Go Back   AsilTürk - Yüreği Vatan Sevgisi İle Dolu Herkesin Buluşma Mekanı > Genel ve Güncel Haberler > AsilTürk Siyaset Meydanı
Kullanıcı Adınız
Şifreniz
Kayıt Ol Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Farkli Bir Ses, Farkli Bir Nefes / 24 Saat Kesintisiz Türk Müzigi


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
1980 Yılında Balgat Katliamı Olayları Hk.
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
130


Yeni Konu aç Cevapla
 
Bookmark and Share LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-Ekim-2011, 15:55   #1 (permalink)
Kullanıcı Profili
Üsteğmen
Avatar Yok
Kullanıcı Bilgileri
Üyelik tarihi: Mayıs-2009
Üye No : 360
Mesajlar: 664
Konuları: 654
İstatistikleri Seviye: 23 [â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�â� Bé-Yêu â�]
Aktiflik: 56 / 561
Güç: 221 / 4889
Deneyim: 47%
İtibar Puanları
İtibar Puanı : 16431
İtibar Derecesi : Şaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond reputeŞaban Dirik has a reputation beyond repute
Teşekkürleri
Teşekkür Etmiş :
Teşekkür Almış :
Tuttuğu Takım

Turkish 1980 Yılında Balgat Katliamı Olayları Hk.

Emin Pazarcı Abdullah Çatlı'nın gözaltına alınmasının ardından Emniyet Müdürüne telefon açıp müdürlüğü bombalamakla tehdit eden siyasetçiyi açıkladı.

1980 yılında Balgat Katliamı sanıklarından İsa Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu müthiş bir operasyonla Mamak Askeri Cezaevi'nden kaçırıldılar. Olay bütün Türkiye'de geniş yankı uyardırdı. Günlerce gazetelerin manşetlerini süsledi.

İsa Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu idam cezasına çarptırılmışlardı. Askeri cezaevinden kaçırılmasalardı ertesi gün idam dosyaları Meclis'te görüşülecekti. En önemlisi MHP iktidar ortağıydı. Dosya görüşülerken MHP'li milletvekilleri de el kaldırıp oy kullanacaklardı. Armağan ve Pehlivanoğlu'nun idamlarına 'evet' oyu vermeleri mümkün değildi. 'Hayır' oyu verdiklerinde ise CHP tarafından çok kötü sıkıştırılacaklardı. CHP'nin kamuoyuna vereceği mesaj çok öncesinden belliydi:

'İşte gördünüz. MHP katilleri koruyor. Çünkü bu katliamın arkasında MHP var. Balgat katliamının sorumlusu iktidardaki MHP'dir.'

İşte bu yüzden 'Askeri cezaevinden Ülkücü kaçırma Operasyonu'nun zamanlaması çok ilginçti. İsa Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu'nun kaçırılmaları iktidardaki MHP'yi ciddi bir sıkıntıdan kurtardı.

Olayın ertesi günü Alparslan Türkeş bütün Ülkücü yöneticileri Parti Genel Merkezi'nde topladı. Namık Kemal Zeybek Ramiz Ongun Türkmen Onur Muhsin Yazıcıoğlu ve diğerleri sıraya dizildiler.

Türkeş son derece yüksek sesle bağırmaya başladı:

- Kim yaptı bunu? Kim kaçırdı? Askeri cezaevi gibi bir yerden nasıl kaçabiliyorlar?

Ardından tek tek sormaya başladı:

- Senin bilgin var mı?

- Ya senin?

- Sen biliyor musun?

Hep 'hayır' cevabını aldı.

Türkeş karşısına dizilenlerden sadece birine herhangi bir soru yöneltmedi. O'nun yüzüne bile bakmadı. Aldığı cevapların ardından yine yüksek bir ses tonuyla 'Çıkın dışarı kaybolun' dedi.

Türkeş'in en belirgin özelliği önemli konularda muhatapları ile konuşarak değil yazarak iletişim kurmasıydı. Daha sonra bu kağıtları yakar ve imha ederdi. Bu defa gelenek bozulmuş çok farklı olmuştu. Son derece yüksek bir sesle bağırarak konuşmuştu. Belli ki bazı yerlere mesaj vermek istiyordu. Armağan ve Pehlivoğlu'nın kaçırılması ile kendilerinin bir ilgisinin bulunmadığını duyurmaya çalışıyordu. Herhalde çevrede bir dinleme cihazının bulunduğunu düşünüyor ya da biliyordu.

Aradan bir süre geçti...

Türkeş daha önce karşısına dizdiği isimlerden sadece 'Kim kaçırdı haberin var mı?' sorusunu yöneltmediği yöneticiyi tekrar çağırdı. Bu defa bağırmıyordu. Aksine son derece kısık bir ses tonuyla konuşuyordu:

- Oğlum sağlam yerdeler mi?

