Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > Eğitim Öğretim Bölümü > Ders Kaynakları > Biyoloji
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


"Bayrakları Bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa Vatandır."

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Organlarımız ve Görevleri A-Z
Konudaki Cevap Sayısı
39
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
2281


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-Kasım-2009, 01:15   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Organlarımız ve Görevleri A-Z

Apandis ve Apandisit



Kalinbagirsagin bir uzantisi olan apandis çogu zaman apandisit denilen bir iltihaba yol açar.

Apandis kalinbagirsagin bas tarafinda körbagirsakta bulunur. Içi bos solucanimsi bir uzantidir; ortalama uzunlugu 8 santimetredir. Görevi bademciklerin ve lenf dügümlerinin görevine benzer; kalinbagirsakta bulunan mikroplari yok ederek hastalik yapmalarini önlemege çalisir. Kesinlikle gerekli olmamakla birlikte görülüyor ki gene de bir ise yariyor.

Apandisit apandisin mikrop alma sonucunda iltihaplanmasidir; çocuklarda çok görülür. Apandisitin baslica belirtileri sunlardir: karin agrilari hafif ates pasli dil mide bulantisi ve kusma. Ilkin üst karin bölgesinde baslayan agrilar zamanla sag kasik bölgesine yerlesir. Buraya bastirinca büyük agri ve kasilmalar olur.

Bu belirtiler ortaya çikar çikmaz doktora basvurulmalidir. Geç kalinirsa apandis patlayarak iltihap karin zarina yayilabilir ve hasta karin zari iltihabindan ölebilir. Apandis ameliyati çok basittir 20 dakikayi geçmez: karin zari iki kas demeti arasindan yarilarak apandis dibinden kesilip alinir. Yarasi çabuk iyilesir.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hatice_ (18-Şubat-2011)
Alt 09-Kasım-2009, 01:16   #2 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Bademcikler



Bogazin iki yaninda bulunan bezler.

Bogazin her iki yaninda dilin dibinde üst tarafta nöbetçi olarak bulunan bademcikler yutagi mikroplara karsi korur.

Gerçekten de bademcikler lenf bezleridir; içlerinde mikroplara karsi etkin biçimde mücadele edebilecek özel türden akyuvarlar bol miktarda bulunur. Solunum aygitinin giris kisminin her iki yaninda yer alan bademcikler böylelikle organizmamizi burundan veya agizdan içeri girebilecek bütün hastalik mikroplarina karsi savunur.

Bu savunma tepkisi kendini (sözgelimi bir anjin vakasinda) bademciklerde agrili bir bademcik iltihabi (yangisi) biçiminde gösterir.

Bununla birlikte bademciklerin bir savunma aracindan çok bir tehlike haline dönüstügü durumlar da yok degildir. Gerçekten bazi kisilerde özellikle çocuklarda bu organlar öylesine duyarlidir ki sürekli olarak mesele çikarir agrir ve solunuma engel olacak kadar siser; o zaman bademciklerin ameliyatla alinmasi gerekir.

Vücutta yapi ve görev bakimindan bademcikleri andiran baska bezler de vardir: dil bademcigi yutak bademcigi bagirsak bademcigi gibi.



Böbrekler




Idrar salgilayan organlar.

Üzerlerinde böbreküstü bezlerinin yer aldigi iki böbrek omurganin her iki yaninda bel bölgesinde bulunur. Kirmizimtirak-esmer renkte iri fasulyeleri andirir ve her birinin agirligi 120 ile 150 gram arasindadir. Her böbregin içbükey kenarindaki göbek'ten böbrek atardamari girer ve böbrek toplardamari ile sidik borusu çikar.

KANIN TEMIZLENMESI

Her böbrek sayisiz sidik borusundan (böbrek basina 20 kilometre kadar uzunlukta) olusur bu borular kilcal kan damarlariyla siki bir iliski halindedir. Kanin temizlenmesi iki asamada ve bunlar araciligiyla gerçeklestirilir.

Dogal artiklar (yani su madensel tuzlar üre ürik asit üratlar) veya dis kaynakli artiklar (ilaç kalintilari) bu sidik borularina geçer sidigi meydana getirir ve havuzcuk'ta birikir. Sidik siyek'lerin periyodik kasilmasiyla sidik torbasina aktarilacaktir.

Sidik torbasinda 500 ile 600 sm3 arasi hacimde sivi birikince cidarlarinin kas lifleri kasilir ve sidik bosaltma ihtiyaci kendini duyurur.

HAYATI BIR ORGAN

Sürekli olarak kanin kimyasal bilesimini düzenleyen böbrek hayati bir organdir. Böbrek nakilleri (bir ölüden veya gönüllü bir vericiden alinmis bir böbregin baskasina takilmasi) veya böbreklerin islemesinin tamamen veya kismen durdugu zaman kullanilan suni böbrek bu nedenle çok önemlidir.

Üratlarin (ürik asit tuzlari) böbrek taslari biçiminde anormal olarak katilasmasi bir sidik borusunu tikayabilir ve idrar bosaltma faaliyetine engel olabilir ayni zamanda da böbrek sancilari denilen müsis agri ve sancilara yol açabilir.



Böbreklerin ve bosaltim aygitinin semasi.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-Kasım-2009, 01:17   #3 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Deri




Vücudu saran ve dokunma organini olusturan koruyucu zar.

Dokunma duyusu organi olan deri vücudun üstünü kaplar. Dogal deliklerin içi sindirim ve solunum organlarinin iç ve dis yüzleri de mukoza denilen yalinkat bir deriyle kaplidir. Derinin üstünde killar ve gözenek adi verilen çok küçük delikler bulunur.

DERININ YAPISI

Deri üstderi ve altderi diye iki kisma ayrilir. Altderinin altinda da derialti dokusu denilen yagli bir tabaka yer alir. Bu tabaka derinin kaslar ve kemikler üstünde kaymasini saglar. Bundan yararlanilarak hayvanlarin derisi kolayca yüzülebilir.

Üstderi'nin kalinligi bir milimetrenin onda biri kadardir. Üst kismi cansiz (boynuzsu tabaka) alt kismi canlidir. Üstteki ölü hücreler asinip döküldükçe alttan yeri doldurulur. Malpigi tabakasi da denen canli kisimda deriye rengini veren boya maddeleri bulunur.

Altderi esnek ve dirençlidir. Kilcal kan damarlari sinir uçlari kil kökleri ter ve yag bezleri bu kisimda bulunur. Kilin gövdesi cansiz fakat kökü canlidir. Kil günde ortalama 02 mm kadar uzar. Kan dolasimi arttikça kilin büyümesi de hizlanir. Kötü beslenme ve kötü kan dolasimi killarin dökülmesine yol açar. Bazi hastaliklar da killarin dökülmesine sebep olur (kellik saçkiran v.b.).

Killarin beyazlasmasi ise kil soganindaki boya maddelerini akyuvarlarin yok etmesinden ve mikroskopik hava kabarciklarinin kila yerlesmesinden ileri gelir. Her kilin dibinde bir irkilme kasi vardir. Soguk ve korku gibi etkenler bu kasin kasilmasina ve kilin diklesmesine sebep olur. Killarin dibinde bulunan salkim biçimindeki bir yag bezi durmadan yagli bir sivi salgilar. Bu yag deriyi ve killari yaglayarak sudan korur.

DERININ DUYARLILIĞI

Deri dokunma organidir. Dokunma basinç sicak soguk ve aciyi algilar. Altderide bulunan sinir uçlarina bagli duyu cisimciklerinin kimi dokunmayi kimi basinci kimi sicagi kimi sogugu kimi aciyi alir. Genis yüzeyi ve büyük duyarligiyla deri vücudumuzun dis etkilerden korunmasini saglar. Bu nedenle derinin bakimi ve korunmasi insanlar için büyük önem tasir.



Elin üstderisinden bir parça: kirisikliklardan ter deliklerinden ve ince killardan olusan tabaka açikça görülüyor. 75 kiloluk bir insanda l metrekare kadar yer tutan 3 kg agirliginda deri bulunur. Kalinligi 15-3 mm arasindadir. Rengi ve görünüsü cinsiyete irka iklime yasa v.b. göre degisir.

YANIKLAR

Yaniklar derinin en sik ugradigi kazalardir. Derinligine göre üç dereceye ayrilir: birinci derece yanik hafif bir yaniktir (günes yanigi gibi); ikinci derece yanik deride içi saydam bir sivi dolu kabarciklar olusur iz birakabilir; üçüncü derece yanik çok ciddidir hem üstderiyi hem altderiyi zedeler ve deri naklini gerektirir.

