namazda olan kimsenin namazda oldugunu unutmasi¤na mânidir. Oruçta ise kisinin oruçlu oldugunu unutmasina mâni bir durum yoktur. Bunun için oruçlu olan kimsenin oruçlu oldugu¤nu unutmasi siksik vaki oldugu halde namazda olan kimse namaz¤da oldugunu çok az unutur veyahut hiç unutmaz. Sonra bu hüküm¤de farz ile sünnet olan oruçlar arasinda fark yoktur. Çünkü hadis¤te ayirim yapilmamistir.

Yamlarak veyahut baskasi tarafindan icbar edilerek yiyen ve¤yahut içen kimsenin orucu ise bozulur. Imam-i Safii ya nüraa ile icbar edilmeyi de unutmaya kiyas ederek: «Bozulmaz» de-"mistir. Biz diyoruz ki: Yanilma ile icbar az vaki olan hallerdir. Ki¤sinin oruçlu oldugunu unutmasi ise her zaman vaki olur. Bir de: unutma kisinin kendisi tarafindan icbar ise baskasi tarafindan is¤lenen bii durumdur. Bunun için ikisi arasinda fark vardir. Nitekim bunun içindir ki hasta oldugu için oturarak namaz kilan kimseye kaza lâzim gelmez de ayaklan bagli oldugu için oturarak namaz kilan kimseye kaza lâzim gelir. (Uykuda Ihtilâm olan kimsenin de orucu bozulmaz.) Zira Pey¤gamber Efendimiz (Salîallahü Aleyhi ve Sellem) Üç sey kisinin orucunu bozmazlar: Kusmak kan aldirmak ve ihti¤lâm olmak ([13]) diye buyurmustur. Çünkü ihtilâmda kadina doku-nulmadigi için ihtilâm cinsel iliski degildir. (Eger kisi sehvetle bir kadina bakip da inzal olursa yine böyle¤dir.) Çünkü bu da cinsel iliski degildir. Bu kimse de nihayet bir ka-dinm güzelliklerini gözleri önüne getirip inzal olan kimse gibidir. Derler ki: Eliyle menisini getiren kimse de böyledir.

(Vücuda yag sürmekle de oruç bozulmaz.) Zira vücuda yag sür¤mede orucu bozacak bir durum yoktur.

Ayni sebebe ve yukarida geçen hadise binaen (kan aldirmakla ve gözlere sürme çekmekle de oruç bozulmaz.) Çünkü göz ile» be¤yin arasinda geçit yoktur. Göz yasi ise ter gibi gözeneklerden sizar. Herhangi bir seyin gözeneklerden sizmasi ise -soguk su ile yika¤nan kimsede oldugu gibi- orucu bozmaz.

(Herhangi bir kadini öpmek de) eger inzale yol açmazsa (oru¤cu bozmaz.) Zira yalniz öpmede orucu bozacak bir durum yoktur. Fakat öpmekle ric´at ve müsaheret hâsil olur. ([14]) Çünkü ric´at ile müsaheret -yeri gelince açiklanacagi üzere- cinsel iliskiyle degil çiplak nikâh ile hükmen sabit olurlar. (Eger kisi kadini öper veyahut ona dokunurken inzal olursa oru¤cu bozulur. Fakat bu kimseye yalniz kaza lâzim gelir kefaret lâzim gelmez.) Çünkü kisi inzal olunca cinsel iliskide bulunmus gibi olur. Bunun için ona ihtiyaten kaza lâzim gelir. Fakat bilfiil cinsel ilis¤kide bulunmadigi için keffaret lâzim gelmez. Çünkü keffaret bir çe¤sit cezadir. Cezalar ise süpheli durumlarda gerekmez. (Kisinin kendine güvendigi zaman) yani cinsel iliskide bulunma¤yacagindan ve inzal da olmayacagindan emin oldugu zaman (öpme¤nin bir sakincasi yoktur. Fakat eger kendine güvenemezse mekruh¤tur.) Zira oruç bizzat öpme ile bozulmuyorsa da sonucu itibariyle öpmek çogu kez bozucu olur. Bunun için kisinin kendine güveni ol¤dugu zaman öpmenin kendisi güveni olmadigi zaman ise öpmenin sonucu gözönünde bulundurulur. imami Safiî ise iki durum arasinda ayirim yapmamis¤tir. ([15]) Oysa bizim bu dedigimiz onun görüsüne karsidir. î m a m Muhammed´ den «Kucaklasmak sarmas dolas yatmak ve ben¤zeri gibi daha asin olan iliskiler çogunlukla sakincali sonuca yol açtiklari için mekruhtur» diye söyledigi rivayet olunuyorsa da da¤ha zahir olan rivayete göre bunlar da öpmek gibidirler.

(Oruçlu oldugunu hatirladigi halde bogazina bir sinek kaçan kimsenin orucu) kiyasa göre bozulmasi gerekiyorsa da üstihsanen bozulmaz.) Zira sinek de toz gibi önlenmesi mümkün olmayan bir seydir. Bogaza kaçan yagmur ve kar taneleri hakkinda ise ihtilâf edilmistir. En sahihi sudur ki kar ve yagmur tanelerinin bogaza kaçmasi ile oruç bozulur. Çünkü üstü kapali bir yere girmekle kar ve yagmurdan korunmak mümkündür.

(Disleri arasinda kalan yemek kirintisini yutan kimsenin orucu eger kirinti büyükse bozulur küçükse bozulmaz.) Imam Züfer: -Kirinti ister "büyük ister küçük olsun bo¤zulur. Zira agzin içi dis sayilir. Nitekim bunun içindir ki agizda su çalkalamakla oruç bozulmaz- demistir.

Biz diyoruz ki: Küçük kirintilardan sakinmak mümkün olmadi¤gi için dislerin kiri hükmünde olup tükürük gibi yutulmasi ile oruç bozulmaz. Fakat büyük kirintilar çogunlukla dislerin arasinda kal¤madigi için yutulmalari orucu bozar. Nohut tanesi kadar olan ki¤rinti büyük nohuttan küçük olan kirinti ise küçük sayilir.

(Kirintiyi agzindan çikanp eline aldiktan sonra yiyen kimsenin ise -kirinti küçük de olsa- orucunun bozulmasi gerekir.! Zira ri¤vayete göre Imam Muhammed: «Oruçlu olan kimse eger disleri arasinda kalan bir susam tanesini yutarsa orucu bozulmaz. Fakat eger bir susam tanesini disaridan agzina atip çignemeden yu¤tarsa bozulur. Eger çigniyerek yerse bozulmaz. Zira bir susam ta¤nesi agizda çignendigi zaman dagilip yok otur.» demistir.

Kirinti yutmakla oruç bozuldugu zama- Imam E b û Yûsuf´a göre- yalniz kaza lâzim gelir keffaret iâzim gelmez. Çünkü kirinti tiksindiricidir. Imam Züfer ise: -Kefaret de lâzim gelir. Çünkü her ne kadar kirinti tiksindirici ise de yemektir ancak bozuk bir yemektir. (Midesi bulanip elinde olmayarak kusan kimsenin orucu bozul¤maz.) Zira Peygamber Efendimiz fSallatlahü Aleyhi ve Sellem); -Elinde olmayarak kusan kimseye kaza lâzim gelmez. Kendini kas¤ten kusturan kimseye ise kaza lâzim gelir ([16]) buyurmustur. Elde olmayan kusma Üe orucun bozulmamasi hükmünde kusmugun agiz dolusu olup olmamasi halleri arasinda fark yoktur. Ancak eger kus¤muk bir daha geri dönerse - Imam Ebû Yûsuf´a göre- agiz dolusu olmasi halinde onunla abdest bozuldugu için oruç da bozulur. Imam Muhammed ise: -Agiz dolusu da olsa oruç bo¤zulmaz. Çünkü kisi onu kasten yutmadigi gibi ona gida da olamaz» demistir. Sayet kisi agiz dolusu olan kusmugu kasten geri yutarsa o zaman ittifak ile bozulur. Çünkü kusmuk agiz dolusu kadar oldu¤gu için disari çikmis sayildigi halde kisi onu kasten yutmustur. Kus¤mugun agiz dolusu olmadigi halinde ise eger geri dönerse Imam Ebü Yûsuf´a göre disari çikmis sayilmadigi Imam M u -ham m e d´e göre de kasten yutmadigi için orucu bozulmaz. Fa¤kat eger kendisi geri yutarsa Imam Ebü Yûsuf´a göre yine hüküm böyledir. Çünkü agiz dolusu kadar olmadigi için disari çikmis sayilmaz. Imam Muhammed´e göre ise ki¤si onu kasten yuttugu için bozulur.

(Oruçlu oldugunu hatirladigi halde kendini agiz dolusu kustu¤ran kimseye ise) Yukarida geçen hadise binaen (kaza lâzim gelir.) Zira böyle bir hadis dururken kiyas yapilamaz. Ancak bu kimseye orucunu herhangi bir seyi yemek veya içmekle bozmadigi için ke¤faret lâzim gelmez. Bu kimsenin kusmugu agiz dolusu olmasa da -hadis mutlak oldugu için- Imam Muhammed´e göre yine orucu bozulur.

Imam Ebû Yûsuf ise: -Kusmugun agiz dolusu kadar olmadigi için disan çikmis sayilmaz ve dolayisiyla kisinin orucu bo¤zulmaz- demistir. Sayet bu kimsenin kusmugu geri de dönerse Imam Ebû Yûsuf´a göre disari çikmis sayiimadigi için yine de orucu bozulmaz. Fakat eger kendisi geri yutarsa bir riva¤yete göre Imam Ebû Yûsuf; -Ayni sebebe binaen bo-zuimaz» bir rivayete göre de : -bozulur. Çünkü kendisi kendini kus¤turmus ve kusmugunu da yine kendisi geri yutmus oldugu için agiz dolusu kadar kusup da kusmugu geri dönen kimse hükmündedir» demistir. (Bir baskasiyla ön veya arka taraflardan birinde cinsel iliskide bulunan kimseye hem kaza hem kefaret lâzim gelir.) Bu kimseye kaza lâzim gelmesi bozdugu orucun yerine geçmesi içindir. Kefa¤ret de isledigi suçun cezasidir. Bu kimseye gusül lâzim gelmesinde nasil inzal sart degilse kefaret lâzim gelmesinde de sart degildir. Çünkü inzal olmadan da cinsel iliski ile cinsel arzu yerine gelmis olur. Ancak inzal olmayinca doyum olmaz. Imam Ebü Ha-n i f e´den kefareti cezaya kiyas ederek: -Arka tarafta cinsel iliski ile kefaret lâzim gelmez» diye söyledigi rivayet olunmustur. Çünkü imam Ebû Hanife´ye göre arka taraftan olan zina cezayi gerektirmez. Fakat en sahihi sudur ki: Cinsel arzunun yerine gelmesi bakimindan ön ile arka taraflan arasinda fark bu¤lunmadigi için kefaret lâzim gelir. Bir ölü veyahut hayvan ile cinsel iliskide bulunan kimseye ise —inzal olsun olmasin— kefaret lâzim gelmez.) Çünkü kefaret cinsel arzuyu yerine getirmek suçunun cezasidir. Cinsel arzu ise an¤cak birbirlerine karsi bu arzuyu duyan kimselerin çiftlesmesi ile tam olarak yerine gelmis olur. îmam-i Safii ise: «Lazim gelir» demistir. Sonra biz Hanefilere göre cinsel iliski ile lâzim gelen keffaret nasil erkege lâzim geliyorsa kadina da lâzim gelir. Imam-i S â -f i i ise bir kavlinde: -Kadina lâzim gelmez. Çünkü cinsel iliski erkegin eylemidir. Kadin ise bu eylemin yeridir» bir kavlinde de: «Kadina da lâzim gelir. Fakat erkek nasil kadina gusül suyunu bul¤mak zorunda ise burada da keffaretini ödemek zorundadir» demis¤tir. Bizim dayanagimiz «Kim ki Ramazanda orucunu bozarsa zihar yeminini yapan kim¤seye lâzim gelen keffaret ona lazim gelir» ([17])´hadisindeki umum¤dur. Zira «Kim ki» deyimi erkek ile kadinin ikisine de samildir. Kal¤di ki kefareti gerektiren sebep cinsel iliskide bulunmanin kendisi olmayip onun sonucu olan orucun bozulmasidir. Orucun bozulma¤sinda ise erkek ile kadin ortaktirlar. Sonra kefaret ya ceza ya iba¤dettir ikisinde de niyabet olmadigi için kadma lâzim gelen kefa¤reti erkegin ödemek zorunda olmasi düsünülemez.

(Beslenme veya tedavi maksadi ile herhangi bir seyi yiyen veya içen kimseye hem kaza hem kefaret lâzim gelir.) îmam-i Safiî: «Kefaret lâzim gelmez. Çünkü Jkefaret ancak Ramazan´da oruçlu iken cinsel iliskide bulunmakla lâzim ge¤lir. Bu da kiyasa aykiridir. Zira ramazanda orucunu -cinsel iliskide bulunmakla bozan bedevi arap durumunu Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem}´e büyük bir pismanlik içinde arzetti-gi için ona kefaret lâzim gelmemesi gerekirdi. Çünkü her günah tey¤be ile ortadan kalktigina göre onun da isledigi bu günahtan pisman¤lik duydugu için bir ceza terettüp etmemeliydi. Buna ragmen Pey¤gamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona kefaret lâzim geldigini buyurmustu. Bunun için bu olaya bir baska sey kiyas edi¤lemez.» demistir. Biz diyoruz ki: Ramazan orucunu yalniz cinsel iliskiyle degil yiyip içmekle de bozmanin kefareti gerektirdigi birçok hadislerle sabittir. Sonra bedevi araba kefaret olarak bir köle azatlamak lâ¤zim gelmesinden bu günahin tevbe ile ortadan kalkmadigi anlasil¤maktadir. Bunun için ona kefaret lâzim gelmesi kiyasa aykiri de¤gildir. (Bu kefaret zihar yeminini yapan kimsenin kefareti gibidir.) Zira yukarida metni geçen «Kim ki ramazanda orucunu bozarsa zi¤har yeminini yapan kimseye lâzim gelen kefaret ona lâzim gelir.» hadisi bunu açikça ifade ettigi gibi ayrica rivayet olunmaktadir ki bir bedevi arap ile Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sel¤lem) arasinda su karsilikli konusma olmustur:

Bedevi arap:

-Ben mahvoldum. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «Niçin ne yaptin ki?» Bedevi arap:

-Ramazanin gündüzünde bilerek karimla cinsel iliskide bu¤lundum. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «Bir köle azatla» Bedevi arap j

-Kendimden baska hiçbir köleye malik degilim. Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) :

-- «Pespese iki ay oruç tut» Bedevi arap:

-Basima gelen bu felaket orucun yüzünden degil mî? Peygam¤ber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) :

«Altmis yoksula yemek yedir- Bedevi arap -

-Gücüm yetmez. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (Aley-hi´s-salâtüve´s-selâm) bir sepet hurma istedi ve Bedevi araba: «Al bunu yoksullara dagit» buyur¤du. Bedevi arap i

-Allah´a yemin ederim ki Medine´nin su iki siyah kayaligi ara¤sinda benden ve benim çocugumdan daha muhtaç kimse yoktur. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) : «öyleyse sen ye ve çoluk çocuklarina yedir. Fakat bu ancak senin için olur. Senden baska herhangi bir kimseye olamaz» buyur¤du. ([18])

imam-i Safii: -Orucun keffaretinde siraya riayet mec¤buriyeti yoktur. Kisi bu üç seyden hangisini yapmak isterse yapa¤bilir- Imam Mâlik de: -Keffaret orucunu pespese tutmak gerekli degildir. Kisi isterse aralikli olarak da tutabilir- demislerse de bu hadis onlarin görüsüne karsi bir delildir. (Herhangi bir kadinla ön ile arka taraflarin disinda cinsel ilis¤kide bulunup inzal olan kimseye) inzal oldugu için (kaza lâzim ge¤lir. Fakat) Ön ve arka taraflarin birinde olmayan iliski cinsel iliski olmadigi için (keffaret lâzim gelmez.)

(Ramazandan baska herhangi bir orucu bozmak keffareti gerek¤tirmez.) Zira ramazan orucu en agir olan oruçtur. Bunun için di¤ger oruçlar onun hükmünde degillerdir. (Lavman yapan enfiye çeken ve kulagina ilaç damlatan kimse¤lerin orucu bozulur.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm )-Oruç ancak herhangi bir seyin içe girmesiyle bozulur- ([19])buyurmustur. Hem de oruç kisiye yararli olan herhangi bir seyin içine girmesiyle bozulduguna göre bu üç seyde de oldukça yarar vardir. (Fakat bu kimselere keffaret lâzim gelmez.) Çünkü keffaret ancak yiyip içmek veyahut cinsel iliskide bulunmak¤la oruç bozuldugu zaman lâzim gelir.

(Kulagina su giren veyahut damlatan kimsenin orucu bozulmaz.)

Çünkü suyun kuîaga hiç bir faydasi yoktur. Yag ise öyle degildir. (Kisi karninda veya kafasinda bulunan derin bir yarayi tedavi ederken ilâç karin veya kafa bosluguna kadar inerse) Imam Ebü Hanife´ye göre (orucu bozulur.) Diger iki imam ise : -Ilâcin boslu¤ga kadar inmesi kesin degildir. Çünkü yaraya ilâç birakilirken ilâç sivi da olsa yara bazan açilir bazan kapanir. Bunun için ilâcin içe kadar nüfuz etmesi kesin degildir- demislerdir.

Imam Ebû Hanife de: «Ilâç sivi oldugu zaman onun yasligi ile yaranin yasligi ilâç \ derinliklerine kadar inmesine yar¤dimci olurlar demistir. (Zekerinin deligine ilaç damlatan kimsenin orucu) Imam Ebû Ha¤nife´ye göre (bozulmaz.) Imam Ebü Yûsuf: -Bozulur» de¤mistir. Imam Muhammed de tereddüt ederek kesin bir sey

söyleyememistir. Imam Ebû Yûsuf herhalde zekerin id¤rar mecrasi olduguna bakarak zeker ile karm arasinda açik bir ka¤nal bulunduguna Imam Ebû Hanife de zeker ile karin arasinda mesane bulundugu için idrarin mesaneden sizdigina kani olmuslardir. Bu ise fikihtan çok tesriha ait bir konudur. (Herhangi bir seyi agzina koyup tadina bakan kimsenin orucu bozulmaz.) Çünkü oruç ancak herhangi bir seyin kafa veya karin bosluguna girmesiyle bozulur. Bir seyin tadina bakmakta ise böyle bir durum yoktur. (Fakat) orucun bozulmasina yol açabildigi için (mekruhtur.) (Kadinin çocugu için yemekleri çignemesi de eger baska imkân varsa) ayni sebebe binaen (mekruhtur. Fakat eger baska imkân bu¤lunmazsa) çocugun korunmasi için (sakincasi yoktur.) Nitekim ço¤cugun annesi çocugun hayatmi korumak için gerektiginde oruç da¤hi tutmayabilir.

(Sakiz çignemek de orucu bozmaz.) Zira sakiz yapiskan oldugu için çignenirken tükürüge karismaz. Kimisi : -Eger sakiz gevrek olup agizda dagihrsa tükürüge karistigi için oruç bozulur- kimisi de: -Yapiskan da olsa. siyah cinsinden oldugu zaman agizda dagildigi için oruç bozulur- demistir. (Fakat mekruhtur.) Zira hem orucu bo¤zulma tehlikesine sokar hem kisinin oruçlu olmadigi zannini do¤gurur.

Oruçlu olmayan kadmlar için sakiz çignemek mekruh degildir. Çünkü kadinlar için sakiz çignemek misvak kullanmak yerine ge¤çer. Fakat erkekler için eger bir neden bulunmazsa -sakiz çigne¤yen erkekler kadinlara benzedikleri için- mekruhtur. (Oruçlu olan kimsenin gözlerine sürme çekmesinde ve biyikla¤rina yag sürmesinde sakinca yoktur.) Zira oruç için ikisinde de sa¤kincali bir durum yoktur. Kaldi ki Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) oruç tutulmasina tesvik buyurdugu asura günü ayrica gözlere sürme çekmeyi de tesvik buyurmustur. ([20]) Tedavi maksadiyle erkekler için gözlere sürme çekmede sakinca yoktur. Biyiklara yag sürmek de. boyalamak yerini tuttugu için eger süs maksadi ile olmazsa istihsan edilmistir.

Sakal sünnet olan miktarda uzun olurca -ki bir kabzadir- daha da uzamasi için ona yag sürülemez.

(Oruçlu olan kimse Için -ister sabah ister aksam fasli olsun- agzina yas misvak sürmek mekruh degildir.) Zira Peygamber Efendi¤miz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) «Oruçlu olan kimsenin amelleri içinde en sevaplisi agzini misvâklamasi-dir» ([21]) buyurarak sabah ile aksam fasillari arasinda ayirim yap¤mamistir tmam-i Safii: -Oruçlu olan kimse için ögleden sonra agzina misvak sürmek mekruhtur. Çünkü oruçlu olan kimse ögleden sonra agzinin kokusu bozuldugu için kana boyanmis sehit gibi Allah katinda deger kazanmis olur. Eger agzina misvak sürer- se sehidin kani gibi Allah katinda degerli olan bu kokuyu gidermis olur» demistir. Biz diyoruz ki: Bozulmus olan bu koku bir ibadetin eseridir. Iba¤dette ise gizlilik daha uygundur. Sehidin kam ise böyle degildir. Zi¤ra sehit zulmen öldürüldügü için kani onun için sahitlik eder. Son¤ra misvak ister yeni agaçtan kesildigi için yas olsun ister su ile is¤latilmis olsun fark etmez ikisi de mekruh degildir. Zira yukarida geçen hadis mutlak olup onda herhangi bir ayirim yapilmamistir.[22]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:09   #132 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Bir Fasil


(Hasta olan kimse eger oruç tutmakla hastaligi artiyorsa -tut¤madigi günleri ramazandan sonra kaza etmek üzere- ramazanda tutmayabilir.) Imam-i Safii: -Oruç tutmayabilmek için oruç tutuldugu takdirde hastaligin artmasi kâfi degildir» demistir. Imam-i Safii teyemmümde oldugu gibi bunda da ölüm ve¤ya sakatlanma tehlikesini sart kosmustur. Biz diyoruz ki: Hastaligin artmasi veyahut uzamasi bazan ölüme sebep olur. Bunun için has¤taligin artmasindan da sakinmak gerekir. (Yolculukta olan kimse için ise eger oruç tutmaktan ona bir zarar gelmiyorsa oruç tutmak daha iyidir. Bununla beraber tutmamak da caizdir.) Zira hiç bir yol¤culuk yoktur ki onda güçlük bulunmasin. Bunun için yolculugun kendisi bir mazeret olmustur. Hastalik ise bazen oruç tutmakla ha¤fifledigi için kendisi bizzat mazeret olmayip hastalarin oruç tutma¤da zorluk çekmesi sart olmustur. î m a m-i S â f;i yolcu¤lukta oruç tutmak sevaph bir degildir ([23]) hadisine dayanarak: -Yolculukta olan kimse zorluk çekmese bile oruç tutmamasi daha iyidir» ([24]) demistir. Biz diyoruz ki: Ramazan ayi diger va¤kitlerden üstün oldugu için tutmak daha iyidir. Hadiste sevabh ol¤madigi bildirilen yolculuk orucu ise tutulmasinda güçlük çekilen oru¤ca mahmuldür. (Eger hasta veya yolculukta olan kimse daha hasta veya yol¤culukta iken ölürse) kazaya vakit bulamadigi için (kendisine kaza lâzim gelmez. Eger iyilestikten veya evine döndükten sonra ölürse iyilestikten veyahut yolculuktan döndükten sonra kaç gün sag kal¤mis ise o kadar gün ona kaza lâzim gelir.) Çünkü mazereti ortadan kalktiktan sonra oruçlanni kaza etmek için ancak o kadar vakit bulabilmistir. Bunun faidesi sudur ki bu kimse mazereti ortadan kalktiktan sonra kaçgün sag kalirsa o kadar gün için terekesinden fidye verilmesini vasiyet etmek zorundadir. T a h a v i: «Bu meselede tmam Ebû Hanife ve imam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed ara¤sinda ihtilâf vardir- diye yaziyorsa da yanlistir. Zira bu üç imam arasindaki ihtilâf bu meselede olmayip kisinin adayip da tutmadan öldügü oruç hakkindadir. Imam Ebû Hanife ile imam Ebü Yûsuf: -Eger hasta olan bir kimse: «îyilesirsem su ka¤dar gün oruç tutacagim» diye söyler ve iyilesmeden ölürse ona bir sey lâzim gelmez. Fakat eger iyilestikten sonra ölürse iyilestikten sonra ne kadar zaman sag kalmissa kalsin adadigi günlerin sayisi kadar ona kaza lâzim gelir» demislerdir. imam Muhammed ise: -Iyilestikten sonra kaç gün sag kalmis ise o kadar gün ona kaza lâzim gelir» demistir. Çünkü Ra¤mazan orucu ile adanan oruç arasinda vücub sebebi bakimindan fark bulundugu için. Ramazan orucundan kaç gün kaza etmek imkâm bulunursa o kadar günün fidyesi lâzim gelir. Adanan oruç ise ada¤makla vâcib oldugu için onda bu imkân aranmaz.

(Ramazan orucu kaza edilirken kisi isterse onu aralikli olarak isterse pespese kaza edebilir.) Zira hakkindaki nass mutlaktir. Fa¤kat borcundan bir an önce kurtulmasi için pespese tutmasi daha iyidir. ISâyet geciktirip bir dahaki ramazan gelinceye kadar kaza etmezse) ikinci ramazanin oruç zamani oldugu için (önce ikinci ra¤mazanin orucunu tutar sonra önceki ramazanin orucunu kaza eder ve kendisine fidye lâzim gelmez.) Çünkü hemen kaza etmek mecbu-riyyeti yoktur. Nitekim kazasini tutmadan sünnet olan oruçlari tu¤tabilir.

(Gebe veya emzikli olan kadin eger kendisi veyahut çocugu için endise ediyorsa orucunu) Sonradan kaza etmek üzere (bozar ve) orucunu bozmakta mazur oldugu için (kendisine ne kefaret ve nede fidye lâzim gelmez.) Imam-i Safii: -Eger çocugu için oru¤cunu bozarsa kazadan baska ona fidye de lâzim gelir- demistir.

Imam-i Safii burada çocugu oruç tutamayacak derece¤de yipranip güçsüzlestigi için oruç yerine kendisine fidye lâzim ge¤len kimseye kiyas etmistir. Halbuki bu yersiz bir kiyastir. Çünkü sözü geçen kimseye oruç vaciptir. Ancak tutamadigi için ona kaza degil fidye lâzim gelir. Çocuga ise oruç vacip degildir ki tutamadi¤gi için fidye lâzim gelsin. Oruç ancak çocugun annesine vaciptir ve çocugun annesi tutabildigi için ona kaza lâzim gelir.

(Oruç tutamayacak kadar yipranip güçsüzlesen kimseler tutma¤yip ancak her bir gün Için bir yoksula -keffaretlerde oldugu gibi- ya yarim sa bugday ya da bir sa kuru hurma veya arpa verirler.)

Zira Cenâb-i Hak :Oruç tutmaya güçleri yetmiyenlere bir yoksula doyabilecegi kadar yemek yedirmek gerekir- ([25]) buyurmustur. Ancak bu kimse fid¤ye verdikten sonra eger oruç tutabilecek duruma gelirse -fidyenin hükmü kalkar. Yani verdigi fidye tutamadigi orucun yerine geçmis olmayip orucunu kaza etmesi gerekir. Zira fidye ancak kisinin ölün¤ceye kadar oruç tutamamasi haline mahsustur. (Eger bir kimse ölürken kazaya kalmis oruçlarinin bulundugu¤nu vasiyet ederse onun yerine velisi her bir gün için bir yoksula ya yarim sa bugday ya da bir sa hurma veya arpa verir.) Çünkü bu kimse genç yasta bile ölmüs olsa ömrünün sonunda kazaya kal¤mis oruçlarini tutamayacak duruma düstügü için oruç tutamaya¤cak derecede yipranip güçsüzlesen kimseler hükmüne girmis olur. Sonra biz Hanefilere göre ölünün fidyelerini vermenin gerekmesi için ölünün vasiyet etmesi sarttir. I m a m -1 Safii ise : -ölü vasiyet etmese bile eger boynunda fidye ve benzeri gibi borçlarin bulundugu biliniyorsa terekesinden çikarmak gerekir ki zekât da bu borçlardan biridir- demistir t m a m -1 Safii bu tür borç¤lan da sahis borçlarina kiyas etmistir. Çünkü sahis borçlan nasü ve¤kâletle ödenebiliyörsa bu borçlar da öyledir. Biz diyoruz ki: Fidye zekât ve kefaret gibi borçlar birer ibadet¤tir ibadet ise. kisinin onu kendi istegiyle yaptigi takdirde ibadet olur. ölmüs olan bir kimsenin herhangi bir seyi yapmak istemesi de o seyin yapilmasini vasiyet ermesiyle anca´k olur. Namazin da oruç gibi oldugu ve -sahih olan kavle göre- her bir namaz fidyesinin bir gün orucun fidyesi kadar oldugu istihsan edilmistir. (Ölünün yakini ölü yerine ne namaz kilabilir ne oruç tutabilir.) Zira Peygamber Efendimiz (Aieyhis-salâtü ve"s-selâm) : -Hiç bir kimse bir baskasi yerine oruç tutamaz ve hiç bir kimse bir baskasi yerine namaz kilamaz- ([26]) buyurmustur.

(Nafile olan bir namaz veya oruca basladiktan sonra yanda bi¤rakip tamamlamayan kimseye yanda biraktigi namaz veya orucun kazasi lâzim gelir.) Imam-i Safii: «Kazasi lâzim gelmez. Zira kisi ona1 kendi istegiyle basladigi için. yanda birakmasi da hiç baslamamis olmasi hükmündedir- demistir. Biz diyoruz ki: Kendi is¤tegiyle de olsa basladiktan sonra üstüne aldigi bir ibadet olup onu bozulmaktan korumasi gerekir iste bunu yapmadigi için ona kaza¤si lâzim gelir. Sonra baslanmis olan bir nafile orucu bozmak biz Hanefilere göre kazayi gerektirmekle beraber eger kisi onda mazur olursa câizdir. Yani onu bozmakla günah islemis olmaz. Herhangi bir kimse tarafindan yemege çagirilmak da mazerettir. Zira rivayete göre En-sar´dan biri tarafindan verilen bir yemekte bulunan Ashab´tan biri iBen oruçluyum- diyerek sofraya yanasmayinca Peygamber Efen¤dimiz (Aleyhi´s-salâtu ve´s-selâm) : «Kardesin seni yemegini yiyesin diye çagirmistir. Bu gün ye de ye¤rine bir baska günü kaza et- ([27]) diye buyurmustu. Bir rivayete göre eger kisi mazur olmazsa baslamis oldugu na¤file orucu bozamaz. Çünkü yukarida da geçtigi üzere ona basla¤makla onu tamamlamaya üstüne aldigi bir ibadet olur ve dolayisiy-le onu bozulmaktan korumasi gerekir. (Eger bir çocuk ramazanda ergenlik çagma girer veyahut müs-lüman olmayan bir kimse müslüman olursa günün kalan kisminda) ramazana hürmeten oruçlu imis gibi (yiyip içmekten ve cinsel ilis¤kide bulunmaktan sakinmasi gerekir. Bununla beraber eger yer içer veyahut cinsel iliskide bulunursa ona kaza lâzim gelmez.) Çünkü o güne oruç tutmaya ehil olarak girmedigi için o günün orucu ona vacip degildir. (Fakat o günden sonraki) günlere oruç tutmaya ehil olarak girdigi için o (günleri tutmasi gerekir. O gün ile ondan önce¤ki günleri ise kaza etmesi gerekmez.) Zira o günlere girerken oruç tutmaya ehil degildi. Namaz ise oruç gibi degüdir. Çünkü herhangi bir namaz vaktinde ergenlik çagma giren çocuga veyahut müslü-manligi kabul eden kimseye ayni vaktin namazi vacip oîur. Zira va¤kitten vaktin namazini kilabilecek kadar bir miktar daha varken bu kimse ergenlik çagina girmis veyahut müslümanhgi kabul etmis¤tir. Oruç ise günün tamamim kapladigi için eger kiside günün ba¤sinda oruç tutmaya ehliyet vasfi bulunmazsa vacip olmaz.

Imam Ebû Yûsuf tan : -Eger çocuk ergenlik çagina girerken veyahut müslüman olmayan kimse müslümanhgi kabul ederken daha ögle vakti olmamis ise o günün kazasi kendisine lâ¤zim gelir. Çünkü ramazan orucunun niyeti ögleye kadar getirilebi¤lir» diye söyledigi rivayet olunuyorsa da zahir olan rivayet birinci¤sidir. Zira bu kimse günün basinda oruç tutmaya ehil olmadigi için eger o günün orucu ona vacip olursa ancak ergenlik çagina girdik¤ten veyahut müslümanhgi kabul ettikten sonraki kisim vacip olur. Bu da mümkün degildir. Çünkü bir günün orucundan bir kisminin vacip olmayip bir kisminin vacip olmasi düsünülemez. Ancak der¤ler ki: Eger çocuk ergenlik çagina girerken daha ögle olmamis ise nafile oruca niyet getirebilir. Müslümanligi kabul eden kimse ise bu¤nu da yapamaz. Zira çocugun ibadeti hiç degilse nafile olarak sa¤hihtir. Müslüman olmayan kimsenin ibadeti jse büsbütün sahih de¤gildir. (Yolculukta oldugu için oruca niyet getirmeyen kimse eger da¤ha ögle olmamisken yolculuktan döner ve oruca niyet getirirse caiz¤dir.) Zira yolculukta olmak ne orucun vücubuna ve ne de oruç tut¤maya mâni degildir. (Ramazanda yolculuktan dönen kimseye yolculuktan döner dön¤mez oruç tutmak gerekir.) Çünkü tutulmamasini caiz kilan yolcu¤luk vasfi yolculuktan dönmesiyle sona ermis olur. Nitekim günün basinda evinde olup da sonradan yola çikan kimseye de günün ba¤ginda yolculuk vasfi kendisinde bulunmadigi için oruç tutmamak ca¤iz degildir. Ancak su var ki bu her iki kimseye de -kendilerinde yolculuk süphesi bulundugu için- eger oruç tutmaz veyahut oruç¤larini bozarlarsa kendilerine keffaret lâzim gelmez.

(Eger bir kimse ramazanda baygin düsüp de birkaç gün baygin kalirsa baygin düstügü ilk günün orucunu kaza etmez.) Zira o gü¤nün orucu için niyet getirmistir. (Fakat ondan sonraki günlerin oruç¤larini kaza etmesi gerekir.) Çünkü o günlerde hep baygin oldugu için niyet getirememistir. I m a m Malik: -Hiç bir günün kazasi ona lâzim gelmez-demistir. Çünkü ona- göre -itikâfta oldugu gibi- bütün ramazan için bir niyet kâfidir. Bize göre ise herbir gün için ayri niyet ge-tiimek gereklidir. Çünkü günlerin arasina orucun zamani olmayan geceler girdigi için her bir günün orucu ayn bir ibadet sayilir. îti-kâfta ise böyle bir durum yoktur. (Eger bir kimse ramazanin hepsini bayginlikta geçirirse rama¤zanin hepsini kaza etmesi gerekir.) Zira bayginlikta akil melekesi bozulmaz.

Bayginlik; beyin ile sinir sisteminin geçici bir zaman için çalis¤masini durduran bir hastaliktir. Bunun için bayginlik ibadetin er¤telenmesinde mazeret oluyorsa da onunla ibadetin vücubu sakit ol¤maz.

(Ramazanin hepsini delilikte geçiren kimseye ise kaza lâzim gel¤mez.) tmam Malik deliligi de bayginliga kiyas ederek: -Lâzim gelir» demistir. Biz diyoruz ki: Vücup ancak zorluk halinde sa¤kit olur. Bayginlik ise normal olarak bir ay sürmedigi için baygin¤lik halinde geçen günleri kaza etmekte zorluk yoktur. Delilik ise normal olarak uzun süren bir hastaliktir. Bunun için delilik halin¤de geçen günleri kaza etmek zordur.

(Eger deli olan kimse ramazan bitmeden iyilesirse delilik ha¤linde geçen günlerinin orucunu kaza etmesi gerekir.) Imam Ma¤lik ile îmam-i Safii: «Gerekmez. Çünkü delilik halin¤de geçen günlerin orucu kendisine vacip olmaz. Zira vücup ancak mükellefiyet halinde olur. Deli olan kimse ise mükellef degildir- de¤mislerdir.

Biz diyoruz ki: Oruç tutmaya ehil olarak ramazan ayina giren kimseye oruç vacip olur. Bu kimse de her ne kadar ramazan ayina girerken oruç tutmaya bilfiil ehil degil idiy ise de ramazan ayi bit¤meden kendisinde ehliyet husule geldigi için bilkuvvet ehli idi. Kimisi: -Zahir olan rivayete göre köklü olan yani çocukluktan beri süregelen delilik ile sonradan basgösteren delilik arasinda fark yoktur- demistir. Imam Muhammed´ den ise «Ikisi arasinda fark vardir. Çünkü çocukluktan beri deli olan kimse deli olarak ergenlik çagina girdigi için çocuk hükmündedir. Ramazanda ergenlik çagma giren çocuga nasil ergenlik çagina girmezden önce¤ki günlerin kazasi lâzim gelmiyorsa buna da delilik halinde geçen günlerin kazasi lâzim gelmez. Büyüdükten sonra deliren kimseye ise eger ramazanda iyilesirse delilik halinde geçen günlerin kazasi lâzim gelir- diye söyledigi rivayet olunmaktadir ki sonraki ulema da bu görüsü benimsemislerdir.

{Ramazanda ne oruç tutmaya ne de tutmamaya niyet etmiyen kimseye kaza lâzim gelir.) îmam Züfer: -Hasta ve yolcu¤lukta olmayan kimse ramazan orucunu niyetsiz de tutabilir. Zira ra¤mazanda yiyip içmekten ve cinsel iliskide bulunmaktan sakinmak¤la emrolundugu için kisi bu sakinmayi yaptiktan sonra ne sekilde olursa olsun kendisi için oruç olur. Nasil ki zekât düsen bir mala sahip olan kimse malinin hepsini fakirlere dagittigi zaman zekât niyetini getirmedigi halde zekâtini vermis olur- demistir.

Biz diyoruz ki: Ramazanda yapilmasi emrolunan ibadet mak¤sadi ile yiyip içmekten ve cinsel iliskide bulunmaktan sakinmaktir. Zira hiç bir ibadet niyetsiz olamaz. Malinin hepsini muhtaçlara da¤gitan kimse de sevap kazanmak maksadi ile bunu yaptigi içindir ki zekâtini vermis sayilir.

Imam Ebû Hanife´ye göre (Oruç tutmaya niyet ge¤tirmeyen kimseye yiyip içmekle keffaret lâzim gelmez.) Imam Züfer ise niyetsiz olarak da oruç tutabildigi görüsünde oldugu için -lâzim gelir.» demistir imam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed de -Eger ögleden Önce yiyip içerse kendisine kef¤faret lâzim gelir. Çünkü ögleye kadar niyet getirebildigi için eger yiyip içerse bu imkâni ortadan kaldirmis olur. ögleden sonra ise yiyip içmekle yalniz kaza lâzim gelir demislerdir. imam Ebü Hanife der .Keffaret ancak tutulmus olan orucu bozmakla lâzim gelir. Bu kimse ise niyet getirmedigi için yiyip içmesi orucu bozmak degil oruç tutmamaktir. Zira oruç ancak niyetle tutulabilir» demistir. (Oruçlu olan kadin eger aybasi veya logusalik haline girerse orucunu bozmasi gerekir. Ancak sonradan kaza etmesi lâzimdir.) Fakat namazlarin kazasi -namaz bahsinde de geçtigi üzere- lâ¤zim gelmez. (Gündüzden bir miktar daha varken aybasi kanindan temizle¤nen kadin ile yolculuktan dönen kimsenin gündüzün kalan kismin¤da oruçlu imis gibi davranip orucu bozan seylerden sakinmalari ge¤rekir.) î m a mi S â f I : «Gerekmez demistir. I m a m-j Sâ f i î ile aramizdaki bu ihtilâf günün basinda kendisine oruç tut¤mak vacip degilken gün daha bitmeden oruç tutmak zorunda olan kimselerin durumuna giren herkes hakkinda câridir imam Sa¤fii oruçlu imis gibi davranmanin oruçlu olmak yerine kaim ol¤dugu görüsünde olup; -Oruçlu imis gibi davranmak ancak bilerek veyahut yanlislikla orucunu bozan kimseye vaciptir demistir.

Biz diyoruz ki: Oruçlu imis gibi davranmak oruçlu olmak ye¤rine kaim oldugu için degil ramazan ayi saygi gösterilmesi gereken bir ay oldugu için vacip olmustur. Aybasi âdeti veyahut logusalik halinde olan kadm ile hasta ve¤ya yolculukta olan kimse ise mazur olduklari için oruçlu imis gibi davranmaian gerekmez. Zira bunlar oruç tutmak zorunda olmadik¤larina göre oruçlu imis gibi davranmak zorunda olmamalari evle-viyetle lâzim gelir. (Henüz tanyerinin agarmadigim sanarak sahur yedikten sonra agardigmi veyahut günün battigim sanarak orucunu açtiktan sonra batmadigini gören kimseye oruçlu imis gibi davranmak yani orucu bozan seylerden sakinmak gerekir.) Çünkü eger oruçlu imis gibi davranmazsa hem ramazana saygisizlik etmis hem oruç tutmadigi töhmeti altina girmis olur. (Ve bu kimseye yalniz kaza lâzim ge¤lir. Keffaret lâzim gelmez.) Zira orucunu bilerek bozmadigi için is¤ledigi suç keffareti gerektirecek kadar büyük degildir. Nitekim bir aksam günesin battigini sanarak orucunu açtiktan sonra batmadi¤gini gören H z. Ömer de: Biz bu suçu bilerek islemedik. Bize sadece kaza lâzim gelir. Bir günün kazasi ise zor bir sey degildir- demistir.

(Oruç tutmak istiyen kimse için sahur yemek müstahaptir.) Zi¤ra Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm;«Sahur yeyiniz. Zira sahur kisinin oruca karsi gücünü artirir- ([28]) buyurmustur. (Sonra sahur ne ka¤dar geç yenilirse o kadar daha sevabi fazladir.) Çünkü Peygamber Efendimiz;-Üç sey Peygamberlerin ahlâkindandirlar Orucu çabuk açmak geç sahur yemek ve misvak kullanmak- ([29]) buyurmustur. (Ancak eger vakit geç olup da tanyerinin agarmis olma ihtimali bulunuyorsa o zaman sahur) yemek haram degilse de harama düsmemek için (ye¤memek daha iyidir.) Bununla beraber eger kisi yese orucu tamam¤dir. Çünkü asil gecenin daha bitmemis olmasidir. imam Ebû Hanife´de: -Eger kisi tanyerinin agar¤masi belli olmayan bir yerde olur yahut gözü tanyerinin agarip agarmadigmi ayirt edemeyecek kadar zaif olur veya gece ay isigi oldugu için tanyerinin aganp agarmadigmi kestiremezse sahur yi¤yemez. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm); -Sende süphe uyandiran seyi birak da helâl oldugunda süphe etmedigin seyi yap» ([30]) buyurmustur. Sayet tanyerinin agardigma kani´ bulundugu halde sahur yese ihtiyaten ona kaza lâzim gelir» diye söyledigi rivayet olunuyorsa da zahir olan rivayete göre bu kimseye kaza lâzim gelmez. Çünkü ke¤sinligin hükmü süphe ile ortadan kalkmaz. Ancak eger tanyerinin agarmis olmasi sonradan anlasilirsa o zaman bu kimseye kaza lâ¤zim gelir. Fakat keffaret yine de lâzim gelmez. Çünkü bu kimse sa¤hur yerken tanyerinin agardigina kani´ idiyse de agarmamis olma ihtimali de bulundugu için orucunu kasten bozmus sayilmaz. (Kesin olarak günün battigini bilemeyen kimse orucunu açamaz.) Zira asil gündüzün daha bitmemis olmasidir. (Sayet bu durumda orucunu açarsa kendisine kaza lâzim gelir.) Ona keffaret de lâzim gelip gelmediginde ihtilâf vardir.

(Eger bir kimse oruçlu oldugunu unutarak bir sey yer ve bu¤nunla orucunun bozuldugunu sanarak bir daha bilerek yer veya içer¤se bu kimseye yalniz kaza lâzim gelir keffaret lâzim gelmez.) Çün¤kü kiyas unutarak da olsa yiyip içmenin orucu bozmasini gerekti¤rir. Bunun için bu kimsenin süphesi yerindedir. Eger bu kimse unu¤tarak yemenin orucu bozmadigi hakkindaki hadisi isittigi halde ye¤mis veya içmis ise yine hüküm böyledir.

îmam Ebü Hanife ile diger iki îmamdan ayrica bu kimseye keffaret de lâzim geldigi yolunda da rivayetler vardir. Zi¤ra bilinmektedir ki bir sey hakkinda hadis bulundugunun bilindigi zaman o sey hakkinda kiyas yapilamaz. Bunun için bu kimsenin süphesi yerinde degildir.