Aldığı cevapla rahatladı:

- Kaygılanmayın sağlam yerdeler.

Gerçekten de son derece sağlam bir yerdeydiler. Üstelik cezaevinden kaçırılan İsa Armağan ve Mustafa Pehlivanoğlu dışarı çıkar çıkmaz uyarılmışlardı. İkisine de sıkı sıkı tembih edilmişti:

- Sakın ola teşkilatlara gitmeyin.

İsa Armağan verilen talimata harfiyen uydu. Kendisine çizilen alanın dışına çıkmadı. Ülkücü teşkilatlarla ilişkisini tamamen kesti. Mustafa Pehlivanoğlu ise tersini yaptı. Bir süre gizlendikten sonra teşkilatlara gitmeye ve gezmeye başladı. Bunun üzerine yakalandı ve ardından idam edildi.

Pehlivanoğlu verilen talimatlara uymuş olsaydı O da İsa Armağan gibi hayatta kalacaktı.

'ANKARA'YI HAVAYA UÇURURUM'

Abdullah Çatlı 12 Eylül öncesinde Ülkü Ocakları'nın Genel Başkan Yardımcısıydı. Arkadaşlarıyla Sakarya'dan Ankara'ya gelirken gözaltına alındı.

Olay hemen Genel Merkez'e bildirildi. Ülkücü polisler vakit geçirmeden Ülkü Ocakları Genel Merkezi'ni uyardılar:

- Çatlı ve bazı arkadaşlar gözaltına alındılar.

Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu hemen telefona sarıldı. Ankara Emniyet Müdürü'nü aradı. Emniyet Müdürü bekletmeden telefona çıktı.

Yazıcıoğlu 'Neden böyle yaptınız?' dedi:

- Bizim arkadaşlarımızı niye Emniyet'e aldınız?

Müdür 'Haklarında ihbar var' cevabını verdi.

Yazıcıoğlu da 'Siz emniyet olarak niye bizim üzerimize geliyorsunuz?' diye tepki gösterdi:

- Bizimle uğraşmaya devam ederseniz biz de sizinle uğraşırız. Biz meşru bir derneğiz ve meşru platformda kalmak istiyoruz. Bizim ne terörle ne de anarşi ile ilgimiz var. Ama bizi mecbur ederseniz gereğini de yaparız. Şimdi bak bakalım bu gece Ankara'nın kaç yerinde patlama sesi duyacaksın! Hem de Ankara Emniyet Müdürlüğü de dahil olmak üzere!

Müdür 'Ne demek bu' dedi:

- Bizi tehdit mi ediyorsun?

Yazıcıoğlu da Mehmet Akif Ersoy'un dizelerini okudu:

- Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem/ Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem/ Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım/ Boğamazsın ki/ Hiç olmazsa yanımdan kovarım/ Ben ezelden beridir aşığım istiklale/ Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale/ Yumuşak başlı isem kim demiş uysal koyunum/ Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum/ Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim/ Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim/ Adam aldırma da geç git diyemem aldırırım/ Çiğnerim çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım.

Ardından da kestirip attı:

- Arkadaşlarımızın serbest bırakılmalarını bekliyorum. Sakın ola işkence ve kötü muamele yapmaya kalkmayın.

Aradan bir süre geçti...

Demirtepe Köprüsü'nün üzerinde bir bomba bulundu. Bomba emniyetin imha ekipleri tarafından patlamadan etkisiz hale getirildi.

Ardından da Abdullah Çatlı serbest bırakıldı.

.

ÜLKÜCÜLERDEN GÜÇ GÖSTERİSİ

Ülkü Ocakları hakkında Ali Batman'ın bir genelgesinden dolayı dava açıldı. Ali Batman da bunun üzerine tedbir olarak görevden ayrıldı. Ancak Batman'ın görevden ayrılması da herhangi bir işe yaramadı. Ülkü Ocakları hakkındaki 'kapatma davası' devam ederken hakim haber gönderdi:

- Derneğinizi kapatmak zorunda kalacağım. Tedbirinizi alın.

Ülkü Ocakları'nın bütün şube başkanları Ankara'da toplandı. Alel acele bir kongre yapıldı. Muhsin Yazıcıoğlu Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinden ayrıldı. Yerine Lütfü Şehsuvaroğlu getirildi. Ankara'ya çağrılan ocak yöneticilerinin eline de iki ayrı yazı verildi. Birinde Ülkü Ocakları'nın feshedildiği yazıyordu. Diğerinde ise Genel Başkanlığını Muhsin Yazıcıoğlu'nun yapacağı Ülkücü Gençlik Derneği'nin kuruluş yetkisi vardı.