ERGENLIK

Erinlik döneminde bazen sivilceler yüzü omuzlari ve gövdenin üst kismini kaplar. Bu çibanin niteligi henüz belirlenmemis ise de sindirim ve hormon bozukluklari yüzünden çiktigi sanilmaktadir. Yerel tedavi (losyonlar sürülmesi) veya daha genel (beslenme sagligina dikkat) bir tedavi uygulanir ve genellikle eriskin yasta geçer.



Derinin üç tabakasi ve bir kilin deriye gömülüsü.





Dil ve Tatma




Agiz boslugunda bulunan ve kaslardan olusan organ.

Dilin ön kismi serbest arka kismi altçene kemigine bitisiktir. Çizgili kaslardan olusan bu organ çok hareketlidir; çigneme yutma ve konusma eylemlerinde önemli rol oynar. Dilin üstü çesitli büyüklükte kabarcik ve memeciklerle kaplidir. Bunlarin dipleri çanak gibi çukurdur. Çukurlarin kenarlarinda tat alma hücreleri bulunur. Onun için dil ayni zamanda bir tat alma organidir. Bunun sonucu olarak dil aldigi tada göre bir salgi refleksi ile tükürük bezlerini de harekete geçirir.

NASIL TAT ALIRIZ?

Insan ancak suda eriyen maddelerin tadini duyabilir. Erimeyen maddelerin (demir bakir altin su v.b.) tadi yoktur. Tükürükle eriyen maddeler tat alma hücrelerini etkileyerek uyartir. Bunlara bagli olan tatma sinirleri uyartiyi beyne iletir. Böylece insan o maddenin tadini almis olur.

Dil baslica dört çesit tat ayirt eder: tatli tuzlu aci ve eksi. Dilin ucu tatliyi kenarlari tuzluyu arka kismi aciyi orta kismi da eksiyi daha çok duyar. Dil normalken pembe ve nemlidir. Vücut fazla su kaybettigi zaman ve bazi agir akciger hastaliklarinda «kuru» olur.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hatice_ (18-Şubat-2011)
Alt 09-Kasım-2009, 01:18   #4 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Disler



Agizda bulunan besinleri isirmaya ve çignemeye yarayan küçük kemik parçalari.



Insanlarda ve hayvanlarda dislerin baslica görevi besinleri kesip parçalayarak ve çigneyerek sindirimi kolaylastirmaktir. Bazi hayvanlarin disleri birbirinin esidir (yunusbaligi) ama insanda böyle degildir insanin agzinda dört çesit dis vardir: sekiz tane yassi kesici dis dört tane sivri köpekdisi sekiz küçükazi ve on iki büyükazi.

Çocuk dogdugu zaman dissizdir. Sonra disler iki asamada gelisir. Çocuk 5-6 aylik olunca geçici disler çikar (süt disleri) giderek sayisi yirmiyi bulan bu disler yavas yavas düser (6 ile 12 yas arasinda) yerine daimi ve eksiksiz ikinci disler çikar (o-tuz iki tane). Bunlar düsse de yerine yenisi çikmaz.

Çigneme sirasinda bazi yemek artiklari dislerin arasinda kalabilir; bakteriler bu yemek artiklari içinde gelisir ve dislerde doku bozukluguna (çürükler) sebep olabilir bu da bazen çok ciddi bir hal alir ve sanci verir. Bunun için disleri çok muntazam olarak firçalamak (her yemekten sonra) ve hiç olmazsa yilda bir defa disçiye muayene ettirmek kesinlikle gereklidir. Dis bakiminda fazla sicak ve fazla soguk besinleri agiza almamanin findik ceviz gibi meyveleri disle kirmamanin da önemi vardir.



Saçlar




Bütün memeliler arasinda yalniz insanin basi ensesi ve sakaklari vücudun geri kalan kisimlarinda çikan killardan farkli killarla örtülüdür.

Saç tirnaklarinkine ve derinin koruyucu tabakasina benzeyen boynuz¤su bir maddeden meydana gelir. Baslica iki bölümü vardir: kök ve sap. Saçin tek canli ögesi olan kök saçli deriye gömülüdür ve yaklasik olarak ayda bir santim kadar büyüyen sap kismi buradan çikar. Yas ilerledikçe saçlar beyazlasir (agarma) ve yavas yavas dökülerek sonunda bazen büsbütün yok olabilir (dazlaklik).

Saç sikligi santimetre kareye yaklasik 175 ile 300 arasinda degisir. Eriskin insan günde 35-100 arasi çocuk 90 ve ihtiyarlar ise 120 saç döker. Saçlar kisa göre yazin ve gün¤düze göre geceleyin daha çabuk uzar. __________________
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hatice_ (18-Şubat-2011)
Alt 09-Kasım-2009, 01:19   #5 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Beyin




Beyin omurgalilarda kafatasi boslugunun içinde yer alan ve merkez sinir sisteminin ön bölümünü olusturan yogunlasmis sinir dokusu. Duyular araciligiyla alinan verilen birlestirip bütünleyerek bu uyarilara yanit niteligindeki hareketleri yöneten bu neden-le temel içgüdüsel etkinliklerde çok önemli bir rol oynayan beyin üstün yapili omurga-lilarda ayni zamanda ögrenme merkezidir.

Omurgasizlarin beyni bir dizi sinir kordo-nunun ön ucunda kümelenmis sinir hücrele-rinden omurgalilarin beyni ise omurili-gin ön bölümünün iyice genislemesinden olusur. Gelismemis omurgalilarin beyni böyle bir genisleme göstermediginden daha çok bir boruyu andirir; bu hayvanlarin beyni ile daha üstün yapili omurgali embri-yonlarinin erken gelisme evrelerindeki beyni arasinda oldukça büyük bir benzerlik göze çarpar.

Gelismemis omurgalilarin beyninde üç bölge ayirt edilir: Arka beyin ya da art beyin (rombensefal) orta beyin (m~zen-sefal) ve ön beyin (prozensefal). Üstün yapili omurgalilarda embriyonun gelismesi sirasinda beyin önemli degisiklikler geçirir-se de bu üç bölge arasindaki ayrim sonuna degin korunur. Ancak embriyonun gelis-mesi sirasinda orta beyin oldugu gibi kalir-ken ön beyin ve arka beyin ikiser alt bölüme ayrildigindan beyinde bes bölgeli bir yapi ortaya çikar: Arka beyin beyincigi olustu-ran metensefal ile soganiligi (sogancik ya da omurilik sogani) olusturan miyelensefal bölgelerineayrilir; ön beyinden ise beyin yarimkürelerini olusturan telensefal (büyük beyin) ile talamus ve hipotalamusu olustu-ran diensefal bölgeleri dogar.

Beyni beyin yarimküreleri ve beyin sapi olmak üzere iki büyük bölüm halinde incelemek anatomi açisindan büyük kolaylik saglar. Bu incelemede diensefal (talamus ve hipotalamus) mezensefal (orta beyin) meten-sefal (Varol köprüsü ve beyincik) ve miye-lensefal (soganilik) bölgeleri beyin sapi içinde sayilir.

Beyin sapi içindeki olusumla-rin en önemlilerinden biri olan ve embri-yondaki arka beyin bölgesinden türeyen beyincik dengenin ve kas hareketlerin-deki esgüdümün saglanmasindan sorumludur. Soganilik ise omurilikten gelen sinyalleri beynin daha yukaridaki bölgelerine iletir; ayrica kalp atisi ve solunum gibi otonom sinir sistemi islevlerini yönetir.

Üst bölümü embriyonun ilk evrelerindeki ve gelismemis omurgalilardaki görme çikintisindan türemis olan orta beyin baliklarda ve amfibyumlarda duyulardan gelen verilen birlestirme merkezidir. Kuslarda bu islevi orta beyin ve ön beyin birlikte üstlenir. Memelilerde ise orta beyin iyice küçülmüstür ve daha çok ön beyin ile arka beyin arasindaki baglantiyi saglar.

Diensefal bölgesinden dogan talamus soganilik ile beyin yarimküreleri arasinda demiryollarindaki makas ya da röle istasyonlarinin islevini üstlenir. Hipotalamus ise cinsel güdüleni hoslanma agri acikma ve susama duyumlarini kan basincini vücut sicakligini ve iç organlara iliskin öbür islevleri denetleyen önemli bir merkezdir. Ayrica hormon salgisinin düzenlenmesinde de önemli görevler üstlenir; hipofiz bezinin ön bölümünün salgisini uyaran hormonlari ve bu bezin arka bölümünde depolanip salgilanan oksitosin ve antidiüretik hormon-lari üretir.