(Kendinden kan aldirip bununla orucun bozuldugunu sanarak yiyen veya içen kimseye hem kaza hem keffaret lâzim gelir.) Zira bu kimsenin süphesi hiç bir Ser´i delili dayanmaz. Ancak eger ona bir fikih âlimi kan aldirmakla orucun bozuldugunu söylemis ise o zaman ona keffaret lâzim gelmez. Zira fikih âliminin sözü onun için ser´î bir delildir imam Muhammed: «Eger bir fikih âli¤mi ona bir sey söylememis ancak; -Kan alan ile aldiranin ikisi de oruçlari bozuldu» ([31]) hadisini ´duymus ve sihhatine inanarak orucunu bozmus ise yine de ona keffaret lâ¤zim gelmez. Zira Peygamberin sözü bir müftünün sözünden zaif de¤gildir- demistir tmam Ebû Yûsuf dan ise: -Eger bir fi¤kih âlimi ona bir sey söylememis ise bu" hadise dayanarak orucunu bozmasi onu keffaretten kurtaramaz. Çünkü ami olan kimseler hadislerden ahkâm çikarmaya yetkili olmadiklari için fikih ulema¤sina uymak zorundadirlar» diye söyledigi rivayet olunmustur.

(Oruçlu iken birisinin giybetini yapip da bununla orucunun bo¤zuldugunu sanarak orucunu -ne sekilde olursa olsun- bozan kim-peye hem kaza hem kefaret lâzim gelir.) Zira giybetle orucun bo¤zulmasi kiyasa aykiri oldugu gibi bu konuda varid olan hadis de icma ile müevveldir. ([32]) (Delilik halinde veyahut uykuda Iken kendisi ile cinsel iliskide bulunulan oruçlu kadina yalniz kaza lâzim gelir kefaret lâzim gel¤mez.) Imam Züfer ile Imam-i Safii: «Ona kaza da lâzim gelmez. Zira oruçlu oldugunu unutarak yiyip içen kimse¤ye -mazur oldugu için- kaza lâzim gelmedigine göre bu eylemde hiçbir kasitla suçu bulunmayan kadina kaza iâzim gelmemesi evle-viyetfe gerekir- demislerdir. Biz diyoruz ki: unutmak her zaman vaki oldugu için eger onun¤la kaza lâzim gelirse zor olur. Böyle bir durum ise çok az vaki olan bir seydir. Bunun için onunla kaza lâzim gelmesinde zorluk yok¤tur. Kadina kefaret lâzim gelmemesi ise kadinin suçsuz oldugu için¤dir. Zira yukarida da geçtigi üzere -kefaret orucu bilerek bozmak suçunun cezasidir.[33]



(Adanan Oruçlar Hakkinda Bir) Fasil


(Eger bir kimse: -Kurban bayraminda Allah için oruç tutmak boynumun borcu olsun diye söylerse adagi sahihtir. Ancak bayrar. günü oruç tutmaz da sonradan kaza eder.) Imam Züfer ite Imam-i Safiî: -Bayram günlerinde oruç tutmaktan nehye-dildigi için bayram günlerinde oruç tutmayi adayan kimsenin ada¤gi sahih degildir- demislerdir. Biz diyoruz ki: oruç bizatihi mesru bir ibadettir. Ancak bayram günleri müslümanlar için Allah´in zi¤yafet günleri oldugundan bu günlerde oruç tutmak Allah´in ziya¤fetine katilmamak demek oldugu için haramdir. Bunun için adak sahihtir. Fakat harama düsmemek için bayram günlerinde oruç tut¤mayip da baska günlerde kaza etmek gerekir. Sayet kisi tutsa ha¤ram bir is yapmis olmakla birlikte boynuna vâcib kildigi orucu eda etmis olur. (Eger bu sözü söyliyen kimse bu sözü ile adak degil de yemin kasd ederse o zaman) Bayram günü oruç tutmadigi takdirde (kendisine yemin kefareti lâzim gelir.)

Bu meselenin alti sekli vardir:

1- Kisinin bu sözü ile hiçbir seyi kasd etmemesi

2-Yalniz «adak olsun- diye kasd etmesi

3- -Adak olsun yemin olmasin- diye kasd etmesi. Bu her üç durumda da adak olur. Çünkü bu söz sekil itibariyla adak sigasi ol¤dugu için. onunla bir sey kasdedilmese de veyahut yalniz adak kasd-edilse adak olur.

4 - Yemin olsun adak olmasin- diye kasd etmesi. Bu durum¤da yemin olur. Çünkü bu söz her ne kadar sekil itibanyla adama sigasi ise de yemin ihtimalini de tasidigi ve ayni zamanda kisi onun¤la yemin kasd ettigi için yemindir.

5- Hem adak hem yemin olsun- diye kasd etmesi. Bu du¤rumda Imam Ebû Hanife ile Imam Muham-m e d ´ e göre yine hem adak hem yemin Imam Ebû Yû¤suf´a göre ise yalniz adak olur.

6- -yemin olsun- diye kasdetmesi. Bu durumda da Imam Ebû Hanife ile Imam Muhammed´e göre yine hem adama hem yemin Imam Ebû Yûsuf´a göre ise yalniz yemin olur. Imam Ebû Yûsuf: -Çünkü bu söz hakikat yeminde mecaz oldugu için onunla yalniz mecazi mânâ kasd-edildigi zaman mecazi mânâyi verir. Her iki mânâ kasdeditdigi za¤man ise -bir kelime bir kullanimda hem hakikî hem mecazi mâ¤nâyi tasiyamadigi ve mecâze göre hakikatin daha kuvvetli oldugu için- yalniz hakiki mânâyi vermis olur- demistir.

Imam Ebü Hanife ile Imam Muhammed ise : «Her ne kadar adak lizatihi yemin de Allah´in ismine saygisiz¤lik olmasin diye vücubu gerektiriyorsa da her ikisi de vücubu ge¤rektirdigi için aralarinda ziddiyet yoktur ve aralarinda ziddiyet ol¤mayinca da ikisinin de geregiyle amel etmek gerekir- demislerdir.

(Eger bir kimse -Allah için bu yilm orucu boynumun borcu ol¤sun- diye .söylerse yilin bütün günlerini tutmasi gerekir. Ancak) bayram günlerinde oruç tutmak haram oldugu için (ramazan bay¤raminin bir günü ile kurban bayraminin dört gününü tutmayip bu günlerin orucunu sonradan kaza eder.) Zira belli bir yili oruç tut-

mayi adamak yilin içinde bulunan bayram günlerini de tazammün eder. Hatta eger «araliksiz olarak» dese -bir yilin orucu- seklinde söyleyip yih tâyin etmese bile yine böyledir. Çünkü araliksiz olun¤ca hiç bir yil bayram günlerinden hali olamaz. Ancak bu durumda -araliksiz sartini mümkün oldugu kadar yerine getirmek için- bay¤ram günlerinin orucunu yil biter bitmez ve araliksiz olarak kaza et¤mek gerekir. Imam Züfer ile Imam-i- Safiî bu¤rada da; «Sakin bu günlerde oruç tutmayin. Zira bu günler yiyip içme ve eg¤lenip oynama günleridir» ([34]) hadisine dayanarak: «Bayram gün¤lerinin kazasi lâzim gelmez» demislerdir ki biz buna yukanda ce¤vap verdik.

Sonra eger kisi -bir yil» deyip de -araliksiz olarak» diye sart kosmazsa bayram günlerini tutsa dahi onlan bir daha kaza etme¤si gerekir. Çünkü yili tayin etmedigi ve -araliksiz olarak- diye sart kosmadigi için kâmil bir orucu adamistir. Bayram günlerinde tutu¤lan oruç ise -hakkinda nehiy bulundugu için- nakis bir oruçtur. Fakat eger yili tâyin ederse adamis oldugu oruç nakis oldugu için bayram günlerini tuttugu zaman adadigi orucu eda etmis olur. (Bayram günü oruç tuttuktan sonra orucunu bozan kimseye bir sey lâzim gelmez. Nevadir´de ise -Imam Ebû Yûsuf ile Imam Mu-hammed´in bu kimseye kaza lâzim geldigi görüsünde olduklari ri¤vayet olunmaktadir» diye geçmektedir.) Çünkü kisi bayram günü oruç tutmayi adamakla nasil onu yükleniyorsa ona baslamakla da onu yüklenmis olur. Nihayet bu da mekruh vakitlerde namaza bas¤lamak gibidir. Mekruh olan bir vakitte baslanan namaz yanda bi¤rakildigi zaman nasiî kazasi lâzim geliyorsa bu da öyledir.

imam Ebû Hanife´ye göre ise namaz ile oruç ara¤sinda ve orucu adamakla oruca baslamak arasinda fark sudur: Ki¤si oruca baslar baslamaz oruç tutmus sayilir. Nitekim oruç tutma¤maya yemin eden bir kimse eger tutarsa oruca baslar baslamaz ona yemin keffareti lâzim gelir. Bunun için bayram günü oruç tutan kimse oruca baslar baslamaz nehyedilen bir ibadeti yapmis sayilir. Nehyedilen ibadeti ise bozmak gerekir. Tamamlamak gerekmez ki yarida birakildigi zaman kazasi lâzim gelsin.

Bayram günü oruç tutmayi adamayan kimse ise oruca basla¤madikça nehyedilen bir ibadeti yapmis sayilmaz. Bunun için yapti¤gi adak sahihtir ve bu adama ile orucun kazasi lâzim gelir. Mek¤ruh olan vakitlerde namaza baslayan kimse de bir rekât kilmadik¤ça namaz kilmis sayilmadigi için nehyedilen bir ibadeti yapmis ol¤maz. Bunun içindir ki eger bir kimse namaz kilmamaya yemin et¤tigi halde namaza baslar ve fakat bir rekât kilmadan namazini bo¤zarsa ona yemin keffareti lâzim gelmez. Bunun için -mekruh olan bir vakitte bile olsa- namaza baslayan kimse nehyedilen bir iba¤deti daha yapmamisken onu yüklenmis olup bozulmaktan korumak zorunda olur ve bunu yapmayinca ona kazasi lâzim gelir.

Imam Ebü Hanife´ den namazin da kazasi lâzim gel¤medigi yolunda bir rivayet daha varsa da en zahir olan rivayet -Al¤lah daha iyi bilir- birincisidir.[35]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Bakara sûresi âyet 183

[2] Hac sûresi âyet 29

[3] Sünen-i Erbaa Ebû Davud 1/340 Nesai 1/320 Tirmizî cilt 1 sh. 91 Ibn-i Mâce 1/sh. 123 Imam Ahmed deayrica bunu müsnedinde kaydetmistir. Cilt 6 sahife 287

[4] Gariptir. Ibn-ül CevzI «bu hadis bilinmemekte olup onun bilinen sekli söy¤ledir : «Peygamber Efendimiz (S.A.V.)´in yanimda hilâlin görüldügüne sahitlik edildi.Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (S.A.V.) halka : «Yarm oruç tutun» diye tellal çagitti.»

[5] Müslim 1/364 Nesa! 1/319

[6] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/253-256.

[7] Buhart C. I S. 256 Müslim C. 1 S. 348

[8] Çok gariptir. Dtraye sahibi: «Bu hadisin mânasi kendisinden Önce ve sonra gelen Iki hadisten anlasilmaktadir.» demistir

[9] Ebü Hüreyre(R.A.)´dan gelen bu hadisi Sihah-i Sitte´nin hepsi kaydet¤mislerdir. Buhari 1/256. Müslim 1/348 Tirmizl 1/86 Ebü Davtid 1/326 Nesal 1/305 ve 307 îbn-i Mâce î/120

[10] Bakara sûresi âyet 187+

[11] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/256-263.

[12] Ebû Hüreyre´den gelen bu hadisi Kütüb-i Sitte´nin hepsi almislardir y an 1/259 Müslim 1/364 Ebû Davud 1/333 TIrmIzi 1/90. Ibn-I Mâce 1/122 aKi cilt 4 sh. 229. Hadisi aynca Hakim de el-Müstedrefc 1/430´da kaydet

[13] Tirmizl sh. &0 Darekutnl sh. 239 ve Beza

[14][14] Ric´at: Bir veya iki talâk ile bosanan kadim onu bosayan kocasinin tekrar nikâhialtina almasidir. Yani karisini bir veya iki talak ile bosayan kimse ona: «Seni tekrar nikahim altma aldim» demese bile —eger kadinin Iddeti daha bitmemisken onu sehvetle öperse kadin onun nikâhi altina dönmüs olur.

Müsaheret: Kan ile koca arasindaki evlilikten dogan karinin kocasinin baba ve erkek çocuklariyla kocanin da kaminin anne ve kiz çocuklariyla evlene-memesi hükmüdür. Yani bir kimse eger bir kadim sehvetle öperse kadinla evlen¤mis gibi olup kadinin annelerio na kaynana ve kizlari da ona üvey kiz olup onlarla evlenemez. Müellif bu sözüyle : «Bir kimse oruçlu iken sehvetle karisini öperse eger inzal olmazsa orucu bozulmaz. Fakat bir veya iki talâk ile karisim bosayan kimse eger iddeti daha bitmemisken onu sehvetle öperse kadin tekrar nikahi altina almis asyilir ve eger birkünse yabancib ir kadin sehvetle öperse ima] olmasa bile kadini nikahlamis gibi olup ne kendisi kadinin anne ve kizla¤riyla ve ne de kadin kendisinin baba ve erkek çocuklariyla evlenemez.u demek is¤temistir

[15] Bu bir zühul olsa gerektir. Zira îmam-i Safii de kendinden emin olma¤yan kimseye oruçlu iken sehvetle öpmeyi mekruh saymistir.

[16] Sünen-I Erbaa : Ebû Davud 1/331 Tirmizî 1/90 Ibn-i Mâce 1/122

[17] Gariptir.

[18] Sihah-i SItte : Buharl 1/259 Müslim 1/355 Ebû DaTud 1/333 TIrmizl 1/90 Ibn-i M&ce 1/121

[19] Heysemi ez-Zevâid cilt 3. sh. 167´debu hadisi Ebü Ya´la´mn rivayet et¤tigini ve fakat rivayet senedinde tanimadigi bir râvinin bulundugunu söylemistir.

[20] Ajura günü oruç tutmanin iyi olduguna dair hadisler Buhari 1/268 ve 481 ve Müslim 1/359´da yer almakta iseler de. Acura günü gözlere sürme çekme¤nin müstahap olduguna dair hadis hakkinda Itin-ül Cevzi : «Hz. Hüseyin´in katil¤leri onu uydurmuslardir» demistir

[21] lbn-i Mâce 1/122 DarekutnI 1/248 BeyhakI cilt 4 sh. 273

[22] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/263-272.

[23] Câbir (RA.)´dan gelen bu hadis Buhari ve Müslim´in ikisinde de yer almaktadir. Buhari 1/261 Müslim 1/35S

[24] ) Bunda yanilma vardir. Zira tmam-i Safii de Hanefi imamlari gibi yol¤culukta oruç tutmanin zor olmamasi halinde tutmanin tutmamaktan Iyi oldugu görüsündedir. Bunu diyen Imam-i Sâül degil imam Ahmed b. aHnbel´dlr.

[25] Bakara 184

[26] Merfü olarak gariptir. Nesai mevkuf olarak Abdullah îbn-i Abbas ile Abdullah Ibn-i Ömer´den nakletmistir. Mesai 1/177. Beyhaki de cilt 4 sh. 25Tda se-netsiz olarak.rivayet etmistir.

[27] Tayalisi sh. 293 ve Darekutnl sh. 273

[28] Buharl 1/257 Müslim 1/350 Tirmizl 1/89 Nesal 1/303 Ibn-i Mâce 1/122

[29] Ez-Zevâid cilt 2 sh. 105´te anlatildigina göre bu hadisiTaberani el-Ke-blr´de hem merfu ve hem de Ebû Derda üzerinde mevkuf olarak rivayet etmistir. Mevkufu sahihtir. Merfu´un ise râvileri zincirinde durumu bilinmeyen kimseler bu¤lunmaktadir. Nasb-ürraye C 2 S. 470

[30] Tirmtzl cilt i sh. 25 Ayni dlt5 sh. 398 Nesal cilt 2 sh. 333 Dariinl sh 337 Imam Ahmsd´in müsnedi cilt 1 sh. 200 Tayalisi sh. 163 Beyhak cilt 5 sh. 335

[31] Ebû Davud 1/329 tbn-i Mace 1/122 el-Müstedrek cilt 1 sh. 427 îbn-i Carud sh. 198 Danml sh. 218. Tahavi 1/349 BeyhakI cilt4 sh. 266

[32] Bu hususta bir çok hadisler varid olup birisi «Giybet orucu bozam mealinde ise de hadisi «Giybet orucun sevabini giderim seklinde te´vil edilmistir.

[33] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/272-282.

[34] Tahav! C. 1 S. 428 Beyhakî cüt4 sh. 298 Darekutnl Sh. 252

[35] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/282-285.
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:09   #133 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Hidaye Tercümesi / Itikaf

K u d u r i (Itikâf müstahaptir) diye kaydediyorsa da dogru¤su sudur ki Sünnet-i müekkededir. Zira rivayet olunmaktadir ki Pey¤gamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) her yil ramazanin son on gününde itikâfa girerdi. Bu ise itikâfin sünnet oldugunu gösterir. (Itikâf: oruçlu olarak ve itikâf niyetile bir cami veya mescitte bir süre durup çikmamaktir.) Itikâf lugatta bir yere kapanip dur¤mak demek oldugu için cami veya mescitte durmak itikâfin rüknü olup bir cami veya mescitte durmaksizin itikâf olamaz. Oruçlu ol¤mak ise _biz Hanefilere göre-itikâfin sihhati için sarttir. Imam-i Safii: -Oruç bashbasina bir ibadet oldugu için baska bir ibadet için sart oiamaz» demistir. Biz ise; -Oruçsuz itikâf olamaz» ([1]) hadisine dayaniyoruz. Zira bir sey hakkinda menkul bir nass bulu¤nunca o sey hakkinda kiyasa mahal olamaz. Sonra oruçlu olmak vacip olan itikâfin sihhati için bütün riva¤yetlere göre sarttir. Sünnet olan itikâf için sart olmasi"ise yalniz Hasan tbn-i Ziyad´in Imam Ebû Hanife´den rivayetine göredir ki buna göre hiç bir itikâf bir günden az olamaz. K u du r i´ nin rivayetine göre ise -ki îmam Muham-m e d´ in görüsü de bu yoldadir- sünnet olan itikâf az bir süre için de olabilir ve onun sihhati için oruçlu olmak sart degildir. Çün¤kü sünnet olan her ibadette kolaylik esastir. Nitekim ayakta dura¤bilen kimse için farz namazlan oturarak kilmak caiz olmadigi hal¤de nafile namazlan oturarak kilmasi caizdir.

Sonra K u d u r i´ nin rivayetine göre sünnet olan itikâfa baslayip da onu yanda kesen kimseye kazasi lâzim gelmez. Zira sün¤net olan itikâfin belirli bir süresi olmadigi için onu kesmek bozmak demek degildir. Hasan îbn-i Ziyad´m rivayetine göre ise hiçbir itikâf bir günden az olmadigi için yanda kesilen itikâ¤fin kazasi gerekir.

Su da bilinmelidir ki içinde cemaatla namaz kilinmayan mescit veya namazgahta itikâfa girilemez. Zira H ü z e y f e (Radiyal-lâhü anh) : -Cemaata açik olan camiler disinda Itikâf olamaz- ([2]) demistir. îmam Ebü Hanif e´ den: «Itikâf namazlan beklemek ibadeti oldugu için ancak içinde bes vakit namaz kilinan camilerde olur- diye söyledigi rivayet olunmustur. Kadin ise evin¤deki namazgahta da itikâfa girebilir. Çünkü kadinin namaz yeri evin¤deki namazgah oldugu için orada namazlan bekleyebilir.

(Itikâfta olan kimse -abdest bozmak veya cuma namazini kil¤mak disinda- herhangi bir is için itikâfa girdigi yerden disan çi¤kamaz.) Abdestini bozmak için ise çikabilir. Zira H z. A i s e´ nin

rivayetine göre Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) iti¤kâfa girdigi yerden ancak abdestini bozmak istedigi zaman çikar¤di. ([3]) Çünkü abdest bozma ihtiyaci tabii bir ihtiyaç olup mutla¤ka vaki oldugu için müstesna bir durumdur. Cuma namazim kil¤mak için de çikilabilir. Zira cuma namazini kilmak da kisinin en önemli ve mutlaka vaki olan bir ihtiyacidir. îmam-i Safii: -Cuma namazi için çikmak itikâfi bozar. Zira cuma namazinin kilindigi bir camide itikâfa girebilirdi- demis¤tir. Biz diyoruz ki: Her cami veya mescitte itikâfa giritebildigine göre bu kimsenin cuma namazi kilinmayan camide girdigi itikâf sa¤hihtir. Cuma namazini kilmak da zorunlu ve mutlaka vaki olan bir ihtiyaçtir. Ancak su var ki ögle namazinin vakti girmeden çikamaz. Çünkü cuma namazi kendisine ancak özle vakti girdikten sonra va¤cip lur. Fakat cuma namazinin kilindigi cami eger kisi ögleden ön¤ce çikmazsa cuma namazina yetisemiyecegi kadar uzak olursa.o za¤man hem cuma namazina ve hem de ondan önceki ve sonraki ta-hiyyetülmescid ve revatib sünnetlere yetisebilecek kadar önceden çi¤kabilir. Çünkü sünnet de farzin tabileri oldugu için onun hükmün-dedirler. Sayet kisi cuma namazinin kilindigi camide bundan daha fazla kalirsa orasi da cami oldugu için itikâfi bozulmaz. Fakat müs-tahap degildir. Çünkü baslangiçta bir camide itikâfa girmeyi yük¤lendigi için bir zorunluk bulunmadikça iki camide itikâfmi tamam¤lamasi uygun degildir.

îmam Ebû Hanife´ye göre (eger itikâfta olan kim¤se az bir zaman için dahi olsa camiden çikarsa itikâfi bozulur.) Kiyas da bunu gerektirir. Zira yukarida da açiklandigi gibi itikâf herhangi bir mescit veya camiye kapanip durmaktir. Diger iki Imam ise : -Eger kisinin disarida geçen vakti yarim günden az olursa iti¤kâfi bozulmaz- demislerdir ve bunda zaruret bulundugu için istih-san da bu yoldadir. (Itikâfta olan kimse .itikâfa girdigi yerde yer içer ve yatar.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) itikâfta iken hep mescitte kalir mescitte yer içer ve yatardi. Kaldi ki camide yi¤yip içmek ve yatmak caiz olduguna göre bunlar için camiden çik¤maya gerek yoktur. (Itikâfta olan kimsenin -alip sattigi esyayi camiye sokmamak sarti ile- camide esya alip satmasinda sakinca yoktur.) Çünkü eger bu isleri kendisine görecek bir kimsesi bulunmazsa kendisi görme¤ye mecburdur. Fakat camileri dünya islerinden korumak gerektigin¤den alim satim için esyayi camiye sokmak mekruhtur. îtikâfta ol¤mayan kimse için ise camiye sokmasa bile camide esya alip sat¤mak mekruhtur. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-se¤lâm) «Camilerinizi çocuklarinizdan delilerinizden ve alim satimlarinizdan koruyunuz» ([4]) buyurmustur.(Itikâfta olan kimse iyilikten baska bir sey konusamaz ve) büs¤bütün susup hiç konusmamak dinimizde ibadet olmadigi için (susup hiç konusmamasi mekruhtur.) Ancak günah olan herhangi bir sö¤zü agzina almamasi gerekir. (Itikâfta olan kimse için cinsel iliskide bulunmak haramdir.) Zi¤ra Cenâb-i Hak: «Siz mescitlerde itikâfta iken kadinlara yaklasmayin» ([5]) buyur¤mustur.

(Itikâfta olan kimseye) cinsel iliskiye sürükledigi için (kadin¤lara dokunmak ve kadin Öpmek de haramdir.) Nasil ki kadinlara dokunmak ve kadin öpmek ihramda olan kimselere de bunun için haramdir. Çünkü cinsel ilîski ihramda olan kimseler için de haram¤dir. Fakat oruçlu olan kimse için de cinsel iliskide bulunmak caiz olmadigi halde ona kadinlara dokunmak ve kadin öpmek haram de¤gildir. Çünkü oruçlu iken cinsel iliskide bulunmak haram olmayip cinsel Iliskide bulunmamak orucun rüknüdür. Bunun için oruçlu olan kimse cinsel iliskide bulunamiyorsa da eger kendine güvenirse ka¤dinlara dokunmak ve onlan öpmek gibi cinsel iliskiye sürükleyici seyleri yapmasinda sakinca yoktur.. (Itikâfta olan kimse -ister gece ister gündüz ister bilerek is¤ter unutarak olsun- cinsel iliskide bulundugu takdirde itikâfi bo¤zulur.) Çünkü itikâf oruç gibi gündüze mahsus olmayip geceleyin de olur. Sonra itikâfta olan kimse itikâfta oldugunu unutmasi da çok az vaki oldugu için böyle bir hal vukuunda mazur sayilmaz. (Herhangi bir kadinla tenasül uzvu disinda cinsel iliskide bulu¤nup da inzal olan veyahut kadini öpüp veya ona dokunup inzal olan kimsenin de itikâfi bozulur.) Çünkü bu eylemlerin hepsi inzal ile sonuçlaninca cinsel iliskinin hükmüne girerler. Nitekim inzal ile so¤nuçlaninca bunlarla oruç da bozulur. Fakat eger kisi inzal olmaz¤sa -cinsel iliskinin hükmüne girmedikleri için- her ne kadar ha¤ram ise de bunlarla itikâf bozulmaz. Zira ibadet ancak cinsel iliski ile bozulur. Bunun içindir ki inzal olmazsa bunlarla oruç da bozul¤maz.

(Eger bir kimse birkaç gün (örnegin bir hafta on gün) itikâfa girmeyi adarsa adadigi günlerin gecelerini de itikâfta geçirmesi ge¤rekir.) Çünkü «bir hafta» -on gün» ve benzeri deyimler çogul olduklari için günlerin arasindaki gecelere de samildirler. Nitekim bir baskasina -Bir haftadir seni göremiyorum- dedigi zaman onun bu sözü «bü haftadir seni ne gece ne gündüz göremiyorum» demektir. (ve eger bu kimse «araliksiz olarak» diye pespese itikâfa girmeyi sart kosmasa bile adadigi günleri araliksiz olarak itikâfta geçirme¤si lâzim gelir.) Çünkü ister gece ister gündüz olsun her zaman iti¤kâfa girilebildigi için itikâfin temelinde ittisal yani bitisiklik var¤dir. Oruç se yalniz gündüzleri tutuldugu için eger kisi «araliksiz olarak- demeden «su kadar gün oruç tutacagim- diye nezrederse o kadar günü pespese oruç tutmasi gerekmez. (Bununla birlikte eger kisi -ben bîr hafta veya on gün itikâfa girecegim» dedigi zaman bu¤nunla yalniz gündüzleri kasdederse) gün kelimesi gündüz mânâsin¤da hakikat oldugu için (kasti sahihtir.) (Eger bir kimse -. «Iki gün itikâfa girecegim- derse iki gün ge-celerile birlikte itikâfta kalmasi gerekir.) Çünkü -iki gün» deyimi her ne kadar çogul degilse de birden fazla oldugu için çogul hük¤münde olup ondan iki gün iki gece anlasilmaktadir. (Imam Ebû Yûsuf ise: -Birinci gece dahil degildir.) Zira ´iki gün» deyimi çogul olmadigi için ondan yalniz «iki gündüz- diye an¤lasilir. Ancak ikinci gece iik gündüzün arasinda oldugu ve itikâfin geregi olarak da iki gündüzü biribirinden ayirmamak gerektigi için geceyi de itikâfta geçirmek gerekir» (demistir.)[6]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Darekutnl sh. 247. Beyhafci cilt 4 sh. 317

[2] Taberani. Nasb-Ürraye C. 1 S. 490

[3] Müslim 1/142. Ebü Davud 1/341 Tirmizi 1/99 Ibn-i Mâce 1/128. Bu-

hari 1/272

[4] Ibn-i Mâce 1/55

[5] Bakara ; Ayet 187

[6] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/285-290.
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:10   #134 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Hidaye Tercümesi / Hacc

Bir Fasil
Ihrama Girmek.
Bir Fasil
Kiran Hacci
Temettü Hacci
Ihramda Yasak Olan Herhangi Bir Seyi Yapmanin Hükmü.
Bir Fasil
Bir Fasil
Bir Fasil
Ihramsiz Olarak Mikata Geçmek.
Ihramda Iken Bir Diger Ihrama Da Girmek.


HACC BAHSI


(Hac. köle deli ve çocuk olmayan ve vücudunda herhangi bir sakatlik veya hastalik bulunmayan kimseye -eger hacca gidip dö-nünceye kadar yol masrafini ve çoluk çocugunun oturacaklari mes¤kenden baska yiyecek ve giyecek gibi zarurî ihtiyaçlarini karsila¤yacak kadar varligi bulunur ve yol da emniyetli olursa- vaciptir.) Yani farzdir. Çünkü haccin farziyeti Kur´an-i Kerim´in; -Beyt´e gidebilme gücüne sahip olan kimseler için Beyt´i ziyaret et¤mek Allah´in gerekli kildigi bir görevdir- ([1]) ayeti ile sabittir.

(Hacc kisiye ömründe yalniz bir defa vaciptir.) Zira Peygam¤ber Efendimiz CAleyhiVsalâtü ve´s-selâm) :

- Hacc her yil mi vardir yoksa bir kez midir? diye sorulmus. Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) :

«Hayir yalniz bir kezdir. Bir kezden fazlasi istege baglidir» ([2]) bu-yurmustur. Kaldi ki haccm vücubuna sebep Beytullah olduguna ve Beytullah´m da bir tane bulunduguna göre vücubunun tekrari için sebep yoktur.

Sonra -Imam Ebû Yûsuf´a göre- haccm vücubu fevridir. Yani vacip oldugu ilk yilda yerine getirilmesi gerekir. Ak¤si takdirde günah islenmis olur. îmam Ebû Hanife´ den de bu görüste oldugunu gös¤teren bir söz naklolunmustur. îmam Muhammed ile îmam-i Safiî ise: «Fevri degildir. Çünkü bütün ömürde bir kere vacip olduguna göre onun vakti bütün ömürdür. Kisi namazi nasil vaktinden istedigi saatte kilabilir ve bundan dolayi günah is¤lemis olmuyorsa hacca da ömrünün istedigi yilinda gidebilir ve bun¤dan ötürü günah islemis olmaz- demislerdir imam Ebû Yû¤suf ise; -Haccin yilda belli bir zamani bulunduguna ve yilin her ayinda hacca gidilemedigine göre eger vacip oldugu ilk yilda gi¤dilmezse bir yil beklemek gerekecektir. Bir yilda ise ölüm nadir ol¤madigi için ihtiyatin geregi vacip olur olmaz gitmektir. Namaz vak¤ti ise öyle degildir. Zira namaz vakti kisa oldugu için onda ölüm na¤dirdir- demistir. Haccin vücubu için deli ve çocuk olmamanin sartina gelince; Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) :

•Hangi köle âzatlanirsa on defa bile hacca gitmis olsa Islâm´in rük¤nü olan hacci bir daha yapmasi gerekir ve hangi çocuk ergenlik çagina girerse on defa bile hacca gitmis olsa Islâm´in rüknü olan Hacci bir daha yapmasi gerekir- ([3]) buyurmustur. Kaldi ki hacc bir ibadettir. Köle ile çocuk ise ibadet ile mükellef degillerdir.

Haccin vücubu için ayrica hasta olmamak ve vücutta herhan¤gi bir sakatligin bulunmamasi da sarttir. Çünkü hastalik veyahut vücutta bir sakatligin bulunmasi halinde yolculuk yapmak ya büs¤bütün imkânsizdir ya da zordur. Dinde ise zorluk yoktur. Imam Ebû Hanife´ye göre iki gözden kör olan kimseye -beraberinde kendisine yardima olacak bir kimsesi bulun¤sa bile- hacc vacip degildir. Diger iki imâm ise: «Beraberinde ken¤disine yardim edecek bir kimse bulunursa vaciptir- demislerdir ki bu mesele namaz bahsinde de geçti. Kötürüm olan kimseye ise eger yardimcisi bulunursa imam Ebû Hanife´ den «Vacip¤tir. Çünkü kötürüm yolda kendisine yardim edecek bîr kimse bu¤lundugu zaman binmek için araç bulan kimseye benzer» t m a m Muhammed´ den ise: «Vacip degildir. Çünkü eger yardimcisi onu sirtina almazsa kendisi yürüyemez. Iki gözden kör olan kimse ise öyle degildir. Zira iki gözden kör olankimse yolunu sasirmis olan kimse gibi eger ona kilavuzluk edilirse bizzat yürüyebilir» di¤ye söyledikleri rivayet olunmaktadir. Haccin vücubu için hac yolculugunda gerekli olan azik ve bi¤nite sahip olmak da sarttir. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-sa-lâtü ve´s-selâm)´e «Haccm farziyetini bildiren âyette geçen -Beyt´e gidebilme gücü-nden murat nedir?» diye soruldugunda Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) «Azik ve binittir» diye cevap vermistir. ([4]) Buna göre eger kisi ancak kendisiyle bir baskasi¤nin sirayla binebilecekleri bir biniti kirahyabiliyorsa kendisine hac vâcib degildir. Zira bu durumda olan kimseye yolculugunun hepsin¤de azik ve binege sahiptir denemez. Sonra haccm farziyeti için var¤ligi sart olan azik ve binitin kisinin hacca gidip gelinceye kadar çoluk çocugunun -mesken hizmetçi yiyecek ve giyecek gibi- bü¤tün zorunlu ihtiyaçlanndan fazla olmasi da sarttir. Zira hac seria¤tin emrettigi bir ibadettir. Çoluk çocugun nafakasi ise kul hakkidir Kul hakki seriatin emrinden önce gelir.

Mekke ve çevresinde oturan kimseler için binite sahip olmak sarti yoktur. Çünkü Mekke ve çevresinde oturanlarin hac me-nasikini yaya olarak yerine getirmelerinde fazla bir zorluk yoktur. Onlar için haccin menasikini yerine getirmek de nihayet cuma na¤mazina gitmek gibidir.

Bunlardan baska aynca yolun emniyetli olmasi da sarttir. Zira hacca gidebilmek yolun emniyetli olmasina baglidir. Ancak bu sart –kimisi-: «Vücubun sartidir. Hatta eger kisi yol emniyetli olma¤digi için hacca gitmemis ise öldükten sonra yerine bir baskasinin gitmesini vasiyet etmek zorunda degildir» demistir ki îmam.

Ebû Hanif e´ den rivayet olunan görüs bu yoldadir. Kimisi: «Vücubun degil haca yerine getirmenin sartidir. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) âyette geçen «güç-ü yal¤niz azik ve binitle açiklamistir.» demistir. ([5]) (Hacca gitmek istiyen kadinin beraberinde ya kocasinin ya da kendisiyle evlenmesi caiz olmayan bir yakin akrabasinin bulunma¤si sarttir. Evi Mekke den üç günlük veya daha fazla mesafede olan kadin için bunlarsiz hac yoluna çikmaz caiz degildir.) I m a m -1 Safii: «Eger beraberinde baska kadin arkadaslari bulunur ve bu kadinlarin hepsi güvenilir kimseler olursa kadinin esliginde ko¤casi veya yakin akrabasi bulunmazsa bile caizdir. Çünkü berabe¤rinde bunca emin kadinlar bulununca kendisi için herhangi bir teh¤like mevcut degildir- demistir. Biz ise; «Hiç bir kadin eger beraberinde kendisiyle evlenmesi caiz olmayan bir yakm akrabasi bulunmazsa hac yoluna çikmasin- ([6]) hadisine dayaniyoruz. Kaldi ki beraberinde yakm akrabasi bulunmayan ka¤din için -beraberinde baska kadinlar bulunsa bile- yine tehlike vardir. Hatta beraberinde baska kadinlarin bulunmasi tehlikeyi da¤ha da arttirir. Nitekim bunun içindir ki bir yabanci kadinin yanin¤da yalniz kalmak beraberinde bir baska kadin bulunsa bile caiz degildir. Fakat eger evi Mekke´ den üç günlük mesafeden da¤ha az olsa o zaman beraberinde kocasi veya yakm akrabasi bulun¤masa da caizdir.

(Eger hacca gitmek istiyen kadinin beraberinde yakm bir akra¤basi bulunursa kocasi onu hacca gitmekten alikoyamaz.) î m a m -1 Safii: «Alikoyabilir. Çünkü kadin hacca gidip dönünceye kadar kendisi bekâr hayatini yasamak zorunda kalmis olur» demistir.

Biz diyoruz ki: Farz olan ibadetlerin ifasi yolunda erkegin hak¤ki söz konusu degildir. Hac da farz olan bir ibadettir. Hatta eger kadina hac farz olmamis veyahut onun ikinci gidisi olursa kocasi onu yolundan alikoyabilir. Ancak -demislerdir ki- Eger kadinin beraberindeki yakin akrabasi helâl haram bilmiyen ve güvenilmez bir kimse olursa o zaman kocasi onu gitmekten alikoyabilir.

(Kadinin yakin akrabasi -Mecusilikten baska- hangi dinden olursa olsun kadin onunla birlikte hacc yoluna çikabilir. Ancak eger Mecusî olursa onunla birlikte çikamaz.) Zira mecûsilikte yakin ak¤rabalik evlenmeye mâni degildir. Eger kadinin yakin akrabasi ço¤cuk veya deli olursa -kadini koruyamadigi için- kadin onunla bir¤likte çikamaz. Ergenlik çagina yaklasip da henüz ergenlesmemis olan kiz da büyük kadinlar gibi eger beraberinde bir yakin akrabasi bu¤lunmazsa hacca gidemez. Su da bilinmelidir ki: kadinin beraberinde yakm akrabasinin bulunmasi sart olduguna göre yakin akrabasinin yol masrafi kadi¤na aittir. Ancak kadinin yakin akrabasi eger bulunmazsa kadina hacc vacip mi olmaz yoksa vacip olur da edasi mi gerekmez? diye ihtilâf etmislerdir.

(Ihrama girdikten sonra ergenlik çagma giren çocuk ile azatla-nan kölenin devam ettikleri hacc farz olan haccui yerini tutmaz.) Zira bunlar ihrama girerken hacc kendilerine farz olmadigi için bas¤ladiklari hacc nafile olup farza dönüsemez. (Fakat eger çocuk da¤ha Arafat´a gitmemisken ihramini yenileyip farz niyetini getirirse caizdir. Kölenin ise böyle de yapmasi caiz degildir.) Zira çocuk iba¤dete ehil olmadigi için ihrama girmekle baslamis oldugu hacci yük¤lenmis olmaz. Köle ise ibadete ehil oldugu için ihrama girmekle bas¤ladigi hacci yüklenmis olur ve dolayisiyle onu bozamaz.[7]



Bir Fasil


(Haccin inikatlari yani hacca giderken ihrama girmeden geçil¤mesi caiz olmayan semtler bes tane olup Medine tarafindan giden¤ler için Zülhuleyfe Irak tarafindan gidenler için Zatuirk Sam tara¤findan gidenler için Cuhfe Necid tarafindan gidenler için Karen ve Yemen tarafindan gidenler için de Yelemlem denilen semtlerdir.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) mikat olarak bu yerleri belirtmistir. ([8]) Bunun için hacca giden kimse bu yer¤lerden hangisine varirsa ihrama girmeden daha öteye geçemez". Fa¤kat bu yerlere varmadan ihrama girmenin bir sakincasi yoktur. Evi bu raikatlann berisinde olan kimsenin ister Hacc veya um¤re niyetiyle ister baska maksatla olsun M e k k e´ ye gitmek is¤terken bu bes semtten birine vardigi zaman -biz Hanefilere göre- ihrama girmesi gerekir. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm); «Hiçbir kimse ihrama girmeden mikati geçemez- ([9]) buyurmustur. Hem de ihra¤ma girmenin bu kutsal olan yere saygi göstermek olduguna göre hacc veya umre niyetiyle veyahut baska maksatla M e k k e´ ye gidenler arasinda fark bulunmamasi lâzim gelir. (Mikatlann Ötesinde oturan kimseler ise Mekke´ye herhangi bir is için gitmek istediklerinde ihrama girmeden gidebilirler.) Çünkü bunlarin Mekk e´ye gidip gelmeleri çok oldugu için eger her bir gitmede ihrama girmekle mükellef tutulurlarsa zor olur. Bunun için bunlar da Mekke´ nin içinde oturanlar gibi ihrama gir¤meden M e k k e ´ ye girip çikabilirler. Fakat Hacc veya umre ni¤yetiyle M e k k e ´ ye gitmek istedikleri zaman ihrama girmeleri gerekir. Çünkü M e k k e´ ye her zaman Hacc veya umre niye¤tiyle gidilmedigi için bu maksatla giden kimselerin ihrama girmek¤le mükellef tutulmalarinda zorluk yoktur. (Kisinin bu inikatlara varmadan da ihrama girmesi caizdir.) Zira Cenâb-i Hak. -Basladiginiz Hac ve umreyi tam olarak yapin» ([10]) buyurmustur. Hac ve umrenin tam olarak yapilmasi da Hz. Ali ile Abdullah Ibn-i M e s u d´ un yorumlarina göre kisinin hac veya umreye gider¤ken kapisi önünden ihrama girmesidir. Hatta mikata varmadan ih¤rama girmek daha zor oldugu ve K â b e´ ye karsi olan saygi onda daha fazla bulundugu için daha sevaplidir. Fakat î m a m Ebû Hanife´ den : «Mikata varmadan ihrama girmenin da¤ha sevapli olmasi ancak sakincali bir duruma girmiyeceginden emin olan kimseler içindir» diye söyledigi rivayet olunmustur. (Mikatlann ötesinde oturanlarin mikati Harem denilen kutsal çevrenin sinirlan ile inikatlar arasinda kalan yerlerdir.) Zira bun¤lar için kapilari önünden ihrama girmek caiz olduguna göre mikat-larla Harem´in sinirlari arasinda kalan her yer için inikattir. (Mekke´de olanlar için ise hac mikati Harem´in içi umre mi¤kati da Harem´in disidir.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâ¤tü ve´s-selâm). Ashabindan kimisine Mekke´ nin içinde hac ih¤ramina girmelerini emrettigi halde muhterem esi H z .  i s e ´ nin umre ihramina girmesi için kardesine onu T e n ´ i m´ e götürme¤sini emretmisti. T e n´ i m ise Harem´in disinda olan bir semtin adîdir. Hem de haccin rükünlerinden biri A r a f a t´ ta durmak olduguna Arafat´in da Harem´in dismda bulunduguna göre hac Ha¤rem´in disinda bulunduguna göre hac Harem´in içinden Harem´in disina dogru bir yolculuk olur. Umre ise; Harem´in içinde eda edil¤digi için umre ihramina Harem´in disindaki her yerde girilebilir.[11]



Ihrama Girmek


(Kisi ihrama girmek istedigi zaman önce yikanir veyahut abdest alir. Fakat yikanmak abdest almaktan daha iyidir.) Zira rivayet olun¤maktadir ki Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) ih¤rama girmek isterken yikanmistir. ([12]) Ancak su var ki bu yikan¤madan gaye temizlenmek oldugu için aybasi halindeki kadin da ih¤rama girerken -onun için gusül olmuyorsa da- yikanmakla emr-olunmustur. Bunun içindir ki abdest almak bu yikanmanin yerine geçer. Nasil ki cuma günü müstahap olan yikanmadan da gaye te¤mizlenmek oldugu içindir ki abdest almak onun da yerine geçer. Fakat temizlik yikanma ile daha fazla hasil oldugu ve Peygamber Efendimiz de yikanmayi abdest almaya tercih ettigi için yikanmak abdest almaktan daha iyidir.

(Ihrama girmek istiyen kimse yikandiktan sonra -birini etek¤lik yapmak digerini de omuzlan üstüne atmak suretiyle- yeni ve¤yahut yikanmis olan iki bez parçasina bürünür.) Zira hem Peygam¤ber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) ihrama girerken böyle yap¤mis ([13]) hem de ihramda olan kimselere dikilmis elbise yasak ol¤dugu için böyle yapmaktan baska çare yoktur. Fakat yeni bez te¤miz olma ihtimali daha kuvvetli oldugu için yikanmis bezden daha iyidir.(Ihrama girmek istiyen kimse varsa güzel koku da sürer.) Zi¤ra rivayet olunmaktadir ki H z. A i s e (Radiyallâhü anhâ) «Ben Peygamber Efendimize (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) ihrama girecegi sirada güzel kokular sürerdim- demistir. ([14]) Imam Muhammed´ den ise; «Eger güzel kokunun maddesi sürül¤dügü yer üzerinde ihramdan sonra da kaliyorsa mekruhtur» diye rivayet olunmustur ki î m a m Mâlik ile îmam-i Safiî de bu görüstedirler. Zira eger böyle olursa ihrama girdikten sonra sürülmüs gibi olur. Ihramda olan kimseye ise -ileride gelecegi üze¤re- güzel koku sürmek sakincalidir.