Bütün ocak yöneticilerine gerekli talimat verildi:

- Yarın saat 16:00'da emniyete gidip Ülkü Ocakları Derneği'nin fesih yazılarını vereceksiniz. Saat 16:45'te de Ülkücü Gençlik Derneği'nin kuruluş yazısını aynı yere teslim edeceksiniz.

Bir günde Türkiye çapında 350 şube kapandı yerine 350 yeni şube açıldı. Ülkü Ocakları 45 dakika içinde Ülkücü Gençlik Derneği'ne dönüştürüldü. Bu büyük operasyonda hiç bir sıkıntı çekilmedi tek bir fire verilmedi. Adresler ve yöneticiler aynı kaldı. Ülkü Ocakları tabelaları indirilip yerine 'Ülkücü Gençlik Derneği' tabelaları asıldı. Yazıcıoğlu da odasını bile değiştirmeden Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkanı oldu.

Türkiye çapında büyük bir disiplin ve güç gösterisi yapıldı.

'BAŞKA YERLERLE İRTİBATLI ÜGD GENEL BAŞKANI'

1979 yılında Şefkat Çetin Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkanı seçildi. Bu seçim Alparslan Türkeş'in hiç hoşuna gitmemişti.

Türkeş Türkmen Onur ve Muhsin Yazıcıoğlu'nu yanına çağırdı. Yapılan seçime itiraz etti:

- Oğlum bunu nasıl yaparsınız! Şefkat Çetin'in başka yerlerle irtibatı var. O'nu derhal görevden alın.

Türkeş 'Başka yerlerden' acaba neyi kastediyordu? Bu bir türlü öğrenilemedi. Çünkü ne Türkmen Onur ne de Muhsin Yazıcıoğlu 'Başka yerler neresi?' sorusunu sormadılar. Sadece 'şekil tartışması' yapıldı.

Türkmen Onur sesini çıkartmadı. Muhsin Yazıcıoğlu ise 'Bir müddet bekleyelim Başbuğum' dedi:

- Şefkat Çetin'i yeni seçtik. Hemen görevden alırsak gençliğin morali bozulur sıkıntı çekeriz.

Türkeş'in verdiği talimat gecikmeli olarak yerine getirildi. Şefkat Çetin birkaç ay ÜGD Genel Başkanlığı'nda kaldıktan sonra görev değişikliği yapıldı.

Şefkat Çetin yıllar sonra çok önemli bir göreve getirildi. Devlet Bahçeli'nin Başbakan Yardımcılığı döneminde 'İkinci adamlık' koltuğuna oturdu. MHP Teşkilat Başkanlığı görevini yürüttü.

İlginçtir daha sonra Şefkat Çetin 57. Hükümet döneminde yaşanan pek çok sıkıntının sorumlusu olarak gösterildi. Teşkilat Başkanlığı görevinden ayrıldı. Bugün ise pek ortalıklarda görünmüyor.

30 ÖNEMLİ ADAM

Anarşi ve terör giderek yaygınlaşıyordu. Ülkücü kuruluşların sayısı ise her geçen gün daha da kabarıyordu. Sol terör 'Kurtarılmış bölgeler stratejisini' izliyor mahalle mahalle çatışmalar sürüyordu. Ülkücü Hareket içinde hem kontrolsuzluk artıyor hem de Türkeş'in sık sık tekrar ettiği 'Gönül Seferberliği' mesajı bir türlü anlaşılamıyordu.

1977 yılında bunlar yaşanırken Namık Kemal Zeybek Tarım Reformu Müsteşarlığı'nda Teftiş Kurulu Başkanıydı. Bir gün Türkeş kendisini çağırdı. Gençliğin eğitimsizliğinden söz etti buna bir çare bulunması gerektiğini söyledi. Türkeş Namık Kemal Zeybek'ten işinden ayrılmasını istedi:

- 30 kişilik bir kadro kurup bu gençleri siz eğiteceksiniz. Yanına istediğin isimleri al ama Ramiz Ongun ve Türkmen Onur'u özellikle tavsiye ederim. Önce arkadaşları eğitelim. Ardından da Türkiye'yi 9 bölgeye ayırın. Oralara dağılın. Bu 30 kişi işlerinden ayrılsınlar maaşlarını bizzat ben vereceğim.

Ardından Zeybek'e genel bir program çerçevesi çizdi:

- Ahmet Yesevi'yi anlatın. Alp-Eren tipini ülkücülere örnek gösterin. Türk tarihinin felaketler dönemini özellikle işleyin. Bunları işleyin ki Türk'ün bu duruma neden düştüğü ortaya çıksın.

Zeybek MHP ve Ülkücü kuruluşlar içinden en seçkin 30 isim belirledi. Hepsi işlerinden ayrıldı MHP Genel Merkezi'nde göreve başladı. Alparslan Türkeş bu 30 ismi 45 ay boyunca bizzat kendisi eğitti.