Soyolus ve embriyonolus evrimleri sirasin-da koku çikintisinin bir parçasi olarak gelisen telensefal insan beyninde çok daha karmasik islevlerden sorumludur. Insanda ve öbür gelismis omurgalilarda bu bölüm kivrimli bir bozmadde kütlesi olusturacak biçimde büyüyerek beynin geri kalan bölümü üstüne yerlesmistir. Beyin kivrimlarinin azligi ya da çoklugu bir ölçüde canlinin vücut büyüklügüne baglidir.

Karinca yiyen ve marmoset gibi küçük yapili memelilerin beyinleri genellikle düz denecek kadar az kivrimli balina fil ve yunus gibi büyük memelilerin beyinleri ise çok kivrimlidir. Bu büyük memelilerden bazilarinda örnegin balina ve yunusta beyin kabugundaki bozmaddenin çok ince olmasina karsilik insanda ve insansi maymunlarda bozmadde genellikle daha kalin ve çok daha farklilasmistir.

Beyin yarimküreleri önden arkaya dogru uzanan derin bir yarikla birbirinden ayrilmistir. Bu yarigin tabaninda iki yarimküre arasindaki iletisim baglantisini saglayan ve kati madde nasirsi madde beyin diregi gibi adlarla anilan kalin bir sinir lifi demeti (corpus callosuni) bulunur.

Sinir lifleri soganilikte ya da ender olarak. Omurilikte çaprazlanarak yön degistirdikleri için beynin sol yarimküresi vücudun sag yanini sag yarimküresi ise sol yanini denetler. Her ne kadar sag ve sol yarimküre birçok bakimdan birbirinin ayna görüntüsü biçimindeyse de aralarinda önemli islevsel farkliliklar vardir. Örnegin birçok kiside konusmayi denetleyen bölgeler sol yarimkürede mekan algisini denetleyen bölgeler ise sag yarimkürede bulunur.

Orta oluk (Rolando yarigi) ve yanal oluk (Sylvius yanigi) denen iki derin yarik beyin yarimkürelerinden her birini alin yan kafasakak ve art kafa loplari olarak bilinen dört parçaya böler. Orta oluk beyin kabugunun hareket sinirlerinin uçlarini alan bölgesi (yarigin önündeki bölge) ile duyu sinirlerinin uçlarini alan bölgesini de (yarigin arkasindaki bölge) birbirinden ayirir.

Insan beyninin agirligi yasa boya vücut agirligina cinsiyete ve irka bagli olarak degisir. Beyin erkeklerde ortalama agirligi olan 1.400 gr'a 20 yas dolaylarinda kadinlarda ise ortalama agirligi olan 1.260 gr'a biraz daha erken yasta ulasir. Bu yastan sonra her iki cinste de beynin ortalama agirligi her yil bir gram kadar eksilerek 75 yaslarinda olgunluk döneminde eristigi tepe degerinin onda biri kadar azalir. 20-70 yaslari arasin-da insan beyninde her gün yaklasik 50 bin sinir hücresinin (nöron) görev yapamaz duruma geldigi ya da yok oldugu tahmin edilmektedir.

Beyin kabugu beyin korteksi olarak da bilinir beyin yarimkürelerinin sinir sistemi-nin bozmaddesinden olusan ve istemli hareketlerin denetlenmesinden duyularin birlestirilip yönlendirilmesinden yüksek düzeydeki zihinsel ve duygusal islevlerin düzenlenmesinden sorumlu olan en dis katmani. Beyin kabugunu olusturan hücreler kesin sinirlarla birbirinden ayrilmamis alti kat-manda toplanir:

1) Moleküllü katman

2) Tanecikli dis katman

3) Piramidimsi dis katman

4) Tanecikli iç katman

5) Piramidimsi iç katman

6) Igsi hücreler katmani.

Her iki yarimküreyi örten beyin kabugu getirici sinir liflerinin dagilimina ya da daha derindeki sinir merkezleriyle baglantili olan götürücü liflerin kökenine göre de birkaç bölüme ayrilir. Bu ayrima göre kabugun en önemli islevsel bölümleri birincil hareket alani birincil duyul alani birincil görme alani birincil isitme alani ve birlestirme alanlaridir.

Birincil hareket alani beynin ön bölümünde (alin lobu) orta olugun ön duvarinda bulunur. Vücudun karsi yanindaki iskelet kaslari buradan yönetilir. Birincil duyu alani beynin yan kafa bölümünde yer alir ve deriden kaslardan eklemlerden kas kirislerinden gelen duyular talamus araciligiyla bu alana ulasir. Burada da hareket alanindaki gibi vücudun çesitli bölgelerine karsilik düsen özel bölgeler vardir.

Duyu alaninin yikimi duyularin algilanmasini azaltir ama tümüyle yok etmez; çünkü agri gibi bazi önemli duyumlar talamusta bilinç düzeyine ulasir. Birincil görme alani beyin kabugunun art kafa bölümündeki mahmu-zumsu yarikta bulunur; bu alanin yikimi görme bozukluklarina hatta yitimine yol açar. Birincil isitme alani sakak bölümünde yanal beyin yariginin tabaninda bulunur ve yikimi orta derecede sagirlikla sonuçlanir.

Çesitli hareket ve duyu alanlariyla baglan-tili olan birlestirme alanlari üstün yapili omurgalilarda beyin kabugunun çok büyük bir bölümünü kaplar. Birincil duyu alanlarinin yakinindaki birlestirme alanlarinin görevi duyulardan gelen uyarilari görüntülemek ve anlamlandirmaktir. Alinan uyarilar önceden yasanmis deneyleri ve anilan çagristirdiginda uyarilan veren nesne ya da olgu taninir.

Karmasik istemli hareketlerin yapilabilmesi için önce hareket planinin tasarlanmasi sonra bu planin birlestirici sinir lifleriyle hareket alanlarina aktarilmasi gerekir. Konusma islevinde de karmasik hareket ve duyu birlestirme mekanizmalari söz konusudur.

Beyin oluklari beyin yariklari olarak da bilinir beyin yarimkürelerinin dis yüzeyin-de beyin loplari denen çesitli anatomik bölgeleri birbirinden ayiran derin yariklardir. Bu oluklar insan beyninin en islevsel bölümü olan beyin kabugunun alanini artiracak biçimde beyin yüzeyinin katlanip kivrimlasmasindan ileri gelir.

Beyin oluklarinin en belirginleri sunlardir: Alin ve sakak loplari arasindaki yanal oluk ya da Sylvius yarigi; alin ve yan kafa loplan arasinda birincil hareket ve duyu alanlarini birbirinden ayiran orta oluk ya da kolando yarigi; beyin kabugunun görme alanini barindiran art kafa lobundaki mahmuzumsu yarik; yan-kafa ve artkafa loplarini ayiran yan kafa art kafa olugu; beyin yarimkürelerini beyincikten ayiran enine oluk ve yalnizca nasirsi (kati) madde araciligiyla aralarinda baglanti kalacak biçimde iki yarimküreyi hemen hemen bütünüyle ayiran boylamasina oluk.

Beyin-omurilik sivisi beyin karinciklarini ve omurilik iç kanalini dolduran ayrica bu olusumlarin çevresini sararak sürtünmeleri engelleyen ve darbelerden koruyan duru renksiz sivi. Beyin omurilik sivisi daha çok beyin karinciklarinda olusur beyin sapindaki kanaldan asagiya dogru akar ve çevredeki doku bosluklari tarafindan emilerek merkez sinir sisteminden ayrilir.

Normal bir yetiskinin vücudunda 100-150 mI kadar beyin-omurilik sivisi vardir. Beyin omurilik sivisi daha çok mekanik islevler üstlenir: Beynin agirligini tasir; beyin ve omuriligi çevreleyen zarlar ile kafatasi kemiklerinin iç yüzeyini döseyen zarlar arasindaki sürtünmeleri azaltmak için yüzeylere kayganlik kazandirir; basa sert bir cisim çarptiginda darbenin etkisini dagitan bir tampon islevi görür. Ayrica sinir sistemi içinde çesitli maddelerin tasinmasi örnegin metabolizma artiklarinin antikorlarin hastalik ürünü olan çesitli maddelerin beyin ve omurilikten kan dolasimina aktarilmasi bazi ilaçlarin sinir sistemi dokularina ulastirilmasi da beyin omurilik sivisi araciligiyla olur.