Biz diyoruz ki: Yasak olan ihramda iken güzel koku sürmek¤tir. Bu ise ihrama girmezden önce sürülüp vücut üzerinden gide¤rilmesi mümkün olmayan güzel kokunun devamidir. Fakat ihrama girmezden önce giyilen dikili elbise -çikanlabildigi için- öyle de¤gildir. (Ihrama girmek isteyen kimse bundan sonra iki rekât namaz ki¤lar.) Zira C a b i r (Radiyallâhü anh) ´m rivayetine göre Peygam¤ber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) Zülhuleyfe´de ihrama girdikten sonra iki rekât namaz kilmistir ive;

«Allah´im ben hacca gitmek Istiyorum. Bana kolaylik ver ve benden kabul buyur» ([15]) diye dua eder.) Çünkü haccm rükünleri ayn ay¤ri zamanlarda ve degisik yerlerde yapildigi için bir hayli zorlugu vardir. Bunun için Cenâb-i Allah´tan kolaylik dilenir. Namaz ise hem zamani az ve hem de eger kisi hasta olmazsa kilinmasi kolay oldugu için namaza baslanirken böyle bir dua yoktur (ve namaz bittikten sonra telbiyeye baslar.) Zira rivayete göre Peygamber Efen¤dimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) namaz kilar kilmaz telbiyeye bas¤lamistir. ([16]) Sayet namazdan sonra baslamayip da bineginin sir¤tinda yola dogrulunca baslarsa yine caizdir. Fakat geçen rivayete binaen namazi bitirir bitirmez baslamak daha iyidir.

(Ihrama giren kimse eger yalniz hac maksadi ile ihrama giri¤yorsa getirdigi telbiye ile hac niyetim getirmek zorunda olur.) Zira hac bir ibadettir. Ibadetler ise ancak niyetle biribirinden ayrilmis olurlar.

(Telbiye: LEBBEYKALLAHUMME LEBBEYKE LA SERIKE LEKE LEBBEYKE INNELHAMDE VENNI´METE LEKE VEIMÜLKE LA SE-EIKE LEKE Senin emrindeyim Allah´im senin emrindeyim. Senin em¤rindeyim. Senin ortagin yoktur. Senin emrindeyim. Bütün hamd ni¤met ve hükümranlik senindir diye zikretmektir.) Telbiye; Ibrahim (Aleyhisselâm)´m -meshur hikâyesin¤de geçtigi üzere- insanlari K â b e´ yi ziyarete olan çagirisina icabettirir. (TeIbiyede geçen bu kelimelerden bir tanesini bile eksik birakmamak gerekir.) Zira bütün ravilerin ittifaki ile Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem)´den bu sekilde gelmistir. (Sa¤yet eksik birakilmaz fakat bir seyler ilâve edilirse caizdir.) I m a m -1 Safii -Rebi´in kendisinden ettigi rivayete göre- telbiyeyi de ezana kiyas ederek : «Caiz degildir. Çünkü telbiye de ezan ve teseh¤hüt gibi me´sur bir sekilde varit olmustur» demistir. Biz diyoruz ki: Abdullah îbn-i Mesud Abdul¤lah Ibn-i Ömer ve Ebû Hüreyre gibi Ashabin büyüklerinden birçok kimseler ona birtakim seyler katmislardir. Kal¤di ki telbiyeden maksat Cenâb-i Allah´i yüceltip ona kulluk göster¤mek olduguna göre ona baska seyleri de katmanin sakincali olma¤masi lâzim gelir. (Kisi telbiyeye baslayinca ihrama girmis olur.) Yani eger hac¤ca niyet getirerek telbiyeye baslarsa ihrama girmis olur. Çünkü iba¤detler ancak niyetle ifa edilebilirler. (Fakat telbiye getirilmeden hac¤ca niyet edilse bile ihrama girilmis olamaz.) Zira hac da namaz gi¤bi birtakim rükünleri bulunan bir ibadettir. Namaza nasil ancak tek¤bir ile giriliyorsa hacca da ancak telbiye ile girilir. Ancak su var¤dir ki: namaza girebilmek için tekbir almak sart ise de -Hanefi Fikhi ulemâsi olan arkadaslarimiz arasinda yaygin olan görüse gö¤re- hacca baslamak için telbiyede geçen kelimeleri bizzat kullan¤mak sart olmayip Allah´i yüceltmek kasti ile söylenen her zikir hat¤ta Arapça olmasa bile varit olan telbiyenin yerine geçer. Imam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed´e göre namaz ile hac arasinda su yönden fark vardir: Hac babi na¤maz babindan daha genis oldugu için namaza girmek için bir zikir yapmak sart ise de hacca baslamak için -kurban olarak kesilecek develeri nisanlamak gibi- zikir olmayan bir sey de zikrin yerine geçer. Bunun için telbiye bir baska zikir veyahut Arapça yerine bir baska dil de olabilir.

(Cenâb-i Hak (Azze ve Celle). «Hacda refes füsuk ve cidal yoktur- ([17]) buyurdugu için ihram¤da olan kimse bu üç seyden bütün gücü ile sakinmalidir.) Refes: kimisi; «Cinsel iliskidir» kimisi: «kötü ve kaba lâflar¤dir» kimisi de: «Kadinlarin yaninda cinsel iliski ile cinsel iliskiye sürükleyici seylerden söz etmektir» demistir.

Füsuk î dinî yasaklari çigneyip korkusuz ve pervasizca günah is¤lemektir. Bu her ne kadar her zaman haram ise de ihramda her zamankinden daha haramdir. Cidal da: sunun bununla gerekli gereksiz tartisip agiz kavgasi yapmaktir. Kimisi de: «Haccin zamani hakkinda müsriklerle müna¤kasa etmektir- demistir.

(Ihramda olan kimse av avlayamaz.) Zira Cenâb-i Hak: .«Ihramda iken av öldürmeyin» ([18]) buyurmustur.

(Ihramda olan kimse ava isaret de edemez ve onu baskasina gösteremez.) Çünkü rivayet olunmaktadir ki: Ebû Katade (Radiyallâhü anh) bir yaban esegini avlamis fakat kendisi ihram¤da degil idiyse de beraberinde olan arkadaslari ihramda olduklari için Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onlara:

"Siz isaret ettiniz mi? Siz gös¤terdiniz mi? Siz yardim ettiniz mi?» diye sormus ve onlar: — Hayir diye cevap verince: . «O zaman yiyin» ([19]) buyurmustur. Hem de ava isaret etmek veyahut onu bir baskasina göstermek onu bizzat av¤lamak degil de avlanmasina yardim etmek oldugu için bizzat av¤lanmak hükmündedir.

(Ihramda olan kimse gömlek kilot) sank ve papuç (da giye¤mez.) Ancak eger terlik bulamazsa papuçu bogazini kesip terlik durumuna getirdikten sonra giyebilir. Çünkü rivayete göre Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ihramda olan kimse¤leri bunlari giymekten nehyetmis ve sonunda; «Papuç da giyemez. Ancak eger terlik bulamayip da papuçlan topuklann asagisindan keserse o zaman giyebilir» ([20]) buyurmus¤tur.

Hisam´in îmam Muhammed´ den rivayetine gö¤re bu hadiste geçen «topuk»tan murat abdest âyetinde geçen ba¤caklarin alt ucundaki çikik kemikler olmayip çarik baginin baglan¤digi semtteki ayak mafsalidir.

(Ihramda olan kimse yüzünü ve basini örtemez.) î m a m –1 Safiî: -Erkek yüzünü örtebilir. Zira Peygamber Efendimiz (Aley-hi´s-salâtü ve´s-selâm); «Erkegin ihramda olmasi basindan kadinin ihramda olmasi yü¤zünden bellidir» ([21]) buyurmustur» demistir. Bizim ise delilimiz Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)´in ihramda ve¤fat eden bir arkadasi hakkinda; Basi ile yüzünü örtmeyin. Zira kiyamet günü kabirden telbiye getirerek kaldirilacaktir» ([22]) diye buyurmasidir. Kaldi ki kadin yüzü açik olarak gezmesinin kötülüge yol açtigi halde ihramda yü¤zünü açmak zorunda iken erkegin ihramda yüzünü açmak zorun¤da olmasi evleviyetle lâzim gelir. Imam-i Safiî´ nin da¤yandigi hadis ise kadinin ihramda bile basini açmasinin caiz olma¤digim bildirmek için varit olmustur.

(Ihramda olan kimse güzel koku süremez.) Zira Peygamber Efen¤dimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) : «Haca ifa etmekte olan kimse saçi sakali biribirine karisik ve kerih koku veren kimsedir» ([23]) buyurmustur.

(Ihramda olan kimse) ayni hadise binaen (saçma sakalina yag süremez ve ne saçini ne de vücudunun herhangi bir yerinde bulu¤nan killari tiras edemez.) Zira Cenâb-i Hak;

-Kurban yerine ulasincaya kadar baslarinizi tiras etmeyin» ([24]) buyurmustur. (Ihramda olan kimse sakalini da kesemez.) Çünkü killar kesme ile de hafifledigi için kesmek de tiras etmek hükmündedir.

(Ihramda olan kimse alaçehre safran veya aspur ile boyanmis bir elbiseyi giyemez.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem-Ihramda olan kimse safran veya alaçehrenin degdigi bir elbi¤seyi giyemez- ([25]) buyurmustur. (Ancak eger yikanmis ise rengi gitmemis bile olsa giyebilir.) Çünkü giyilmesinin caiz olmamasi ren¤gi için degil kokusu içindir. Imam-i Safii: -Aspurla bo¤yanmis elbiseyi giymede sakinca yoktur. Çünkü aspur rengi güzel ve fakat kokusuz bir bitkidir» demistir. Biz diyoruz ki: Rengi gibi güzel bir kokusu da vardir.

(Ihramda olan kimsenin hamama gidip yikanmasinda sakinca yoktur.) Çünkü H z . Ömer (Radiyallâhü anh) ihramda yikan¤mistir. ([26]) (Ihramda olan kimsenin bir duvar veya tahtarevan ile gölgelen¤mesinde sakinca yoktur.) Imam Malik: -Çadir ve benzeri seylerin altinda gölgelenmesi -basim örter gibi oldugu için- mek¤ruhtur» demistir. Biz diyoruz ki: Hz. Osman (Radiyallâhü anh) ihramda iken ona çadir kurulmustu. Sonra basa degmedikten sonra çadir ile bina arasinda ne fark vardir. Hatta eger perdeler yüze ve basa degmezs Kabe´nin perdeleri arkasina girmek de- gölgelenmek ol¤dugu için- mekruh degildir. (Ihramda olan kimsenin beline kemer baglamasinda salanca yoktur.) imam Malik: «Eger bagladigi kemerde baskasinin parasini tasiyorsa -buna mecbur olmadigi için- mekruhtur» de¤mistir. Biz diyoruz ki: Kemer dikilmis elbise sayilmadigi için içindeki para ister sahibinin ister baskasinin olsun ikisinin de sakincasi yok¤tur. (Ihramda olan kimse ne basini ne de sakalini hatmi ile yikayamaz.) Çünkü hatmi güzel kokulu bir bitki oldugu gibi bastaki hasereleri de öldüren bir temizleme aracidir. (Ihramda olan kimse farz olan bir namazdan sonra her yük¤sek olan bir yere çikarken her alçak olan bir yere inerken her bir süvari kafilesine rastlarken ve her seher vaktinde telbiye getirir.) Zira Pygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ashabi bu durumlarin hepsinde telbiye getirirlerdi. ([27]) Hacdaki telbiye de na¤mazdaki tekbir gibi olup namazdaki tekbir nasil durumdan duru¤ma geçislerde almiyorsa telbiye de öyledir. (Telbiye ne kadar yüksek sesle getirilirse o kadar iyidir.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm); «Haccin en üstün ameli yüksek sesle telbiye getirmek ve kan dökmektir- ([28]) buyurmustur. (Kisi Mekke´ye girdigi zaman) ister gece ister gündüz olsun (hiç durmadan Mescid-i Haram´a gider.) Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke´¤ye girer girmez Mescid-i Haram´a gitmistir. ([29]) Hem de M e k k e´ ye gitmekten maksat Beytullah´i ziyaret etmektir. Beytullah ise Mescid-i Haram´ dadir. (Kisinin gözü BeytuIIah´a ilistigi zaman da tekbir getirir ve LA ILAHE ILLELLAH der.) Abdullah îhn-i Ömer (Radiyâllâhü anh) Beytullah ile karsilastigi zaman BISMILLAHI VALLA-HU EKBER derdi. ([30]) îmam Muhammed: «Birtakim basmakalip dualara bag¤li kalmak kalbin yumusakligini giderir- diye hiç bir yerde okuna¤cak herhangi bir duayi tayin etmemis ancak: Peygamber Efendi¤mizden (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) naklolunan dualari okumak teberrüken iyidir demistir.

(Kisi ondan sonra Hacer-ül Esved´e dogru yönelip tekbir alir ve LA ILAHE ILLELLAH der.l Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mescid-i Haram´a girdiginde Hacer-ül Esved´ den baslayarak ona dogru iler¤leyip tekbir ve tehlil getirmistir. ([31]) (Kisi tekbir ve tehlil getirirken ellerini havaya kaldirir.) Çün¤kü- Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaz bahsinde de geçtigi üzere- «Eller ancak yedi yerde kaldirilir» ([32]) diye dururken : -Bu yerler¤den biri Hacer-ül Esved´in karsisinda dururkendir» demistir. (Eger kisi herhangi bir kimseyi incitmeden Hacer-ül Esved´I is¤tilâm etmeye yani onu öpmeye veya elinin ayasini ona sürmeye ola¤nak bulursa bunu yapmaya çalisir.) Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz [Sallallahü Aleyhi ve Sellem) iki dudagini Hacer-ül Esved´in üstüne koyarak onu öpmüs ve H z. Ömer´e: -Sen iri ve güçlü bir adamsin güçsüz olan kimseleri Incitebi¤lirsin. Bundan dolayi halkin arasina girip tasa ulasmak için onlar¤la sikisma. Ancak eger bir açiklik bulursan tasi öp veya ona elini sûr. Açiklik bulamazsan yüzünü ona ver ve tehlil tekbir getir- ([33]) buyurmustur. Hem de Hacer-ül E s ve d´ i öpmek veya ona el Sürmek sünnettir. Müslümanlari incitmekten sakinmak ise vacip¤tir. (Sayet elinde bulunan) bir hurma dali ve benzeri gibi (bir seyi Hacer-ül Esved´e dokundurup da o seyi öpmeye imkân bulursa bu da iyidir] Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) devesinin sirtinda ve elinde bulunan bas¤tonunu Kabe´nin rükünlerine dokundurmak suretiyle tavaf yapmis¤tir. ([34]) Sayet bunu da yapamazsa o zaman yüzünü H a c e r - ül Esved´e vererek tekbir tehlil getirmek Allah´a hamdetmek ve Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Selleml´e salavat oku¤makla yetinir.

(Kisi bundan sonra Ihraminin bir ucunu sag koltugunun altin¤dan bir ucunu da sol omuzunun üstünden geçirerek sag yanma dö¤ner ve Kabe kapisinin bulundugu tarafa dogru ilerleyip Kabe´nin et¤rafinda yedi tur yapar.) Çünkü rivayet olunduguna göre Peygam¤ber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hacer-ül Es¤ved´ i öptükten sonra sag yanina dönmüs ve Kabe kapisinin bulundugu tarafa dogru ilerleyip Kabe´ nin etrafinda yedi tur yapmistu. ([35]) K â b e ´ nin etrafinda tur yaparken ihramin bir ucunu sag koltugun altindan bir ucunu da sol omuzun üstünden geçirmek sünnet olup Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)´den naklolunmustur. ([36])

(Kabe´nin etrafinda tur yapilirken Hatiym´in disindan geçilir.) Hatiym: olugun bulundugu duvarla bitisiginde ve yerden yüksekçe olan sekinin adidir. H z . A i s e ´ nin rivayetine ([37]) göre bura¤si ibrahim (Aleyhisselâm) zamaninda Kabe´ nin içinde iken sonradan Kureysliler tarafindan yapilan bir onarimda maîzemeleri yetmedigi için Kabe´ nin disinda birakilmistir. Bunun için ona hem «Hatiym» hem «Hicir» denilir. Çünkü Hatiym koparmak mânâsinda olan -HATM» mastarindan müstaktir. Zira burasi K â -b e ´ den iken Kabe1 den koparilmistir. Hicir de -HACR» mas¤tarindan gelmedir. Zira Hacr menetmek demektir. Burasi da Ka¤fa e ´ den iken K â b e´ den menedildigi için ona Hicir denilmis¤tir. Bunun için Kabe" nin etrafinda tur yapilirken bu sekinin disindan geçmek gerekir. Hatta eger kisi bu seki ile K â b e´ nin duvan arasinda buiunan açiklikta geçerse tavafi caiz olamaz. Bu¤nunla beraber namazda bu sekiyi kible yapmak caiz degildir. Çün¤kü namazda Kabe´ nin karsisinda durmanin sart oldugu Kur´-ani Kerim ile sabit iken K â b e ´ den oldugu Haber-i Vahit ile yani "tek kisi hadisi ile ögrenilen bir seyin karsismda .durup namaz kilmak ihtiyata aykiridir. Tavafta ise ihtiyat onun disindan geç¤mektir.

(Tavafin Ilk üç turunu kosarak yapmak sünnettir.) Bunun se¤bebi sudur: Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sell^m) ile Ashabi K â b e´ yi tavafa baslarken uzaktan onlari seyreden müs¤rikler birbirlerine :

•Görüyor musunuz Y e s r i b´ in ([38]) sitmasi onlan ne ka¤dar güçsüz yapmistir- demisler ve bunu duyan Peygamber Efendi¤miz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) müsriklere gözdagi vermek için ashabina ilk üç turu kosarak yapmalarini emir buyurmustu. ([39]) Sonradan buna her ne kadar artik gerek kalmamis ise de hüküm gerek Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) zamanin¤da gerek ondan sonra oldugu gibi devam etmistir. (Geri kalan dört tur ise normal yürüyüsle yapilir.) Peygamber Efendimizin (Sallalia-hü Aleyhi ve Sellem) hac safahatini rivayet edenlerin hepsi bunda müttefiktirler. (Ilk üç turdaki kosmak da Hatiym´dan Hatiym´a ka¤dardir.) Peygamber Efendimizden (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) bu sekilde rivayet olunmustur. ([40]) (Sayet fazla kalabaliktan bazi yer¤lerde kosmaya imkân bulunmazsa hemen orada durulur ve açiklik bulununca tekrar kosmaya devam edilir.) Çünkü kosmanin yerini tutacak´baska bir sey bulunmadigi için turlari sünnet olan sekli ile yapmak üzere durup beklemek gerekir Hacer-ül Esved´i öpmek veya el sürmek ise öyle degildir. Zira fazla kalabaliktan do¤layi Hacer-üî Esved´i öpmek veya el sürmek mümkün olmadigi zaman onun karsisinda durmak onu öpmek veya ona el sürmek yerini tutar.

(Kisi Kabe´nin etrafinda turlari yaparken Hacer-ül Esved´in ya¤nindan geçtikçe –yapabilirse- Hacer-ül Esved´i öpmesi veya ona el sürmesi sünnettir.) Çünkü Tavafin turlari namazin rekâtlari gi¤bidirler. Namaz kilan kimse nasil her bir rekâta yeni bir tekbir ile basliyorsa K â b e ´ yi tavaf eden kimse de her bir tura H a -cer-ül Esved´i öpmek veya ona el sürmekle taslar. Sayet fazla kalabaliktan buna gücü yetmezse o zaman -yukanda da geç¤tigi üzere- Hacer-ül Esved´in karsisinda durup tehlü ve tekbir getirmekle yetinir.

(Kabe tavaf edilirken Hacer-ül Esved´den baska-aynca Kabe´¤nin Yemen yönündeki kösesini de öpmek veya ona el sürmek) za¤hir olan rivayete göre (iyidir.) Imam Muhamme d ´ den ise sünnet oldugu ve H a c e r - ül E s v e d ile bu köseden bas¤ka bir yere el sürmenin sünnet olmadigi rivayet olunmustur. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yalniz H a-c e r- ül E s v e d ile bü köseye el sürerdi. ([41])

(Kabe´yi tavaf eden kimse tavafini Hacer-ül Esved´i öpmek veya ona el sürmekle bitirir ve ondan sonra Ibrahim (AleyhisselâmJ´in makamina gidip iki rekât namaz kilar. Sayet orada yer´ bulamazsa MescId-i Haram´m imkân buldugu herhangi bir yerinde kilar.) Bu iki rekât namaz biz Hanefüere göre vaciptir. I m a m-i Safii ise : -Sünnettir Çünkü vücubunu gösteren herhangi bir de!ü yok¤tur- demisnr. Biz ise .Kabe´yi tavaf eden kimse her yedi tur basina iki rekât namaz kilsin» ([42]) hadisine dayaniyoruz. Zira emir vücubu Ifade eder.

(iki rekât namazdan sonra tekrar Hacer-ül Esved´e dönülüp öpü¤lür veya ona el sürülür.l Çünkü rivayet olunmaktadir ki Peygam-ber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) iki rekât namaz kildik¤tan sonra tekrar Hacer-ül Esved´e dönmüstü. ([43]) Kai¤de sudur ki: arkasinda Saiy bulunan her tavaftan sonra H a c e r - ül Esved´e dönülür. Zira nasil tavafa Hacer-ül Esved ile baslaniyorsa Sa´ye de H a c e r-ül Esved ile baslanir. Ar¤kasinda saiy bulunmayan tavaf ise böyle degildir. (Buraya kadar söyledigimiz tavaf Tavafül-Kudum´dur.) Buna ay¤nca Tavaf üttahiyy e de denilir. (Bu tavaf vacip degil sünnettir.) i m a m Malik-Kim ki Beyt´e

gelirse onu tavaf ile hediyelendirsin- ([44]) hadisine dayanarak bu tavafin vacip oldugunu söylemistir.

Biz diyoruz ki: -Cenâb-i Allah tavafi mutlak bir sekilde emir bu¤yurmus yani «Beyt´i su kadar kez tavaf edin- dememistir. Mutlak emrin de tekrari gerektirmedigine ve Tavafüzziyare´nin de icma ile vacip olduguna göre bu tavafin vacip olmamasi lâzim gelir. Kaldi ki imam Malik´in dayandigi hadis de bu tavafin vacip ol¤madigini ifade eder. Çünkü bu hadiste bu tavafa hediye denilmis¤tir. Hediye ise müstahaptir. (Mekke´de oturanlar için Tavafülkudum yoktur.) Çünkü Tava-fülkudum M e k k e ´ ye gelis tavafi demektir. M e k k e´ de oturanlar ise M e k k e´ ye gelmis olmuyorlar ki bu tavafi yap¤sinlar. (Bundan sonra kisi Safa tepesine çikip yüzünü Kabe´ye verir ve tekbir tehlil ve salâvat getirdikten sonra ellerini havaya kaldirip is¤tedigi dualari yapar.) Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efen¤dimiz (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) Safa tepesine çikmis ve Beyt´i görünce durup yüzünü ona vererek duaya baslamistir. ([45]) Diger dualarda oldugu gibi burada da duadan önce Allah´a hamd ve sena edilir ve Peygamber Efendimize (Sallallahü Aleyhi ve Sel¤lem) salâvat getirilir ki Allah katmda kabulü için vesile olsun. Elleri havaya kaldirmak da zaten her duada sünnettir. ([46]) Safa tepesine de K â b e´nin görülebilecegi kadar çikilir. Zira tepeye çikmaktan maksat Kabe´yi görüp yüzü ona vermektir. Sonra kisi Safa tepesine çikmak istedigi zaman M e s c i d-i Ha¤ram´ dan istedigi kapidan çikabilir. Peygamber Efendimizin (Sal¤lallahü Aleyhi ve Sellem) Beni Mahzum kapisindan çikmasi ise -ki bu kapiya Babussafa da denilir- bu kapidan çikmak sünnet oldu¤gu için degil bu kapinin Safa tepesine daha yakin oldugu içindi.

(Sonra kisi. Safa tepesinden inip normal bir yürüyüsle Merve tepesine dogru ilerler ve Batnülvadi denilen semte varinca iki yesil nisan arasinda kosarak yürür. Ondan sonra Merve tepesine varin¤caya kadar tekrar normal bir yürüyüsle ilerleyip Merve tepesine çi¤kar ve Safa tepesinde yaptiklarinin aynisini bu sefer Merve tepesin¤de yapar. Bunun hepsi bir tur olup Safa tepesinden baslayarak Mer¤ve tepesinde bitirmek suretiyle bunun gibi alti tur daha yapar.) Bu¤na da Saiy denilir. Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendi¤miz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Safa ile Merve tepeleri arasinda bu sekilde yedi tur yapmistir. Safa tepesinden basla¤manin sebebi de; «Cenâb-i Allah Safa ile Merve´nin hangisinden önce söz etmisse siz de önce ondan bas¤layin» ([47]) hadisidir.

Sonra Safa ile Merve tepeleri arasindaki bu sa´y va¤cip ise de haccin rüknü degildir t m a m -1 S â f i I ise: -Sa´y yapin. Zira Cenâb-i Al¤lah size sa´yi farz kilmistir- ([48]) hadisine dayanarak: «Rükündür» demistir. Biz ise; Safa ile Merve Allah´in nisanelerindendirler. Kim Beyt´i hacceder veya umre yaparsa bu ikisini de tavaf etmesinde bir sakinca yok¤tur- ([49]) âyet-i Kerimesine dayaniyoruz. Zira bu ifadeden rükni-yet söyle dursun vücup bile anlasilmaz. Bununla beraber biz yine ihtiyaten vücubuna kail olmusuzdur. Hem de rükniyet ancak kesin delil ile sabit olur. Burada ise kesin delil yoktur. Zira 1 m a m-i Safii´ nin dayandigi hadis sa´yin farziyetinde nass degildir. Çün¤kü farz kilmak bazan müstahap kilmak mânâsinda da kullanilir. Nitekim;

âyet-i kerimesinde -Birinize ölüm geldigi zaman eger mal birakiyor¤sa vasiyet etmek size farz kilindi- ([50]) diye buyuruldugu halde öl¤mek üzere bulunan kimsenin vasiyet etmesi icma ile müstahaptir.

(Safa ile Merve arasinda bu sekilde sa´y da yaptiktan sonra ki¤si ihramini çözmeden Mekke´de bekler.) Zira hacc niyetiyle ihrama girdigi için hac menasikini bitirmedikçe ihramini çözeni ev. (ve her arzu ettikçe Beyt´i tavaf eder.) Zira tavaf da namaz gibidir. Peygam¤ber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Selle «Beyt´i tavaf etmek de bir namazdir» ([51]) buyurmustur. Nnmaz ise en güzel ibadettir öyleyse tavaf da öyledir. Ancak bu tavaflardan sonra Safa ile Merve arasinda saiy yoktur. Çünkü hacda saiy ancak bir kez vaciptir. Nafile olarak da saiy yapmak mesru degildir. Kisi bu tavaflari yaparken her bir yedi turdan sonra iki rekât namaz kilar ki bu namaza -yukarida da geçtigi üzere- Ta¤vafin iki rekât namazi denilir.

(Zilhicce ayinin yedinci günü gelince imam bir hutbe vererek halka Mina´ya gitmenin oradan da Arafat dagina çikip arife günü Arafat´ta kalmanin ve ondan sonra tekrar Mina´ya dönüp Tesrik gün¤lerini Mina´da geçirmenin gerektigini anlatir.) Kisacasi: Hacda üç hutbe vardir. î/si bizim söyledigimiz bu hutbedir. 2.´si Arefe günü Arafat daginda 3.´sü de Zilhicce ayinin onbirinci günü M i n a´ da verilir. Buna göre hutbeler gün asin olarak verilmis olur. imam Züfer: «Hutbeler Zilhicce ayinin sekizinci günün¤den itibaren üç gün üstüste verilir. Çünkü hacilarin bir arada bu¤lunduklari günler bu günlerdir.- demistir. Biz diyoruz ki: Z i I h i c -c e ayinin sekizinci günü ile Kurban bayraminin ilk günü herkes mesgul oldugu için hutbeyi dinlemeye pek vakit bulamaz. Hutbe¤lerden gaye ise halka gerekli bilgileri vermektir. Bunun için bizim dedigimiz günlerde hutbelerin verilmesi daha uygundur. (Ihramda olan kimse (Zilhicce ayinin sekizinci günü sabah na¤mazim kildiktan sonra Mina´ya gitmek üzere Mekke´den çikar ve Arafe gününün sabah namazini kilincaya kadar Mina´da kalir. On¤dan sonra Arafat´a gider.) Zira rivayet olunmaktadir ki Peygam¤ber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Zilhicce´ nin se¤kizinci günü sabah namazini M ek ke´de kilmis ve Günes do¤gunca M i n a ´ ya dogru yola çikarak ögle ikindi aksam yatsi ve sabah namazlarini M i n a ´ da kildiktan sonra Arafat da¤gina çikmistir. ([52]) (Sayet kisi Arefe gecesini Mekke´de geçirir ve sabah namazini kildiktan sonra Arafat´a gitmek üzere yola çikip Mî-na´dan geçerse yine de kâfi gelir.) Çünkü Zilhicce´ nin seki¤zinci günü M i n a ´ da yapilmasi gereken herhangi bir ibadet yok¤tur. Fakat bu kimse Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yaptigi gibi yapmadigi için iyi bir is yapmis olmuyor.

(Arafat´ta Günes tepeden saga dogru kaymaga baslayinca Imam Arafat ve Müzdelife vukuflari. Cemreleri taslamak kurban kesmek tiras olmak ve Tavafüzziyara gibi Haccm geri kalan menasikini hal¤ka bildirmek üzere hutbe verir ve ondan sonra ögle ile ikindi na¤mazlarini birarada kildirir. Bu hutbe de cuma hutbesi gibi iki tane olup aralarinda hafif bir oturus yapilir.) Peygamber Efendimiz (Sal-Iallahü Aleyhi ve Sellem) böyle yapmistir. ([53]) Imam Malik: •Hutbe namazdan sonra verilir. Çünkü bu hutbeden gaye ögüt ve nasihat oldugu için o da bayram hutbesi gibidir» demistir. Bizim ise delilimiz. Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Seüem) bu hutbeyi namazdan önce vermis olmasidir. Kaldi ki bu hutbeden gaye haccm menasîki hakkinda bilgi vermek olduguna ve bu me-nasikten bir tanesinin de ögle Ikindi namazlarini bir arada kilmak ol¤duguna göre bu hutbenin namazdan önce olmasi daha uygundur.

Mezhebin zahirine göre -cuma hutbesinde oldugu gibi- bu hut¤bede de imam minbere çikip oturduktan sonra müezzin ezan okumaya baslar. Imam Ebü Yûsuf ise -bîr rivayete göre -imam minbere çikmazdan bir rivayete göre de «Hutbeyi bitirdikten son¤ra ezan okunur» demistir. Fakat dogrusu bizim dedigimiz gibidir. Zi¤ra Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) devesinin sirtina çikip dogrulduktan sonra müezzinler onun önünde ezan oku¤maya baslamislardi. ([54]) Kamet ise hutbe bittikten sonra getirilir. Çünkü namaza baslama zamani -cuma namazinda oldugu gibi- hutbe bittikten sonradir. (ögle ile ikindi namazlari ögle namazi vaktinde bir arada ve bir ezan ile ve fakat her birine ayn ayri kamet getirilerek kili¤nir.) Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ögle ile ikindi namazlarini bir arada kildigina dair rivayetler meshurdur ve bunda ihtilâf yoktur. Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) iki namazi bir ezan ve fakat iki kamet ile kilmasi ise C a -bir (Radiyallâhü anhl´in; «Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ögle ile ikindi namazlarini bir ezan ve iki kamet ile kildi- mealindeki hadi-siyle sabittir. ([55]) Bunun manasi sudur ki: ögle namazi için hem ezan okunur hem kamet getirilir. Ikindi namazi ise vakti daha ol¤mamisken kilindigi için -halk bilsin diye- ona yalniz kamet geti¤rilir. (Ve iki namaz arasinda sünnet kilinmaz.) Çünkü eger arala¤rinda sünnet kihnsa ikisinin bir arada kilinmasinda mânâ kalmaz. Bunun için eger aralarinda sünnet kihnsa mekruh bir is yapilmis olmakla beraber -zahir olan rivayete göre- o zaman ikindi nama¤zi için de ayri bir ezan okunur. îmam Muhammed ise: «Aralarinda sünnet kihnsa bile veya baska bir is dahi yapilsa ikindi namazi için ayri bir ezan okunmaz» demistir. (Sayet imam hutbe vermese de caizdir.) Çünkü bu hutbe farz degildir. îmam Ebû Hanife´ye göre (ögle namazini bu¤lundugu yerde ve tek basina kilan kimse ikindi namazini ikindi na¤mazi vaktinde kilar.) Diger iki imam ise: «Tek basina da kilsa iki namazi bir arada kilar. Çünkü iki namazi bir arada kilmak Ara¤fat´ta istendigi zaman ve çokça dua etme imkanini bulabilmek içindir. Buna ise cemaatle namaz kilan kimse kadar tek basina ki¤lan kimse de muhtaçtir» demislerdir. Imam Ebû H a n i f e : «Her namazi kendi vakti içinde kilmanin zorunlugu naslarla sa¤bit olduguna göre herhangi bir namazi vaktinden önce kilmak an¤cak seriatin varid oldugu bir durumda caiz olabilir. Seriat ise sa¤dece A r a f a t´ ta imam ile birlikte ögle namazindan sonra ki¤lman ikindi namazi hakkinda varid olmustur. O da -iki imamin de¤digi gibi-istendigi zaman ve çokça- dua etmeye imkan bulmak için degildir. Zira bunun için iki namazi bir arada kilmak ile her nama¤zi kendi vakti içinde kilmak arasinda fark yoktur. Eger ikindi na¤mazi kilinmadan cemaat dagilirsa her biri bir tarafa giden bunca insanlarin ikinci kez ikindi namazi için toplanmalari zor olur» de¤mistir. A r a f a t´ da ögle ile ikindi namazlarini bir arada kila¤bilmek için îmam Ebû Hanife´ye göre her iki namazin da cemaatle kilinmasi sarttir. îmam Züfer ise: «Yalniz ikindi namazinin cemaatle kilinmasi kâfidir» demistir. Hacc ihraminda olma sarti da bu ihtilâfa göredir. Imam Ebü H a n i f e -yukanda da geçtigi üzere- i «Çünkü her hangi bir namazi vaktinden önce kilmak kiyasa aykiri oldugu için ancak Se-riat´m varit oldugu bir durumda caiz olur. Bu durum da her iki na¤mazin cemaatla kilinmasi ve kilan kimsenin hacc ihraminda olma¤si halidir. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu iki namazi hac ihraminda ve cemaatla kildirirken bir araya ge¤tirmistir- demistir.

ihramda olma sarti hakkinda da îmam Ebû Hanife´-den iki rivayet gelmistir. Bir rivayete göre îmam Ebû Hani-f e: «.Eger kisi ögleden önce ihrama girmemis ise iki namazi bir arada kilamaz» bir rivayete göre de: «Namaza baslamadan önce ih¤rama girmis olmasi kâfidir» demistir. (Namazdan sonra imam cemaati ile birlikte Cebel-ürrahme ya¤kininda yer tutmak Için harekete geçer.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) öyle yapmistir. ([56]) (Arafat´in -Ürene düzlügü disinda- her yerinde durulabilir.) Çünkü Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm); -Arafat´in her semti durma yeridir. Ancak Ürene düzlügünde durmayip daha yukari çikin. Müzdelife´nin de her semti durma ye¤ridir Ancak Vadi Muhassir´de durmayip daha yukari çikin ([57]) buyurmustur. (Imamin Arafat´ta yerde durmasi caiz ise de bineginin sirtinda durursa daha iyidir.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) devesinin sirtinda durmustur. ([58])

(Imamin Arafat´ta durdugu sürece yüzünü kibleye vermesi de iyi bir seydir.) Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem A r a f a t´ ta hep yüzü kibleye

dönük olarak durmus ve -Durulan yerlerin en iyisi kibleye yönelik olarak durulan yerdir- ([59]) buyurmustur.

(Arafat´ta imam gâh halka hacc menasiki hakkinda bilgi verir gâh halkin duyabilecegi bir sesle dua eder.) Zira rivayete göre Pey¤gamber Efendimiz (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem) A r a f a t´ ta yiyecek istiyen aç ve yoksul olan bir kimsenin avuç açmasi gibi her iki elini açip istedigi dualari yapmisti. ([60]) Peygamber Efendimiz (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem)´den birtakim dualar rivayet olunuyor¤sa da kisi istedigi dualari yapmakta serbesttir. Peygamber Efendi¤miz (SalIallahü Aleyhi ve Sellem)´den rivayet olunan dualari mu¤fassal olarak -Uddet-ünnasik Fi Iddet-Il Menasik- adli kitabimizda toplamis bulunuyoruz. îstiyen oradan alabilir.

(Arafat´ta halk ne kadar imamin yakininda dursalar o kadar iyi¤dir.) Zira -yukarida da söyledigimiz gibi- imam gâh hacc mena¤siki hakkinda bilgi verir gâh yüksek sesle dua eder. Onun yaki¤ninda olanlar daha iyi sesini isitirler. (Aynca imamin arkasinda durmak da iyi bir seydir.) Çünkü ima-min yüzü kibleye dönük oldugu için onun arkasinda duran kimse¤lerin de yüzleri kibleye dönük olur. Ancak bizim bu dediklerimizin hepsi A r a f a t´ ta durmanin en iyi olan sekli hakkindadir. Yoksa Araf a t´m neresinde durulsa -yukarida da geçtigi üzere- caizdir. (Arafat´a çikmazdan Önce yikanmak ve Arafat´da da güç yetti¤gi kadar dua etmek müstahaptir.) Bu yikanma -gusül bahsinde geç¤tigi üzere- mendup olup vacip degildir. Hatta eger kisi yikanmayip yalniz abdest de alsa- cuma bayram ve ihrama girme gusüllerin-de oldugu gibi- yikanmanin yerini tutmus olur. Dua edip durmak da keza vacip degil müstahaptir. Zira rivayet olunmaktadir ki Pey¤gamber Efendimiz (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem) A r a f a t´ ta hep ümmeti için dua edip durmus tâ ki ümmetinin -kul haklari disin¤da- her çesit günahlarinin bagislandigi müjdesi kendisine verilmis¤tir. ([61]) (Arafat´ta telbiye devamli getirilmeyip zaman zaman kesilir.) Imam Mâlik: -Kisi Arafat´a çikar çikmaz telbiyeyi keser. Zira telbiye -Senin emrindeyim» demek olup dil ile icabet¤tir. Dil ile icabet ise haccin rükünlerine baslamazdan önce olup hac-cin rükünlerine baslandiktan sonra ona gerek kalmaz» demistir.

Biz diyoruz ki: Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sel¤lem)´in Akabe Cemresi´nin yanma varincaya kadar telbiyeye devam ettigi ([62]) gibi hacdaki telbiye namazin tekbirleri hükmünde ol¤dugu için kisinin ihramda oldugu sürece telbiye getirmesi gerekir.

(Arafat´ta arefe günü günes battiktan sonra imam ile berabe¤rinde olan halk Arafat´tan hareket eder ve agir agir inip tâ ki Müz-delife´ye varirlar.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallaliahü Aleyhi ve Sellem) A r a f a t´ dan günes battiktan sonra hareket etmis¤tir. ([63]) Hem de Arafat" dan günes battiktan sonra hareket etmekle müsriklerin adetine muhalefet edilmis olur. Sayet kisi ka¤labalik içinde sikismaktan korkup Imamdan Önce hareket eder ve fakat Arafat´in -sinirlarini geçmezse - Arafat´ dan ha reket etmis sayilmadigi için- caizdir. Bununla beraber -bir rüknü vakti gelmeden edaya baslamis olmasin diye- imamdan önce hare¤ket etmemesi daha evladir. Günes batip imamin hareketinden son¤ra bir miktar durup sonra hareket etmekte ise bir sakinca yoktur. Zira rivayet olunmaktadir ki halk hareket ettikten sonra H z . A i -s e bir içecek isteyip orucunu açtiktan sonra hareket etmistir. (Müzdelife´ye varildiktan sonra tepesinde ates yakilan ve Ku-zah denilen dagin eteginde durmak müstahapbr.) Zira rivayete gö¤re hem Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hem H z. Ömer bu dagin eteginde durmuslardir. ([64]) Burada da. -Arafat´ta oldugu gibi- imamin arkasinda durmak müstahaptir.

(Imam burada da aksam ile yatsi namazlarini bir arada bjr ezan ve bir kamet ile kildirir.)

îmam Züfer: «Arafat´ta oldugu gibi burada da iki namaz bir ezan ve fakat iki kamet ile kilinir- demistir.

Biz diyoruz ki C a b i r (Radiyallâhü anh)´in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) M ü z d e 1 i-f e´ de aksam ile yatsi namazlarini bir ezan ve bir kamet ile kil-dirmistir. ([65]) Kaldi ki burada yatsi namazi vaktinde kilindigi için ona aynca kamet getirmeye gerek yoktur. A r a f a t´ da ise ikin¤di "namazi ögle namazi vaktinde kilindigi için ona aynca kamet ge¤tirilir ki cemaat haberdar olsun.

(Bir arada kilinan bu aksam ile yatsi namazlari arasinda sün¤net kilinmaz.) Çünkü eger aralarinda sünnet kilmsa bir arada kilin¤mis olmazlar. Sayet kisi aksam namazindan sonra sünnet kildiktan veyahut bir baska is yaptiktan sonra yatsi namazini kilmak ister¤se -iki namazi biribirinden ayirmis oldugu için- yatsi namazina da aynca kamet getirir. Hattâ yalniz kamet degil -Araf a t´da bir arada kilinan ögle ile ikindi namazlari arasinda sünnet kilindi¤gi zaman nasil ikindi namazi için de aynca ezan okunuyorsa- bu¤rada da yatsi namazi için de ayri bir ezan okumak gerekirdi. Fa¤kat Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)´den M ü z-d e 1 i f e ´ de aksam namazim kildiktan sonra yemek yedigi ve on¤dan sonra yatsi namazini yalniz kamet getirilerek kildirdigi rivayet olundugu için biz yalniz kamet ile yetindik. Sonra imam Ebû Hanife´ye göre bu iki namazi bir arada kilabilmek için -Arafat´ta bir arada kilinan ögle ve ikindi namazinda oldugu gibi-cemaatla kilinmalan sart degildir. Çünkü bu iki namazi bir arada kilmada herhangi bir namazi vaktin¤den önce kilmak gibi kiyasa aykiri bir hareket yoktur. Arafat´ta ögle ile ikindi namazlan bir arada kilindiklan zaman ise ikindi namazi vaktinden önce kilinmis olur.

(Imam Ebû Hanife ile îmam Muhammed´e göre aksam namazi¤ni yolda yani Müzdelife´ye varmadan kilmak caiz degildir ve sayet kilinsa fecir sökmedîkçe bir daha kilmak gerekir.) Imam Ebû Yûsuf ise: «Caizdir. Fakat iyi bir sey yapmis olmaz» demistir. Ayni ihtilâf kisinin Arafat´ dan hareket etmezden önce ak¤sam namazini kilmasi halinde de caridir. îmam Ebü Yûsuf: «Aksam namazi vaktinde kilin¤mis oldugu için sahihtir ve dolayisiyle bir daha kilinmasi gerekmez. Ancak sünnete aykin hareket ettigi için iyi bir is yapmis olmuyor-demistir.

imam Ebû Hanife ile Imam Muhammed de Peygamber Efendimiz (Salîallahü Aleyhi ve Sellem} ´in Müzde-

1 i f e yolunda Üsame´ye -Namaza daha vardir» diye buyurduguna dair rivayete dayanmislardir. ([66]) Zira bu ifade ile aksam namazini yatsi vaktine ertelemenin vacip oldu¤guna isaret buyurulmustur ki iki namazi M ü z d e 1 i f .e´ de bir arada kilmaya imkân bulunsun. Bunun içindir ki fecir sökmedikçe bir daha kilinmasi gerekir ve fecir sökünce de -iki namazi ayni vakitte artik kilmaya imkân kalmadigi için- bir daha kilmanin vü-cubu sakit olur.(Müzdelife´de imam sabah namazim fecir söker sökmez ve or¤talik daha karanlikken kildirir.) Zira Abdullah îbn-i M e -s u d (Radiyallâhü anh)´in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Müzdelife´de sabah nama¤zini karanlikta kildirmistir. ([67]) Hem de M ü z d e 1 i f e´ de sa¤bah namazini erken kilmak kisiye bol bol dua etmek için vakit bi¤rakmis olur. Nasil ki A r a f a t´ da ikindi namazini ögle nama¤zi vaktinde kilmak da bunun içindir.