Anadolu'ya yayıldıklarında 'eğitimci' adını alacak olan bu 30 kişilik liste şu isimlerden oluşuyordu:

'Ramiz Ongun Türkmen Onur Muhsin Yazıcıoğlu Mehmet Şandır Himmet Kayhan Muhittin Çolak Rıza Müftüoğlu M. Ali Özgüven Abdullah Alay Abdullah Kılıç Hasan Sabri Erdem Sami Bal Ali Batman Musa Serdar Çelebi Hakkı Duran Lokman Abbasoğlu Şinasi Apaydın Yılma Durak Faik İçmeli Yılmaz Saka İbrahim Türedi Mehmet Göktolga Ahmet Güzel Hakkı Şafakses Nurettin Taşar Ömer Haluk Primoğlu Mustafa Öztürk Muammer Cindilli.'

1999 seçimlerinde MHP'den milletvekili olduktan sonra TBMM'de Bülent Ecevit'i sert bir dille eleştirdiği için ihraç edilen Ali Güngör de ilk listede bulunuyordu. Ancak Ali Güngör eğitimci olmadı. Daha sonra bu listeye yeni isimler eklendi kadro genişletildi.

Bu arada Namık Kemal Zeybek'e bağlı ikinci bir teşkilat daha kuruldu. 'Araştırma Merkezi' adı verilen bu kurumun başına Esat Güçhan getirildi. İlhan Kesici Avni Çarsancaklı ve İlhan Gülsüm de bu birimin araştırmacılarıydı.

İlk birkaç ay 'eğitimcilerin' aylıklarını bizzat Alparslan Türkeş verdi. Muhsin Yazıcıoğlu'nun aylığı ise sadece 2 ay işledi. Yazıcıoğlu 'Benim Sivas'tan param geliyor' diyerek verilen maaşı geri çevirdi.

EĞİTİMCİLİKTEN KONTROLÖRLÜĞE

Ardından Birinci MC Hükümeti kuruldu. MHP iktidar ortağı oldu. Gümrük ve Tekel Bakanlığı'na milletvekili olmamasına rağmen dışarıdan yapılan bir atama ile Gün Sazak getirildi. Gün Sazak ise Namık Kemal Zeybek'i müsteşar olarak atadı. Bunun üzerine bütün eğitimcilerin Gümrük Bakanlığı'nda 'kontrolör' olmaları kararlaştırıldı. Bir yandan Ülkücü gençleri yetiştirecekler diğer taraftan gümrüklerdeki kaçakçılık ve rüşvet olayları ile mücadele edeceklerdi. Operasyon yapıldı 'eğitimciler' aylıklarını bakanlıktan almaya başladılar.

İk başta 'siyasi bir operasyon' gibi görünen bu karar beraberinde başarıyı da getirdi. MHP döneminde gümrüklerdeki rüşvet ve kaçakçılık bıçak gibi kesildi. O dönemde sol kesim de Gün Sazak'ın hakkını teslim etti. Daha sonra siyasi bir cinayete kurban giden Milliyet Gazetesi'nin Başyazarı Abdi İpekçi MHP'ye karşıydı ancak Gün Sazak'ı açıktan destekliyordu. 1978'de CHP İktidarı döneminde Tuncay Mataracı Gümrük ve Tekel Bakanı oldu. Gümrüklerde rüşvet ve yolsuzluk alabildiğine yayıldı. İşte o günlerde 'aşırı solcu' olarak tanınan CHP İzmir Milletvekili Süleyman Genç Bütçe görüşmeleri sırasında Meclis'de şu konuşmayı yaptı:

- Ben MHP'nin idieolojisine karşıyım. Ancak bir hakkı teslim etmek lazım ki fikrini ve zikrini beğenmediğimiz MHP döneminde gümrüklerde rüşvet ve kaçakçılık son buldu.

Sülmeyman Genç bu konuşmayı kendi partisinden bakan olan CHP'li Tuncay Mataracı'yı eleştirmek için yapıyordu. Çünkü Mataracı döneminde gümrüklerdeki kaçakçılık ve rüşvet dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Mataracı bu yüzden Yüce Divan'da yargılandı ve ceza aldı. MHP'li Gün Sazak ise 27 Mayıs 1980 günü Dev Sol tarafından öldürüldü. Ancak taşeron bir örgüt olan Dev-Sol'un arkasında kaçakçılık şebekeleri vardı.
__________________
Dikkat !!! Kopyala Yapıştır Özelliğini Sadece Üyelerimiz Kullanabilir. Üyelik Ücretsizdir.. Ayrıca Üyelerimiz Forumdan Tamamen Reklamsız ve çok daha hızlı şekilde yararlanabilir.
Şaban Dirik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla
Etiketler: , , , ,


Etiketler
1980, balgat, katliami, katliamı, olaylari, olayları, yilinda, yılında


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2