Beyin sapi tümbeynin (ensefal) beyin yarimkürelerinin altinda kalan ve orta beyni Varol köprüsünü ve soganiligi içeren bölümü. Anatomi incelemelerinde çogu kez talamus ve hipotalamusu içeren ara beyin ile gene art kafa çukurunda beyin sapiyla ayni kesimde bulunan beyincik de bu bölümden sayilir.

Ara beyin (diensefal) ve orta beyin (mezensefal) bölgesine üst beyin sapi Varol köprüsü ile soganilige alt beyin sapi denir. Beyin sapinin ayri bir birim olarak kabul edilmesinin temel nedeni refleks hareketlerin duyu ve hareket iletisinin denetlenmesinde vücudun iç orta-minin düzenlenmesinde ve sinir sisteminin geri kalan bölümünün esgüdümünde çok özel islevler üstlenmis olmasidir.

Beyin yarimküreleri ile omurilik arasinda yer alan ve beynin bu farklilasmis bölgeleriyle baglantisi olan beyin sapi bu yapilardan her ikisiyle de bazi benzerlikler gösterir. Beyin sapi giren sinirler araciligiyla duyusal izle-nimlerin alinip biriktirilmesinden sorumlu oldugu gibi deri ve kaslara giden hareket sinirlerinin ayrica göz kulak burun gibi duyu organlarina giden kafatasi sinirlerinin büyük bölümü de beyin sapindan çikar.

Beyin yarimküreleri kafatasinin üst kesiminde beynin en genis bölümünü olusturan boylamasina derin bir yarikla iki parçaya ayrilmis çok kivrimli sinir dokusu kütleleri. Sag ve sol yarimküreler arasindaki tek baglanti altta yarigin tabaninda uzanan ve nasirsi ya da kati madde (corpus callosum) denen genis bir sinir demetidir.

Yarimkürelerin en dis katmani olan beyin kabugu ya da korteksi daha çok sinir hücrelerini ve destek hücreleri içeren bozmaddeden iç katmanlari ise sinir hücrelerinin uzantilari olan aksonlari ya da sinir liflerini içeren akmaddeden ve bazal gangliyonlardan yapilmistir.

En üst düzeyde zihinsel ve duygusal islevlerden sorumlu olan beyin yarimkürelerinin en ilginç özelliklerinden biri her yarimkürenin beyin kabugunca yönetilen bu islevleri öbür yarimkürenin etkisini bastirarak denetim altina alma egilimidir. Bu baskinlik özellikle konusma alaninda kendini belli eder; sag elini kullanan kisilerde konusma etkinligi sol yarimkürenin denetimi altindadir.

Baskin ve baskin olmayan terimleri aslinda biraz yanilticidir; bir anlamda insanlarin iki beyinli oldugu söylenebilir: Baskin denen yarimküre sözlü anlatimda ön plana çikarken öbür yarimküre de yüzlerin animsanmasi gibi karmasik algilama olaylarinda baskinligini gösterir.

Beyin zarlari menenj ya da meninksolarak da bilinir beyni ve omuriligi saran üç zarsi kilif: Ince zar (pia mater) örümceksi zar (arachiioidea ya da araknoit) ve sert zar (dura mater). Beyin karinciklarini ve örümceksi zar ile ince zar arasindaki boslugu beyin-omurilik sivisi doldurur. Beyin zarlarinin ve beyin-omurilik sivisinin temel islevi merkez sinir sistemini korunaktir.

Ince zar

Ince zar dogrudan dogruya beyin ve omurilik yüzeyine degen ve bu yapilara sikica yapismis olan iç örtüdür. Lifli dokudan yapilmis çok ince bir zar olan bu örtünün dis yüzeyi sivilari geçirmedigi sanilan yassi ve çokgen hücrelerden olusmus bir katmanla kaplidir. Beyne ve omurilige giden kan damarlari ince zari delerek geçer. Ince zar bu damarlarla birlikte beynin derinliklerine dogru ilerler ve kan damarlariyla arasinda küçük bir bosluk birakarak. sinir dokusuna sikica yapisir.

Örümceksi zar

Ince zarin üstünde yer alan bu ikinci zar ile ince zar arasinda örümceksi zar alti aralik denen bir bosluk bulunur. Son derece ince saydam ve kolayca örsele-nebilen bir doku olan örümceksi zar da lifli dokudan yapilmistir ve ince zar gibi büyük olasilikla sivilari geçirmeyen yassi ve çok-gen hücrelerden olusmus bir katmanla kaplidir. Yalniz örümceksi zar ince zardan farkli olarak beyin yüzeyindeki bütün girin-ti ve çikintilari izlemez; bu özelligiyle sinir sisteminin yüzeyi ile duvarlari arasinda bazen dar bazen genis bosluklar bulunan bol bir torba gibi düsünülebilir.

Sert zar

Üç beyin zarinin en dista bulunani kalin saglam ve yogun lifli dokudan olusan sert zardir. Bu zarin iç yüzeyi ince zarin ve örümceksi zarin yüzeyindekilere benzeyen yassi çokgen hücrelerle kaplidir. Öbür iki zardan çok daha karmasik bir düzeni olan sert zar basit bir tanimla örümceksi zari saran ve çok çesitli islevleri yüklenebilecek biçimde degisiklige ugramis olan bir kesedir.

Sert zarin kafatasi içinde kalan bölümü beyin dokularindan aldigi kani kalbe tasi-yan büyük toplardamar kanallarini (sinüsleri) çevreler ve destekler. Ayrica ara bölme denen çok sayida çikintiyla beyne de destek olur. __________________

Sindirim Sistemi




Agiz ve Disler

Sindirim agizda çignemeyle baslar. Çigneme; besinleri küçük parçalara ayirarak yutulmalarini kolaylastirir agizda sindirim için gerekli tükürük salgilanmasini saglar besinlerin temas yüzeylerini artirarak tükürük ve mide suyu enzimlerinin daha etkili olmalarini saglar. Nisastali besinlerin sindirimi agizda olur.

Mide

Ters çevrilmis L seklindedir. Ortalama kapasitesi 1 - 15 lt.'dir. Bosken duvarlari birbiri ile birlesmis haldedir. Dolma sirasinda mide iç basinci artmaz. Zira çeperler gerilir.

Mide besinlerin zaman içinde en iyi biçimde dagitilmasinda ve bunlarin en iyi biçimde mekanik ve kimyasal hazirlanmasinda önemli rol oynar. Mide suyu; 3 ayri fazla salgilanarak olusur.

Sinirsel Faz: Besin mideye inmeden görme koklama ve lokmanin agiza konmasi ile baslar ve 15 saat sürer.

Gastrik Faz: Genellikle proteinli maddelerin mideye inmesiyle baslar.

Intestinal Faz: Genellikle yaglar onikiparmak bagirsagina geçince oradan yapilan uyarilarla baslar.


Mide bir depo rolü oynar. Besinler mideye düser ve tabakalar halinde dizilirler. Bu durus sirasinda besinler mide salgisinin etkisiyle kimyasal degisiklige ugrarlar ve kimus denilen sivi haline gelirler. Iyi çignenmis ve küçük parçalara ayrilmis besinler midede daha kolay sivi hale gelirler ve mide her 20 saniyede bir ritmik olarak bu sivinin 2 - 3 mlt.'sini mide kapisindan onikiparmak bagirsagina bosaltir.

Mide kapisi midenin ortalama her 5 kasilmasinda bir kez açilir. Midenin bosalma zamani ortalama 3 - 4 saattir. Koyu bir kivam mide bosalimini yavaslatir. Soguk bir yemek sicak bir yemege oranla daha fazla bosaltilir. Mide kapisindan sekerler en hizli yaglar ise en yavas bosaltilirlar.

Midede karbonhidratlar daha kolay sivi hale gelir ve proteinlerden daha çabuk bosaltilirlar. Proteinler midede belli bir kademeye kadar parçalanirlar. Yaglar ise midede en uzun süre kalan besinlerdir. Besinlerin emilimi bagirsaklarda olur. Midede çok az miktarda alkol ve bazi ilaçlar emilir.

Ince Bagirsaklar

2 kisimda incelenir:

Onikiparmak Bagirsagi: Mideden baslar. Ortalama 25 - 30 cm. boyda 3 - 4 cm. çapindadir.

Bosbagirsak - Kivrim Bagirsak: Onikiparmak bagirsagindan itibaren baslar. Ortalama 65 m. boyunda ve 4 cm. çapinda gittikçe daralan bir boru sistemidir. Mükozasinda genis kivrimlar vardir.