(Sabah namazindan sonra imam ile cemaat ortalik aydinlanin-caya kadar Mözdelife´den aynlmayip dua ederler.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) M ü z d e 1 i f e´ de sa¤bah namazindan sonra yerinden aynlmayip ortalik aydinlanincaya kadar dua etmistir. ([68]) Hattâ Ibn-i Abbâs´m rivayetine göre Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) M ü z -d e 1 i f e ´ de yaptigi duanin kabul olundugu ve ümmetinin -kul hakki da dahil- bütün günahlarinin bagislandigi müjdesini de al¤mistir. ([69])

Sabah namazindan sonra ortalik aydinlanincaya kadar M ü z -d e 1 i f e ´ de kaimak -biz Hanefilere göre-haccm bir rüknü ol¤mayip ancak vaciptir ve eger kisi mazeretsiz olarak kalmaca ona kurban lazim yeiir. I m a m -1 S a f i I ise; -Arafat´tan indiginizde Allah´i Mes´ar-i Haram denilen Müzdolife´de zikredin- ([70]) uyuti kerimesine dayanarak rükün uldugunu söyle¤mistir. ([71]) Zira böyle bir emirle rükniyet sabit olur.

Biz diyoruz ki: Peygamber Efendimiz (Saliallahü Aleyhi ve Sel¤lem) beraberinde bulunan ailelerinden yorgun ve zaif olanlari da¤ha ortalik karanlikken M i n a ´ ya göndermisti. ([72]) Eger orta¤lik aydmlanmcaya kadar M üzdelife´de kalmak rükün olsaydi ortalik daha karanlikken Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) onlari göndermezdi. Âyette emredilen sey de zi¤kirdir. Zikir ise icnin ile sünnettir. Ancak buna göre. ortalik aydin-lanincaya kadar M ü z d e 1 i f e " de kalmanin vacip de olmama¤si gerekirdi Fakni biz vnr uhurni-

"Kim ki bizim bu namazimizda hazir bulunur ve buradan gidince¤ye kadar bizimle beraber bulunursa eger daha önce de Arafat´ta gece veya gündüz durmussa hacci tamamlanmis olur- ([73]) hadisinden çikariyoruz. Zira bu ifadeden vücup anlasilir. Ancak eger ki¤si güçsüz kadin veya hasta oldugu için kalabaliga tahammül ede¤miyorsa -yukarida geçen hadise binaen- hakkinda vücup sakit olur. (Yukarida geçen hadise binaen Müzdelife´nin -Vadi Muhassir disinda- her yerinde durulabilir.)

(Imam cemaati ile birlikte günes dogduktan sonra Mina´ya git¤mek üzere Müzdelife´den hareket eder.) K u d û r i´ nin bazi nüs¤halarinda bu sekilde geçiyorsa da yanlis olup dogrusu -ortalik ay¤dinlaninca M ü z d e 1 i f e ´ den hareket eder- seklindedir. Zira Peygamber Efendimiz (Sailallahü Aleyhi ve SeIlem) günes dogma¤dan M ü z d e 1 i f e ´ den hareket etmistir. ([74])

(Kisi Mina´ya vardiktan sonra Akabe Cemresinden baslayarak vadinin ortasindaki düzlükten parmak uçlari ile atilan çakillarin bü¤yüklügünde yedi tane çakil oraya atar.} Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) M i n a ´ ya varinca Akabe Cem¤resinin taslarini atmadan vadinin ortasindaki du/Jukun yukari çik¤mamis ve; Parmak uçlari ile alilan küçük çakillari atin. birbirinizi incit¤meyin- ([75]) buyurmustur. Sayet kisi daha buyuk çakillari atarsa yine caizdir. Çünkü atilan taslar büyük de olsa onunla (atmak de¤mek olan) remiy hâsil olur. Ancak herhangi bir kimseye degdigi takdirde onu incitmemesi için büyük taslan atmak iyi degildir.

(Sayet kisi Cemre´ye yukari taraftan atarsa yine caizdir.) Zira Akabe Cemresi´ nin her tarafi ibadet yeridir. Fakat yu¤karida geçen hadise binaen asagidaki düzlükten atmak daha ev¤lâdir.

(Her bir çakil atilirken tekbir getirilir.) Abdullah Ibn-i Mesud ile Abdullah Ibn-i Ömer´ den bu sekilde rivayet olunmustur. ([76]) (Sayet tekbir yerine tesbih edilirse yine caizdir.) Çünkü tesbih ile de zikir hâsil olur. Taslan atarken ise zikretmek gerekir.

(Taslar atildiktan sonra Akabe Cemresi´nin yaninda durulmaz.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Akabe Cemresi yaninda durmamistir. ([77]) (Taslar atilmaya baslarken telbiye kesilir.) Zira gerek Abdul¤lah îbn-i Mesud ve gerek Cabir (Radiyallâhü anh) ´-dan gelen rivayetlere göre Peygamber Efendimiz {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Akabe Cemresi1 ne taslari atmaya baslarken telbiyeyi kesmistir.

Cemrelere tas atmanin keyfiyeti söyledir : Çakil sag elin bas par¤maginin iç tarafi üstüne birakilip sehadet parmaginin yardimi ile cemreye dogru firlatilir.

Hasan tbn-i Ziyad´m imam Ebü Hanife´-den rivayetine göre cemreleri taslayan kimse ile taslarin düstügü yerin arasindaki mesafenin bes arsindan asagi olmamasi gerekir. Zi¤ra bundan daha az olan mesafeden atmak atmak degil yere dü¤sürmektir. Bununla beraber sayet kisi daha az bir mesafeden atarsa yine olur. Çünkü bu da -hiç degilse- ayaklarin önüne atmaktir. Fakat sünnete uymadigi için iyi sayilmaz. Fakat eger çakil yavas olarak yere birakilirsa caiz degildir. Zira yavas olarak yere birak¤maya atmak denilmez. Eger atilan çakil cemrenin içine düsmeyip yakinina düserse yine olur. Çünkü atilan çakillarin hepsini cemre¤nin içine düsürmek çogu kez mümkün olamaz. Fakat eger uzak bir yere düserse caiz degildir. Zira bu ibadetin yeri ancak cemrenin bu¤lundugu sahadir Eger kisi her yedi çakili bir defada atarsa bir atis sayilir. Çünkü çakillari ayri ayri atmanin gerektigi nassan bildiril¤mistir.

Kisi atmak istedigi çakillari istedigi yerden toplayabilir. Ancak cemrenin içinden veya yanindan toplamak daha önce atilmis olan çakillari geri almak oldugu için mekruhtur ve hakkinda varit olan hadisten böyle anlasildigi için ugursuz sayilir. ([78]) Bununla bera¤ber sayet kisi çakillari cemrenin içinden veya yanindan toplayip atarsa -atmak hasil oldugu için- caizdir. Sonra atmak istenen seyin çakil olmasi da sart degildir. Toprak cinsinden olan her sey caizdir. Çünkü gaye atmaktir. Atmak ise çakilla oldugu gibi toprakla da olur. Fakat altin ile gümüs olamaz. Çünkü altin ile gümüsleri atmak atmak degil serpmektir t m a m -1 Safii: «Tastan baskasi olamaz- demistir. (Kisi Akabe Cemresinin taslarini attiktan sonra isterse kurban keser ve ondan sonra saçini ya tiras eder veyahut ondan makasla aldirir.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm);

-Bu gün ilk ibadetimiz cemreyi taslamak ondan sonra kurban kes¤mek ondan da sonra tiras olmaktir- ([79]) buyurmustur. Hem de tiras olmakla ihramdan çikilmis olur. Kurban kesmek de öyledir. Ni¤tekim hac niyetiyle ihrama girip de hac yolundan alikonan kimse kurban vermekle ihramdan çikmis olur. Bunun Için cemreyi tasla¤mak kurban kesmekle tiras olmaktan öncedir. Sonra ihramda iken tiras olmak yasak oldugu için kurban kesmek de´ tiras olmaktan ön¤cedir. Metinde -eger isterse kurban keser» diye kurban kesmenin iste¤ge baglanmasi: çünkü Ifrad Haccini yapan kimseye kurban kes¤mek sünnettir. Bizim de konusmamiz ifrad hacci hakkindadir.

(Saçi tamamiyle tiras etmek makasla aldirmaktan daha iyidir.) Zira Peygamber Rfundimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm);-Allah tiras olanlara rahmet eylesin» ([80]) hadisinde tiras olanlara açikça dua buyurmustur. Hem de gaye te¤mizlik olduguna göre uzun süren haccin günleri içinde kirlenip bit¤lenen saçlari kökünden kazimak makasla aldirmaktan iyidir. Na¤sil ki yikanmakla temizlik daha fazla hasil oldugu için abdest al¤mak onun yerine geçiyorsa da yikanmak abdest almaktan evlâdir.

Sonra abdest almada basin dörtte birini meshetmek nasil kâfi geliyorsa hacda da basin dörtte birini tiras etmek kâfi gelir. Bu¤nunla beraber Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) sünnetine ([81]) uymak için basm tamamini tiras etmek daha evlâ¤dir. Saçi makasla aldirmak da üstten parmak uçlari kadar aldir¤maktir.

(Saçini tiras eden veya makasla aldiran kimse ihramdan çik¤mis sayildigi için -kadinlara yaklasmaktan baska-ihramda yasak olan her sey ona helâl olur.) Imam Mâlik: -Ona güzel ko¤ku sürmek de helal olmaz. Çünkü güzel koku sürmek de cinsel ilis¤kiye sürükleyen bir seydir- demistir. Bizim delilimiz tiras olan bir kimse hakkinda Peygamber Efen¤dimizin (Sallallahii Aleyhi ve Sellem) îrad buyurdugu; -Kadinlardan baska bir sey ona he¤lâl oldu» ([82]) hadisidir. Zira böyle bir hadis dururken kiyas yapi¤lamaz.

Biz Hanefilere göre tiras olmakla tenasül uzvu disinda da cin¤sel iliski helâl olmaz. Zira bu iliski ile de cinsel arzu yerine gelmis olur. Bunun için bu iliski de ancak tam olarak ihramdan çiktik¤tan sonra helâl olur.

Imam-i Safii ise tiras olmakla tenasül uzvu disinda cinsel iliskide bulunmanin helâl oldugu görüsündedir.

(Biz Hanefilere göre cemreyi taslamakla ihramdan çikilmis ol¤maz.) îmam-i Safii: -Cemreyi taslamak da tiras olmak gibi bayramin birinci gününde oldugu için tiras olmak gibi onunla da ihramdan çikilmasi gerekir* demistir. Biz diyoruz ki: Cemreyi taslamakla tiras olmak arasinda fark vardir. Çünkü ihramda olan kimse için tiras olmak yasaktir. Cem¤reyi taslamak ise yasak degildir. (Bayramin birinci günü Mina´da tiras olduktan sonra ya ayni gün ya ertesi veya daha sonraki gün Mekke´ye inilip Ziyaret Tava¤fi yapilir.) Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz (Sal-lallahü Aleyhi ve Selîem) M i n a ´ da tiras olduktan sonra Mek¤ke´ye inip B e y t´ i tavaf etmis ve tekrar dönüp ögle nama¤zini M i n a ´ da kilmistir. ([83]) Ziyaret Tavafi ancak kurban bayrami günlerinde yapilabilir. Zi¤ra Cenâb-i Hak; -Allah´in onlara nzik olarak verdigi hayvanlari belli günlerde kur¤ban ederken onun adini ansinlar...- buyurduktan ionra;

«Sonra tiras olup. tirnaklarini kesip temizlensinler adaklarini yeri¤ne getirsinler ve Kabe´yi tavaf etsinler- ([84]) buyurarak tavafi kur¤ban kesmenin üzerine atfetmistir. Bundan ise ikisinin ayni günler¤de oldugu anlasilir. Ziyaret Tavafinin vakti kurban bayraminin ilk günü tanyerinin agarmasi i!e baslar. Zira tanyeri agarmadikça da¤ha gece oldugu için daha A r a f a t´ da durma vakti bitmis ol¤muyor. Ziyaret Tavafi´nm vakti ise A r af a t´da durma vakti bittikten sonra baslar. Ziyaret Tavafi için en sevapli oîan vakit -kur¤ban kesmede oldugu - kurban bayraminin ilk günüdür. Ha¤diste de; . -Kurban bayrami günlerinin en üstünü birinci gündür- ([85]) buyurulmustur.

(Eger kisi daha önce yapmis oldugu Kudüm Tavafindan sonra Safa ile Merve arasinda saiy yapmis ise Ziyaret Tavafindan ne ko¤sar ve ne de tavaftan sonra Safa ile Merve arasinda saiy yapar. Daha önce saiy yapmayan kimse ise bu tavafta hem kosar ve hem de tavaftan sonra saiy yapar.) Zira bir defadan fazla saiy yapmak mesru degildir. Kosmak da ancak kendisinden sonra saîy yapiian ta¤vafta mesrudur. (Bu tavaftan da sonra iki rekât namaz kilinir.) Zira -yukari¤da açikladigimiz üzere- her tavaf iki rekât namaz ile bitirilir.

(Bu tavaftan sonra kisiye kadinlara yaklasmak da helâl olur.)

Bu tavaf haccin rükünlerindendir. Zira metni yukarida geçen «ve Kabe´yi tavaf etsinler* âyetinde edilmesi emredilen tavaf budur. Bu tavafa ayrica «Ifada Tavafi- yani Arafat´ dan dagilma tava¤fi ve -Bayram günü tavafi» da denilir.

Yukarida da açikladigimiz üzere bu tavafin vakti bayram gün¤leri oldugu için (bu tavafi bayram günlerinden sonraya birakmak mekruhtur. Sayet kisi onu bayramdan sonraya birakirsa Imam Ebû Hanife´ye göre) Cinayetler bahsinde gelecegi üzere (ona kurban lâ¤zim gelir.) (Bu tavaftan sonra tekrar Mina´ya dönülür.) Zira -yukarida da geçtigi üzere- Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu tavafi yaptiktan sonra tekrar M i n a´ ya dönmüstür. Hem de Haccin menasikinden olan cemrelere tas atmalar daha tamam¤lanmadigi içih tekrar M i n a´ ya dönmek gerekir. Çünkü cemre¤ler M i n a´ dadirlar. (Kurban bayraminin ikinci günü ögle vakti olunca cemreler tas¤lanmaya baslanir. Önce Mescid-ül´Hayfin yanindaki Cemreye yedi çakil -her atista tekbir getirilerek- atilir ve çakillar bittikten son¤ra cemrenin yaninda bir miktar durulur. Ondan sonra ayni yerde¤ki diger cemre ayni ekilde taslanip sonunda cemrenin yaninda ke¤za bir miktar durulur ve ondan sonra bu sefer Akabe Cemresi ay¤ni sekilde taslanir ve fakat taslar bittikten sonra bu cemrenin ya¤ninda durulmaz.) C a b i r (Radiyallâhü anh) Peygamber Efen¤dimi? {Sallallahü Aleyhi ve SellemJ´in nüsükleri bu sekilde ifa et¤tigini nakletmistir.

Birinci ve ikinci cemrenin yaninda herkesin durdugu yerde du¤rulup Allah´a hamd ve sena edilir tekbir ve tehlil getirilir. Peygam¤ber Efendimiz {Sallallahü Aleyhi ve SellemVe salât ve selâm oku¤nur ve ondan sonra kisi arzu ettigi dualari yapar. Dua edilirken el¤ler havaya kaldirilir. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) -yukarida da geçtigi üzere-Eller yedi yerden baska kaldirilmaz...» diye buyururken «Bu yedi yerden bîri bu iki cemrenin yaninda dururkendir» demistir. Kisi dua ederken aynca bütün müs-lümanlara magfiret dileginde bulunmasi gerekir. Zira Peygamber Efendimiz; Allah´im hacilari ve hacilarin kendisine magfiret diledikleri kim¤seleri magfiret eyle» ([86]) diye dua etmistir.

Kaide sudur ki arkasinda bir baska cemrenin taslanmasi bulunan cemrenin taslarini attiktan sonra kisi bir miktar durup dua eder ondan diger cemreye gecer.Arkasindanbaska cemrenin taslanmasi bulunmayan cemrenin yaninda ise taslari atildiktan sonra durulmaz.Bunun icindirki bayraaamin birinci günü Akabe Cemresi tasladiktan sonra yaninda durulmaz. Bayramin ücüncu günü Ögle vakti olunca yine her üç cemre ayni sekilde taslanir Bundan sonra kis Acele etmek isterse durmayip Mekke´ye gider.) Zira Cenâb-HAK Acele edip Mina!daki ibadeti iki günde bitirmek isteyen kimseyede geri kalan kimseyede günah yoktur([87]) buyurmustur Fakat geri kalap ibadeti tamamlamak daha evladir.. Zira rivayet olunmaktadir ki ibadeti tamamlamak daha evladir. Peygamber Efendimi(S.A..S)Minada kalip dördüncü günüra tasiamala´larinida yaptiktan sonra sonra mekke ye dönmüstür. ([88])

-Kisi isterse dördümü günde fakat daha fecir sökmeden Mina dan ayrilabilir Fakat söktükten sonra cemrelerl taslama´dan ayrilamaz. Çünku fecrin sökmesiyle cemreleri taslama ibadetinin vakti girmis olür.Imama-i Safi ise:Üçünçü günün günesi batinca artik Minadan aynlamaz demistir.

Kisi isterse fakat daha fecir sökmeden M i na dan ayrila bilir .Fakat söktükten sonra cemreleri taslama ayrilamaz. Çüku fecrin sökmesiyle cemreleri taslama ibadetinin vakti girmis olur.Imam-i Safi ise Üçüncü günün günesi batinca artik Mina dan aynlamaz demistir

Imam Ebu Hanife’ye göre dördüncü günün taslarini Ögleden önce atmak cayizdir.Imam Ebû Haneye bu görüsü Diger iki Imam ise dördüncü gün de diger günlere kiyas ederek cayiz olmadigini söylemistir . Imam Ebû H a n i f e : -Çünki^ kisinin bayrami dördüncü günü taslari atmak için Mina da bekleyip beklememekte muhayyer olduguna göre bekledigi zaman ögleden önce atabilmesi evleviyetle lazim gelir» demistir. Fakat ikinci ve üçüncü günün taslarini -meshur olan rivayete göre- ögleden önce atmak caiz degildir. Çünkü bu taslari hiç atmamak caiz olmadigina göre vakitleri gelmeden atma-nin caiz olmamasi gerekir. Birinci günün taslarina gelince: vakti -yukarida da geçtigi üzere- fecrin sökmesiyle baslar. I m a m-i Safii ise: •Gecenin yansindan sonra atilabilir. Zira rivayet olunmakladir ki Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aley¤hi ve Seîîem) çobanlara geceleyin atmak için izin vermistir- de¤mistir. ([89]) Bizim ise delilimiz; - bir rivaye¤te gör -Sabaha girmedikçe bir rivayete göre -günes dogmadikça Akabe cemresini taslama¤yin» ([90]) hadisidir. Zira bu hadisin birinci rivâyetiyle fecirden Ön¤ce atmanin caiz olmadigi ikinci rivâyetiyie de günes dogduktan son¤ra atmanin daha efdal oldugu sabit olmustur. Peygamber Efendi¤mizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) çobanlara atmak için izin ver¤digi gece ise bayramin ikinci ve üçüncü geceleridir. Kaldi ki Are-fe gününün aksami A r a f a t´ da durma vakti olduguna ve Aka-b e cemresini taslamanin da A r a f a t´ da durduktan sonra ol¤duguna göre taslama vaktinin A r a f a t´ da durma vaktinden sonra olmasi lâzim gelir. Sonra Akabe Cemresini taslamanin vakti -imam Ebû Hanife´ye göre- bayramin birinci günü gün batm-caya kadar devam eder. Zira -yukarida da geçtigi üzere- Peygam¤ber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Selîem); -Bu gün ilk ibadetimiz cemre¤yi taslamaktir» ([91]) buyurarak bayramin birinci gününün A k a-b e Cemresini taslamanin vakti oldugunu bildirmistir. Gün de an¤cak günün batmasi ile bitmis olur. îmam Ebü Yûsuf dan ise. Akabe Cemresini taslamanin ancak ögleye kadar caiz ol¤dugunu söyledigi rivayet olunmaktadir. Yukarida geçen hadis ise onun görüsüne karsi bir delildir. Sayet kisi atmayi gecenin sonla¤rina birakirsa atabilir ve ona bir sey lâzim gelmez. Fakat eger ertesi güne birakirsa yine atabiliyorsa da imam Ebû Hani-f e ´ ye göre ona kurban lâzim gelir. Çünkü vaktinin disina çikar¤mis olur.

(Taslan binerek de atmak caizdir.) Çünkü binerek de olsa tas¤lari atmakla taslama eylemi hâsil olur.

(Arkasinda bir baska cemrenin de taslanmasi bulunan her cem-reyi´yaya olarak arkasinda bir baska cemrenin taslanmasi bulun¤mayan cemreyi de binerek taslamak daha iyidir.} Zira arkasinda baska cemrenin taslanmasi bulunan cemrenin yaninda -yukarida söyledigimiz üzere- durulup dua edilir. Yaya olarak edilen dua¤nin kabulü ise daha fazla umulur. Bu yaya olarak veya binerek cemreleri taslamanin daha iyi oldugu görüsü Imam Ebû Y ü -s u f ´ dan naklolunmustur. Cemrelerin taslandigi günlerin gecelerinde M i n a ´ da kal¤mamak mekruhtur. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) sözü geçen geceleri M i n a ´ da geçirmistir. ([92]) H z. Ömer de geceleri M i n a´ da kalmak istemiyenlere kizar¤di. ([93]) Bununla beraber sayet biri kalmazsa ona bir sey lâzim gel¤mez. Çünkü geceleri M i n a ´ da kalmak cemreleri taslamada güçlük çekilmesin diye emrolunmustur. Bunun için haccin menasi-kinden degildir ki terki yüzünden herhangi bir sey lâzim gelsin. Imam-i Safii ise: -Taslamalar bitinceye kadar geceleri M i -n a ´ da kalmak vaciptir» demistir.

Kisinin M i n a´ da kalip esyasini M e k k e´ ye gönder¤mesi de mekruhtur. Zira rivayet olunmaktadir ki H z . Ömer buna da mani olur ve yapanlari kinardi. ([94]) Çünkü esyasini Mek¤ke´ye gönderip de kendisi M ina´da kalan kimse hep esya¤sini düsünüp duracaktir.(Mekke´ye dönmek üzere Mina´dan hareket eden kimse önce MUHASSAB denilen yere Iner.) Bu yerin bir baska adi da EBTAH´-tir. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Mekke´¤ye dönerken Önce buraya inmis ve -en sahih olan rivayete göre buraya rasgele degil -kendisinden kalan bir sünnet olsun diye- bile bile inmistir. Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendi¤miz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) M i n a´ da Ashabina: -Yarinki konagimiz -Allah izin verirse- Kinane ogullarinin buca¤gidir ki burada küfür üzerine antlasmislardi» ([95]) buyurmustur. Peygamber Efendimiz {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu sözü ile Kureyslilerle Kinane ogullan arasinda Hasimilere karsi akdedilen boykota isaret buyurmustur. Bundan anliyoruz ki Peygamber Efen¤dimiz {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buraya Cenâb-i Allah´in ken¤disine ihsan buyurdugu büyük lütfü müsriklere göstermek için in¤mistir. Bunun için buraya inmek de tavafta kosmak gibi sünnet olmustur. (Bundan sonra kisi Mekke´ye girer ve Kabe´yi —etrafinda yedi tur yapmak suretiyle— tavaf eder. Ancak bu tavafta kosmaz. Bu tavafa da -Tavaf´us-sadir- yani çikis tavafi) -Tavaf-ül´veda» yani ayrilma tavafi ve -Tavafü ahiri ahdihi bi´I-Beyti» yani Beyt´in son tavafi (denir.) Çünkü bu tavaf ile kisi artik Beyt´ten ayrilmis ve M e k k e´ den çikmis olur. (Bu tavaf biz Hanefilere göre vacip¤tir.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); -Kim ki bu beyti haccederse menasikinin sonu bu beyti tavaf ol¤sun» ([96]) buyurmustur. Ancak aybesi halinde olan kadinlarin bu tavafi yapmamalarina izin verilmistir. (Fakat Mekke halkina bu ta¤vaf yoktur.l Zira -yukarida da söyledigimiz üzere- bu tavaf Beyt´-ten ayrilma ve Mekke´ den çikma tavafidir. Mekke hal¤ki ise ne Beyt´ten ayrilir ve ne de Mekke´ den çikarlar. Yu¤karida da söyledigimiz üzere kosmak ancak Kudüm Tavafin¤da mesru oldugu için bu tavafta kosmak da yoktur. Yukarida met¤ni geçen «Kabe´yi tavaf eden kimse her yedi tur basina iki rekât namaz kilsin- hadisine binaen -diger tavaflarda oldugu gibi- bu tavaftan da sonra iki rekât namaz kalinir.

(Bundan sonra Zemzem kuyusunun yanina gidilip suyundan içi-lir.i Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Zemzem kuyusundan kendi eliyle bir kova su çekmis ve içebildigi kadar içtikten sonra gerisini tekrar kuyuya bosaltmistir. ([97])

Bundan baska aynca Kabe´ nin kapisina gidip esigini de öpmek müstahaptir.

(Bundan sonra kisi tekrar Kabe´nin yanina varip MÜLTEZEM diye anilan Kabe´nin duvarina yapisir yanaklanyla gögsünü duva¤ra dayayarak ve Kabe´nin perdelerine asilarak yalvarir yakarir ve uzun uzun dua eder. Zira Peygamber Efendimiz (Sallaîlahü Aleyhi ve Seliem)´in böyle yaptigi rivayet olunmustur. Bundan sonra mem¤leketine dönmek üzere BeytuHah´tan aynhr.) Demislerdir ki: Kisi Mescid-i Haram´ dan çikarken arkasini Beytullah´a ver¤memesi BeytuHah´tan ayrilmaya üzülüp aglamasi ve çikincaya ka¤dar geri geri gitmesi gerekir.

Iste bilinmesi gereken hac menasikinin hepsi bunlardir.[98]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:11   #135 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Bir Fasil


(Mekke´ye girmeyip dogrudan Arafat´a giden ve) açikladigimiz sekilde (Arafat´ta vukuf yapan kimseden Kudüm tavafi sakit olur.) Zira Kudüm tavafi siraladigimiz sekilde Hac menasikini yerine getirmeye baslayan kimseye mahsustur. Bu kimse ise öyle yapmamistir. (Ve ona bir sey de lâzim gelmez.) Çünkü Kudüm tavafi sünnettir. Sünnetin yapilmamasi ise herhangi bir seyi ge¤rektirmez.

(Arefe günü ögle vakti ile bayram gününün fecri arasinda Ara¤fat´a yetisen kimse -hangi saatte Arafat´a çikmis olursa olsun- hacca yetismis olur.) Buna göre Hanefilerce A r a f a t´ da vukuf vakti Arefe günü ögleden sonra baslar. Zira rivayet olunmaktadir ki Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ögleden son¤ra Arafat´a çikmistir. ([99]) Bundan ise A r a f a t´ ta vu¤kuf vaktinin ögleden sonra basladigi anlasilir. Peygamber Efendimiz (SallallahüAleyhi ve Sellem) ayrica; -Kim ki Arafat´a gece de olsa yetisirse hacca yetismis olur ve kim-ki Arafat´a geceleyin de yetismezse hacci kaçirmis olur- ([100]) bu¤yurmustur. Bu da A r a f a t´ da vukuf vaktinin fecrin sökmesiyle son buldugunu ifâde eder. imam Malik eger A r a f a t´ -da vukuf vaktinin Arefe günü fecir veya günesin dogmasiyla bas¤ladigi görüsünde ise Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ögleden sonra Arafat´a çikmasi ([101]) onun görüsü¤ne karsi bir delildir.

(Arefe günü ögleden sonra Arafat´a çikip da aksami bekleme¤den geri dönen kimse) bize göre (Arafat vukufunu yapmis olur.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem);

«Hac Arafat´cfa vukuf yapmaktan ibarettir. Kim ki Arafat´da gece yahut gündüzden bir miktar durursa hacci tamam olur- ([102]) bu¤yurarak -yahut- diye muhayyerlik edatini kullanmistir.

Imam Malik: «Eger A r a f a t´ ta gündüzden baska geceden de bir miktar kalinmazsa kâfi gelmez* demis ise de bu ha¤dis onun görüsüne karsi bir delildir. (Eger bir kimse Arafat´tan uykuda yahut bayginlik halinde ya da Arafat oldugunu bilmiyerek geçerse Arafat´ta vukuf etmis sayi¤lir.) Zira haccm bir rüknü olan A r af a t´da vukuf Ara¤fat´ dan geçmekle de hâsil olur ve geçerken uykuda ya baygin olmamak veya Arafat oldugunu bilmemek vukufa mani degil¤dir. Nasil ki uyku veya bayginlik oruca da mani degildir. Fakat na¤maz oruç ve vukuf gibi degildir. Çünkü namaz bayginlik halinde devam edemez. Kisinin oruçlu veyahut namazda oldugunu bilme¤mesi de mümkün degildir. Çünkü oruç ile namaz niyetsiz olamaz¤lar Haccm ayn ayn rükünleri için ise niyet sart degildir.

(Eger bir kimse mikatta baygin düsüp de onun yerine arkadas¤lari ihrama girmesi için niyet getirip telbiye ederlerse Imam Ebû Hanife´ye göre caizdir. Diger iki Imam: câiz degildir. Çünkü ken-disi niyet getirmedigi gibi arkadaslarina da kendisi yerine niyet ge¤tirmeleri için izin vermemistir- demislerdir.) Imam Ebû Ha¤ni f e ise: «Bu kimse arkadaslariyla arkadaslik yapmaya baslar¤ken kendisinin yapamayacagi herhangi bir iste kendisine yardimci olmalarini istemis gibi olur. Bu ise açiktan degilse de zimnen izin¤dir.- demistir. (Eger kisi bir baskasina: -Mikata vardigimizda uy¤kuda veyahut baygin olursam benim yerime sen niyet getirip telbi¤ye et- der ve o baskasi da öyle yaparsa) her üç imama göre de (caizdir) Yani eger bu kimse uyandiktan veya ayildiktan sonra hac menasikini sürdürürse hacci sahihtir. Çünkü izin verdigi için ken¤disi bizzat yapmis gibi olur.

(Haccm bütün ahkaminda kadin da) erkek gibi ibadet ile mü¤kellef oldugu için (erkek gibidir. Ancak kadin basini) avret oldugu için (açamaz. Fakat yüzünü açar.) Zira -yukarida da geçtigi üze¤re- peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); 1 -Kadinin ihramda olmasi yüzünden bel¤lidir» buyurmustur. (Eger kadin yüzünün üstüne bir sey sarkitir ve fakat yüzünden uzak tutarsa caizdir.) Rivayet olunmaktadir ki H z . A i s e (Radiyallâhü anhâ) böyle yapiyordu. ([103]) Zira öyle yap¤mak örtünmek degil herhangi bir seyin altinda gölgelenmek hük¤mündedir.

(Kadin telbiye ederken sesini yükselteni ez.) Çünkü kadinin se¤sini yükseltmesinde kötülüge yol açma endisesi vardir. (Kadin Kabe´yi tavaf ve Safa ile Merve arasinda sa´y yaparken kosamaz.) Zira kadinin kosmasinda avret yerlerinin açilma tehlike¤si vardir. (Kadin basini da tras edemez. Ancak saçindan makasla aldirir.) Çünkü rivayete göre Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sel¤lem) kadinlari saçlarim tras etmekten nehyetmis ve makasla kisalt¤malarim emretmistir. ([104]) Çünkü sakalini tras eden erkek nasil çir-kinlesiyorsa saçini tras eden kadin da çirkinlesin açilma tehlikesi vardir.

Demislerdir ki: Kalabalik oldugu zaman kadin Hacer-ûl E s v e d´ i de istilâm edemez. Çünkü kadin erkeklere dokunmak¤tan nehyedilmistir. Ancak eger Kabe´ hin etrafini hiç bir zaman bos bulamazsa o zaman kalabalikta dahi Hacer-ül Esved´i istilâm edebilir.

(Eger bir kimse bir sigir veya deveyi kurbanlik diye nisanlar ve onu beraberine alip hac yoluna çikarsa -kurban ister nafile ister adak ister daha önceki bir hacda av öldürdügü için ceza olarak lâ¤zim gelmis olsun- bununla ihrama girmis olur.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm);

«Kim ki bir bedeneyi kurbanlik için nisanlarsa ihrama girmis olur» ([105]) buyurmustur. Bedene ise bü¤yükbas hayvan demek olup deveye de sigira da samildir. Hem de hac veya umre yapmak istiyenlerden baska bir kimse kurbanliklari nisanlamadigi için kurbanliklari nisanlamak da telbiye gibi hac çag¤risina icabet sayilir. Çünkü icabet nasil söz ile oluyorsa fiil ile de olur. Bunun için kisi kurbanligini nisanlar nisanlamaz eger bera¤berinde hac yoluna çikarsa ihrama girmis olur. Çünkü kurbanlik¤lari nisanlamak haccin özelliklerinden oldugu için kisi onunla hac¤ca gitmeyi niyet etmis olur.

Kurbanligi nisanlamak: boynuna nal demir halka veya agaç kabugu gibi sert bir seyi takmaktir.

(Sayet kisi kurbanligini nisanlayip gönderir de kendisi berabe¤rinde yola çikmazsa bununla ihrama girmis olmaz.) Zira rivayete göre H z. Â i s e (Radiyallâhü anh) : -Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kurbanliklarinin iplerini büküyordum. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kurbanliklari¤ni yola çikardi da kendisi ihrama girmeden evde kaldi- demistir. ([106]) (Sayet kisi kurbanligini gönderdikten sonra yola çikarsa kurbanli¤gina yetismedigi sürece yine de ihrama girmis olmaz.) Çünkü yola

çikarken kurbanligi beraberinde olmadigi için hacca gitmeyi niyet etmekten baska bir is yapmis olmaz. Yalniz niyetle de ihrama giril¤mis olamaz. Fakat kurbanligina yetistikten sonra -hacca gitme ni¤yeti- haccm özelliklerinden olan beraberinde kurbanlik götürme fii¤liyle birlestigi için -kurbanligi ile birlikte yola çiktigi zamanda ol¤dugu gibi- ihrama girmis olur. (Ancak eger gönderdigi kurbanlik temettü´ naccinm kurbani olursa beraberinde yola çikmasa da onu yola çikarmakla ihrama girmis olur.) Yani eger ihrama girmek ni¤yeti ile onu yola çikarirsa kendisi beraberinde çikmasa da ihrama girmis olur. Bu da bir istihsandir. Çünkü Temettü" haccinm kurba¤ni kendiliginden vacip oldugu için haccm menasikinden sayilmak¤tadir. Diger kurbanlar ise herhangi bir yasagin islenmesi halinde ancak vacip olur. Bunun için Temettü´ haccinm kurbanligini yola çikarmakla ihrama girilmis olur da diger kurbanliklari yola çikar¤mak eger beraberlerinde çikilmazsa ihrama girmek için kâfi gele¤mez.

(Kurbanlik diye bir deve veya sigira çul Örtmek ya da vücudu¤nun herhangi bir yerini daglamakla ve bir koyun veya keçinin boy¤nuna nal veya benzeri bir sey takmakla Ihrama girilmis olamaz.) Zira hayvanlari soguk sicak ve sineklerden korumak için de onla¤ra çul örtülür. Bunun için çul örtmek haccm özelliklerinden degil¤dir. Hayvanin herhangi bir yerini daglamak da Imam Ebû H a n i f e´ ye göre mekruh oldugu için haccin bir nüsükü olamaz. Diger iki Imama göre de her ne kadar mekruh degilse de bazan te¤davi için yapildigindan yine haccin nüsükü olamaz. Hayvanin boy¤nuna nal ve benzeri seyleri takmak ise haccm kurbanliklarina mah¤sustur. Koyun veya keçinin boynuna nal ve benzeri seyleri takmak da ne adettir ve ne de sünnettir.

(Kisiye kurban olarak bir «bedene- lâzim geldigi zaman bir de¤ve veya sigir kurban etmesi gerekir.) Imam- Safii: -De¤veden baska olamaz. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm) cuma namazina erken saatlarda gitmenin fazileti hakkinda;

Kim ki cuma günü yikanip ve ondan sonra birinci saatte (camiye) giderse bir bedeneyi kurban etmis gibi sevap kazanir ve kim ki ikinci saatte giderse bir sigin kurban etmis gibi sevap kazanir- ([107]) di¤ye buyurarak bedene ile sigin biribirinden ayirmistir- demistir. Biz diyoruz ki: Bedene iri ve büyükbas hayvan demek oldugu için bu vasifta ikisi ortaktirlar. Nitekim bunun içindir ki ikisi de ye¤di kisiye kurban olabilirler. Kaldi ki sahih olan rivayete göre yukari¤da geçen hadiste -Bedene» yerine «cezur» diye geçmektedir. Cezur ise deve demektir.[108]



Kiran Hacci


Kiran Temettü ve Ifrad olmak üzere haccin üç çesidi vardir. Bunlardan (Kiran Temettü ile Ifrad´dan daha iyidir.) Imam-i Safii: -tfrad daha iyidir- Zira Peygamber Efen¤dimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); -Kiran ruh-sattir- (4[109]) diye buyurmustur. Hem de Ifrad´da Hac ile Umre ayri ayri yapildigi için hem fazla telbiye getirilir hem kisinin yolculu¤gu daha uzun sürer ve hem de iki kez tiras yapilir* demistir.

Imam Malik de : -Temettü daha iyidir. Çünkü Temettu´-dan Kur´an-i Kerim´de söz edilmistir. Kiran hakkinda ise Kur´an-i Kerim´de hiç bir söz yoktur- demistir. Bizim ise delilimi?; Ey Muhammed´in akrabalari Hac Ile umreye birlikte baslayin» ([110]) hadisidir. Kaldi ki Kur´an´da hac i\e umre ibadetlerinin ikisi de bu¤lundugu için o da hem oruç tutmak hem itikâfa girmek veyahut hem sinirda nöbet tutmak hem gece namazini kilmak gibidir. Hac veya umrede getirilen telbiye için de belirli bir sayi yoktur ki If-rad´da daha fazla telbiye bulunsun. Yolculak da lizatihi maksut de¤gil ki uzunu daha sevaph olsun. Tiras olmak da bir ibadet olmayip onunla ibadetten çikildigi için fazla tiras olmada da sevap yoktur. Bunun için bu sebeplerden hiç biri ile ifradm daha iyi oldugu iddia edilemez. -Kiran ruhsattir» hadisinden de murad Hac aylarinda um¤re yapmanin günahlarin en büyügü oldugunu söyliyen müsriklerin bu sözünü reddetmektir. Kaldi ki Kur´an-i Kerim´de Kirandan da söz edilmistir. Zira -yukanda da geçtigi üzere -Hac ile umreyi tam olarak yapin» âyet-i kerimesi -Hac ile umrenin ihramlarina kapinizin önünden gi¤rin- demektir. Bu ise ancak Kiranda mümkün olur.- Su da vardir ki Kiranda hac ile umrenin ihramlarina erken girilir ve her iki ibade¤tin bitimine kadar ihramda kalinir. Temettü´ ise öyle degildir. Bu¤nun için Kiran Temettu´dan daha iyidir.

Kimisi demistir ki: Imam-i Safiî ile aramizdaki ihti¤lâf Kiran haccim yapan kimsenin bize göre iki tavaf iki sa´y. ona göre bir tavaf bir sa´y yaptigi içindir. (Kiran hacci söyledir: Kisi mikata varinca hem umreye hem hacca niyet getirerek ihrama gi¤rer ve ihramin sünneti olan namazdan sonra: «Aliah´im hac ile um¤reyi birlikte yapmak istiyorum. Onlari bana kolaylastir ve benden ka¤bul buyur- diye dua eder.l Çünkü Kiran -beraberlik demek olan mukarenet gibi ayni babin masdari olup- hac ile umreyi beraber yapmak demektir.

Daha önce yalniz umre niyetini getirip ihrama giren kimse de eger tavaftan dört tur daha yapmamissa haç niyetini de getirerek umresini Kiran´a dönüstürebilir. Çünkü tavafin çogunu daha yap¤madigi için umreye daha yeni baslamis sayilir. Kisi ne zaman ve nerede hac ile umreyi birlikte yapmak isterse ikisini birlikte yapa¤bilmek için Allah´dan kolaylik dileginde bulunur.

Kiran haccinda önce umrenin rükünleri yapildigi için kisi dua ve telbiyesinde ünce umreyi söyler. Bunun içindir ki: Allah´im emrine umre ile hacci birlikte yap¤mak suretiyle icabet ediyorum- der. Sayet -Hac ile umreyi» de dese yine olur. Çünkü bundan da haccin daha önce yapilacagi anlasilmaz. Eger kisi telbiyesinde hac ile umreyi agzi ile söylemeyip sadece için¤den ikisine niyet ederse namaz niyetinde nasil caiz ise burada da caizdir. (Kiran niyetini getiren kimse Mekke´ye girince önce umrenin tavaf ve sayim yapar ve tavafi yaparken ilk üç turunu kosarak ya¤par. Bundan sonra haccin amellerine baslayip -ifrad naccini yapan kimse gibi- önce kudüm tavafini ondan sonra da sa´yi yapar.) Zira Cenâb-i Hak (Celie Celallahü); -Kim ki umreyi hacdan önce yapmaktan yararlanirsa...- ([111]) buyurarak umreyi hacdan önce zikretmistir. Çünkü bu âyet her ne ka¤dar Temettü´ hakkinda ise de kiranda da umre" hacdan önce yapil¤digi için kiran da temettü´ hükmündedir.

Kiran´da umre ile hac arasinda tiras yoktur. Çünkü umrenin amelleri bitince kisi daha hac ihraminda oldugu için eger tiras olur¤sa ihramda yasak olan bir seyi islemis olur. Kiran´da tiras -ifrad´-da oldugu gibi- ancak bayram günü olur. Biz Hanefilere göre ihramdan kurban kesmekle degil -ifrad haccinda oldugu gibi- tiras olmakla çikilir. îste Kiran hacci bizim mezhebimize göre böyledir. 1 m a m -1 Safiî ise: -Kiran haccinda hac ile umrenin ikisi için bir tavaf ile bir sa´y yapilir. Zira Peygamber Efendimiz (Aieyhi´s-salâtü ve´sselâm); -Umre kiyamete kadar hacca girmistir- ([112]) buyurmustur. Kaldi ki Kiran haccinin te¤meli tedahül yani hac ile umre amellerinin birlesmesidir. Nitekim bunun içindir ki Kiran haccinda bir telbiye bir yolculuk ve bir ti¤ras ile yetinilmistir. Bunun için Kiran hacemda bir tavaf ile bir sa´-yin da kâfi gelmesi gerekir» demistir.

Biz diyoruz ki: H z . Ömer (Radiyallâhü anh) iki tavaf ile iki sa´y yapan Sabiy b. Mabed´e «Sen Peygamberinin sünnetini yaptin- demistir. ([113]) Hem de Kiran hac ile umrenin iki¤sini bir arada yapmak olduguna göre eger ikisinin de amelleri ya¤pilmazsa ikisi bir arada yapilmis olmaz. Kaldi ki ibadetlerde teda¤hül olamaz. Yolculuk da bizatihi ibadet olmayip baska ibadetleri yap¤mak içindir. Telbiye ile de ihrama girilir ve tiras ile ihramdan çi¤kilir. Bunun için bunlardan hiç biri lizatihi maksut degildir. Nite¤kim dört rekâs nafile namazinin rekâtlarindan her iki çifti de mak¤sut oldugu için bir niyetle kilindiklari halde birbirlerine dahil ol¤mazlar. -Umre kiyamete kadar hacca girmistir» hadisi de -Umre¤nin vakti haccin vaktine girmistir» demektir

(Kiran hacemda hem umrenin hem haccin tavaflarim yaptik¤tan sonra da sa´ylanm yapmak caizdir.} Çünkü böyle de yapilsa vacipler yine de yerine getirilmis olurlar. Ancak böyle yapan kim¤se umrenin sa´yini tehir haccin da kudüm tavafini takdim ettigi için iyi bir sey yapmis olmaz. Bununla beraber ona bir sey lazim gelmez. Iki Imama göre ona bir sey lâzim gelmemesi zahirdir. Çün¤kü onlara göre menasikte sirayi gözetlemek herhangi bir cezayi ge¤rektirmez imam Ebû Hanife´ye göre de kudüm tava¤fi sünnettir. Sünnetin terki bir seyi gerektirmedigine göre takdim veya tehiri ile bir sey lâzim gelmemesi evleviyetle gerekir. Baska bir nüsük ile ugrasip sa´yi da tehir etmek keza kurban kesmeyi gerek¤tirmez. Bu kimse de haccin kudüm tavafi ile ugrastigi için umre¤nin sa´yini tehir etmistir.

(Kiran haccim yapan kimse bayram günü Akabe Cemresini tas¤ladiktan sonra bir kurban keser ki buna Kiran kurbani denilir. Kur¤ban da ya bir koyun ya bir sigir ya bir deve ya da bir devenin ye¤dide biridir.) Çünkü Kiran hacci da Temettü hacci hükmündedir. Temettü haccinda ise kurban lâzim geldigi nassan bildirilmistir. Kur¤ban da -Allah izin verirse ileride anlatacagim üzere- deve sigir ve davarlardan olur. Sonra bir kisiye devenin yedidebiri nasil caiz ise sigirin da yedidebiri caizdir. (Kiran haccmi yapan kimse eger kurban kesmeye gücü yetmez veya kurbanlik hayvan bulamazsa. Zilhiccenin yedinci gününden iti¤baren baslamak üzere daha hacda iken Üç gün ve evine döndükten sonra yedi gün -ki cem´an on gün eder- oruç tutmasi gerekir.)