Ince bagirsagin sindirim ve emilim gibi 2 önemli görevi vardir:

Sindirim: Bagirsak sindiriminde en büyük rolü ince bagirsaklar oynar. Bagirsak sindiriminin %90'i burada; safra pankreas salgisi ve kendi salgisinin etkileri ile; kendi yaptigi itici ve pandül hareketlerle gerçeklesir ve mideden gelen kimusun sindirim islemi tamamlanir.

Bu hareketler; bagirsak içeriginin salgilarla temasini kolaylastiran karistirma hareketleri ve bagirsak içeriginin kalin bagirsaga dogru ilerlemesini saglayan saginma hareketleridir. Kimus'un onikiparmak bagirsagini geçisi hizlidir ortalama 15 dakikada gerçeklesir. Ince bagirsakta bu ilerlemenin süresi 4 - 5 saattir.

Besinlerin en siddetli karistirildigi ve emilimin en iyi oldugu yer kivrim bagirsaktir. Burada saginma hareketleri çok sik degildir. Bu besinlerin bu kisimda uzun süre beklemesini saglar.

Emilim: Besinlerin emilimi hemen hemen yalniz bagirsaklarda ve öncelikle ince bagirsagin yukari bölümünde gerçeklesir. Emilim miktari emilen ögeye göre degisir. Ancak mide; tam bir emilim için gerekli baslangiç olan iyi bir sindirim saglayamiyorsa emilim düzensizlikleri olabilir.

Besinlerin mukoza ile temasini karistirma hareketleri çogaltir. Emilim hizi bosbagirsaktan kivrim bagirsaga dogru giderek azalir.
Karbonhidratlarin emilimi çok önemlidir. Bu emilim özellikle onikiparmak bagirsagi ve bosbagirsak düzeyinde yapilir. Proteinlerin emilimi bosbagirsakta gerçeklesir. Bu emilim ancak; proteinler aminoasitlerce parçalanmislarsa yapilabilir.

Lipitlerin emilimi onikiparmak bagirsaginin sonu ile bosbagirsagin baslangicinda gerçeklesir. Su ve elektrolitlerin emilimi birbirine karsit iki olayin sonucudur. Bagirsak boslugundan kana dogru akis ve kandan bagirsaga dogru akis. Bu emilim bütün bagirsak boyunca gerçeklesir. Diskinin su miktarini sag kalin bagirsak düzenler.

Ortalama olarak günde 500 gr. karbonhidrat 100 gr.yag 50 - 100 gr. amino asit 50 - 100 gr. çesitli iyonlar ve 8 - 10 lt. su emilir. Yagda eriyen vitaminler lipitler gibi emilirler ve lenfyoluna geçerler. Suda eriyen vitaminler ise hizli sekilde emilirler. Günde ortalama 600 - 900 ml. izotonik kimus ince bagirsaktan kalin bagirsaga geçer.

Kalin Bagirsak

Sindirim kanalinin ince bagirsak ile göden bagirsagi arasindaki bölümüdür. Kalin bagirsak oldukça hacimli birçok parçaya bölünmüs bir borudur.

Ortalama 130 - 160 cm. uzunlugunda ve 6 - 8 cm. çapindadir. Görevi; ince bagirsaklarda emilenemeyen maddelerden ibaret kimusu konsantre edip disariya atmaktir. Bu konsantrasyonda su ve elektrolit emilimi önemli rol oynar.

Kalin bagirsak mükozasi ince bagirsak mükozasindan farklidir. Epitelin yüzeyi düzdür. Kalin bagirsak hareketleri ince bagirsaga göre daha zayif ve yavastir. Karistirici ve bosaltici hareketler vardir. Bosaltici hareketler günde ancak birkaç defa meydana gelir.

Kalin bagirsakta enzim olusmaz enzimden yoksun bir müküs salgisi vardir. Bu hiçbir sindirim enziminin etkili olmadigi selülozu parçalar.

Kalin bagirsak daha çok suyun geri emiliminde rol oynar. Bu emilim oldukça önemlidir. Günde 500-1500 mlt. arasinda degisir. Kalin bagirsakta ayrica; inorganik tuzlar bir miktar glikoz kisa zincirli yag asitleri emilir.

Diskinin su miktarini kalin bagirsak düzenler. Diski; safra pigmentleri sindirilmemis besin parçalari kalin bagirsak müküsü ölü bagirsak hücresi artiklarindan olusur. Kalin bagirsaktan günlük atilan feçes miktari 200 - 400 gr. dir. Bunun %70'i su %30'u kati maddedir. Alinan besin maddelerinin kolondan atilma süreleri genellikle 10 - 90 saattir. Baryum için ise 24 - 48 saattir.

Göden Bagirsagi

Bagirsak sisteminin son parçasidir. Iki kisimdan olusur:

Üst bölüm: Legen parçasi

Alt bölüm: Makat kanali.

Legen parçasi ortalama; 5 cm. çapinda ve 10-12 cm. uzunluktadir. Makat kanali bir silindir biçimindedir kisa ve dardir. 2 cm. genislikte ve 2 cm. uzunluktadir. Göden bagirsaginin toplam boyu 12 - 15 cm. dir.

Normalde göden bagirsagi bostur. Diskilar sol kalin bagirsakta birikir. Sol kalin bagirsak dolunca güçlü bir saginma dalgasi diski kütlesini göden bagirsagina geçirir. Diskilama sirasinda göden bagirsagi kasilarak diski kütlesini makata dogru iter.

Karaciger

Yasamin devami için gerekli birçok fizyolojik olayin merkezidir. Iç organlarimizin en büyügüdür. Kirmizi-kahverengidir. Oldukça sert kivamlidir kolay yirtilabilir. 15 kg. agirligindadir. Ayrica 800-900 gr. kan depolar. Üzerinde safra kesesi bulunur.

Baslica görevleri:

Bir iç salgi bezidir: Salgiladigi maddeyi kana verir.

Bir dis salgi bezidir. Hücreleri tarafindan salgiladigi safrayi (yaglarin sindirimine yarar) safrakesesinde toplar ve oradan sindirim borusuna döker.

Karaciger gerçek bir kimya fabrikasi'dir. Bütün metabolizmalarin kumanda merkezidir. Karbonhidratlar glikoz araciligi ile insan bedenini olusturan hücrelerin baslica enerji kaynagidir. Örnegin beyin hücreleri yalnizca glikozla beslenebilirler. Hücrelere yeterli miktarda glikozu götüren kandir.

Karaciger; kan glikoz düzeyinin düzenlenmesinde önemli rol oynar. Kanin glikoz düzeyi sabit olmalidir. Normalde 1 gr/lt. (%90-110 mg.)'dir. Kan sekeri düserse kana glikoz verir. Oruç gibi hallerde disaridan olmadigi zaman karaciger sekeri; ya glikojen depolarindan alacak ya da baska maddelerden seker yapacaktir. Kan sekeri yükselirse bir bölümünü alir ve depo eder.

Diger bir ifadeyle karaciger kandaki sekeri sabit tutar. Bu görevini ya bagirsaktan gelen seker fazlasini glikojen halinde depo ederek ya da bu glikojeni glikoz haline getirip gerektiginde kana geri vererek yerine getirir. Sindirilmis sekerlerin çogunlugu ekmek sebzeler tatlilar ve diger sekerlemelerdir.

Protein metabolizmasina bagli olarak amonyak sorunu ortaya çikar. Besinlerin sindirimi ve proteinlerin yikimi kanda amonyak belirmesine yolaçar. Bu madde özellikle sinir hücreleri için bir çesit zehirdir. Karaciger kanda dolasan bu amonyagi yakalar baska moleküllerle birlestirerek böbrekten atilan üre haline getirir.

Yaglarin sindirimine yarayan safra; tuzlardan olusur. Safra karacigerin parçaladigi veya bilesik yaptigi maddeleri de kapsar. Böylece karaciger artik maddelerini safra ile sindirim sistemine vermis olur.

Karaciger yaglarin ve proteinlerin metabolizmasinda da önemli rol oynar. Protein sentezi yapilmadiginda aminoasitler kullanilamaz ve kandaki sidikteki miktarlari artar. Kan hücreleri; karacigerde tahrip edilir ve yenilenir.

Demiri tespit edip depo eder yeni alyuvarlar yapiminda kullanimini saglar. K vitaminini etkisiyle kanin pihtilasmasina yardimci olur. D vitamini cinsellik hormonlari kortizon gibi bilesiklerin metabolizmalari da karaciger tarafindan yönetilir. Karaciger yaralari her zaman vahim ekseri öldürücüdür. Daima ameliyat gerektirir.