Zira Cenâb-i Hak (Azze ve Celle) -Kurbanbk bulamayana hac esnasinda üç gün döndügünüzde de ye¤di gün -ki tam on gün eder- oruç tutmak gerekir» ([114]) buyur¤mustur. Çünkü bu nass her ne kadar temettü haccini yapan ´kimse hakkinda ise de kiran hacci da temettü haca hükmündedir. Zira te¤mettü haccmi yapan kimseye hac günlerinde umreyi de yaptigi için kurban lâzim gelir. Bu sebep ise kiran haccinda da mevcuttur.

Hac esnasinda tutulmasi emrolunan üç gün orucu -daha önce de tutmaya baslamak caiz ise- Zilhiccenin yedinci gününden itiba¤ren tutmak daha iyidir. Çünkü oruç kurbana bedel oldugu için -iler¤de belki kurban kesmeye gücü yeter ümidiyle- geciktirilmesi müstahaptir. (Sayet kisi daha Mekke´de iken yedi gün orucu da tutmaya bas¤larsa caizdir.) Fakat bayram günleri geçtikten sonra. Çünkü bay¤ram günlerinde oruç tutmaktan nehyedilmistir. Imam-i Safii ise: -Caiz degildir.- Çünkü âyet-i kerimede -Hacdan döndügünüz¤de- diye buyurulmustur. Ancak eger kisi M e k k e ´ de kalmaya karar verirse o zaman M e k k e ´ de de tutabilir. Çünkü memle¤ketine dönmesi artik sozkonusu degildir- demistir. Biz diyoruz ki: -Hacdan döndügünüzde» -Hacci bitirdiginizde» demektir. Çünkü memlekete dönebilmek haccm bitmesine baglidir. Bunun için hac bitince memlekete dönülmüs gibi olur.

(Bayram günlerinden önce oruç tutmayan veya tutamayan kim¤se için kurban kesmekten baska çare yoktur.) Imam-i Safii: -Bayramdan sonra da oruç tutabilir. Zira bu oruç da belirli bir za¤manda tutulmasi gerektgi için ramazan orucu gibi kazaya kalabi¤lir.» Imam Malik de: -Bayram günlerinde tutar. Çünkü Cenâb-i Hak : -Üç gün hac esnasinda tutmak gerekir- buyurmustur. Eger bayram günlerinde tutulmazsa hac esnasinda tutulmus olmaz- demislerdir. Biz diyoruz ki: Bayram gün¤lerinde oruç tutmaktan nehyedildigi için bayram günleri «hac es¤nasi- kelimesinin sümuiundan müstesnadir. Sayet müstesna olma¤sa da bayram günlerinde tutulan oruç noksan bir oruç oldugu için lâzim gelmis olan kâmil orucun yerine geçmis olamaz. Hac esnasin¤da tutulmasi emredildigi için de bayramdan sonra da tutulamaz. Çün¤kü kurbana bedeldir. Bedeller ise ancak seriatça belirtilmis olurlar. Seriat ise bu orucun hac esnasinda tutuldugu takdirde kurbana be¤del oldugunu söylemistir. Bunun için bu kimsenin kurban kesmek¤ten baska çaresi yoktur. Rivayete göre H z. Ömer de bu kim¤seye kurban kesmeyi emretmistir. ([115]) Sayet kurban kesmeye gücü yetmezse kurban kesmeden ihramdan çikar ve o zaman -kiran kurbani ve kurban kesmeden ihramdan çikma kurbani olmak üze¤re- iki tane kurban kesmekle mükellef olur.

(Eger Kiran hacci ihramina giren kimse Mekke´ye ugramadan Arafata çikarsa umreyi terketmis olur.) Çünkü Arafat vuku¤fu haccin amellerinden oldugu için artik umre yapmasina imkân kalmaz. Zira umreyi haccm amelleri üzerine bina kilmak mesru de¤gildir (ve onda kiran kurbani sakit olur.) Çünkü umreyi terketmis olunca artik onu hac günlerinde yapamaz ki ona kiran kurbani lâ¤zim gelsin. (Fakat) umreye basladiktan sonra onu yanda biraktigi için (ona hem umreyi yarida birakma kurbani lâzim gelir hem de yanda biraktigi umreyi kaza etmesi gerekir.)

Sahih olan rivayete göre Imam Ebû Hanif e´ nin gö¤rüsüne göre kisi Arafat yoluna çikmakla — Arafat´a varmadikça— umreyi terketmis olmaz. Çünkü bu kimse ile cuma günü evinde ög´e namazini kildiktan sonra cuma namazina gitmek üzere evinden çikan kimse arasinda fark vardir. Zira kisi eger ma¤zereti bulunmazsa ögle namazini kilmis olsa bile cuma namazina gitmek zorundadir. Bunun için cuma namazina gitmek üzere evin¤den çikar çikmaz kilmis oldugu ögle namazi bozulur. Kiran veya temettü ihramina giren kimse ise umre yapmadan Arafat´a çikmaktan nehyedilmistir. Bunun için Arafat yoluna çikmak¤la umreyi birakmis sayilmaz.[116]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:11   #136 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Temettü Hacci


(Temettü hacci biz Hanefilere göre Ifrad haccindan iyidir.) Çün¤kü Temettü haccinda -Kiran haccinda oldugu gibi- hac ile umre ibadetlerinin ikisi de hac aylarinda yapilmis olur. Temettü haccinda ayrica Ifrad haccinda bulunmayan kurban kes¤me nüsükü de vardir. Kaldi ki -Ifrad haccmda oldugu gibi- Te¤mettü haccinda da yolculuk yalniz hac içindir. Çünkü bu yolculuk¤ta her ne kadar hacdan önce umre de yapiliyorsa da umre hacca tâbi oldugu için bu yolculuk esasinda hac içindir. Nasil ki Cuma na¤mazina giden kimse namazdan önce sünnet de kiliyorsa da sünnet farzin tabii oldugu için onun gitmesi esasinda cuma namazi için¤dir. Imam Ebû Hanif e´ den:-îfrad hacci Temettü hac- -Akrabalarimdan kimse burada yok. Hz. Ömer:

- Ey yardim sahibi olan Allah! Ona bir davarin parasini ver diye dua etti. ´Nasb-üraye c. 3 s. 112

andan iyidir. Çünkü Temettü haccanda umre için yola çikilmis olur» diye söyledigi de rivayet olunmustur.

(Temettü ihramina giren kimse -Mekke´ye beraberinde kurban¤lik götüren ve götürmeyen kimseler olmak üzere- iki kisimdir.) Temettü s Bir yolculukta ve hac aylari içinde kisinin hem haca hem umreyi -aralannda evine dönmeksizin- eda etmesidir. (Temettü haccmin keyfiyeti söyledir: Kisi hac mevsiminde mî-kata varinca umre niyetini getirip ihrama girer ve Mekke´ye gire¤rek umre için tavaf ile saiy yapar. Sonra basini ya tamamen tiras edip ya da saçini makasla kisaltip ihramdan çikar.) îste umre bu¤dur. Kisi yalniz umreyi yapmak istedigi zaman da yine böyle yapar. Peygamber Efendimiz tSallallahü Aleyhi ve Sellem) Umretü´1-Ka-za´da böyle yapmistir. ([117])

îmam Malik: -Umrede tiras yoktur. Umre yalniz tavaf iie sa´ydir- demis ise de gerek Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) umre yaparken tiras olmasi ve gerek Umretü´1-ka-za hakkinda nazil olan;

•Kiminiz basini tiras etmis kiminiz saçini kisaltmis olarak güven içinde ve kimseden korkmayarak Mescid-i Haram´a gireceksiniz- ([118]) âyet-i kerimesi onun bu görüsüne karsi birer delildir. Kaldi ki -hac-cin ihramina nasil telbiye ile girilip tiras ile çikiliyorsa umrenin de ihramina telbiye ile girildigi için tiras ile çikilmasi lâzim gelir. (Temettu´da kisi Kabe´yi tavafa baslayinca telbiyeyi keser.) Zi¤ra Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Umretü´1-Ka-za´da Hac e r´ül-Esve d´i istilâma baslayinca telbiyeyi kes¤mistir. ([119]) Hem de umreden maksat tavaf olduguna göre tavafa baslaninca telbiye getirmek için mânâ kalmaz. Bunun içindir ki hac ihraminda olan kimse de Akabe Cemresini taslamaya basla¤yinca telbiyeyi keser. Çünkü bayram günü ilk yapilmasi gereken ibadet Akabe Cemresini taslamaktir.

Imam Malik ise: -Temettü ihraminda olan kimse gözü K â b e´ye ilisince telbiyeyi keser. Çünkü umre K â b e´yi zi-yaret etmektir. K â b e´ yi ziyaret etmek de onu görmekle hâsil olur» demistir.

(Temettu´da kisi umreyi yaptiktan sonra) Mekke´de (ihramda olmayarak oturur.) Zira umreyi bitirince ihramdan çikmis olur (ve Zilhicce ayinin sekizinci günü Mescid-i Haram´da bu sefer hac için niyet getirip ihrama girer.) Aslinda sart olan H a r a m´ in si¤nirlan içinde ihrama girmektir. Mescid-i Haram´in ken¤disi sart degildir. Zira bu kimse de Mekke halki hükmündedir.

Mekke halkinin hac mikati ise -yukanda da söyledigimiz gibi- Haram sinirlarinin içidir (ve Ifrad haccini yapan kimsenin yaptigi gibi yapar.) Çünkü bundan sonra hacci ifa eder. Fakat tfrad hacci-ni yapan kimse haccin rüknü olan Ziyaret Tavafinda kosmadigi ve tavaftan sonra Safa ile Merve arasinda sa´y yapmadigi halde bu kimse haccinin ilk tavafi oldugu için Ziyaret tavafinda ko¤sar ve ondan sonra da Safa ile Merve arasinda sa´y yapar. Ancak eger M i n a ´ ya hareket etmezden önce tavaf ve ondan sonra Safa ile M e rv e arasinda sa´y yapmaz. Çünkü bunlari daha önce yapmistir (ve bu kimseye) yukanda geçen ayet-i keri¤meye binaen (temettü kurbani lâzim gelir. Sayet kurban kesmeye gücü yetmezse) Kiran hacci bahsinde de söyledigimiz gibi (hac es¤nasinda üç gün ve evine döndükten sonra da yedi gün olmak üze¤re toplam olarak on gün oruç tutmasi gerekir. Eger kisi Sevval ayin¤da üç gün oruç tuttuktan sonra Temettü ihramina girerse sevval aynida tuttugu oruç hac esnasinda tutmasi gLreken üç gün orucun yerine geçemez.) Çünkü bu oruç kurbana bedel oldugu için ancak Temettü ihramina girmekle vacip olur. Halbuki kisi bu orucu tutar¤ken ihramda degil idi. Daha vacip olmamis olan bir ibadeti yapmak ise geçerli degildir. (Fakat eger ihrama girdikten sonra) Mekke´¤de tutarsa henüz tavaf yapmamis olsa bile. Bize göre -caizdir.- Imam-i Safii: Caiz degildir. Zira Cenâb-i Hak (Azze ve Celle); -Hac esnasinda üç gün oruç tutmak gerekir- buyurmaktadir- demistir.

Biz diyoruz ki: Kisi ihrama girdikten sonra tuttugu için kendi¤sine vacip olduktan sonra tutmus sayilir. Âyetteki -hac esnasi» de¤yiminden de murat hac aylandir. EBununla beraber bu orucu) Ki¤ran bahsinde açikladigimiz sebebe binaen (son günlere birakmak da¤ha evlâdir.) (Eger Temettü ihramina girmek istiyen kimse beraberinde kur¤ban götürmek isterse ihrama girer ve kurbanligini beraberine alip yola çikar.) ki en efdah da böyle yapmaktir. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kurbanlarini beraber götürmüs¤tür. ([120]) Hem de kurbanligi beraberinde olan kimse daha hazirlik¤li olur ve isini daha çabuk görür.

Yukarida geçen H z.  i s e (Radiyallâhü anhâ)´nin hadisi¤ne binaen (kurbanlik deve veya sigir oldugu zaman boynuna nal matara gibi bir sey baglanir.} Kurbanligin boynuna bir sey bagla¤mak ona çul Örtmekten evlâdir. Çünkü Kur´an-i Kerim´de kurban¤liklar Kalaid yani boynu bagli kurbanliklar diye geçmektedir. Hem de kurbanligin boynuna bir sey baglamak kurbanlik oldugunu bil¤dirmek içindir. Çul ise hayvanlara baska maksatlar için de örtülür. Kisi önce telbiyeye baslar ve ondan sonra kurbanliginin boynu¤na nisan baglar. Çünkü -yukanda da geçtigi üzere- kurbanligin boynuna nisan baglayip beraberinde yola çikmakla kisi ihrama gir¤mis olur. Ihrama ise telbiye ile girmek daha iyidir. Sonra kurban¤ligi öne katip sürmek onu arkadan çekmekten daha evlâdir. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Zü´lhuley-f e´ de ihrama girerken kurbanliklari beraberinde olup önünde sü¤rülüyordu. ([121]) Hem de öne katip sürmede daha fazla teshir var¤dir. Ancak eger sürme ile gitmiyorsa o zaman yulanndan tutulup arkadan çekilir. (Imam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed´e göre kurbanlik eger deve olursa nisanlanir. Imam Ebû Hanife´ye göre ise nisanlamak mekruhtur. Nisanlamak: devenin -kurbanlik oldugu bilinsin diye- hörgüçünü sol veya sag yaninin alt tarafindan yarip kani ile dede¤yi boyamaktir.) Demislerdir ki: Sol yandan yarmak daha uygun¤dur. Zira Peygamber Efendimiz (Sallalîahü Aleyhi ve Sellem) kas¤ten kurbanliklarinin sol yanlarini yardirmistir. ([122]) Içlerinde sag yanlan yanlanlar olmussa da kasten olmamistir.

Kurbanlik develeri nisanlamak fmam Ebû Hanife´¤ye göre mekruh diger iki Imama göre iyidir. I m a m -1 Safii ise: «Sünnettir. Çünkü Peygamber Efendimizle (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hulefa-i Rasidin´den naklolunmustur» demistir. Imam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed: «Çünkü bir suyun basina indigi zaman kovulmasin veya kayboldugu zaman onu gören sahibine geri versin diye kurbanlik devenin boynuna nisan baglanir. Bu maksat ise nisanlamakla daha fazla hâsil olur. Çünkü boynuna baglanan herhangi bir sey düsebilir. Vücudunda açilan nisan ise sabittir. Bunun için nisanlamak sünnettir. Fakat hayvana iskence verdigi için biz ona «sünnet» degil «iyi» diyoruz- demis¤lerdir. Imam Ebû Hanife de: «Nisanlamak iskencedir ve nehyedilmistir. Peygamber Efendimizin kurbanliklarini nisanlatma¤si ise onlari kaybolmaktan korumak içindi. Çünkü müsrikler yalniz nisanlanmis olan kurbanliklara dokunmazlardi» demistir. Kimisi «Imam Ebû Hanife ancak zamanindaki insanlarin kur¤banliklari nisanlamalarina mekruh demistir. Zira onun zamaninda nisanlamada o kadar asiri giderlerdi ki açilan yaranin kangiranla-sip etrafa dagilmasindan korkulurdu- demistir.

(Kurbanligim beraberinde götüren bir kimse de Mekke´ye var¤digi zaman Kâbeyi tavaf eder ve Safa ile Merve arasinda sa´y yapar.) Beraberinde kurbanligini götürmeyen kimsenin umresi de -yuka¤nda açikladigimiz üzere- böyledir. (Ancak kurbanligim beraberin¤de götüren kimse haccim da yapmadikça ihramdan çikmis olamaz.)

Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm); Eger ben simdi bildigimi baslangiçta bilseydim kurbanliklari beraber getirmez ve içinde bulundugum ihrami umre yaparak ihram¤dan çikardim» ([123]) buyurmustur. Bundan ise kurbanligini beraber götüren kimsenin hacci da bitirmedikçe ihramdan çikamadigi anla¤silmaktadir. (Bu kimse´de) yukanda açikladigimiz üzere Mekke halki gibi (Zilhiccenin sekizinci günü haccin ihramma girer. Sayet daha Önce de Haccin ihramina girerse caizdir. Hattâ ne kadar erken girerse o kadar iyidir.) Çünkü erken girmede hem ibadete karsi asi¤ri istek duygusu hem de daha fazla güçlük vardir. Hac ihramina erken girmenin daha iyi olusu beraberinde kurbanlik götüren kim¤seye mahsus olmayip götürmeyen kimsenin de haccin ihramina er¤ken girmesi daha iyidir. (Kurbanligini beraber götüren bu kimse bayram günü tiras olunca her iki ihramdan da çikmis olur.) Zira namazdan nasil selâm ile çikiliyorsa ihramdan da tiras ile çikilir. (Mekke halki için ne kiran ne de Temettü hacci yoktur. Mek¤ke halki ancak ifrad haccini yapabilirler.) Imam-i Safii: Mekke halki da Kiran ile Temettü haclarini yapabilirler. Ancak onlara kurban lâzim gelmez» elemis ise de; «Bu da evi Mescid-i Haram´da olmayan kimseler içindir- ([124]) âyet-i kerimesi onun görüsüne karsi bir delildir. Hem de Kiran ile Temettü kolaylik olsun diye hacc ile umresinin ikisini bir yolculukta yapmak olduklarina göre buna ancak disaridan gelenler muhtaçtirlar.

Mikatlarla "Mekke arasinda oturanlar da Mekke halki hükmünde olup onlar için de Kiran ile Temettü haclari yoktur. Fa¤kat eger kisi Mekke halkindan olup da K û f e ´ ye gitmis ise. Kiran haccini yapabilir. Çünkü o da mikata tabi oldugu için disaridan gelenlerin hükmündedir.

(Temettü ihraminda olan kimse eger beraberinde kurbanlik gö-türmemisse umresi bittikten sonra eger evine dönerse temettu´u bo¤zulmus olur.) Çünkü bu kimse beraberinde kurbanlik götürmedigi için umreyi bitirince ihramdan çikmis olur. Ihramda degilken evine ugramasi ise saibeli oldugu için umre ile hacci biribirinden ayirmis olur. Temettü ise umre ile haccin bir yolculukta yapilmasi demektir. Bunun için temettu´u bozulur. Rivayet olunduguna göre Tabiin´den birçok kimseler böyle demislerdir.

Fakat eger beraberinde kurbanlik götürmüs ise umresinin bit¤mesiyle ihramdan çikmadigi için -imam Ebü Hanife ile imam Ebû Yûsuf´a göre -evine ugramasinin sakincasi yoktur tmam Muhammed ise: -Yine de temettu´u bo¤zulur. Çünkü o zaman Umre ile hacci ayn yolculuklarda yapmis olur» demistir imam Ebû Hanife ile imam Ebû Yûsuf ise: «ihramdan çikmadigi için geçici olarak evine ugramasi yolcu¤luk vasfini kaldirmis olmaz. Fakat Mekke halkindan olup da K û f e´ ye giden ve Temettü niyetiyle ihrama girip beraberinde kurbanlik götüren kimse eger evine ugrarsa temettu´u bozulur. Çün¤kü evi M e k k e´ de oldugu için evine ugramasi ile yolculuk vasfi kalkar» demislerdir.

(Eger bir kimse hac aylan gelmeden umre niyetiyle Ihrama gi¤rer ve Kabe´yi daha dört tur tavaf etmemisken hacaylan girer de umresini tamamlayip hac ihramina girerse temettü haccmi yapmis olur.) Çünkü biz Hanefiler´e göre ihrama girmek rükün ol¤mayip sarttir. Bunun için hac aylan gelmeden haccin ihramina girilebilir. Ancak seyin çogu seyin tamami hükmünde oldugu için amel¤lerin çogunu hac aylari içinde yapmak gerekir. Burada da tavaftan dört tur daha yapilmamisken hac aylan geldigi için tavafin çogu hac aylari Içinde yapilmistir.

(Tavaftan dört tur veyahut daha fazla yaptiktan sonra hac ay¤lan girip de hac ihramina giren kimse ise. Temettü haccini yapmis olamaz.) Zira bu kimse hac aylari girmeden tavafin çogunu yapmis tir. Tavafin çogunu hac aylari girmeden yapan kimsenin Temettü haccim yapamamasinin sebebi de sudur: Çünkü umre ihrammda olan kimse eger tavaftan dört tur daha yapmamisken cinsel iliskide bu¤lunursa umresi bozulur. Dört tur yaptiktan sonra ise bozulmaz. Bu ise o demektir ki umre ihrammda olan kimse tavaftan dört tur yap¤tiktan sonra ihramdan çikmis sayilir. Hac aylan gelmeden umre ih¤ramindan çikan kimsenin hacci ise hiç bir mezhebe göre Temettü ola¤maz.

Imam Mâlik: «Kisinin Temettü haccini yapabilmesi için -umrenin çogunu hac aylarindan önce yapmis olsa bile- umresini hac aylan içinde bitirmesi kâfidir» demis ise de yaptigimiz bu yar¤gi onun görüsüne karsidir. Kaldi ki Temettü umre ile haccin ikisini hac aylan içinde ve bir yolculukta yapmak demek olduguna göre umrenin hiç degilse çogunu hac aylan içinde yapmanin sart olmasi gerekir.

(Hac aylan Sevval ile Zilka´de aylarinin tamami ile Zilhicce ayi¤nin ilk on günüdür.) Abdullah l.bn-i Mesud Abdul¤lah Ibn-i Ömer Abdullah îbn-i Abbas ve Abdullah îbn-i Zübeyir ERadiyallâhü anhüm) ´dan böyle rivayet olunmustur. Hem de Zilhicce´ den on gün geçme¤dikçe hac yapmak mümkündür. On gün geçtikten sonra ise hac yap¤ma imkâni ortadan kalkar. Bundan ise anlasiliyor ki; «Hac zamani belirli birkaç aydir- ([125]) âyet-i kerimesinde geçen «birkaç ay-dan murat iki ayin tamami ile bir ayin bir kismidir.

(Eger kisi hac aylan girmeden hac niyetini getirip ihrama gi¤rerse ihrama girmesi caizdir ve inün´akit olur.) Imam-i Sa¤fiî: «Hac ihrami olarak degil umre ihrami olarak mün´akit olur» demistir. Çünkü ihrama girmek Imatn-i Safii´ye göre rükündür. Bize göre ise -yukarida da söyledigimiz üzere- sarttir. Bunun için namaz vakti girmeden abdest almak nasil caiz ise bu da öyledir. Hem de ihrama girmekle kisi birtakim seyleri kendine yasak birtakim seyleri kendine vacip kilmis olur. Bu ise zamani gel¤meden de -mikata varmadan ihrama girmek gibi- mümkündür. (Eger Kûfe´de oturan bir kimse hac aylan içinde umre niyetiy¤le ihrama girer ve umreyi bitirip basini tiras ettikten sonra Mekke veyahut Basra´da oturup ve ayni yilda hacca giderse. Temettü hac-cini yapmis olur.) Bu kimsenin birinci örnekte Temettü haccim yap¤mis olmasi: Çünkü hem umreyi hem hacci hac aylari içinde ve ay¤ni yolculukta yapmis olur.

Ikinci örnekte ise; Temettü haccim yapmis olmasi kimisi: -Her üç imamin da görüsüdür» kimisi de : «Yalniz Imam Ebû Ha¤ni f e ´ nin görüsüdür. Diger iki imama göre ise bu kimse Temet¤tü haccini yapmis olmuyor. Çünkü Temettü haccinda umre için mi-katta hac için de Mekke´de ihrama girilir. Bu kimse ise um¤re için de hacc için de mikatta ihrama girmistir» demistir. Imam Ebû Hanife ise: -Bu kimse umreden sonra her ne kadar Basra´da oturmussa da asil memleketine dönmedigi için es¤ki yolculugu devam eder ve bu yolculukta hem umreyi hem hacci yaptigi için ona temettü kurbani lâzim gelir» demistir.

(Eger Kûfe´de oturan bir kimse hac aylarinda önce umre ihra¤mina girdikten sonra umresini boz^r ve bozdugu umreyi tamamla¤yip tiras olduktan sonra Basra´da oturur ondan sonra bozdugu um¤reyi kaza etmek üzere hac aylarinda tekrar umre yapar ve ayni yil¤da hac ihramina da girerse Imam Ebû Hanife´ye göre Temettü hac cim yapmis olmaz. Diger iki Imam ise : -Yapmis olur» demislerdir.) Zira bu kimse Bas ra´da oturduktan sonra yeniden yolculuga çikip bu yolculukta hem umre hem hacci yapmistir.

tmam Ebû Hanife ise: -Eski memleketine dönmedi¤gi için halâ eski yolculugu devam eder. Eski yolculugunda yaptigi umre ise bozulmus ve bu da onun kazasidir» demistir.

(Eger bu kimse eski memleketine döner ve ondan sonra hac ay¤larinda ikinci kez umre yapar ondan sonra ayni yilda hac ihrami¤na girerse her üç Imama göre de Temettü haccini yapmis olur.) Zira memleketine dönmesiyle yolculugu kalktigi için bu yeni bir yol¤culuktur ve bu yolculukta ikisi de sahih olan hem umre hem hac¤ci yapmistir. Eger umresini bozan bu kimse hac aylari gelinceye ka¤dar Mekke´de kalip B a s r a´ ya gitmez ve hac aylarinda tekrar umre yapip ondan sonra hac ihramina girerse her üç Imama

göre de Temettü haccini yapmis olmaz. Zira umre ihramina Mek¤ke´de girmis ve birinci yolculugu da fâsid bir umre ile son bul¤mustur. M e k k e´ de oturanlar için ise Temettü yoktur.

(Hac aylarinda umre yapan ve ayni yilda hac ihramma giren kimse umre ile haccindan hangisini bozarsa onu tamamlamak zo¤rundadir.) Zira ihramda olan kimse ihramdan ancak bütün mena-siki yaptiktan sonra çikabilir (ve Temettü kurbani da kendisinden sakit olur.) Zira bu yolculukta sahih bir umre ile sahih bir hac yap¤mamistir.

(Eger Temettü haccim yapmakta olan bir kadin bayramda bir koyun kurban ederse kendisine lâzim gelen Temettü kurbani yeri¤ne geçmez.) Zira kendisine lâzim gelen kurban Temettü kurbanidir. Kadinin verdigi kurban ise bayramda verilmesi gereken normal olan kurbandir. Bunu yapan erkek de olsa yine öyledir. ([126])

(Ihrama girmek Isterken aybasi haline giren kadin yikanip ih¤rama girer ve hac yapan kimsenin yapmak zorunda oldugu her se¤yi yapar. Ancak kandan temizlenip gusledinceye kadar Kabe´yi ta¤vaf edemez.) Zira H z . A i s e Radiyallâhü anhâ) S i r f de¤nilen yerde aybasi haline girince Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona; «Hacda olan kimsenin yaptigi her seyi yap. Ancak Beyt´I tavaf ede¤mezsin» ([127]) buyurmustur. Çünkü Kabe mescitte oldugu için aybasi halinde olan kadin mescide giremez. Arafat vukufu ise çölde oldugu için bir sakincasi yoktur. (Eger kadin Arafat´ta vu¤kuf ve Kabe´yi tavaf ettikten sonra aybasi haline girerse veda ta¤vafi yapmadan Mekke´den ayrilir ve ona bir sey de lâzim gelmez.)

Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) aybasi ha¤linde olan kadinlara Veda tavafini yapmamak için müsaade etmis¤tir. ([128]) (Hac bittikten sonra Mekke´de kalmak Isteyen kimseye Veda Ta¤vafi yoktur.) Çünkü Veda Tavafi hacci bitirip evlerine dönmek is-tiyenlere mahsustur. Ancak eger M e k k e´ de kalmaya bayra¤min üçüncü gününden sonra niyet ederse o zaman M e k k e´ de kalsa bile -îmam Ebü Hanife´ den gelen rivayete gö¤re- Veda tavafini yapmak zorundadir. Kimisi Imam Muham-m e d´ in de ayni görüste oldugunu rivayet etmistir. Çünkü bay¤ramin üçüncü günü Haccm menasiki bittigi için Veda Tavafinin vak¤ti girmis olur. Veda tavafinin vakti girdikten sonra ise.M e k k .e´ de kalmaya niyet etmekle vücubu sakit olmaz.[129]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:11   #137 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Ihramda Yasak Olan Herhangi Bir Seyi Yapmanin Hükmü


(Eger ihramda olan bir kimse güzel koku sürünürse ona keffa-ret lâzim gelir. Sayet güzel koku sürdügü yer bir uzvun tamami ve¤ya daha fazla olursa o zaman ona kurban vacip olur.) Uzuvdan mak¤sat bas bacak oyluk ve benzeri olan insan vücudunun parçalan¤dir. Çünkü bu uzvun tamamina güzel koku sürüldügü zaman yasa¤gi isleme suçu tam oldugu için lâzim gelen ceza da tam olur. (Eger güzel koku sürülen yer bir uzuvdan az olursa o zaman kisiye bir sadaka lâzim gelir.) Zira güzel kokunun sürüldügü yer bir uzuvdan az oldugu için islenen suç küçük sayilir. Imam Muhammed ise: «Bir. uzvun tamami için bir kurban lâzim geldigine göre tamami olmadigi zaman sürülen mik¤tar tamamina göre ne kadar ise bir kurbanin kiymetinden o kada¤rin lâzim gelmesi gerekir» demistir el-Münteka´da da «Eger güzel kokunun sürüldügü yer uzvun dörttebiri olursa -basin dörttebirini tiras etmeye kiyasen- tam kur¤ban lâzim gelir» diye yazilidir. Halbuki ikisi arasinda -ilerde Al¤lah izin verirse anlatacagimiz üzere- fark vardir.

Sonra kurban lâzim geldigi zaman -lâzim gelen kurban ne için lâzim gelmis olursa olsun -bir koyun veya keçi kesmekle ödenmis olur. Ancak -Hed´y bahsinde de gelecegi üzere- cinsel iliskide bu¤lunmakla veyahut kadinin aybasi halinde tavaf yapmasi ile lâzim gelen kurban deve veya sigirdan baskasi olamaz.

Imam Ebû Yûsuf dan rivayet olunduguna göre ih¤ramda lâzim gelen sadaka -eger miktari seriatça belirtilmis degil¤se- yarim sa´ bugdaydir. Ancak eger bit veya çekirge öldürdügü için ona sadaka lâzim gelmis ise o zaman istedigini verebilir. (Eger kisi saçini kina veya benzeri bir seyle boyarsa ona kur¤ban lâzim gelir.) Zira kina güzel kokulardandir. Nitekim Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm«Kina bitkisi güzel kokudur- ([130]) buyurmustur. Sürülen kinanin saç üze¤rinde kuruyup kalmasi halinde ise iki kurban lâzim gelir. Biri ki¤sinin kendine güzel koku sürdügü biri de saçini kina ile örttügü içindir. Saçm «vesime» denilen bitki ile boyanmasi halinde ise bir sey lâzim gelmez. Zira vesime güzel kokulardan degildir. Sahih olan rivayete göre Imam Ebû Yûsuf: «Eger kisi basi agridigi için basula vesime sürerse ona ceza lâzim gelir. Çünkü o zaman sür¤dügü vesime basim örtmüs olur» demistir Sonra Imam Muhammed´in «el-Mebsût-da saç ile sakalin ikisini «el-Camiussagir-de ise yalniz saçi söylemesinden saç ile sakaldan her birinin ayri ayp cezayi gerektirdigi anlasilir.

(Eger kisi kendine zeytin yagini sürerse ona -Imam Ebû Ha¤nife´ye göre- kurban diger iki Imama göre sadaka lâzim gelir.) Imam-i Safii de: «Eger saçina sürerse ona kurban lâzim gelir. Çünkü karisik ve daginik olan saç yaglandigi zaman düzel¤mis olur. Baska yerlerine sürmesi halinde ise -bir yaran olmadi¤gi için- bir sey lâzim gelmez» demistir. î m a m Muhammed ile îmam Ebû Yûsuf: «Çünkü zeytin yagi vücuda sürülecek ilâçtan çok bir yiyecek mad¤desidir. Bununla beraber vücuda sürüldügü zaman hasereleri öldür¤dügü için sadaka lâzim gelir» demislerdir. Imam Ebü Hanife de: «Her ne kadar yiyecek mad¤delerinden ise de aslinda kokusu güzel bir maddedir. Kaldi ki vü¤cuda sürülmesinde -haserelerin öldürülmesi killarin yumusamasi ve mesamelerin açilmasi gibi- birtakim yararlar bulundugu için ihram halinde onu vücuda sürmek tam bir suçtur ve bunun için kurban gerektirir- demistir. Bu ihtilâf da sürülen zeytin yaginin halis olmasi halindedir.

Zambak yasemin esansi ve menekse gibi içine güzel koku ka¤tilmis olan zeytin yaglarinin sürülmesi halinde ise kurban lâzim gel¤diginde ihtilâf yoktur. Çünkü o zaman tamamen güzel kokudur. An¤cak su var ki eger güzel koku maksadi ile sürülürse kurban lâzim gelir. Eger vücuttaki bir yara veya ayak çatlakliklarinin tedavisi için sürülürse o zaman keffaret lâzim gelmez. Çünkü aslinda güzel kokulu bir madde olmadigi için eger güzel koku maksadi ile sürül-mezse kurban lâzim gelmez. Misk ve benzeri güzel kokulari sürmek ise tedavi maksadi ile dahi olsa kurban gerektirir.

(Eger ihramda olan kimse dikilmis elbise giyer yahut basini her¤hangi bir sey ile örter ve giydigi elbise veya basma koydugu sey tam bir gün bir gece üzerinde kalirsa ona kurban lâzim gelir. Eger giydigi elbise veya basina koydugu sey üstünde bir gün ile bir ge¤ceden daha az bir zaman kalirsa o zaman ona sadaka lâzim gelir.) îmam Ebû Yûsuf dan: «Eger üstünde yarim günden fazla bir zaman kalirsa kurban lâzim gelir diye söyledigi rivayet olunmustur ki îmam Ebû Hanife de önce buna kaildi. Imam-i Safii de: «Dikilmis elbise veya bas örtüsü kisinin üstünde hiç kalmasa bile onu giymesi veya basini örtmesi ile kisi¤ye kurban lâzim gelir. Çünkü bu durumda da giydigi elbise veya basina koydugu seyden çok az bir zaman dahi olsa faydalanmis olur» demistir.

Biz diyoruz ki: Kisi elbise giymek veyahut basina bir sey koy¤maktan ancak o elbise veya seyin kisinin üstünde bir süre kaldigi takdirde tam faydalanmis olur ve bunun için ancak o zaman ona kurban lâzim gelir. Bu süre de bir gün ile takdir edilmistir. Çün¤kü kisi normal olarak herhangi bir elbiseyi bir gün giyer ve ondan sonra çikarir. Bunun için eger elbise kisinin üstünde bir günden az bir zaman için kalirsa ondan tim olarak yararlanmis olmadigi için ona kurban degil sadaka lâzim gelir. Ancak imam Ebû Yû¤suf günün çogunu günün tamami yerine koymustur. (Eger kisi gömlek veya kilotu kusak olarak baglar ya da roba olarak giyer veyahut palto pardüsü ve ceket gibi bir üstlük elbise¤yi kollarini geçirmeden omuzlan üzerine atarsa ona bir sey lâzun gelmez.) Çünkü bu durumda dikilmis elbise giymis sayilmaz t m a m Zûf er ise: «Sakincalidir. Çünkü üstlük elbiseleri kollarini geçirmeden de giymek âdettir. Nitekim omuzundan düsmemesi için kisi iki yakasindan tutar- demistir.

Kisinin basinin tamamini tam bir gün örttügü zaman kendisi¤ne kurban lâzim geldiginde ihtilâf yoktur. Çünkü ihramda yasak olan bir seyi yapmis olur. Fakat basinin tamamim degil de bir kis¤mini örttügü zaman ise Imam Ebû Hanife´ den: «Eger örtülen miktar basin dörttebirinden az olursa bir sey lâzim gelmez» diye söyledigi rivayet olunmaktadir. îmam Ebû Hanife bunu da tiras ile avrete kiyas ederek: «Eger basinin tamamini ört-mese de örttügü miktar basinin dörttebiri olursa ona kurban lâ¤zim gelir. Çünkü bazi kimselerde basin tamamini degil bir kismini örtmek âdettir- demistir. Imam Ebü Yûsuf´ tan da ba¤sin çogunu basin tamami hükmüne koydugu rivayet olunmaktadir.

(Eger ihramda olan kimse saçinin veya sakalinin dörttebirini ti¤ras ederse ona kurban lâzim gelir. Eger tiras ettigi miktar saç ve¤ya sakalin dörttebirinden az olursa o zaman ona sadaka lâzim ge¤lir.) Imam Malik: -Kisi basinin tamamini tiras etmedikçe ona bir sey lâzim gelmez- -Imam-i Safiî de: -Tiras et¤tigi miktar az da olsa ona kurban lâzim gelir. Nasil ki Harem´in bitkilerini kestigi zaman kestigi bitki az da olsa ona fidye lâzim gelir» demistir´.

Biz diyoruz ki: Basm bir kismini tiras etmek de âdet oldugu Için ise yarar. Bunun için kisi basinin bir kismini dahi tiras ettigi za¤man isledigi suç tamdir. Bunun gibi sakalin da bir kismini tiras et¤mek Irak´ta ve Arabistan´da adettir. (Eger ihramda olan kimse ensesinin tamamini tiras ederse ke¤za ona kurban lâzun gelir.l Çünkü ense de bas gibi tiras edilmesi maksut olan bir uzuvdur. (Her iik koltugunu tiras eden kimseye bir kurban lâzim gelir.) Nasil ki bir koltugunu tiras etmek de kurban gerektirir. Zira temiz¤lenmede her iki koltugun da tiras edilmesi matlup oldugu için her iki koltuk göbek alti killarinin yeri gibi bir uzuv sayihr.

(Imam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed i «Bir uzvunun tama¤mini tiras eden kimseye kurban lâzim gelir. Eger tiras edilen yer bir uzuvdan az olursa o zaman sadaka lâzim gelir- demislerdir.)

Uzuvdan murat gögüs bacak ve benzeri gibi vücudun her hangi bir parçasidir. Çünkü vücudun herhangi bir yeri üzerindeki killan gidermekten gaye temizlenmek olduguna göre tam temizlenme an¤cak uzvun tamamini tiras etmekle olur.

(Eger kisi biyigindan makasla alirsa ona biyiginin kisalttigi oran¤da keffaret lâzim gelir.) Yani aldigi miktar sakalin dörttebirinin kaçta kaçi ise ona göre kendisine keffaret lâzint" gelir. Meselâ eger alman miktar sakalin dörttebirinin dörttebiri kadar olursa bir ko¤yunun dörttebir kiymeti lâzim gelir.

Yukanda geçen -Eger biyigindan makasla alirsa- tabirinden bi¤yigi tiras etmenin sünnet olmadigi anlasilir. Evet biyigi tiras etmek sünnet degil olur. Sünnet ancak biyiktan makasla alip killari üst du¤dagin kenarindaki yüksekligin seviyesi kadar kisaltmaktir.

(Imam Ebû Hanife´ye göre vücudundan hacamet vuracagi ye¤ri tiras eden kimseye kurban lâzim gelir. Diger iki imam ise) : -Bu kimse hacamet vurmak için hacamet yerini tiras etmistir. Hacamet vurmak ise ihramda yasak olmadigina göre hacamet yerini tiras et¤menin de yasak olmamasi lâzim gelir. Ancak su var ki -ne mak¤satla olursa olsun- herhangi bir yerini tiras eden kimse tiras etti¤gi yeri temizlemis olur. Bunun için (ona) kurban degil (sadaka lâ¤zim gelir- demislerdir.) îmam Ebü Hanife de: -Haca¤met vurulacak yerin killarini tiras etmeden hacamet vurmak müm¤kün olmadigi için hacamet yerini tiras etmek bizzat maksut olan bir seydir. Kaldi ki bu tiras ile bir uzvun tamami temizlenmis olur. Bu¤nun için bu kimseye kurban lazim gelmesi gerekir» demistir.

(Eger Ihramda olan bir kimse ihramda olan bir diger kimse¤nin basini tiras ederse -tiras edilen kimsenin emriyle olsun olma¤sin- tiras edene sadaka edilene kurban lâzim gelir.) I m a m -1 Safii: -Eger tiras edilenin istegiyle olmazsa meselâ uykuda olup tiras olmaktan haberi olmazsa ona bir sey lâzim gelmez» demistir. Çünkü ona göre bir suçu islemeye zorlanan kimse isledigi suçtan sorumlu degildir. Uykuda olmak ise zorlanmaktan daha kuvvetli bir mazerettir. Bize görs ise uykuda olan veyahut zorlanan kimseye sadece gü¤nah yoktur. Keffaret ise uykuda veyahut zorlanmis olmakla sakit olamaz. Çünkü keffaret vücutta hâsil olan temizlikten dolayi lâzim gelir. Basinda basgösteren bir hastaliktan dolayi saçini tiras etmek zorunda kalan kimse ise böyle degildir. Çünkü bu kimse -mazereti kul tarafindan olmayip tabiî oldugu için- muhayyerdir. Sonra ba¤si tiras edilen kimse kendisine lâzim gelen kurbanin kiymetini ba¤sini tiras eden kimseden de isteyemez. Çünkü tiras olmakla vücu¤dunda hasil olan temizlikten dolayi kendisine kurban lâzim gelmisti.

Tiras eden kimse ihramda olmasa da yine hüküm böyledir. Imam-i Safiî ise: -Tiras eden kimseye -ihramda olsun ol¤masin- bir sey lâzim gelmez» demistir.

îhramda olan bir kimsenin ihramda olmayan bir kimsenin ba¤sim tiras etmesi halinde de ayni ihtilâf vardir: Imam-Safiî: -Tiras eden kimse ihramda ise de tirastan kendisi yararlanmadigi için kendisine bir sey lâzim gelmez» demistir. Biz ise diyoruz ki: Haremde bitkileri kesmek nasil yasak ise in¤san vücudundaki killari da ihramda kesmek yasaktir. Bu kimse de tirastan her ne kadar yararlanmiyorsa da ihramda kesilmesi yasak olan killari kestigi için kendisine keffaret lâzim gelir. Ancak su var ki kestigi killar kendisinin olmadigi için isledigi suç agîr degildir. Bunun için ona kurban degl sadaka lâzim gelr.

(Eger ihramda olan kimse ihramda olmayan bir kimsenin biyi¤gindan alir veyahut tirnaklarini keserse) yukarida geçen sebebe bi¤naen (bir yoksula istedigi bir yemegi yedirmek zorunda olur.)

(îhramda iken el ve ayaklarinin tirnaklarini kesen kimseye kur¤ban lâzim gelir.) Çünkü ihramda iken yapilmasi yasak alan bir se¤yi yapmis olur. Ancak su var ki: Eger tirnaklarinin hepsini bir kez ve ayni yerde kesmis ise birden fazla kurban ona lâzim gelmez. Zira tirnaklarinin hepsini ayni yerde kestigi için bir kere suç isle¤mis sayilir. Ayri ayn oturuslarda kesen kimseye ise Imam M u -h a m m e d´ e göre yine bir kurban lâzim gelir. Çünkü orucu boz¤mak kefaretinde oldugu gibi burada da lâzim gelen kefaretler bir¤lesmis olur. Ancak eger kisi önceki oturusta kestigi tirnaklarin ke¤faretini verdikten sonra ikinci oturusta geri kalanlari keserse -ön¤ceki suçun kefareti verildikten snra bir daha suç islendigi için- ke¤faretler birlesemez. Imam Ebû Hanife ile Imam Ebû Yûsuf´a göre ise eger her bir oturusta bir el veya ayaginin tir¤naklarini keserse ona dört tane kurban lâzim gelir. Çünkü kurban¤da ibadet vasfi daha galib oldugu için -tilâvet secdesi âyetlerinde oldugu gibi- kefaretlerin birlesmesi için bütün tirnaklarin ayni otu¤rusta kesilmis olmasi gerekir.

(Yalniz bir el veya ayaginin tirnaklarini kesen kimseye de kur¤ban lâzim gelir.) Çünkü basin tirasinda oldugu gibi burada da dört¤tebir tamamin yerine kaimdir. (Tirnaklan kesilen parmaklar besten az oldugu zaman ise sadaka lâzim gelir.) Bunun manasi sudur ki: her bir tirnak için bir sadaka gerekir.

Imam Zü f er: «Üç parmagin tirnaklarini kesen kimseye de kurban lâzim gelir» demistir ki Imam Ebû Hanife´de önce bu görüste idi. Çünkü bir elinin tirnaklarini kesene kurban lâ¤zim geldigine göre üç parmak bir elde bulunan parmaklarin çogu oldugu için bu kimseye de kurban lâzim gelmesi gerekir.