Iltihapli Hastaliklar: Bir mikroptan veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bunlarin genel belirtisi sariliktir.

Müzmin Iltihapli Hastaliklar: Genellikle alkolden veya zehirlenmelerden ileri gelir. Bazen kendiliginden ortaya çikan sirozlardir.

Urlu Hastaliklar: Dogrudan karacigerde olusan kanser.

Görev Yetmezligi: Karacigerin bütün fonksiyonlarini veya bir kisim fonksiyonunu yerine getirememesidir.

Bazi yiyecekler karacigerin iyi çalismasina yardim ederler:

Brokoli lahana karnabahar kirmizi turp sarmisakikuru taneliler sogan yumurta ve sülfürce zengin yiyecekler bulgur kuru taneliler folik asitçe zengin koyu yesil yaprakli sebzeler B12 vitaminince zengin hayvan ürünleri yagsiz yiyecekler.

Böbrekler

Omurganin iki yaninda fasulye biçimindedirler. Kirmizi renktedir. Böbrek bir temizleyici süzgeç ve özellikle de seçici düzenleyici bir organdir. Organizmanin disari atmasi veya saklamasi gerekenleri seçer. Artiklar zehirler ve fazla maddeler sidikle disari atilir.

Yararli gerekli ya da vazgeçilmez ögeler tutulup yeniden organizma dolasimina katilir. Böylece böbrek günde yaklasik 180 lt. su ve 600 gr. tuzu kandan ayirdiktan sonra yeniden geri emer.

Glikoz normalde bütünüyle geri emilir. Saglikli kiside sidige glikoz geçmez. Sodyum klorür kalsiyum ve fosfatlar %90 geri emilir.

Böbrek diger organlarla özellikle akcigerle birlikte kanin asit-alkali dengesinin korunmasina katkida bulunur. Kanin PH degeri 730 - 745 arasinda oynar. 700'nin altinda ve 780'in üzerinde yasam olanaksizdir.

Protein sentezi yapilmadiginda aminoasitler kullanilamaz ve kandaki sidikteki miktarlari artar. (kan protein düzeyi normalde %7 - 8 mg. dir.)

Böbrek kan basincini düzenleyen baslica sistemlerden biridir. Süzme islemini yumacik yerine getirir. Kan ortalama dakikada 4 lt. (günde 3760 lt.) kani organizmaya dagitir. Böbrege günde 1700 lt. den çok kan gelir (dakikada 12 lt.). Bunun %10'unundan çogu yumacik tarafindan süzülür. Yumaciklarin en fazla temizleme yetenegi günlük 180 lt. dir. Sonuçta 1 - 15 lt. sidik ortaya çikar.

Iseme istegi sidik torbasindaki sidigin basinciyla uyanir. Bu istek genellikle 300 mlt. den sonra kendini gösterir. Erkek bulbokavernöz kasinin kasilmasiyla sidik çikarmayi istemli olarak durdurabilir. Kadinda bu kas bulunmadigindan sidik çikarma aniden kesilir. __________________
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
hatice_ (18-Şubat-2011)
Alt 09-Kasım-2009, 01:20   #6 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Sinir Sistemi




Kas iskelet sisteminin koordine hareketlerini ayarlayan sistemdir. Istemli ve istemsiz hareketlerden sorumlu bir seri elektrik devrelerine benzetilebilir. Motor sinirler araciligiyla gelen uyaricilar sayesinde kasin dönüsü dedigimiz sertlik ve yumusaklik tayin edilir. Sinir sistemi yolu ile kasa gelen uyari kas-sinir kavsaginda saç ayagina benzer bir yapi yoluyla kas hücresine aktarilir.

Bu sinyaller sayesinde kas liflerinin bir gurubu istirahatte dahi aktif iken büyük gurubu gevsektir. Aktif küçük gurup devamli degisir ve istirahatte kasin tonüsünü devamli degisen küçük guruplarin aktivitesini saglar. Anlasildigi gibi kas hücresi uyarilabilir ve uyarimlara karsi kasilabilir bir hücredir. Bu özellik kasin hayatiyetinin devamliligi için mutlak sarttir. Özellikler temel elektrik kurallarina dayali olarak isler.

Egzersiz sirasinda sinir sistemi ile gelen uyarilarin miktari artar ve da ha çok kas gurubu aktiviteye istirak eder. Ayrica egzersiz ile artan vücut isisi sinir sistemindeki elektriksel iletim hizini artirir. Bu arada iyi antrenmanli kisinin sinir sistemindeki bir takim uyumsal degisiklikler sayesinde refleks ve reaksiyon zamanlari kisalir. Yani disardan gelen uyarici olaylara karsi iyi antrenmanli sporcular istemli ve refleks cevabi daha hizli verirler. Burada beyin gibi en üst düzeydeki merkez ile da ha ait düzeylerdeki sinir sistemine ait merkezlerin iliskilerinin düzenlenmesi de söz konusudur.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-Kasım-2009, 01:21   #7 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Sinüs ve Sinüzit




Yeni dogmus bir bebegin bile çok küçük olsa dahi sinüsleri vardir. Baslangiçta bezelye büyüklügünde olan bu bosluklar burnun içinden yüz ve kafatasi kemiklerinin içine dogru genisleyen bosluklardir. Çocukluk ve genç eriskinlik çaginda büyümeye ve genislemeye devam eder. Hava cepleridirler. Burnun iç yüzünü kaplayan zarin aynisi tarafindan kaplanmaktadirlar ve bir kursun kalem basi büyüklügünde açiklarla burun bosluguna baglanirlar.

SINÜSLER NE ISE YARAR?

Sinüsler normal salgi (mukus) olusturan burun sisteminin bir parçasidir. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklasik olarak yarim litre mukus salgilar. Üretilen mukus burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçaciklarini bakterileri ve diger havayla tasinan partikülleri süpürür ve yikarlar. Daha sonra bu mukus geriye bogaza süzülür ve yutulur. Içindeki parçaciklar ve bakteriler mide asidi tarafindan parçalanir. Birçok insan bunun farkinda degildir çünkü normal bir vücut fonksiyonudur.

BURUN GERISINE AKINTl NE DEMEKTIR?

Burun içi; hava kirliligi tarafindan allerjiye neden olan maddeler tarafindan dumanla veya virüsler tarafindan rahatsiz edildiginde normalden çok fazla mukus üretir. Bu burun zarlarindaki allerjik maddeyi yikayip uzaklastirmak amaciyla bol miktarda üretilmis berrak su gibi bir salgidir.

Burun arkasina dogru su gibi bir salgi olusur. Arkaya akintinin en önemli nedeni bu olaydir. Bir baska tipte ise mukus yapiskan ve kivamlidir. Bu hava yollarinin çok kuru oldugu ve zarlarin yeterince sivi salgiliyamadigi durumlarda görülür. Bakteriler tarafindan olusturulan enfeksiyonlarda da yapiskan ve kivamli mukus gözlenir ayni zamanda cerahatten dolayi mukusun rengi sari veya yesil olabilir.

SINÜS NEDIR?

"-it" eki tipta enfeksiyon veya enflamasyonu ifade eder. Bu nedenle sinüzit sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakasi soguk alginligi veya allerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgilanmasi ile ortaya çikar. Zarlar o kadar çok sisebilir ki sinüslerin küçük açikliklari kapanir. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasinda rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basincin artmasina neden olur.

Hangi sinüsün etkilendigine bagli olarak yüzde veya alinda üzerine basmakla olusan gözler arasinda veya gerisinde yanaklarda ve üst dislerde agriya meydana gelir. Çikisi kapali ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdir. Soguk alginligi normalden fazla sürerse ve sümügün rengi yesil-sariya dönerse veya garip bir tat olusursa muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelismistir.

Akut sinüzit olgularinda yüzdeki ve alindaki agri çok kötü olabilir. Sinüs çikisinin uzun süre kapandigi durumlarda kronik sinüzit gelisir. Bas agrisi az görülür ancak akinti ve kötü koku devam eder. Enflamasyonun çok asiri olmasi sonucunda polip adi verilen olusumlar gelisir. Bazi sinüzit olgulari üst disteki enfeksiyonun sinüse geçmesi sonucunda olusur.

SINÜZIT TEHLIKELI MIDIR?

Sinüzit olgularinin büyük çogunlugu tibbi tedaviye cevap verir ve tehlikeli degildir. Bununla birlikte sinüs içindeki bir enfeksiyon hem göze hem de beyne çok yakindir. Enfeksiyonun göze veya beyine yayilmasi çok nadirdir. Enfeksiyonlu sinüslerden akan mukus akcigerler için saglikli degildir. Böylece sinüzit; bronsit kronik öksürük veya astimi ya azdirir yada bunlarin ortaya çikmasina neden olur.

SINÜZIT BAS AĞRISI NEDIR?


Soguk alginligi sirasinda veya burun örtüsü sistigi ve burnun aktigi zamanda veya burun sümükle dolu oldugunda yüzde yanaklarda alinda veya göz çevresinde ortaya çikan bas agrisi muhtemelen sinüzit agrisidir. Sinüs enfeksiyonu buna neden olur. Bir baska tür sinüs bas agrisi ise uçak inmek üzere alçaldigi zaman ortaya çikar. Bu özellikle soguk alginliginiz veya aktif allerjiniz varsa belirgin olur (buna "Vakum Bas Agrisi" denilir). Maalesef sinüs bas agrisiyla karistirilabilecek birçok baska neden vardir.

Örnek olarak migren ve diger damar kaynakli bas agrilari veya gerginlik bas agrisi hem alin ve göz çevresinde agri olusturmasi hem de burun akintisina da neden olabilmelerinden dolayi sinüzit ile karistirabilirler. Ancak bu tip bas agrilari doktor müdahalesi olmadan kisa sürede gelip geçerler. Doktor müdahalesi olmadan uzun süren ve ancak antibiyotik tedavisiyle düzeltilebilen sinüzitten farklidirlar. Bununla birlikte arada sirada gelen bulanti ve kusmaya neden olan bas agrisi daha ziyade migren bas agrisidir. Siddetli sik ve uzun süren bas agrilarinin tanisi için mutlaka doktora bas vurulmalidir.

KIMLER SINÜS PROBLEMIYLE KARSILASIRLAR?


Gerçekte herkes sinüs enfeksiyonu geçirebilir ancak bazi gruplar daha hassastirlar.

Allerjisi olanlar : Bir allerji atagi soguk alginligi gibi mukozanin sismesine sinüs kanallarinin kapanmasina mukus akiminin engellenmesine ve bakteri enfeksiyonuna neden olur.

Iyi nefes almayi ve mukus akisini engelleyecek yapisal burun bozukluklari olanlar : Örnek olarak kirik bir burun veya septum deviasyonu (septum burun delikleri arasinda burnu sag ve sol olmak üzere ikiye bölen kikirdak bir yapidir. Bunun bir tarafa dogru egilmesine deviasyon denir.)

Sik sik enfeksiyona maruz kalanlar: Okul ögretmenleri ve saglik personeli hassastir.

Sigara içenler: Tütün dumani nikotin dogal direnç mekanizmasini bozarlar.

DOKTOR SINÜSLERIM IÇIN NE YAPACAKTIR?

Doktorunuz size soluk alip vermeniz burun akintinizin rengi ve kokusu ve hangi olaylarin (günün hangi saatinde veya hangi mevsiminde ) bu bulgulara neden oldugu ile ilgili sorular soracaktir. Bas agrinizi tarif etmeye hazir olun; Ne zaman ve hangi siklikta oldugu ne kadar sürdügü bulanti kusma görme bozuklugu veya burun tikanikligi ile iliskili olup olmadigi.

Kulak Burun Bogaz uzmani özellikle mukozanin görünüsüne ve salginin niteligine dikkat ederek kulaginizi burnunuzu agzinizi dislerinizi ve bogazinizi muayene edecektir. Burnunuzdaki hassasiyeti inceleyecektir. Bazi durumlarda sinüslerinizin röntgen filmi gerekli olabilir. Tedavi doktorunuzun koydugu teshis ile baglantili olacaktir. Enfeksiyonlar için antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale bazen de her ikisi birden gerekebilir.

Akut sinüzit çogunlukla antibiyotik tedavisine yanit verirken kronik için genellikle cerrahi müdahale gerekmektedir. Son yillarda uygulanan Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS) bu hastaliklarin çözümünde uygulanan basit bir tekniktir. Sonuçlar oldukça basarilidir. Eger bulgular allerji migren veya sinüzite benzeyen bir baska nedenden dolayi ise doktorunuz alternatif bir tedavi plani uygulayacaktir.

SINÜSLERIM IÇIN BEN NE YAPABILIRIM?

Allerjiniz varsa bunu kontrol edin. Soguk alginligi oldugunuz zaman buharla nemlendirici kullanin. Yataginizin bas tarafi daha yükseltilmis bir sekilde uyuyun. Dekonjestanlar kullanilabilir ancak içlerindeki kimyasal maddeler adrenalin gibi etki gösterebileceginden yüksek tansiyonu olanlarda riskli olabilir. Ayni zamanda bunlar uykusuzluga neden olan uyaricidirlar. Kullanmadan önce doktorunuza bas vurun.

Burnunuzu tahris eden kirleticilerden özellikle sigara dumanindan uzak durun.

Dengeli beslenin düzenli egzersiz yapin.

Enfeksiyonu oldugunu bildiginiz insanlarla iliskilerinizi sinirlamaya çalisin bu olmuyorsa bir takim önlemler alin (el yikamak ortak havlu ve önlük kullanmamak).

Birçok reçetesiz sinüs ilaci satilmaktadir ancak uygun bir tani koyulmadan bunlari kullanmak dogru degildir. En iyisi sizi muayene eden ve sizin sikayetlerinizi bilen doktorunuzun verdigi ilaçlari kullanmaktir.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-Kasım-2009, 01:21   #8 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Kromozom



Çok ilkel olan yaratiklar (mikroplar vb.) ile özel ödevlere çok uymus bazi hücreler (kandaki alyuvarlar) disinda canlilari meydana getiren bütün hücreler bir �bazen daha çok sayida� çekirdek (nukleus) sahibidir. Çekirdegin içinde canlinin özelliklerinin ondan türeyen kisilere geçmesini saglayan bilesikler ihtiva eden cisimcikler vardir. Bu cisimciklere kromozom adi verilir.

Kromozom kroma (renk) ve soma (cisim) sözcüklerinden türetilmis bir deyimdir. Hücre bazi özel boyalarla boyandigi zaman bu cisimlerin çok belirli hale gelmeleri bu ismin verilmesinin nedenidir.

Her türün kendine öz bir kromozom sayisi vardir. Bir türe ait bir canlida türünden çok ya da az sayida kromozom bulunmasi çogu kez bir gelisim bozuklugunun belirmesine yol açmaktadir.

1960'ta toplanmis olan Denver konferansinda insandaki kromozomlar gruplara ayrilarak siniflandirilmis ve her grupta bulunan kromozomlar da numaralanmislardir. Böylece bir bilim adami bir insanda herhangi bir kromozomda bir fazlalik veya eksiklik veya sekil degisikliginden söz açtigi zaman digerinin neden bahsedildiginden anlamasi mümkün olmustur. __________________
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-Kasım-2009, 01:22   #9 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Iskelet ve Kemikleri




Bütün omurgali hayvanlarin ve insanlarin türlere göre degisik sayida kemikten olusan eklemli bir çatisi yani iskeleti vardir. Birbirine eklemlerle baglanan kemikler kaslara destek görevi yapar; ayrica iç organlari korur vücudun besin alisverisine katkida bulunur özellikle kan için çok gerekli olan kalsiyumu saglar.

Canli Bir Madde


Kemik madensel tuzlardan (yüzde 45) sudan (yüzde 25) ve basta kemiközü (osein) olmak üzere ona esneklik veren maddelerden (yüzde 30) olusur. Üzerindeki incecik kanallardan sinirler ve kan damarlari geçer.

Iskelet gelisen bir yapidir: dogumdan eriskin yasa kadar kemiklerin agirligi artar boyu uzar (kizlarda 20 ve erkeklerde 25 yasina kadar). Kemik kirildigi zaman özel bir madde çikararak kendini onarir. Ancak bu canlilik sürekli olarak bazi besinlerin (protitler kalsiyum fosfor ve D vitamini) saglanmasina ve bazi salgibezlerinin iyi çalismasina da baglidir.

Kemikler biçimlerine göre yassi kemikler (kürek kemigi kafatasi kemikleri) kisa kemikler (omurga) ve uzun kemikler (uyluk kemigi) diye çesitlere ayrilir. Uzun kemiklerde silindir biçiminde bir orta kanal bulunur ve bunun içinde sari ilik yer alir: bu çesit kemiklerin iki ucu hafifçe siskindir ve üzeri kikirdak adini verdigimiz sedef renginde bir maddeyle kaplidir. Uçlarda kirmizi ilik vardir.