Tirnaklan kesilen parmaklarin bastan asagi oldugu zaman kur¤ban lâzim gelmedigine dair görüsün delili de sudur: Çünkü bir el veya ayagin tirnaklari bütün tirnaklarin dörttebiri oldugu için biz bir el veya ayagin tirnaklarina bütün tirnaklarin hükmünü vermis oluruz. Üç parmagin tirnaklan ise -her ne kadar bir el veya ayak¤ta bulunan tirnaklarin çogu ise de- bütün tirnaklarin dörttebirin-den az oldugu için ona bütün tirnaklarin hükmünü veremeyiz. (Eger kisi degisik el ve ayaklarindan bes tane parmagin tirnak¤larini keserse Imam Ebü Hanife ile Imam Ebû Yûsuf´a göre ona sa¤daka gelir. Imam Muhammed ise : -Kurban kesmesi gerekir» demis¤tir.) Imam Muhammed bu kimseyi de bir elinin bütün tirnaklarini kesen veyahut basinin degisik yerlerini dörttebir mik-darinda tiras eden kimselere kiyas etmistir.

Imam Muhammed ile Imam Ebü Yûsuf da: «Ihramda iken tirnaklarini kesen kimseye kurban lâzim gelme¤si tirnaklarini kesmekle temizlenip güzellestigi içindir. Degisik par¤maklarinin tirnaklarini kesen kimse ise temizlenip güzellesmek söy¤le dursun bilâkis daha çirkin görünür. Basin degisik yerlerini tiras etmek ise âdet oldugu için kisiyi çirkin göstermez. Bunun için bu kimsenin isledigi suç tam degildir ve dolayisiyle ona kurban degil her bir tirnak için bir yoksula doyabilecegi kadar yemek yedirmesi gerekir. Hattâ eger el ve ayaklarinin degisik parmaklarindan kesti¤gi tirnaklar bastan fazla da olsa yine hüküm böyledir.

(Ihramda iken kirilip asili kalan bir tirnagini koparan kimseye bir sey lâzim gelmez.) Zira kirilmis olan tirnak canliligini yitirdigi için Harem´in kurumus bitkisine benzer. Harem´in kuru bitkisini ke¤sip koparmada nasil sakinca yoksa bu da öyledir. (Ihramda iken güzel koku süren yahut dikilmis elbise giyen ve¤yahut mazereti bulunmaksizin basini tiras eden kimse muhayyer olups isterse bir koyun veya keçi keser isterse herbirine yanm sa vermek suretiyle alti yoksula bir yiyecek maddesini dagitir isterse üç gün oruç tutar.) Zira Cenâb-i Hak;

îçînizde hasta veyahut basindan rahatsiz olan varsa fidye olarak ya oruç tutmasi ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gere¤kir ([131]) buyurarak «yahut» demek olan muhayyerlik edatim kul¤lanmis ve Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de âyeti öyle tefsir etmistir. ([132]) sonra oruç -nerede olursa olsun- ibadet oldugu için nerede tutulursa tutulsun kâfi gelir. Sadaka da ayni sebebe binaen haremin yoksullarina verilmesi sart degildir. Fa¤kat kurbanin Haremde kesilmesi ittifak ile sarttir. Zira kan akitmak ancak belli bir zamanda veyahut belli bir yerde ibadet olur. Bu ka¤ni akitmanin ise belli bir zamani bulunmadigina göre belli bir ye¤ri olmasi gerekir. Imam Ebû Yûsuf´a göre kisi sadaka vermek istedigi zaman -yemin keffaretinde oldugu gibi- sadaka¤yi yemek olarak yoksullara yedirebilir. Imam Muhammed ise: «Yemek olarak yedirmek caiz degildir. Çünkü Cenâb-i Hak» Sadaka vermesi gerekir» diye buyur¤mustur. Sadaka ise verilen kimseye temlik edilmis olur. Yemek ye¤dirmede ise temiilc yoktur» demistir.[133]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:12   #138 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Bir Fasil


(Ihramda iken karisinin avretine bakip menisi gelen kimseye bir sey lâzim gelmez.) Çünkü ihramda iken yasak

olan sey yalniz cin¤sel iliskidir. Bu kimse ise cinsel iliskide bulunmamistir. Nihayet bu kimse de düsünüp de düsünce ile menisi gelen kimse gibidir. (Ihramda iken karisini sehvetle Öpen veyahut ona dokunan kim¤seye ise kurban lâzim gelir.) •el-CamIussagiyr-´de ise «Kadina seh¤vetle dokunup menisi gelen kimseye kurban lâzim gelir* diye kasd-edilmektedir. Halbuki «el-Mebsut-un açiklamasina göre meninin ge¤lip gelmemesi halleri arasinda fark yoktur ön ve arka taraflar di¤sinda yapilan cinsel iliskide de hüküm böyledir t m a m -1 Safiî ise ihrami da oruca kiyas ederek: -Bu hallerin hepsinde ihramin bozulmasi için meninin gelmesini sart kosmustur. Biz diyoruz ki: Hac ancak cinsel iliskide´ bulunmakla bozulur. Ihramin diger yasaklarindan hiç biri hacci bozmaz. Bu hallerin hep¤si de cinsel iliski olmadiklarina göre bu hallerde meni gelse bile hac-cm bozulmamasi lâzim gelir. Ancak su var ki: bu hallerde de cin¤sel arzu -kismen de olsa- tatmin edildigi için ihramda bunlar ya¤sak edilmis ve islenmesi halinde kurban lâzim gelir. Oruç ise öyle degildir. Çünkü oruçta -ne sekilde olursa olsun- cinsel arzunun tatmini haramdir. Cinsel arzuda -cinsel iliski disinda- ancak eger meni gelirse tatmin olur. (Eger ihramda olan kimse daha Arafat vukufunu yapmamisken cinsel iliskide bulunursa hacci bozulur ve bir koyun kurban etmesi gerekir. Ayrica hacci bozulmamis gibi haccini sürdürmek zorunda olmakla beraber kendisine kaza da lâzim gelir.) Zira rivayet olun¤maktadir ki: Peygamber Efendimize (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hem kendisi hem karisi ihramda iken karisi ile cinsel iliskide bulu¤nan kimsenin durumu sorulmus ve Peygamber Efendimiz (Sallalla-hü Aleyhi ve Sellem); Ikisi de kurban keserler ve haclarini sürdürmek zorundadirlar. Ay¤rica ertesi yil bir daha hac yapmalari gerekir.» ([134]) buyurmustur. Bu sekilde cevap aynca birçok ashabdan da naklolunmustur. î m a m -1 Safii bu kimseyi de Arafat vukufunu yaptiktan sonra cinsel iliskide bulunan kimseye kiyas ederek: «Bir deve kurban etmesi ge¤rekir» demis ise de hadisin itlaki onun görüsüne karsi bir delildir. Kaldi ki bu kinise haccini bir daha kaza etmesi gerektigi için isle¤digi suç hafiflemis olur. Bunun için ona Arafat vukufundan sonra cinsel iliskide bulunan kimseye nazaran daha hafif bir ceza lâzim gelmesi gerekir. Çünkü Arafat vukufunu yaptiktan son¤ra cinsel iliskide bulunan kimse haccini kaza etmek zorunda olma¤digi için isledigi suç agirligini korur. Arka taraftan cinsel iliskide bulunan kimsenin haca bozulup bozulmadigi hakkinda Imam Ebü Hanife´ den iki riva¤yet gelmistir. (Cinsel iliski ve haclarini bozan erkek ile kadin haclarini kqza ederlerken biribirlerinden ayrilip uzak durmalari gerekmez.) Imam Mâlik: -Hac yoluna çikar çikmaz» Imam Züfer: -Ih¤rama girdikten sonra» Imam-i Safii de cinsel iliskide bu¤lunduklari yere vardaklannda birbirlerinden ayrilmalari gerekir. Çün¤kü eger beraber kalirlarsa önceki hacda cinsel iliskide bulunduk¤larini hatirlayip bir daha böyle bir halti isleyebilirler» demistir.

Biz diyoruz ki i Kendilerini birlestirip birbirlerine baglayan ara¤larinda nikâhtir. Nikâh ise halen aralarinda mevcuttur. Bunun için ihrama girmezden önce birbirlerinden ayrilmalarina gerek yoktur. Zira ihrama girmemisken cinsel iliskide bulunsalar bile bir sakin¤casi yoktur. Ihrama girdikten sonra da ayrilmalari gereksizdir. Çün¤kü ufak bir nefsanî arzuya uymak yüzünden baslarina gelen bu fe¤lâket ve çetin zorluklan gördükçe bir daha böyle bir halti islemek söyle dursun yaptiklarina bin kere pisman olurlar. Bunun için ih¤rama girdikten sonra da birbirlerinden ayrilmalari anlamsizdir.

(Arafat vukufunu yaptiktan sonra cinsel iliskide bulunan kim¤senin hacci bozulmaz. Fakat bir deve veya sigir kesmesi gerekir.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) -yukarida da geçtigi üzere- «Arafat´ta vukuf yapan kimsenin hacci tamam olur- buyurmustur. Bu kimse¤nin bir deve veya sigir kesmek zorunda olmasi ise 1 b n - i A b -b a s ´ m rivayetine dayanir. ([135]) Hem de ihramda cinsel iliskide

bulunmak yasaklarin en büyügü oldugu için gerektirdigi keffaretin de büyük olmasi gerekir. îmam-i Safii: «Ihramda olan kimse Arafat vukufunu yapmis olsa bile eger daha tiras ol¤madan cinsel iliskide bulunursa hacci bozulur- demistir.

(Tiras olduktan sonra cinsel iliskide bulunan kimseye ise bir ko¤yun kesmek gerekir.) Çünkü ihramda olan kimse tiras olmakla di¤kilmis elbise giymek gibi yasaklan yapabilmek bakimindan ihram¤dan çikmis oluyorsa da haccin bütün vaciplerini bitirmedikçe ka¤dinlara yaklasamadigi için bu bakimdan daha ihramda sayilir. Bu¤nun için bu kimseye kurban lâzim gelir. Fakat tam ihramda olma¤digi için isledigi suç hafif olup bir koyun kesmek kendisi için kâfi gelir. (Umre ihraminda olan kimse eger daha tavaftan dört tur yap¤mamisken cinsel iliskide bulunursa umresi bozulur ve bir koyun kesmesi gerekir. Bununla beraber umresini sürdürmek zorundadir ve ayrica ona kaza da lâzim gelir. Eger tavaftan dört tur yaptiktan son¤ra cinsel Iliskide bulunursa o zaman umresi bozulmaz. Fakat bir ko¤yun kesmesi yine gerekir. Imam-i Safii umreyi de hacca kiyas ederek : -Her iki durumda da umresi bozulur ve bir deve kesmesi gerekir- demistir. Çünkü Imam-i Safiî hac gibi umrenin de farz oldugu gö¤rüsündedir. Bize göre ise Umre sünnet oldugu için umrenin bozulma¤sinda koyun haccm bozulmasmda da deve veya sigir lâzim geldi¤gine kailiz. (Unutarak cinsel iliskide bulunan kimse de bilerek cinsel ilis¤kide bulunan kimse gibidir.) Imam-i Safii: unutarak cin¤sel iliskide bulunan kimsenin haca bozulmaz» demistir. Bu ihtilâf uykuda veyahut zorla kendisiyle cinsel iliskide bulunulan kadin hak¤kinda da caridir. Imam-i Safiî: «Bu mazeretlerle yasaklik kalkar. Bunun için bu durumlarda cinsel iliski suç degildir ki onun¤la hac veya umre bozulsun- demistir. Biz diyoruz ki: Hac veya umrenin bozulmasi bu durumlarda

islenen cinsel iliskinin yasak oldugu için degil cinse1 arzuyu tatmin ettigi içindir. Çünkü bu vasif mazeretlerle kalkmaz. Kaldi ki hac ve¤ya umre ile oruç arasinda fark vardir. Çünkü oruçlu olan kimse oruç¤lu oldugunu unutabilir ihramda olmanin durumu ise -namazda ol¤ma durumu gibi- ihramda olmayi unutmaya mânidir.[136]



Bir Fasil


(AbdestsIz olarak kudüm tavafini yapan kimseye sadaka lâzim gelir.) Imam-i Safii: «Abdestsiz olarak yapilan herhangi bir tavaf sahih degildir. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-salâtü ve´s-selâm);

«Beyti tavaf etmek de bîr namazdir. Ancak Cenâb-i Allah tavafta konusmayi helal kilmistir- ([137]) buyurmustur. Bunun için abdestli olarak tavaf yapmak tavafin sihhati için sarttir» demistir. Bizim ise delilimiz; Kadim olan Beyt´l tavaf etsinler» ([138]) âyet-i kerimesidir. Zira bu âyette -abdestli olarak» di¤ye bir kayit yoktur. Bunun için tavaf ederken abdestli olmak farz degildir. Ancak kimisi: «sünnettir» demis ise de en sahihi sudur ki vaciptir. Çünkü hem abdestsiz olarak tavaf yapildigi zaman kefaret lâzim gelir hem de hadis ile amel etmek vacip oldugu için hadisten vücup anlasilir.

Kudüm tavafi denilen bu tavaf sünnet ise de ona baslaninca va¤cip oldugu için abdestsiz olarak yapildigi zaman ona eksiklik girer ve bu eksiklik sadaka ile giderilmis olur ki mertebe bakimindan Al¤lah´in vacip kildigi Ziyaret tavafindan asagi oldugu bilinsin. Kudüm tavafindan baska farz veya vacip olmayan her tavafta da hüküm böyledir.

(Ziyaret tavafini abdestsiz olarak yapan kimseye ise bir koyun kesmek gerekir.) Çünkü bu kimse haccin rüknüne eksiklik sokarak daha agir bir suç isledigi için kurban kesmeyi hak etmis olur.

(Cünüp olarak tavaf yapan kimseye ise bir deve veya sigir ge¤rekir.) Ab di la h îbn-i Abbas (Radiyallâhü anhJ ´dan böyle rivayet olunmustur. Hem de cünüplük abdestsizlikten daha agir oldugu için bu kimsenin tavafa soktugu eksikligi ancak bir de¤ve veya sigir kesmekle gidermek mümkündür.

Tavafin çogu da abdestsiz veya cünüp olarak yapildigi zaman da yine hüküm böyledir. Çünkü seyin çogu seyin tamami hükmün¤dedir. (Abdestsiz veya cünüp olarak tavaf yapan kimse Için en efda-li daha Mekke´de iken bir daha tavaf yapmaktir ve eger bir daha yaparsa kurban kesmesi artik gerekmez.) el-Mebsut´un bâzi nüsha¤larinda -bir daha tavaf yapmasi gerekir» diye geçiyorsa da en sa¤hihi sudur ki abdestsiz olarak yapilan tavafi bir daha yapmak müs-tahaptir cünüp olarak yapilan tavafi bir daha yapmak vaciptir. Çün¤kü cünüp olarak yapilan tavafin eksikligi daha fazladir. Sonra ab¤destsiz olarak yapilan tavaf eger bir daha yapilirsa -bayram gün¤lerinden sonra dahi olsa- kurban kesmek artik gerekmez. Çünkü tavafta eksiklik süphesi artik kalmaz. Cünüp olarak yapilan tavaf bir daha yapilirsa eger bayram günlerinde yapilmissa zamaninda yapilmis oldugu için artik kurban kesmek gerekmez. Fakat eger bayram günlerinden sonra yapilmissa zamaninda yapilmadigi için Imam Ebü Hanife´ye göre kurban kesmek gerekir.

Eger kisi cünüp olarak yapmis oldugu tavafi bir daha yapma¤dan evine dönerse bir daha yapmak için tekrar M e k k e ´ ye dönmesi gerekir. Zira tavafmdaki eksikiik büyük oldugu için telâ¤fisi ancak bir daha dönüp yapmakla mümkündür. Sayet dönmeyip hed´y olarak M e k k e ´ ye bir deve veya sigir gönderirse -yu¤karida da açikladigimiz üzere- tavafta hasil olan eksikligin yerine geçtigi için caizdir. Fakat dönmesi daha iyidir. Abdestsiz olarak ta¤vaf yapip da bir daha tavaf yapmadan evine dönen kimsenin ise kurban göndermesi dönüp bîr daha tavaf yapmaktan iyidir. Zira tavafindaki eksiklik digerine nazaran hafiftir. Kaldi ki kurban gön¤dermede fakirler için yarar vardir. Sayet bir daha dönerse cünüp olarak tavaf yapan kimse gibi yeniden ihrama girmesi gerekir.

Ziyaret tavâfmi yapmadan evine donen kimse ise mutlaka dön¤mesi gerekir. Çünkü ziyaret tavafi rükün oldugu için ihramda olan kimse onu yapmadikça ihramdan çikmis olamaz ve kadinlara yak-lasamaz.

[Veda tavafini abdestsiz olarak yapan kimseye de sadaka lâzim gelir.) Zira veda tavafi her ne kadar vacip ise de rükün olmadigi için Ziyaret tavafi kadar önemli degildir. Imam Ebû Hani-f e´ den bu kimseye bir koyun lâzim geldigi yolunda da bir riva¤yet gelmisse de en dogrusu birincisidir. (Veda Tavafini cünüp olarak yapan kimseye ise bir koyun kes¤mek lâzim gelir.) Çünkü Veda tavafini cünüp olarak yapmak bü¤yük bir noksanliktir. Ancak Veda Tavafi ziyaret tavafindan rütbe¤ce üstün oldugu için onu cünüp olarak yapmada bir koyun kesmek¤le yetinilmistir.

[Ziyaret tavafindan üç tur eksik birakan kimseye bir koyun kes¤mek gerekir.) Zira tavafta yansindan daha az bir miktar yapilma¤digi için hâsil olan eksiklik de abdestsiz olarak yapilan tavaftaki ek¤siklik gibi hafif olup onun için koyun kesmek yeterli gelir. (Ziyaret tavafindan dört tur veya fazla eksik birakan kimse ise eksik biraktigi turtan yapmadikça ihramdan çikmis olamaz.) Zira eksik biraktigi turlar yaptigi turlardan fazla oldugu için hiç tavaf yapmamis gibidir. Veda tavafindan üç tur yapmayan kimseye ise sadaka lâzim gelir.)

(Vacip olan herhangi bir tavafi Hicr´in içinden yapan kimse eger henüz Mekke´den aynlmamissa bir daha tavaf yapmasi gerekir.) Çünkü -yukarida da geçtigi üzere- Hicr´in disinda tavaf yapmak gerekir. Hicr´in içinden tavaf yapmak Kabe´nin etrafinda tur yapar¤ken Kabe ile Hatyim arasinda bulunan iki açikliktan bi¤rinden girip digerinden çikmaktir. Böyle yapan bir kimse tavafina eksiklik soktugu için Mekke´ den ayrilmadigi sürece bir da¤ha tavaf yapmasi gerekir ki mesru bir sekilde tavaf yapmis olsun. (Sayet tavafin hepsini degil de yalniz Hicr´in içinden yaptigi kismi bir daha yaparsa yine kâfidir.) Zira böyle de yapsa yapmamis olan kismi yapmis olur. Yalniz Hicr´in içinden yaptigi kismi bir daha yapmanin sekli böy¤ledir : Hicri sagma alip ileriye dogru yürümeye baslar ve Hicr´in so¤nuna varinca o bastaki açikliktan içeri girip diger taraftan çikar ve bu ameliyeyi yedi kez tekrarlar.

(Sayet bu kimse Hicr´in içinden yaptigi bu tavafi bir daha yap¤madan evine dönerse ona kurban lâzim gelir.) Zira bu kimsenin ta¤vafmdaki eksiklik dörttebire yakin oldugu için ona sadaka kâfi gel¤mez.

(Ziyaret tavafini abdestsiz olarak. Veda tavafini da abdestli ola¤rak ve fakat bayram günlerinden sonra yapan kimseye kurban lâ-zun gelir. Eger bu kimse ziyaret tavafini cünüp olarak yapmis ise. Iki Imam s «Ona yine bir kurban lâzim gelir» demislerse de Imam Ebû Hanife´ye göre bu kimseye iki kurban lâzim gelir.) Çünkü Ve¤da tavafi vaciptir. Abdestsiz olarak yapilan Ziyaret tavafinin bir da¤ha yapilmasi ise vacip olmayip müstahap oldugu için birinci su¤rette veda tavafi Ziyaret tavafi yerine geçmeyip veda tavafi olarak kalir. Ikinci surette ise Veda tavafi Ziyaret tavafi yerine geçer. Çün¤kü cünüp olarak yapilan ziyaret tavafinin bir daha yapilmasi. Veda tavafi gibi vaciptir. Bu itibarla kisi bu surette Ziyaret tavafini bay¤ram günlerinden sonraya birakmis Veda tavafini da hiç yapmamis olur. Veda tavafinin yapilmamasi halinde ise ittifak ile kurban lâzim gelir. Ziyaret tavafinin bayram günlerinden sonraya birakilmasi ha¤linde de ihtilâf vardir. Imam Ebû Hanife´ye göre lâ¤zim gelir diger iki imama göre lâzim gelmez. Ancak bu kimseye Mekke´ den ayrilmadigi sürece Veda tavafini bir daha yapma¤si emrolunur. Evine döndükten sonra ise -yukarida da söyledigimiz üzere- artik emrolunmaz.

(Umre ihraminda olup abdestsiz olarak tavaf ve Sa´y yaptiktan sonra ihramdan çikan kimse Mekke´den ayrilmadikça bir daha tavaf ve sa´y yapar ve ona bir sey lazim gelmez.) Çünkü abdestsiz olarak yaptigi tavafta eksiklik bulundugu için bir daha yapmasi ge¤rekir. Sa´y da tavafa tabidir. Ve bir daha yapinca eksiklik kalma¤digi için ona bir sey lâzim gelmez. (Sayet bu kimse bir daha tavaf ve sa´y yapmadan evine dönerse) abdestsiz olarak tavaf yaptigi için ona kurban lâzim gelir.) Fakat bir daha M e k k e´ ye dönmesi gerekmez. Çünkü umrenin son rüknü olan sa´yi da yaptigi için ih¤ramdan çikmistir. Aynca sa´yi da abdestsiz olarak yaptigi için ise ona bir sey lâzim gelmez. Çünkü bu sa´y sahih olan bir tavaftan sonra yapilmistir. Sahih olan rivayete göre tavafi bir daha yaptik¤tan sonra sa´yi yapmasa da yine bir sey lâzim gelmez.

(Hac ihraminda olan kimse Safa ile Merve arasinda sa´y yap¤masa da hacci tamamdir. Ancak ona kurban lâzim gelir.) Çünkü biz Hanefilere göre Safa ile Merve arasinda sa´y vacip oldu¤gu için yapilmamasi halinde hac bozulmaz fakat kurban lâzim ge¤lir.

(Arafat dagindan imamdan önce ayrilan kimseye kurban lâzim gelir.) Imam-i Safiî: -Bu kimseye bir sey lâzim gelmez. Çünkü rükün olan Arafat´ta vukuf etmektir. Kisi bunu yap¤tiktan sonra vukufu uzatmasa da ona bir sey lâzim gelmez» de¤mistir.

Biz diyoruz ki: A r a fa t´ ta günes batmcaya kadar kalmak vaciptir. Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi´s-sâlâtü ve´s-selâm); -Arafat´tan günes battiktan sonra hareket edin- ([139]) buyurmustur.. Bunun için günes batmadan Arafat´ tan ayrilan kimse vacibi terketmis olur ve dolaysiyle ona kurban lâzim gelir. Eger günes battiktan sonra bir daha Ara¤fat´a dönse de- zahir olan rivayete göre- kurbanin vücubu kendisinden sakit olmaz. Çünkü imam ile birlikte hareket etmesi ge¤rekirdi. Imam ile birlikte hareket etmedikten sonra bir daha Ara¤fat´a dönmesi manasizdir. Günes batmadan bir daha Ara¤fat´a dönen kimse hakkinda ise ihtilâf edilmistir. Arafat´a geceleyin gelen kimse ise öyle degildir. Çünkü vukufu geceye ka¤dar sürdürmenin vücubu gece degil gündüz vukuf yapan kimse içindir. (Müzdelife´de vukuf yapmayan kimseye de kurban lâzim gelir.) Çünkü M ü z d e 1 i f e vukufu vaciptir. (Bayramin hiç bir günü cemre taslamasmi yapmayan kimseye de kurban lâzim gelir.) Çünkü vacibi kesinlikle terketmis olur. An¤cak taslamalarin hepsi ayni cinsten birer ibadet oldugu için -vü¤cudunun bütün killarini tiras eden kimseye oîdugu gibi- bu kim¤seye yalniz bir kurban lâzim gelir. O da bayramin son günü günes battiktan sonra. "Çünkü cemreleri taslamak ancak bayram günle¤rinde ibadettir. Bu günler bitmedikçe taslamalarin hepsini sira ile yapmak mümkündür. imam Ebû Hanife´ye göre bir gün an taslamalarini bir baska güne birakmak da kurban kesmeyi gerektirir. Fakat di¤ger Iki Imam bu görüse katilmamislardir.

(Bir günün de taslamalarini yapmayan kimseye kurban lâzim gelir.) Çünkü bir günün taslamalari tam bir ibadettir. (Üç cemreden birinin taslamasini yapmayan kimseye ise sada¤ka lâzim gelir.) Çünkü bir günde her üç cemreyi taslamak bir iba¤det olduguna göre yalniz bir cemreyi taslamayan kimse bu ibade¤tin çogunu yapmis olur. Kurban ise ancak bir vacibin çogunu yap¤mamak halinde lâzim gelir.

(Bayramin Ilk günü Akabe cemresini taslamayan kimseye ise kurban lâzim gelir.) Çünkü bayramin ilk günü yalniz Akabe cemresinin taslamasi vardir bunun için bu kimse o gün vacibini ta¤mamen birakmis olur. Akabe cemresi taslarinin yansindan faz¤lasini atmayan kimse de öyledir.

(Bir cemreye bir iki veyahut üç çakil eksik atan kimseye ise her bir çakil için yarim sa´ lâzim gelir.) Zira bu kimsenin yapma¤digi miktar vacibin yansindan az oldugu için ona sadaka vermek kâfidir.

(Basini bayram günleri bittikten sonra tiras eden kimseye Imam Ebû Hanife´ye göre kurban lâzim gelir. Ziyaret tavafini bayram gün¤lerinden sonraya birakan kimse de Öyledir.) Diger iki Imam ise: -Bu her iki kimseye de bir sey lâzim gelmez- demislerdir. Bu ihtilâf -yukanda da geçtigi üzere- bir günün taslamalarini bir baska gü¤ne birakmak ve -Akabe cemresini taslamaktan önce tiras olmak kiran haccinda Akabe cemresini taslamaktan önce kur¤ban kesmek veyahut kurban kesmezden önce tiras olmak gibi- son¤ra yapilmasi gereken bir ibadeti önce yapmak hallerinde de caridir. Iki imam: -Bu durumlarin hepsinde vacipler kaza edildigi için bas¤ka bir sey lâzim gelmez- demislerdir imam Ebû Hanife´-nin delili de Abdullah Ibn-i Mesud´un;

Kim ki haccin bir ibadetini bir diger ibadetine takdim ederse ona kurban lâzim gelir» ([140]) hadisi¤dir. Kaldi ki -inikatta ihrama girmemek gibi- belli bir yeri bulu¤nan bir ibadetin yerinde yapilmamasi halinde kurban lâzim geldigi¤ne göre belli bir zamani bulunan bir ibadetin de zamaninda yapil¤mamasi halinde kurban lâzim gelmesi gerekir. Hac ihraminda olup bayram günlerinde ve fakat Harem´in di¤sinda tiras olan kimseye de kurban lâzim gelir. Imam Ebû Hanife ile Imam Muhammed´e göre Umre ihraminda olan kimse de eger Harem´in disinda tiras olursa ona kurban lâzim gelir demislerdir. Imam Ebü Yûsuf ise s -Umre ihraminda olan kimseye bir sey lâzim gelmez- demistir.) Ben diyorum ki el-Camiussagiyr´de Imam Ebû Y ü s u f´ un umre ihraminda olan kimse hakkindaki sözü kayd¤edilmisse de hac ihraminda olan kimse hakkindaki sözüne deginil-memistir. Kimisi: -Çünkü hac ihraminda olan kimse hakkinda ih¤tilaf yoktur. Zira hacda hep M i n a ´ da tiras oluna gelmistir. M i -n a ise H a r e m´ in sinirlan içindedir» demis ise de en dog¤rusu sudur ki: ayni ihtilâf hac ihraminda olan kimse hakkinda da caridir. Imam Ebû Yusuf: «Harem´de tiras olmak sart degildir. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sel¤lem) Hudeybiye´de umreden alikondugu zaman hemen ora¤da tiras olmustur- demistir. ([141]) Imam Ebû Hanife ile Imam M. uhammed ise: «Tiras ile ihramdan çikildigi için tiras da namazin sonundaki selâm gibidir. Selâm ile namazdan çi¤kildigi halde nasil selâm namazin bir vacibi ise tiras da haccin bir vacibidir ve haccin bir vacibi olunca da haccin diger vacipleri gibi Hare m´de yapilmasi gerekir. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile Ashabinin Hudeybiye´de tiras olmalari da Hare m´ in disinda tiras olmanin caiz olduguna delil olamaz. Zi¤ra Hudeybiy e´ nin bir kismi Harem´ den sayilir. Pey¤gamber Efendimizle (Sallallahü Aleyhi ve Sellem} Ashabi o kisim¤da tiras olmus olabilirler» demislerdir. Kisacasi: î m a m Ebû H a n i f e ´ ye göre tirasin hem belli bir vakti hem yeri vardir. ImamEbü Yûsuf´a göre ne belli bir vakti vardir ne ye¤ri. Imam Muhammed´e göre belli bir yeri vardir. Fa¤kat vakti yoktur. Imam Züfer´e göre belli bir vakti var¤dir. Fakat yeri yoktur . Bu ihtilâf da «Kisi belli olan vaktinde veya yerinde tiras olma¤digi zaman kendisine kurban lâzim gelir mi gelmez mi?» konusun¤dadir. Yer veya vaktinde olmayan tiras ile ihramdan çikildiginda ise ihtilâf yoktur.

Sonra umre vakitli bir ibadet olmadigi için onun tirasi da itti¤fak ile vakitli degildir. Fakat umrenin belirli bir yeri bulundugu için tirasinin da ayni yerde yapilmasi gerekir.

(Harem´in disina çikan kimse tekrar Harem´e dönünceye kadar eger tiras olmazsa ittifak ile kendisine bir sey lâzim gelmez.) Yani umre ihraminda olan kimse eger böyle yaparsa tiras olmasi gerek¤tigi yerde tiras oldugu için ona bir sey lâzim gelmez. Hac ihramin¤da olan kimse ise böyle yapsa dahi tiras olmasi gerektigi vakitte tiras olmadigi için Imam Ebû Hanife´ye göre ona kur¤ban lâzim gelir.

(Kiran haccinda olan kimse kurban kesmezden önce eger tiras olursa) Imam Ebû Hanife´ye göre (ona iki kurban lâzim gelir.) Biri Kiran kurbanidir biri de kurban kesmeyi tirastan sonraya biraktigi içindir. Iki Imama göre ise bu kimseye Kiran kur¤banindan baska bir sey lâzim gelmez. Zira -yukarida da söyledi¤gimiz üzere- iki Imama göre herhangi bir vacibi tehir etmekten dolayi bir sey lâzim gelmez.[142]



Bir Fasil


Bilinmelidir ki ihramda olan kimse için kara avi haram deniz avi helâldir. Zira Cenab-i Hak (Azze ve Celle) :

«Deniz avi ve onu yemek size de yolculara da geçimlik olarak helâl kilinmistir. Kara avi ise ihramda bulundugunuz sürece size yasak edilmistir. ([143]) buyurmustur. Kara avi karada dogup büyü¤yen ve karada yasayan deniz avi da suda yasayan ve suda dogup büyüyen hayvan demektir. Av da yaradilisi itibariyle insanlardan kaçip ele gelmiyen hayvanlardir. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) kara hayvanlarindan bes tane istisna etmistir. Bunlar da FEVÂSIK-I HAMS diye anilan kurt kuduz köpek kar¤ga delice yilan ve akreptir. ([144]) Zira bunlar saldirgan hayvanlar¤dir. Imam Ebû Yûsuf dan rivayet olunduguna göre kar¤gadan maksad lesleri yiyen kargadir. (Ihramda iken av öldüren veyahut öldürtmek için yerini baska¤sina gösteren kimseye ceza lâzim gelir.) Avi bizzat öldüren kimse¤ye ceza lâzim geldiginin delili;

-Ey iman etmis olanlar ihramda iken av öldürmeyiniz. Sizden kim (ihramda) bilerek av öldürürse ona ceza olarak evcil hayvan¤lardan Öldürdügü avin benzeri olan bir hayvan lâzim gelir. ([145]) ayet-i kerimesidir. Zira bu âyet ihramda olan bir kimsenin bizzat av öldürdügü zaman kendisine ceza lâzim geldiginde nasstir. Fakat avin yerini baskasina gösteren kimseye de ceza lâzim geldigine dair bu âyette nass bulunmadigi için îmam-i Safii: -Ceza yal¤niz bizzat av öldürmekten lâzim gelir. Avin yerini baskasina gös¤teren kimseye ise «Av öldürmüstür- denemedigi için ceza lâzim gel¤mez. Nihayet bu da ihramda olmayan iki kimseden birinin digeri¤ne avin yerini göstermesi kabilindendir- demistir. Bizim ise delilimiz «ihram bâbi»nda geçen Ebû K a t a d e ´ -nin hadisidir. Ata b. Rabah (Allah rahmet eylesin)

Avin yerini baskasina gösteren kimseye ceza lâzim geldiginde ihtilâf yoktur demistir. Kaldi ki ihramda av öldürmek nasil yasak ise avin yerini baskasina göstermek de yasaktir. Hem de av ancak kaçip gizlenmekle kendini korumaya çalistigi için yerini baskasina göstererek onu ele veren kimse de bizzat onu öldürmüs gibi olur. Hem de kisi ihrama girmekle herhangi bir canliya karismamayi il¤tizam ettigi için eger geregi gibi hareket etmezse -kendisine biraki¤lan emâneti korumada kusur gösteren kimse gibi- zamin olur. Ih¤ramda olmayan kimse ise böyle bir seyi iltizam etmedigi için öyle degildir. Kaldi ki Imam Ebû Yûsuf ile Imam Z ü -f e r ´ den ihramda olmayan kimsenin de zamin oldugu rivayet olun¤mustur.

Baskasina avin yerini gösteren kimseye ceza lâzim gelmesi için de kendisine gösterilen kimsenin daha önce avin yerini bilmeme¤si ve gösteren kimseye inanmasi sarttir. Hattâ eger ona degil de baskasina inanarak avi öldürürse ona ceza lâzim gelmez.

(Eger avin yerini gösteren kimse ihramda olmazsa Harem´de da¤hî olsa) yukarida açikladigimiz sebebe binaen (ona bir sey lâzim gelmez.)

(Ihramda iken av öldüren kimse ister unutarak ister bilerek öl¤dürmüs olsun fark etmez.) Çünkü bu ceza itlaftan dolayi kisiye lâ¤zim gelen bir mali ceremedir. Mali ceremeleri gerektiren eylemler¤de ise unutma iie bilerek yapma haüeri arasinda fark yoktur.

(Ihramda iken ilk olarak av Öldüren ile ikinci kez öldüren ara¤sinda da fark yoktur.) Çünkü cezayi gerektiren sebep her iki du¤rumda da aynidir.

(Av öldüren kimseye lâzim gelen ceza -Imam Ebû Hanife ile Imam Ebû Yûsuf´a göre- avin öldürüldügü yerdeki veyahut eger çölde öldürüîmüsse öldürüldügü yere en yakm olan yerdeki kiyme¤tidir. Bu kiymet de adil olan iki kisi tarafindan biçilir ve kendisi¤ne ceza lâzim gelen kimse muhayyer olup s isterse onunla bir kur¤ban satinahr isterse yiyecek alip her bir fakire ya yarim sa´ bug¤day ya da bir sa´ arpa veya kuru hurma verir isterse her bir sa arpa veya yanm sa´ bugday yerine bir gün oruç tutar.) imam Muhammed ile îmam-i Safii: -Öldürülen avin eger evcil hayvanlardan benzeri varsa benzeri verilir. Meselâ : öldürü¤len av ceylan olursa bir koyun veya keçi sirtlan olursa yine bir ko¤yun veya keçi tavsan olursa bir disi oglak Arap tavsani olursa dört aylik bir disi oglak devekusu olursa deve yabanesegi olursa sigir lâzim gelir. Zira Cenâb-i Hak. «Öldürdügü avin evcil hayvanlardan bir benzeri ceza olarak lâzim gelir» buyurmustur» demislerdir.

Avin evcil hayvanlardan benzeri ve deger bakimindan degil bi¤çim ve yaradilisi yönünden benzeridir. Zira hayvanin kendisi evcil olur degeri evcil olamaz. Hem de Ashab-i Kiram -yukarida açik¤ladigimiz üzere- devekusu ceylan yaban esegi ve tavsanin biçim bakimmdan benzerine hükmetmislerdir. Peygamber Efendimiz tSal-lailahu Aleyhi ve Selim) de; «Sirtlan avdir ve onda bir koyun veya keçi lâzim gelir- ([146]) buyurmustur.

Serçe kusu ve güvercin gibi evcil hayvanlardan benzeri bulun¤mayan avlarda ise Imam Muhammed de Imam Ebû Hanife ile Imam Ebû Ebû Yûsuf gibi -Kiymet lâzim gelir» demistir. I m a m-i Safii ise güvercin ile koyun veya keçi arasinda benzerlik bulundugunu zira ikisinin de- bir de¤fada ve nefes atmadan su içtigini ve hem de güvercin ötüsünün de koyun ve keçinin bögürüsünü andirdigini söyliyerek: -Güvercinin öldürülmesi halinde bir koyun veya keçi lâzim gelir» demistir îmam Ebû Hanife ile imam Ebü Yûsuf: -Mut¤lak benzerlik hem biçim ve hem de kiymet bakimindan benzerliktir. Fakat burada bu mânâya hamletmek mümkün olmadigi için kiymet bakimindan olan benzerlige hamletmek gerekir. Çünkü -kul ala¤caklarinda oldugu gibi- Seriatta meshur olan benzerlik budur. Ya¤hut icma iîe bu benzerlik murattir veyahut her avin kiymet bakimin¤dan benzeri vardir da biçim bakimindan yoktur. Âyetteki -NAAM» kelimesinden de murat -Allah daha iyi bilir- yabani hayvanlar¤dir. Zira Ebû Ubeyde ile Asmai´ nin dediklerine gö¤re bu kelime hem evcil hem yabanî hayvanlarda kullanilir. -Sirt¤landa bir koyun lâzim gelir» hadisi de -bir koyunun kiymeti lâzim gelir.» mânâsindadir- demislerdir. Sonra îmam Ebû Hani¤fe ife Imam Ebû Yûsuf´a göre kisi kendisine lâzim gelen kiymet ile isterse bir kurban isterse yiyecek alir isterse ne kurban ve ne de yiyecek almayip oruç tutar imam Muhamme.d ile Im a m -1 S â f i i´ ye göre ise bu muhayyerlik hakemlere ait¤tir. Eger hakemler kurbana hükmederlerse -yukarida da söyledigi¤miz gibi- öldürülen avin benzerini kurban etmek gerekir. Eger yi¤yecek veya oruca hükmederlerse tmam Ebü Hanife ile Imam Ebû Yûsuf un dedikleri gibi yapmak gerekir tmam Ebû Hanife ile îmam Ebû Yûsuf: -Mu¤hayyerlik -yemin kefaretinde oldugu gibi- Seriat tarafindan kisi¤ye gösterilen kolaylik olduguna göre hakemlere degil kisiye ait ol¤masi lâzim gelir- demislerdir tmam Muhammed ile Imam-i S â f i i´ nin delili de metni yukanda geçen M â i d e sûresinin 95. âyetidir. Zira bu âyette geçen HEDYEN kelimesi men¤sup oldugu için ya YAHKÜMÜ BIHI deki zamirden haldir ya YAH-KÜMÜ nün mefuludur. Hangisi de olsa kurbanin hakemler tara¤findan hükmedilmesi gerektigini ifade eder. Sonra yemek demek olan TAAM ile Oruç demek olan SIYAM kelimeleri arasinda mu¤hayyerlik edati olan EV kelimesinin getirilmesinden de bu muhay¤yerligin hakemlere ait oldugu anlasilir. Biz diyoruz ki: Âyetteki KEFARETÜN ile ADLÜ ZALIKE keli¤meleri merfu olduklari için HEDYEN üzerine degil CEZAÜN üzeri¤ne matuhturlar. Bu ise. hakemlerin yalniz ava deger biçmekle gö¤revli olduklari avin degeri anlasildiktan sonra kurban yemek ve oruç¤tan birini seçmek ise avi öldürene ait oldugunu ifade eder. Sonra Öldürülen av nerede öldürülmüsse hakemler ona oranin raicine göre deger biçerler. Ancak eger öldürüldügü yerde avlarin alim satimi olmuyorsa o zaman oraya en yakin yerin raicine gö¤re deger koyarlar.: -Kabe´ye ulasacak kurban» diye buyurmustur i Yemek ise baska yerlerde de verilebilir.) 1 m a m -1 S â f i i yemegi de kurbana kiyas ederek : -Yemek de Mekke´ den baska bir yerde verilmez» demistir. Zira kurbanin M e k k e de kesilmesi Mekke fakirlerinin yararlanmasi için emredildigine göre yemek de öyledir.

Biz diyoruz ki.- Kurban hikmeti bilinmeyen taabbüdî bir ibadet oldugu için ancak belirli bir zaman ve belirli bir yerde kesildigi .takdirde ibadet olur. Yemek vermek ise gayesi yoksullara yardim ´oldugu için nerede ve ne zaman olursa olsun ibadettir.

(Oruç da keza Mekke´den baska yerlerde tutulabilir.) Zira oruç da nerede tutulursa tutulsun ibadettir.

(Sayet kisi kurbani Mekke´de degil bir baska yerde keserse ye¤mek vermeyi seçmis gibi olup kurban kesmesi yemek yedirme ye¤rine geçmis olur.) Yani eger kurbani baska bir yerde kesip etini yoksullara dagitir ve kurbanin eti de verilmesi gereken yiyecek mik-danndan az olmazsa keffaret olarak yemek vermeyi seçmis ve fa¤kirlere herhangi bir yiyecek maddesini vermis gibi olur. Zira yalniz kurban kesmek yemek verme yerine geçemez.

Su da bilinmelidir ki kisi kurban kesmeyi seçtigi zaman kurban-bga yaramayan hayvanlari kesemez. Zira kurban kelimesinden an¤cak kurbanlik hayvan anlasilir. îmam Muhammed ile Imam-i Safii: deve sigir veya davar cinsinden olduktan sonra küçük de olsa olur. Zira Ashab-i kiram öldürülen bazi avlar¤da oglak ve kuzularla hükmetmislerdir» demislerdir. Imam E b û H a n i f e´ ye göre de küçük hayvanlar yiyecek maddesi olarak verilebilir. Biz Hanefilere göre kisi yemek vermeyi seçtigi zaman öldürdü¤gü avin yiyecek maddeleriyle kiymetlendirilmesi gerekir. (öldürülen avm kiymeti ile eger yiyecek maddesi alinirsa her bir yoksula ya yarim sa´ bugday ya da bir sa´ arpa vermek gere¤kir. Hiç b´ir yoksula yarim sa´dan az verilemez.) Zira keffaret ola¤rak verilmesi gereken yiyecekler yoksullara seriatça ancak bu se¤kilde dagitilir.

{Oruç tutmayi seçen kimse öldürdügü ava önce yiyecek mad¤deleriyle deger biçtikten sonra her bir sa´ arpa veya yarim sa´ bug¤day yerine bir gün oruç tutar.) Zira orucun maddi degeri bulunma¤digi için ava oruçla deger biçmek mümkün degildir. Bunun için ava yiyecek maddeleriyle deger biçmek gerekir.

(Lâzim gelen yiyecek maddesinden yanm sa´dan daha az bir miktar sayet artarsa kisi muhayyer olup isterse onu tasadduk eder isterse onun yerine bir gün oruç tutar.) Zira bir günden az oruç olamaz. Bunun için lâzim gelen yiyecek maddesinin bir yoksula ve¤rilmesi gereken mikdardan daha az oldugu zaman da yine o mik-dar verilir ya da -bir günden daha az oruç olmadigi için- bir gün oruç tutulur.

(Eger ihramda olan kimse bir avi yaralar ya tüylerini çeker ve¤ya bir uzvunu koparirsa) Avi Öldürdügü zaman avin tamamina -za-min oldugu gibi (avda meydana gelen eksiklige zamin olur.)

(Eger bir kusun tüylerini yoldugu veyahut ayaklarini kestigi için kus artik uçup kendini koruyamaz olursa kusun bütün kiymeti ken¤disine lâzim gelir.) Çünkü hayvam kaçip kendini kurtaramaz du¤ruma soktugu için onu Öldürmüs gibi olur.

Hz. Ali ile Abdullah tbn-i Abbas (Radiyal-lâhü anhümâ) ´dan rivayet olunduguna göre (devekusunun yumur¤talarini kiran kimseye yumurtalarin kiymeti lâzim gelir.) Zira yu¤murta yumurta olarak her ne kadar av degilse de ilerde canlamp av olacagi için avm hükmündedir. (Eger kirilan yumurta içinden ölü civciv çikarsa o zaman canli olan bir civcivin kiymeti lâzim ge¤lir.) Bu bir istihsandir. Yoksa kiyas yumurtanin kiymetinden bas¤ka bir sey lâzim gelmemesini gerektirmektedir. Çünkü civcivin can¤lanip canlanmadigi bilinemez. Ancak yumurtanin canli bir civciv çi¤karmaya hazir bir durumda oldugu için zamani gelmeden kirilma¤si civcivin ölümüne sebep olur ve bunun için ihtiyaten -Ondan do¤layi ölmüstür» denilir. Bunun gibi ihramda olan kimse eger bir cey¤lanin karnina vurup bir Ölü yavru düsürmesine sebep olursa ona hem ceylanin hem yavrusunun kiymeti lâzim gelir.

(Karga dölengeç kusu kurt yilan akrep fare ve kuduz kö¤pekleri öldürmekten dolayi bir sey lâzim gelmez.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhis-salâtü ve´s-selâm);

•Bes çesit hayvan zararli olup Harem´în disinda da Harem´de de öldürülebilirler. Bunlar dölengeçkusu yilan akrep fare ve isirici kö¤pektir» ([147]) demistir. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) aynca sunu da buyurmustur: «Ihramda olan kimse fare karga dölengeç kusu akrep yilan ve isirici köpekleri öldürebilir.- ([148]) Bu hadisin bazi rivayetlerin¤de kurt da vardir. Kimisi : «Isirici köpekten maksat kurttur» demis¤tir. Kargadan da maksat lesleri yiyen ve pislikleri karistiran karga dir.Çünkü zararli olan karga bu kargadir. Saksagan ise öyle degil¤dir. Çünkü saksagan hem zararli degil hem de ona karga denilmez. Imam Ebû Hanife´ den : -Isirici olan ve olmayan ve ev¤cil olan ve olmayan köpekler arasinda fark yoktur. Zira bu husus¤ta nazara alman cinstir. Ayni sebebe binaen ev siçani ile yabanî si¤çan arasinda da fark yoktur. Zira bu hususta nazara alman cins¤tir. Ayni sebebe binaen ev siçani iîe yabanî siçan arasinda da fark yoktur. Büyük keler ile arap tavsani ise zararli olmadiklari için is¤tisna edilen bes sinif hayvanlardan degillerdir" diye söyledigi de ri¤vayet olunmustur.

(Sivri sinek karinca pire ve keneleri de öldürmede bir sakinca yoktur.) Çünkü bunlara av deniimedigi gibi hem insan vücudun¤dan olusmuyorlar ve hem de yaradilislari itibariyle inciticidirler. Ka¤rincadan murat insanlari inciten siyah veya sari renkli olanlaridir. Incitici olmayan karincalan öldürmek ise günahtir. Fakat av olma¤diklari için cezayi gerektirmez. (Bir biti öldüren kimseye ise) bugday arpa ve benzeri gibi her¤hangi bir yiyecek maddesinden bir avuç mikdari gibi (bir sadaka lâzim gelir.) Çünkü bit vücut kirinden olustugu için ihramda öl¤dürmek ihramda temizlenme yasagina uymamak demek olur.

(el-CamIussagiyr´de «Bir biti öldüren kimse herhangi bir yoksu¤la bir sey yedirir» diye geçmektedir.) Bundan yoksula yedirdigi se¤yin az dahi olsa ve onu doyurmasa bile kâfi geldigi anlasilir.

(Bir çekirgeyi öldüren kimse de istedigi mikdarda bir sadaka verir.) Çünkü çekirge de kara avi sayilir. Zira av ele gelmeyen ve güç¤lükle yakalanabilen hayvan demektir. H z. Ömer (Radiyallâ-

hü anh); -Bir kuru hurma bir çekirgeden iyi¤dir» ([149]) demistir. (Kaplumbagayi öldüren kimseye ise bir sey lâzim gelmez.) Çün¤kü kaplumbaga -keler ve böcekler gibi- haserattan olup yakalan¤masi güç olmadigi için av sayilmaz.

(Harem avini sagan kimseye sagdigi sütün kiymeti lâzim gelir.) Zira süt avin vücudundan olustugu için avin kendisi hükmündedir.

Seriatin istisna ettigi ve yukarida saydigimiz bes zararli hayvan disinda (eti yiyümeyen diger canavar ve benzeri hayvanlari öldüren kimseye de ceza lâzim gelir.) îmam-i Safiî: -Lâzim gel¤mez. Çünkü her canavar yaradilisi itibari ile insanlara zararli oldu¤gu için seriatça istisna edilmis sayilir. Kaldi ki hadiste geçen KELB kelimesi lügat itibari ile yalniz köpek olmayip bütün canavarlara samildir» demistir.

Biz diyoruz ki: Canavarlarin hepsi insanlardan kaçtiklari için av sayilirlar. Kaldi ki insanlar onlan -ya güçlü olduklari ya za¤rarli bulunduklari veyahut onlari avlanma araci yapmak için- ya¤kalamak isterler. Hadiste istisna edilen hayvanlar da sayili oldukla¤ri için onlara baskalarini kiyas etmek mümkün degildir. KELB ke¤limesi de lügatta bütün canavarlara samil ise de örfen yalniz kö¤pekte kullanilir. Konusmalarda ise lügattan çok örfe uyulur.

(Eti yiyilmiyen hayvanlara deger biçilirken hiç bîrinin degeri bir koyunu geçemez.) Imam Züfer eti yiyilmeyen hayvanlari da digerlerine kiyas ederek : «Degeri neye ulasirsa ulassin lâzim ge¤lir» demistir. Bizim ise delilimiz yukarida metni geçen «Sirtlan av¤dir ve onda bir koyun lâzim gelir- hadisidir. Hem de eti yenilme¤yen hayvanin degerine güçlü ve yirtici oldugu için degil derisi için itibar olunur. Bunun için degeri bir koyunun degerini asamaz. (Ihramda olan kimse eger bir canavari kendisine saldirirken öl¤dürürse ona bir sey lâzim gelmez.) Imam Züfer bunu da saldirgan deveye kiyas ederek : -Kiymeti lâzim gelir» demistir. Biz ise H z. Ömer´in bir canavan öldürdügü için kurban kestik¤ten sonra: -Biz ona saldirdik da onun için kurban kestik- diye söy¤ledigine dair rivayete dayaniyoruz. ([150]) Kaldi ki ihramda olan kim¤se savunmaktan degil saldirmaktan nehyedilmistir. Nitekim yuka¤rida geçen bes hayvani öldürmeye muhtemelen zararli olduklari için izin verilmistir. Bu ise bilfiil zarar vermektedir. Saldirgan deve ise öyle degildir. Çünkü deve saldirgan dahi olsa baskasinin mali oldu¤gu için sahibinin izni olmaksizin öldürülemez. (Ihramda olan kimseye avi öldürmek zorunda dahi kalsa ceza lâzim gelir.) Zira metni yukarida geçen «ihramda bulundugunuz sü¤rece size kara avi yasak edilmistir- âyetinin nassi ile sabitttir ki herhangi bir avi öldürebilmek keffaret vermeye baglidir.

(Ihramda olan kimsenin davar deve sigir tavuk ve evcil olan kaz ve Ördekler gibi evcil hayvanlari kesmesinde sakinca yoktur.) Zira bu hayvanlar evcil olduklari için av degillerdir. Evcil kazdan maksat ev ve havuzlarda barinan kazlardir. Zira bu kazlai yaradi¤lislari itibari ile insanlardan kaçmazlar.

(Ayaklan tüylü de olsa güvercinleri Öldüren kimseye ceza lâ¤zim gelir.) î m a m Malik: -Ayaklan tüylü olan güvercinleri öldürmekten ceza lâzim gelmez Çünkü bu tür güvercinle: yaradi¤lis itibari ile insanlardan kaçmadigi ve yerden çabuk kalkamadigi için av sayilmaz- demistir. Biz diyoruz ki: Güvercinlerin her çesidi yaradilis itibariyle insanlardan kaçar ve yerden geç de kalksa uç¤tugu için ele geçmez. Sayet içlerinde insanlardan kaçmayanlari var¤sa da ânzî oldugu için onlara itibar olunmaz.

(Evcillestirîlmis ceylanlari öldüren kimseye de ceza lazim gelir.) Zira ceylan yaradilis itibariyle av oldugu için evcillestirilmesi onun avhk vasfim kaldiramaz. Nasil ki deve de yaradilis itibariyle evcil oldugu için kaçtigi zaman evcillik vasfi kalkmaz ve öldürülmesi ih¤ramda olan kimse için haram olmaz.

(Ihramda olan kimsenin kestigi av murdar olup eti yiyilemez.) tmam-i Safii «Ihramda olan kimse eger ihramda olmayan bir kimse için keserse murdar olmaz. Çünkü baskasi yerine kestigi için o baskasi onu kesmis gibi olur» demistir.

Biz diyoruz ki: Hayvan kesmek mesru bir fiil oldugu halde bu kesmek haram bir fiildir. Bunun için bu da Mecusinin kesmesi gibi kesmek sayilmiyor. Çünkü mesru olan kesmek eti kandan temizle¤me ameliyesi yerine geçen kesmektir. Bu kesmek ise Seriatça haram oldugu için o ameliyenin yerine geçemez.

(Ihramda olan kimseye kestigi avin etinden yemesi halinde -Imam Ebû Hanife´ye göre- yedigi etin kiymeti lâzim gelir. Diger iki imam ise: «Ona bir sey lâzim gelmez» demislerdir. Bu avin etin¤den yiyen baskasina ise ihramda dahi olsa her üç imama göre de bir sey lâzim gelmez.) Iki Imam: -Çünkü bu avin eti murdar oldu¤gu için onu yiyen kim olursa olsun ona tevbe ve istigfardan bas¤ka bir sey lâzim gelmez» Imam Ebû Hanife de: «Bu

avin etinden yemek onu kesen kimseye yalniz murdar oldugu için degil ayni zamanda ihramda onu kestigi için de haramdir. Ihram¤da olan baskalarina ise yalniz murdar oldugu için haramdir- demis¤lerdir.

(Ihramda olan kimsenin ihramda olmayan kimsenin avlayip kes¤tigi avin etini yemesinde -eger ona avin yerini göstermemis ve av¤lamasini söylememis ise- sakinca yoktur.) Imam M a 1 ik: «Eger onun için avlamis ise yiyemez. Zira Peygamber Efendimiz (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem); «Ihramda olan kimsenin herhangi bir avin etini yemesinde -eger kendisi onu avlamamis veyahut baskasi tarafindan onun için avlan¤mamis Ise- sakinca yoktur» ([151]) buyurmustur- demistir. Bizim delilimiz ise «Ashap ihramda olan kimsenin avlanmis hayvanin etini yemesi hakkinda konusurlardi. Seslerini duyan Pey¤gamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Selleml; «Sakincasi yoktur» C[152]) buyurdu» mealinde rivayet olunan hadistir.

Bu diyoruz ki Imam Malik´in dayandigi hadiste geya «eger avlayan kimse ona vermemis ise» ya da -Eger onun sözü ile avlanmamis ise- mânâsindadir. Sonra bu hadiste -eger kendisi avin yerini göstermemis ise» diye sart kosul¤mustur. Bu ise ihramda olan kimsenin baskasina avin yerini gös¤termesinin haram olduguna da nasstir. Bununla beraber derler ki: Bunun hakkinda iki rivayet vardir. Haram olduguna dair rivayetin delili yukarida geçen Ebû Katade´nin hadisidir. (Harem´in herhangi bir avini öldüren kimse ihramda olmasa bi¤le kiymetini yoksullara dagitmak zorunda olur.) Zira Haremin av¤larina dokunulamaz. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sel¤lem) uzunca bir hadisinde; «Harem´in avla¤ri da ürkütülemez- ([153]) buyurmustur. (Bu kimseye kendisine lâ¤zim gelen avin kiymeti yerine oruç tutmak yeterli gelemez.) Zira bu ceza keffaret olmayip mali bir ceza oldugu için kul alacagi gi¤bi aynen ödenmesi gerekir. Imam Züfer bu cezayi da ih¤ramda av öldüren kimseye lâzim gelen cezaya kiyas ederek : -Oruç tutmak da yeterlidir» demistir. Oysa bu mali bir ceza oldugu için ikisi arasinda fark vardir. Bu kimseye kurban tla vermenin yeterli gelip gelmedigi hakkinda iki rivayet vardir.

-Eger bir kimse bir avi yakalayip onunla birlikte Harem´in si¤nirlan içine girerse girer girmez avi salivermesi gerekir.) I m a m -1 Safiî: «Harem´in disinda onu yakaladigi için mubah bit yoldan mülkiyetine geçmistir. Seriat ise hiç kimseye mülkünden vazgeçme¤sini emretmez» demistir.

´ Biz diyoruz ki: Bu av sag olarak Harem´in sinirlari içine girdi¤gi için Harem´e hürmeten artik ona dokunmamak gerekir. (Sayet birakmayip onu baskasina satarsa ve henüz duruyorsa geri verilir.! Çünkü ona dokunmak haram oldugu için satisi fasittir. (Eger dur¤muyorsa ona ceza lâzim gelir.) (Ihramda olan kimsenin de yakaladigi avi baskasina satmasi) ayni sebebe binaen (öyledir.) (Eger bir kimse evinde veyahut beraberindeki bir kafeste av bulundugu halde ihrama girerse avi salmasi gerekmez.) I m a m-i Safiî: «Gerekir. Çünkü eger salmazsa elinde iken ihrama gi¤rip de onu salmamasi halinde nasil dokunulmazligim ihlâl ediyorsa bu da öyledir demistir.

Biz diyoruz ki: Ashab-i Kiram ihrama girerlerken evlerinde bir¤çok avlar bulundugu halde hiç birinden avinrsahverdigi rivayet olun¤mamistir. ([154]) Kaldi ki ihramda olan kimseye gereken sey herhan¤gi bir ava dokunmamaktir. Bu kimse de av elinde olmadigi için ava dokunmus sayilmaz. Ancak su var ki av onun mülkiyeti altinda¤dir. Bunun da bir sakmcasi yoktur. Çünkü eger onu satsa da sati¤si fasit oldugu için mülkiyetinden çikamaz. Kimisi demistir ki: «Eger ihrama girerken içinde av bulunan kafes elinde olursa avi -her¤hangi bir kimse veya hayvana kaptirmamak sarti ile- salivermesi gerekir» demistir.

(Eger bir kimse bir avi yakaladiktan sonra ihrama girer ve bir baskasi da avi bu kimsenin elinden kapip birakirsa Imam Ebü Hanife´ye göre zamin olur. Diger iki Imam ise : -Zamin olmaz ) Çün¤kü onu kendisine caiz olmayan bir seyden alikoydugu için ona iyi¤lik etmis olur (demislerdir.) Imam Ebû Hanife ise: -Bu kimse daha ihramda degi´ken yakaladigi için ona mesru bir yoldan malik olmustur ve malik olunca da ihrama girmesiyle mülkiyeti bo¤zulmaz. Bunun için izni olmadan onu itlaf eden kimse zamin olur. Zira ona vacip olan sey onu itlaf degil sadece elinde bulundurma¤maktir. Bu da onu kaçamayacagi herhangi bir yerde birakmakla mümkün olurdu. Bunun için elini ondan kesen kimse tecavüz et¤mis olur. Fakat kisinin ihramda iken yakaladigi av kisi ona malik olamadigi için öyle degildir» demistir. Ayni ihtilâf baskasi elinde bulunan çalgi aletlerini kiran kim¤se hakkinda da câridir. (Ihramda olan kimsenin yakalayip elinde tuttugu avi kaçiran kimseye ise ittifak ile bir sey lâzim gelmez.) Zira kisi ihramda iken yakaladigi ava malik olama/. Çünkü Cenabi Hak -yukarida da

geçtigi üzere Ihramda bulundugunuz sürece size karaavi yasak edilmistir- ([155]) buyurdugu için içki satinalan kimse nasil içkiye malik olamiyorsa ihramda olan kimse de yakaladigi ava malik olamaz.

(Eger ihramda olan kimse bir avi yakalar ve ihramda olan bir baskasi da bu avi öldürürse ikisine de ceza Iâzim gelir.) Birincisi ih¤ramda iken av yakaladigi için ikincisi de ihramda iken av öldür¤dügü için cezayi hak etmis olurlar. (Fakat birincisi ödedigi cezayi ikincisinden Isteyebilir.) Imam Züfer: -Isteyemez Çünkü ihramda iken av yakaladigi için o da ikincisi kadar suçludur- de¤mistir. Biz diyoruz ki: Her ne kadar ihramda avlanmak yasak ise de bu kimse yakaladigi avi eger öldürülmeseydi birakmak suretiyle isledigi suçtan geri dönebilirdi. Fakat ikincisi bu olanagi ortadan kal¤dirdigi için digerinin cezasini da o çekmelidir.

(Harem´in sinirlan içinde bulunan bir otu veyahut kendiligin¤den biten ve herhangi bir kimsenin mülkü olmayan bir agaci kesen kimseye eger kestigi ot veya agaç daha yesil olup kurumamis ise kiymeti lâzim gelir.) Zira Peygamber Efendimiz. (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Harem hakkinda; «Çayirlan biçilmez dikenleri kesilmez»([156]) buyurmustur. Sonra lâzim gelen bu kiymeti mutlaka vermek gerekir. Onun yerine oruç tutulamaz. Çünkü Harem´in ot ve agaçlarini kesmek ihramda olmak için degil Harem´in ot ve agaçlan olduklari için haramdir. Kendi¤liginden bitmeyip insanlar tarafmdan dikilen agaçlan kesmede ise icma ile sakinca yoktur. Insanlar tarafmdan ekilmesi âdet olmayan bitkiler de eger insanlar tarafmdan ekilirse insanlar tarafindan eki¤len bitkilerin hükmünü alir.

Kendiliginden ve fakat bir kimsenin tarlasinda biten bitkiyi ke¤sen kimseye iki kiymet lâzim gelir. Bir kiymet Harem´e saygisizlik ettigi bir kiymet de baskasina ait olan mala tecavüz ettigi içindir. Nasil ki baskasinin mülkü bulunan bir avi öldüren kimseye de iki kiymet lâzim gelir.

Harem´in kurumus bitki ve otlarini kesen kimseye ise -kuru bitki artik büyümedigi için- bir sey lâzim gelmez.

(Harem´in çayirlarinda hayvanlar otlatilamaz ve tZHIR denilen ottan baska hiç bir otu kesilemez.) Imam Ebû Yûsuf: Otlamanin sakincasi yoktur. Çünkü hayvanlari otlanmaktan alikoy¤mak mümkün degildir demistir. Yukanda metni geçen -Harem´in otlan biçilemez dikenleri kesilemez» hadisi bizim için delildir. Zira oraklarla kesmek ile dudak ve dislerle kesmek arasinda fark bu¤lunmayip ikisi de biçmektir. Kaldi ki Harem´in disindan hayvanla¤ra ot getirmek mümkün oldugu için hayvanlari Harem´de otlatmak zorunlu degildir. Ancak Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) tarafmdan istisna edildigi için ([157]) ÎZHER denilen ot bu hük¤me tabi degildir. Harem´de bu otu biçmek de hayvanlan otlatmak da caizdir. Mantar da bitki sayilmadigi için kesilmesi sakincali degildir.

(Ifsad haccini yapan kimsenin yapmasi halinde kendisine kur¤ban lâzim gelen bir seyi eger Kiran haccini yapan kimse yaparsa ona -biri hac biri de umre için olmak üzere- iki kurban lâzim gelir.) I m am -1 Safii (Allah rahmet eylesin) : -Kiran haccini ya¤pan kimseye de bir kurban lâzim gelir» demistir. Zira ona göre ki¤ran haccini yapan kimse hac ile umreden birinin ihramindadir. Bi¤ze göre ise yukanda geçtigi üzere- hem hac ve hem umrenin ih¤ramindadir. (Ancak ihramsiz olarak mikati geçmesi halinde bu kimseye bir kurban lazim gelir.! Zira mikata geldiginde kendisine hac ile umreden yalniz birinin ihramina girmek vacip idi. Bir vacibi te¤hir etmek ise yalniz bir kurbani gerektirir. Imam Züfer (Allah rahmet eylesin) : -Kiran haccinj yapan kimseye mikati ihramsiz geçmek de iki kurban gerektirir demistir.

(Eger ihramda olan iki kisi birlikte bir avi öldürürlerse ikisine de ayn ayn kurban lâzim gelir.) Zira avin yerini baskasina göste¤ren kimseye tam ceza lâzim geldigine göre avi baskasi ile birlikte öldüren kimseye tam ceza lâzim gelmesi evleviyetle gerekir.

(Eger ihramda olmayan iki kisi Harem´in bir avini birlikte Öldü¤rürlerse ikisine bir ceza lâzim gelir.) Nasil ki yanlislikla bir adami öldüren iki kisiye yalniz bir diyet ve fakat her birine ayn bir ke-farei lâzim gelir.

(Ihramda olan kimsenin avi satmasi ile satin almasi fasittir.) Çünkü eger av daha sag iken ihramda olan kimse onu satarsa onun dokunulmazligim ihlâl etmis ve eger fonu kestikten sonra satarsa bir murdan satmis olur.

(Eger bir kimse bir ceylani Harem´in sinirlan disina çikardik¤tan sonra ceylan yavrular ve yavrulari ölürlerse ölen her bir yav¤ru için ona bir ceza lâzim gelir.) Zira Harem´in sinirlan disina çi¤karilmasiyla ceylanun dokunulmazlik vasfi kalkmaz. Bunun için onu çikaran kimse onu tekrar Harem´in sinirlan içine döndermek zo¤rundadir. Bu vasif da seriatin ona verdigi bir vasif oldugu için yav-rulanna da geçer. (Eger ceylanin cezasini Ödedikten sonra ceylan dogurursa o zaman ölen yavrulannin cezasi kendisine lâzim gelmez.) Çünkü ceylanin cezasi verilince onun dokunulmazlik vasfi kaîkmis olur.[158]
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:12   #139 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Ihramsiz Olarak Mikata Geçmek


(Eger Kûfeli olan bir kimse Beni Amir hurmaliklanna vardik¤tan sonra umre ihramina girer ve fakat bir daha Zat-ü Irk´a dönüp oradan telbiyeye baslarsa ondan kurbanin vücubu sakit olur. Eger Zat-ü Irk´a döner ve fakat Mekke´ye girip umre tavafini yapinca¤ya kadar telbiye etmezse kurban kesmesi gerekir.) imam Ebû H a n i f e ´ ye göre böyledir. Diger iki îmam ise : -Telbiye etsin et¤mesin Zat-ü Irk´a dönmesi ile ondan kurbanin vücubu sakit olur»

imam Züfer de -Telbiye etsin etmesin kurbanin vücubu on¤dan sakit olmaz. Çünkü ihramsiz olarak mikati geçtigi için -gün batmadan Arafat" tan ayrilip da gün battiktan sonra tekrar Arafat´a dönen kimse gibi- ihramsiz olarak mikati geçme su¤çu kendisinden sakit olmaz» demislerdir.

Biz diyoruz ki: Her ne_kadar ihramsiz olarak mikati geçmis ise de herhangi bir amele henüz baslamamisken bir daha mikata dö¤nüp orada yeniden ihrama girdigi için mikati ihramsiz olarak geç¤memis gibi olur. Bunun için ona kurban lâzim gelmez. Gün bat¤madan A r a f a t´ tan ayrilip da gün battiktan sonra tekrar´ Arafat´a dönen kimse ise öyle degildir. Çünkü A r a f a t´ ta gündüzleyin vukuf yapan kimse gün batarken A r a f a t´ ta ol¤masi gerekir. Ancak su var ki Iki Imama göre ihrama girmek için telbiye etmek sart olmayip yalniz niyet getirmek kâfi oldugundan bu kimse telbiye etmese bile Z a t - ü Ir.k´a dönmesiyle mika-tm hakkini yerine getirmis olur. Imam Ebû Hanife´ye göre ise telbiye de sart oldugu için yalniz dönmek yeterli olamaz.

Bu ihtilâf mikati geçtikten sonra hac ihramina giren kimse hak¤kinda da caridir. Eger kisi tavafa baslayip Hacer-ül Esved´i istilâm ettikten sonra mikata dönerse ondan ittifak ile kurban sa¤kit olmaz ve eger ihrama girmeden dönerse ondan ittifak j!e kurban sakit olur.

(Bu da eger kisi hacc veya umre yapmak için Mekke´ye gitmek istiyorsa böyledir. Eger Zat-ü Irk´a bir baska maksat için gider ve fakat oraya vardiktan sonra Mekke´ye gitmek isterse o zaman bu kimse ile evi hurmalikta olan kimse arasinda fark yoktur.) Zira.hur¤maligin kendisi saygi gösterilmesi gereken bir yer olmadigi için Hacc ile umreden baska bir maksatla oraya varan kimsenin ihrama gir¤mesi gerekmez. Nihayet bu kimse de orada oturanlardan biri gibi olur. Orada oturanlar ise baska bir is için M e k k e´ ye gitmek istediklerinde ihrama girmeleri gerekmez.

(Eger evi Hurmalik´ta olan veyahut bir is için oraya gelen kim¤se hacc yapmak isterken Harem´fn sinirlan içine girmeden ihrama girip Arafat´ta vukuf yaparsa ona bir sey lâzim gelmez.) Çünkü ken¤disi için mikat olan H a r e m´ in disinda ihrama girmistir.

(Eger ihramsiz olarak Mekke´ye giren bir kimse ayni yil içinde çikip inikatta hac veya umre için ihrama girerse ihramsiz olarak Mekke´y girmesiyle kendisine vacip olmus haccm yerine geçmis olur.) imam Züfer: -Yerine geçmez» demistir ki kiyas da bunu gerektirmektedir. Zira kisinin ihramsiz olarak M e k k e ´ ye girdigi için kendisine vacip olan hac veya umre de kisinin adadigi için kendisine vacip olan veyahut M e k k e ´ ye girdigi ayni yilda yapmayip baska yilda yaptigi hac veya umre gibidir. Bu hac veya umre nasil niyete muhtaç ise bu da öyledir. Biz diyoruz ki: Kisiye gerekli olan sey bu yere geldigi zaman -farz olan hacci yapmak için geldigi zamanda oldugu gibi- ihra¤ma girmek suretiyle ona saygi göstermektir. Kisi bunu ayni yilda yaptigi zaman yapmis olur. Faakt yil bittikten sonra eger yaparsa -boynuna geçmis bir borç oldugu için- ona niyet getirmek gere¤kir. Nasil ki adanmis olan itikâf ayni yilin ramazaninda yapilan iti-kâf onun yerine geçer de ertesi yilin ramazaninda yapilan itikâf eger onun niyetiyle olmazsa onun yerine geçmez.

(Mikati geçtikten scnra umre ihramina giren ve umresini ta-martilamadan bozan kimsenin bozdugu umreyi hem tamamlamasi ve hem de sonradan kaza etmesi gerekir.) Zira umre her ne kadar va¤cip degilse de ihramina girildikten sonra vâcib oldugu için bozulsa dahi tamamlanmasi gerekir. Nasil ki vâcib olmayan haccm da bas¤landiktan sonra bozulsa dahi tamamlanmasi lâzim gelir. (Fakat ih¤ramsiz olarak mikati geçmesinden dolayi ona kurban lâzim gelmez.) Ijnam Züfer´in yaptigi yargiya göre ise bu kimseye kurban lâzim geiir. Bu ihtilâf da mikati ihramsiz olarak geçtikten sonra hac ihramina giren ve sonra haccini bozan kimse hakkindaki ihtilâf gi¤bidir. Imam Züfer bu ihramsiz olarak mikati geçmeyi de -koku sürünmek ve tiras olmak gibi- haccm diger yasaklanna ki¤yas etmistir.

Biz diyoruz ki: Bu kimse bozmus oldugu hacci kaza ederken mikatta ihrama girdigi için bozdugu hacda ihramsiz olarak mikati geçmis olma suçu ortadan kalkmis olur. Haccin diger yasaklari ise ihramsiz olarak mikati geçme yasagi gibi degillerdir. (Eger bir Mekke´li hac niyetiyle Mekke´den çikip ihrama girer ve Harem´e dönmeden Arafat´a çikarsa bir koyun veya keçi kurban etmesi gerekir.) Zira onun mikati Harem oldugu halde H a -rera´in disina çiktiktan sonra ihrama girmistir. Bunun için ona kurban lâzim gelir. Sayet bu kimse bir daha Harem´e dönüp oradan telbiyeye baslarsa mikatin disindan hacca gelen kimse hak¤kinda söyledigimiz ihtilâf bunun hakkinda da caridir.

(Eger temettü haccini yapan kimse umresini bitirdikten sonra Harem´in sinirlari disina çikar ve ondan sonra ihrama girip Arafat vukufunu yaparsa ona kurban lâzim gelir.) Çünkü bu kimse Mek¤ke´ye girip umrenin amellerini yapinca M e k k e´ li kimsenin hükmüne girmistir. M e k k e´ li olan kimsenin ise -yukarida da söyledigimiz üzere- H a r e m´ in sinirlan içinde ihrama girme¤si gerekir. Bu kimse ise H a r e m´ in sinirlan disina çiktiktan son¤ra ihrama girdigi için ona kurban lâzim gelir. (Sayet bu kimse da¤ha Arafat vukufunu yapmamisken Harem´in sinirlan içine dönüp tel-biyeye baslarsa) mikatm disindan hacca gelen kimse hakkinda ca¤ri olan ihtilâfa göre (bu kimseye) Allah bilir (artik birsey lâzim gel¤mez.)[159]



Ihramda Iken Bir Diger Ihrama Da Girmek


(Imam Ebû Hanife s -Mekke´de oturan kimse eger umre ihrami¤na girdikten ve Kabe´yi de bir tur tavaf ettikten sonra hac ihrami¤na da girerse hacci birakir ve ona hem kurban ve hem ds bir hac ile bir umrenin kazasi lâzim gelir» demistir. Imam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed ise: -Bu kimsenin umreyi birakmasi daha iyidir ye ona bir kurbanla umrenin kazasi lâzim gelir- demislerdir.) Zira M e k k e´ de oturanlar hac ile umreyi birlikte yapamadiklari için bu kimse ikisinden birini birakmak zorundadir. Umre ise birakilma¤ya daha lâyiktir. Çünkü umre hem hac kadar önemli degil hem rü¤künleri daha az ve hem de belirli bir zamani olmadigi için kazasi daha kolaydir. Hatta eger kisi umre ihramina girip de umreden bir sey yapmadan haccin ihramina girerse ayni sebepten dolayi yine hüküm böyledir. Fakat eger Kabe´yi dört tur tavaf ettikten sonra haccin ihramina girerse o zaman hacci birakmasinin gerektiginde ihtilâf yoktur. Çünkü dört tur tavafin çogu oldugu için tavafin ta¤mami hükmündedir. Bunun için -umreyi tamamlamis olmasi halin¤de oldugu gibi- artik umreyi birakmaya imkân yoktur. Dört tur¤dan daha az tavaf yapildigi zaman ise umrenin çogu yapilmamis oldugu için umreyi birakmak mümkündür. Imam Ebü Ha¤nife ise: «umrenin amellerinden -az da olsa- bir miktar ya¤pildigi için umrenin ihrami güç kazanmistir. Haccin ihrami ise ki¤si ona yeni girdigi için daha güçlenmemistir. Güçlü olmayani birak¤mak ise güçlü olani birakmaktan daha kolaydir. Hem de umreyi bi¤rakmak umreyi bozmaktir. Hacci birakmak ise hacci bozmak degil onu yapmamaktir. Bozmak ise yapmamaktan daha agirdir» demis-îir. Bununla beraber her iki durumda da yani ister hacci ister um¤reyi birakmis olsun ona kurban lâzim gelir. Çünkü ikisini birlikte

sürdüremedigi için birinin ihramindan zamani gelmeden çikmis olur. Bunun için o da muhsar yani hac veya umresini tamamlamaktan ahkonan kimse hükmündedir. Ancak umreyi birakmasi halinde ken¤disine yalniz umrenin hacci birakmasi halinde ise hem haccin hem umrenin kazasi lâzim gelir.

(Kisi sayet ikisini de birakmayip birlikte sürdürürse yine caiz¤dir.) Çünkü ikisinin de amellerini üzerine aldigi sekilde yerine ge¤tirmis olur. Ancak ikisini birlikte sürdürmekten nehyedilmistir. Ne-hy ise nehyedilen seyin gerçeklesmesinde -usuiumuzda bilindigi üze¤re- mani degildir. (Fakat ikisini bir arada yaptigi için ona kurban lâzim gelir.) Çünkü nehyedilen seyi yaptigi için ameline eksiklik gir¤mis olur. Bu kurban M e k k e ´ de oturan kimseler için cebir kurbani inikatlarin disinda oturanlar için de sükür kurbanidir.

(Eger bir kimse hac ihramina girdikten sonra bayram günü ikin¤ci kez hac ihramina girerse eger birinci ihramda olmus ise ikinci hac da kendisine vacip olur ve ona bir sey lâzim gelmez. Eger bi¤rinci ihramda tiras olmamis ise ikinci hac yine kendisine vacip olur ve fakat -tiras olsun olmasin- Imam Ebû Hanife´ye göre ona kur¤ban lâzim gelir. Diger Iki Imam ise: -Eger tiras olmazsa ona kur¤ban lâzim gelmez- demislerdir.) Zira iki hacci veya iki umreyi bir arada yapmak bidattir. Hem de eger tiras olursa onun tirasi birin¤ci ihrami için bir nüsük ise de ikinci .ihrami için sakincalidir. Zira zamanindan önce yapilan bir tirastir. Bunun için ona kurban lâzim gelir. Eger ertesi yila kadar tiras olmazsa o zaman birinci ihramin tirasini zamaninda yapmamis olur. Bu ise Imam Ebû H a -n i f e ´ ye göre kurban kesmeyi gerektirir. Diger iki imama göre ise -yukarida da söyledigimiz üzere- gerektirmez.

(Eger bir kimse umresini bitirdikten sonra ve fakat daha tiras olmamisken bir daha ihrama girerse zamanindan önce ihrama gir¤digi için ona kurban lâzim gelir.l Zira bu kimse iki umreyi bir ara¤da yapmis olur. Bu ise mekruhtur. Bunun için ona kurban lâzim gelir ve bu kurban cebir ve kefaret kurbanidir.

(Eger bir kimse hac ihramina girdikten sonra umre ihramina da girerse ona her ikisi de vacip olur.) Zira hac ile umreyi bir ara¤da yapmak Kiran hacci olup mikatlann disinda oturan kimseler için mesrudur. Bizim meselemiz de bu kimseler hakkindadir. Ancak bu kimse sünnete aykin davrandigi için iyi bir is yapmis olmaz. (Sa¤yet bu kimse umrenin herhangi bir amelini yapmadan Arafat´ta vu¤kuf yaparsa umreyi birakmis olur.) Zira umreyi hacca bina kilmak mesru olmadigi için bu kimseye umre amellerini yapmak mümkün degiidir. (Fakat Arafat´ta vukuf yapmadikça) yukarida da söyledi¤gimiz gibi (yalniz Arafat yoluna çikmakla umreyi birakmis olmaz.)

(Eger bir kimse hac için tavaf yaptiktan sonra ihram umresine de girip ikisini birlikte sürdürürse ikisi de ona vacip olur.) Zira -yu¤karida da geçtigi üzere- hac ile umreyi bir arada yapamk mesru oldugu için birlikte her ikisinin ihramina girmek caizdir. Bu tavaftan maksat Kudüm tavafidir. Zira kudüm tavafi sünnet olup rükün ol¤madigi için onun yapilmamasi halinde herhangi bir sey lazim gel¤mez Rükün olmayinca da onun yapilmasi ile hacdan herhangi bir sey yapilmis olmadigi için. Önce umrenin sonra haccin amellerini yapmak mümkündür. Bunun için her ikisini birlikte sürdürürse ca¤izdir. Ancak birlikte yaptigi için ona kurban lâzim gelir ve sahih olan rivayete göre bu kurban cebir ve kefaret kurbanidi;. Çünkü kisi bir bakima umrenin fiillerini hacctn fiilleri üzerine bina kilmis olur. (Bununla beraber bu kimse için umreyi birakmak müstahap-tir.l´ Zira haccin amellerinden bir sey yapmis oldugu için eger um¤reyi birakmazsa onu haccin amelleri üzerine bina kilmis olur. Fakat eger henüz tavaf yapmamis ise öyle degildir (ve) umreyi biraktigi için (ona kurban lâzim gelir.)

(Eger bir kimse bayram günlerinde umre ihramina girerse) yu¤karida açikladigimiz sebepten dciayi (Ihramina girdigi umre ona va¤cip oluyorsa da onu birakmasi gerekir.) Çünkü eger birakmazsa um¤renin amellerini her bakimdan haccin amelleri üzerine bina kilmis olur Hem de -sonradan açiklayacagimiz üzere- bayram günle¤rinde umre yapmak mekruhtur Bunun için ihramina girdigi um¤reyi birakmasi gerekir (ve biraktigi için ona) hem kurban ve hem de (kaza lâzim gelir. Sayet birakmayip sürdürürse caizdir.) Çünkü mekruh olmasi kendisinde olmayan bir sebepten dolayidir O da bayram günlerinde kisinin ham amelteriyle mesgul bulunmasidir. (Ancak ikisini bir arada yaptigi için ona kurban lâzim gelir.) Der¤ler ki : Bu kurban da kefaret kurbanidir. Kimisi: -Eger kisi hac için tiras olduktan sonra umre ihramina girerse -zahire göre- umreyi birakmasi gerekmez» Kimisi de : «Hakkinda nehiy bulundugu için tiras olduktan sonra da olsa yine birakmasi gerekir» demistir. Fa-kih E b ü C a f e r ´ in dedigine göre bizim ulemamiz bu görüs¤tedirler.

(Eger bir kimse Arafat vukufunu kaçirir ve ondan sonra hac veya umre ihramina girerse ihramina girdigi hac veya umreyi bi¤rakmasi gerekir.) Zira -sonradan gelecegi üzere- kaçirilan haccin ihrami umre ihramina dönüsmeden onun ihramindan umre amel¤lerini yapmakla çikilmis olur. Bunun için. eger birakmazsa umre ihramina girdigi zaman -iki umre ihramina girdigi zamanda oldu¤gu gibi- ef´al bakimindan iki umreyi hac ihramina girdigi zaman da ihram bakimindan iki hacci bir arada yapmis olur. Bunun için -iki haccin ihramina girdigi zamanda oldugu gibi- birini birak masi gerekir. Fakat ihramina girmesi sahih oldugu ve zamani gel¤meden de ihramdan çikitigi için -Allah bilir- ona hem kaza ve hem de kurban lâzim gelir.[160]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Al-I îmrân süresi âyet 97

[2] Ebû Davud 1/248 îbn-i Mâce 1/213 el-MÜstedrek cilt I sh. 441 îmam Ahmed´in Müsned´l cilt 1 sh. 352

[3] el-Müstedrek 1/481 Beyhakî cilt 5 sh. 179. Heysemltün el-Zevâid dit 3 sh. 206´da yazdigina göre bunu Taberanl de el-Evsat´da sihhatli bir senetle kay¤detmistir.

[4] Tirmizl 1/100 îbn-t Mâce 1/214 el-Müstedrek cilt 1 sh. 442 Darekutnl cilt 1 sh. 254 Beyhakl cilt 4 sh. 330

[5] Bu görüse göre eger Itisi yolun emniyetli olmadigi Için hacca gideme¤mis Ise öldükten sonra kendisi yerinebir baskasinin gitmesini vasiyet etmek zo¤rundadir.

[6] Bezzar Darekutnl Müslimve Buhart bu hadisi ayni mânayi ifade eden degisik lafizlarla kaydetmislerdir. Nasb-Ürraye C. 3 S. 10

[7] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/291-295.

[8] Buharf C. 1 S 206 Müslim C. 1 S. 375

[9] lbn-i Ebl Seybe´nin Müsennefinde kahdettigi bu hadisi Imam-l Sâ-fil de el-Ümm cilt 2 sh. 118´de kaydetmistir. Nasb-ürraye C. 3 S. 15

[10] Bakara sûresi âyet 196

[11] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/295-297.

[12] Tirmiz! cilt 1 sh. 102 Darekuütf cilt 2 sh; sh. 206

[13] Buhar! cilt 1 sh. 209

[14] Buhari cilt 1 sh. 41Müslim cilt 1 sh. 378

[15] Bu hadis CâbIr (R-A.)´dan gariptir. Müslim C. 1 S. 376´da bunu Abdul¤lah îbn-i Ömer´in oglu Salim yoluyla Abdullah tbn-i Ömer´den nakletmistir.

[16] Tirmizt dit 1 sh. 113 Nesal dit 2 sh. 17

[17] Bakara sûresi âyet 197

[18] Maide sûresi âyet 95

[19] Sihah-i Sitte r Müslim cilt 1 sh. 380 Buhari cilt i sh. 245 EbÛ Davud cilt 1 sh 256 Nesal cilt 2 sh. 25 TIrmizI cüt 1 sh. 116 tbn-i Mâce cilt 1 sh 230

[20] Sihah-i Sitte: Buhari cilt 1 sh. 248 Müslim C. 1 sh. 372 Nesal C. 2 sh. 8 Ebû Davud C. 1 sh. 253 Tinnizl C. 1 sh. 115 îbn-1 Mace C 1. sh. 216

[21] Beyhakl C 5 sh. 47. Darekutni C. 2 sh. 286

[22] Müslim C. 1 sh. 384 Nesal C. 2 sh. 12

[23] Tirmizl C. 2 sh. 129 Ibn-i Mâce C. 1 sh. 214

[24] Bakara sûresi âyet 106

[25] Tahavl C. 1 sh. 369

[26] Muvatta S. 125

[27] Gariptir. Bununla beraber Hafiz îbn-i Hacer «Diraye» sh. 188´de se¤nedinin sahiholdugunu kaydetmistir. Nasb-ürraye C. 3 S. 33

[28] TirmizI cilt 2 sh. 129 îbn-iMâce cilt 1 sh. 214

[29] BuharI cilt 1 sh. 219 Müslim C. 1 sh. 405

[30] Gariptir BeyhakI cilt 5 sh. 79´da kaydettigine göre Abdullah îbn-i Ömer (R.A.) Hacer-ül Esved"i istilam ederken bunu söylerdi

[31] Müslim C. 1 S. 400

[32] Bu hadis namaz bahsinde de geçti. Ancak onda Hacer-ülesved´in karsi¤sinda ellerin kaldirilmasindan söz edilmemektedir

[33] Imam Ahmed. îmam-i Safii îshak b. Rabûye ve Ebû Ya´la´nin Ebû Yafur el-Abdi´den rivayet ettikleri bu hadisi Abdürrezzak ile Ibn-I IJiI Seybe de müsenneflerinde kaydetmislerdir. Nasb-ürraye C. 3 S. 39

[34] Buhart 1/218. Müslim 1/413. Ebû Davud cilt 1 sh. 259 Ibn-i Mâce 1/217 Nesal cilt 2 hs. 38

[35] Müslim cilt 1 sh. 400

[36] Ebû Davud cilt 1 sh. 258 TIrmIzI C. 1 S. 117. Ibn-i Mace C. 1 S. 218

[37] Müslim C. 1 S. 431 Ebû Davud (Kabe içinde namaz) C. 1 S. 277. Tlr-mizt C. 1 S. 119

[38] Yesrib : CahIliye devrinde Medine´nin adi idi

[39] Buhari C. 1 S 218 Müslim C. 1 S. 412

[40] Müslim C. 1 S. 411. Ebû Davud C. 1 S. 260 Nesal C. 2 sh. 37 îbn-i Mâce C. 1 S. 217

[41] Buhari C. 1 S. 218 Müslim C. 1 S. 412 Nesai C. 1 S. 38 tbn-I Mâce C. 1 S. 217 Ebû Davud C. 1 S. 258

[42] Bu metin gariptir. Buhari Ue Müslim´in Abdullah Ibn-i Ömer´den bu konuda rivayet ettikleri hadis «Peygamber Efendimiz (S.A.V.) hac veya umre ta-vafini yaparken üç turu kosarak ve dört turu da yürüyerekyapar ondan sonra iKi rekât namaz kilardi» seklindedir. Buhari C. 1 S. 219 Müslim C. 1 S. 414

[43] Muvatta (Tavaf) S. 142

[44] Çokgariptir. Haliz tbn-i Hacer Diraye´de: «Ben bu hadisihiç. bir yer¤de bulamadim» diyekaydelmektedir. Diraye C. 1 B. 192

[45] Peygamber Efendimiz (SA.V.Vin hac keyfiyeti Ile ilgili olarak Câbir (R.-A)´dan rivayet olunan uzun bir hadiste geçmektedir. Müslim C. 1 S. 394 Ebû Davud C. 1 S. 262 ve Danml S. 234

[46] Pua ederken elleri kaldirmanin sünet olmasi bir çok hadislerle bildi¤rilmistir Ebû Davsud (Duâ Babi) C. 1 S. 209

[47] Nesal cilt 2 sh. 39 BeyhakI cilt 5 sh. 94 DarefeutnI sh. 270

[48] Heyseml Mecme-üz-Zevâfd cilt 3 sh. 248*de Taberani´den nakletmistir. Aynca bu hadisi Darekutni sh. 270 ve Beyhaki de cilt 5 sh. 98´de Imam-i Safii´den nakletmislerdir. Hadis aynca Imam Ahmed´in müsnedi cilt 6 sh. 421´de kayitbdr.