Karmasik Bir Çati

Iskeleti özellikle ayakta durmaga elverisli olan insanda vücudun kemikten eksenine omurga denir. Omurga üst üste yerlesmis 33 kemikten meydana gelir omur denilen bu kemikler kikirdaktan yapilmis esnek disklerle birbirinden ayrilir. Omurga kuyruk ve sagri kemikleriyle kalça kemiklerinden olusan legene dayanir. Omurganin içinde beynin uzantisi olan omurilik vardir. Kafatasi baslica 8 kemikten meydana gelir. Bunlar yassi kemiklerdir ve birbirine simsiki kenetlenmistir. Basin yüz kisminda 13'ü kafatasina kaynamis 15 kemik bulunur.

Omurlardan baslayan 12 çift kaburga önde gögüs kemigine baglanarak gögüs kafesini olusturur. Kollar kürek ve köPage Rankingücük kemikleriyle omurgaya baglanir; bacaklarsa iki kalça kemigine baglidir. Bacak kemikleri (uyluk baldir ve kaval) ayak kemikleriyle son bulur ve el ile son bulan kol kemiklerinden (pazi önkol ve dirsek) daha saglam ve güçlüdür çünkü bacak kemikleri hem vücut agirligini tasir hem de yürümeyi saglar.

Hastaliklar ve Çarpikliklar

Kemiklerde mikroplu hastaliklar (kemik iltihabi kemik veremi) kötü beslenme ya da günes görmeme (rasitizm) yüzünden çarpilmalar olabilir. Omurga da bazen çarpilabilir: kamburluk v.b.

Eklemler

Kemiklerin eklem yerleri yapisik (kafatasi kemikleri) yari oynar (omurlar) veya oynar olabilir: böylece kol ve bacak eklemleri (dirsek diz) eklem sivisi denen yagli bir siviyla dolu ve kaygan bir kikirdakla kaplidir. Eklem kapsülü denen bir gömlek ve eklem baglan kemiklerin birbirinden ayrilmasini önler. Kapsül de eklem baglari da siddetli basinç altinda (burkulmalar ezikler) uzayabilir ve o zaman kemikler birbirinden ayrilabilir yerinden çikabilir; çikik yerlerindeki eklem sivisi da yayilabilir.



(Solda) Insan iskeleti. Öteki primatlardan farkli olarak insanda omurga diktir: vücudun çesitli yerlerindeki egimler ayakta dururken gerekli olan esnekligi ve dengeyi saglar.

(Sagda) Bir eklemin semasi: diz.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-Kasım-2009, 01:23   #10 (permalink)
Kullanıcı Profili
Kurmay Başkan
 
F@lsefe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Temmuz-2009
Üye No : 622
Mesajlar: 11.991
Konuları: 6373
İstatistikleri Seviye: 68 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 1017 / 1696
Güç: 3997 / 25629
Deneyim: 86%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 177084
İtibar Derecesi : F@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond reputeF@lsefe has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş : 8.305
Teşekkür Almış : 4.256
Tuttuğu Takım

Standart Cevap: Organlarimiz ve Görevleri A-Z

Kan ve Kalp




Atar ve toplardamarlardaki kan vücutta dolasir. Bu dolasim durmadan çalisan ve emmebasma bir tulumba ödevini gören kalp tarafindan düzenlenir. 65 kilo agirliginda bir insanin 5 litre (vücut agirliginin 1/13'ü kadar) kani vardir. Bu kirmizi ve yapiskan madde plazma adi verilen bir siviyla yuvarlar ve pulcuklar dedigimiz hareketli maddelerden meydana gelmistir.

Al ve Akyuvarlar

Alyuvarlar (eritrosit) küçücük yuvarlak disk görünümündedir (kanin her milimetre küpünde ortalama 5 milyon) içlerinde kana rengini veren kirmizi bir boya yani hemoglobin (yüzde 90) bulunur. Bu boya oksijen ya da karbondioksitin çok bulundugu ortamlardan bunlari almayi sonra gereken ortamlara salivermeyi saglar.

Akyuvarlar (lökosit) alyuvarlardan daha azdir (milimetreküpte 6000 ile 7000 arasinda); renksiz olan bu yuvarlarin biçimleri de degisik olabilir. Bunlar bir yandan ölmüs veya yipranmis hücreleri yok ederek öte yandan tehlikeli mikroplan «yiyerek» organizmanin «temizlenmesi» ve savunmasi isini üstlenmislerdir.

Pulcuklar (milimetreküpte 200000 ile 300000 arasinda) kanamalarin durdurulmasinda ve kanin pihtilasmasinda önemli rol oynar. Kan hücrelerini (yuvarlar ve pulcuklar) ilikte lenf dügümlerinde dalakta ve karacigerde bulunan özel bir doku üretir.

Plazma ve Lenf (Akkan)

Açik sari renkte olan plazmada su madensel tuzlar erimis gazlar sindirilmis besinler çok az miktarda etkin madde (hormonlar vitaminler) ve organlarin çalismasi sonucunda dogan artiklar bulunur. Kan onun araciligiyla besleme görevini yapar. Plazma serum denilen bir siviyla fibrinojenden olusur; fibrinojen pihtilasma aninda pihtiyi meydana getirir.

Derinin yüzeyi hafifçe siyrildiginda renksiz bir sivi ortaya çikar lenf ya da akkan denen budur (her insanda yaklasik olarak 15 litre). Lenf kilcal damarlarin çeperlerinden sizan plazma ve akyuvarlardan meydana gelir hücrelerin oksijen ve besin aldiklari ve artiklarini içine attiklari ortami olusturur. Lenf dügümleri akyuvarlarin olustugu yerdir ve mikroplara karsi bir savunma duvari ödevini görür.

Sonsuz Bir Dolasim

Kan dolasimi kalpten baslayan iki akimla olur. Temiz kan (bol oksijenli oldugu için rengi kirmizidir) aort atardamari yoluyla vücudun her yanina dagilir. Atardamarlar gittikçe incelen sayisiz dallara ayrilir en sonunda saç kadar ince kilcal damarlar haline gelir. Kan ile dokular arasindaki gaz ve besin alisverisi kilcal damarlar düzeyinde olur. Kan artiklarla ve karbondioksitle yüklenmis olarak (kirli kan) toplardamarlar yoluyla yeniden kalbe döner: buna büyük dolasim veya genel dolasim denir.



(Solda) Kalbin kesiti. Oksijen yüklü kan akciger toplar damarlariyla kalbe gelir; aort yoluyla organlara gönderilir ve ana toplardamarlar yoluyla geri döner.

(Sagda) Kan dolasimi semasi. Mavi renkle gösterilen damarlar araciligiyla kirli kan organlardan kalbe ve oradan akcigerlere gider. Kirmiziyla gösterilen damarlar ise temiz kani akcigerlerden kalbe götürür; kalp bu kani kilcal damarlara dogru pompalar.

Miyokard Enfarktüsü

Kalp atardamari veya kalbi besleyen dallarindan bir tanesi bir pihtiyla tikanacak olursa kalp kasi (miyokard) artik kan alamaz olur ve oksijensiz kalir; buna enfarktüs denir. Ciddi vakalarda cerrahî tedaviye yani açik kalp ameliyatlarina veya kalp nakline basvurulur. Profesör Barnard 3 Aralik 1967 günü Kap'ta ilk kalp naklini gerçeklestirmistir.

Kan Haftaliklari

Kansizlik (anemi) alyuvar sayisinin asiri azalmasiyla belirir. Gerçek kan kanseri olan lösemide akyuvarlar asiri çogalir. Kadinlardan geçen ve sadece erkeklerde görülen hemofili hastaliginda ise kan ya çok yavas pihtilasir ya hiç pihtilasmaz ve en küçük bir kanama bile çok agir sonuçlar yaratabilir.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
F@lsefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler: ,


Etiketler
gorevleri, organlarımız


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Biolojist Görevleri Fethi_721 Metin 2 Oyunu 0 05-Aralık-2009 17:41
Askeri Görevleri 3 CIHANGIR Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk 2 28-Ekim-2009 22:13
Askeri Görevleri CIHANGIR Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk 3 20-Ekim-2009 19:55
Askeri Görevleri 2 CIHANGIR Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk 2 20-Ekim-2009 19:53
Devletin Yurttas'a Görevleri zekeriya ergin Sözleri & Şiirleri 1 10-Ekim-2009 20:46


Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2