[49] Bakara sûresi ayet 180

[50] Bakara sûresi ayet 158

[51] el-Müstedrek cilt 1 S. 459 BeyhaM C. 5 S. 87 TIrmizI C. 1 S. 128

[52] Muvatta sh. 142

[53] Peygamber Efendimiz (S.A.V.)´in hac keyfiyeti.hakkinda Câbir (R.A.)´in geçen uzun hadisi.

[54] Tamamen gariptir. Nasb-ürraye C. 3 S. 60

[55] Peygamber´ Efendimiz (S-A.V.)*m hac keyfiyeti hakkindaki Cabir (R-A.Vm hadisi.

[56] Câbir (R-A.)ln yukarida geçen Peygamber. Efendimiz (SA.V.)1n hac keyfiyeti hakkindaki hadisi.

[57] Ibn-i Mâce C. 1 S. 222 Imam Ahmed´in Müsned´i cilt 4 sh. 82

[58] Beyhaki C. 5 S. 711

[59] ) Heysem! Mecme-üz Zevâid cilt 8 sh. 59 Taberani´nin bu hadisi riva¤yet ettigini kaydetmistir.Nasb-ürraye C. 3 S. 62

[60] Ibn-i Mace cilt 1 sh. 222. Imam Ahmed´in Müsned´i C. 4 S. 14

[61] Ibn-i Mâce cilt 1 sh. 222

[62] Müslim cilt 1 sh. 415 BuharI ciltl sh. 228 îbn-i Mâce cilt 1 sh. 224

[63] ibn-I Mâce C. 1 S. 222 Ebft Davud cilt 1 sh. 266. Tirmizi C. 1 sh. 120

[64] Ebû Davud C. 1 sh. 266 TIrmizI C. 1 sh. 120

[65] îbn-i Seybe bu hadisi MÜsennefine almis Ise de bu hadis yukarida ge¤çen Câbir (R.A.)´in hadisine aykiri düstügü Için gariptir. Nasb-ürraye C. 3 S. 68

[66] Buhar! C. 1 S. 227 Müslim C. 1 S. 416

[67] Buh&rl C. 1 S. 228 Müslim C. 1 S. 412

[68] Muvata sh. 142

[69] Bu bir zühuldür. Zira bunu söyliyen Hz. Abbas´in oglu Abdullah ol¤mayip Mirdas oglu Abbas´in ogludur. Nasb-ürraye C. 2 S. 72

[70] Bakara sûresi âyet 198

[71] Bu bir zühuldür. Zira Fikh-i Safii kitaplarinin hepsi bunun sünnet ol¤dugunu söylemektedir. EI-Mebsut´ta Imam-i Safii yerine «Leys Ibn-i Sa´d» diye geçmektedir

[72] Müslim C. 1 S. 418 Buhari C. 1 S. 228

[73] Ebü Davud C. 1 S. 269 TirmiiI cilt 1 sh. 121 NesaI cilt 2 sh. 47 Ibn-i Mâce C. 1 S. 223

[74] Buhari C. 1 S. 228. Nesai cilt 2 sh. 47 Tirmizî cilt 1 sh. 121 Ebü Da¤vud C. 1 S. 268 Ibn-i Mâce C. 1 S. 223

[75] Ebû Davud C. 1 S. 270 Ibn-i Mâce cilt 1 sh. 224

[76] Müslim C. 1 S. 418 Buhari cilt 1 sh. 235 ve236

[77] Buharl cilt 1 sh. 235

[78] el-Müstedrek cilt I sh. 486 Darekutnl cilt 1 sh. 289. Heysemrnin Mec-me-üz Zevâid cilt 3 sh. 260´da anlattigina göre Taberani de «el-EvsaUta kaydet¤mistir

[79] Gariptir. Ancak Ibn-iMâce disinda Sihah-i Sitte´nIn besi Enes b. Mâ¤lik (R.A.Vdan «Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Mina´ya geldi ve cemrenin yani¤na vanp taslarini atti. Sonra Mina´dakiyerine gelip kurbanini kesti sonra basinin sag yanini sonra sol yanini göstererek berbere al dedi» seklinde bir hadis kaydet¤mislerdir. Ebû Davud cilt 1 sh. 272 Tirmizi C. I sh. 123 Müslim C. I sh. 421

[80] Buharl cilt 1 sh. 233 Müslim C. 1 sh. 420

[81] el-Müstedrek cilt 1 sh. 474 eî-AynTnin «el-TTmde» cilt 10 sh. 62´de Müs¤lim´in de bu hadisi kaydetigini yazmistir

[82] Ebû Davud C. 1 S. 271 Darekutnl C. 1 S. 279

[83] Müslim C. 1 S. 422

[84] Hacc sûresi âyet 28-29

[85] Tamamen gariptir. Nasb-ürraye C. 3 S. 83

[86] eî-Müstedrek ciltl ah. 441

[87] Bakara sûresL . âyet 203

[88] Ebû Davud Îbni Hibban ve Hakim

[89] Darekutni C. 1 sh. 279. Heysemi´nin ez-Zevâid cilt 3 sh. 211´de Tabe-ranî´nin de 260´ta da Bezzar´in da bu hadisi aldiklarini kaydetmistir.

[90] Tahavl cilt 1 sh. 412

[91] Gariptir. Nasb-ürraye C. 3 S. 79

[92] Ebü Davud îbn-i Hibbanve Hakim. Nasb-ürrayü C. 3 S. 87

[93] îbn-i Ebî Seybe ve Beyhakl. Nasb-ürrayeC. 3 S. 87

[94] Gariptir. Fakat îbn-iEbI Seybe Musannef´inde Hz. Ömer´in «Kim ki halkin Mina´dan hareket etmesinden önce esyasini Meke´ye gönderirse hacci yok¤tur» diye söyledigini kaydetmistir. Nasb-ürraye C. 3 S. 88

[95] Buharf C. I sh. 216 Müslim G. 1 sh. 423

[96] Buharl (Veda Tavafi) C. 1 S. 236 Müslim C. 1 S. 427

[97] ibn-i Sa´d´in Tabakali c. I sh. 131

[98] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/297-329.

[99] Eöü Davud c. 1 sh. 261 îbn-i Mâce C. 1. S. 219 Darekutnl c. 1 Sh. 284

[100] Muvatta sh. 142

[101] Darekutni c. 1 sh. 264. Ebû Davud c. 1 sh. 269 Tirmizi c. I s. 120 Nesaî c. 2 sh. 47 Imam Ahmed´in Müsned´i c. 4 sh. 335 Tayalisi sh. 185

Nasb-ürraye c. 3 s. 93

[102] Tirmizi Nesai; Ibn-i Mâce Ebü Davud Ibn-i Hibban ve Halâm.

[103] Ebû Davud c. 1 sh. 245 Ibn-i Mace C. 1 S. 216

[104] Bu hadis bu lâfiz ile gariptir ve iki hadisten meydana gelmis gibidir. BirinoisiniTirmizI c. 1 sh. 123 ve Nesai c. 2 sh. 275´de kaydetmislerdir

[105] Mefru olarak gariptir. Ibn-i Ebi Seybe MusannaTinda Abdullah îbn-i Abbas ile Abdullah Ibn-i Ömer´den mefkuf olarak rivayet etmistir

[106] Buhart c. 1 sn. 230 Müslim o. 1 s. 425

[107] Buhari ve Müslim : Buharl c. 1 sh. 121 ve 127 Müslim c. 1 sh. 280 ve 2B2

[108] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/329-334.

[109] Tamamen gariptir. Nasb-ürraye c. 3 s. 99

[110] Tahavi c. I si 379

[111] Bakara suresi âyet 196

[112] Müslim C. 1 S. 407 Ebû Davud C. 1 sh. 249 Tirmiz IC. 1 sh. 125 ve NesaI.

[113] Bu hadis bu sekilde varid olmamistir. Ebû Davud Nesal ve Ibn-i Mâce Sayb b. Mabed es-Sa´lebi´den «Hac ile umreye birlikte niyet getirdim. Hz. Ömer bana «Sen Peygamber´inin sünnetini yaptin» dedi. seklinde rivayet etmisler¤dir. EbûDavud c. 1 sh. 250 Nesal c. 2 sh. 13. tbn-i Mâce C. 1 sh. 219

Ben diyorum ki hadis bu sekliyle müellifin dâvasina delil olamaz. Çünkü ha¤diste hac için ayn ve umre için ayri bir tavaf ile sa´y yapildigina dair bir delâlet yoktur.

[114] Bakara suresi ayet 196

[115] Gariptir. el-Mebsut´da bu hadîs bu sekildedir : Adamin biri bayram günü Hz. Ömer´e gelerek «ben temettü haccnu yaptim» dedi. Hz. Ömer :

- Bir davar kes. Adam :

- Param yoktur. Hz. Ömer :

- Akrabalarindan iste. Adam :

[116] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/334-339.

[117] Buhail c. 1 sh. 229 Müslim c. 1 s. 403

[118] Fetih süresi âyet 27

[119] Tirnüz! c. 1 sh. 124 Ebû Davud c. 1 sh. 252 ve 253

[120] Buhart c. 1 sh. 229 Müslim c. 1 sh. 403

[121] Buharl c. I sh. 229 Müslim c. 1 sh. 403

[122] Tirmizl c. 1 sh. 122

[123] Buhari (Hacc) 81 (Umre) 6 MüsIim (Hacc) 130 141 Ebû Davud (Me-nasik) 22

[124] Bakara sûresi ayet 196

[125] Bakara suresi âyet 197

[126] Müellifin önce kadindan Örnek getirerek sonra «Bunu yapan erkek de olsa böyledir» demesinden bir mânâ çikaramadim. Zira eger «bir kadin» yerine -her zaman dedigi gibi- «bir kimsen deseydi «Bunu yapan erkek de olsa böy¤ledir» demege gerek kalmaz ve dolayisiyle mesele daha kisa bir ifade ile anla¤tilmis olurdu. el-Kifaye ve" el-Inaye hasiyeleri buna «Meseleyi müelliften ya bir kadin sormus ya da erkeklere nazaran kadinlar daha bilgisiz oldugu için müel¤lif kadindan Örnek getirmistir» diye cevap veriyorlarsa da bu cevap pek tatmin¤kâr degildir. Zira böyle de olsa «bir kadin» yerine «bir kimse» demek ayni isi görürdü.

[127] Müslim cUt 1 sh. 391 Buhari dit 1 sh. 224

[128] Müslim c. 1 sh. 427 Buhar! c. 1 sh. 236

[129] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/339-348.

[130] Beyhakl (Kitab-ül Ma´rife hac bahsi) TabersnI (el-Kebir). Nasb-üraye C. 3 S. 124

[131] Bakara suresi âyet I9G

[132] Müslim c. 1 sh. 382 Buharl c. 2 sh. 850

[133] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/348-355.

[134] Ebû Davud bunu mürsel hadisler arasinda kaydetmistir. Beyhakt de kaydederken: «Rivayet zinciri kopuktur» demistir. (Nasb-ürraye c. 3 s. 125)

[135] Muvatta. Ibn-i Ebi Seybe. Nasbür-Raye c. 3 s. 127

[136] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/355-358.

[137] el-Müstedrek (Tavaf) c. 1 s. 459 ve Tinnizi (Cenaîz) c. 1 a 128

[138] Hacc suresi âyet 29

[139] Gariptir. (Nasb-ürraye c. 3 s. 128)

[140] Nüshalarin çogunda böyle ise de bazi nüshalarda îbn-i Abbas´m ha¤disi diye geçmektedir ve en dogrusu budur. Îbn-I Ebî Seybe ile Tahavi Abdullah tbn-i Aübas (RA.Vdan «Kim ki haccmdan bir sey takdim veya tehir ederje bunun Için bir kurban kessin» seklinde nakletmislerdir. Serh-ül Asar c. 1 sh. 424

[141] Buhari cilt 1 sh. 378

[142] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/358-365.

[143] Mâfde suresi Ayet »6

[144] Bu bes hayvani öldürmenin cevazi hakkinda iki hadis vardir: Biri onlari Harem´de Öldürmenin biri de üiramda olan kimse için öldürmenin cevazi hakkindadir ki bu iki hadis ayri ayn hadisler olup birbiri yerine geçmektedir. Çün¤kü bu hayvanlari Harem´de öldürmenin caiz olmasindan ihramda olan kimse için de onlari öldürmenin caiz olmasi lâzim gelmez. Bazi hadis kitaplarinda bu iki ha¤dis birlestirilerek söyle denilmektedir :

«Bes hayvan vardir ki Harem´de olsun ihramda olsun onlari öldürene gü¤nah yoktur. Onlar da sunlardir :

Kurt kuduz köpek karga delice yilan ve akreptir.» Müslim c. 1 sh. 384.

Bu hadisin daha baska sekilleri de vardir. Kiminde karga yerine fare kimin¤de; benek karga ve kiminde daha baska seyler geçgektedir.

[145] Maide suresi âyet 95

[146] Çok gariptir. (Nasb-ürraye c. 3 s. 137

[147] Müslim (Hac) 67-73 76-79 Buhar! (Avlanma) 7 Ebû Davud (Menasüt) 39 Nesal (Hac) 82-84 8^88 113-114 Muvatta´ (Hac) 88-90

[148] Müslim ile Buhari. Ebû Davud da Ebû SaId-i Hudri (R.A.Vdan : «Pey¤gamber Efendimiz (S.A.V.)´e ihramda olan kimsenin hangi hayvanlari öldürebil-digi soruldu. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) «Yilani akrebi fareyi isirici köpe¤gi dölence kusunu ve yirtici hayvanlari öldürebilir. Kargaya da atar fakat öl¤dürmez» diye cevap verdi seklinde bir hadis nakletmistir.

Fes-ülkadir c. 3 s. 16

[149] Muvatta´ s. 162

[150] Çok gariptir. (Nasb-ürraye c. 3 s. 137)

[151] TirmizI c. 1 sh. 116 Ebû Davud e. I s. 256 NesaI c. 2 sh. 25

[152] Imam Muhammed´in «Kitab-ül Âsar»i. (Nasb-ürarye c. 3 s. 140)

[153] Euhari c. 1 sh. 328 Müslim c. 1 sh. 438

[154] Îbn-I Ebl Seybe Musannaf´mda Abdullah b. Harls´ten: «Biz hac yo¤luna çikarken evimizde avlamis oldugumuz avlan oldugu gibi birakip saüvennez-dlki diye söyledigini rivayet etmistir. (Nasb-ürraye e. 3 a. 143)

[155] Maide suresi âyet 96

[156] Buhar! c. 1 sh. 328. Müslim c. 1 sh. 438

[157] Buhari c. 1 sh. 328 Müslim c. 1 sh. 428

[158] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/365-379.

[159] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/379-382.

[160] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/382-385.
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-Aralık-2009, 20:12   #140 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
KARAHAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Nisan-2009
Bulunduğu yer: Uçurumun Kenarindan
Üye No : 177
Mesajlar: 3.146
Konuları: 1388
İstatistikleri Seviye: 43 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 213 / 1069
Güç: 1048 / 17506
Deneyim: 79%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 119637
İtibar Derecesi : KARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond reputeKARAHAN has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 775
Teşekkür Almış : 1.041
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Büyük Hanefi Fikhi

Hidaye Tercümesi / Ihsar

Hacci Kaçirma Bab.
Baskasi Yerine Hac Etmek.


IHSAR BABI


Ihsar: Ihramda olan kimsenin hac veya umresini hastalik düsman ve benzeri gibi herhangi bir se¤bepten dolayi tamamlamaya imkân bulamamasi de¤mektir.

(ihramda olan kimse bir düsman tarafindan yoluna devam et¤mekten ahkondugu veyahut hastalandigi için hac veya umresini sür-düremedigi zaman ihramindan çikabilir.) Imam-i Safii: -Ihsar ancak düsmanla olur. Zira ihramdan çikip da K â b e´ ye kurban göndermek düsman tarafindan yolu kesilen kimseye haya¤tini kurtarmasi için mesru olmustur. Hastalanan kimse ise ihram¤dan çikmakla hastaligi kalkmaz demistir.

Biz diyoruz ki: îhsar âyeti hastaliktan dolayi ihramini sürdü¤remeyen kimseler hakkinda varit olmustur. Zira bütün lûgatçilar müt¤tefiktirler ki ÎHSAR hastalanma ile olur. Düsmanin engellemesine ise HASIR denir. Kaldi ki hac veya umreyi tamamlamadan ihramdan çikmak uzun zaman ihramda kalmanin zorlugu içindir. Hasta olan kimsenin ise uzun zaman ihramda kalmasi daha zordur.

(Kisiye) hac veya umresini tamamlamadan ihramdan çikmasi caiz oldugu zaman (önce Harem´de kesilmek üzere bir kurban gön¤der ve beraberinde gönderdigin kimseye kurbaninin kesilecegi günü söyle ve o gün geçtikten sonra ihramdan çik denilir.) Çünkü ihsar kurbani bir ibadettir. Herhangi bir hayvani kesmek ise-yukarida da geçtigi üzere- eger belirli bir gün veya yerde olmazsa ibadet olamaz ve dolayisiyle onunla ihramdan çikilamaz.

«Hed´y yerine ulasincaya kadar basinizi tiras etmeyin» ([1]) âyet-i kerimesi buna isarettir. Zira Hed´y Harem´e hediye edilen kurbana denir. îmam-i Safiî: «Ihsar kurbanim H a r e m ´ e gön¤dermek sart degildir. Zira bu kurban ihramda olan kimsenin ihram¤dan çikabilmesi için kendisine gösterilen bir kolayliktir. Eger Ha-rem´e gönderilmesi sart olursa o zaman kolaylik olmaz» demistir.

Biz diyoruz ki: Böyle de olsa yine kurban kesmek uzun zaman ihramda kalmaktan kolaydir.

Bu kurbanin davar olmasi caizdir. Zira âyette KURBAN diye nass edilmistir davar da kurbanin en asagi cinsidir. Sayet kisi si¤gir deve veyahut bunlarin yedidebirini kurban yaparsa yine olur.

Kurbani H a r e m ´ e göndermekten maksat bizzat kurban edilecek hayvani göndermek degildir. H a r e m´ de satin alinmak üzere kiymetini de göndermek caizdir.

Metindeki «ve o gün geçtikten sonra ihramdan çik- sözünden ihramdan çikabilmek için tiras olmanin sart olmadigi anlasilir ki Imam Ebü Hanife ile Imam Muhammed buna kaildirler. Imam Ebû Yûsuf ise bir rivayete göre -eger tiras olmazsa birsey lâzim gelmez- demis ise de diger bir rivayete göre -Kurban göndermekten baska tiras olmak da sarttir. Zira Pey¤gamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye´-de Umresini tamamlamaktan engellenince tiras olmus ve Ashabina da tiras oimalanni emir buyurmustur- demistir. î m a m Ebû Hanife ile Imam Muhammed de: -Tiras ancak Hac veya umrenin amelleri bitmeden tiras olmak ibadet degildir. Pey¤gamber Efendimizle ESallallahü Aleyhi ve Sellem) ashabi ise umre¤den vazgeçip M e d i n e ´ ye dönmek istedikleri bilinsin diye Hu-deybiye´de tiras olmuslardi.

(Eger Kiran hacci ihraminda olan kimse ihsar edilirse Harem´e iki kurban göndermesi gerekir.) Zira bu kimse iki ihramdan çikma¤ya muhtaçtir. Sayet Umre ihraminda kalip yalniz hac ihramindan çikmak için bir kurban gönderirse her iki ihramdan da çikmamis olur. Çünkü bu kimsenin her iki ihramdan da birlikte çikmasi emr-olunmustur.

(Ihsar kurbani Harem´den baska bir yerde kesilemez. Fakat Imam Ebü Hanife´ye göre bayramdan önce kesilebilir. Diger iki Imam ise i -Hac ihraminda olan kimse bayram gününden önce kesemez. Umre ihraminda olan kimse ise istedigi zaman kesebilir- demisler¤dir.) Iki imam ihsar kurbanini da temettü´ ile kiran kurbanlarina kiyas etmislerdir. îki Imam ayrica -tiras ile de ihramdan çikildigi için- ihsar kurbanini tirasa da kiyas etmis olabilirler. î m a m Ebû Hanife Ise: -Ihsar kurbani kefaret kurbanidn. Bunun içindir ki etinden yemek caiz degildir ve hepsini yoksullara dagit¤mak gerekir. Bunun için onun da diger kefaret kurbanlari gibi be¤lirli bir zamani yoksa da belirli bir yeri vardir. Temettü ile kiran kurbanlari.ise sükür kurbani olduklari için öyle degildirler. Tiras da belirli vakti bulundugu için öyle degildir. Çünkü tiras haccin en büyük rüknü olan Arafat vukufundan sonra olunur- de¤mistir.

(Hac ihraminda olan kimse ihsardan dolayi ihramdan çikinca ona hem hac hem umrenin kazasi lâzim gelir.) Abdullah Ibn-i Abbas ile Abdullah îbn-i Ömei tRadi-yallâhü anhümâ)´den böyle rivayet olunmustur. ([2]) Çünkü bu kimsenin hacca girisi sahihtir. Bunun için ona haccin kazasi lâzim gelir. Umre de kaçirilmis olan haccin hükmünde oldugu için onun da kazasi lâzim gelir. (Umre ihraminda olan kimseye ise yalniz um¤re kazasi lâzim gelir.) Biz Hanefilere göre umre ihraminda olan kimse için de ihsar var¤dir. Imam Malik: «Umrenin belirli bir vakti olmadigi için ihsan yoktur- demistir.

Biz diyoruz ki; Peygamber Efendimizle (Sallallahü Aleyhi ve Sel-lemle) Ashabi M e k k e ´ ye girmekten menedilirken H u d e y-b i y e ´ de umre ihraminda idiler. Kaldi ki ihsarda olan kimseye ihramdan çikma izni zorluga duçar olmasin diye verilmistir. Bu se¤bep ise umre ihraminda da vardir ve böyle olunca ihsar nedeniyle umre ihramindan çikan kimseye -hacda oldugu gibi- kaza lâzim gelir.

(Kiran hacci ihraminda olan kimseye bir hac ile iki umrenin ka¤zasi lâzim gelir.) Kiran hacci ihraminda olan kimseye bir hac ile bir umre kazasinin lâzim gelmesi yukarida söyledigimiz sebepten dolayidir. Ikinci umre de basladigi umrenin sahih oldugu halde onun ihramindan çiktigi için ona lâzim gelir.

(Eger kiran hacci ihraminda olan kimse Harem´e kurban gön¤derdikten ve adamlarina da -Kurbanimi falan günde kesin- diye ta¤limat verdikten sonra ihsan kalkarsa eger artik ne hac ve ne de kurbanina yetisemiyorsa hac yoluna devam etmeyip kurbaninin ke¤silmesiyle ihramdan çikiriayi bekler.) Zira hacci kaçirdigi için artik haccin amellerini sürdürmekte onun için bir yarar yoktur. Ancak eger umre yapmak için yoluna devam etmek isterse yapabilir. (Eger hac Ile kurbaninin ikisine de yetisiyorsa yoluna devam etmesi gere¤kir.) Zira henüz maksat elden gitmemisken mani ortadan kalkmis¤tir. Kurbanina da yetistigi zaman onda istedigi gibi tasarruf eder. Çünkü malidir ve onu öyle bir maksat için tayin etmisti ki artik ona ihtiyaç kalmamistir. (Eger kurbanina yetisiyor da hacca yetise¤miyorsa ihramdan çikar. Eger hacca yetisiyor ve fakat kurbanina yetisemiyorsa ihramdan çikmasi) istihsanen (caizdir.). Bu taksim imam Muhammed ile Imam Ebû Yûsuf un hac ihraminda olan muhsar hakkindaki görüslerine göre mümkün olamaz. Zira onlara göre ihsar kurbani bayramdan önce kesilemez. Bunun için eger muhsar hacca yetisirse kurbanina da yetismis olur. imam Ebû Hanife´ nin görüsüne göre ise mümkündür. Um¤re ihraminda olan muhsar hakkinda da ittifak ile mümkündür. Zira umre ihsan kurbaninin kesimi için belirli bir vakit yoktur imam Z üf er: -Eger muhsar hacca yetisiyor da kurbanina vetisemi-yorsa ihramdan çikmasi caiz degildir. Zira her ne kadar kurbanina yetisemiyorsa da asil maksat olan hacca yetistigi için kurban ile ye¤tisemez» demistir. Caiz oldugunu istihsan edenler ise: «Eger biz onu haccini sürdürmeye mecbur kilarsak gönderdigi kurban bosa gitmis olacaktir. Oysa can gibi malin da korunmasi gerekir. Ancak ken¤disi muhayyer olup isterse bulundugu yerde veya baska yere gide¤rek kurbaninin kesilmesini bekler ve ondan sonra ihramdan çikar isterse ihraminda oldugu hac veya umreyi tamamlamak üzere yo¤luna devam eder ki en iyisi de budur. Çünkü bu durumda verdi¤gi sözü daha da yerine getirmis olur- demislerdir.

(Arafat vukufunu yaptiktan sonra ihsar olunan kimse) artik hacci kaçirmaktan emin oldugu için (muhsar sayilmaz.) (Mekke´de dahî olsa Arafat´a gitmekten ve Kabe´yi tavaf etmek¤ten menedileii kimse muhsardir.) Zira her ne kadar bu kimse M e k k e´de ise de haccini tamamlamaktan ahkondugu için Harem´in disinda ihsar edilen kimse hükmündedir. (Tavaf ile Arafat vukufundan bîrini yapabilen kimse ise muh¤sar degildir.) Tavafi yapabilen kimsenin muhsar olmamasi: çünkü hacci kaçiran kimse tavaf ile ihramdan çikmis olur. Vukufu yapan kimse de -yukanda da söyledigimiz gibi- hacci kaçirmaktan emin olur. Kimisi: «Bu meselede tmam Ebû Hanife ile imam Ebü Yûsuf arasinda ihtilâf vardir demis ise de dogrusu -Al¤lah bilir- söyledigimiz gibidir.[3]



Hacci Kaçirma Bab


(Eger bir kimse hac Ihramina girer ve kurban bayrami günü tanyeri aganncaya kadar Arafat´ta vukuf yapmazsa hacci kaçirmis olur.) Zira -yukarida da söyledigimiz üzere- vukuf vakti bayram günü tanyeri aganncaya kadar devam eder. (Bu kimseye Kabe´yi tavaf etmek. Safa Ile Merve arasinda Saiy yapmak ve ihramdan çi¤kip ertesi sene haccini kaza etmek gerekir. Fakat ona kurban lâzim gelmez.) Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem); «KIm ki geceleyin Arafat vukufuna yetisemezse hacci kaçirmis olur. Umre yapip ihramdan çiksin ve ertesi sene haccini kaza etmesi ge¤rekir» ([4]) buyurmustur. Umre ise Tavaf ile saiyden baska bir sey degildir. Hem de ihram sahih olarak inikat ettikten sonra ondan çikmak için -mübhem bir niyetle girilen ihramda oldugu gibi- hac Ile umreden birini yapmakla ancak olur. Burada ise kisi hacci ya¤pamaz durumda oldugu için ona umreyi yapmaktan baska bir yol yoktur. Ve umre yapmakla ihramdan çiktigi için ona kurban lâzim gelmez. Çünkü ona lâzim gelen umre muhsara lâzim gelen kurba¤nin yerine kaim oldugu için aynca kurban da lâzim gelmez. (Umre ise kaçinlmaz. Umre senenin bütün günlerinde yapilabi¤lir. Ancak -Arefe bayram ve tesrik günleri olmak üzere- bes gün¤de yapilmasi mekruhtur.) Zira rivayet olunmaktadir ki H z . A i -s e (Radiyaîlâhü anhâ) bu bes günde umre yapmaktan hoslanmaz¤di. ([5]) Hem de bu bes günde hac yapildigi için bu günler hac gün¤leridir imam Ebü Yûsuf tan «Arefe günü Ögleden önce umre yapmak mekruh degildir. Çünkü haccm rüknü olan Arafat vukufunun vakti ögleden sonra baslar» diye söyledigi rivayet olu¤nuyorsa da mezhepte en zahir olan bizim dedigimizdir. Bununla beraber eger kisi bu günlerde de umre yaparsa sahihtir ve ihrama girmis olur. Çünkü bu günlerde umre yapmanin mekruh olmasi bu günlerde bulunan bir sebepten dolayi degil haccin amellerine gere¤ken önemi göstererek bu günleri yalniz hacca ve haccm amellerine birakmak içindir. Bunun için eger kisi bu günlerde umre ihramina da girerse umreye girisi sahih olur. (Umre sünnettir.) I m a m -1 Safii ise; «Hac ile umrenin ikisi de farzdir. Hangisi ile baslarsan sakincasi ol¤maz- ([6]) hadisine dayanarak i -Farzdir- demistir. Bizim de delilimiz; "Hac farz´ dir. Umre ise nafiledir- ([7]) hadisidir. Hem de umrenin belirli bir zamani olmadigi gibi. baska bir seyin niyetiyle de yapilabilir. Ni¤tekim hacci kaçiran kimse hac niyetiyle ihrama girdigi halde um¤re olarak tamamlar. Bu ise umrenin nafile oldugunu gösterir. Imam-i Safii´ nin dayandigi hadise gelince ya onunla -Hac¤cin amelleri umrede de mevcuttur» mânâsi kasdedilmistir ya da bi¤zim dayandigimiz hadis ile çatistigi için onunla umrenin farziyeti sabit olamaz. Temettü babinda da söyledigimiz üzere (umre Kabe´yi tavaf ve Safa ile Merve arasinda saiy olmak üzere iki amelden ibarettir.![8]



Baskasi Yerine Hac Etmek


Bu babin dayandigi temel sudur: Ehl-i sünnet´e göre kisi -na¤maz oruç sadaka ve benzeri gibi- isledigi herhangi bir iyi amelin sevabim baskasina verebilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (Sallal-lahü Aleyhi ve Sellem) iki tane beyaz koç kurban ederken birini kendi adina birini de Allah´in birligine ve kendisinin Allah´in Pey¤gamberi olduguna sahitlik eden ümmeti adina keserek kurbanlarin¤dan birinin sevabini ümmetine bahsetmistir. ([9]) ibadetler -zekât gibi yalniz mali namaz gibi yalniz bedeni ve hac gibi hem mali ve hem bedenî olmak üzere-bir kaç çesittir. Bi¤rinci çesidi ister keyfi ister mecburî olsun her iki durumda da bas¤kasi yerine yapmak caizdir. Çünkü bu ibadet yapildiktan sonra ya¤pani kim olursa olsun gayesi hâsil olur. Ikinci çesidi ise hiç bir durumda baskasi yapamaz. Çünkü bu çesit ibadetin gayesi olan be¤deni yormak ve nefsi Islaha çalismak baskasinin yapmasi halinde hasil olamaz. Üçüncü çeside gelince : Kisi onu baskasina da yaptirdi¤gi zaman malî zorluga ugradigi için bizzat yapamadigi zaman bas¤kasina yaptirabilir. Ancak hac bütün ömürde bir kere farz oldugun¤dan kisinin onu baskasina yaptirabilmesi için ölünceye kadar ken¤disinin onu yapamamasi sarttir. Fakat nafile babi daha genis oldu¤gu için nafile olan hacci baskasina yaptirmak caizdir. Sonra mezhebin zahirine göre baskasina yaptirilan hac yapti¤ranin olur ki bu konuda varit olan hadisler de bunu göstermekte¤dir. Nitekim Has´amogullari kabilesinden bir kadin i

-Babam çok yaslidir hayvan sirtinda kendini tutamaz. Onun yerine hac yapabilir miyim? diye sorunca Peygamber Efendimiz (Sal-lallahü Aleyhi ve Sellem) :-Baban yerine hac da yap umre de» ([10]) diye cevap vermistir. Imam Muhammed ise: «Baskasina yaptirilan hac yapanin olur. Yaptiran kimseye ise an¤cak yaptigi masrafin sevabi hâsil olur. Çünkü hac bedeni bir iba¤det oldugu için kisinin onu yapamamasi halinde baskasina yaptir¤mak için yaptigi masraf onun yerine geçer. Nasil ki oruç tutama¤yan kimsenin verdigi fidye de orucun yerine geçmis olur diye söy¤ledigi rivayet olunmaktadir.

(Eger bir kimseye iki kisi ayri ayn: «Benim yerime hac yap» diye söyler ve o da her Ikisinin de niyetiyle ihrama girerse yaptigi. hac kendisinin olur ve eger onlardan ücret almis ise geri vermesi gerekir.) Çünkü baskasina yaptirilan hac -yukarida da söyledigi¤miz üzere- her ne kadar yaptiranin oluyorsa da bu kimse kendi¤sine hacci yaptiran her iki kisinin de istegine uymadigi için yaptigi hac kendisinin olun Zira ikisi de hacci yalniz kendisi yerine yap¤masini söyledigi halde kendisi ortakli olarak her ikisi adina ihrama girmistir. Ve biri digerinden öncelikli olmadigi için yaptigi hacci son¤radan birine vermesi de mümkün degildir. Fakat eger kisi anne ve babasi yerine hac yaparsa böyle degildir. Çünkü bu hacci karsilik¤siz olarak yaptigi için sevabini anne ile babasindan hangisine ver¤mek isterse verebiür. Burada ise ücretle yaptigi için kendisine yap¤tiranlarin istegine göre hareket etmesi gerekir ve böyle yapmadigi için yaptigi hac kendisinin olur. Bunun için de onlardan aldigi üc¤reti geri vermesi gerekir. Eger ihrama girerken -Ikisinden biri ye¤rine ihrama girerim» diye mübhem olarak niyet getirir ve ibham içinde haccini sürdürürse -herhangi biri digerinden öncelikli ol¤madigi için- yine ikisinin de istegine uymamis sayilir. Eger müb¤hem olarak ihrama girdikten sonra ve fakat daha herhangi bir amel¤de bulunmamisken ikisinden birini tayin ederse Imam Ebû Yûsuf´a göre yine böyledir ve kiyas da bunu gerektirir. Zira ihrama girerken kimin yerine ihrama girdigini belirtmesi gerekti¤gi halde bunu yapmadigi için yaptigi hac kendisinin olur. Fakat eger ihrama girerken «Hac ile umreden birinin ihramina girerim» diye niyet getirirse sonradan hac ile umreden birine çevirebilir. Çünkü bunda iltizam edilen ihram digerinde ise yerine ihrama girilen kim¤se meçhuldür. Istihsamn delili de sudur; Ihram bizatihi maksut olmayip hac veya umre yapabilmek için bir vesile oldugundan mübhem dahi ol¤sa eger daha hac veya umrenin amellerinden bir sey yapilmamis¤ken kimin için oidugu tayin edilirse vesile olmaya yarar. Fakat eger ameller de ibham içinde yapilirsa öyle degildir. Çünkü ibham içinde yapilmis olan bir seyin sonradan tayini kabil degildir.

(Eger bir kimse bir baskasi yerine kiran hacci ihramina girerse kiran kurbani kendisine ait olur.) Çünkü kiran kurbani kisiye Ce-nâb-i Allah´in kendisini hac ile umreyi bir arada yapmaya muvaffak kildigi için lâzim gelen sükür kurbanidir. Hac ile umreyi bir arada yapan kimse ise ihrama giren kimsedir.

(Eger bir kimse bir baskasina kendisi yerine hac yapmasini bir baskasi da kendisi yerine umre ihramina girmesini söyler ve ona ki¤ran yapmak için de izin verirlerse yine böyledir.) Yani kiran kur¤bani ayni sebepten dolayi kiran hacci yapan kimseye aittir.

(Ibsar kurbani ise) Imam Ebû Hanife ile Imam Muhammed´e göre (hacci yaptirana aittir. Imam Ebû Yû¤suf ise; «Hacci yapana aittir.) Çünkü ihsar kurbani uzun zaman ihramda kalmaktan kurtulma´; için ihramdan çikma kefaretidir. Ih¤ramdan ise ihramda olan kimse çikar (demistir.) Imam Ebû Hanife ile îmam.Muhammed de: -lihramda olan kimseyi bu zorluga sokan kendisine hacci yaptiran kimse oldugu¤na göre bu zorluktan kurtulma kefaretinin de ona ait olmasi lâzim gelir» demislerdir.

(Eger bir kimse bir ölü yerine hac yaparken ihsar edilirse) imam Ebû Hanife ile Imam Muhammed´e göre (ihsar kurbani Ölünün biraktigi maldan çikar.) Imam Ebû Yûsuf ise: -Hacci yapan kimseye aittir» demistir.

Sonra imam Ebû Hanife ile î m a m Muham-med´in görüsüne göre ihsar kurbani kimisi: «Ölünün biraktigi malin üçtebirinden çikar. Çünkü kurban da zekât ve kefaretler gi¤bi karsiliksiz bir bagistir» kimisi de.- «ölünün biraktigi malin ta¤mamindan çikar. Çünkü hacci yapan kimseye Ödenmesi gereken bir alacaktir» demistir.

tîhramda iken cinsel iliskide bulunmaktan dolayi lâzim gelen kurban ise hacci yapan kimseye aittir.) Çünkü bu kurban ihramda islenen suçun cezasidir. Suçu ise hacci yapan kimse islemistir. (Bu kimse aynca yaptigi masrafa da zamin olur.) Yani eger bu kimse daha Arafat vukufunu yapmamisken cinsel iliskide bulunmak¤la haccini bozarsa kendisine hacci yaptiran kimsenin kesesinden yaptigi masrafi da ödemesi gerekir. Çünkü kendisine hacci yaptiran kimse sahih bir hac yapmasini sart kosmustur. Fakat baskasi yeri¤ne hac yapan kimse eger Arafat vukufunu kaçinrsa yaptigi masrafi ödemek zorunda olmaz. Çünkü elinde olmayarak kaçirmis¤tir. A r a.f a t vukufundan sonra cinsel iliskide bulunan kimse de yaptigi masrafa zamin olmaz. Zira Arafat vukufundan sonra yapilan cinsel iliski ile hac bozulmaz. Ancak -yukanda da söyledi¤gimiz gibi- kurban lâzim gelir ve- bu kurban da diger kefaret kur¤banlari gibi ihramda olan kimseye aittir.

(Eger bir kimse yerine hac edilmesini vasiyet eder ve öldükten sonra vasisi vasiyetini yerine getirerek yerine hac etmek için biri¤ni tutup gönderir ancak tuttugu adam Kûfe´ye varinca Ölür veyahut parasi çalmirsa) Imam Ebü.Hanife´ye göre fmalinin geri kalan kisminin üçtebirinden ve ölünün evinden yola çikmak sar¤ti île bir baskasi tutulur tmam Ebû Yûsuf ile Imam Muhammed:

■Birinci adamin öldügü yerden yola çikacak bir kimse tutulur- de¤mislerdir.) Buna göre meselede iki yönden ihtilâf vardir:

1- ikinci adama verilecek ücret malin geri kalan kisminin üç-tebirinden mi yoksa tamaminin üçtebirinden mi ödenir?

2- Ikinci adam ölünün evinden mi yoksa birinci adamin öldü¤gü yerden mi yola çikar? Birinci ve metinde mezkur olan görüs Imam Ebû Han. i f e ´ nindir. imam Muhammed´e göre ise eger birinci adama veri¤len ücretten bir sey kalmis ise ondan tutulur kalmamis ise vasiyet bozulur. Çünkü vasiyet eden kimsenin vasiyet ettigi mikdan ayirip da zayi oldugu zaman nasil vasiyeti bozuluyorsa tayin ettigi vasi¤nin de -onun yerine kaim oldugu için- ayirdigi mikdarin zayi ol¤masi halinde vasiyetin bozulmasi lâzim gelir.

Imam Ebü Yûsuf da: -Malin tamami üçtebirinin geri kalan kisimdan ödenir. Çünkü vasiyet ancak terekenin üçte birin¤den nafiz olur. Imam Ebû Hanif e: «Çünkü ölünün va¤si tayin ettigi kimsenin terekeden yaptigi harcamalar ancak eger Ölünün söyledigi yolda olursa sahih olur. Burada ise o yolda olma¤digi için terekeden ayrilmadan ziyaa ugramasi kabilindendir. Bunun için geri kalan kisminin üçte birinden ödenir- demistir.

Ihtilâfin ikinci konusu olan -ikinci adam ölünün evinden mi yoksa birinci adamin varip öldügü yerden mi yola çikar?» mese-. lesine gelince kiyas «ölünün evinden yola çikar» diyen Imam Ebû Hanif e1 nin görüsünü gerektirir. Zira; -Kisi Öldügü zaman -üç sey disinda- her türlü ameli kesi¤lir.- ([11]) hadisi Ölen kimsenin yanda kalan amelinin dünya ahkâ¤mi yönünden hükümsüz oldugunda nasstir. Vasiyetin infazi da dün¤ya ahkâmindan olduguna göre birinci adamin hac yolundan kestigi mesafenin hükümsüz olmasi ve bunun için ikinci adamin ölünün evinden yola çikmasinin vücubu lâzim gelir. Birinci adamin varip öldügü yerden de yola çikmanin caiz oldugunu istihsan eden iki ima¤min delili de; -Allah´a ve O´nun Peygamber´ine hicret etmek üzere evinden çi¤kip da yolda ölen kimse AHah´dan ecir almayi hak etmis olur» ([12]) âyet-i kerimesi ile;

-Kim ki hac yolunda ölürse ona her yil kabul olunmus bir hac-cin sevabi yazilir» ([13]) hadisidir. Zira bu âyet ile hadisten birinci adamin hac yolunda kestigi mesafenin hükümsüz olmadigi ve hü¤kümsüz olmayinca da ikinci adamin onun vardigi yerden yola çika¤bildigi anlasilir.

Bu ihtilâf aslinda kendi adina hac yoluna çikip da yolda ölen kimse hakkinda olup baskasi adina çikan kimse hakkinda ise ona kiyasen caridir. (Anne ile babasi yerine hac ihramina giren kimse haca bittik¤ten sonra sevabini onlardan yalniz birine verebilir.) Zira izin alma¤dan baskasi adma hac eden kimsenin haccinin sevabini hacci bit¤tikten sonra o kimseye verebildigine göre ihrama girerken getirdi¤gi niyet hükümsüzdür. Bunun için bu kimsenin anne ile babasinin ikisi niyetine girdigi haccin sevabini sonradan birine vermesi sahih tir. Fakat baskasinin emriyle ihrama giren kimse -yukarida da ara¤larinda ayirim yaptigimiz gibi- öyle degildir.[14]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Bakara suresi âyet 196

[2] Bunu yalniz Ebû Bekr´i Razi. Abdullah Ibn-i Abbas ile Abdullah tbn-1 Mesud´dan nakletmistir. (Nasb-ürraye c. 3 s. 144)

[3] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/385-389.

[4] Darekutnl sft. 264

[5] Beyhakl c. 4 sh. 346

[6] el-Müstedrek c. 1 sh. 481 Darekutnl sh. 282 BeyhaU c. 4 sh. 351

[7] Merfu olarak gariptir. îbn-t Ebl Seybe Musannafinda Abdullah Îbn-I Mesud´dan mevkuf olarak rivayet etmistir. tbn-I Mace ile Tirmizl de bunu merfu olarak «Hac cihattir umre nafiledirt seklinde kaydetmislerdir. tbn-I Mâce c. 1 s.´ 221 KrmIzt c. 1 sh. 125

[8] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/389-390.

[9] tbn-i Mâce c. 1 s. 232 Ebü Davud c. 2 sh. 230. Heysemî´nin Ez-Zevâid c."4 sh. 22´de kaydettigine göre bu hadisi ayni mânada ayrica Bezzar îmam Ah-med ve Taheranî de rivayet etmislerdir. (Nasb-ürraye c. 3 s. 152)

[10] Sihah-i Sitte´nin kaydettikleri bu hadiste Peygamber Efendimiz (S.A.V.) kaduia sadece : «Baban yerine haccet» buyurmus olup «umre et» emri yoktur

[11] Müslim c. 2 sh. 41. Nesal c. 2 sh 132 Ebû Davud c. 2 sh. 43 TIrmizt C. 1 Sil. 177

[12] Nisa sureti âyet 100

[13] Bu lâfiz Ue gariptir. Taberanl ile Ebû Yala Ebû Hüreyre (R.A.)´dan: «Kim ki hac yapmak üzere evinden çikip da yolda ölürse ona Kiyamet gününe ka¤dar hac yapan kimsenin sevabi yazilir kim ki umre yapmak üzere evinden çikip da yolda Ölürse Kiyamet gününe kadar ona umrenin sevtfbt yazilir...» seklinde rivayet etmislerdir. (Nasb-Ürraye c. 3 s. 159)

[14] Seyhü´l-Îslâm Burhanüddîn Ebu´l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî Hidaye Tercümesi Kahraman Yayinlari: 1/390-395.
__________________
"Güven" Çok İnce Bir Çizgidir.

Onu Kalınlaştırarak Kırılmasını Engelleyen Tek Şey
"İki Taraflı" Olmasıdır.


Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
KARAHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler: , ,


Etiketler
büyük, fıkhı, hanefi


Konuyu Toplam 22 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 22 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dört Mezhep Fıkhı--- KARAHAN Dini Bilgiler 318 19-Mayıs-2010 19:16
Hanefi Avci BEN SUAT H-I-i-J-K 0 12-Ekim-2009 11:43


Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2